Arkadaşımın İtirafıyla Bağlandığım Gece
Arkadaşım 30 yaşındaki Nikolai, 28 yaşındaki İrem'i itirafıyla bağlayıp sertçe sikerek hakim-köle gecesi yaşattı.
İrem, yirmi sekiz yaşında, uzun zamandır tanıdığı otuz yaşındaki yakın arkadaşı Nikolai’nin evinde oturuyordu. Yıllardır aralarında gezinen o flörtöz gerilim, bu akşam nihayet boğulacakmış gibi hissettiriyordu. Salonun loş ışığında kadehleri yavaş yavaş boşalırken ikisi de ayıktı, net ve istekliydi; hiçbir şey bulandırmıyordu kafalarını. Nikolai bir süre sessiz kaldıktan sonra öne doğru eğildi, bakışlarını İrem’inkilere kilitledi.
“Yıllardır bunu bastırıyorum,” dedi sesi boğuk. “Seni bağlamak istiyorum, İrem. Hakim olmak, seni istediğim gibi kullanmak. Bedenini ip ve emirle şekillendirmek… Karşılıklı bir şey bu, biliyorum. Sen de istiyorsun.”
İrem’in kalbi göğsünde şiddetle çarptı. Yıllarca gece yatağında parmaklarını kaydırırken hayal ettiği tam da buydu: Nikolai’nin sert elleri, emirleri, o baskın duruşu. Yutkundu, bacaklarını birbirine sıktı ve açıkça kabul etti.
“Evet… Ben de. Çoktandır. Beni istediğin gibi kullan.” Sözleri titrek ama netti. Rızası odanın içinde duruyordu, tereddütsüz.
Sohbet bir anda alev aldı. Nikolai ayağa kalktı, yanına geldi, parmaklarını nazik ama kararlı biçimde boynuna doladı, hafifçe sıktı. Nefesi kulağına değdi.
“Artık benimsin.”
İrem’in amı anında ıslandı; külotunun kumaşı yapıştı, bacakları titredi. İçinden geçen her düşünce aynı yöne akıyordu: teslim olmak, onun altında ezilmek. Nikolai elini boynundan çekti, parmak uçlarıyla çenesini kaldırdı.
“Yatak odasına. Şimdi.”
İkisi de ayık, istekli, adımları aceleciydi. Kapıyı arkasından kapatan Nikolai, İrem’i duvara yasladı ve bluzunu yakasından tutup yırtarcasına indirdi. Düğmeler savruldu. Sütyenini de aynı hiddetle açtı; memeleri serbest kaldı, uçları çoktan sertleşmişti. Etek ve külot bir çırpıda indi. İrem çıplak kaldığında dizlerinin üzerine çöktü, bakışlarını yukarı çevirdi, sesi yalvarır gibi çıktı.
“Lütfen bağla beni. İplerinle… Efendim.”
Nikolai’nin sikinin kumaşın altında sertleştiğini gördü. Adam dolaptan kırmızı ipleri ve topuz tıkacı çıkardı; elleri deneyimli, sakindi. İrem’i yatağa yüzüstü yatırdı. Bileklerini sırtının gerisinde sıkıca bağladı, düğümler tenini ısırmadan ama kaçışı imkânsız kılacak kadar gergindi. Ayak bileklerini de ayırıp yatağın ayakucuna sabitledi. Bacakları açık, kıçı havada, tamamen savunmasızdı. Nikolai tıkacı ağzına soktu, kayışını ensesinde bağladı. İrem’in salyası tıkacın kenarından sızmaya başladı; iniltileri boğuklaştı.
“Güzel kölem,” diye mırıldandı Nikolai, avucunu kıçına indirirken. İlk tokat keskin bir şapırtıyla çınladı. İrem sarsıldı. İkinci, üçüncü… Kırmızı ipler bileklerini yakarken kıçı giderek kızardı, yandı, sızladı. Her darbede amı daha çok sızdırıyor, clitorisi yatak çarşafına sürtünüyordu. Nikolai duraksamadan tokatlamaya devam etti ta ki her iki yarım küre de ateş gibi kızarana kadar.
“Senin amın sızıyor. Utanmadan ıslanıyorsun.”
Tıkacı çıkarmadan saçından tutup kafasını kaldırdı, kendi pantolonunu indirdi. Kalın, damarlı siki fırladı; başı çoktan parlıyordu. İrem’in tıkacını çözdü, tükürüklü dudaklarını araladı ve sikini ağzına soktu. Boğazına kadar itti. İrem gözleri dolu, salyası akarak emdi, diliyle altını yaladı. Nikolai kalçalarını ileri geri sallayarak onu yüzünü sikiyor, boğuk “al hepsini” fısıltılarıyla dolduruyordu. İrem boğulur gibi olurken bile istemeye istemeye boğazını açtı; yutkunma refleksi sikinin üzerinde sıkışıyordu.
Sonra onu bırakıp arkaya geçti. Domalmış pozisyonda, bağlı bilekler ve açık bacaklarla amı tamamen görünürdü. Nikolai sikinin ucunu ıslak dudaklara sürttü, bir anda köküne kadar gömdü. İrem’in çığlığı yastığa gömüldü. Sert, ritmik darbelerle amını dövüyordu; her girişte yumurtalıkları çarpıyor, her çıkışta dudakları onu emiyormuş gibi kapanıyordu. “Daha sert efendim,” diye bakırdı İrem, sesi kırık. “Kirlet beni… Lütfen, kullan beni.”
Nikolai hızlandı. Bir eliyle saçını yakaladı, diğer eliyle kıçını tekrar tokatladı. İrem’in ilk orgazmı ani geldi; amı ritmik kasılmalarla sikinin etrafını sıktı, bacakları titredi, bağlar gerildi. Nikolai durmadı. Hâlâ sertken sikini amından çekti, tükürüğünü ve am sularını göt deliğine sürdü, parmağıyla yavaşça açtı. İrem nefes nefese “evet… oraya da” diye inledi. Kalın baş, daracık halkayı zorlayarak girdi. İrem’in iniltisi acı ve zevkin karışımıydı; Nikolai santim santim ilerledi, ta ki kalçaları kıçına yapışana kadar.
“Ne kadar darsın. Köle götün beni yutuyor.”
Sonra sertçe sikmeye başladı. Her darbe İrem’i yatağa gömüyor, ipler bileklerini ve ayaklarını yakıyordu. Nikolai arada çıkarıp tekrar amına dalıyor, sonra yine götüne gömüyordu; sırayla, acımasızca, ıslak sesler odada çınlıyordu. İrem ikinci, üçüncü orgazmını bağırarak yaşadı; “Daha sert efendim, kirlet beni, doldur beni” diye yalvarırken tükürük ve gözyaşı yanaklarından süzülüyordu. Nikolai sonunda götünün içinde derinlere kadar dayandı, kalın sikini kasılmalara karşı tuttu ve sıcak boşalmasını içeri boşalttı. İrem’in son bir sarsıntısı daha oldu; amı boşken bile seğiriyor, her kasıntı hâlâ bağlı bedenini titretiyordu.
Nikolai nefes nefese sikini çekti. Kırmızı ipleri yavaş yavaş çözdü; bileklerde ve ayak bileklerinde izler kalmıştı. Tıkacı çoktan çıkmıştı. İrem’i yavaşça kucağına aldı, terli bedenini göğsüne yasladı ve uzun, derin bir öpücükle dudaklarını buldu. Dilini ağzına soktu, tuzlu teri ve kendi tadını paylaştılar. İkisi de ter içinde, memnun, kalpleri hâlâ hızlı atıyordu.
“Banyo,” dedi Nikolai kısaca. Kollarının arasında kaldırırcasına götürdü. Duşun sıcak suyu açıldığında buhar camı kapladı. İrem titreyen bacaklarıyla ayakta durmaya çalışırken Nikolai onu göğsüne çekti, sabunu avuçlarına alıp memelerini, karnını, hâlâ yanan kıçını ve bacaklarının arasını yavaşça temizlemeye başladı. Parmakları amının şişmiş dudaklarından geçerken İrem inledi, alnını onun omzuna dayadı.
Sıcak su kabarcıklar halinde vücutlarından kayarken İrem elini aşağı indirdi, Nikolai’nin henüz tamamen yumuşamamış sikini avuçladı, nazikçe sıktı. Bakışları yukarı kaydı; gözlerinde hâlâ o teslimiyet ve yeni uyanan bir açlık vardı. Su saçlarını yapıştırırken fısıldadı, sesi duşun uğultusuna karıştı:
“Efendim… bu gece bitmesin. İplerini tekrar isterim. Daha fazlasını… beni yine bağla, bu sefer daha uzun. Seni hâlâ içimde hissediyorum ve—”
Nikolai’nin parmakları onun çenesini tuttu, başparmağı alt dudağına bastı. Gözleri karanlıktı, henüz doymamış bir vaat taşıyordu. Sıcak su ikisinin de teninden süzülürken İrem’in bileklerindeki ip izleri kızarmış halde duruyor, odanın kalanı ve gecenin devamı kapı aralığından içeri sızan serin havayla bekliyordu.
Nikolai’nin başparmağı İrem’in alt dudağına bastığında, duşun sıcak suyu ikisinin omuzlarından kayıyordu. Buhar göğüslerini, kıllarını, hâlâ kızarmış kıç yanıklarını yumuşatıyordu ama İrem’in içindeki açlık dinmemişti. Yirmi sekiz yaşındaki bedeni, otuz yaşındaki adamın avuçları altında titriyordu; bileklerindeki ip izleri kızıl halkalar gibi duruyor, her damla su o izleri daha da belirgin kılıyordu.
“Hâlâ açsın,” dedi Nikolai boğuk bir sesle. “Kölelik bitmedi, değil mi?”
İrem başını salladı, suyu yutkundu. “Bitmedi, efendim. Daha sıkı istiyorum. Daha uzun. Seni hâlâ götümde hissediyorum… o sıcaklığı… lütfen.”
Nikolai sabunu bir kenara bıraktı, vanayı kapattı. Suları silmeden İrem’i kucağına aldı; ıslak ten tenine yapıştı, memelerinin uçları onun göğsüne sürtündü. Yatak odasına götürürken her adımda İrem’in bacakları açılıyor, amı hâlâ sızdırıyordu. Çarşaflar dağınıktı, kırmızı ipler yerde yığılı duruyordu. Nikolai onu yatağın kenarına oturttu, kendi hâlâ yarı sert sikini avuçladı, birkaç kez sıvazladı.
“Ellerini öne uzat. Bu sefer göğsünün üzerinde bağlayacağım. Göğüslerini sıkacağım, nefesin daralacak. Sonra ayaklarını da… ama ayrı ayrı. İstediğin gibi açılacaksın.”
İrem ellerini uzattı. Gözleri parlıyordu; yıllardır hayal ettiği o teslimiyet şimdi teninde yanıyordu. Nikolai ipleri aldı, bileklerini çapraz bağladı, sonra ipi göğüslerinin altından ve üstünden doladı. Her düğümde memeleri yukarı doğru itildi, uçları morarmaya yüz tuttu, kan aktı. İrem inledi; sıkılık acı veriyordu ama amı anında tekrar ıslandı, uyluklarının içine aktı.
“Nefes al,” emretti Nikolai. “Derin. Ben izin verene kadar konuşma. Sadece inle.”
Ayak bileklerini de bağladı; birini yatağın başucundaki demire, diğerini ayakucuna sabitledi. Bacaklar geniş açılmıştı, amı ve hâlâ aralık göt deliği tamamen sergileniyordu. Nikolai dizlerinin üzerine çöktü, dilini amına bastırdı. Islak, şiş dudakları yaladı, clitorisini emdi, dilini içeri soktu. İrem bağların altında kıvrandı; göğüsleri gergin iplerle zıpladı, boğuk iniltiler boğazından koptu. Nikolai parmaklarını da ekledi—iki, sonra üç—amını gererek açtı, eklemlerine kadar gömdü, “gel” diye mırıldanmadan sadece yaladı ve emdi.
İrem’in ilk orgazmı bu sefer yavaş geldi; karın kasları kasıldı, amı parmaklarını emdi, bacakları titredi ama ipler onu yerinde tuttu. Sular fışkırırken Nikolai çekilmedi, dilini clitorisine bastırmaya devam etti ta ki İrem gözleri dolu, salyası yanaklarından süzülene kadar. Sonra ayağa kalktı, sikini İrem’in yüzüne sürttü. Kalın baş dudaklarına değdi, tükürükle kayganlaştı.
“Ağzını aç. Dişlerini gösterme.”
İrem itaat etti. Nikolai sikini boğazına kadar itti, kalçalarını ileri geri salladı. Her darbeyde İrem’in burnu kasıklarına değiyor, salya çenesinden göğüslerine akıyordu. Göğüs bağları nefesini kısıyor, her yutkunuşta boğazı sikin etrafında sıkılıyordu. Nikolai saçını yakaladı, ritmi sertleştirdi. “Al. Daha derine. Köle ağzın benim.”
İrem boğulur gibi oldu ama istemediği bir an bile yoktu; gözleri yaşarıyor, amı boş boş kasılıyor, göt deliği hâlâ onun menisini sızdırıyordu. Nikolai aniden çekti, tükürük iplikleri koptu. İrem’i yan yatırdı—bağlar izin verdiği kadar—ve arkadan amına girdi. Köküne kadar, tek darbede. Islak ses odada patladı. Elleriyle bağlı göğüslerini sıktı, uçlarını çimdikledi, aynı anda kalçalarını tokatladı. Her şapırtıda İrem’in amı daha çok sıkıldı.
“Daha sert… efendim… lütfen kirlet,” diye fısıldayabildi nihayet, nefes nefese.
Nikolai hızlandı. Bir elini boynuna götürdü, hafifçe sıktı—nefesini kontrol ederek, izin vererek. Diğer eliyle clitorisini ovuşturdu. İrem ikinci orgazmında bağırdı; amı ritmik dalgalarla sikini sağdı, bacakları demirlere gerildi, ipler tenini yaktı. Nikolai amından çıktı, götüne kaydı. Hâlâ kaygan olan delik onu yuttu; kalın damarlı sik santim santim ilerledi, ta ki yumurtalıkları kıç yanıklarına çarpana kadar.
“Ne kadar gergin kalmışsın. Gece boyu bu götü kullanacağım.”
Sert, acımasız darbeler başladı. Her girişte İrem yatağa gömülüyor, göğüs bağları nefesini kesiyor, memeleri morarıyordu. Nikolai arada çıkarıp amına dalıyor, üç-dört sert vuruştan sonra yine götüne gömüyordu. Islak, şapırtılı sesler, İrem’in boğuk yalvarışları, “doldur beni, efendim, içime boşal, her deliğime” diye kesilen cümleler odanın loşluğunu doldurdu. Üçüncü orgazmında İrem neredeyse bayılacak gibi oldu; gözleri geriledi, amı ve götü aynı anda kasıldı, tükürük ve gözyaşı yastığı ıslattı.
Nikolai o an götünün derinliklerinde dayandı, kalın sikini tuttu ve sıcak, yoğun boşalmasını tekrar içeri boşalttı. Her kasıntıda daha fazla meni fışkırdı; İrem’in karın altı seğirdi, son bir sarsıntı daha geldi. Nikolai birkaç saniye öyle kaldı, nefes nefese, sonra yavaşça çekti. Meni göt deliğinden aktı, uyluklara indi.
İpleri çözmeye başladı—önce ayaklar, sonra göğüs bağı, en son bilekler. Kızıl izler, hafif morarmalar belirdi. İrem’i kucağına çekti, terli ve titrek bedenini sardı. Dudaklarını öptü, dilini yavaşça gezdirdi, tuzlu tadı paylaştı. Elleri yanan kıçını okşadı, amının şiş dudaklarını nazikçe sıvazladı.
“Susadın mı, kölem?” diye fısıldadı.
İrem başını omzuna yasladı, sesi kısık ama netti. “Susadım… ama daha çok sana. İplerin çıkınca bile hâlâ bağlı hissediyorum kendimi. Bu gece… sabaha kadar bitmesin istedim ve bitmedi. Sen…”
Nikolai çenesini kaldırdı, göz göze geldi. Başparmağı yine dudağına değdi, bu sefer daha yumuşak. Dışarıda şafak sökmeye başlamıştı; perde aralığından soluk bir ışık süzülüyordu. İrem’in bacakları hâlâ aralıktı, içinden sızanlar çarşafa işliyordu. Nikolai’nin siki yavaş yavaş yeniden sertleşmeye başlamıştı, İrem’in uyluğuna değiyordu.
İrem elini uzattı, o sertliği avuçladı, nazikçe sıvazladı. Bakışları kararlıydı, açlık dinmemişti. Sesini alçaltarak, neredeyse bir itiraf gibi fısıldadı:
“Efendim… sabah oldu ama ben hâlâ senin kölenim. Bu izler geçene kadar, hatta geçtikten sonra da… beni yine bağlar mısın, bu sefer gün boyu, herkesin bilmediği o gizli odanda, sadece senin emirlerinle mi yaşatır mısın beni?”
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories