Written by AIEvery story here is written by an AI. Tell it what you want and it writes it for you →
Ask the writer →

Sıcak Suda Arkadaşımın İplerine Teslim Olmak

28 yaşındaki iş kadını Yvonne, arkadaşının jakuzisinde ıslak iplerle bağlanıp sertçe kullanıldı.

8 min read October 12, 2026New

Yvonne, 28 yaşındaki başarılı iş kadını, Warrick’in lüks dairesinin kapısını çaldığında kalbi boğazında atıyordu. Otuz yaşındaki egemen mimar arkadaşı onu jakuziye davet etmişti ve ikisi de bunun masum bir akşam olmayacağını çok iyi biliyordu. Üniversite yıllarında başlayan o flörtöz muhabbetler yıllardır devam etmişti. Warrick’in gecenin bir yarısı attığı “Seni bağlayıp kullanmak istiyorum, ıslak amını iplerle sarıp saatlerce sikmek istiyorum” mesajları Yvonne’un telefonunu her açtığında bacaklarını birbirine bastırmasına neden oluyordu. O da istiyordu. Hem de deli gibi. Kontrolü elinde tutan güçlü kadın imajının altında, birinin onu tamamen teslim almasını, iplerle bağlayıp sertçe kullanmasını hayal eden fahişe bir yanı vardı. Bu davet geldiğinde tereddüt etmeden “Geliyorum” yazmıştı.

Kapı açıldığında Warrick karşısındaydı. Uzun boylu, geniş omuzlu, bakışları her zaman emredici olan adam, siyah bir tişört ve eşofman altı giymişti. Gülümsemesi yavaş ve tehlikeliydi. “Geç içeri Yvonne. Seni bekliyordum.” Sesi kalın, tok ve biraz da alaycıydı. Yvonne içeri adım attı, topuklu ayakkabılarını çıkardı. Dairesi gerçekten muhteşemdi; büyük camlardan şehir ışıkları görünüyordu ve terasa açılan jakuzi buharlı bir davet gibi parlıyordu.

Birkaç dakika havadan sudan konuştular ama ikisi de o ağır cinsel gerilimi hissedebiliyordu. Warrick ona jakuziyi gösterdi. “Sıcak su hazır. Soyun. Hiçbir şey giyme.” Yvonne’un nefesi kesildi. Adamın direktifi hiç gizlenmiyordu. Yvonne elbisesinin fermuarını indirdi. Kumaş yere düştü. Dolgun, ağır memeleri özgür kaldı, pembe uçları çoktan sertleşmişti. Düz karnı, pürüzsüz traşlı amı ve kalçalarının kıvrımları sıcak ışıkta parlıyordu. Warrick onu izlerken boxer’ını indirdi. Kalın, damarlı yarağı yarı sert halde bacaklarının arasında sallanıyordu. Yvonne yutkundu. O yarağı yıllardır düşünüyordu.

Jakuziye girdiler. Sıcak su tenlerini yaladı, kabarcıklar kalçalarının altından yükseliyordu. Yvonne bir an gözlerini kapattı. Su o kadar sıcaktı ki amının dudaklarını adeta okşuyordu. Warrick tam karşısına oturdu, bacakları onunkilere değiyordu. Önce sessizlik oldu. Sadece suyun fokurtusu ve ikisinin ağır nefesleri duyuluyordu. Sonra Warrick konuşmaya başladı, sesi giderek alçak ve iğrenç bir tona büründü.

“Üniversiteden beri seni bağlamak istiyordum biliyorsun değil mi? O dar eteklerini giydiğinde, derslerde bacak bacak üstüne attığında, aklımdan geçirirdim… Bileklerini arkadan bağlayıp o güzel ağzına boşalmayı.” Yvonne hafifçe güldü ama gülüşü titrekti. Sıcak suyun içinde memeleri suyun yüzeyinde yüzüyor, uçları sert ve hassastı. Warrick devam etti: “Şimdi ise çok daha fazlasını istiyorum. Seni bu suda, ıslak iplerle bağlayıp o dar amını ve o sıkı göt deliğini kullanmak istiyorum. Sen benim ıslak orospumsun Yvonne. Suyun içinde amından sızan o suları hissedebiliyorum.”

Kelimeler doğrudan Yvonne’un amına iniyordu. Klitorisi zonkluyordu. Sıcak suyun içinde parmaklarını bacağına bastırdı, kendini tutmaya çalışıyordu. İçinden tekrar tekrar aynı cümle geçiyordu: Nihayet… Yıllardır bunu bekliyordum. Beni kullanmasını, iplerle hareketsiz bırakıp sikmesini istiyorum. Warrick’in gözleri onun memelerine, sonra suyun altında kalan amına kayıyordu. Yarağı artık tamamen sertti, suyun içinde dimdik duruyordu.

“Bak nasıl da sertleşti yarağım seni duyunca,” dedi Warrick alaycı bir sesle. “Sen de azgınsın değil mi? O iş kadını kılıfının altında pis bir orospu var. Söyle bana. Amın suyun içinde nasıl sulanıyor benim için?”

Yvonne dudaklarını ısırdı. Yanakları kızarmıştı ama utançtan değil, arzusundan. “Evet… ıslakım Warrick. Sen ‘ıslak orospum’ deyince amım kasılıyor. Yıllardır o mesajlarını okuyup parmakladım kendimi. Senin beni bağlayıp sertçe becermeni hayal ettim.”

Sohbet artık tamamen iğrençti. Warrick sudan bir elini çıkardı, Yvonne’un memesini avuçladı, başparmağıyla sert ucunu sıktı. Yvonne inledi. Su sıçradı etraflarına. “O zaman neden bu kadar bekledik?” diye sordu Warrick. “Ben seni ilk mesajı attığım günden beri bağlamak istiyorum. Seni jakuzinin kenarına yaslayıp, kollarını arkadan iplerle sarıp, o kalın yarağımı boğazına sokmak istiyorum. Sonra da amını ve götünü sırayla doldurmak. Seni kullanmak, boşalttıktan sonra da bırakmamak istiyorum.”

Yvonne’un gözleri buğulandı. Sıcak su bedenini eritiyordu. Memeleri Warrick’in ellerinde yoğrulurken, bacakları kendiliğinden açıldı. “Yap hadi,” dedi gülerek. Sesinde hem meydan okuma hem de teslimiyet vardı. “Yap hadi Warrick. Beni bağla. Göster o iplerini. Ben hazırım.”

Warrick bir an durdu, sonra sudan çıktı. Vücudundan sular akıyordu. Kaslı göğsü, sert karın kasları ve dimdik yarağı neon ışıkların altında parlıyordu. Jakuzinin kenarındaki küçük bir sandıktan siyah, parlak, özel olarak su için tasarlanmış ipleri çıkardı. İpler kalın ve yumuşaktı ama kopmayacak kadar sağlamdı. Warrick onları elinde tutarken Yvonne’a baktı. “Gerçekten istiyor musun? Bir kez başladı mı durmayacağım. Seni bu gece tamamen benim yapacağım.”

Yvonne jakuzinin içinde doğruldu. Su beline kadar iniyordu. Dolgun memeleri ıslak ve ağırdı, meme uçları kıpkırmızı ve sertti. Kollarını yavaşça öne uzattı, bileklerini birleştirerek Warrick’e sundu. Gözlerinde hem korku hem de büyük bir arzu vardı. “İstiyorum. İkimiz de uzun zamandır istiyoruz bunu. O mesajlar, o geceler… Hepsi bunun içindi. Senin egemenliğini hissetmek istiyorum. Beni ıslak orospun yap. Bağla beni Warrick. Lütfen.”

Warrick yaklaştı. Ipın ilk halkasını Yvonne’un bileklerine geçirdi. Islak tenine değen ip soğuk ve yabancıydı ama aynı zamanda inanılmaz derecede tahrik edici. Warrick ipi sıkılaştırırken Yvonne’un nefesi hızlandı. İpin tenine gömülüşünü, bileklerini hareketsiz kılışını hissetti. Warrick’in yarağı tam göz hizasında, ağır ve damarlı bir şekilde sallanıyordu. Yvonne içinden geçirdi: Şimdi başlıyor. Beni bağlayacak, sonra kullanacak. Amım onun için yanıyor.

Warrick ipin ikinci turunu attı, düğümü ustaca bağladı. “Bak nasıl da güzel duruyor ıslak teninde. Kolların arkaya gidecek sonra. Seni jakuzinin kenarına yaslayacağım, bacaklarını da açıp bağlayacağım. O zaman hiç kaçışın olmayacak orospum.” Sesinde zafer ve açlık vardı.

Yvonne’un kalbi deli gibi çarpıyordu. Sıcak su hâlâ bacaklarının arasından akıyor, klitorisini okşuyordu. Bileklerindeki ip gerildikçe amından yeni bir sıcaklık yayılıyordu. Warrick’in kaslı vücudu önünde, elinde kalan iplerle ne yapacağını düşünürken Yvonne’un ağzı kurudu. Daha fazla bağlanmak istiyordu. Daha sert kullanılmak istiyordu. Ama Warrick durdu, ipin ucunu elinde tutarak ona baktı. Gözlerinde bir sonraki adımın vaadi vardı.

Henüz bitmemişti. Gece yeni başlıyordu ve Yvonne, bilekleri bağlı halde jakuzinin sıcak suyunda, Warrick’in bir sonraki hareketini beklerken, teslimiyetin o tatlı, kirli heyecanını tüm bedeniyle hissediyordu. Kalın yarak önünde zonkluyor, ıslak ipler bileklerini sarıyor ve ikisi de biliyordu ki bu sadece başlangıçtı.

Warrick ipin ucunu parmakları arasında çevirerek Yvonne’un arkasına geçti. Jakuzinin sıcak suyu bel hizasında fokurduyor, kadının ıslak tenini okşarken bileklerindeki ilk düğümlerin soğuk baskısını daha da belirgin kılıyordu. Yvonne’un kollarını nazikçe ama hiç tereddüt etmeden arkaya doğru çekti, ıslak iplerle bileklerini birbirine bastırarak sırtının ortasına yasladı. İp tenine gömüldükçe, suyun ıslattığı kumaş gibi yumuşak ama çelik gibi sağlam halkalar oluşturuyordu. Warrick üç tur daha sardı, her seferinde daha sıkı çekti. Yvonne’un omuzları gerildi, göğüsleri öne doğru fırladı, ağır ve ıslak memeleri suyun yüzeyinde sallandı.

“Çok güzel duruyor,” diye mırıldandı Warrick, sesi kalın ve açgözlü. “Islak iplerin tenine nasıl gömüldüğünü izlemek... Bileklerin kıpkırmızı oldu bile. Kaçışın yok artık.” Yvonne’un kalbi deli gibi çarpıyordu. İçinden geçen tek düşünce şuydu: Nihayet tamamen onun oldum. Bu ipler beni hareketsiz bırakırken amım neden bu kadar zonkluyor? Warrick sandıktan siyah deri bir tasma çıkardı. Metal tokayı Yvonne’un boynuna geçirirken parmakları ensesinde gezindi, tokayı tık diye kapattı. Tasma tam oturmuştu; ne çok sıkı ne gevşek. Zincir halkası göğüslerinin arasında sallanıyordu.

“Şimdi diz çök,” dedi Warrick emreden bir sesle. Yvonne suda yavaşça dizlerinin üzerine çöktü. Bağlı bilekleri sırtında acı verecek kadar geriliyordu, su göğüslerine kadar yükseliyordu. Warrick jakuzinin kenarına yaslandı, kalın yarağı Yvonne’un dudaklarının tam önünde dikildi. Damarları suyun altında bile belirgindi, başı morumsu ve ıslaktı. “Ağzını aç. Boğazına kadar alacağım seni.” Yvonne dudaklarını araladı, dili dışarı çıktı. Warrick bir avuç saçı kavradı ve yarağını sertçe içeri itti. Yvonne’un ağzı gerildi, dudakları yarağın kalınlığı etrafında gerildi. Warrick kalçasını ileri geri oynatmaya başladı, her seferinde daha derine, boğazına kadar sokuyordu.

“İyi kız... Üniversiteden beri bu ağzı sikmeyi hayal ediyordum. Bak nasıl da sulanıyorsun, orospum.” Yvonne’un gözleri yaşardı ama zevkten inliyordu. Yarağın tadı, damarlarının dili üzerindeki baskısı, boğazına her vuruşunda çıkan ıslak şapırtı sesi aklını başından alıyordu. Daha sert... Beni ağzımla da kullan, Warrick. Ben senin ıslak fahişenim, diye düşünüyordu. Warrick ritmi hızlandırdı, kalçasını Yvonne’un yüzüne çarpıyor, yarağı boğazının derinliklerine girip çıkıyordu. Tasma boynunda her hareketle geriliyor, teslimiyetini hatırlatıyordu. Yvonne’un amı suda kasılıyor, klitorisi kabarcıkların arasında zonkluyordu. Warrick sonunda yarağını çıkardı, Yvonne öksürerek nefes alırken salyası çenesinden süzülüyordu.

Warrick onu suda çevirdi, jakuzinin kenarına yasladı. Yvonne’un göğüsleri seramik kenara bastırılıyor, bağlı kolları sırtında acıyan bir düğüm halindeydi. Warrick arkasından kalçalarını kavradı, ıslak etine sert bir tokat attı. Şap! Ses jakuzide yankılandı. “Bak şu kalçalara... Kırmızı oldu bile.” İkinci tokat daha sertti. Yvonne inledi, sesi titrek ve arzu doluydu. “Daha sert vur... Lütfen.” Warrick güldü, alaycı ve egemen. “Ne kadar da heveslisin. İş kadını Yvonne yok oldu, yerine sadece sikilmek isteyen bir kaltağı kaldı.”

Yarağını Yvonne’un am dudaklarına dayadı ve tek hamlede köküne kadar gömdü. Sıcak suyun içinde giriş kolaydı ama yarağın kalınlığı Yvonne’u doldurunca kadın haykırdı. Warrick saçını çekerek başını geriye yatırdı, kalçasını hızlı hızlı vuruyordu. Su etraflarında dalgalanıyor, şap şap sesleri çıkıyordu. “Amın ne kadar dar... Yıllardır beni beklemiş gibi sıkıyor. Söyle bana, kimin kaltağısın sen?” Yvonne’un sesi zevkten kırık çıkıyordu: “Senin... Senin kaltağınım Warrick! Daha sert sik, lütfen, parçala beni!” Warrick ritmi artırdı, her vuruşunda kalçalarına tokat atıyordu. Tenleri kıpkırmızı olmuştu.

Bir süre sonra yarağını çıkardı, bu sefer göt deliğine dayadı. Yvonne gerildi ama itiraz etmedi. Aksine kalçalarını geriye doğru itti. Warrick yavaşça ama kararlı girdi, götünün kaslarını zorlayarak içini doldurdu. “İşte bu... İki deliğin de benim artık.” Yvonne’un inlemeleri jakuzinin buharlı havasında dağılıyordu. Hem amım hem götüm yanıyor ama bu acı inanılmaz zevk veriyor. Daha derine, daha sert... Beni tamamen kullanmasını istiyorum, diye geçiriyordu içinden. Warrick sırayla değiştiriyordu; bir amına giriyor, üç dört kez sertçe pompalıyor, sonra götüne geçiyordu. Saçını bırakmıyor, kulağına eğilip aşağılayıcı laflar fısıldıyordu: “Bak nasıl da inliyorsun. 28 yaşındaki güçlü iş kadını, arkadaşının jakuzisinde ıslak iplerle bağlı halde iki deliğini de siktiriyor. Sen tam bir orospusun Yvonne. Benim özel ıslak orospum.”

Yvonne’un bedeni sarsılıyordu. Orgazmı yaklaşıyordu, bacakları titriyordu. “Daha sert... Daha sert sik beni! Boşalmama izin ver!” Warrick hızlandı, tokatları art arda iniyordu. Sonunda Yvonne kasıldı, amı ve götü aynı anda kasılırken şiddetli bir orgazm yaşadı. Warrick de sınırdaydı ama henüz boşalmayacaktı. Yarağını çıkardı, Yvonne’u çevirdi. Hâlâ bağlı olan kadın diz çökmüş haldeydi, yüzü yukarı dönüktü. Warrick yarağını sıvazladı, kalın başı Yvonne’un dudaklarına, burnuna, gözlerine boşaldı. Sıcak ve kalın döller yüzüne yayıldı, çenesinden damladı, tasmanın üzerine aktı. Yvonne dilini çıkarıp yakalamaya çalıştı, gözleri zevkten buğulu.

Warrick nefes nefese bir süre onu seyretti. Sonra ipleri çözmeye başladı. Düğümler açılırken Yvonne’un bileklerinde kırmızı izler kaldı. Warrick jakuzinin kenarından büyük, yumuşak bir havlu aldı, kadını sudan kaldırıp kucağına aldı. Yvonne’un bedeni gevşek ve bitkindi. Warrick onu havluya sardı, kendi de bir havlu aldı. Jakuzinin geniş kenarına oturdu, Yvonne’u kucağına yerleştirdi. Sıcak su hâlâ ayaklarını yalıyordu. İkisi de gülmeye başladı; önce hafif, sonra kahkahalarla.

“Bir dahaki sefere daha ağır ipler kullanıyoruz,” dedi Yvonne nefes nefese, sesinde hem yorgunluk hem de muziplik vardı. Warrick saçını okşadı, alnına bir öpücük kondurdu. “Anlaştık. Daha kalın, daha uzun ipler. Seni saatlerce bağlı tutacağım.” Kucağında onu sallıyor, bileklerindeki izleri parmaklarıyla ovuyordu. Sıcak suyun içinde birbirlerine sarıldılar. Warrick yavaşça Yvonne’un sırtını, omuzlarını masaj yaptı. Yvonne başını adamın göğsüne yasladı, kalp atışlarını dinledi. Aftercare yumuşak ve şefkatliydi; Warrick ona su verdi, dudaklarından öptü, “Çok iyiydin, çok cesurdun,” diye fısıldadı. Yvonne gülümsedi, kollarını adamın boynuna doladı. Su etraflarında sakin sakin fokurduyordu.

Ama suyun sıcaklığı yavaş yavaş tenlerini terk ederken, Yvonne’un içinde garip bir his yükseldi. Orgazmlar dinmiş, ipler çözülmüş, kahkahalar kesilmişti. Kucağında Warrick’in güçlü kollarını hissederken aklına ilk kez şu düşünce düştü: Ya bu gece her şeyi değiştirirse? Yıllardır süren o flörtöz arkadaşlık, o mesajlar, o gizli fanteziler... Şimdi gerçek olmuştu. Bedeni hâlâ zevkten sızlıyordu ama göğsünde hafif bir sıkışma vardı. Warrick’in gözlerine baktığında, adamın bakışlarında aynı eski samimiyeti göremedi. Ya da göremediğini sandı. Ben hâlâ o güçlü iş kadını olabilir miyim artık? Yoksa bu teslimiyet bende bir şeyleri kırdı mı?

Havlunun içinde Warrick’e daha sıkı sarıldı ama gülümsemesi solmuştu. Dışarıdaki şehir ışıkları hâlâ parlıyordu ama Yvonne ilk kez bu jakuzinin sıcak suyunun bile yetmeyeceğini hissetti. İçinde büyüyen o ince pişmanlık ve şüphe, zevkin yerini yavaşça alıyordu. Belki de bu gece bir başlangıç değil, geri dönüşü olmayan bir son olmuştu. Warrick bir şeylerin farkında değilmiş gibi sırtını okşamaya devam ediyordu ama Yvonne’un aklı çoktan uzaklaşmıştı. Sıcak su hâlâ ayaklarını yalıyordu ama içi buz gibiydi.

Rate this story

★★★★★
Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged bondage rough-sex dirty-talk spanking anal

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.