Gece Pazarında Kocamın Gözleri Önünde Kendimi Bıraktım
Ece (28) kocası Murat’ın gözleri önünde pazarda tanıştığı yakışıklı esnaf Kerem’e (35) kendini bırakıp sertçe siktirdi.
Ece’nin ince yazlık elbisesi gece pazarının loş lambaları altında her adımda kalçalarını sarıyor, kumaş uyluklarının arasından süzülüp memelerinin dolgun hatlarını dışarı basıyordu. Yirmi sekiz yaşındaki kadın kocasının koluna girmiş, tezgâhlar arasında salınarak yürüyordu; rüzgâr etek ucunu hafifçe kaldırdıkça etraftaki adamların bakışları belinde toplanıyordu. Otuz iki yaşındaki Murat bunu fark ettiğinde karısının kulağına eğildi, sesi boğuk ve heyecanlıydı. “Bak nasıl sizi yiyorlar aşkım… Lanet olsun, bu kadar arzu edilmeni izlemek sikimi kalınlaştırıyor. Yıllardır konuştuğumuz o fantezi… Hotwife oyunu. Gerçekten denemek istiyorum. Senin başka bir adamın ellerinde erimeni izlemek istiyorum.”
Ece’nin amı bir anda sızladı. Kocasının itirafı yıllardır aralarında yatan o kirli hayali ateşlemişti. “Murat… gerçekten mi istiyorsun?” diye fısıldadı, dilini dudağının kenarına gezdirerek. “Bir yabancının parmaklarını içime sokmasını, seni izlerken sikilmemi… Bunu kaldırabilir misin?” Murat’ın cevabı gecikmedi; elini karısının kalçasına basıp sıkıca kavradı. “İstiyorum. Bu gece. Karşılıklı rızayla. Senin de ateşin yanıyorsa, bırak kendini. Ben buradayım, izleyeceğim, belki de katılacağım. Ne dersin?” Ece’nin nefesi hızlandı, bacakları arasındaki ıslaklık külotunu çoktan ıslatmıştı. “Evet… Bu geceyi yaşayalım. Seni çıldırtmak istiyorum kocacığım.”
Birkaç tezgâh ötede kaslı, otuz beş yaşındaki esnaf Kerem’le göz göze geldiler. Adamın geniş omuzları, göğsündeki ter lekesi ve kara sakalı Ece’yi anında yakaladı. Bilinçli bir şekilde o tarafa saptı, Murat’ı biraz geride bırakarak tezgâha yaklaştı. Elini meyvelerin üzerine gezdirdi, kalçasını bilerek tezgâh kenarına sürttü. “Şu kirazlar kaç para abi? Biraz indirim yaparsan belki alırım…” diye muzipçe sordu, sesi boğuk. Kerem’in bakışları elbisesinin dekoltesine, sonra kalçalarına kaydı. “Senin gibi bir güzellik sorarsa bedava bile verebilirim tatlım. Vücudun zaten fiyat listesini yakıyor. Bu dar elbise… Memelerin şöyle dışarı fırlamış, kalçan da elimde ezilmeyi bekliyor gibi.” Ece hafifçe güldü, vücudunu daha da yaklaştırıp göğüslerini tezgâha değdirdi. Kerem’in eli “fiyat kontrolü” bahanesiyle beline kaydı, parmakları kumaşın altından tenine bastı. Ece’nin amı sızlayarak sulandı; “Dokunuşun… ıslattı beni,” diye fısıldadı. Uzakta Murat başını hafifçe sallayarak onay verdi, elini pantolonunun üzerinden şişen sikine bastırıyordu.
Flört saniyeler içinde kirli bir tacize döndü. Kerem Ece’yi tezgâhın arkasına çekti, loş bir köşede dudaklarını onun dudaklarına yapıştırdı. Dilini ağzına sokup emerken eli elbisesinin yakasından içeri daldı, çıplak memesini yoğurdu, memebaşına sertçe çimdik attı. “Sert ve dolgun… Kocan bunları paylaşıyor demek. Ne kadar şanslıyım.” Ece inledi, bacaklarını aralayıp Kerem’in uyluğuna sürttü. “Onu içimde istiyorum Murat,” diye kocasına döndü, sesi titrek ve aç. Murat gülümseyerek yaklaştı, karısının saçını okşadı. “Kendini bırak aşkım. Al onu. İzleyeceğim seni orospu gibi sikilirken.” Üçü pazarın arkasındaki boş depoya süzüldüler; kapı gıcırdayarak kapandı, içerisi toz ve loş ışıkla doluydu.
Ece hemen dizlerinin üzerine çöktü. Kerem pantolonunu indirdiğinde kalın, damarlı siki fırladı; başı zaten parlıyordu. Ece dilini yalayarak gezdirdi, sonra ağzını açıp gırtlağına kadar yuttu. Gözleri yukarı kayıp kocasıyla buluştu; Murat pantolonunu indirmiş, kendi sikini yavaşça sıvazlıyordu. Ece boğazını gevşetip daha derine aldı, salyası çenesinden akarken homurdandı. Kerem saçlarını kavrayıp ritmi sertleştirdi. “Güzel emiyorsun kaltak… Kocanın gözlerinin önünde gırtlağımı sikle dolduruyorsun.”
Sonra Kerem onu ayağa kaldırdı, duvara yasladı. Eteğini beline sıyırdı, külotunu kenara çekti. Islak amını parmaklarıyla yokladı, “Lanet, ne kadar ıslaksın,” deyip kalın sikini tek hamlede köküne kadar soktu. Ece çığlık attı, duvara yapıştı; her darbeyle memeleri sallanıyor, amı şapırtıyla yutuyordu. Kerem belini kavrayıp daha sert pompalarken kulağına eğildi: “Kocan izlerken ne kadar ıslanıyorsun orospu… Amın kıvranıyor sikimin etrafında. Seni paylaşmak hoşuna gidiyor değil mi? Daha derine al, hisset.” Ece’nin bacakları titriyordu, her digişte klitori duvara sürtünüyor, orgazma yaklaşıyordu. “Sik beni… Kocamın önünde doldur beni,” diye inledi.
Kerem birkaç sert hamle daha yaptıktan sonra sikini çekti, Ece’yi döndürüp Murat’a doğru itti. Ece kocasının kucağına oturdu, yüz yüze, ıslak amını Murat’ın sert sikinin üzerine bastırarak…
Ece kocasının kucağına oturur oturmaz ıslak amını Murat’ın sertleşmiş sikinin ucuna bastırdı. Sıcaklığı, kayganlığı her ikisini de bir an sarsıp inletti. Murat’ın elleri karısının beline yapıştı, parmakları etini ezdi. “Aşkım… amın resmen erimiş,” diye hırıldadı, sesi boğuk. “Kerem’in siki hâlâ senin içindeymiş gibi hissediyorum. Şimdi benimkini de al. Hem de tam köküne kadar.”
Ece dizlerini açıp kalçalarını indirdi. Murat’ın damarlı siki yavaşça, şapırtılı bir sesle amına gömüldü. İçerisi hâlâ Kerem’in bıraktığı gerilimle açık ve ıslaktı; tek hamlede ta derinliklerine kadar indi. “Ahhh… lanet olsun,” diye inledi Ece, alnını kocasının alnına yaslayarak. “İkinizin de siki… aynı gece, aynı amda. Bunu hayal etmek bile yetmiyordu.” Gözleri kapandı, kalçaları kendi kendine salınmaya başladı. Her inişte memeleri Murat’ın göğsüne çarpıyor, sert uçları kumaşın altından sürtünüyordu.
Kerem arkadan yaklaştı. Geniş elleri Ece’nin kalçalarına yapıştı, avuçları etini yaydı. “Durma tatlım, kocanı iyice sik. Ben de arkadan seni izlerken parmaklarımı sokacağım.” Bir parmağını Ece’nin göt deliğine bastırdı; ıslak amından süzülen sularla kayganlaşmıştı. Ece irkildi, ama kalçalarını geriye iterek parmağı içeri aldı. “Evet… sok,” diye fısıldadı. “Kocamın siki amımdayken sen de götümü kurcala. Daha kirli olmasını istiyorum.”
Murat karısının boynunu ısırırken aşağıdan sertçe pompalamaya başladı. Her darbede Ece’nin amı şapırdıyor, klitori kocasının kasığına sürtünüyordu. “Orospu karım… bak nasıl yutuyorsun beni. Kerem’in önünde, pazarın arkasındaki bu tozlu depoda. Amın kıvranıyor, sıkıyor.” Ece’nin salyası dudaklarından aktı; “Sik beni Murat… Daha sert. Onun parmağı götümdeyken sen amımı parçala.”
Kerem ikinci parmağını da ekledi, iki parmağıyla Ece’nin götünü genişletirken diğer eliyle kendi kalın sikini sıvazlıyordu. Başındaki kayganlık parlıyordu. “Kocanın sikiyle aynı anda seni dolduracağım kaltak. Hazır mısın?” Ece başını arkaya attı, Kerem’e baktı. Gözlerinde utanç değil, açlık vardı. “Hazırım. Sok onu. Kocamın gözleri önünde götümü de sik. İkinizi de içimde istiyorum.”
Kerem sikinin ucunu Ece’nin göt deliğine dayadı. Yavaşça, baskıyla içeri girdi. Ece’nin çığlığı deponun duvarlarında yankılandı; “Ahhh fuck… çok kalın… yanıyor ama bırakma.” Murat aşağıdan durmadan vururken karısının yüzünü avuçladı. “Nefes al aşkım. Gevşe. İkimizi birden alıyorsun. Amın ve götün dolu… Lanet, ne kadar güzelsin böyle.”
İki sik birden Ece’nin içinde hareket etmeye başladı. Murat amını, Kerem götünü pompalıyordu; ritimleri bozulup birleşiyor, sonra yeniden sertleşiyordu. Ece’nin vücudu iki adamın arasında sıkışmış, ter içinde sallanıyordu. Memeleri her sarsıntıda zıplıyor, meme uçları sertleşmişti. Kerem bir eliyle bir memesini kavrayıp sıkarak çimdikledi. “Sert memeler… Kocan bunları paylaşırken sikim daha da şişiyor. Amın ve götün aynı anda şapırdıyor, duyuyor musun?”
Ece konuşmakta zorlanıyordu. “Duyuyorum… Hissediyorum. İkinizin de damarları içimde atıyor. Daha derine… Doldurun beni. Boşalın içime, her yerime.” Murat’ın siki her çıkışta amının dudaklarını geriyor, her girişte rahminin ağzına çarpıyordu. Kerem arkadan daha sert, daha ritmik vuruyordu; taşakları Ece’nin kalçalarına şap şap vuruyordu. “Kocanın karısını götünden sikiyorum… Bak nasıl kıvranıyor. Islak orospu, pazarın esnafına amını ve götünü peşkeş çekti.”
Murat bir elini araya sokup karısının klitorisini ovdu. Hızlı, baskılı daireler çizdi. Ece’nin bacakları titremeye başladı. “Geliyorum… İkinizin sikiyle… Ahhh Murat, Kerem… Sikinleri çekmeyin, içimde boşalın!” Orgazmı bir dalga gibi vurdu; amı Murat’ın sikini şiddetle sıkıp bıraktı, göt deliği Kerem’inkini kavradı. Vücudu kaskatı kesildi, sonra eridi. “Sıçıyorum amına koyayım… Çok iyi… Daha…”
Kerem birkaç sert hamle daha yaptıktan sonra götünün derinliklerine doğru boşaldı. Sıcak döl fışkırarak Ece’nin içini doldurdu; her nabızda daha fazla sızdırdı. “Al kaltak… Götüne boşaldım. Kocanın önünde.” Murat da dayanamadı; karısının hâlâ kasılan amına köküne kadar gömülüp boşaldı. “İçine… Amına dolduruyorum aşkım. Kerem’in dölü götündeyken ben de amını boyuyorum.”
İki adamın dölü Ece’nin deliklerinden sızmaya başladı. Kalçaları hâlâ hafifçe seğiriyordu. Kerem sikini yavaşça çekti; kalınlığı çıkarırken Ece inledi, götünden beyaz bir sızıntı aktı. Murat hâlâ içindeydi, yumuşamaya başlayan siki amında duruyordu. Ece kocasının göğsüne yaslandı, nefesi kesik kesikti. “İkiniz de… içimde. Hâlâ hissediyorum. Sıcak… kaygan…”
Kerem pantolonunu yarıya kadar çekti, ama henüz uzaklaşmadı. Eli Ece’nin terli belinde gezindi. “Gece pazarı hiç bu kadar kârlı olmamıştı,” diye homurdandı, sesinde yorgun bir pis sırıtış vardı. Murat karısının saçını okşadı, alnına bir öpücük kondurdu. “İzledim seni… Her anını. Amın, götün, çığlıkların. İstediğim gibi orospu oldun benim için.” Ece gülümsedi, gözleri yarı kapalı, bedeni iki erkeğin arasında gevşemiş, dölle ve terle parlıyordu; hâlâ kocasının kucağında, Kerem’in elinin sıcaklığı belinde, mid-afterglow’un ağır, ıslak sessizliğinde kalmıştı.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories