Komşumun Boşanmış Dudakları
Boşanmış 32 yaşındaki Leyla, 29 yaşındaki seksi komşusu Carmen’le kahve içmeye gittiğinde ateşli öpüşmelerle başlayıp 69’da defalar
Boşanmamın üstünden henüz üç ay geçmişti ve o boğucu sessizlik hâlâ evin her köşesine sinmişti. Otuz iki yaşındaydım; mutfakta kendi kendine konuşan, televizyonu açık unutan, geceleri yastığa yüzünü gömen bir kadın. Karşı dairedeki sesleri duymaya başlamam o günlerde oldu. Kapı gıcırtıları, topuk sesleri, bazen de kısık bir kahkaha. Sonra bir sabah asansörde karşılaştık.
Carmen. Yirmi dokuz, yeni boşanmış, dudakları hep hafif nemli duran, saçları omzuna dökülen o kadın. “Merhaba,” demişti, sesi boğazının derinliklerinden geliyordu. Gözleri bende bir saniye fazla kalmıştı; ben de bakışımı kaçıramamıştım. O andan itibaren her sabah, her akşam o bakışlar uzadı. Merdiven sahanlığında, market poşetleriyle karşılaştığımızda, kapı önünde anahtar ararken… “Sen de mi istiyorsun?” diye soran, hiçbir kelime söylemeyen bakışlardı bunlar. İçimde yıllardır bastırdığım o şey—kadın tenine duyduğum o sıcak, utanç verici arzu—yavaş yavaş kabuğunu çatlatıyordu. Kocamın yanındayken bile aklıma gelen, hemen boğduğum hayaller… Carmen’in ıslak dudakları, boynundaki ince çizgi, bluzunun yakasından görünen köprücük kemikleri hepsini yeniden uyandırdı.
Bir akşam kapım çalındı. Carmen, elinde iki kâğıt bardak kahveyle duruyordu. “Yalnız içmek istemedim,” dedi, gülümseyerek. “Gelir misin?” Kalbim boğazıma oturdu. “Tabii,” dedim, sesim titreyerek. Dairesi benimkinin neredeyse aynısıydı ama daha loş, daha kadındı; lavanta ve bir tutam ter kokusu karışıyordu havaya. Kanepeye oturduk. Bacak bacak üstüne attı; eteğinin yırtmacı kalçasına kadar açıldı. Ben de bacağımı kaydırdım, dizimiz neredeyse değiyordu.
Sohbet ettik. Boşanmalardan, boş yataklardan, kimsenin sormadığı “nasılsın”lardan. Carmen’in eli kahve bardağının kenarında geziyordu; tırnakları kısa, parmakları uzun. Sonra bardağı bıraktı ve dizime hafifçe dokundu. “Boşanmadan beri,” dedi, sesi alçalarak, “kimse beni böyle öpmedi. Yani… gerçekten öpmedi. Dudaklarım hâlâ o eksikliği hatırlıyor.” Parmakları dizimde kaldı. Benim içimde bir şey koptu. “Ben seni öpmek istiyorum,” dedim, kelimeler ağzımdan dökülüverdi. Gözleri irileşti, sonra yavaşça yaklaştı. İkimiz de aynı anda eğildik.
Dudakları benimkine değdiğinde ilk saniye sadece sıcaklıktı; sonra dilinin ucu alt dudağımı yaladı ve ben inledim. Kollarım boynuna dolandı, o da belime sarıldı. Öpüşme ıslak, aç, yılların birikmiş açlığıyla doluydu. Dili ağzıma girdi, ben de onunkini emdim; tükürüğümüz karıştı, çenelerimiz ıslandı. “Tanrım, Leyla,” diye fısıldadı öpüşmenin arasında. Elleri bluzumun altına kaydı, sırtımı okşadı, sutyenimin kopçasını buldu. Ben de onun eteğini yukarı çektim, kalçasına yapıştım. Kanepede yan yana, nefes nefese, birbirimizin kıyafetlerini soymaya başladık.
Bluzum yere düştü, sutyenim peşinden. Carmen’in memeleri ortaya çıktı; pembe uçları sertleşmişti. Eğildim, birini ağzıma aldım, dilimle yuvarladım. O başını geriye attı, “Ahh… evet,” diye inledi. Elleri saçlarıma girdi. Ben memesini emerken diğer elimi eteğinin içine soktum; külotu çoktan ıslanmıştı. Parmaklarım kumaşın üzerinden klitorisine bastırdı, o da bacaklarını açtı. “Çıkar şunu,” dedi, boğuk bir sesle. Külotunu ayak bileklerinden sıyırdım. Amı kıllı, nemli, pembe ve şişmişti. Kokusu başımı döndürdü—kadın, arzu, tuz.
Dizlerimin üzerine çöktüm. Bacaklarını daha da açtım ve dilimi yarığına uzattım. İlk yalamada tüm vücudu seğirdi. Klitorisini buldum, yavaşça emdim, dilimle daireler çizdim. Parmaklarımı ıslattım, iki tanesini yavaşça içine soktum. Sıcak, dar, kaygandı. “Daha sert ye beni,” diye yalvardı, saçlarımı çekerek. “Lütfen, Leyla… daha derin.” Parmaklarımı kıvırdım, G noktasına bastırdım, aynı anda klitorisini emmeye devam ettim. Kalçaları yukarı kalktı, amı yüzüme sürtündü. Sularım aktı çeneme, dudaklarıma. İnlemeleri duvarlarda yankılanıyordu. “Sik beni parmaklarınla… ahh evet, orası, orası!”
Birden beni çekti, üstüne aldı, öptü; kendi tadını dilimde taşıyordum. Sonra döndük. 69’a geçtik. Ben üstteydim; amımı onun yüzüne oturttum, o da dilini içeri soktu. Aynı anda onun amını yaladım, parmakladım. Karşılıklı, ıslak sesler, emişler, iniltiler… Dilim klitorisindeyken o benimkini emiyordu. Parmaklarımı onun içine soktum, o da benimkine. Amlarımızı birbirine sürttük ara sıra; ıslak etler kaydı, klitorisler değdi, ikimiz de titredik. “Geliyorum,” diye mırıldandı o, sesi amıma gömülü. Ben de geldim—ilk orgazm dalga dalga vurdu, bacaklarım sarsıldı, onun yüzüne su boşalttım. O da aynı anda kasıldı, amı parmaklarımı sıktı, inleyerek boşaldı.
Ama durmadık. Hâlâ açtık. Ben hâlâ üstteyken kalçasını biraz kaldırdım, dilimi daha aşağı kaydırdım. Göt deliğine ulaştım; pembe, sıkı, titreyen o halkayı yaladım. Carmen bir çığlık kopardı. “Ahhh fuck… evet, yala orayı!” Dilimi deliğine soktum, ıslattım, sonra bir parmağımı yavaşça içeri ittim. Aynı anda amını emmeye devam ettim. Parmak götündeyken, dilim klitorisindeyken o da benim amımı yalayıp parmaklıyordu. İkinci orgazm daha şiddetli geldi; ben onun götünü parmaklarken, o benim amımı emerek ikimizi birden doruğa taşıdı. Bacaklarım kilitlendi, gözlerim karardı, “Carmen… geliyorum yine…” diye bağırdım. O da “Ben de, ben de, boşalt beni!” diye inledi. Birlikte sarsıldık, sular aktı, nefesler kesildi.
Üçüncü kez, amlarımızı sürterek, klitoris klitorise, kaygan ve ateşli… ellerimiz memelerde, saçlarda, kalçalarda. Ter kokusu, am kokusu, öpüşme sesleri. O geldiğinde tırnaklarını sırtıma geçirdi; ben geldiğimde dişlerimi boynuna bastırdım. Sonunda birbirimizin üstüne yığıldık. Ter içinde, titreyerek, nefes nefese sarıldık. Kalpleri hâlâ hızlı atıyordu.
Carmen başını kaldırdı, dudağımı hafifçe ısırdı—tam o ıslak, şişkin dudağımı. Gözleri hâlâ dumanlıydı. “Bundan sonra her akşam buradasın,” dedi, sesi boğuk, sahiplenici. Parmakları hâlâ belimde geziniyordu, göt çukuruuma doğru kayıyordu yine. “Anlaştık mı?”
Ben gülümseyerek saçını kulağının arkasına tuttum. İçimde yeni bir ateş kıpırdanıyordu; bu sadece bir gece değildi ve ikimiz de biliyorduk. “Anlaştık,” dedim, ama sözlerim bitmeden o yine öpmeye başlamıştı—daha yavaş, daha derin, sanki henüz doymamış gibi. Elleri bacaklarımın arasından tekrar geçti, ıslaklığımı buldu, “Hâlâ bu kadar açık mısın bana?” diye fısıldadı. Ben de onun memesini avuçlayıp, “Sen de,” dedim. Dışarıda gece ilerliyordu; komşuların sesleri, asansörün uğultusu… Ama içeride, Carmen’in parmakları yeniden içime girerken, aklımda tek bir şey vardı: yarın akşam, öbür akşam, ve ondan sonrası. Henüz bitmemiştik.
Carmen’in parmakları yeniden içime girerken kıçımı geriye doğru ittim, onu daha derine aldım. İki parmak, sonra üç; kaygan etimin içinde kıvrılıp G noktama bastırdı. “Hâlâ bu kadar ıslaksın,” diye homurdandı, dudakları boynumda, dişleri tenimi sıyırırken. “Boşanmış amın hâlâ sızıntı yapıyor, Leyla. Bak ne kadar aç.”
Ona doğru döndüm, bacaklarımı onun kalçalarına doladım. “Senin de amın hâlâ şişmiş, hâlâ akıyor,” dedim, elimi arasına sokup iki parmağımı birden yarığına gömdüm. Sıcak, dar, ıslak duvarlar parmaklarımı emdi. “Daha sert sok, Carmen. Parmaklarını köküne kadar bas.”
Kanepe dar geldi. Yere indirdik birbirimizi; halının sert dokusu sırtıma battı ama umrumda değildi. Carmen üstüme çıktı, memelerini yüzüme sürttü. Pembe uçlarını ağzıma tıkadım, dilimle sertçe yaladım, dişlerimle hafifçe ısırdım. O inledi, “Emmemi ye, em… ahh siktir, daha sert.” Elleri saçımı yakaladı, memesini ağzıma zorla bastırdı. Ben emerken o da kalçasını indirdi, amını amıma sürtmeye başladı. Klitoris klitorise, ıslak etler birbirine yapışıp kaydı. Her sürtünüşte şapırtı sesi yükseldi; am sularımız karıştı, uyluklarımız parladı.
“Sürt bana,” diye hırladım. “Amını amıma bas, klitorisini sürt. Daha hızlı.” Carmen kalçalarını hızlandırdı, ileri geri, yanlara. Memelerim zıpladı, o da eğilip birini emdi, diğerini avuçladı, parmaklarıyla ucunu burdu. Acı ve zevk karışımı belimden aşağı indi. “Tanrım senin amın ne kadar kaygan,” diye fısıldadı, nefes nefese. “İkimizin de suyu akıyor, halı ıslandı bak. Daha çok boşalt, Leyla. Amını boşa.”
Ellerimi kalçalarına geçirdim, parmaklarımı göt çukuruna doğru kaydırdım. Hâlâ ıslaktı, az önce yaladığım o sıkı halka. Bir parmağımı yavaşça soktum; Carmen bir inilti kopardı, amını daha sert sürttü bana. “Evet… götümü parmakla sürterken. Daha derine bas.” İkinci parmağımı da ekledim, götünü açtım, aynı anda klitorislerimiz birbirine çarpıyordu. O da benim götüme uzandı; ıslak parmağı deliğime dayandı, içeri itti. İkimiz de göt parmaklı, am sürtmeli, memeler ağızda… Odanın havası ağırlaştı, ter ve am kokusu burnuma doldu.
“69’a geri dön,” dedim boğuk sesle. “Ama bu sefer götümü de ye. Dilini sok oraya.” Carmen gülümsemeden, sahiplenici bir bakışla kaydı. Ters döndük; ben altta kaldım bu kez, bacaklarımı açtım, o üstüme oturdu. Amı yüzüme indi, ıslak yarığı ağzıma oturdu. Dilimi uzattım, klitorisini emdim, yarığından suyu yaladım. Aynı anda o da benim amımı açtı, dilini içeri soktu, sonra daha aşağı kaydırdı—göt deliğime. Sıcak, ıslak dili halkamı yaladı, ucu içeri girdi. Bütün vücudum seğirdi.
“Ahhh fuck, dilini götüme sok… evet, öyle, daha derin yala,” diye bağırdım, sesim onun amına gömülü. Ellerimle kalçalarını ayırdım, dilimi onun göt deliğine kaydırdım. Pembe, sıkı, titreyen o halkayı dilimle deldim, tükürüğümle ıslattım, içeri sokup çıkardım. Carmen amımı emerken götümü parmakladı; iki parmak götümde, dil klitorimde. Ben de aynısını yaptım—dil götünde, üç parmak amında, kıvırarak G noktasını dövüyorum. Islak şapırtılar, emiş sesleri, iniltiler birbirine karıştı.
“Daha sert ye götümü,” diye yalvardı o, amını yüzüme sürterek. “Dilini sok, tükür içine, sonra parmakla sik. Amımı da em, ikisini birden.” Parmaklarımı onun götüne geçirdim, iki tanesini yavaş yavaş içeri ittim; sıkı halka açıldı, sıcak et parmaklarımı sıktı. Aynı anda amını emiyordum, klitorisini dişlerimin arasına alıp hafifçe çekiyordum. Carmen çığlık attı, “Geliyorum… götümde parmaklarınla boşalıyorum!” Amı kasıldı, suları yüzüme fışkırdı, çeneme, boğazıma aktı. Ben de yuttum, yaladım, bitmesini istemedim.
O henüz titrerken ben kalçalarımı kaldırdım. “Şimdi sen benim götümü sik parmaklarınla. Dört parmak… aç beni.” Carmen nefes nefese ama istekli, parmaklarını tükürüğüyle ıslattı, göt deliğime dayadı. Bir, iki, üç… dördüncü parmak da girince yanma ve doluluk karışımı belimi büktü. “Evet… sik götümü, sert sok, çıkar sok.” Parmakları götümde piston gibi çalışırken dilini amıma gömdü, klitorisimi emdi, diğer eliyle mememi ezdi. Ben de onun amını yalamaya devam ettim, iki parmağımı amına, birini götüne soktum. Karşılıklı göt ve am parmaklama, dil yalama; odanın her yerinde ıslak sesler yankılandı.
Dördüncü orgazm patladı. Bacaklarım kilitlendi, götüm parmaklarını sıktı, amımdan su boşaldı—doğrudan Carmen’in ağzına. “İç onu,” diye hırladım. “Am suumu yut, hepsini.” O yuttu, dilini uzatıp son damlaları da sildi, sonra göt parmaklarını çıkarıp bana uzattı. “Yala,” dedi. Parmaklarını ağzıma soktum, kendi götümün ve amımın karışık tadını emdim. Tuzlu, ekşi, kirli… “Daha,” dedim. “Amını da yala bana, sularını akıt ağzıma.”
Yer değiştirdik yine. Carmen sırtüstü yattı, bacaklarını omuzlarıma kadar açtı. Amı kıpkırmızı, şiş, aralık duruyordu; göt deliği de hâlâ açık, ıslak. Yüzümü gömdüm. Dilimi amına soktum, duvarlarını yaladım, klitorisini emdim, sonra götüne indim, deliğini dilimle genişlettim. “Parmakla amımı, dilinle götümü… ahh Leyla, senin dilin götümde ateş gibi.” Üç parmağımı amına gömdüm, kıvırdım, yumruk gibi doldurdum neredeyse; dilim göt deliğinde ileri geri. Carmen saçımı tuttu, yüzümü amına bastırdı. “Boğ beni amınla,” diye mırıldandım, sesim boğuk. O kalçalarını kaldırdı, amını ve götünü yüzüme sürttü, sularını bulaştırdı.
Ellerimle kalçalarını ayırdım daha fazla, dilimi götüne derine soktum, tükürdüm içine, parmakla karıştırdım. Aynı anda başparmağımla klitorisine bastırdım. Carmen’in inlemeleri çığlığa döndü. “Geliyorum yine… götüme dilini sokarken boşalıyorum, yala yala yala!” Amı ve götü birden kasıldı; sular fışkırdı, yüzümü ıslattı, boğazıma kaçtı. Yuttum, yaladım, bitene kadar emdim. “Siktir, ne kadar çok boşaldın,” dedim, çenemi silmeden. “Amın hâlâ seğiriyor bak.”
Ayağa kalktık, titreyen bacaklarla. Carmen beni duvara yasladı. “Ayakta sürt,” dedi. Bacağını kaldırdım, o da kendi bacağını mine doladı; amlarımızı birbirine bastırdık, klitoris klitorise, ayakta, ter içinde. Kalçalar ileri geri, ıslak etler şapırdayarak sürtündü. Ellerimiz memelerde, götlerde; parmaklar deliklere girip çıktı. “Daha sert sürt amını,” diye homurdandım. “Klitorisini ez benimkine. Boşalt kendini ayakta, suların bacaklarımdan aksın.”
Carmen bir eliyle saçımı çekti, diğerini götüme soktu. İki parmak götümde, amı amıma sürterken öptü—ıslak, dil dolu, tükürüklü. “Senin boşanmış amın benim,” diye fısıldadı dişlerinin arasından. “Her akşam bu amı yiyeceğim, götünü parmaklayacağım, sularını içeceğim. Anlaştık mı, sürtük?”
“Anlaştık,” diye hırladım, kalçalarımı daha hızlı savurarak. “Amını ye, götümü sik, memelerimi ısır. Daha… ahhh geliyorum!” Beşinci orgazm bacaklarımı çözdü; amımdan su aktı, Carmen’in uyluğuna, yere damladı. O da aynı anda kasıldı, amını bastırdı, inleyerek boşaldı; suları karıştı, kayganlık arttı. Birbirimize tutuna tutuna yere indidik yine.
Ama bitmedi. Carmen dizlerimin arasına girdi, amımı iki eliyle açtı. “Bak ne kadar açık, ne kadar kırmızı. Parmaklarımı hepsini sokacağım.” Dört parmağını birden yavaş yavaş amıma itti; doluluk beni inletti, “Evet, doldur amımı, yumruk gibi bas.” Neredeyse bileğine kadar girdi, sonra çıkar ponpon gibi sokmaya başladı. Diğer eliyle klitorisimi ovdu, başparmakla bastırdı. Ben de onun bacağına uzandım, amını ve götünü birden parmakladım—iki am, iki göt, karşılıklı.
“Sik beni,” diye bağırdım. “Amımı parçala parmaklarınla. Götümü de unutma.” Carmen eğildi, dilini klitorisime bastırırken parmakları amımda ve götümde çalıştı. Üç delik birden—am, göt, ağız (çünkü o öpüşmek için yükseldi, dilini ağzıma soktu, kendi am tadımı yedirdi). Tükürük, am suyu, ter… Her şey kaygandı.
Altıncı orgazmda gözlerim karardı. “Boşalıyorum… amına, götüne, her yere boşal… sularımı iç!” diye bağırdım. Amım parmaklarını sıkıp su fışkırttı; Carmen ağzını açtı, yaladı, yuttu, çenesine akanları da dilinin ucuyla sildi. Sonra parmaklarını çıkarıp götüme ve amıma sürdüğü o karışık suları kendi amına sürdü, “Şimdi sen ye,” dedi. Yüzümü onun amına gömdüm, karışık tadı emdim—benim suyum, onun suyu, göt kokusu, her şey.
Gece daha da ilerledi. Pencereden sızan ışık soluktu. Carmen beni ters çevirdi, kıçımı havaya kaldırdı. “Köpek gibi dur. Götünü yalayacağım, sonra amını, sonra ikisini birden parmaklayıp boşaltacağım seni son kez.” Yaptı. Dilini göt deliğime soktu, tükürdü, parmakladı; amımı emdi, klitorisimi çekti; üç parmak am, iki parmak göt… Ben de altta onun bacaklarına uzanıp amını yaladım tersinden. Islak, kirli, aç.
Son orgazm ikimizi birden aldı. Carmen “Boşal götüme dilimi sokarken, am suyunı akıt!” diye bağırırken ben de “Amını ye, sularını yut, göt deliğini yala, daha sert sik parmaklarınla!” diye hırlıyordum. Kasılmalar peş peşe geldi; sular aktı, bacaklar titredi, nefesler kesildi. Yere yığıldık, ama birbirimizi bırakmadan—parmaklar hâlâ deliklerde, diller hâlâ etlerde.
Carmen parmaklarını amımdan çıkarıp yüzüme sürttü, ağzıma soktu. “Yala temizle. Sonra göt parmaklarını da.” Emdim, her birini. O da benim parmaklarımı emdi. Sonra eğildi, amımı son bir kez yaladı, göt deliğimi dilinin ucuyla dürttü ve doğruldu.
Gözleri hâlâ açtı. “Yarın akşam kapını çalacağım. Amın hazır olsun, götün açık. Çünkü seni yine 69’da yiyeceğim, parmaklarımı götüne sokup amını yüzüme boşaltacağım, sularını içeceğim ta ki bacakların titreyip yere düşene kadar—ve sen de benim kıllı, ıslak amımı emip göt deliğimi dilinle sikerek boğacaksın, anlaşıldı mı sürtük komşu?”
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories