Son Geceyi Kız Olarak Bana Ver

Errol, 28 yaşındaki dominant iş adamı, en yakın arkadaşı 26 yaşındaki Roxanne'i kadın iç çamaşırlarıyla yakalayınca bastırdığı arzuya teslim olup onu

8 min read September 18, 2026New

Kerem, 28 yaşındaki yakışıklı ve dominant iş adamı, o gece de en yakın arkadaşı Can’ın evinde kalıyordu. Can 26 yaşında, kendi ajansını yöneten başarılı bir tasarımcıydı; ikisi yıllardır birbirlerinin her sırrını bilen adamlardı. Ama son zamanlarda bakışları uzadıkça, dokunuşları tesadüf olmaktan çıktıkça, aralarında bastırılmış, dile getirilmemiş bir çekim filizlenmişti. Kerem bunu hep görmezden gelmişti; ta ki o geceye kadar.

Sabahın üçüydü. Kerem uykusuzluktan yatağında dönüp dururken Can’ın odasından gelen hafif bir müzik sesi duydu. Merakla kalktı, koridorda sessiz adımlarla ilerledi. Kapı aralıktı. İçeri baktığında dünya durdu.

Can, büyük aynanın tam karşısında duruyordu. Üzerinde en sevdiği siyah dantelli iç çamaşır takımı vardı; ince askılı sutyen göğsünü hafifçe kaldırıyor, tanga kalçalarının yuvarlaklığını ortaya çıkarıyor, belindeki jartiyer ise parlak siyah ipek çorapları sıkıca tutuyordu. Çorapların dantelli kenarları uyluklarına yapışmış, bacaklarını uzun ve davetkâr gösteriyordu. Yüzünde özenli bir makyaj vardı; dudakları ıslak kırmızı rujla dolgunlaşmış, gözleri siyah eyeliner ve gölgelerle çekik ve dişi bakıyordu. Saçlarını da arkaya taramış, kadınsı bir hava katmıştı. Aynada kendini süzüyor, bir eliyle çoraplı baldırını yavaşça okşuyor, diğer eliyle tangasının önündeki kabartıyı hafifçe sıvazlıyordu. Tam anlamıyla feminize olmuş, sissy bir kız gibi görünüyordu.

Kerem’in boğazı kurudu. Kalbi deli gibi çarpıyordu. Pantolonunun içinde sikinin anında sertleştiğini, zonkladığını hissetti. Yıllardır Can’a karşı içinde tuttuğu o karanlık arzu, bu görüntüyle birlikte sel olup aktı. “Tanrım… bu kadar seksi olabilir mi?” diye düşündü. Arkadaşı artık sadece Can değildi; karşısında duran, danteller ve ipek çoraplar içinde titreyen o narin yaratık, Kerem’in en gizli fantezilerini bedenleştiriyordu. Hem utanıyor hem de inanılmaz bir şekilde istiyordu onu. Bu his ikisini de ilk defa bu kadar çıplak yakalamıştı.

Can aynadan Kerem’in yansımasını fark etti. Bütün bedeni kasıldı, eli olduğu yerde dondu. Yanakları makyajın altından bile kızardı. Gözleri utanç ve istek arasında gidip geliyordu. Birkaç saniye hiçbir şey söylemeden bakıştılar. Sonra Can, utangaç ama titrek bir sesle konuştu:

“Kerem… bunu görmeni istememiştim… ama belki de istedim. Bu gece… son kez kız olarak sana kendimi vermek istiyorum. Lütfen… beni bu halimle al.”

Sesi hem kırılgan hem de arzulu çıkmıştı. Kerem şaşkınlığını üstünden attı. Yavaşça odaya girdi, kapıyı arkasından kapattı. Aralarındaki mesafe eriyordu. “Can… sen… resmen mükemmelsin,” diye fısıldadı kalın bir sesle. “O çoraplar bacaklarında… o ruj dudaklarında… yıllardır seni böyle hayal ettiğimi fark ettim şimdi.”

Yaklaştı. Elleri önce Can’ın beline kondu. Dantelli tanganın kenarlarını parmaklarıyla takip etti, sonra aşağı kaydı. Avuçları Can’ın kalçalarını sardı, yumuşak eti sıktı. Can hafifçe inledi, bedeni titredi. Kerem’in parmakları daha da aşağı indi; siyah ipek çorapların o kaygan, parlak dokusuna değdiğinde ikisi de nefesini tuttu. Çorabın ipeksi serinliği, teninin altındaki sıcaklıkla birleşince Kerem’in sikini daha da sertleştirdi. Avuçlarını Can’ın uyluklarından dizlerine kadar gezdirdi, okşadı, hafifçe tırnaklarını sürttü. Can’ın bacakları titriyordu, dizleri birbirine değecek gibi oldu.

“Beni kız gibi istiyorsan… al,” dedi Can yine, bu sefer sesi daha istekli, daha teslimiyet doluydu. “Beni feminize et, istediğin gibi yap.”

Kerem daha fazla dayanamadı. Can’ı kendine çekti ve dudaklarını yakaladı. Öpücük önce yavaş, keşfediciydi; rujun tatlı, yapışkan tadı dillerine yayıldı. Sonra tutkuya dönüştü. Kerem’in dili Can’ın ağzının içinde hakimiyet kurdu, emdi, ısırdı. Elleri aynı anda çalışıyordu; sutyenin askılarını indirdi, göğüs uçlarını açığa çıkardı, onları parmaklarıyla sıktı. Sonra çekmeceden ince bir dantel korse çıkardı, Can’ın beline sardı, bağlarını sıktı. Peruğu alıp dikkatle başına yerleştirdi, uzun siyah saçlar Can’ın omuzlarına döküldü. Rujunu tazeledi, dudaklarını parmağıyla yaydı. Bu feminizasyon ritüeli ikisini de çıldırtıyordu. Can’ın sik’i tanganın içinden fışkıracak gibiydi, Kerem’in ki ise zonklayarak özgürlük istiyordu.

“Kendimi gerçekten kız gibi hissediyorum yanında,” diye inledi Can, sesi nefes nefese. Kerem karşılık verdi: “Sen benim kızımsın bu gece. O çorapların içindeki bacaklar, o dar göt… hepsi benim.”

Yatağa doğru ilerlediler. Kerem Can’ı nazikçe sırtüstü yatırdı. Üzerine eğildi, öpücüklerini boynuna, köprücük kemiklerine, sertleşmiş göğüs uçlarına indirdi. Emiyor, dişleriyle hafifçe çekiştiriyor, diliyle daireler çiziyordu. Can’ın bedeni yay gibi geriliyordu. Kerem aşağılara indi; karnını yaladı, tanganın kenarından taşan sik’ini ağzına aldı, yavaşça emdi. Sonra Can’ı çevirdi, kalçalarını ayırdı ve dilini o pürüzsüz, dar deliğin etrafında gezdirdi. Islattı, içine soktu. Can yastığı ısırarak inliyordu: “Ahh… Kerem… dilin inanılmaz…”

Can sonunda doğruldu, dizlerinin üzerine çöktü. Kerem’in kemerini açtı, pantolonunu ve boxer’ını indirdi. Sert, damarlı sik dışarı fırladı. Can hayranlıkla baktı, sonra dudaklarını açtı ve başını ağzına aldı. Dilini altına doladı, yavaşça emdi, sonra daha derine indi. Boğazına kadar aldı, ıslak, sıcak, kaygan bir oral yapmaya başladı. Başını ileri geri hareket ettiriyor, arada boğazından gelen ıslak sesler çıkarıyordu. Gözleri yaşarmıştı ama bakışları yukarı, Kerem’e kilitlenmişti. Kerem saçlarını tuttu, hafifçe yön verdi. “İyi kız… ağzın tam bir fahişe ağzı gibi sıcak.”

Kerem dayanamadı. Can’ı domalttı, çoraplarını ve jartiyerini çıkarmadan sadece tangayı kenara çekti. Sik’inin başını tükürükle ıslattı ve yavaşça bastırdı. Can’ın dar götü önce direndi, sonra onu içine aldı. İkisi de aynı anda inledi. Kerem tamamen gömülünce durdu, o muhteşem sıcaklığı ve baskıyı hissetti. Sonra kalçalarını tutup ritme başladı; önce yavaş, derin, sonra daha sert, hızlı. Tenleri birbirine çarpıyor, şapırtılar odayı dolduruyordu. Can başını geriye atıp yalvardı:

“Daha sert… lütfen… beni kızın gibi kullan! Sik götümü, sahip ol bana!”

Kerem hızlandı. Bir eli Can’ın belindeki korseyi tutuyor, diğeri saçını çekiyordu. Her darbesi Can’ın prostatına vuruyor, Can’ın sik’i aşağı sarkıp yatağa damlalar bırakıyordu. Terleri birbirine karışmıştı, dantelli çorapların ipeği Kerem’in uyluklarına sürtünüyordu.

Sonra pozisyon değiştirdi. Can’ı sırtüstü yatırdı, bacaklarını omuzlarına aldı. Bu şekilde çok daha derin giriyordu. Göz göze geldiler. Kerem yine girdi, sertçe pompalamaya devam etti. Her seferinde köküne kadar gömülüyor, çıkıyor, tekrar çarpıyordu. Can’ın inlemeleri odada yankılanıyordu: “Evet… orada… daha derin… kızınım senin…”

Kerem’in kasları gerilmiş, boşalmak üzereydi ama yavaşladı. Henüz bitirmek istemiyordu. Bu “son gece”nin aslında bir başlangıç olabileceğini ikisi de hissediyordu. Bedenleri kenetlenmiş, ter içinde, nefes nefese birbirlerine bakarken gerilim hâlâ havada asılıydı. Gece daha uzun, arzu daha derin ve yarın konuşulacak çok şey vardı. Kerem tekrar yavaşça hareket etmeye başladı, gözleri Can’ın makyajı dağılmış, ıslak gözlerinde…

Kerem tekrar yavaşça hareket etmeye başladı, gözleri Can’ın makyajı dağılmış, ıslak gözlerinde kilitlenmişti. O siyah eyeliner yanaklarına akmış, kırmızı ruj dudaklarından taşmıştı ama bu haliyle Can daha da dişi, daha da arzulanır görünüyordu. Kerem sikini milim milim geri çekiyor, sonra yine köküne kadar gömülüyordu. Can’ın daracık götü onu sıcacık bir kucak gibi sarıyor, her harekette iç duvarları zonklayan sikine masaj yapıyordu. İpek çorapların dantelli kenarları Kerem’in kasıklarına sürtünüyor, jartiyerin ince lastikleri her itişte gerilip bırakıyordu. Can bacaklarını daha da açtı, topuklu ayaklarını Kerem’in omuzlarına dayadı; parlak siyah ipek bacakları terden parlıyordu.

“İçimi dolduruyorsun… her yerimi senin yapıyorsun,” diye inledi Can, sesi tamamen kırılgan ve teslim bir tondaydı. Yirmi altı yaşındaki bu başarılı tasarımcı, artık en yakın arkadaşının karşısında tamamen feminize olmuş bir kız gibiydi ve bundan utanç değil, derin bir özgürlük duyuyordu. Kerem yirmi sekiz yaşındaki dominant iş adamı olarak yıllardır içinde tuttuğu o karanlık arzunun şimdi beden bulduğunu hissediyordu. “Sen benim kızımsın tonight,” diye homurdandı kalın sesiyle, bir eli Can’ın belindeki dantel korseyi kavrarken. Korse o kadar sıkı bağlanmıştı ki Can’ın beli incecik duruyor, kalçaları daha yuvarlak ve davetkâr çıkıyordu. Kerem ritmini yavaş yavaş artırdı; her darbe biraz daha sert, biraz daha derin oluyordu. Tenleri birbirine çarpıyor, şap şap sesleri odayı inletiyordu. Can’ın sik’i karnına yapışmış halde ileri geri sallanıyor, ucundan saydam sular damlıyordu.

Kerem eğilip Can’ın boynunu emdi, dişlerini hafifçe geçirerek iz bıraktı. Sonra doğruldu, Can’ın bacaklarını iyice kendine çekti, neredeyse katladı onu. Bu açıdan sikinin başı Can’ın prostatına tam üstünden vuruyordu. Can’ın bedeni her seferinde yay gibi geriliyor, ağzından kesik kesik inlemeler dökülüyordu: “Orası… ahh, tam orası… beni mahvediyorsun Kerem.” Kerem’in aklından geçen tek şey buydu: Bu narin, dantelli yaratık onun en gizli fantezisiydi ve Can bunu kabul etmişti. Utanç yoktu, sadece karşılıklı arzu vardı. Kerem bir eliyle Can’ın peruğunu düzeltti, uzun siyah saçları parmaklarına doladı ve hafifçe çekti. Can’ın başı geriye gitti, boğazı gerildi, o ıslak kırmızı dudaklar aralandı.

“Hadi… daha sert kızım. O güzel götünle sikimi yala içinden,” diye fısıldadı Kerem. Can gözlerini yumdu, zevkten titriyordu. Kerem hızlandı, kalçalarını piston gibi çalıştırıyordu. Her köküne kadar girişte Can’ın jartiyeri geriliyor, siyah ipek çorapların parlak yüzeyi Kerem’in terli karnına sürtünüyordu. Oda ağır bir seks kokusuyla dolmuştu; ter, ruj, dantel ve arzu karışımı bir koku. Can bir ara elini uzatıp kendi sik’ini sıvazlamaya başladı, Kerem’in ritmine uyumlu şekilde. “Boşalmak üzereyim… seni içimde hissederken…” diye yalvardı. Kerem gülümsedi, o dominant bakışıyla Can’ın gözlerinin içine baktı. “Birlikte… sen benimle boşalacaksın.”

Pozisyon değiştirmek için Kerem yavaşça çıktı, Can’ı nazikçe çevirdi. Can dizlerinin üzerine kalktı, kalçalarını havaya dikti. Tangası hâlâ kenara çekiliydi, götü ıslak ve açık duruyordu. Kerem arkasından yaklaştı, sikinin başını o ıslak deliğe dayadı ve tek harekette gömdü. Can yastığı ısırdı, uzun bir inilti koyuverdi. Bu sefer daha vahşiydi; Kerem iki eliyle Can’ın kalçalarını kavradı, parmakları dantelli jartiyerin altına gömülüyordu. Hızlı ve sert darbelerle sikmeye başladı. Her çarpışta Can’ın kalçaları dalgalanıyor, siyah ipek çorapların dantelli uçları titriyordu. Kerem bir eliyle Can’ın saçını çekiyor, diğer eliyle belindeki korseyi tutuyordu. “Bak nasıl alıyorsun… tam bir kız gibi, benim güzel sissy’m gibi,” diye konuştu, sesinde hayranlık ve sahiplenme vardı. Can cevap verdi, sesi boğuk ve zevk doluydu: “Evet… senin kızınım. Bu çorapları, bu dantelleri senin için giydim. Al beni, istediğin gibi kullan.”

Kerem’in kasları gerilmişti, ter sırtından aşağı akıyordu. Can’ın götünün o muhteşem sıcaklığı ve baskısı onu delirtiyordu. Her çıkışında sikinin damarları Can’ın içini sıyırıyor, her girişinde köküne kadar çarpıyordu. Can’ın eli kendi sik’inin üzerinde hızlanmıştı. İkisinin de nefesleri birbirine karışıyordu. Kerem Can’ın kulağına eğildi, “Boşal benim için… içini dolduracağım sonra,” dedi. Bu söz Can’ı tetikledi. Bedeni kasıldı, götü Kerem’in sikinin etrafında ritmik şekilde sıkmaya başladı. “Geliyorum… ahh Kerem!” diye haykırdı Can. Sik’inden fışkıran sıcak döller korseye, tanganın kenarına ve siyah ipek çorapların üzerine saçıldı. Kasılmalar o kadar güçlüydü ki Kerem de dayanamadı.

Kerem son birkaç darbeyi daha sert vurdu, sonra derinlere gömülüp kaldı. Boşalırken kalın homurtular çıkarıyordu; sıcak, yoğun dölleri Can’ın içine doluyordu. Nabız gibi atarak, uzun uzun boşaldı. İkisi de titriyordu. Kerem Can’ın üzerine yığıldı, göğsü Can’ın sırtına yapıştı. Hâlâ sikini içinde tutuyordu, hafif hafif atan kasılmalar ikisini de sarsıyordu. Can’ın bedeni gevşemiş, nefesi kesik kesik çıkıyordu. Terleri birbirine karışmış, dantelli çorapların ipeği ıslanmıştı. Kerem bir kolunu Can’ın beline doladı, korseyi parmaklarıyla okşadı. Can’ın peruğu yana kaymıştı, makyajı tamamen dağılmış, dudakları şişmişti. İkisi de konuşmuyordu; sadece ağır ağır inip kalkan göğüsler, birbirine karışan nefesler ve hâlâ birleşik halde zonklayan bedenleri vardı.

Kerem dudaklarını Can’ın omzuna bastırdı, hafifçe öptü. İçinden hâlâ sıcak bir rahatlama ve derin bir bağ hissi yayılıyordu. Can gözlerini kapatmış, dudaklarında hafif bir gülümseme vardı. Gece’nin sessizliğinde sadece ikisinin kalp atışları duyuluyordu. Kerem sikini yavaşça çektiğinde Can hafifçe inledi, içinden taşan sıcaklık bacaklarının arasına aktı. İkisi yan yana yığıldılar, terli ve memnun. Can’ın eli Kerem’in göğsüne kondu, parmakları hafifçe dolaştı. Henüz hiçbir şey bitmemişti; bu sadece başlangıçtı. Ama o an, o mid-afterglow’da, sadece birbirlerinin sıcaklığına ve kabul edilmiş arzuya sarılmış haldeydiler. Nefesleri yavaş yavaş normale dönerken, oda hâlâ seks kokusu ve dantel hışırtısıyla doluydu.

Rate this story

Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged blowjob anal doggy-style missionary creampie

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.