Şafak Öncesi Fırında Yasak Kalçalar
28 yaşındaki fırıncı Yakup, karısı 24 yaşındaki Elif’in göt deliğini fırında vahşice siker.
Gece yarısını çoktan geçmişti ve fırının arka kapısı kilitliydi. Dışarıda sokaklar bomboş, içeride ise sadece fırınların loş turuncu ışığı ve un kokusu vardı. Yirmi sekiz yaşındaki fırıncı Yakup, tezgâhın kenarına yaslanmış, karısı yirmi dört yaşındaki Elif’i izliyordu. Elif, unlu kasaları birbiri üstüne dizerken belini hafifçe bükmüş, geniş kalçaları ince pamuk pantolonunun içinde gerilmişti. Her eğilişinde pantolon kumaşı kalça yarıklarına gömülüyor, o dolgun hatlar Yakup’un gözlerini yakıyordu.
Yakup’un sikı pantolonunun içinde çoktan sertleşmişti. Haftalardır aynı fanteziyi bastırıyordu. Elif de farkındaydı; arada sırada omzunun üzerinden kocasına bakıyor, dudaklarını ısırıyordu. Sonunda dayanamadı. Kasayı yerine koyup doğruldu, sesi fısıltıya yakındı.
“Yakup… gecelerdir aklımdan çıkmıyor. O deliğimi… senin kalın sikinle doldurmanı istiyorum. Çok utanç verici biliyorum ama her sabah vardiyada ekmek yoğururken götüm sızlıyor.”
Yakup yutkundu. Adımlarını ağır ağır attı, arkadan yaklaştı. Elleri Elif’in beline oturdu, nefesini ensesine üfledi.
“Ben de aynı şeyi düşünüyorum karıcığım. O dar, pembe göt deliğini açmak, yavaş yavaş sokulmak… Sonra da vahşice sikmek. Senin inleyişlerini duymak istiyorum. Bunu itiraf etmek bile sikimi daha da sertleştirdi.”
Elif’in kalçaları istemsizce geriye kaydı, Yakup’un pantolonundaki sertliği buldu. Bilerek, ağır ağır sürtmeye başladı. Kalça etleri o sert kamburu eziyor, daireler çiziyordu. İkisi de aynı anda nefesini tuttu. Yakup’un elleri öne kaydı, Elif’in göğüslerini avuçladı, parmakları sertleşmiş meme uçlarını sıkıştırdı.
“İstiyorum seni,” diye mırıldandı Elif. “Şimdi. Burada.”
Döndü, dudakları Yakup’un dudaklarına yapıştı. Öpüşmeleri açgözlüydü; diller birbirine dolandı, dişler dudak ısırdı. Yakup Elif’in tişörtünü başından çekip çıkardı, sütyensiz dolgun memeler avuçlarına düştü. Elif pantolonunun düğmesini açtı, kocasının sert sikini dışarı çıkardı. Kalın, damarlı, ucundan şimdiden sızan o sıcaklık parmaklarını ıslattı. Yakup da Elif’in pantolonunu ve külodunu birlikte aşağı indirdi. Elif tamamen çıplak kaldı; amcığı zaten sırılsıklam, kalçaları kırmızılaşmıştı.
Yakup parmaklarını önce o ıslak am yarığına götürdü. İki parmak kolayca içeri süzüldü, Elif inledi. Sonra parmaklarını geri çekip kalça yarıklarına kaydırdı. Ortadaki o sıkı, buruşuk deliğe bastırdı. Elif titredi.
“Bugün o deliğimi de istiyorum,” diye yalvardı açık açık. “Lütfen Yakup… parmakla aç, sonra da sikinle doldur. İstiyorum, rıza veriyorum, al beni.”
Yakup onu öptü, “Tamam bebeğim. Hepsi senin.” dedi ve Elif’i tezgâhın üzerine yüzüstü yatırdı. Unlu tahta yüzeye göğüsleri bastı, kalçaları havaya kalktı. Yakup diz çöktü. Kalçaları iki yana iyice ayırdı, dilini o pembe göt deliğine bastırdı. Sıcak, ıslak dil deliği yaladı, sokuldu, daireler çizdi. Elif tezgâha tutundu, “Ahhh… dilin… daha fazla,” diye inledi. Yakup dilini içeri itip çıkardı, sonra bir parmağını yavaşça soktu. Dar kaslar sıkıca sardı. İkinci parmağı da ekledi, yavaş yavaş genişletti, makas gibi açıp kapattı. Elif’in amcığından sular akıyor, uyluklarına süzülüyordu.
“Hazırsın,” dedi Yakup boğuk sesle. Ayağa kalktı, sikinin ucunu o salyalı deliğe dayadı. Yavaşça bastırdı. Baş kısmı zorla içeri girdi; Elif’in nefesi kesildi, ama kalçalarını geriye doğru itti. “Devam et… sok…”
Yakup santim santim ilerledi. O dar, yanan göt deliği sikini sımsıkı kavradı. Ta köküne kadar gömüldüğünde ikisi de inledi. Bir süre öyle kaldı, Elif’in iç duvarlarının gevşemesini bekledi. Sonra yavaş, derin pompalamalara başladı. Her girişte taşakları Elif’in amına çarpıyor, her çıkışta delik kenarları pembe pembe geriliyordu.
“Sik beni,” diye inledi Elif. “Daha sert… götümü parçala.”
Yakup tempo tuttu. Elleri Elif’in belini kavradı, kalçaları avuçladı, hızlandı. Artık vahşi ve hızlı sikişiyorlardı. Tahta tezgâh gıcırdıyor, fırının sıcak havası terlerini buharlaştırıyordu. Elif her darbeyle geri geri basıyor, “Daha derine… ahhh evet orası!” diye bağırıyordu. Yakup bir elini öne uzattı, Elif’in şişmiş klitorisini ovuşturdu. Elif’in amcığı kasıldı, göt deliği ritmik olarak sıkılıp gevşedi.
Yoğun zevk ikisini de boğuyordu. Yakup’un sikı her seferinde o sıcak etin derinliklerine gömülüyor, Elif’in inleyişleri fırının duvarlarında yankılanıyordu. “Boşalacağım… götünün içinde…” diye homurdandı Yakup.
“Ver… hepsini içime dök!”
Son birkaç vahşi vuruşta Yakup köküne kadar dayandı ve boşaldı. Sıcak döller Elif’in bağırsaklarının derinliklerine fışkırdı, dar delik her titreşimle sıktı. Elif de aynı anda orgazm oldu; amcığı kasılarak boşaldı, bacakları titredi, tezgâha yığıldı.
Yakup sikini çıkarmadı. Hâlâ içlerindeyken Elif’i kollarından tutup kucağına aldı, onu çevirdi. İkisi ter içinde, nefes nefese ayakta sarıldılar. Fırınların sıcak kapaklarının önünde öpüştüler; dilleri yavaş, tatlı, doyumsuz. Yakup’un sikı hâlâ yarı sert, Elif’in götünün içinde zonkluyordu. Elif gülümsedi, alnını kocasının alnına dayadı, sesi kısık ve mutluydu.
“Bundan sonra her sabah vardiyasında kalçalarımı fırının sıcak tezgâhına yatırıp aynı şekilde açmanı istiyorum. Ama bir dahaki sefere… daha uzun süre açık tut. Parmaklarınla, dilinle, sonra o kalın sikinle saatlerce. Ve belki… bir de ayna koyarız, nasıl yediğini izlerim.”
Yakup’un sikı içinde yeniden sertleşmeye başlamıştı. Elif’in göt deliği hâlâ sızıyor, dölleri uyluklarından süzülüyordu ama bakışları şimdiden bir sonraki turu vaat ediyordu. Fırının loş ışığında, un tozlarının arasında, yasak kalçaların hikâyesi henüz bitmemişti.
Yakup’un sikı Elif’in hâlâ zonklayan göt deliğinin içinde yeniden kabardı, damarları şişti, sıcak et duvarlarını zorladı. Elif belini kıvırıp geriye bastırdı, kocasının kalınlığını iyice hissetmek istedi. Unlu tezgâhın kenarına tutunmuş, memeleri tahtaya yapışmıştı; ter ve un karışımı göğüslerini parlatıyordu.
“Hâlâ içimde,” diye fısıldadı boğuk boğuk. “Büyüme… evet, daha da sertleş. Bu sefer hiç acımadan sok. Götümü senin malın gibi kullan.”
Yakup ellerini Elif’in kalça etlerine gömdü, parmak izleri bıraktı. Sikinin tamamını çekip sadece başını dışarıda bıraktı, sonra birden köküne kadar hücum etti. Elif’in çığlığı fırının tuğla duvarlarında dağıldı. Dar halka her vuruşta pembe kenarlarını dışarı çeviriyor, Yakup’un damarlı etini ıslak ıslak yalıyordu. Taşakları her seferinde Elif’in sırılsıklam amcığına şap şap çarpıyor, klitorisini sarsıyordu.
“Bak nasıl yutuyor,” diye homurdandı Yakup. “O utangaç delik şimdi açgözlü bir fahişe gibi emiyor beni. Daha sert mi istiyorsun karıcığım?”
“İstiyorum… ahhh parçala! Fırının sıcağında eriyorum Yakup, götüm yanıyor ama durma.”
Yakup bir elini boynuna doladı, ötekini beline sıkıca sardı ve Elif’i ayağa kaldırdı. Sikini içinden çıkarmadan onu çevirdi, fırınların sıcak kapaklarına doğru yürüttü. Sırtı metal kapılara dayandı, bacaklarını Yakup’un beline doladı. Bu açıda sik daha da derine battı; Elif başını geriye attı, boynu gerildi, inleyişleri kesik kesik nefeslere döndü.
Yakup belini pistona çevirdi. Her darbe Elif’in kalçalarını titreştiriyor, un tozları havada uçuşuyordu. Elif’in tırnakları kocasının sırtında izler açtı. “Daha… orası, tam orası! Bağırsaklarımı ez, doldur beni.” Yakup bir elini araya soktu, şişmiş klitorisini iki parmağıyla ezdi, daireler çizdi. Elif’in amcığı anında kasıldı; sıcak sular uyluklarından fışkırdı, Yakup’un taşaklarını ıslattı.
“Boşalıyorum yine… götümle, amımla, her yerimle!” Elif’in ikinci orgazmı bütün vücudunu sarsarken göt deliği Yakup’un sikini demir gibi sıktı. Yakup tempoyu kesmedi; tam tersine hızlandı, vahşi ve düzensiz vuruşlarla Elif’i metal kapılara çarptırdı. Ter damlaları unlu zeminine düşüyordu. Elif’in memeleri her sarsıntıda zıplıyor, uçları sertleşmiş, kızarmıştı.
Yakup onu tekrar tezgâha indirdi, bu sefer yan yatırdı. Bir bacağını omzuna aldı, kalçayı iyice açtı ve yandan sokulmaya devam etti. Bu pozisyonda her santimi görünüyordu; kalın sikin girip çıkışı, deliğin ağzının köpük köpük gerilişi, önceki döllerin kenarlardan sızması… Elif kendi arkasını izleyebilsin diye boynunu burdu, gözleri dolu dolu.
“İzle beni nasıl yediğini,” dedi Yakup. “Bu dar göt deliği benim. Her sabah açacağım, her gece dolduracağım. İstiyor musun?”
“İstiyorum… sahiplen, mülkün gibi sik. Ahhh Yakup, üçüncü kez geliyorum!”
Elif’in bedeni yine kilitlendi. Amcığından berrak sular fışkırdı, göt deliği ritmik kasılmalarla Yakup’u sağıyordu. Yakup dayanamadı. Belini son birkaç kez savurdu, köküne kadar dayadı ve ikinci kez boşaldı. Sıcak, yoğun döller önceki yükün üstüne fışkırdı; Elif’in içi taştı, fazla gelen beyazlık deliğin kenarlarından kabarcıklar halinde sızdı, uyluklarına aktı. Yakup titreyerek üstünde kaldı, sikini hâlâ kasılan etin içinde bıraktı, Elif’in terli ensesini öptü.
Nefesleri yavaş yavaş düzene girdi. Yakup yavaşça çekildi; Elif’in göt deliği bir an açık kaldı, sonra yavaşça kapandı, içinden son damlalar aktı. İkisi de tezgâhın kenarına oturdular, unlu tahtaya yaslandılar. Yakup Elif’i kucağına çekti, memelerini okşadı, yumuşak öpücükler kondurdu.
“Bu sefer daha uzundu,” diye mırıldandı Elif gülümseyerek. “Ama hâlâ yetmedi. Yarın sabah vardiyasından önce yine buraya gelelim. Aynayı da unutma… kendimi izlemek istiyorum.”
Yakup başını okşadı, “Tamam bebeğim. Her istediğin olacak.” dedi. Bir bez parçasıyla Elif’in bacaklarını nazikçe sildi, sonra kendi sikini temizledi. Elif tişörtünü giydi, pantolonunu yavaşça çekti; her hareketinde götünde sızı ve doluluk hissediyordu, bu hissi seviyor, saklıyordu. Yakup fırınların ateşini kıstı, tezgâhı silmeye koyuldu. Un tozları, ter kokusu ve sex kokusu hâlâ havada asılıydı.
Elif kapıya doğru yürürken omzunun üzerinden baktı. “Evde de devam ederiz. Duşta, yatakta… belki mutfak tezgâhında da.” Yakup gülümseyip başını salladı. Elif anahtarı çevirirken kalbi hâlâ hızlı atıyordu.
Yakup tek başına kaldığında tezgâhın altındaki gizli raflara uzandı. Orada, un torbalarının arkasında, dün akşam gizlice aldığı dikdörtgen ayna duruyordu; kenarları metal, tam Elif’in hayal ettiği boyutta. Yarın sabah, o uyanmadan önce aynayı fırının karşısına yerleştirecek, Elif’i aynanın önünde yüzüstü yatıracak ve her santimini izletecekti. Elif henüz bilmiyordu. Bu sır, Yakup’un dilinin ucundaydı ama gülümsemesiyle saklı kaldı. Fırının loş ışığında, yasak kalçaların ikinci turu bitmişti; üçüncüsü ise çoktan planlanmıştı.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories