Akvaryumun Loş Işığında Eş Değiştirme Ateşi
28 yaşındaki evli Türk Deniz ile siyah iş adamı Callum, akvaryumun loş ışığında kocalarının gözleri önünde ateşli eş değiştirme yaşar.
Deniz, yirmi sekiz yaşında evli bir Türk kadını olarak, lüks otelin akvaryum temalı barında loş mavi ışıklar altında oturuyordu. Yanında kocası Theo, karşısında ise otuz iki yaşındaki siyah Amerikalı iş adamı Callum ve eşi Yvonne vardı. Dört kişi aynı masada, dev akvaryumun kenarında camın ötesinde yüzen balıkların gölgesinde sohbet ediyorlardı. Deniz’in bakışları istemeden Callum’un koyu tenine, geniş omuzlarına kayıyordu. Callum da onu fark etti; koyu kahverengi gözleri Deniz’in zeytin tenli boynuna, dekoltesine yapıştı. İlk bakışmalar uzun sürdü, utanma yoktu, sadece sıcak bir çekim.
Theo gülümseyerek bir şeyler anlatırken Deniz Callum’a eğildi. “Bu ışıklar tenini daha da koyu gösteriyor,” fısıldadı, sesi alçak ama net. Callum’un dudakları kıvrıldı. “Seninki de maviye bulanmış altın gibi. Yvonne’la Theo’nun yanında bunu söylemem garip mi?” Yvonne gülümseyerek kadehini kaldırdı, Theo de omuz silkti. “Garip değil,” dedi Theo. “Bakışlarınızı izliyoruz.” Deniz’in kalbi hızlandı. Callum masanın altında ayağını onun bacağına sürttü, yavaşça. “Eş değiştirme hiç aklına geldi mi?” diye fısıldadı Callum, sadece Deniz’in duyacağı kadar. Deniz yutkundu, bacaklarını sıktı. “Geldi. Şu an geldi.” Bakışları birbirine kilitlendi; karşılıklı çekim o kadar açıktı ki masa titriyordu neredeyse. Yvonne ve Theo birbirlerine baktılar, başlarını hafifçe salladılar. Onay vardı.
Deniz ve Callum ayağa kalktılar. Partnerlerinin gözleri üzerlerindeyken akvaryumun kenarındaki yarı gizli köşeye çekildiler; kalın bitkiler ve loş mavi ışık onları kısmen gizliyordu ama masa hâlâ görünüyordu. Callum’un eli Deniz’in beline kaydı. “Tenin… benimkiyle ne kadar zıt,” diye mırıldandı, parmaklarını onun açık omzunda gezdirdi. Deniz titredi, elini Callum’un göğsüne bastırdı. “Seninki çok koyu, pürüzsüz. Sıcak.” Öpüştüler; dil dil’e değdi, Callum’un kalın dudakları Deniz’in ince dudaklarını emdi. Dokunuşlar hızlandı. Callum’un eli etek altına süzüldü, Deniz’in ıslak külotuna bastı. Deniz inledi, pantolonunun fermuarını indirdi. Eli içeri girdi, Callum’un büyük siyah aletini kavradı. Kalın, damarlı, sıcak. “Tanrım, ne kadar iri,” diye fısıldadı Deniz, parmaklarıyla okşaya okşaya. Kocası Theo’nun masadan baktığını biliyordu; bu bilgi onu daha da azgınlaştırdı. Kalçaları Callum’a doğru itildi. “Beni onunla sikmeni istiyorum,” dedi açıkça, sesi titrek ama istek dolu. “Hemen. Onlar izlerken.” Callum’un aleti elinde sertleşti, tam eşiğe geldiler.
Deniz dizlerinin üzerine çöktü. Akvaryumun mavi ışıkları tenlerinde dans ederken Callum’un pantolonunu indirdi, o kalın siyah yarağı dışarı çıkardı. Başını yaklaştırdı, dilini ucuna sürdü, sonra ağzını açıp derin boğazına kadar aldı. Callum inledi, eli Deniz’in saçlarına gömüldü. “İşte böyle, yut,” diye homurdandı. Deniz boğazını açtı, tükürük salyaları aktı, başını ileri geri hareket ettirdi; her seferinde daha derine. Balıklar camın arkasında süzülürken o emiyor, Callum’un kokusunu içine çekiyordu. Sonra Callum onu ayağa kaldırdı, eteklerini beline sıyırdı, külotunu kenara çekti. Deniz’i akvaryum camına yasladı, arkadan yaklaştı. Kalın başını amına dayadı, bir hamlede sertçe girdi. Deniz camı tuttu, inledi. “Ah, dolu… çok dolu.” Callum hızlı ve derin vuruşlarla sokuldu, kalçalar şap şap ses çıkardı. Her itişte Deniz’in göğüsleri cama bastı, mavi ışık terli tenlerinde parladı. Theo ve Yvonne masadan izliyorlardı; bu bilgiyle Deniz orgazma ulaştı, amı sıkılarak Callum’un aletini kavradı, haykırarak boşaldı. “Sikiyor… beni sikiyor!”
Callum onu çevirmedi, yerine Deniz’i üstte ata biner pozisyona geçirdi; bir koltuk kenarına oturdu, Deniz bacaklarını açıp üzerine çıktı. Kalın siyah yarağı yeniden amına indirdi, kalçasını kaldırıp indirdi. Hızlı, derin, ıslak sesler. Deniz göğüslerini Callum’un koyu göğsüne sürterek zıpladı, tırnaklarını sırtına geçirdi. “Boşal içime, boşal,” diye inledi. Callum’un elleri kalçalarını kavradı, onu aşağı çekti. İkisi de ter içinde, haykırarak zevk aldı; Callum kalın aletiyle derinlerde titreyerek boşaldı, sıcak dölünü Deniz’in içine döktü. Deniz bir kez daha sarsılarak geldi, amı kasıla kasıla onu sağıyordu.
Yoğun orgazmlarından sonra Deniz ve Callum terli bedenlerini birbirine bastırdılar. Yavaşça öpüştüler, dilleri tembel tembel dolandı. Deniz dudaklarını Callum’un siyah göğsüne bastırdı, tuzlu terini yaladı. “Tekrar yapalım,” diye fısıldadı, nefesi sıcak. “Bu gece bitmesin.” Callum’un eli belinde gezindi, hâlâ yarı sert aleti bacağına değiyordu. “Yvonne ve Theo’yla konuşalım. Daha fazlası var.”
Giyindiler, nefesleri hâlâ düzensiz, ve bara döndüler. Masaya oturduklarında Theo’nun gözleri Deniz’in dağınık saçlarında, Yvonne’unkiler Callum’un terli boynundaydı. Dörtü de gülümsedi, gerilim dinmemişti. Deniz kadehini kaldırırken bacaklarının arasından hâlâ Callum’un dölü sızıyordu. “Gecenin devamı için planlar yapalım,” dedi, sesi alçak ama ateşli. Callum’un ayağı yine onun bacağına değdi. Deniz’in gözlerindeki ateş henüz sönmemişti; bakışları Callum’a kilitli kaldı, odadaki loş mavi ışıklar altında yeni bir tur için sabırsızlanıyordu. Theo’nun elini tuttu ama aklı hâlâ camdaki yansımalarda, Callum’un koyu teninin sıcaklığındaydı. Yvonne öne eğildi. “Odamıza geçelim mi yoksa burada mı devam?” Deniz gülümsedi, kalbi again hızlandı. Bu sadece başlangıçtı; eş değiştirme ateşi akvaryumun loşluğunda büyümeye devam ediyordu, herkesin onayıyla, herkesin bakışları altında.
Deniz masaya oturduğunda bacaklarının arasından hâlâ sızan o sıcak, yapışkan döl hissetmek onu yeniden kıvama getirdi. Callum’un koyu teni loş mavi ışıkta parlıyordu; Theo’nun elini sıkarken aklı hâlâ o kalın siyah yaraktan kurtulamıyordu. Yvonne öne eğildi, dudaklarında hafif bir gülümseme. “Odamıza geçelim. Burada herkes izliyor ama daha fazlasını istiyorum.” Theo başını salladı, gözleri Deniz’in dağınık saçlarında, eteklerinin kenarındaki ıslak izde. “Hadi.”
Dördü ayağa kalktı. Asansörde Callum’un eli yine Deniz’in beline kaydı, parmakları eteğin altından kalçasına bastı. Deniz nefesini tuttu, sırtını Callum’un göğsüne yasladı. Theo ve Yvonne karşılarında duruyordu; Yvonne Theo’nun pantolonuna el attı, fermuarı yavaşça indirdi. “İkiniz de bizi izlerken sikileceksiniz,” diye fısıldadı Yvonne, sesi kalın. Deniz yutkundu. Callum’un aleti pantolonda sertleşmiş, kalçasına sürtünüyordu. “Evet,” dedi Deniz. “Sikiniz beni yine. Daha sert.”
Oda genişti, perdeler kapalı, loş ışıklar akvaryumun yansımasını hatırlatıyordu. Kapı kapanır kapanmaz Callum Deniz’i duvara yapıştırdı, eteklerini beline sıyırdı, külotunu yırttı. “Amın hâlâ dolu benim dölümle,” diye homurdandı, iki parmağını içine soktu, ıslak sesle karıştırdı. Deniz inledi, bacaklarını açtı. “Daha koyu, daha kalın. Sok onu.” Callum pantolonunu indirdi, o iri siyah yarağı eline aldı, başını amına sürttü. Theo koltuğa oturmuş, Yvonne’un başı kucağındaydı; Yvonne Theo’nun aletini ağzına almış, yutkunarak emiyordu ama gözleri Deniz’le Callum’daydı. “İzleyin bizi,” dedi Callum, bir hamlede girdi. Deniz cam gibi soğuk duvara yaslandı, “Ah siktir… ne kadar dolu” diye haykırdı. Callum kalçalarını şap şap vurarak sokuldu, her itişte taşakları amına çarptı. Deniz’in göğüsleri sarsıldı, meme uçları duvara sürtündü. “Daha hızlı sik beni, kara yarakla doldur amımı.”
Callum hızlandı, ter damladı Deniz’in boynuna. “Senin amın bembeyaz teninle zıt, yutuyor beni.” Deniz tırnaklarını Callum’un sırtına geçirdi, kalçalarını geri itti. Theo inledi; Yvonne aletini boğazına kadar almış, tükürük salyaları akıyordu. “Bak Theo,” diye homurdandı Callum, “karını sikiyorum. Amı nasıl kavrıyor gör.” Deniz orgazma yaklaştı, amı kasıldı. “Boşalıyorum… ah evet, sikiyor!” İçeri doğru bir dalga geldi, bacakları titredi, sular Callum’un taşaklarına aktı. Callum çıkardı, Deniz’i yatağa fırlattı. “Üstüme bin. Ata biner gibi zıpla o siyah yarağın üstünde.”
Deniz hemen çıktı, bacaklarını açıp Callum’un üzerine oturdu. Kalın başı amına dayandı, yavaşça indirdi kendini. “Tanrım ne kadar şişman… mideme vuruyor.” Kalçalarını kaldırıp indirdi, ıslak şapırtılar odayı doldurdu. Callum’un elleri göğüslerini kavradı, meme uçlarını sıkıştırdı. “Süt gibi tenin, siyah ellerimde ezilsin.” Deniz daha hızlı zıpladı, amı şapırdayarak yutu yutu yuttu. Yvonne Theo’yu bırakıp ayağa kalktı, soyundu. Theo da soyundu; ikisi yatağın kenarına geldi. Yvonne Deniz’in saçını çekti, dudaklarını onun dudaklarına bastırdı, dilini soktu. “Callum’un dölü hâlâ içinde, tadına bakayım mı?” dedi ama hemen Deniz’in boynunu yaladı. Theo arkadan Yvonne’a yapıştı, aletini onun amına soktu. Dört beden birbirine karıştı.
Callum Deniz’i ters çevirdi, diz çöktürdü. Arkadan girdi yine, bu sefer daha sert, kalçalar şak şak ses çıkardı. “Göt deliğine de sokacağım birazdan. İkisi de benim olacak.” Deniz başını yastığa gömdü, “Sok götüme de, doldur her yerimi” diye inledi. Callum tükürdü parmağına, göt deliğini ovdu, sonra yavaşça bir parmak soktu. Amına yarağıyla vururken parmağı da götünde geziyordu. Deniz çıldırdı. “İkisini birden… lütfen.” Callum çıkardı, aletini göt deliğine dayadı. Yavaş ama kararlı itti. “Sıkı… siyah yarağın götünü yırtıyor.” Deniz haykırdı, “Ah evet, götümü sik! Daha derine!” Callum beline yapıştı, tam boy girdi, sonra ritme girdi. Her vuruşta Deniz’in amı boşta şapırdıyor, döl sızıyordu. Theo Yvonne’u arkadan sikerken Deniz’in yüzüne doğru eğildi. “Ağzını aç,” dedi Theo. Deniz açtı, Theo’nun aletini emdi, tükürük boğazından aktı. Yvonne inliyordu, “Sik beni Theo, izlerken boşalacağım.”
Callum hızlandı, götünü şap şap sikti. “Amını da unutma.” Elini öne uzattı, Deniz’in klitorisine bastı, ovaladı. Deniz boğazı doluyken mırıldandı, titredi, ikinci orgazm geldi. Amı ve götü kasılarak Callum’u sağdı. Callum homurdandı, “İçine boşalıyorum… al kara dölümü götüne.” Derinlerde titredi, sıcak fışkırtılarla doldurdu Deniz’in götünü. Deniz yutkundu, Theo’nun aletini daha derine aldı. Yvonne bağırarak boşaldı, Theo da onun amına boşaldı. Callum çıktı, döl göt deliğinden aktı, kalçalarına indi.
Ama bitmedi. Deniz döndü, sırtüstü yattı, bacaklarını iyice açtı. “Yine amıma sok. Dölünle karışsın.” Callum hemen girdi, bu sefer amına, ıslak ve kaygan. Yvonne Deniz’in üzerine eğildi, meme uçlarını emdi, dilini gezdirdi. Theo Callum’un arkasından izliyordu, eli kendi aletinde. “Değiştirin,” dedi Theo. Callum çıktı, Theo Deniz’in amına sokuldu, hâlâ Callum’un dölü varken. “Karımın amı senin dölünle kaygan,” diye homurdandı Theo, sertçe vurdu. Callum Yvonne’u aldı, onu da Deniz’in yanına yatırdı, amına girdi. İki kadın yan yana, bacaklar açık, iki yarak sokuluyordu. Deniz Theo’yu hissederken Callum’un siyah aletinin Yvonne’u nasıl deldiğini izledi. “Daha sert sikin bizi,” diye bağırdı Deniz. “Eşlerimizi değiştirin, doldurun.”
Ritim çılgına döndü. Şap şap, ıslak sesler, iniltiler. Callum Yvonne’dan çıkıp yine Deniz’e geçti, Theo da Yvonne’a. Sürekli değiştirdiler. Deniz’in amı bir siyah bir beyaz yarakla şişti, döller karıştı, aktı. Callum sonunda Deniz’i kucağına aldı, ayakta sikti. Deniz bacaklarını beline doladı, “Boşal yüzüme, dölünü yedir bana” dedi. Callum hızlandı, çıktı, aletini Deniz’in yüzüne tuttu. Kalın fışkırtılar geldi; sıcak döl alnına, dudaklarına, diline aktı. Deniz dilini uzattı, yaladı, yuttu. “Daha… hepsini bas.” Callum son damlaları da sıktı, taşaklarını süzdü. Theo Yvonne’un agzına boşaldı, Yvonne da yuttu ve Deniz’e öptü, dölleri dilde karıştırdılar.
Yatağa yığıldılar ama Deniz hâlâ ateşliydi. Callum’un yarı sönmüş aletini eline aldı, ovdu, tekrar sertleştirdi. “Bir tur daha. Götümü ve amımı aynı anda doldur.” Callum sırtüstü yattı, Deniz üzerine bindi, amına indirdi. Theo arkadan geldi, göt deliğine dayadı. İki alet birden girdi; Deniz’in gözleri kısıldı, “Ah siktir ne kadar doluyum… iki yarakla yırtılıyorum.” Zıpladılar, ittiler. Callum alttan, Theo üstten. Yvonne yanlarında kendi parmaklarıyla oynuyor, “Sikin onu, doldurun o Türk amını ve götünü” diye kışkırtıyordu. Deniz çığlık attı, üçüncü orgazmda amı ve götü kasılarak iki aleti de sağdı. Callum ve Theo aynı anda boşaldı; sıcak döller içeri fışkırdı, taştı, kalçalarından aktı.
Callum Deniz’i indirdi, yüzünü amına bastırdı. “Yala. Dölleri yut.” Deniz dilini uzattı, amından ve götünden sızan karışık dölleri yaladı, yuttu, parmaklarını sokup daha fazlasını çıkardı. “Lezzetli… sizin dölleriniz.” Callum ayağa kalktı, aletini yine ağzına soktu, boğazına kadar itti. “Son bir kez yut beni.” Deniz boğazını açtı, tükürük aktı, Callum birkaç sert vuruştan sonra boğazına boşaldı. Deniz öksürerek yuttu, damlalar çenesinden aktı.
Oda döl ve ter kokuyordu. Deniz yatağın kenarına oturdu, bacaklarını açık tuttu, parmaklarını amına soktu, Callum’un ve Theo’nun döllerini dışarı çıkarıp yaladı. Callum yanına geldi, aletini yine yüzüne sürttü. “Açın amını iyice. Son fışkırtıyı da basacağım.” Sertleşti, amına dayadı, birkaç vuruşla girdi, çıktı, deliğine tuttu ve kalın, yapışkan döllerini fışkırtarak amının üzerine, klitorisine, deliğine bastı. Deniz parmaklarını ayırdı, “Daha çok döl… amımı beyazlat bu kara yarakla” diye inledi. Callum son damlaları da sıktı, taşaklarını Deniz’in amına sürttü, ovdu. Döl aktı, çarşafa indi. Deniz gülümsedi, iki parmağını dabına batırıp yaladı, sonra göt deliğine soktu, çıkarıp tekrar yaladı. “Hâlâ sızıyor… sikinizin dölü her deliğimden akıyor, daha fazla basana kadar durmayın, amımı ve götümü dölle tıkayın sikikler.”
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories