Sessiz Arkadaşımın Siyahı İlk Kez İçimde
Harriet, 24 yaşındaki evli beyaz kadın, komşusu 28 yaşındaki siyah Roman’ın kalın siyah yarağını ilk kez derin derin içinde hissediyor.
Ben Harriet'im, yirmi dört yaşında evli beyaz bir kadınım. Kocam Lorenzo'nun iş seyahatleri yüzünden evde çoğu gece yalnız kalıyordum. Aynı apartmanın dördüncü katında oturan yirmi sekiz yaşındaki siyah komşum Roman ise sessiz, çekingen bir adamdı. Geniş omuzları, koyu teni ve derin bakışlarıyla ilk günden beri dikkatimi çekmişti. Koridorda, asansörde ya da çamaşır odasında karşılaştığımızda sohbetlerimiz kısa başlardı ama her seferinde tenime değen parmak uçları, koluma hafifçe dokunan eli içimde fırtınalar koparıyordu. O dokunuşlar kazara gibiydi ama ikimiz de gerçeği biliyorduk. Yıllar boyunca biriken o yoğun cinsel gerilim havayı ağırlaştırıyordu. Kocam uzaktayken geceleri yatağımda bacaklarımı açar, parmaklarımı ıslak amıma sokar, gözlerimi kapatıp Roman'ın kalın siyah yarağının beni nasıl dolduracağını hayal ederdim. O hayaller beni hem utandırıyor hem de zevkten inletiyordu. Beyaz tenimin onun siyah teniyle karışmasını, o damarlı yarağın amımın derinliklerine kaymasını istiyordum. O da istiyordu. Bakışlarından, sessizce yutkunmasından, bana bakarkenki o açlıktan anlıyordum. Ama ikimiz de ilk adımı atmamıştık. Ta ki o akşam gelene kadar.
O akşam Lorenzo yine Paris'teydi, bir hafta daha yoktu. Evde volta atıp duruyordum. İçimde dayanılmaz bir kaşıntı vardı. Roman'ın dairesine kahve içmeye gitmeye karar verdim. Üzerime ince, beyaz bir yazlık elbise geçirdim. Sütyen takmadım, çünkü belki bu sefer bir şey değişirdi. Külodum ise ince danteldi, amımın ıslaklığını gizleyemiyordu bile. Kalp atışlarım kulaklarımda zonklayarak kapısını çaldım. Kapı açıldığında Roman karşımdaydı; siyah teni loş ışıkta parlıyordu, üzerinde gri bir tişört ve rahat bir şort vardı. Gözleri beni baştan aşağı süzdü, dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi. “Harriet, hoş geldin. Gel içeri, tam da canım kahve istiyordu,” dedi kalın, derin sesiyle. Ses tonu bile amımı hafifçe kasılmasına yetmişti.
İçeri girdim. Evinin erkeksi kokusu – hafif odunsu bir parfüm ve taze kahve – burnuma doldu. Kanepeye oturduk, o mutfakta kahve hazırlarken bacaklarımı sıkıca kapattım ama bakışları yine de kalçalarıma kayıyordu. Kahvelerimizi alıp yan yana oturduğumuzda sohbet başladı. Önce havadan, sonra kocamın seyahatlerinden konuştuk. “Yine yalnızsın yani,” dedi gözlerini gözlerimden ayırmadan. “Evet, alıştım ama bazen zor oluyor,” diye cevap verdim. Sesim biraz titriyordu. Konuşma yavaş yavaş flörtleşmeye döndü. “Senin gibi güzel bir beyaz kadının yalnız kalması gerçekten yazık,” dedi ve eli yavaşça benim elimin üzerine kapandı. Parmakları benim beyaz, ince parmaklarımın arasına girdi. O sıcak, siyah tenin teması beni elektrik çarpmış gibi yaptı. İçimden bir ses “Dur” diyordu ama diğer ses çok daha yüksekti: “İstiyorsun işte, yıllardır istiyorsun.”
Tam o anda eğildi, sesi fısıltıya dönüştü. “Biliyorum ki o kalın siyah yarağımı ilk kez derin derin içinde hissetmek istiyorsun, Harriet.” Kelimeler ağzından çıktığı anda kalbim deli gibi atmaya başladı. Göğüslerim hızla inip kalkıyordu, nefesim kesilmişti. Nasıl bu kadar emin konuşabiliyordu? Belki ben de fark etmeden ona aynı açlıkla bakmıştım. Belki koridordaki o dokunuşlar, o uzun sessizlikler her şeyi anlatmıştı. Yanaklarım yanıyordu ama inkâr etmek gelmedi içimden. Aksine, yılların baskısı patladı. “Evet Roman… Evet, istiyorum,” diye fısıldadım titrek bir sesle. “Yıllardır seni düşünüyorum. Kocamın yatağında parmaklarımı amıma sokup senin o siyah, damarlı yarağının içime girdiğini hayal ediyorum. Beni germesini, doldurmasını, beyaz amımı senin yapmasını istiyorum. İtiraf ediyorum, seni gerçekten istiyorum.”
Sözlerim biter bitmez gözlerinde bir ateş parladı. “Ben de seni istiyorum Harriet. O dar, pembe amını germek, seni inletmek, o beyaz vücudunu benim siyah vücudumla örtmek istiyorum. Yıllardır dayanamıyorum,” dedi ve eli enseme kaydı. Sonra dudaklarımız buluştu. İlk öpücük yumuşak ve çekingen başladı ama hemen ıslak, aç bir hal aldı. Dili ağzımın içine girince inledim. Dillerimiz birbirine dolandı, salyalarımız karıştı, nefeslerimiz hızlandı. Elleri sırtımda dolaşıyor, belimi sıkıca kavrıyordu. Ben de parmaklarımı onun tişörtünün altına soktum, sert kaslarını hissettim. Öpüşürken vücudum yanıyordu. Amım sırılsıklam olmuştu, külodumun içine akıyordu. “Gerçekten istiyorsun değil mi?” diye sordu öpücüğün arasında, sesi boğuktu. “Evet, istiyorum Roman. Lütfen, kontrolümü kaybettim artık,” diye cevap verdim ve onu daha sert öptüm.
Artık durmak imkânsızdı. Ellerimiz deli gibi hareket ediyordu. O elbisenin askılarını indirdi, ince kumaş yere kaydı. Göğüslerim dışarı çıktı, pembe uçlarım sert ve dikti. Roman birini ağzına aldı, diliyle daireler çizerek emdi. Dişleri hafifçe ısırınca sırtım kavis yaptı, yüksek sesle inledim. “Ah Roman… Evet…” Ellerim onun tişörtünü başından yukarı sıyırdı. Kaslı, siyah göğsü ortaya çıktı. Tırnaklarımı hafifçe göğüs kaslarının üzerinde gezdirdim, teninin sıcaklığını, sertliğini içime çektim. Sonra şortunu ve boxerını aşağı indirdim. O an karşıma çıktı: kalın, uzun, damarlarla kaplı siyah yarağı. Başı parlak ve ıslaktı, nabız gibi atıyordu. Elimi uzattım, parmaklarım etrafını zar zor sardı. “Tanrım… Bu kadar kalın olacağını biliyordum ama…” diye mırıldandım. İçimde hem korku hem de müthiş bir arzu vardı. Bu yarak içime girdiğinde nasıl hissedeceğimi düşününce amım kasıldı.
Roman da külodumu yavaşça sıyırdı. Bacaklarımı araladı, parmakları ıslak am dudaklarımın üzerinde gezindi. “Ne kadar ıslaksın benim için,” dedi hayranlıkla. Orta parmağını yavaşça içime soktu, çıkarıp klitorisime sürttü. Zevkten kıvranıyordum, kalçalarım kendiliğinden hareket ediyordu. Vücudumuz birbirine yapışmıştı; benim beyaz, yumuşak tenim onun sert, siyah teniyle kontrast yaratıyordu. Göğüslerim onun göğsüne bastırıyor, yarağı karnıma değiyordu. Öpüşmeye devam ettik, bu sefer daha vahşi, daha ıslak. Dişlerimiz çarpıştı, dillerimiz birbirini yaladı. “Seni sikmek istiyorum Harriet. O amı benim yapmak istiyorum,” diye fısıldadı kulağıma. Ben de “İçime gir Roman… İlk kez hissedeyim o siyah yarağını,” diye yalvardım.
Çıplaktık artık. Kanepeye uzandım, bacaklarımı açtım. O üzerime geldi, siyah vücudu beyaz vücudumu örttü. Yarağının başı ıslak amımın girişine dayandı, hafifçe bastırdı ama henüz girmedi. Gerilim zirvedeydi. Kalbim deli gibi çarpıyor, her hücrem onu istiyordu. Nefeslerimiz karışmıştı, gözlerimiz kilitlenmişti. Daha fazla dayanamayacaktım ama o an, o muhteşem an hâlâ gelmemişti. Bekliyordum, titriyordum, içimde fırtınalar kopuyordu. Roman biraz daha bastırdı, başı dudaklarımı araladı. Zevk ve beklentiyle inledim. Bu sadece başlangıçtı. İçimde hissedeceğim o kalın siyahlığı daha derin, daha sert, daha uzun süre alacaktım. Ama şimdi, tam bu anda, ikimiz de nefes nefese, ter içinde, birbirimizin gözlerine bakarak o anı uzatıyorduk.
Ben Harriet’im, yirmi dört yaşında evli beyaz bir kadınım. O an, Roman’ın kalın başı am dudaklarımı aralarken içimdeki ses birdenbire değişti. Henüz içime girmesini istemiyordum; önce o siyah yarağın tadını, ağırlığını, damarlarını ağzımın içinde hissetmek istiyordum. Titreyen sesimle fısıldadım: “Roman… dur. Önce ağzıma alacağım. İlk kez o kalın siyah sikini emmek istiyorum.”
Gözleri karardı, memnun bir homurtuyla sırtını kanepeye yasladı. Dizlerimin üzerine çöktüm. Karşımda nabız gibi atan, damarlarla kaplı, neredeyse bileğimi saramayacağım kadar kalın yarak duruyordu. Beyaz parmaklarımı etrafına doladım, başparmağımla o parlak morumsu başı daireler çizerek ovuşturmaya başladım. Tadı erkeksi, biraz tuzlu ve inanılmaz derecede ateşliydi. Dilimi uzattım, altındaki damardan yukarı doğru uzun bir yalama çektim. Sonra dudaklarımı gererek başını ağzıma aldım. Ağzım zorlanıyordu, çenem acıyordu ama bu acı muhteşem bir zevke dönüşüyordu. Yavaş yavaş daha derine indim, boğazıma değene kadar soktum ve hafifçe gırtladım. Gözlerimden yaşlar süzülürken yukarı baktım; Roman’ın siyah göğsü inip kalkıyor, kasları geriliyordu. “Harriet… kahretsin, ne güzel emiyorsun,” diye inledi kalın sesiyle. Ben de hızlandım, salyalarım çenesinden aşağı akarken başımı ileri geri savuruyordum. İçimden geçiriyordum: “Yıllardır kocamın yatağında parmakladığım amımla hayal ettiğim yarak şimdi ağzımda… ve bu kadar büyük, bu kadar siyah.” Taşaklarını avuçladım, hafifçe sıkarken emmeye devam ettim. Dakikalar geçti, çenem uyuştu ama bırakmadım. Onu delirttiğimi hissetmek beni ıslatıyordu.
Sonunda Roman beni saçlarımdan nazikçe kaldırdı. “Artık dayanamıyorum,” dedi boğuk bir sesle. Onu bileklerinden tutup sırtüstü yatırdım. Kanepe dar geliyordu ama umurumda değildi. Bacaklarımı iki yana açtım, üzerine çıktım. Yarağını tuttum, sırılsıklam olmuş amımın dudaklarına dayadım ve yavaşça oturdum. Başı içimi aralarken “Aaaahhh!” diye uzun bir inilti kaçtı dudaklarımdan. Kalınlığı inanılmazdı; her santimini hissederek aşağı indim. Damarları amımın iç duvarlarını sıyırıyor, karnımın derininde bir dolgunluk yaratıyordu. Tamamen oturduğumda nefesim kesildi. “Tanrım… içimde, gerçekten içimde,” diye mırıldandım. Beyaz karnımın altında hafif bir kabartı hissediyordum. Elleri kalçalarımı kavradı, siyah parmakları beyaz tenime gömülüyordu. Ben de hareket etmeye başladım. Önce yavaş, daireler çizerek bindim. Sonra hızlandım, yukarı kalkıp derinlere çöküyordum. Göğüslerim şiddetle sallanıyor, o da pembe uçlarımı emerek ısırıyordu. Terimiz birbirine karışmaya başlamıştı. Her inişimde klitorisimin onun kasıklarına sürtünmesiyle zevk şimşekleri çakıyordu. İlk orgazmım hızlı geldi; amım onun etrafında deli gibi kasılırken “Boşalıyorum Roman… ahh!” diye haykırdım. Sularım yarağının üzerine aktı ama durmadım. Bindim, bindim, saatlerce gibi gelen bir süre sadece bu pozisyonda kaldık. Bedenlerimiz kayganlaşmıştı, tenimizin birbirine vuruşu ıslak sesler çıkarıyordu.
Roman birden doğruldu, beni belimden kavrayıp kaldırdı ve domalttı. Kanepeye dört ayak oldum, kalçalarımı iyice açtım. Arkamdan yaklaştı, bir eli omzumda, diğeri yarağıyla amımı yokladı ve tek hamlede dibine kadar gömdü. “Ohh fuuuck!” diye bağırdım. Arkadan çok daha kalın geliyordu, rahmime vuruyordu. Sert, hızlı darbelerle sikmeye başladı. Kalçalarım onun kasıklarına çarpıyor, odada et sesleri yankılanıyordu. Ter damlaları sırtımdan aşağı akıyordu. Eğildi, sıcak nefesi kulağımı yaladı ve fısıldadı: “Siyah koca yarak içini dolduruyor mu Harriet?”
Bu kelimeler içimi yakıyordu. İnleyerek, yalvararak cevap verdim: “Evet… evet dolduruyor! Daha derine sok Roman, lütfen daha derine! Amımı parçala o siyah yarakla!” O da daha sert vurmaya başladı. Saçlarımı yumruğuna doladı, ritmini hiç bozmadan beni beceriyordu. İkinci, üçüncü orgazmım peş peşe geldi. Bacaklarım titriyordu, kollarım güçsüzleşiyordu ama o bırakmıyordu. “Senin amın artık benim,” diye homurdandı her darbede.
Saatler geçti. Pozisyon değiştirdik durmadan. Beni sırtüstü yatırdı, bacaklarımı omuzlarına aldı, misyoner pozisyonunda gözlerimin içine bakarak yavaş ve derin vurdu. Her seferinde “Bak bana,” diyordu, “beyaz amının nasıl gerildiğini gör.” Ben de bakıyordum; siyah yarağının beyaz tenimin içinde kaybolup çıkması inanılmazdı. Sonra yan yana döndük, kaşık pozisyonunda bir bacağımı havaya kaldırarak devam etti. Terimiz yatak çarşafını sırılsıklam etmişti – kanepeyi bırakıp yatak odasına geçmişlik, saatler önce. Reverse cowgirl’de tekrar üstüne oturdum, kalçalarımı daireler çizdirerek bindim. Her pozisyonda yeni bir orgazm yaşıyordum. Bazen yavaş ve şehvetli, bazen vahşi ve ısrarlı sikiyorduk birbirimizi. “Daha sert… daha derin… bırakma beni,” diye yalvarıyordum her seferinde. O da “Senin için boşalmayacağım, saatlerce sikicem seni,” diye cevap veriyordu. Vücudum terden parlıyordu, saçlarım yüzüme yapışmıştı. Amım şişmiş, hassaslaşmıştı ama hâlâ istiyordum. O kalın siyah yarağın her damarını, her hareketini içimde ezberliyordum.
Sonunda ikimiz de sınırdaydık. Beni tekrar sırtüstü yatırdı, bacaklarımı beline doladım. Gözlerimiz kilitlendi. Hızlandı, ritmi bozuldu. “İçine boşalacağım Harriet… sıcak sıcak dolduracağım,” dedi dişlerinin arasından. Ben de “Ver hepsini… içimde hissetmek istiyorum döllerini!” diye inledim. O son darbelerle kasıldı ve boşalmaya başladı. Kalın, sıcak fışkırtmalar amımın en derin noktasına vuruyordu. Bu his beni uçurdu. Defalarca, art arda boşaldım. Vücudum sarsılıyor, amım onun etrafında sıkı sıkı kasılıyor, gözlerim kayıyordu. Orgazmımız dakikalar sürdü gibiydi. Son damlasını da içime bıraktıktan sonra üzerime yığıldı.
Terli, bitkin bedenlerimiz birbirine yapışmıştı. Uzun süre öylece kaldık. Sonra yanına kaydı, kolunu boynuma attı. Eli yavaşça aşağı kaydı, parmakları hâlâ hafifçe açık duran amıma girdi. İçimdeki kendi sıcak döllerini parmaklarıyla karıştırarak okşadı, dışarı taşan beyaz kremi klitorisimin etrafına yaydı. Gülümseyerek, derin ve tatmin olmuş bir sesle fısıldadı: “Bu bizim sırrımız. Ne zaman istersen yine içindeyim.”
Ben de mutluluktan ışıldayan gözlerle ona baktım, terli yüzünü avuçlarımın arasına aldım ve uzun uzun öptüm. Dudaklarım onunkilerin üzerinde “Evet…” diye mırıldandı. Kabul etmiştim. Tamamen.
O parmakları içimde dönerken, terli tenimizin kokusu odada asılı kalırken, mutlulukla gözlerimi kapattım.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories