Yağmurda Çadırı Paylaşınca Kocamın Arkadaşı İçime Akıttı
Yağmurda çadırı Kerem’le paylaşan 28 yaşındaki Ece, kocasının uyuduğu gece Warrick’in kalın sikini amına boşalttı.
Yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu, ormanın ortasındaki kamp alanını çamur deryasına çevirmişti. 28 yaşındaki Ece, kocası Murat ve Murat’ın 30 yaşındaki yakın arkadaşı Kerem’le birlikte bu doğa gezisine çıkmıştı. İlk günler eğlenceli geçmişti; ateş yakmışlar, mangal yapmışlar, kahkahalarla sohbet etmişlerdi. Ama gece yarısı bastıran fırtına her şeyi altüst etti. Çadırlar su almaya başladı, uyku tulumları sırılsıklam oldu. En mantıklı çözüm, Murat’ın küçük tek kişilik yedek çadırda tek başına kalması ve Ece ile Kerem’in daracık iki kişilik ana çadırı paylaşmasıydı. Murat homurdanarak eşyalarını alıp birkaç metre ötedeki minicik çadıra geçti, “Sabah görüşürüz,” deyip fermuarı kapattı. Ece’nin kalbi deli gibi çarpıyordu. Yıllardır Kerem’e karşı içinde tuttuğu o yasak ateş şimdi alevleniyordu. Kerem uzun boylu, geniş omuzlu, kasları belirgin bir adamdı; her hareketinde güç fışkırıyordu. Murat ise 35 yaşında, masa başı işinden bitap düşmüş, yatakta iki dakika bile dayanamayan, sıradan bir adamdı. Ece içinden “Bu daracık yerde onunla yan yana yatmak… yıllardır bastırdığım o hayalleri tetikliyor,” diye geçiriyordu.
Çadıra girdiklerinde ikisi de sırılsıklamdı. Kıyafetlerini çıkardılar, sadece iç çamaşırlarıyla kaldılar. Çadır o kadar dardı ki diz dize, omuz omuza yatmak zorundaydılar. Yağmurun şiddetli sesi her şeyi bastırıyor, dışarıdaki dünyayı unutturuyordu. Kerem’in sıcak bedeni Ece’nin tenine değiyordu. Ece hafifçe titredi. Kerem dönüp ona baktı, gözlerinde yıllardır sakladığı açık arzu vardı. “Üşüdün mü Ece?” diye fısıldadı, sesi kalın ve davetkârdı. Eli Ece’nin ıslak koluna dokundu, parmakları hafifçe kaydı. O dokunuş elektrik gibi çarptı. Ece “Biraz… ama senin sıcaklığın iyi geliyor,” diye cevap verdi, sesi titrekti. Bakışları birbirine kenetlendi. Kerem’in gözleri Ece’nin dolgun göğüslerine, ıslak tişörtün yapıştığı sertleşmiş meme uçlarına kaydı. Ece de Kerem’in boxer’ından kabaran kabarıklığa baktı, yutkundu. İlk flörtöz dokunuşlar böyle başladı. Kerem’in parmakları Ece’nin beline indi, hafifçe okşadı. Ece itiraz etmedi, aksine biraz daha sokuldu. Çadırın nemli, dar ortamı ikisini de sarıyordu; ıslak toprak kokusu, ter ve arzu karışmıştı. Ece içinden “Murat uyuyor… burada Kerem’le bu kadar yakın olmak, sanki kader bizi buraya itti,” diye düşündü. Kerem’in eli cesaretlenip Ece’nin kalçasına kaydı, avuçladı. Ece’nin nefesi hızlandı, bacaklarının arası yavaş yavaş ıslanmaya başladı.
Yağmurun ritmik gümbürtüsü altında fısıltıyla sohbete daldılar. Kerem yaklaştı, dudakları Ece’nin kulağına değecek kadar yakın. “Ece, artık saklayamayacağım. Seni yıllardır istiyorum. Murat’la evlendiğinden beri her görüşümde seni nasıl sikmeyi hayal ettiğimi bilsen… o kadar güzel, o kadar seksisin ki,” dedi açıkça. Kelimeler Ece’nin amını zonklattı. Ece de yıllardır tuttuğunu bıraktı. “Ben de Kerem… Murat beni tatmin etmiyor. Sikini soktuğunda bir şey hissetmiyorum. Senin gibi güçlü, kalın yaraklı bir erkeği düşünüp yalnız gecelerde parmaklarımı amıma sokuyorum. Senin kaslı bedenini, beni domine edişini hayal ediyorum,” diye itiraf etti, sesi arzudan kalınlaşmıştı. Bu karşılıklı itiraflar ikisini de çıldırttı. Kerem “O halde alalım ne istiyorsak. Murat bunu hak ediyor, karısını tatmin edemeyen, sıkıcı bir koca. Sen benim olmalısın bu gece,” dedi. Ece “Evet… istiyorum. Bu ihaneti istiyoruz. Kocam uyurken senin kalın sikini içimde hissetmek istiyorum,” diye fısıldadı. Dudakları birleşti. Öpüşmeleri vahşi ve ıslaktı; dilleri birbirinin ağzında dolaşıyor, emiyor, ısırıyordu. Ece’nin eli hemen aşağı indi, Kerem’in boxer’ını sıyırdı ve o kalın, damarlı siki avuçladı. Sıcak, sert ve nabız gibi atıyordu. “Ne kadar büyük… Murat’ınkinin iki katı,” diye inledi Ece içinden. Kerem de Ece’nin slipini kenara çekti, parmaklarını ıslak, sıcak am dudaklarının arasına daldırdı. Klitorisini daireler çizerek ovuşturuyor, iki parmağını içine sokup çıkarıyordu. Islak şapırtılar çadırın içinde yankılanıyordu. “Amın sırılsıklam olmuş Ece, benim için akıyor. Kocan yerine beni istiyorsun değil mi?” diye homurdandı Kerem. Ece “Evet, sik beni… Murat hak ediyor bunu. O uyurken amımı senin parmaklarınla parala,” diye cevap verdi, eliyle Kerem’in sikini hızlı hızlı sıvazlarken. İkisi de kirli konuşmalarla birbirlerini azdırıyordu; ihanet onları daha da ateşli yapıyordu.
Ece daha fazla dayanamadı. Dizlerinin üzerine çöktü, çadırın tavanı başını zorluyordu ama umursamadı. Kerem’in kalın sikini iki eliyle kavradı, önce başını yaladı, dilini damarlarının üzerinde gezdirdi. Sonra ağzını açtı ve gırtlağına kadar aldı. Boğazı gerildi, gözleri zevkten kaydı, yaşardı. Derin derin emiyor, başını ileri geri hareket ettiriyordu. Salyası sikinin üzerine akıyor, ıslak emme sesleri yağmura karışıyordu. Kerem saçlarını kavradı, “Ohh Ece… karımın ağzı gibi emiyorsun. Gırtlağına kadar al, hepsini yala,” diye inledi. Ece’nin gözleri kaymıştı, zevkten başı dönüyordu; bu ihanetin tadı muhteşemdi. Bir süre böyle devam etti, sik boğazında zonklarken Kerem’in inlemeleri arttı.
Sonra Ece sırt üstü uzandı, bacaklarını olabildiğince açtı. Amı ışıl ışıl ıslanmıştı. Kerem üstüne çıktı, misyoner pozisyonunda sikinin başını am dudaklarına dayadı ve tek hamlede köküne kadar soktu. Ece’nin ağzından yüksek bir inilti kaçtı. “Kocanın yerine içini dolduruyorum Ece. Bak nasıl geriliyor amın benim kalın sikimle. Murat’ın küçük, yetersiz yarağı bunu yapamazdı,” diye aşağılayıcı fısıldadı Kerem, sert sert vurmaya başladı. Her darbesi Ece’nin derinlerine ulaşıyor, ıslak et sesleri çıkıyordu. Ece tırnaklarını Kerem’in sırtına geçiriyor, “Evet, sik beni Kerem! Kocamın arkadaşı olarak amımı kullan, onu aldatıyoruz ve çok zevk alıyorum,” diye cevap veriyordu. Vücutları ter içinde kayıyordu, çadırın nemli havası ağırlaşmıştı.
Ece üstte olmak istedi. Kerem sırt üstü yattı, Ece kalçalarını açıp üzerine oturdu ve cowgirl pozisyonunda inmeye kalkmaya başladı. Deli gibi siktiriyordu kendini; kalçaları hızla inip kalkıyor, Kerem’in kalın siki amını tamamen doldurup boşaltıyordu. Göğüsleri zıplıyor, saçları yüzüne yapışıyordu. “Ne kadar derin… amım senin için yanıyor,” diye inliyordu. Kerem altından kalçalarını tokatlıyor, “Kendini siktir bana, Murat’ın karısı olarak benim yarrağımı yiyorsun,” diye konuşuyordu. Ece hızını artırdı, ter damlaları ikisinin bedenine akıyordu. Zevk dalgaları ardı ardına geliyordu.
En sonunda Kerem Ece’yi çevirdi, domalttı. Ece dizlerinin ve ellerinin üzerine kalktı, kalçalarını kaldırdı. Kerem arkadan girdi, sertçe vurmaya başladı. Her darbe Ece’nin kalçalarını sallıyordu. Sik köküne kadar girip çıkıyor, amının en hassas noktalarına çarpıyordu. Ece’nin orgazmı hızla yaklaşıyordu; bedeni kasılıyor, bacakları titriyordu. “Daha sert… boşalmak üzereyim Kerem,” diye yalvardı. Kerem saçlarını hafifçe çekerek ritmini bozmadan vurmaya devam etti, “Amın benim artık. Döllerimi içine akıtacağım, kocan uyurken seni dolduracağım,” diye homurdanıyordu. Ece’nin inlemeleri yağmurun sesine karışıyor, orgazmın eşiğinde kasılmaları artıyordu. Kerem’in sikinin amının içinde zonkladığını hissediyordu, ikisi de o son patlamanın eşiğindeydi ama yağmur hâlâ şiddetle yağıyor, Murat’ın uyanık olup olmadığını bilmiyorlardı. Gerilim doruktaydı, ikisi de nefes nefese, ter içinde, bir sonraki hamleyi bekliyordu…
Kerem Ece’nin saçlarını daha sıkı kavradı, parmakları kalın tellerin arasına gömülürken ritmini vahşileştirdi. Her darbesiyle kalın, damarlı siki Ece’nin ıslak amının en dibine kadar gömülüyor, girişindeki etleri gererek içeri dışarı kayıyordu. Şap şap diye ıslak et sesleri çadırın daracık içinde yağmurun gümbürtüsünü bile bastırıyordu. Ece dizlerinin üzerinde kalçalarını havaya dikmiş, sırtını iyice yay gibi germişti. 28 yaşındaki genç kadının dolgun kalçaları her vuruşta ileri geri sallanıyor, teninde kırmızı tokat izleri beliriyordu. “Daha sert Kerem… amımı yırt o yarrağınla! Kocamın sikinden iki kat kalın, hissediyorum her santimini,” diye inledi Ece, sesi boğuk ve arzudan kısılmıştı. İçinden geçiriyordu: “Murat uyuyor dışarıda, minicik çadırında horul horul. Ben ise onun en yakın arkadaşının sikiyle deliniyorum. Bu yanlış ama durmak istemiyorum, amım hiç bu kadar dolu hissetmemişti.”
Kerem terden sırılsıklam göğsünü Ece’nin sırtına yasladı, ağırlığını vererek daha derin soktu. Sıcak nefesi Ece’nin kulağının arkasını yaladı. “Murat’ın karısını domaltmış sikiyorum şu an. O masabaşı herif iki dakikada boşalırken ben seni saatlerce götürebilirim. Amın benim için eriyor Ece, bak nasıl emiyor siki.” Eli Ece’nin kalçasına indi, sert bir tokat attı. Ses çadırda patladı. Ece’nin zevkten gözleri kaydı, tırnaklarını ıslak uyku tulumuna geçirdi. Bacaklarının arası sırılsıklamdı; kendi suları ve salyası karışmış, Kerem’in toplarına kadar her yeri ıslatmıştı. Kerem bir eliyle Ece’nin belini kavradı, diğeriyle göğsünü yoğuruyordu. Meme ucunu parmaklarının arasında çevirip çekiştiriyor, Ece’nin inlemelerini daha da yükseltıyordu. “Senin gibi ateşli bir karıyı hak etmiyor o. Bak nasıl inliyorsun altında. Söyle, kimin amı bu?”
“Senin Kerem… bu am senin artık. Murat’ın karısının amını doldur, içime akıt döllerini,” diye cevap verdi Ece, sesi titreyerek. Her kelime onu daha da utandırıyor ama aynı zamanda sırılsıklam ediyordu. 30 yaşındaki Kerem’in kaslı kolları Ece’nin bedenini tamamen kontrol altına almıştı. Dar çadırın nemli havası ağırlaşmış, ter, ıslak toprak ve seks kokusu birbirine karışmıştı. Ece kalçalarını geriye doğru iterek her darbeyi karşılamaya çalışıyordu. Kerem’in siki amının duvarlarını sıyırarak girip çıkıyor, o kalın başı rahmini zorluyordu. Ece’nin klitorisi zonkluyor, her sürtünmede elektrik veriyordu. Orgazmı yavaş yavaş yükseliyordu; karnının altındaki o sıcak düğüm gittikçe büyüyor, bacaklarını titretiyordu.
Kerem hızını artırdı, artık acımasızca sikiyordu. Topları Ece’nin ıslak am dudaklarına çarpıyor, ritmik şakırtılar çıkarıyordu. “Boşal benim için Ece. Kocanın arkadaşı seni sikerken boşal. Murat bunu asla başaramaz.” Ece’nin nefesi kesildi. Kasılmalar başladı. Amı Kerem’in sikinin etrafında deli gibi sıkılıyor, içindeki damarları bile hissedebiliyordu. “Geliyorum… ahh sik beni, geliyorum!” diye haykırdı. Sesini bastırmak için dudağını ısırdı ama nafileydi. Bedeni şiddetle sarsıldı, orgazmı bütün hücrelerine yayıldı. Amından sıcak sular fışkırdı, Kerem’in sikini ve bacaklarını ıslattı. Gözleri kaymış, ağzı açık kalmıştı. Zevk dalgaları ardı ardına vuruyor, parmakları uyku tulumunu parçalayacak gibi sıkıyordu. O anda hiçbir şey umurunda değildi; ne yağmur, ne orman, ne de birkaç metre ötede uyuyan kocası.
Kerem de sınırın sonundaydı. Ece’nin orgazmıyla amı ritmik ritmik sıkınca dayanamadı. “İçine boşalıyorum Ece! Al hepsini, karının amına döllerimi veriyorum!” diye homurdandı, sesi kalın ve vahşiydi. Kalçalarını son kez sertçe bastırdı, siki köküne kadar gömülü kaldı. Nabız gibi atmaya başladı. Sıcak, kalın spermler Ece’nin derinliklerine fışkırdı. Bir, iki, üç… defalarca püskürdü. Ece o sıcaklığı hissedince yeniden inledi; rahminin dolduğunu, amının taşacak kadar dolduğunu hissediyordu. Kerem üstüne yığıldı, ağırlığıyla Ece’yi çadırın zeminine bastırdı. İkisi de nefes nefese, ter içinde kalmıştı. Yağmur hâlâ şiddetle yağıyordu ama çadırın içinde sadece onların solukları ve kalp atışları duyuluyordu.
Birkaç dakika öylece kaldılar. Kerem yavaşça sikini çekti. Ece’nin amından beyaz, koyu döller sızmaya başladı; kalın damlalar bacaklarının içinden kayarak uyku tulumuna damladı. Ece elini arkaya uzattı, parmaklarını amına götürdü. Islak, yapışkan spermi hissetti. Parmaklarını birbirine sürttü, o kayganlığı inceledi. O ana kadar zevk bedenini ele geçirmişti ama şimdi, orgazmın sis perdesi kalkınca gerçekler üstüne çöktü. Kalbi hâlâ hızlı atıyordu ama bu sefer korkuyla. “Ne yaptık biz?” diye düşündü içinden. Kerem yanına uzanmış, kolunu Ece’nin beline atmıştı. Göğsü hâlâ inip kalkıyordu. Ece onun profiline baktı; o yakışıklı, güçlü yüz şimdi huzurlu görünüyordu ama Ece’nin içinde bir şey kırılmıştı.
Murat’ın uyanık olup olmadığını bilmiyordu. Yağmurun sesi kesilseydi belki duyabilirdi ama hâlâ bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Yine de bir şeylerin yanlış gittiğini hissediyordu. Bu kadar zevk alması, Kerem’in siki içindeyken “Murat hak ediyor” diye düşünmesi şimdi midisini bulandırıyordu. Evliliği, yıllardır paylaştıkları her şey bir anda tehlikeye girmişti. Sabah olduğunda Kerem’le göz göze gelebilecek miydi? Murat’a yalan söyleyebilecek miydi? Amının içinde hâlâ o sıcak spermi hissediyordu; Kerem’in dölleri yavaş yavaş dışarı sızarken pişmanlık da aynı hızla yayılıyordu. “Bu sadece bir geceydi ama ya daha fazlasını istersem?” diye geçirdi aklından. O düşünceyle ürperdi. Kerem’in eli kalçasına kaydı, okşadı ama Ece bu sefer sokulmadı. Bir şüphe, bir ağırlık çökmüştü üstüne. Tutku bitmişti, geriye sadece ıslak çadır, sızan döller ve kocasına yaptığı ihanetin soğuk gerçeği kalmıştı. Yağmur dışarıda devam ediyordu ama Ece’nin içinde fırtına yeni başlıyordu. Bu gece her şeyi değiştirmişti ve o değişiklikte hiçbir şey yolunda gitmiyordu.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories