Rüzgarlı Gece Çadırda Arkadaşımın Karısı
32 yaşındaki evli Türk adam, rüzgarlı gecede 28 yaşındaki siyahî karısı Aisha’yı çadırda sertçe sikiyor.
O geceyi düşündükçe hala sikim kalkıyor. Ben otuz iki yaşında evli bir beyaz Türk erkeğiyim. Karımla on yıldır birlikteyiz, Mehmet’le de on beş yıldır dostuz. İşten tanışmıştık, ailelerimiz de kaynaşmıştı. Mehmet’in eşi Aisha yirmi sekiz yaşında, muhteşem bir siyahî kadındı. Koyu, parlak teni, kıvırcık siyah saçları, dolgun dudakları, iri memeleri ve o kalın, yuvarlak, zenci kalçalarıyla her gördüğümde içimde fırtına kopardı. İlk tanıştığımız günden beri aramızda gizli bakışmalar vardı. Barbekülerde, doğum günü partilerinde, tatillerde gözlerimiz birbirine kenetlenir, saniyelerce ayrılmazdı. O bana bakarken alt dudağını ısırır, ben de elimdeki bardağı sıkardım. İkimiz de uzun zamandır birbirimizi arzuladığımızı biliyorduk ama dokunmamıştık, konuşmamıştık. Sadece o ağır, elektrikli gerilim birikmişti içimizde. Ta ki o rüzgarlı, ıssız orman gecesine kadar.
Kampa sabah erken gitmiştik. Arabaları ormanın kenarına park edip eşyaları taşıdık. Rüzgar daha o saatten güçlü esiyordu, ağaçlar uğulduyordu. Çadırları kurarken Mehmet’le ben direkleri tutuyor, kadınlar da kumaşları geriyordu. Aisha tam karşımdaydı. Rüzgar tişörtünü vücuduna yapıştırdıkça iri memelerinin hatları ortaya çıkıyordu. Bir ara eğildiğinde o kocaman siyah kalçaları şortunun içinde gerildi, gözlerimi alamıyordum. Karım bir şey fark etmedi ama Aisha doğrulduğunda göz göze geldik. O an ikimiz de anladık; bu gece bir şey olacaktı. Gün boyu yürüyüş yaptık, ateş yaktık, yemek yedik. Sohbet sırasında dizlerimiz arada değiyordu. Her temas vücudumda elektrik gibi yayılıyordu. Mehmet ve karım sohbet ederken biz sessizce birbirimizi süzüyorduk. Gece çökünce rüzgar iyice arttı. Çadırları birbirine çok yakın kurmak zorunda kaldık; neredeyse fermuarlar birbirine değecek kadar. Karım ve Mehmet kendi çadırlarına çekildiler, ben de benimkine girdim. Uyku tulumunun içine girdim ama gözüme uyku girmiyordu. Rüzgar çadırı sallıyor, dışarıdan dalların kırılma sesleri geliyordu. Aklımda sadece Aisha’nın o siyah teni, o kalın kalçaları ve yıllardır içimde biriken o yasak arzu vardı. Sikim tulumun içinde yavaş yavaş sertleşmeye başlamıştı bile.
Tam dalmak üzereyken çadırımın fermuarı yavaşça açıldı. Karanlıkta onun silueti göründü. Aisha’ydı. Üzerinde ince bir tişört ve kısa bir şort vardı. Soğuktan titriyordu. Fısıltıyla, “Üşüdüm… Yanına gelebilir miyim?” dedi. Sesinde hem üşüme hem de yıllardır bastırdığı o arzu vardı. Kalbim deli gibi atmaya başladı. Bir an Mehmet’i, karımı düşündüm ama o ateş her şeyi yaktı. “Gel Aisha, sıcak tutarım seni,” diye fısıldadım. Hemen uyku tulumunun fermuarını açtım. İçeri süzüldü ve fermuarı kapattı. Vücudumuz birbirine değdiği anda ikimiz de aynı anda nefesimizi tuttuk. Sıcak, yumuşak siyah teni benim beyaz tenime yapışmıştı. Memeleri koluma bastırıyor, kalçası bacağıma sürünüyordu. Nefeslerimiz hızlandı, göğüs kafeslerimiz birbirine değiyordu. Eli yavaşça aşağı kaydı, bacaklarımın arasına girdi ve şortumun içinden sertleşmiş sikimi avuçladı. Parmakları etrafında dolaştı, hafifçe sıktı. “Tanrım… Ne kadar kalın ve sıcak,” diye fısıldadı. Ben de cesaretlendim. Elimi tişörtünün altına soktum, o iri siyah memelerini avuçladım. Dolgun, ağır ve inanılmaz yumuşaktılar. Koyu kahverengi meme uçları parmaklarımın arasında anında sertleşti. Başımı eğdim, birini ağzıma aldım. Dilimle daireler çizerek emdim, hafifçe ısırdım, emmeye devam ettim. Aisha boynunu geriye attı, sesini bastırmaya çalışarak inledi.
“Uzun zamandır seni istiyorum,” dedim nefes nefese, meme ucunu emerken. “O siyah amını, o zenci kalçalarını sikmeyi hayal ediyorum. Yıllardır içimde biriktim.”
Aisha eliyle sikimi daha hızlı okşarken fısıldadı: “Ben de… Her gece Mehmet’in yanında seni düşünerek parmakladım kendimi. O kalın Türk yarağını içimde hissetmek istiyorum. Karını aldat, ben de kocamı aldatayım. İkimiz de istiyoruz bunu. Tamamen rızamla… Senin de var mı?”
“Var,” dedim hemen. “İstiyorum seni Aisha. Şimdi, burada.”
O an her şey kontrolden çıktı. Öpüştük. Dilleri birbirine dolandı, ısırdık, emdik. Tulumun içini terimiz kaplamaya başladı. Kıyafetlerimizi aceleyle çıkardık. Çıplak kaldığımızda vücudunun güzelliği karanlıkta bile belli oluyordu. O koyu ten, o iri memeler, o geniş kalçalar… Sikim taş gibiydi. Aisha üzerime çıktı. Kocaman siyah kalçalarını iki yana açtı, elini sikime götürdü ve ıslak, sıcak amının dudaklarına dayadı. Yavaşça indi. Kalın başım amını araladı, sonra santim santim tamamen içine aldı. “Ahhh… Siktir… Çok kalın, doldurdu içimi,” diye inledi deli gibi. Kalçalarını hızla yukarı aşağı hareket ettirmeye başladı. Zenci kalçaları inip kalkıyor, her inişte sikim köküne kadar gömülüyordu. Şap şap sesleri rüzgarın uğultusuna karışıyordu. Memeleri yüzümde zıplıyordu, ikisini de avuçladım, sıkıyor, meme uçlarını çekiyordum. Dilimle yalıyor, emiyordum. İçimden geçiriyordum; “Arkadaşımın karısını sikiyorum, hem de bu kadar ıslak, bu kadar dar bir siyah amla… Karşı koyulmaz.”
Aisha inlemelerini bastıramıyordu artık. “Daha hızlı… Kalçalarımı tut, beyaz horozum. Beni sertçe kullan.”
Bir süre böyle deli gibi sikiştikten sonra üzerimden kalktı ve domaldı. O muhteşem siyah kalçalar tam karşımdaydı, amı sırılsıklam parlıyordu, bacakları titriyordu. Arkasına geçtim, sikimi o ıslak deliğe dayadım ve tek hamlede köküne kadar soktum. Saçlarını avucuma doladım, hafifçe çektim. Hızlı hızlı sikmeye başladım. Her darbemde kalçaları dalgalanıyordu. Tok tok tok sesler çıkıyordu. Aisha yüzünü tulumun içine bastırarak fısıldıyordu: “Daha sert… Daha sert sik beni beyaz horozum! Karını aldatırken arkadaşımın karısını sikiyorsun… Derinlere vur, hepsini alıyorum senden!”
“Al işte… Senin zenci amın için her şeyi aldatırım,” diye cevap verdim ve temposunu artırdım. Bir elim kalçasını sıkıyor, diğeri saçını çekiyordu. Terlerimiz birbirine karışıyor, rüzgar çadırı salladıkça biz de sallanıyorduk. İçimdeki suçluluk ve zevk birbirine karışmıştı. Bu kadar yasak, bu kadar ateşli bir şey hissetmemiştim hiç.
Sonra onu sırtüstü yatırdım. Bacaklarını omuzlarıma aldım, vücudunu ikiye katlar gibi derin girdim. Bu pozisyonda amının en dibine ulaşıyordum. Göğüslerini iki elimle birden sıkıyor, koyu meme uçlarını parmaklarımın arasında yoğuruyordum. Diğer elimle ıslak klitorisini buldum ve hızlı daireler çizerek parmaklamaya başladım. Sikim hızlı hızlı girip çıkarken Aisha’nın vücudu kasılmaya başladı. İnlemeleri yükseldi, gözleri kaydı. “Devam et… Parmakla klitorisimi… Geliyorum neredeyse…” diye fısıldıyordu. Ben de pompalamaya devam ediyordum, o muhteşem siyah vücudun her santimini hissediyordum. Rüzgar dışarıda uğuldamaya devam ediyordu, çadırlar çok yakındı, her an bir ses duyabilirlerdi ama duramıyorduk. Gerilim daha da artıyordu, ikimiz de sınırdaydık ama bu gece bitmeyecekti. Fırtına dinmeden önce daha çok şey yaşayacaktık, çok daha sert, çok daha derin…
O geceyi düşündükçe hala sikim kalkıyor. Aisha’nın vücudu birdenbire kasıldı, bacakları omuzlarımın üzerinde güçsüzce titremeye başladı. Amcığının iç duvarları sikimin etrafını mengene gibi sıktı, ritmik ve güçlü kasılmalarla beni daha da derinlere emiyordu. Parmaklarım o şişkin klitorisini deli gibi ovuşturuyordu, hızlı daireler çizerek bastırıyor, bırakmıyordum. Rüzgar çadırı sertçe sarsarken ben de ritmimi bozmadan, kalçalarımı ileri geri vurarak pompalamaya devam ettim. Terlerimiz birbirine karışmıştı, benim beyaz tenim onun parlak siyah tenine yapışıyor, kaygan bir sıcaklık yaratıyordu. “Gel Aisha, bırak kendini, amcığınla sikimi sık,” diye fısıldadım kulağına, nefesim sıcak tenine çarpıyordu. O da gözlerini devirerek, dolgun dudaklarını ısırarak “Geliyorum… Siktir… Geliyorum beyaz horozum! Daha derin, köküne kadar vur!” diye inledi. Sesini bastırmak için elini ağzına bastırıyordu ama boğazından çıkan o boğuk, hayvani sesler rüzgarın uğultusuna karışıyordu. Vücudu yay gibi gerildi, iri siyah memeleri hızla inip kalkıyor, koyu kahverengi meme uçları taş gibi sertleşmişti. Birden amcığından sıcak sular fışkırdı, sikimi ve tulumun içini ıslattı. Orgazmı uzun ve şiddetliydi, kasılmaları dakikalarca sürdü, bacakları titriyor, kalçaları seğiriyordu. 28 yaşındaki evli siyah kadın, kocası Mehmet’in hemen yanındaki çadırda benim 32 yaşındaki kalın yarrağım tarafından böyle boşaltılıyordu. Bu yasak düşünce içimi yakıyordu; karımla on yıldır yaşadığım her şey bunun yanında soluk kalıyordu. Elllerim o yumuşak, ağır memeleri yoğuruyor, meme uçlarını parmaklarımın arasında sıkıyor, çekiyordum. Tenindeki o koyu parlaklık, benim beyaz avuçlarımın altında inanılmaz bir kontrast yaratıyordu. Orgazmı dinerken bile amcığı sikimi bırakmıyor, hafif hafif sıkıyordu.
Yavaşça bacaklarını indirdim ama hemen ayrılmadık. Üzerine uzandım, terli vücutlarımız yapıştı kaldı. Öpüşmeye başladık; dillerimiz açlıkla birbirine dolanıyor, emiyor, ısırıyor, ağızlarımızın içi ıslak ve sıcak bir karışım oluyordu. Elleri sırtımı tırmalıyor, tırnakları tenime batıyordu. “Bu kadar sert olacağını bilmiyordum,” diye fısıldadı Aisha nefes nefese, sesi titrekti. “Yıllardır seni düşünerek parmaklıyordum kendimi. Mehmet’in yanında yattığım her gece bu anı hayal ediyordum. O kalın Türk yarağın amcığımı böyle doldurması… Tanrım.” Ben de alnını öperek “Ben de senin o zenci kalçalarını, o ıslak siyah amcığını sikmeyi hayal ediyordum. Karımı aldatıyorum, sen de kocanı aldatıyorsun ama ikimiz de istiyoruz bunu. Tamamen rızanla, senin de istediğin gibi,” dedim. Eli sikime indi, parmakları etrafını sardı, yavaş yavaş sıvazlamaya başladı. Hala taş gibi serttim. İçimden geçiriyordum; bu rüzgarlı gecede, ormanın ıssızlığında, çadırların fermuarları neredeyse birbirine değecek kadar yakınken arkadaşımın karısını sikmek beni çıldırttı. Tehlike her şeyi daha ateşli yapıyordu. Rüzgar dalları kırıyor, çadırı sallıyordu ama bizim çıkardığımız ıslak şapırtılar, inlemeler çok daha tehlikeliydi.
Yetmezdi. Daha sert, daha hayvani bir şeye ihtiyacımız vardı. “Domalt kendini Aisha, o kalın zenci kalçalarını havaya kaldır,” dedim emreden bir sesle. Hemen dizlerinin üzerine kalktı, yüzünü tulumun yumuşak yüzeyine bastırdı, belini iyice çukurlaştırdı. O muhteşem, yuvarlak, kocaman siyah kalçalar tam karşımdaydı; aralarında sırılsıklam parlayan amcığı ve hafifçe kıpırdayan göt deliğiyle davetkar duruyordu. Elimi kaldırdım ve sertçe indirdim. Şak! Koyu teninde kırmızı bir el izi çıktı hemen. “Ahh evet… Daha sert tokatla beni,” diye inledi Aisha, sesinde hem acı hem zevk vardı. Bir tokat daha, sonra iki tane daha. Kalçaları kızarmış, titriyordu. Saçlarını yumruğuma doladım, başını geriye çektim ve sikimin başını o ıslak amcığa dayadım. Tek hamlede köküne kadar gömdüm. “Al işte… Arkadaşımın karısının amcığını yırtıyorum,” diye homurdandım. Hızlı ve acımasız bir tempoyla sikmeye başladım. Her vuruşumda kalçaları dalgalanıyor, tok tok tok sesler çıkıyordu. Toplarım ıslak amcığına çarpıyor, sikim tamamen çıkıp giriyordu. Bir elimle belini kavrıyor, diğer elimle saçını çekiyordum. “Kocan seni böyle kullanabiliyor mu? Söyle bana siyah orospum, kimin amcığı bu?” diye sordum, sesim dominant ve alçaktı. O da zevkle inleyerek “Senin… Senin amcığım bu beyaz efendim! Sertçe sik, parçala, Mehmet’in karısını kendine ait kıl!” diye cevap verdi. Bu sözler ikimizi de daha da azdırdı. Tempo yu artırdım, terim sırtına damlıyor, onun teri de benim kasıklarıma bulaşıyordu. Kalçalarını iki elimle açtım, sikimin her santimini izliyordum nasıl o dar, sıcak amcığı yuttuğunu. İçimdeki suçluluk duygusu zevkle karışmıştı; 15 yıllık dostumun karısını böyle sertçe, saçını çekerek, kalçalarını tokatlayarak sikmek tarif edilemez bir histi.
Uzun uzun domalttıktan sonra onu çevirdim, sırtüstü yatırdım. Bacaklarını omuzlarıma aldım, vücudunu neredeyse ikiye katlayacak kadar bastırdım. Bu pozisyonda amcığının en derin yerlerine ulaşıyordum. Sikim girip çıkarken klitorisine de sürtünüyor, memelerini avuçlayıp yoğuruyordum. Koyu meme uçlarını parmaklarımın arasında sıkıyor, çekiyor, hafifçe ısırıyordum. “Memelerim senin, kalçalarım senin, amcığım senin… Kullan beni,” diye yalvarıyordu Aisha. Parmaklarımı da devreye soktum, sikimle birlikte iki parmağımı amcığına sokup genişletiyordum. Islak sesler, şapırtılar çadırı dolduruyordu. Rüzgar bir ara şiddetlendi, çadırın direkleri gıcırdadı ama biz durmadık. Onun ikinci orgazmı yaklaşıyordu; gözleri kayıyor, nefesi kesiliyordu. “Parmakla… Sik… Geliyorum yine!” diye fısıldadı. Ben de hızımı artırdım, ter içindeki vücudunun her santimini hissediyordum. Kasılmaları başladı, amcığı sikimi ve parmaklarımı sıkıca sardı, sıcak suları yine fışkırdı.
Sonra Aisha üzerime çıktı, bu sefer ters oturdu. O muhteşem siyah kalçalar bana dönüktü. Sikimi eliyle kavradı, amcığına dayadı ve yavaşça oturdu. Kalçaları inip kalkmaya başladı, hızlanıyordu. Memeleri sallanıyor, kalçaları her inişte sikimi köküne kadar yutuyordu. Ben de kalçalarını tokatlıyor, parmaklarımla göt deliğini daireler çizerek okşuyordum. “Götünü de isterdim ama bu gece bu ıslak amcık yeterince iş gördü,” dedim. O da nefes nefese “İstersen veririm… Ama şimdi sik beni, boşalt içime,” diye cevap verdi. Ritmi deli gibiydi, kalçaları şaplak şaplak inip kalkıyordu. Ben de altından kalçalarını kavrayıp yukarı vuruyordum. Tenlerimiz kaygan, seks kokusu ağırlaşmıştı.
En sonunda yan yana geldik. Arkasından sarıldım, kaşık pozisyonunda bacaklarını araladım ve yavaş ama çok derin darbelerle girdim. Bir elim memesini sıkıyor, boynunu emiyor, kulak memesini ısırıyordum. Ritmimiz yine hızlandı. İkimiz de son sınırdaydık. “Boşalacağım Aisha… İçini sıcak döllerimle dolduracağım,” diye fısıldadım. “Ver… Doldur amcığımı, hepsini hissetmek istiyorum beyaz horozum,” dedi titreyen sesiyle. Kasılmalarımız aynı anda başladı. Amcığı sikimi ritmik şekilde sıkarken ben de uzun uzun, bolca boşaldım. Spermlerim derinlere fışkırıyor, onu dolduruyordu. Vücutlarımız son kez kasıldı, inlemelerimiz kesildi, ter içinde, nefes nefese kaldık.
Ve sonra sessizlik. Hiçbir şey konuşmadık. Vücutlarımız sarmaş dolaş, terli ve yorgun halde öylece yattık. Rüzgarın sesi bile dinmişti. Çadırın içinde derin, ağır bir sessizlik çöktü. Sadece kalp atışlarımız, yavaşlayan nefeslerimiz duyuluyordu. Ne bir kelime ne bir hareket. O yoğun, yasak fırtınadan sonra gelen bu sessizlik her şeyi bitirdi. Sadece birbirimizin sıcaklığını hissederek, kıpırdamadan durduk. Gece sessizce aktı gitti.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories