Kar Fırtınasında Zincire Vurulmuş Gece
28 yaşındaki dominant iş kadını Renata, 32 yaşındaki mimar Lorenzo’yu kar fırtınasında otel odasında kelepçelerle bağlayıp sertçe sikip aşağılayarak
Kar fırtınası dağların eteklerindeki lüks kayak otelini adeta bir beyaz hapishaneye çevirmişti. Resepsiyondaki dev şöminenin karşısında oturan yirmi sekiz yaşındaki Renata, dizüstü bilgisayarını kapatıp camın ardındaki çığlık atan rüzgâra baktı. Yollar kapanmıştı; sabaha kadar kimse dışarı çıkamayacaktı. O an lobide, elinde sıcak şarap kadehiyle duran otuz iki yaşındaki mimar Lorenzo’yla göz göze geldi. Yıllardır aynı sektör toplantılarında birbirlerine kaçamak bakışlar atan, ama hiçbir zaman cesaret edip o eşiği aşmayan ikili… Bu gece farklı kokuyordu.
Lorenzo yaklaştı, sesi alçak ve boğuktu. “Yollar kapalı, Renata. Mahsur kaldık.” Gözlerindeki o bastırılmış açlık, iş kadınının sert bakışlarında karşılık buldu. Koltuklara oturdular, şaraplar yudumlandı. Samimi sohbet bir anda derinleşti. Renata bacağını bacağına atıp eğildi. “Biliyorsun değil mi? Toplantılarda seni izlerken aklımdan geçenleri. Zincirleri, emirleri, o itaatkâr bakışını hayal ettim hep.” Lorenzo’nun nefesi kesildi; parmakları kadehinin sapını sıktı. “Ben de… yıllardır. Dominant bir kadının altında ezilmeyi, aşağılanmayı, tamamen teslim olmayı istedim. Bu gece, eğer sen de istersen… zincirleme oyununu seçiyorum. Tamamen rızamla. Seninle.” Renata’nın dudaklarında yavaş, tehlikeli bir gülümseme belirdi. “O zaman bu gece seninim, mimar. Ve ben de seninim—ama kurallar bende.”
Sohbet uzadıkça Lorenzo’nun yakasındaki ince, gümüş zincir tasma ışığa vurdu. Renata parmağıyla onu hafifçe çekti, metal boynuna yapıştı. “Bu ne, ha? Gizliden gizliye mi taşıyorsun köle tasmanı?” Lorenzo’nun yanakları kızardı ama gözleri parlıyordu. Renata eğilip kulağına fısıldadı: “Bu gece benimsin, değil mi?” Adam hiç tereddüt etmeden diz çöktü, kalın halının üzerine. Başını kaldırdı, sesi titreyerek ama net çıktı: “Evet Hanımım, tamamen seninim. Bu gece, bu beden, bu sik… hepsi senin.” Gerilim odadaki havayı elektrik gibi doldurdu. Renata ayağa kalktı, topuklu botlarıyla bir adım attı. “Kalk. Odamıza.”
Asansörde kimse yoktu. Renata Lorenzo’nun beline yapıştı, sertçe dudaklarını ezdi, dilini ağzına soktu. Kapı kapanır kapanmaz anahtar kartını çekti, onu içeri itti. Süit genişti; dört direkli yatak, karanlık deri mobilyalar, pencereden içeri süzülen karın beyaz gölgesi. Renata yavaşça soydu onu. Önce ceket, sonra gömlek düğmeleri teker teker. Göğsündeki kılları avuçladı, memesini sıkıp çevirdi. “Bak nasıl titriyorsun zaten.” Pantolonunu indirdi, boxer’ını çekti. Lorenzo’nun sikinin tamamen sertleşmiş, damarları kabarmış hali ortaya çıktı. Renata alaycı güldü. “Bak nasıl da hazır bekliyor kölem. Minicik bir emirle zıplamaya hazır, ha? Utanmıyor musun bu kadar acıkmış görünmeye?” Lorenzo’nun boynu kızardı ama sikinin ucundan bir damla pre-cum süzüldü. Renata onu yatağa yatırdı. Deri kelepçeleri çıkardı çantasından—kalın, tokaları metal, içleri yumuşak ama kaçışı imkânsız. Bileklerini iki üst direğe, ayak bileklerini alt köşelere bağladı. Lorenzo gergin, bacakları açık, sik havada, tamamen savunmasız kaldı. Renata çıplak ayakla yatağa tırmandı, kendi elbiseyi sıyırdı. Siyah dantelli sütyen ve külot da yere düştü. Göğüsleri dolgun, meme uçları dimdik, amı zaten sırılsıklam parlaktı.
Tamamen çıplak haliyle zincire vurulmuş Lorenzo’nun üzerine oturdu. Islak amını adamın yüzüne bastırdı, klitorisini burnuna sürttü. “Yala. Uzun uzun, dilinle her yeri temizle. Eksik bırakırsan kırbacın tadını alırsın.” Lorenzo inleyerek dilini uzattı, amın dudaklarını ayırdı, klitorisi emdi, deliğine dil sokup çıkardı. Renata kalçalarını yavaşça salladı, yüzünü ezdi. “İyi köle… daha derin. Suyu iç.” Midesi kasılırken zevkle homurdandı, parmaklarıyla kendi göğüslerini sıkıp çevirdi. Uzun dakikalar boyu yalatı, amı sulanıp adamın çenesini ıslattı. Sonra tersine döndü, 69 pozisyonuna geçti. Ağzını Lorenzo’nun kalın sikine indirdi, başını emip dilini yalayarak aşağı kaydırdı. Aynı anda elindeki kısa deri kırbacı çıkardı; hafif hafif, ıslak şaplaklarla Lorenzo’nun kalçalarına ve kendi göğüslerine vurdu. “Ah… sikimi em kölem, ama yutma henüz. Sadece tadına bak.” Kırbaç kalçaya şak diye indi, kırmızı iz bıraktı. Lorenzo inledi, kalçaları seğirdi, dilini Renata’nın amına daha da hırsla gömdü. Renata sikin başını boğazına kadar aldı, salyası aktı, kırbacı göğüslerine hafifçe şaklattı. Meme uçları yandı, amı seğirdi. “Bok gibi acıyor ama hoşuna gidiyor değil mi, aşağılık şey? Sikin daha da sertleşti bak.”
Daha sonra kalktı, Lorenzo’yu olduğu yerde bırakıp kayganlaştırıcıyı ve kalın, siyah strap-on’unu aldı. Kemeri beline doladı, sikin boyunu ayarladı. “Şimdi domalacağız ama sen bağlısın… o yüzden yastıkları altına sıkıştırıyorum.” Yastıkları kalçanın altına koydu, bacaklarını daha da açtı. Bolca kayganlaştırıcıyı parmaklarına sıkıp Lorenzo’nun göt deliğine sürdü, bir parmağını yavaşça soktu, açtı. “Gevşe. Bu gece götün de benim.” İkinci parmak, sonra strap-on’un ucunu dayadı. Yavaşça, santim santim götüne sokmaya başladı. Lorenzo’nun nefesi kesildi, bilekler kelepçelerde gerildi. “Hanımım… doluyor, çok doluyor…” Renata gülümsedi, kalçalarını ileri itti, yarıya kadar girdi. “Bak nasıl yutuyor götün kölem. Daracık deliğin sikimi sıkıyor.” Daha derine indi, tamamen gömdü. Lorenzo inleyerek yalvardı: “Daha sert Hanımım, lütfen… sik beni, doldur beni.” Renata ritmi yavaş yavaş hızlandırdı, kalçaları şap şap sesiyle çarpıştı. Bir eliyle Lorenzo’nun sikini sıktı, yukarı aşağı çekti, diğer eliyle kırbacı yine kalçaya indirdi. “Yalvar bakayım. Daha aşağılık ol. Ne kadar pislik bir köle olduğunu söyle.” Lorenzo’nun gözleri yaşardı zevkten, sesi kırık çıktı: “Senin pislik kölenim Hanımım, götüm senin sikin için… daha sert, lütfen ez beni, aşağılayarak sik…” Renata hızlandı, strap-on derinlemesine girip çıktı, her vuruşta Lorenzo’nun sikinden pre-cum fışkırdı. Amı yeniden sızlıyordu; bu manzara—bağlı, inleyen, götü dolu adam—onu delirtiyordu. Ama henüz bitirmeyecekti. Ritmi bozmadan eğildi, kulağına fısıldadı: “Bu sadece başlangıç. Bu gece bitene kadar kelepçeler çıkmayacak, ve sen hâlâ daha ne kadar alabileceğini bilmiyorsun…” Kar dışarıda ulurken, odanın içinde zincirlerin ve tenin sesi yükselmeye devam etti; gerilim, bir sonraki dalgayı bekleyen sıcak bir ateş gibi büyüyordu.
Renata kalçalarını geri çekip strap-on’u neredeyse tamamen çıkardı, sonra tek bir sert hamleyle yeniden dibine kadar gömdü. Lorenzo’nun bağlı bedeni gerildi, bileklerindeki deri kelepçeler gıcırdadı. “Ah… Hanımım—” sesi boğuk bir iniltiye karıştı. Renata eğilip adamın memesini dişledi, dilini uçta gezdirdi, aynı anda kalçalarını ritmik ve acımasızca çarptı. Her vuruşta göt deliği strap-on’un kalınlığını yutuyor, kenarları gerilip parlıyordu. “Bak nasıl açılıyorsun, mimar. Toplantılarda o ciddi yüzünle otururken aslında götünün böyle dolmaya can attığını kim bilebilirdi?”
Kırbacı yine eline aldı. Önce sol kalçaya, sonra sağa, kısa ve ıslak şaplaklar indirdi. Kırmızı izler şişmeye başladı. Lorenzo’nun siki havada zıplıyor, ucundan ince bir ip gibi pre-cum süzülüyordu. Renata serbest eliyle o siki kökünden kavradı, sertçe sıktı, başparmağını deliğin üzerinde gezdirdi ama asla rahatlatacak ritimde çekmedi. “Boşalma. İzin vermeden bir damla bile akıtırsan bu gece kelepçeleri hiç açmam, anladın mı kölem?”
“Anladım Hanımım… boşa… boşa bilmem… lütfen…” Lorenzo’nun gözleri nemlenmişti; zevk ve baskı karışımı yanaklarını yakıyordu. Renata gülümsedi, strap-on’u daha da hızlandırdı. Yatak gıcırtıları kar fırtınasının ulumasına karıştı. Derin, ıslak şap şap sesleri odayı doldurdu. Bir ara tamamen çıkarıp ucunu deliğin kenarında gezdirdi, Lorenzo çaresizce kalçasını kaldırıp aradı; Renata onu yüzüne bakarak azarladı. “Acele etme, aç. Ben ne zaman istersem o zaman dolar götün.” Sonra yeniden, bu kez daha sert, daha derin daldı. “Söyle bakayım, ne kadar pislik bir kölesin?”
“Senin… senin göt deliği kölenim Hanımım. Sadece senin sikin için varım. Aşağılık, aç, bağlı… lütfen daha sert ez beni.” Lorenzo’nun sesi titriyordu. Renata bu sözlerle amının yeniden sızladığını hissetti. Strap-on’u belinden çözmeden öne doğru eğildi, dilini adamın ağzına soktu, salyasını yutturdu. “Yut. Her şeyimi yut.”
Bir süre daha böyle, acımasız ve düzenli vuruşlarla devam etti. Sonra yavaşça geri çekildi, strap-on’u çıkardı. Lorenzo’nun göt deliği bir an açık kaldı, kasılarak kapanmaya çalıştı. Renata kayganlaştırıcıyı yeniden sıktı, bu kez kendi parmaklarını—iki, sonra üç—sokup genişletti, büküp prostatına baskı yaptı. Lorenzo’nun siki zıpladı, boğuk bir feryat koptu. “Hanımım… dayanamiyorum… lütfen…”
“Dayanacaksın.” Renata parmaklarını çıkardı, yastıkları düzeltti ve bacaklarını iki yana açarak Lorenzo’nun sert, damarlı sikinin üzerine oturdu. Islak amı başı yalayıp yuttu, yavaş yavaş dibine kadar indi. İçinin sıcak, dar ve kaygan duvarları adamı sıkıca kavradı. “Ahh… bak nasıl da gömülüyor. Minik köle siki Hanımının amını dolduruyor.” Kalçalarını döndürdü, öne arkaya sürttü, klitorisini her inişte sertçe ezdi. Elleriyle kendi göğüslerini kavrayıp sıktı, meme uçlarını çevirdi. “İzle beni. Ellerin bağlıyken bile seni kullanıyorum. Hiçbir şey yapamıyorsun, sadece alıyorsun.”
Lorenzo’nun bakışları bir an bile kaymadı; gözleri yaşlı, ağzı açık, tamamen teslimdi. Renata ritmi sertleştirdi. Kalçalar şap şap çarpışıyor, amının suyu adamın kasıklarına akıyordu. Bir eliyle kırbacı yine aldı, bu kez Lorenzo’nun iç uyluklarına ve göğsüne hafif ama yakıcı şaplaklar indirdi. “Utan. Bu kadar ıslanmana, bu kadar sertleşmene utan. Ama utanırken de sikini bana ver. Daha derin.”
Eğilip adamın boynundaki gümüş tasmayı dişledi, çekti, nefesini kesti. “Bu gece boyunca kelepçeler çıkmayacak demiştim… ama belki boşalmana izin veririm. Yalvar. Aşağılık sözcüklerle yalvar.”
Lorenzo boğuk boğuk konuştu, her kelime zevkten kırılıyordu: “Lütfen Hanımım, kölenin sikini amında ez, boşalt beni… pislik bir it gibi, bağlıyken, senin altında… götüm hâlâ senin şeklini taşıyor, amın beni sıkıyor… lütfen izin ver, senin için boşalayım, senin malın olarak…”
Renata bu sözlerle kendi sınırına dayandığını hissetti. Amı seğiriyor, karın kasları geriliyordu. Bir elini klitorisine götürüp hızlı daireler çizdi, diğer eliyle Lorenzo’nun boğazındaki tasmayı sıkı tuttu. “Şimdi. Benimle. Ama gözlerimi kaçırma. İzle nasıl geldiğimi, izle nasıl seni kullandığımı.”
Kalçalarını savurdu, amı sikin etrafında ritmik kasılmalara başladı. Orgazm dalga dalga geldi; Renata başını geriye attı, boğuk ve uzun bir inilti kopardı, suları adamın kasıklarına aktı. “Boşal—şimdi, kölem, doldur beni—” Lorenzo’nun bedeni kelepçeler içinde kaskatı kesildi, kalçaları titreyerek yukarı fırladı. Kalın, sıcak fışkırmalar Renata’nın içine aktı; adam boğuk boğuk ismini inledi, “Hanımım… Hanımım…” diye tekrarladı. Siki nabız nabız boşalırken Renata onu son damlasına kadar sağdı, amını sıkıp her şeyi içine aldı.
Uzun saniyeler ikisi de nefes nefese kaldı. Kar pencerede hâlâ çarpıyordu. Renata yavaşça kalktı; Lorenzo’nun siki ıslak, yumuşamaya yüz tutmuş, kendi dölü ve onun suyu karışmış halde yatıyordu. Renata strap-on’u tamamen çıkarıp kenara bıraktı, sonra yatağa uzanıp bağlı adamın göğsüne bastırdı. Terli tenler birbirine yapıştı. Parmaklarıyla Lorenzo’nun saçını okşadı, ama kelepçeleri henüz açmadı.
Bir süre sessizce nefeslerini dinlediler. Renata dudaklarını adamın kulağına götürdü, sesi artık yumuşak ama hâlâ sahipleniciydi. “Boşaldın. İyi köle. Ama dinle…” Parmakucuyla gümüş tasmanın kilidine dokundu. “Bu tasmanın yedek anahtarı… bir yıldır çantamda duruyor. Geçen kış Zürich’teki konferansta yakandan sarkıtığını ilk gördüğümde, otel kuyumcusuna ölçüsünü aldırtıp ikizini yaptırdım. Sen hâlâ kimsenin bilmediğini sanıyordun. Her toplantıda, her kaçamak bakışta, o kilidin eşini cebimde taşıyordum. Bu gece rastlantı değildi, Lorenzo. Fırtına bile… ben gelmeden önce odayı ayırtmış, yolların kapanma ihtimalini hesaplamıştım. Sen benimdiysen, anahtar da çoktan benimdi.”
Lorenzo’nun gözleri büyüdü; yorgun, tatmin olmuş bedeni bir an gerildi, sonra teslimiyetle gevşedi. Ağzını açtı ama sesi çıkmadı. Renata gülümsedi, alnına bir öpücük kondurdu, hâlâ açıkta olan kelepçeli bileklerini okşadı. “Şimdi biliyorsun. Ve kelepçeler… sabaha kadar yerinde kalacak. Çünkü bu gece bitmedi; sen de artık biliyorsun ki, aslında çoktan bitmişti—ben anahtarı aldığım günden beri.”
Dışarıda rüzgâr ulumaya devam etti. Odanın içinde ise yalnızca iki yetişkin bedenin ağır nefesleri ve metalin ara sıra çıkardığı hafif tıkırtı kaldı. Renata gözlerini kapadı, başını Lorenzo’nun göğsüne yasladı; adamın kalp atışlarını dinlerken, cebindeki o küçük, gizli ikiz anahtarın soğukluğunu hâlâ parmaklarının ucunda hissediyordu.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories