Written by AIEvery story here is written by an AI. Tell it what you want and it writes it for you →
Ask the writer →

Gece Feribotunda Sessizce Islanan Emirler

28 yaşındaki dominant iş kadını Camila, 24 yaşındaki itaatkâr mimar Xavier’in bileklerini feribotta kravatla bağlayıp sessizce ağzına alıp amına

7 min read September 29, 2026New

O geceyi itiraf etmek istiyorum. Hala tenimde hissediyorum o rüzgarı, Boğaz’ın tuzlu serinliğini ve Xavier’in teslim oluşunu. Ben Camila’yım, yirmi sekiz yaşında, şirketini tek başına yöneten dominant bir iş kadını. O gece yarısı feribota binerken aklımda sadece stres atmak vardı. En arka güverte, rüzgarın en sert estiği köşe, İstanbul’un ışıklarını arkama alıp denizin karanlığına bakıyordum. Saçlarım yüzüme çarpıyor, ince montumun altında göğüs uçlarım soğuktan sertleşmişti. Tam o anda onu gördüm. Yirmi dört yaşındaki mimar Xavier. Chat’teki o itaatkâr profil, aylar boyunca bana “Hanımım” diye yazan, her emrimi ezberleyen adam. Göz göze geldik. Feribotun motor sesi arasında bile kalp atışlarımı duyabiliyordum.

İkimiz de aynı anda anladık. O yavaşça yanıma yaklaştı, elleri titriyordu. “Camila… Sen gerçekten o musun?” diye fısıldadı. Sesinde korkuyla karışık açlık vardı. Ben gülümsedim, sesimi alçak ve otoriter tuttum. “Evet Xavier. Chat’teki Hanımın. Yıllardır bana anlattığın fantezileri, bileklerinin bağlanmasını, sessizce ağzıma almamı, amıma oturmamı… Hepsi şimdi burada.” Kelimelerim rüzgara karışırken onun boynunun kızardığını, gözbebeklerinin büyüdüğünü gördüm. Aramızdaki gerilim elektrik gibiydi. Chat’te yazdığımız o uzun geceleri, ona verdiğim emirleri hatırlayınca amım anında ıslandı. Montumun altında eteğimle bacaklarımı birbirine bastırdım. O da aynı şeyi hissediyordu; pantolonunun önü belli belirsiz kabarmıştı.

Alçak sesle devam ettim. “Hatırlıyor musun kölem? ‘Karşılaştığımız anda kravatını bana vereceksin ve bileklerini teslim edeceksin’ demiştim. Şimdi o an.” Xavier’nin nefesi kesildi. Bir an etrafına baktı, feribotta başka yolcu yoktu bu saatte. Sonra cebinden ince ipek kravatını çıkardı. Kendi rızasıyla, gözlerimin içine bakarak uzattı. “Al Hanımım. İstediğin gibi olsun.” Bu hareketi beni uçurdu. Onun özgür iradesiyle teslim oluşu, benim için en büyük afrodizyaktı. Kravatı aldım, parmaklarımız değince ikimiz de ürperdik. Rüzgarın en çok estiği köşeye çektim onu. Korkuluğun hemen yanındaki dar alana. Kimse göremezdi bizi.

Arkasına geçtim. Kollarını nazik ama kararlı bir şekilde arkaya çektim. İpek kravatı bileklerinin etrafına doladım, sıkı düğümler attım. Kumaş tenine gömülürken Xavier’nin omuzları gerildi, hafif bir inilti kaçtı dudaklarından. “Sessiz,” diye fısıldadım kulağına, dudaklarım neredeyse değiyordu. “Bu gece sesin bana ait. Anlaşıldı mı?” “Evet Hanımım,” dedi titrek bir sesle. Bileklerindeki kravatı son kez kontrol ettim, parmaklarımı kollarında gezdirdim. Damarlarını, nabzını hissedebiliyordum. Tamamen istekliydi. Sikinin sertliği pantolonunu zorluyordu. Bu beni daha da azdırdı. “Şimdi benim emirlerimi dinle. Hiç kıpırdama. Sadece hisset. Sen benim kölemsin ve bu feribotta bana aitsin.”

Kravatı bağladıktan sonra oyunu derinleştirdim. Önüne geçtim, çenesini tuttum ve gözlerine baktım. “Chat’te ne demiştim? Ağzımı sikinin etrafında hissetmek istiyorsun. Amımın ıslaklığını yüzünde istiyorsun. Şimdi hepsini alacaksın. Ama sessizce.” Xavier’nin gözleri kapanmak üzereydi, teslimiyetle doluydu. Pantolonunun düğmesini ve fermuarını yavaşça açtım. Kalın, damarlı yarağı dışarı fırladı. Başında zaten parlak bir prekum damlası vardı. Dizlerimi biraz kırdım, rüzgar saçlarımı savururken ağzımı açtım ve onu derin boğazladım. Sıcak, sert eti dilimin üstünde kayıyordu. Boğazıma kadar soktum, burnum karnına değiyordu. Bir elimle kendi eteğimi sıyırdım, tangamı kenara çektim ve ıslak amımı iki parmağımla yokladım. Suyum bacaklarımdan akıyordu. Emerken kendi klitorisimi dairesel hareketlerle okşuyordum. Xavier zorlukla sessiz kalıyordu, kalçaları hafifçe titriyordu. Ben ise zevkten başım dönüyordu; onun yarağının tadı, boğazımdaki baskı, parmaklarımın amımdaki ıslak sesi… Hepsi birleşiyordu.

Bir süre sonra ağzımdan çıkardım, salyam ipler halinde sarkıyordu. Sırtımı korkuluğa yasladım, bacaklarımı açtım. Eteğimi belime topladım. “Diz çök,” diye emrettim. Bağlı bilekleriyle dengesini bulmaya çalışarak dizlerinin üzerine çöktü. Yüzünü bacaklarımın arasına çektim ve amımı tam yüzüne oturttum. Islak, sıcak dudaklarım burnuna ve ağzına yapıştı. Kalçalarımı sertçe ileri geri sürtmeye başladım. Klitorisimi diline bastırıyor, amımın suyunu yüzüne yayıyordum. “Yala kölem. Derinlere sok dilini.” O da itaat etti. Dili içime girip çıkıyordu, dudakları amımı emiyordu. Rüzgarın soğuğuna rağmen vücudum yanıyordu. Orgazm yaklaşıyordu. Daha sert sürtündüm, yüzünü amımla eziyordum. Sonunda kasıklarım kasildi, şiddetli bir orgazm geldi. Sularım ağzına, çenesine aktı. Titreyerek boşalırken bir elimle ağzını kapattım ki inlemesin.

Hemen ayağa kaldırdım onu. Yarağı zonkluyordu, damarları şişmişti. Arkamı döndüm, korkuluğa tutundum ve bacaklarımı açtım. “Şimdi amıma gireceksin. Ama ben kontrol edeceğim.” Elimi arkaya uzattım, yarağını ıslak amımın girişine dayadım ve kendimi yavaşça üzerine oturttum. Sıcak, kalın başı içimi gererek girdi. İnlememek için dişlerimi sıktım. Sonra ritmi ben verdim; hızlı, dominant, sert hareketlerle kendimi onun yarağına çarpıyordum. Amım onu sıkıca sarıyor, her seferinde dibine kadar alıyordum. Bağlı bilekleri yüzünden dokunamıyordu bana, bu da hakimiyetimi artırıyordu. İnlemeye başladığında elimi ağzına kapattım. “Sessiz ol! İyi kölem… Sessizce ıslan benim için. Sen sadece bir siksin, bir oyuncağsın. Boşal içime ama sesini çıkarma. Anladın mı?” Kelimelerim onu delirtiyordu. Amımın ıslak sesi rüzgara karışıyordu. Hızımı artırdım, kalçalarımı geri geri vuruyordum. İkinci orgazmım gelirken onun da kasıldığını hissettim. Sıcak boşalmaları içime dolarken ben de kasıldım, zevkten gözlerim karardı. İkimiz de sessizce, sadece nefeslerimizle boşaldık.

Orgazmlarımız dinerken alnım terlemişti. Yavaşça yarağını içimden çıkardım, bacaklarımın arası onun spermi ve kendi sularımla ıslanmıştı. Kravatı çözdüm. İpek kumaşı bileklerinden aldım, kızarık izleri parmaklarımla okşadım. Xavier’nin gözleri hala bulanıktı, teslimiyetle bana bakıyordu. Kravatı kendi boynuna geri taktım, düğümünü düzelttim. Sonra kulağına eğildim, sesim hem tatlı hem tehditkardı.

“Bu daha sadece başlangıç kölem. Feribot iskeleye yanaşmak üzere. Ama senin içimdeki sıcaklığını hala hissediyorum. Eve vardığımızda… seni asıl orada bağlayacağım. Ve bu sefer sesini hiç çıkarmayacaksın. Hazır mısın bakalım?”

Rüzgar devam ediyordu. Feribotun ışıkları yaklaşıyordu. Xavier’nin titreyen nefesini boynumda hissediyordum. Oyun bitmemişti. Daha yeni başlıyordu.

Feribot iskeleye yanaşırken Xavier’nin titreyen nefesini boynumda hissediyordum. Oyun bitmemişti. Daha yeni başlıyordu. Elimi beline koydum, parmaklarımı hafifçe bel kemiğinin çukuruna bastırdım ve onu peşimden çektim. Rüzgâr hâlâ eteğimi kaldırıyor, bacaklarımın arasındaki ıslaklığı soğutuyordu; onun spermi ve kendi sularım karışmış, iç çamaşırımı yapış yapış yapmıştı. Yirmi sekiz yaşındaki bir iş kadını olarak her adımımda o hakimiyet duygusu damarlarımda zonkluyordu. Xavier, yirmi dört yaşındaki mimar, sessizce yürüyordu yanımda; bileklerindeki kravat izleri hâlâ kırmızı duruyordu. İskeleden indik, sokak lambalarının turuncu ışığı yüzüne vuruyordu. Taksiye binerken kulağına eğildim, dudaklarım kulağının memesinin hemen altına değiyordu. “Eve gidiyoruz kölem. Orada seni gerçekten bağlayacağım. Bu sefer iplerle, kayışlarla… ve sesini hiç, ama hiç çıkarmayacaksın. Anlaşıldı mı?”

Taksi hareket ettiğinde bacağını avucumun içine aldım. Parmaklarımı yavaşça yukarı kaydırdım, pantolonunun kumaşının altındaki sertliği hissettim. Yarağı yine taş gibi olmuştu, damarlarını neredeyse hissediyordum. İçimden geçiriyordum; bu adam aylar boyunca klavyede “Hanımım emredin” diye yazan, şimdi ise gerçek hayatta kollarını arkasına koyup kravatını kendi rızasıyla uzatan biri. Bu teslimiyet amımı yeniden sulandırıyordu. Taksici radyoyu açmıştı ama ben Xavier’nin kulağına fısıldamaya devam ettim. “Feribotta amıma oturduğumda yüzün nasıl ıslanıyordu hatırlıyor musun? Eve vardığımızda o ıslaklığı yalatacağım sana. Her damlasını.” Eli dizimin üzerinde kasılıyordu ama dokunmaya cesaret edemiyordu. Ben ise bacaklarımı hafifçe araladım, tangamın kenarını parmağımla kenara çektim ve kendi ıslaklığımı yokladım. Klitorisimin şiş olduğunu hissediyordum. Taksi Boğaz Köprüsü’nden geçerken camdan dışarı bakıyordum ama aklımda sadece onun bağlı hali, inlemelerini bastırmaya çalışırkenki çaresiz gözleri vardı.

Dairemin kapısını açtığım anda onu içeri ittim. Işıkları yakmadım, sadece koridorun loş lambasını açık bıraktım. “Çırılçıplak ol. Hemen. Ve diz çök.” Sesim sertti, otoriterdi. Xavier yirmi dört yaşında bir mimar olarak bütün gün çizim masasında emir veren biriydi ama burada, benim evimde, sadece bir köleydi. Kıyafetlerini tek tek çıkardı, yarağı dışarı fırladı; başı morarmış, damarları kabarmıştı, ucundan saydam bir damla sızıyordu. Ben de montumu, eteğimi, sutyenimi çıkardım. Göğüs uçlarım hâlâ sertti, soğuktan ve heyecandan. Dolabımdan kalın ipek ipleri, deri kayışları ve boyun tasmasını çıkardım. Önce tasmasını boynuna taktım, zincirini elime doladım. “Yürü,” dedim ve onu yatak odasına çektim. Her adımda zincir şıngırdıyordu. Kalbim hızlı atıyordu; bu güç, bu mutlak kontrol beni sırılsıklam yapıyordu.

Yatağın kenarına oturttum onu. Bileklerini arkadan, sımsıkı bağladım. İpleri tenine gömülene kadar çektim, parmaklarımla dolaşımlarını kontrol ettim. Sonra ayaklarını da yatağın ayakucundaki demirlere ayrı ayrı bağladım. Tamamen açık, savunmasız, güzel bir paket gibiydi. Üzerine eğildim, göğüslerim göğsüne değiyordu. “Chat’te bana yazdığın her fanteziyi şimdi gerçeğe dönüştüreceğim. Ama bu sefer daha sert, daha derin.” Yüzünü avuçlarımın arasına aldım ve dudaklarını öptüm, ısırdım. Sonra aşağı kaydım, yarağını ağzıma aldım. Bu sefer daha yavaş, daha zalimce. Dilimin ucuyla sadece başını yalıyor, sonra aniden boğazıma kadar sokuyordum. Boğazım kasılıyor, gözlerim sulanıyordu ama bırakmıyordum. Xavier’nin kalçaları titriyordu, inlemek istiyordu ama dişlerini sıkıyordu. Salyam çenesinden aşağı akıyordu, yarağının üzerine damlıyordu. Bir elimle kendi amımı okşuyordum; parmaklarım klitorisimin etrafında daireler çiziyor, içimi iki parmakla dolduruyordum. Islak sesler odada yankılanıyordu. İçimden düşünüyordum; onun acısı, zevki, çaresizliği benim orgazmımı besliyordu.

Ayağa kalktım, zincirden çekerek yüzünü amıma bastırdım. Bacaklarımı iki yana açtım, kalçalarımı ileri geri sürtmeye başladım. “Dilini sok. Derin. Amımın her yerini temizle.” Dili içime girip çıkıyor, burnu klitorisime çarpıyordu. Daha sert sürtündüm, neredeyse boğuyordum onu. Orgazmım hızla yaklaşıyordu; kasıklarım gerildi, bacaklarım titredi ve şiddetle boşaldım. Sularım çenesine, boynuna, göğsüne aktı. Titrerken zinciri daha sıkı tuttum ki kıpırdayamasın. Nefes nefese doğruldum, bacaklarımın arası zonkluyordu.

Bağlarını biraz gevşettim, sadece ellerini arkadan bağlı bıraktım. Onu yatağın üzerine yüzüstü yatırdım. Kalçalarını havaya kaldırdım. “Şimdi ceza vakti kölem. Feribotta sessiz kalamadığın için.” Elimi kaldırdım ve tokat attım kalçasına. Ses odada patladı. Kırmızı iz çıktı hemen. Bir tokat daha, sonra üç, beş. Her tokatta inliyordu ama sesini bastırıyordu. Yarağı yatağa sürtünüyor, ıslak iz bırakıyordu. Bu manzara beni çıldırttı. Arkasından girdim, amımı yarağının üzerine oturttum. Bu sefer arkadan, derin. Kalçalarımı hızlı hızlı vuruyordum, her seferinde dibine kadar. Amımın duvarları onu sıkıca sarıyordu, ıslak sesler çıkıyordu. Bir elimle tasmasının zincirini çekiyordum, diğer elimle saçlarını. “Sen sadece bir deliksin benim için. Bir siksin. Boşalacaksan sessizce boşalacaksın.”

Ritmi artırdım. Terim sırtından aşağı akıyordu. Onun da sırtı terden parlıyordu. İçimde o kalın başın her hareketini hissediyordum; g noktama çarpıyor, içimi geriyordu. İkinci orgazmım gelirken amımı kasarak onu da kenara getirdim. “Şimdi… boşal içime. Doldur Hanımının amını.” O da kasıldı, uzun, sıcak fışkırtmalarla içimi doldurdu. Ben de aynı anda geldim, gözlerim karardı, kulaklarım uğuldadı. Uzun süre üstünde kaldım, kasılmalarımızın dinmesini bekledim. Sonra yavaşça kalktım, bacaklarımın arasından karışım akıyordu. İplerini tamamen çözdüm, tasmasını çıkardım. Onu kollarıma çektim, terli saçlarını okşadım. Vücudu hâlâ titriyordu.

Yavaşça doğruldu, gözlerime baktı. Sesim hem tatlı hem hâlâ dominanttı. “Bu gece bitti ama oyun hiç bitmeyecek.” Parmaklarımı dudaklarına götürdüm, susturdum. Sonra kulağına eğildim ve son sözümü söyledim: “Söyle bakalım kölem, yarın sabah uyandığında ilk emrimi ne yapacaksın?”

Rate this story

★★★★★
Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged bondage deepthroat facesitting rough-sex creampie

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.