Kocasının Gözleri Önünde

Kocasının salonda film izlediği sırada 32 yaşındaki Tamara, onun en yakın arkadaşı 35 yaşındaki Darius tarafından mutfakta tezgâha yaslanıp sertçe sikiliyor.

8 min read September 10, 2026New

Tamara, 32 yaşında evli bir kadındım ve itiraf etmeliyim ki her şey kocam Gideon’ın en yakın arkadaşı Darius’la başladı. 35 yaşındaki o uzun boylu, geniş omuzlu adam yıllardır evimize girip çıktıkça aramızdaki o gizli çekim büyüdü, derinleşti. Gideon iş için haftada birkaç gün şehir dışında olunca Darius kapımızı çalmaya, “Kardeşim yokken yalnız kalma” bahanesiyle yanımda oturmaya başladı. Önce sadece bakışmaydı. Salonda kahve içerken gözleri göğüslerimde geziniyor, ben de bacaklarımı sıkıp o ıslaklığı hissetmemeye çalışıyordum. Sonra dokunuşlar geldi. Geçerken belime değen parmakları, kahve fincanını verirken parmaklarımızın birbirine sürtmesi… Ve o akşam, mutfakta yalnızken arkamdan eğilip kulağıma fısıldamıştı: “Gideon yokken seni tezgâha yaslayıp nasıl sertçe siktiğimi, o dar amcığını yarağımla nasıl doldurduğumu hayal ediyorum Tamara. Sen de istiyorsun, değil mi?”

O cümle içime ateş gibi düştü. O günden sonra her gece yatağımda Gideon uyurken parmaklarımı amımın üzerinde gezdirip Darius’u düşünüyordum. Yarağının kalınlığını, beni arkadan kavrayışını, saçımı çekerek “benim orospumsun” deyişini… Gerilim kocamın gözleri önünde bile katlanılmaz olmuştu. Darius salona geldiğinde bakışlarımız birbirine kenetleniyor, ben kahve getirirken parmağıyla elime hafifçe vuruyordu. Gideon hiçbir şeyin farkında değildi. Film izlerken koltuğa yayılmış, bira şişesini elinde çevirirken biz onun burnunun dibinde yanmaya devam ediyorduk.

O akşam her şey patladı. Gideon salonda aksiyon filmini açmıştı. Sesler yüksekti, patlamalar ve müzik evi inletiyordu. Ben mutfakta bulaşıkları yıkıyordum. Üzerimde siyah, dar bir etek ve ince beyaz bir bluz vardı; sutyen takmamıştım çünkü evde rahattım. Ellerim köpüklü, su akarken aklım dağılmıştı. Darius’un bakışlarını ensemde hissediyordum. Bir ara salondan kalktı, ağır adımlarla mutfağa girdi. Kapı aralıktı. Gideon sadece üç metre ötedeydi.

“Tamara,” diye fısıldadı arkamdan. Nefesi boynuma vurdu. Bir an donup kaldım. Sonra dudakları boynumun kıvrımına yapıştı, sıcak ve ıslak. Dişleri hafifçe tenimi çekerken dizlerim titredi. “Darius… Yapma. Gideon hemen orada, film izliyor…” diye itiraz ettim ama sesim inilti gibi çıktı. Vücudum ihanet etti; kalçalarımı geriye, onun sertleşen kasıklarına doğru bastırdım. Elleri belimi sardı, parmakları bluzumun altına kaydı, karnımı okşadı. “Uzun zamandır bunu istiyoruz ikimiz de,” dedi boğuk bir sesle. “Yıllardır seni istiyorum. Her geldiğimde o eteğin altında ne kadar ıslak olduğunu merak ediyorum.”

İtiraf ettim. Başımı çevirip dudaklarını buldum. Öpüşmemiz ilk başta yavaş, sonra vahşiydi. Dili ağzımın içinde dönüyor, beni emiyordu. Ben de karşılık verdim; yılların birikmiş açlığıyla dilimi onun diline doladım. Elleri eteğimin altına girdi, kalçalarımı avuçladı, külodumun kenarını parmağıyla kenara çekti. Parmak uçları ıslak am dudaklarımda gezindi, klitorisimi dairesel hareketlerle okşadı. “Ahh… Darius… Çok ıslak,” diye mırıldandım dudaklarının arasında. “Senin yüzünden… Hep senin yüzünden.”

“Bu amcık benim,” diye homurdandı. İki parmağını birden içime soktu, yavaş yavaş pompalamaya başladı. Tezgâha yaslanmıştım, bacaklarım aralanmıştı. Su hâlâ akıyordu, bulaşık süngeri elimden düşmüştü. Gideon’un filmdeki patlama sesleri arasında parmaklarının çıkardığı şapırtıyı duyuyordum. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki göğüs kafesimden fırlayacak gibiydi. Hem korku hem zevk içimi parçalıyordu. “Daha fazla dayanamayacağım,” dedim nefes nefese. “Sik beni… Lütfen.”

Darius külodumu dizlerime kadar indirdi, eteğimi belime sıyırdı. Arkamdan fermuarını açtığını duydum. Kalın, damarlı yarağı kalçalarımın arasına değdi. Bir eliyle belimi kavradı, diğer eliyle saçımı yumruğuna dolayıp hafifçe geriye çekti. Tek hamlede, köküne kadar içime girdi. Ağzımdan çıkacak iniltiyi elimle bastırdım. Sert, kalın, sıcaktı. Amcığım onu tamamen sardı, iç duvarlarım kasılıyor, onu emiyordu. Hızlı ve derin vuruşlarla sikmeye başladı. Tezgâh sallanıyordu. Her darbesiyle kalçalarım titriyor, memelerim bluzumun içinde zıplıyordu.

Salona açılan kapı tam karşımızdaydı. Gideon koltukta, ekrana bakıyordu. Sadece başını çevirse bizi görecekti: karısı tezgâha yaslanmış, eteği belinde, kocamın en yakın arkadaşı arkasından onu sertçe düzüşüyordu. Bu düşünce beni delirtti. Darius saçımı daha sert çekti, kulağıma eğildi. “Kocanın gözleri önünde seni sikiyorum Tamara. Bak, tam burada… Benim orospumsun sen. Bu dar amcık artık sadece benim yarağımı alacak.”

“Evet… Orospunum… Seninim,” diye inledim elimle ağzımı kapatarak. Sesim boğuk çıktı. Vuruşları hızlandı. Teninin tenime çarpma sesini bastırmak için ritmini biraz yavaşlattı ama derinliği hiç azalmadı. Her seferinde taşakları ıslak am dudaklarıma çarpıyordu. Ter kokumuz mutfağı doldurmuştu. Bacaklarımın arası sırılsıklamdı, sularu bacaklarımdan aşağı sızıyordu.

Bir süre sonra beni çevirdi. Sandalyeye oturdu, kalın yarağı tavana doğru dimdik duruyordu. “Gel kucağıma,” dedi gözleri ateş gibi. Üzerine çıktım, bacaklarımı iki yana açtım. Yarağı amımın girişini zorladı, sonra kendimi bıraktım. Tek seferde oturup tamamen aldım. İçim doldu, karnımda hissettim. Ellerimi omuzlarına koydum ve zıplamaya başladım. Yukarı, aşağı, hızlı hızlı. Memelerim yüzüne çarpıyordu. Darius bluzumu yukarı sıyırdı, bir mememi ağzına alıp emdi, dişledi. Ben de kalçalarımı daireler çizerek döndürüyor, onun en derin noktama değmesini sağlıyordum.

“Boşalacağım… Darius… İçime boşal,” diye yalvardım fısıltıyla. O da kalçalarımı sıkıca tutup yukarı doğru vuruyordu. Aynı anda patladık. Onun yarağı içimde zonklayarak sıcak, kalın döllerini fışkırttı. Ben de şiddetle kasıldım, orgazm dalgaları vücudumu sarstı. Dişlerimi omzuna bastırdım ki çığlığım salona gitmesin. Titreyerek, nefes nefese sarıldık birkaç saniye.

Sonra aceleyle kalktık. Dudağını ısırdım, gözlerinin içine bakıp sessizce, muzipçe gülümsedim. İçimdeki o sıcaklık, o yasak zevk hâlâ bacaklarımın arasında akıyordu. Külodumu çektim, eteğimi indirdim. Darius fermuarını kapattı, saçını düzeltti ve hiçbir şey olmamış gibi salona döndü. Gideon’un yanına oturup “Film iyiymiş ha,” dedi rahat bir sesle.

Ben titreyen bacaklarımla kahve makinesini çalıştırdım. İki fincan doldurdum. İçimdeki sır, Darius’un dölleri amımın içinde hâlâ kıpır kıpırken, onlara kahve götürdüm. Gideon fincanı alırken “Teşekkürler hayatım,” dedi. Darius’a uzattığımda parmaklarımız yine birbirine değdi. Göz göze geldik. O an anladım; bu sadece başlangıçtı. İçimdeki ateş sönmemişti, tam tersine daha da büyümüştü. Gideon’un burnunun dibinde, onun en yakın arkadaşı tarafından sikilmenin verdiği o tehlikeli zevk artık damarlarımda dolaşıyordu. Bundan sonra ne yapacaktık? Nasıl saklayacaktık? Ve daha ne kadar ileri gidecektik?

O kahve fincanlarını verirken bile amım hâlâ onun yarağını arıyordu. Bu yeni başlayan gizli oyunun daha yeni ilk perdesiydi ve ikimiz de bunun biteceğini sanmıyorduk.

Tamara, 32 yaşında evli bir kadındım ve o kahveleri verdikten sonra koltuğa çöktüğüm anda içimdeki yangın hiç sönmedi, tam tersine daha da harlandı. Bacaklarımın arası yapış yapıştı; Darius’un kalın yarrağından fışkıran sıcak döller amımdan yavaş yavaş sızıyor, külodumu ıslatıyordu. Gideon’un hemen yanına oturmak zorunda kaldım, bacaklarımı sıkıca kapatmıştım ama o ıslaklık, o yasak doluluk beni deli ediyordu. Kocam ekrana dalmış, aksiyon filminin patlamalarını izlerken birasından bir yudum daha aldı. “Film efsane oluyor ha,” dedi keyifle. Sesim titremesin diye yutkundum, “Evet canım, çok iyi,” diyebildim sadece. Darius tam karşımızdaki tekli koltukta yayılmıştı, gözleri benim bacaklarımdaydı. Bakışlarımız kenetlendiğinde içimden bir ürperti geçti; bu adam az önce mutfakta, kocamın üç metre ötesinde beni tezgâha yaslayıp köküne kadar sikmişti ve şimdi de hiçbir şey olmamış gibi oturuyordu. Ama olmamıştı. Amcığım hâlâ onun yarrağını istiyordu, zonkluyordu.

Darius kahvesini yudumlarken bir ayağını uzattı, çıplak parmağı baldırıma değdi. O dokunuşla kasıklarım kasıldı. Gideon’un gözü ekranda olduğu için fark etmiyordu ama ben hissediyordum; o parmak yavaşça yukarı tırmandı, eteğimin altına girdi. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki göğüslerim inip kalkıyordu. “Darius… lütfen… burada olmaz,” diye yalvardım içimden ama bacaklarımı biraz daha araladım. Parmağı külodumun kenarını sıyırdı, sırılsıklam am dudaklarımın arasında gezindi. Döller ve sularımla kayganlaşmış o parmak klitorisimi daireler çizerek ezmeye başladı. Dişlerimi dudaklarıma geçirdim ki iniltim dışarı çıkmasın. İçimde fırtına kopuyordu; kocamın kolunun dibinde, en yakın arkadaşının parmaklarıyla parmaklanmak bana hem korkunç hem de tarif edilemez bir zevk veriyordu. “Senin amın resmen benim için akıyor Tamara,” diye fısıldadı Darius çok alçak sesle, Gideon’un duyamayacağı kadar. O kelimeler beynime kazındı. Evet, orospusuydum artık. 35 yaşındaki bu iri yarı adamın, kocamın en iyi dostunun.

Bir süre öyle devam etti. Parmakları içime girip çıkıyordu, yavaş ve ritmik. Filmdeki silah sesleri şapırtımızı örtüyordu. Bedenim gerildi, orgazmın eşiğine geldim ama tam o anda Gideon esnedi, “Ben duşa giriyorum çocuklar, yorgunluk bastı,” dedi. Kalktı, merdivenlere yöneldi. Adımları uzaklaşırken Darius’la göz göze geldik. O an ikimizde de aynı ateş vardı. Gideon banyo kapısını kapatır kapatmaz Darius koltuktan fırladı, beni ayağa kaldırdı. Dudaklarımız vahşice birleşti. Dili ağzımın içinde dönüyor, emiyor, ısırıyordu. Elleri bluzumun içindeydi, memelerimi avuçluyor, sert uçlarını parmaklarının arasında yuvarlıyordu. “Yine sikmek istiyorum seni,” diye homurdandı boğuk bir sesle. “Kocan duşta sabunlanırken seni burada, onun koltuğunda düzüşeceğim Tamara.”

“Evet… Sik beni Darius,” diye inledim. Artık hiçbir şey umurumda değildi. Eteğimi belime sıyırdı, külodumu tek hamlede çıkardı. Ben de onun pantolonunu açtım; o kalın, damarlı yarak dışarı fırladı, başı morarmış, hazır. Dizlerimin üstüne çöktüm, ağzıma aldım. Tuzlu, bizim kokumuzla karışık tadı dilimi yaktı. Derin derin emdim, boğazıma kadar soktum, taşaklarını elimle okşadım. Darius saçımı tuttu, “Ağzın da amın kadar dar ve sıcak… Orospum benim,” diye inledi. Gözlerimden yaş geldi ama durmadım; yarağını ıslak ıslak yaladım, emdim, başını dişlerimle hafifçe çektim. İçimdeki ses “Gideon’un salonunda, onun koltuğunun önünde kocamın en yakın arkadaşının yarrağını emiyorum,” diyordu ve bu düşünce beni daha da azdırıyordu.

Yeterince ıslattıktan sonra beni koltuğa yatırdı, bacaklarımı omuzlarına aldı. Tek hamlede, köküne kadar gömdü. Ağzımdan bir çığlık kaçacaktı ama eliyle dudaklarımı kapattı. “Sessiz ol,” diye fısıldadı, “yoksa Gideon duyar ve seni bu halde görür.” O sözler hem korkuttu hem de zevkimi katladı. Sert sert vurmaya başladı. Her darbesiyle taşakları ıslak am dudaklarıma çarpıyor, ten tene şakırtılar çıkıyordu. Memelerim bluzumun içinden fırlamıştı, Darius birini emiyor, diğerini sertçe sıkıyordu. Amcığım onu emiyor, iç duvarlarım kasılıyordu. “Daha sert… Daha derin sik beni,” diye yalvardım fısıltıyla. “Bu amcık artık senin. Gideon’un değil. Sadece senin yarrağını istiyor.”

Darius ritmini artırdı, koltuk gıcırdıyordu. Beni çevirdi, köpek gibi domalttı. Gideon’un her akşam oturduğu koltuğun üzerinde, ellerimle yaslanırken arkamdan yeniden girdi. Saçımı yumruğuna doladı, belimi kavradı ve deli gibi pompalamaya başladı. “Bak, kocanın koltuğunda seni sikerken hissediyor musun? Artık onun karısı değilsin. Benim gizli orospumsun. Her geldiğimde seni böyle, evinizin her köşesinde sikeceğim.” Her kelimesi içimi yakıyordu. Orgazm dalgası yaklaşıyordu. Bacaklarım titriyordu, amım kasılıyor, onu sıkıyordu. “Boşalıyorum Darius… İçime doldur… Lütfen!” diye yalvardım. O da hızlandı, homurdanarak kalçalarımı sıkıca tuttu. Aynı anda patladık. Yarrağı içimde zonklayarak ikinci kez sıcak döllerini fışkırttı, derinlere, rahmime kadar. Ben de şiddetle boşaldım; gözlerim karardı, dişlerimi koltuk yastığına bastırdım ki çığlığım banyoya gitmesin. Vücudum sarsıldı, bacaklarımdan sular ve döller karışık aktı.

Bir süre öyle kaldık, nefes nefese. Sonra aceleyle kalktık. Darius yarrağını pantolonuna soktu, ben eteğimi indirdim, ıslak külodumu giydim. Tam zamanında. Duş sesi kesildi, Gideon merdivenlerden indi, havluyla saçını kuruluyordu. “Film bitti mi?” diye sordu gülümseyerek. “Neredeyse,” dedi Darius rahat bir sesle. Üçümüz yine koltuklara yerleştik. Gideon ortada, ben bir yanında, Darius diğer yanında. Ekran devam ediyordu ama ben hiçbir şey görmüyordum. Bacaklarımın arası zonkluyor, Darius’un iki kez doldurduğu amımdan sızan döller koltuk mindere damlıyordu. Gideon elimi tuttu, “Seni seviyorum hayatım,” dedi. O cümle içimi burktu ama aynı anda Darius’un gözleriyle buluştum ve o bakışta hiçbir pişmanlık yoktu, sadece vaat vardı.

Film bitti. Jenerik akarken kimse konuşmadı. Gideon esnedi, “Ben yatıyorum, siz de geç kalmayın,” dedi ve yukarı çıktı. Merdivenler gıcırdadı, yatak odası kapısı kapandı. Salon loş ışıkta kaldı. Darius’la yan yana oturuyorduk. Ne o konuştu, ne ben. Sadece sessizlik vardı. Kalın, ağır, her şeyi bilen bir sessizlik. Kalbimin atışını, bacaklarımın arasındaki ıslaklığı, içimdeki döllerin sıcaklığını duyuyordum. Başımı yavaşça ona çevirdim. O da bana baktı. Gözlerimiz birbirine kenetlendi. Ne bir kelime, ne bir dokunuş. Sadece o derin, bitmeyen arzu ve sessizlik. Uzun uzun, hiç konuşmadan öylece kaldık.

Rate this story

Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged doggy-style creampie fingering rough-sex dirty-talk

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.