Written by AIEvery story here is written by an AI. Tell it what you want and it writes it for you →
Ask the writer →

Sıkı Antrenmandan Sonra Üçlü Patlama

28 yaşındaki evli sporcu Delphine, antrenman sonrası soyunma odasında koçu Barrett ve sahibi Marco'yla sert bir üçlüye girip ağzını, amını ve götünü

7 min read October 13, 2026New

Sana her şeyi anlatacağım. O gün soyunma odasında olanları hâlâ tenimde hissediyorum; terin kokusu, onların bakışları, parmaklarının baskısı… 28 yaşındayım, evliyim, bacaklarım ve kalçam yılların antrenmanıyla sertleşmiş bir sporcuyum. Adım Delphine. O akşamüstü salonda herkes gitmişti. Koçum Barrett—32, omuzları geniş, çenesi keskin, sesi alçak ve emredici—ve salonun sahibi Marco—30, koyu saçlı, gülüşü tehlikeli, elleri hep bir şey ölçer gibi—beni bacak gününün en ağır setlerinden sonra soyunma odasına kadar takip ettiler. Kapı arkamdan kapandığında üçümüz kaldık. Ter, metal ve deterjan karışımı o dar alanda daha da yoğunlaştı.

Aynanın karşısındaydım. Taytımı kalçalarımdan indirmeden önce avuçlarımı uyluklarıma bastırdım; kaslar hâlâ titriyordu. Hamstring’lerim yanıyordu, kalçalarım şişmiş gibiydi. Parmaklarımı terli deride gezdirdim, dizlerimin içine, sonra yukarı, kasık hattıma doğru. Barrett aynadan yansıyan gövdemi izliyordu. Gözleri ağır ağır gezindi: omuzlarım, terle parlayan sırt çukurum, taytın gerdiği kalçalar. Marco ise duvara yaslanmış, kolları göğsünde, ama bakışları hiç saklanmıyordu. “Bugün efsane çalıştın,” dedi Barrett, sesi boğuk. “O squat’larda kalçan… amına koyayım, Delphine, her tekrarda tüm salonu sikti geçtin.” Marco gülümsedi. “Doğru. O bacaklar bir erkeği diz çöktürür. Evli olduğun için şanslı herifin adı neydi, unuttum.” İltifatlar eskiden flörtöz şakalardı; artık aramızda biriken o gergin bakışmalarla, soyunma odasında omzuma değen eliyle, antrenman bitince “bir tur daha, hadi güzelim” diyen nefesleriyle bambaşka bir şeye dönmüştü. Ben de biliyordum. Her “aferin”de, her “daha alçal” emrinde amım nemleniyordu. Kocamın bilmediği o yanımı onlar tetikliyordu.

Terimi boynumdan sildim, parmaklarımı köprücük kemiklerime sürdüm. “Siz ikiniz de bugün beni ezdiniz,” dedim, sesim hem yorgun hem kışkırtıcı. Aynadan onların yansımasına baktım. Barrett adım attı; yakınlaşınca terinin keskin, erkeksi kokusu burnuma doldu. Marco da yerinden doğruldu. İkisi de bana hayran hayran bakıyordu—sanki antrenman videosu değil de canlı, dokunulabilir bir şeymişim gibi. “Kasların hâlâ seğiriyor,” diye fısıldadı Barrett, bakışları uyluğumdaki damarlara kayarak. “Dokunsam patlar mısın, Delphine?” Marco’nun sesi daha alçaktı: “Taytın ıslak belli oluyor. Sadece ter mi o, yoksa…” Cümleyi bitirmedi. Gülümsedim. Yıllardır biriken o karşılıklı bakışmalar, açık iltifatlar, “kalçanı sık,” “daha derin,” “iyi kız” sözleri o anda nihayet çıplak isteğe dönüştü. Kalbim güm güm atıyordu ama korku değildi; tam tersi, karnımın altında sıcak bir çekilme vardı.

Döndüm onlara. Göz göze geldim. “Bugün ikiniz de beni çok yordunuz,” dedim, dudaklarım kıvrılarak. “Ödüllendirmeniz lazım.” Bir saniye sustular. Sonra Barrett ile Marco birbirine baktı—o kısa, suç ortaklığı dolu sırıtış—ve ikisi birden yaklaştı. Barrett’in eli önce belime gitti, terli taytın üzerinden sıkıca kavradı; Marco’nun parmakları çeneme değdi, başımı hafifçe kaldırdı. Ben ikisini de öpmeye başladım. Önce Barrett: dudakları sert, dili hemen içeri girdi, sakalının sürtünmesi tenimi yaktı. Sonra yüzümü Marco’ya çevirdim; o daha yavaş, daha derin öptü, dilini dilime doladı, alt dudağımı emdi. “Evet,” diye nefes aldım öpüşlerin arasında. “Bunu istiyorum.” Barrett alnını benimkine dayadı. “Biz de istiyoruz. Net. İkimiz de.” Marco boynuma eğilip ısırır gibi öptü. “Kıyafetler… hemen.”

Eller hızla işe koyuldu. Barrett tişörtümü yukarı çekti; spor sutyenimin altından göğüslerim fırladı, meme uçlarım soğuk havayla ve bakışlarıyla sertleşti. Avucu birini kavradı, başparmağı ucunu ezerken “Siktir, ne kadar dolgun” diye homurdandı. Marco diz çöküp taytımı ve külotumu birlikte indirdi; terli, şişmiş amımın kokusu odaya yayıldı. “Islakmışsın,” dedi, sesi tatminle titreyerek. Parmaklarını dış dudaklarımda gezdirdi, yavaşça araladı. Ben Barrett’in sweatshirt’ünü sıyırırken o da pantolonunun düğmesini açıyordu. Göğsü kıllı, kaslı, terli; elimi indirip sertleşmiş sikini boboxer’ın üzerinden sıktım. Kalın, sıcak, damarlı. Marco ayağa kalktı, kendi tişörtünü çıkardı; karın kasları terle parlıyordu. Ben iki yana dönerek ikisinin de boynunu, göğsünü yaladım. Dillerim tuzlu deride gezindi. Barrett meme ucumu ağzına aldı, emdi, dişlerini hafifçe gezdirdi; diğer eliyle saçımı kavradı. Marco arkadan yapıştı, sikinin sertliği kalçama dayandı, parmakları önden amıma kaydı—iki parmak yavaşça içeri, kayganlığımı test eder gibi. “Sıkıyorsun,” diye fısıldadı kulağıma. “Koçun ve benim için bu amı ne kadar açacaksın, Delphine?”

“İstediğiniz kadar,” diye inledim. Sözlerim içten geliyordu; evliliğimin kapı dışında kaldığını, bu soyunma odasında sadece onların ellerine, dillerine ait olduğumu biliyordum. Barrett pantolonunu tamamen indirdi; siki serbest kalınca ağırlığıyla sarktı, sonra avucumda sertleştikçe kalktı. Başını ovuşturdum, pre-cum parmaklarıma bulaştı, yaladım. Marco da soyundu. İkisinin de çıplak gövdesi bana sürtünüyordu—önde Barrett, arkada Marco. Eller her yerdeydi: kalçalarımı ayıran parmaklar, göğüslerimi ezen avuçlar, boynuma yapışan dudaklar. Barrett diz çöktü bu sefer, dilini amıma bastırdı; yalayarak yukarı çıktı, klitorisimi emdi. Bacaklarım titredi. “Orası… siktir, Barrett, orası.” Marco’nun dili kulağımdaydı, bir eli göt deliğimin etrafında daireler çiziyordu—ıslak parmağıyla sadece tehdit ediyordu, henüz girmeden. “Ağzın, amın, götün,” diye fısıldadı. “Hepsini bugün biz dolduracağız. Hazır mısın?”

Başımı salladım, nefes nefese. “Hazırım. İkinizi de istiyorum. Aynı anda istiyorum.” Barrett ayağa kalktı, ağzımdaki tadıyla beni öptü—kendi amımın kokusu dilinde. Ellerim iki siki birden kavradı; birini diğerine sürttüm, başlarını birbirine değdirdim, ikisini de sıvazladım. Damarları parmaklarımın altında atıyordu. Soyunma odasının bankına doğru geri geri gittik. Ben ortadaydım, dizlerimin üzerine çöktüm. Barrett’in sikini dilimin üzerine aldım, başını emdim, derine doğru kaydırdım; boğazım daraldı ama o “İyi… yut, güzelim” diye teşvik etti. Marco arkadan eğildi, dilini göt deliğime bastırdı—ıslak, ısrarlı daireler, sonra ucu içeri. İnledim, ses sikin etrafında titreşti. Ellerim kalçalarına tutundu, diller ve parmaklar vücutlarda deli gibi geziyordu. Barrett saçımı tutup ritmi ayarlarken Marco iki parmağını amıma soktu, kıvrarak “içerisi kaymak gibi” dedi.

Ter yeniden aktı—bu sefer sadece antrenmandan değil, ateşten. Aynada üçümüzü gördüm: ben dizlerimde, bir siki emerken diğerinin dilinin götümde ve parmaklarının amımda oluşu… Yüzüm kızarmış, gözlerim yaşarmış, ama gülümsüyordum. “Daha,” diye mırıldandım ağzım doluyken. “İkiniz de… her yerime.” Barrett sikini dudaklarımdan çekti, alt dudağımı başıyla okşadı. Marco parmaklarını çıkarıp amımın ıslaklığını göt çukuruma sürdü, bastırdı ama henüz tam girmedi. Gerilim karnımda toplanmıştı; boşalmaya yakın, ama ikisi de bilerek yavaşlıyordu. Barrett eğilip kulağıma fısıldadı: “Bu sadece ısınma, Delphine. Asıl patlama şimdi başlıyor. Banka uzan. İkimizi birden alacaksın—ağzın, amın, götün… sırayla değil, birlikte.” Marco’nun eli belime dolandı, beni kaldırır gibi yaptı. “Söyle tekrar,” dedi. “İstiyor musun?”

“Evet,” dedim, sesim titreyerek ama net. “Sizi ikinizi de istiyorum. Sert. Bugün ödülüm bu.” Göz göze geldik. Kıyafetler yerde dağılmış, ter ve seğirme ve ıslak sesler odada asılı kalmıştı. Barrett bankın üzerine bir havlu serdi, beni oraya yönlendirdi. Marco arkasından yaklaşıp kalçalarımı ayırdı, dilini bir kez daha gezdirdi—amdan göte. Barrett sikinin başını dudaklarıma dayadı yeniden. Henüz tam girmemişlerdi; henüz o “üçlü patlama”nın ortasına düşmemiştim. Ama her dokunuş, her “evet”, her yalanmış sinir ucu bir sonraki saniyeye doğru geriliyordu. Bacaklarım açık, nefesim kesik, iki adamın arasında, antrenmanın yorgunluğu artık saf, yapışkan bir şehvete dönmüşken, kapının kilitli olduğundan emin olarak onların bir sonraki hamlesini bekledim—ve biliyordum ki bu daha yeni başlıyordu.

Barrett’in sikinin başı dudaklarıma değdiği an dilimi uzattım, yaladım, tuzlu ön sıvısını aldım. Marco arkadan kalçalarımı ayırıp dilini bir kez daha göt çukuruma bastırırken ben sırayla ikisine döndüm. Önce Barrett’i boğazıma kadar aldım; damarlı, kalın gövdesi dudaklarımı gerdi, burnum kasık kıllarına dayandı. “Yut, güzelim,” diye homurdandı, saçımı kavrayıp ritmi ayarladı. Gözlerim yaşardı ama bırakmadım. Sonra çekip Marco’ya döndüm; o biraz daha kıvrıktı, ucunu dilimin altına alıp emdim, sarsılarak inledi. İkisinin de sertliğini, kokusunu, ağırlığını ağzımda ezberledim. Birini emip diğerini avucumda sıvazladım, başlarını yan yana getirip dilimi ikisine birden gezdirdim. “Amına koyayım ne güzel emiyor,” dedi Marco. Barrett gülümsedi. “Ödülünü hak etti.”

Beni bankın kenarına çektiklerinde bacaklarım hâlâ titriyordu. Barrett arkamı döndürüp belimden tuttu, domalttı; amımın ıslaklığı uyluklarıma aktı. “Hazır mısın?” diye sordu, sikinin başını yarığıma sürterek. “Sik beni,” dedim, sesim boğuk. “Sert sik.” Bir hamlede girdi; kalınlığı içeri dolarken nefesim kesildi, parmaklarım havluyu sıktı. Her vuruşta kalçam onun kasıklarına çarptı, ıslak şapırtılar odada yankılandı. Marco önüme geçti, sikini ağzıma verdi. Barrett arkadan vurdukça ben Marco’yu daha derine aldım; boğazım daraldı, salyam aktı, gözlerim buğulandı. “İşte böyle, Delphine… koçun amını dövüyor, sen de benimkini yut,” diye fısıldadı Marco, çenemi tutarak. Barrett’in elleri kalçalarımı eziyor, her dalışta daha derine gidiyordu. “Sıkıyorsun… siktiğimin sporcusu, antrenman sonrası amın ateş gibi.” Karnımda düğüm sıkılaştı; her darbe klitorisimi bankın kenarına sürtüyordu. “Daha hızlı,” diye mırıldandım ağzım doluyken. Barrett hızlandı, topuk kemiklerime kadar hissediyordum onu.

Pozisyon değiştirdiklerinde nefes nefese, ter içindeydim. Marco banka oturdu, siki dimdik. Ben üzerine bindim, yüz yüze; amımı yavaşça başına oturttum, kayarak indim. “İçimde… dolu,” diye inledim. Ellerimi omuzlarına koydum, kalçalarımı sallamaya başladım. Barrett arkama geçti, parmaklarını önce amımın ıslaklığına batırıp göt deliğime sürdü, yavaşça bir parmak, sonra iki. “Gevşe, alacağız ikimizi de,” dedi. Marco göğüslerimi avuçlayıp emdi, meme uçlarımı dilinin ucuyla dürttü. Barrett’in sikinin başı göt deliğime dayandığında nefesi kulağımdaydı: “Söyle.” “Gir,” dedim. “İkinizi de içimde istiyorum.” Yavaş yavaş bastırdı; yanma, gerilme, sonra doluluk… amım Marco’yla, götüm Barrett’le gerildi. İkisi birden hareket etmeye başladığında çığlığım salona yayılacak sandım; dudaklarımı ısırdım, yine de sesim kaçtı. “Siktir—doluyum, çok doluyum—” Marco alttan yukarı vururken Barrett arkadan kısa, sert tempolarla girdi. İki siki birbirine sürtünüyormuş gibi hissettim, duvar incelmiş, sinir uçlarım çığlık atıyordu. “Bak aynaya,” dedi Barrett. Kaldırdım başımı: terli yüzüm, sarsılan göğüslerim, aralarında ezilen bedenim… “Bu am, bu göt bizim bugün,” diye ekledi Marco, kalçalarımı tutup daha derine indirdi.

Orgazm bir anda patladı. Önce amım Marco’nun siki etrafında kasıldı, sonra götüm Barrett’i sıktı; dalga dalga geldi, bacaklarım titredi, tırnaklarımı Marco’nun sırtına geçirdim. “Geliyorum—ikiniz de—ahhh!” diye bağırdım, sesim kırık. Onlar durmadı; orgazmımın içinde vurmaya devam ettiler, her darbe çığlığımı uzattı. “Boşal üzerime,” diye yalvardım nefes nefese. “Yüzüme, göğsüme… istiyorum.” Çekildiler. Ben dizlerimin üzerine çöktüm, ağzımı açtım, dilimi uzattım. Barrett önce geldi; sıcak, koyu sperm yüzüme, dudağıma, boynuma fışkırdı. Marco hemen arkasından; göğüslerime, meme uçlarıma, çeneme aktı. Ellerimle yaydım, yaladım, ikisinin tadını karıştırdım. “Güzel… ne kadar pis ve güzel,” diye mırıldandı Barrett, başparmağıyla dudağımdaki damlayı silip ağzıma verdi. Yuttum. Göz göze güldük; üçümüz de nefes nefese, ter ve sperm kokuyorduk.

Marco elimi tutup kaldırdı. “Duş. Hadi.” Soyunma odasının arkasındaki açık duşlara yürüdük, suların altına girdik. Sıcak su yüzümdeki ve göğsümdeki izleri yumuşattı; ben ikisini de öptüm—önce Barrett’in tuzlu dudaklarını, sonra Marco’nun gülüşünü. Ellerim karınlarında gezindi, onlar da sırtımı, kalçalarımı ovdu. “Bundan sonra her antrenman böyle mi bitecek?” diye sordum, sesim hem alaycı hem umutlu. Su saçlarımdan akarken ikisine baktım. Barrett alnımı öptü. “İstediğin kadar.” Marco arkadan belime sarıldı, çenesini omzuma dayadı. “Salonu kapatırız, kapıyı kilitleriz… bacak günü, sırt günü, ne olursa. Planı yaparız.” Gülüştük; doygundum, bedenim ağır ve tatmin, içimde hâlâ o doluluk hissi titriyordu. Barrett musluğu biraz daha açtı, köpüğü göğsüme sürdü, parmakları meme ucumda oyalanırken “Gelecek salı… daha uzun tutarız seni,” dedi. Marco “Ve belki ip, belki bankın üstünde bağlarız” diye ekledi, hepimiz yine sırıttık. Suyu kapattık, havlulara uzandık, yavaşça kurulanmaya başladık. Kıyafetlerimi toplarken kalbim hâlâ hızlı atıyordu; kapıya doğru adım attık, ışıkları söndürmeden önce birbirimize son bir bakış attık—ter kokusu, sperm, metal ve deterjan hâlâ havada asılıydı—ve tam eşiğe geldiğimizde soyunma odasının dış kapısından sert, aceleci bir tıkırtı geldi; sonra metal kilit dönme sesi, içeri giren adımların tok yankısı ve tanıdık, boğuk bir erkek sesi: “Delphine? Hâlâ burada mısın? Arabayı öne çektim, seni almaya geldim—”

Rate this story

★★★★★
Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged threesome blowjob doggy-style anal double-penetration

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.