Üçlü İstekle Patlayan Odada
Ece ile kocası Mert, 30 yaşındaki komşuları Damon’la anlaştı ve evde ateşli bir grup seks yaptılar.
O geceyi hâlâ her hatırladığımda kalbim boğazıma sıçrıyor, sanki yeniden başlıyormuş gibi. Ben Ece, yirmi sekiz yaşındayım; kocam Mert otuz iki. Yedi yıldır evliyiz, yedi yıldır da aramızda o yasak sandığımız fanteziyi fısıltıyla konuşuyoruz. Üçüncü bir beden. Başka bir erkeğin elleri benim tenimde, Mert’in bakışları üzerimde… ve Mert’in de o adama dokunması, ya da en azından izlerken taş gibi sertleşmesi. Konuşuyorduk, gülüyorduk, bazen yatağa girince “keşke” deyip birbirimizi yiyorduk ama kimseyi aramıza katmaya cesaret edememiştik. Ta ki o akşama kadar.
Damon otuzunda, yakışıklılığı sinir bozucu derecede doğal olan komşumuz. Mert’in de en yakın arkadaşı; maç izler, bira içer, bazen gece yarılarına kadar salonda kalırdı. Ben mutfaktan çıkıp çay koyarken omzuma bakan o yeşil gözleri hep fark etmişimdir. O da benim kalçama düşen tişörtümü, ıslak saçlarımı, kocamın yanında bile uzayan bakışlarımı fark etmişti. Hiçbirimiz ağza almamıştık. Ta ki o cumartesi.
Kapı çaldığında ben şarap kadehimi yeni doldurmuştum. Mert “Gel lan” diye seslendi, Damon içeri süzüldü. Siyah tişört, kot pantolon, hafif tıraşlı çene, o tanıdık gülümseme. “İyi misiniz?” dedi, sesi alçak ve boğuk. Ben “Otur” dedim, yanına oturdum; normalde koltuğun diğer ucuna geçerdim. Bu sefer dizlerimiz neredeyse değiyordu. Mert mutfaktan biralarla geldi, aramıza oturmadı; karşımızdaki tekli koltuğa kuruldu ve bizi süzdü. O bakışı tanıdım. “Konuştuk ya…” der gibi.
İlk yarım saat maçtan, işten, sıradan şeylerden geçti. Sonra Mert birden, “Ece’yle bir şey konuşuyoruz uzun zamandır” dedi. Sesinde yarı şaka, yarı ciddi bir titreme vardı. Damon kaşını kaldırdı. “Ne konuşuyorsunuz?” Ben kadehimi yudumladım, boğazım kuruydu. “Üçlü” dedim, kelime ağzımdan dökülürken yanaklarım yandı ama pişman değildim. “Biz… ikimiz de istiyoruz. Başka bir adam. Senin gibi.” Damon’un nefesi bir an durdu. Gözleri önce bana, sonra Mert’e kaydı. “Şaka mı bu?” “Değil,” dedi Mert, boğuk. “Yıllardır bastırıyoruz. Bu gece… eğer sen de istersen, her şey masada.”
Damon gülümsedi; o gülümseme yavaş yavaş genişledi, tehlikeli ve tatlı. “Sizi izliyorum uzun zamandır,” diye itiraf etti. “Ece, sen kocanın yanında bana bakıyorsun. Mert, sen de karın bana yaklaşınca saklamıyorsun. İstiyorum. Bu gece istiyorum.” Üçümüz birden sustuk. Hava ağırlaşmıştı; cinsel, yapışkan, kaçınılmaz. Ben bacağımı hafifçe açtım, etek ucu dizime doğru kaydı. Damon fark etti. Mert fark etti. Kimse çekinmedi.
Konuşma yavaş yavaş kaydı. “Nasıl hayal ediyorsun?” diye sordu Damon. Ben dürüst oldum. “Senin sertleşmeni izlemek istiyorum kocamın önünde. Mert’in beni soyduğunu, göğüslerimi senin için sıvazladığını… sonra ikinizin de bana dokunmasını.” Mert öne eğildi. “Ben de karımın başka bir erkeğin elini pantolonunun üstünde gezdirmesini izlemek istiyorum. Kıskançlık değil; tam tersi. Taş kesiliyorum o düşünceyle.” Damon’un eli koltuğun kenarına gitti, parmakları gerildi. “O zaman gösterin,” dedi alçak sesle. “Konuşmayı bırakın.”
Kalbim göğsümde tepiniyordu. Elimi uzattım. Damon’un pantolonlu bacağı sıcacıktı; avucum uyluğunun ortasına yerleşti, yavaşça yukarı kaydırdım. Kumaşın altındaki kaslar kasıldı. Mert’in bakışları ateş gibiydi—onay, arzu, bir de o “devam et” işareti. “Sıkı tut,” diye fısıldadı kocam. Ben sıktım, parmaklarım Damon’un kalçasına doğru ilerledi, sertleşmeye başlayan şeyin yakınına geldim ama henüz tam basmadım. Damon “Ece…” diye homurdandı, adımı öyle söyleyince içim sızladı. “Kocanın önünde böyle okşaman… delirtiyor.”
Mert ayağa kalktı, yanıma geldi. Arkamda durdu, elleri omzuma indi, sonra önden bluzumun yakasına kaydı. Düğmeleri tek tek açtı; acele etmeden, sergiler gibi. Damon izliyordu, gözleri kamaşmış. Mert sutyenimin üzerinden göğüslerimi kavradı, avuçladı, başparmaklarıyla uçlarımı sertleştirene kadar sıvazladı. “Bak,” dedi kocam Damona, sesi kısılarak. “Karımın memeleri. Senin için sertleşiyorlar. İstiyor.” Ben başımı Mert’in göğsüne yasladım, inledim; utanma yoktu artık, sadece ıslak bir boşalma hissi bacaklarımın arasında. “Evet,” dedim yüksek sesle. “İstiyorum sizi ikinizi. Bu gece. Üçümüz.”
Damon’un eli benim elimin üstüne kapandı, bastırdı, kendi şişmiş sikine doğru yönlendirdi. Pantolonun üzerinden şeklini hissettim—kalın, uzun, zonkluyordu. “Ben de istiyorum,” dedi açıkça, neredeyse boğuk bir itirafla. “Ece’yi sikmek istiyorum senin önünde, Mert. Seni izlerken karını paylaşmak… ve senin de bize katılmanı.” Mert bluzumu indirdi, sutyen askılarını kaydırdı; göğüslerim serbest kaldı, serin havada uçları dimdik. Damon eğildi, tereddüt etmeden bir tanesini ağzına aldı, dilini gezdirdi. Mert’in eli diğerini yoğuruyordu. İki ağız, iki el… sınırlar o anda tamamen kalktı.
Ben Damon’un saçlarını tuttum, “Daha sert” diye fısıldadım. Mert arkamdan belime sarıldı, eteğimi yukarı sıyırdı, külotumun üzerinden amımı okşadı. “Islakmışsın,” dedi kulağıma, “komşumuzun dilini emerken kocan parmaklıyor seni. İstediğimiz buydu, değil mi?” “Evet,” diye inledim, sesim salonda çınladı. “Üçlü istiyorum. Sikişmek istiyorum ikinizle. Şimdi.” Damon mememden ayrıldı, dudaklarımı öptü; Mert’in dilinin tadı hâlâ ağzımdayken başka bir erkeğin dilini yuttum. Mert itiraz etmedi—tersine, “Öp onu güzelce” dedi, parmağını külotumun kenarından içeri kaydırıp ıslaklığıma buladı.
Eller her yerdeydi. Damon’un pantolon düğmesi açıldı, ben fermuarını indirdim, boxer’ının üzerinden o kalın eti avuçladım. Mert kendi pantolonunu sıyırdı, sikini çıkarıp kalçama sürttü. “Yatak odasına,” diye komuta etti kocam, sesi duman gibi. “Burada bitirmeyeceğiz. Yatağa geçiyoruz, her şeyi yapacağız. İstediğimizi yüksek sesle söyleyin bir daha.”
Damon ayağa kalktı, tişörtünü başından geçirdi; göğsü kıllı, kaslı, terle parlıyordu. “İstiyorum sizi,” dedi net. “Ece’nin amını yemek, sikmek, Mert’in karısını paylaşırken onun da bana dokunmasını… hepsini.” Ben ayaktaydım, göğüslerim açık, etek bir yana kaymış, külotum kaymış vaziyette. “Ben de istiyorum,” dedim, nefes nefese. “İkinizin de içinde olmasını. Bu gece patlayana kadar.” Mert elimi tuttu, diğer eliyle Damon’un omzuna dokundu—o dokunuş da masum değildi. “O zaman yürüyün. Yatak odası kapısı açık. Hiçbirimiz geri adım atmayacak.”
Koridora doğru yürüdük. Arkamda iki erkek, önümde o bildik yatak; çarşaflar hâlâ sabahki gibi dağınıktı ama yakında çok daha beter olacaktı. Damon’un eli kalçama yapışmıştı, Mert’in nefesini boynumda hissediyordum. Kapı eşiğinde durdum bir saniye, dönüp ikisine baktım. “Söyleyin,” dedim, sesim titremiyordu artık. “Bu üçlü ilişkiyi istiyor musunuz? Gerçekten?”
“İstiyorum,” dedi Mert, gözleri kararmış. “İstiyorum,” dedi Damon, pantolonu hâlâ yarı açık, sikinin izi belirgin. “Ben de deliler gibi istiyorum,” dedim ve içeri adım attım.
Işık kapatılmadı. Yatak büyük görünüyordu şimdi, üç bedene hazır. Damon kapıyı arkasından itti; kilit sesi tık diye geldi. Mert beni belimden çevirdi, öptü, sonra omuzlarımdan tutup Damon’a doğru hafifçe itti. “Al onu,” diye fısıldadı. “Ama izleyeceğim. Sonra ikimiz birden.” Damon’un elleri yüzüme geldi, başparmağı dudağımı sıyırdı. “Soyun,” dedi bana. “Yavaş. İkimiz de bakalım.”
Bluz omuzlarımdan tamamen düştü. Eteğin fermuarını indirdim, yere bıraktım. Geriye sutyensiz göğüsler, ıslak külot ve titreyen nefesler kaldı. Mert arkamdaydı, sikini avuçlamış kendi kendine yavaşça çekiyordu; Damon karşımda, boxer’ını indirirken o kalın, damarlı eti serbest kaldı—ucu zaten parlıyordu. Ben dizlerimin üstüne çökmedim henüz. Sadece baktım, yutkundum ve “Dokunun bana ikiniz birden” dedim.
İki çift el aynı anda tenime yapıştı. Biri mememi yoğuruyor, diğeri külotumu aşağı kaydırıyordu. Hava amıma değdi, soğuk ve utançsız. Mert parmaklarını arama soktu, iki parmak birden; Damon ise dizlerimin arasını açıp başını yaklaştırdı, dilini yarığa sürttü. “Tanrım,” diye inledim, sesim yatağın başlığına çarptı. “Böyle… böyle devam.” İçeride bir yerlerde hâlâ “bu gerçek mi” diye düşünen bir parçam vardı ama bedenim çoktan teslim olmuştu. Mert’in parmakları damarlarımı bulmuş, Damon’un dili klitorisimi emiyordu; ben de iki erkeğin ortasında, yıllardır bastırdığımız o üçlü isteğin tam ortasında, henüz asıl fırtına kopmadan önce, sınırların tamamen yok olduğunu hissediyordum.
Yatak kenarına oturduk. Ben ortada, iki yanda iki sert sik. Ellerim ikisine birden gitti—biri kocamın tanıdık kalınlığı, diğeri Damon’un biraz daha uzun, yakıcı sıcağı. İkisini birden sıvazlarken Mert saçımı tuttu, “Ağzına al ikimizi de sırayla” dedi. Damon “Önce benimkini öp, karısı” diye ekledi; kelime aşağılayıcı değil, tam tersine sahiplenici ve sıcak çıktı. Ben eğildim, önce Damon’un ucunu dudaklarımın arasına aldım, tuzlu bir damlayı yaladım, sonra Mert’inkine geçtim—kocamın tadı, tanıdık ve delirtici. İki adam da homurdanıyordu. “Bu gece bitmeyecek,” diye fısıldadı Mert. “Daha yeni başlıyoruz.”
Kapı kilitliydi. Perdeler aralıktı. Ve ben, kocamla komşumuzun elleri tenimde, henüz asıl birleşmenin eşiğinde, o odada patlamaya hazır üçlü isteğin tam kalbindeydim—nefes nefese, ıslak ve tamamen istekli.
O anda eğildim, dizlerimin üstüne çöküp iki sikin tam ortasına yerleştim. Mert’in tanıdık kalınlığı bir yanda, Damon’un daha uzun, damarlı eti diğer yanda; ikisini de avuçlarımın içinde tuttum, sıcaklıkları avuçlarımı yaktı. Önce Damon’un ucunu dudaklarımın arasına aldım, dilimi deliğinin etrafında gezdirdim, tuzlu bir damlayı yuttum. “İşte böyle, Ece,” diye homurdandı Damon, parmaklarını saçlarıma doladı. Ağzımı açtım, başını yavaş yavaş boğazıma doğru ittim; gözlerim sulandı ama bırakmadım. Mert’in eli belime indi, “Şimdi bana da,” dedi boğuk bir sesle. Damon’dan ayrıldım, tükürüğüm iplik iplik süzülürken kocamın sikine geçtim. Mert’i derinlemesine emdim, dilimi altındaki damara sürttüm; o da belini öne verdi, “Karım… ağzın deli gibi ıslak,” diye inledi.
Sırayla gittim. Birinin ucunu emip diğerine geçtim, tükürüğümle ıslattım, ellerimle köklerini sıvazladım. Damon “Daha hızlı,” diye fısıldadı; ben de temposu yükselttim, yanaklarımı içe çekip emişlerimi sertleştirdim. Mert arkamdan eğildi, ıslak amımı avuçladı, iki parmağını birden soktu. “Bak nasıl açılıyorsun,” dedi kulağıma. “Komşumuzun sikini yutarken kocan seni parmaklıyor. İstediğin buydu, değil mi?” “Evet,” diye mırıldandım sikin etrafında, sesim boğuk çıktı. “İkinizi de istiyorum. Ağzımda, amımda, her yerimde.”
Mert parmaklarını çıkardı, arkama geçti. Dizlerimi biraz daha açtırdı, sikinin ucunu yarığıma sürttü. “Hazır mısın?” diye sordu—sorması formaliteydi, çünkü ben çoktan kıvranıyordum. “Sok,” dedim net. Mert bir hamlede içime girdi; tanıdık, dolu, sert. Aynı anda Damon sikini tekrar ağzıma verdi. İki deliğim birden doldu: arkadan kocamın ritmi, önden Damon’un kalın eti. Her itişte boğazımda hissettim, her çekilişte amım kasıldı. “Tanrım… ikiniz birden,” diye inledim ara verince. Mert kalçalarımı kavradı, sert ve derin sikiyordu; Damon saçımı tutup temposuna uydurdu. Oda inlemelerle doldu—benim boğuk feryatlarım, onların homurtuları, tenin tenine çarpma sesi.
Mert bir ara durdu, “Yatağa,” diye komuta etti. Kalkıp yatağa sürüklendim. Damon sırtüstü yattı; ben bacaklarımın iki yanına geçip ata biner pozisyonda üzerine oturdum. Sikinin ucunu amıma dayadım, yavaşça indim. “Ohhh… ne kadar kalın,” diye haykırdım, içimi doldururken. Kalçalarımı savurdum, yukarı aşağı gittim; memelerim zıpladı, Damon ellerini göğüslerime götürüp uçlarımı sıktı. Mert yanımda duruyordu, sikini avuçlayıp izliyordu. “Sırayla al bizi,” dedi. Damon’dan kalktım, hâlâ ıslak ve açık amımla Mert’in üzerine geçtim. Kocamı da aynı şekilde içime aldım; tanıdık açı, ama bu sefer izleyen bir çift yeşil gözle. Damon’un eli kalçama geldi, parmağı göt deliğimi okşadı. “Burayı da istiyoruz,” diye fısıldadı.
Kalbim hızlandı ama korku değil, saf istek vardı. “Alın,” dedim. “İkinizi de aynı anda istiyorum.” Mert alta yattı, ben yine üzerine oturdum; amım kocamın sikiyle doluydu. Damon arkama geçti, tükürüğünü parmaklarına sürdü, önce bir, sonra iki parmakla götümü açtı. “Rahatla, Ece,” dedi yumuşak. Ben Mert’in göğsüne yaslandım, nefes aldım. Damon parmaklarını çıkarıp sikinin ucunu dayadı. Yavaş yavaş, santim santim girdi. İki deliğim birden gerildi, doldu, yandı ve sonra o yanma zevke dönüştü. “Dolu… ikinizle doluyum,” diye bağırdım. Damon belimi tuttu, Mert kalçalarımı kaldırıp indirdi; ikisi de hareket etmeye başladı. Çift penetrasyon. Her itişte iki sik birbirine sürtünüyormuş gibi hissettim, aramda ezildim, ezildikçe daha çok ıslandım.
“Sert,” diye yalvardım. “Daha sert sikişin beni.” Mert alttan yukarı vurdu, Damon arkadan derine indi. Tempoları dönüşümlü oldu: biri çekilirken diğeri soktu, sonra ikisi birden. Ben ortada savruldum, tırnaklarımı Mert’in omzuna geçirdim, sesim boğuk haykırışlara döndü. “Evet—ahhh—sikinizi… amımda, götümde… boşalın içime!” Damon bir eliyle saçımı geri çekti, boynumu ısırdı. “Karını sikiyoruz, Mert,” diye homurdandı. “Paylaşıyoruz. Bak nasıl alıyor.” Mert’in gözleri kararmıştı, “Alıyor çünkü seviyor,” dedi ve bana bakarak, “Boşal, Ece. İkimizin önünde boşal.”
İlk orgazm o anda koptu. Amım Mert’in sikinin etrafında kasıldı, götüm Damon’u sıktı; vücudum titredi, çığlık kopardım. “Geliyorum—ahhh sikinize geliyorum!” Dalgalar peş peşe geldi. Damon temposunu artırdı, birkaç sert hamleden sonra götümün içinde boşaldı; sıcak, yoğun, zonklayan. “İçinde,” diye inledi. Mert de dayanamadı, alttan birkaç kez daha vurup amıma boşaldı. İkisinin de menisi içimde karıştı, taştı, bacaklarımdan aktı. Ben hâlâ titrerken ikinci bir boşalmayla kıvrandım.
Ama bitmedi. Bir süre nefes toparladık, ter içinde birbirimize yapıştık. Sonra Damon’u yeniden emdim, Mert arkadan yine girdi; bu sefer yan yanaydık. Ece ortada, iki erkek dönüşümlü. Damon ağzımı, boğazımı kullandı; Mert amımı tekrar tekrar açtı. Ben onları da boşalttım—Damon’un spermini dilimde hissettim, yuttum; Mert’in ikinci yükü kalçalarıma fışkırdı. Üçüncü turda yine double’a geçtik, daha yavaş ama daha derin. Her birimiz en az iki, üç kez boşalmıştık; yatak çarşafları sırılsıklamdı, tenimiz kaygandı, nefeslerimiz boğuktu.
Sonunda yığıldık. Ter içinde, nefes nefese, üçümüz birbirimize sarıldık. Ben ortadaydım; Mert’in göğsü bir omzuma, Damon’un kolu belime dolanmıştı. İçimde, üstümde, bacaklarımın arasında ikisinin de spermini hissediyordum—sıcak, yapışkan, sahiplenici. Gülümsedim, gözlerim yarı kapalı. “Bu… bu gece tek kalmayacak,” diye fısıldadım. Mert’in dudağına, sonra Damon’un boynuna doğru. “İlk üçlümüz bu olmayacak, anlıyor musunuz? Düzenli devam edeceğiz. İstediğim zaman ikinizi de alacağım. Siz de istiyorsunuz, değil mi?” Mert beni öptü, dilini ağzıma verdi; Damon da yanağımı, boynumu öptü. “İstiyoruz,” dediler neredeyse bir ağızdan. Mutlulukla, doygunlukla, hâlâ ıslak ve açık bedenimle aralarında ezilerek öpüştük—üç dil, üç nefes, tek yatak.
Ama o geceyi her hatırladığımda hâlâ kalbim boğazıma sıçrıyor; çünkü asıl itirafım şu: o odada patlayan üçlü istek, benim yıllardır kocamdan gizlediğim başka bir adamın hayali değildi—tersine, her cumartesi kapıyı Damon’a açan ve Mert’i “izle” diye ikna eden kişi bendim ve hâlâ doymuyorum.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories