Yasaklı Çamaşırhanede Komşumun Karısı
Siyah komşusu Wesley, 32 yaşındaki evli Fiona’yı apartmanın eski çamaşırhanesinde sertçe sikiyor.
Apartmanın bodrum katındaki eski çamaşırhane, gece yarısını çoktan geçmiş saatlerde loş ve nemli bir sessizliğe bürünmüştü. Floresan lambalardan biri sürekli titriyordu; makinelerin monot on uğultusu duvarlara vuruyor, nemli hava Fiona’nın tenine yapışıyordu. Otuz iki yaşındaki evli kadın, kocasının üç haftadır iş seyahatinde olmasından beri boğazına kadar dolmuş yalnızlığıyla buraya inmişti. Kirli çamaşır sepetini kenara bıraktığında kapı aralandı.
Wesley girdi içeri. Yirmi sekiz yaşındaki siyahi komşusu, omuzları geniş, kolları damarlı ve koyu teni terle parlayan haliyle çamaşır torbasını yere bıraktı. Siyah tişörtü göğsüne yapışmış, kısa saçları alnına düşmüştü. Fiona bakışlarını kaçıramadı. O kaslı beden, o kendinden emin yürüyüş… Aylardır koridorda karşılaştıklarında hissettiği o bastırılmış kıvılcım, bu gece çamaşırhanenin loşluğunda alev almaya hazırdı.
“Gece gece mi yıkıyorsun?” diye sordu Wesley, sesi kalın ve düşük. Gözleri Fiona’nın boynundan dekoltesine kaydı, sonra yüzüne yerleşti.
Fiona dudaklarını yaladı. “Uyuyamıyorum. Ev bomboş… Kocam uzun süredir yok.” Cümlesinin sonu boğazında düğümlendi. Wesley’nin bakışları onu soyuyordu; o da karşılık veriyordu. “Sen de mi yalnızsın bu saatte?”
Wesley çamaşır makinesinin kapağını açmadan durdu, kollarını kavuşturdu. Kasları gerildi. “Bazen burası daha sakin geliyor. Sen de öyle düşünüyor gibisin.” Gülümsemesi yavaş ve tehlikeliydi. “Bakışların… Aylardır öyle bakıyorsun bana, Fiona. Ben de sana.”
Fiona’nın kalbi hızlandı. “Biliyor musun… Kocam beni tatmin edemiyor. Elleri, dili, o… yetersiz. Beni bırakıyor ortada, yanıyorum.” Sözleri dökülürken utanmıyordu artık. Wesley yavaşça yaklaştı. Büyük, koyu eli beline yerleşti; parmakları etek kumaşının üzerinden kalçasına baskı yaptı.
Fiona nefesini tuttu, sonra karşılık verdi. Parmaklarını Wesley’nin siyah kollarında gezdirdi; damarların üzerinde kaydı, bisepsine sıktı. “Tanrım, tenin… Bu kadar sert, bu kadar sıcak.” İçinden geçenler dökülüyordu: O kalın parmakların kendisini açacağını, o koyu tenin kendi soluk tenine sürtünmesini istiyordu.
Wesley başını eğdi, dudakları kulağına değdi. “Evli beyaz komşu karısı… Geceleri beni mi hayal ediyorsun? Bu siyah yarrakla mı dolduruyorsun kendini hayallerinde?” Sesi alçaktı, iğrenç derecede açık. “Irklar arası o yasak… Senin gibi temiz, evli bir kadını kirletmek. İstiyor musun bunu?”
Fiona inledi, bacakları gevşedi. “Evet… Lanet olsun, evet. Konuşman bile… Daha fazla dayanmıyorum.” Elleri Wesley’nin göğsüne bastı, tişörtünü kavradı. “Seni istiyorum, şimdi al beni.”
Öpüşmeleri patladı. Fiona onun dudaklarına saldırdı; dilini içeri soktu, dişlerini ısırdı. Wesley belini sıktı, onu kendine çekti. Kalçaları birbirine değdi; Fiona, pantolonun altındaki kalın sertliği hissetti ve inledi. Bu yasağı bilinçli seçiyorlardı. Kocası, komşuluk, her şey bir kenara itilmişti. İkisi de isteyerek, açlıkla aştılar o çizgiyi.
Wesley Fiona’yı iki çamaşır makinesinin arasına, metal kapağın üzerine oturttu. Eteğini beline kadar sıyırdı, külotunu kenara çekti. “Aç bacaklarını. Seni yalayacağım.” Fiona itaat etti; uylukları titriyordu. Wesley diz çöktü, koyu elleriyle kalçalarını kavradı ve dilini amına bastırdı.
Sıcak, ıslak dil klitorisine vurdu, yaladı, emdi. Fiona başını geriye attı, makinenin metaline tutundu. “Ah… siktir, dilin… Daha derine.” Wesley parmaklarını da soktu; iki kalın parmak ıslak duvarları gererek içeri girdi, dil klitoriste ısrarla döndü. Fiona’nın suları çenisine aktı. O siyah adamın yüzü bacaklarının arasında, evli amını yalarken… Düşüncesi bile onu sarsıyordu.
Wesley ayağa kalktı, pantolonunu indirdi. Kalın, koyu tenli yarrak serbest kaldı; damarlı, ağır, başı parlak. Fiona’nın gözleri büyüdü. “Köküne kadar alacaksın.” Fiona’yı çevirdi, makineye domalttı. Bir eliyle saçını kavradı, diğer eliyle yarrığını amının dudağına dayadı ve tek hamlede, sertçe köküne kadar soktu.
Fiona çığlık benzeri bir inilti kopardı. “Ah—lanet… Çok kalın! Dolduruyor… Daha sert, siyah yarrığınla parçala beni!” Wesley belini tuttu, geri çekilip tekrar gömüldü. Derin, hızlı darbeler. Her seferinde taşaklar kalçasına çarpıyor, ıslak sesler çamaşırhaneyi dolduruyordu. Fiona’nın amı gerilerek onu yutuyor, suları uyluklarından akıyordu.
“Böyle mi istiyordun? Evli amını siyah yarakla eziyorum,” diye hırladı Wesley, saçını daha sert çekerek. Fiona’nın sırtı kavis yaptı. “Evet… Sik beni, kullan beni. Kocam asla böyle… Ah!”
Wesley onu kaldırdı, ayakta duvara yasladı. Fiona bacaklarını beline doladı; Wesley kollarıyla onu tuttu ve alttan sertçe vurmaya devam etti. Fiona’nın memeleri tişörtünün altında zıplıyor, duvara sürtünüyordu. Pozisyon değiştirdiler; Wesley onu tekrar makineye oturttu, bacaklarını omuzlarına aldı, daha derin açıyla soktu. Sonra Fiona’yı yüzüstü yatırır gibi eğdi, bir bacağını kaldırarak yandan sertleştirdi. Her pozisyonda daha hızlı, daha acımasızdı. Fiona sürekli inliyor, yalvarıyordu: “Parçala… Daha derin… O siyah yarrakla mahvet beni.”
Wesley’nin nefesleri ağırlaşmıştı. Fiona’nın yüzüne boşalmadan önce defalarca değiştirdiler; ayakta, oturur vaziyette, arkadan, karşı karşıya. Her biri isteyerek, zevkle, ıslak ve gürültülü. Fiona’nın tırnakları Wesley’nin sırtında iz bırakıyordu; Wesley’nin parmakları kalçalarında morartacak kadar sıkıyordu. “Boşalmadan önce o yüze sürteceğim,” diye fısıldadı Wesley, ama henüz bırakmıyordu. Fiona’nın amı kasılıyor, orgazma yaklaşıyordu ama Wesley tempo değiştiriyor, onu sınırda tutuyordu.
Makinenin titreşimi ayaklarının altındaydı. Kapı katılmamıştı; herhangi biri inebilirdi. Bu düşünce Fiona’yı daha da ıslatıyordu. Wesley onu tekrar duvara bastırdı, bacaklarını beline dolatıp derin ve yavaş darbelerle ezmeye başladı. Göz göze geldiler. Fiona’nın sesi titredi: “Bitirme… Henüz bitirme. Daha istiyorum. Bu gece bitmesin.”
Wesley gülümsedi, yarrığını amının içinde en dipte tuttu, kıpırdatmadan bekletti. Fiona kıvranıyordu. “Sabrını test ediyorum. Çünkü seni buradan çıkarmadan, her köşede, her şekilde alacağım. Yüzüne boşalacağım ama önce… önce seni titretirken izleyeceğim.” Fiona’nın içi yandı. Wesley yavaşça hareket etmeye başladı yine; kısa, sert vuruşlar. Fiona’nın ikinci orgazmı eşiğe dayanmıştı ama Wesley bilerek yavaşlatıyor, gerilimi uzatıyordu.
Çamaşırhanenin loş ışığında iki beden birbirine yapışmış, ter ve sular karışmış halde sallanıyordu. Fiona’nın sesi boğuk iniltilere dönüşmüştü: “Al… Al beni yine. Yasak falan… Sikeyim yasağı.” Wesley’nin eli boğazına hafifçe yerleşti, baskı uygulamadan sadece sahiplenerek. Diğer eliyle klitorisine bastırdı, yarrak hâlâ içinde zımbalıyordu.
Kapının altından süzülen koridor ışığı, anlık bir ayak sesiyle kesildi gibi oldu. İkisi de donmadı; tam tersine Fiona bacaklarını sıktı, Wesley daha derine gömüldü. “Biri gelebilir,” diye fısıldadı Fiona, ama sesi korku değil, daha fazla ateşti. “O zaman hızlı ol… Ama bırakma.”
Wesley onu çevirdi, ellerini makinenin kenarına koydurttu, arkadan yeniden kökledi. Saçını yakaladı, belini büktü ve ritmi yeniden yükseltti. “Bu sadece başlangıç,” diye hırladı kulağına. “Senin o evli amını bu gece bitiremeyeceğim. Yüzüne, diline, her yerine… ama sırayla. Şimdi sık beni. Boşal bana, sonra devam edeceğiz.”
Fiona’nın bedeni gerildi, amı ritmik kasılmalarla Wesley’nin yarrakını emdi. İniltisi boğuk bir çığlığa dönüştü; suları bileklerine aktı. Wesley durmadı, o kasılmaların içinde vurmaya devam etti, Fiona’yı titretirken tuttu. Orgazm dalgası henüz tamamen inmemişken Wesley onu kaldırdı, öptü, dilini ağzına soktu ve fısıldadı: “Şimdi ayaktayız. Bacaklarını aç. Yüzüne boşalmadan önce bir tur daha… duvara yaslan. İstiyor musun hâlâ?”
Fiona nefes nefese, gözleri parlak, “İstiyorum,” dedi. “Hepsini istiyorum. Al.” Wesley’nin yarrakı hâlâ dimdik, parlak ve ıslaktı; Fiona’nın bacakları arasından süzülen sular uyluklarını boyuyordu. Wesley onu tekrar duvara bastırırken çamaşırhanenin ugultusu, kendi nefesleri ve ıslak temasa karışıyordu. Fiona bacaklarını yeniden beline doladı, Wesley’nin kalın yarrakını amının girişine hissetti ve içeri girerken başını geriye attı.
Henüz bitmemişti. Wesley’nin bakışları, Fiona’nın açık ağzı, o yarıda bırakılmış vaat… Gerilim taze, açlık dipte duruyordu. Fiona’nın tırnakları Wesley’nin omzuna gömüldü; Wesley derin bir vuruşla yeniden doldurdu onu ve fısıldadı: “Birazdan dizlerinin üstündesin. Ama önce… bir orgazm daha sızdır bana.” Fiona’nın cevabı sadece inilti ve bacaklarını sıkması oldu. Gece uzuyordu; yasak çamaşırhane, onların terini ve seslerini yutmaya devam ediyordu.
Wesley Fiona’yı duvara daha sert bastırırken kalın yarrakını yeniden amının ıslak, şişmiş dudaklarına dayadı ve tek hamlede dibine kadar gömdü. Fiona’nın sırtı soğuk betona sürtündü, memeleri tişörtünün altında ezildi; bacakları Wesley’nin beline kilitlendi, topukları kalçalarına battı. Her darbede taşaklar ıslak etine çarpıyor, makinenin ugultusuyla karışan şap şap sesleri bodrumu dolduruyordu. Fiona başını geriye attı, boynu gerildi, dudaklarından boğuk bir inilti koptu.
“Ah… siktir, bu kadar derine… Kocamın asla ulaşamadığı yere giriyorsun,” diye soluk soluğa fısıldadı. Wesley’nin koyu teni onun soluk tenine yapışmış, terleri birbirine karışmıştı. Elleri Fiona’nın kalçalarını kavradı, parmakları ete gömüldü; moraracak kadar sıktı ve tempo yükseltti. Kısa, sert, acımasız vuruşlar. Fiona’nın amı her seferinde gerilerek onu yutuyor, suları uyluklarından akıp pantolonunun paçalarına damlıyordu.
Wesley bir elini boğazına götürdü, baskı uygulamadan sadece sahiplenerek tuttu. Göz göze geldiler. “Evli beyaz amını siyah yarrakla dolduruyorum… Bak nasıl kasılıyor, nasıl yalvarıyor,” diye hırladı. Fiona’nın tırnakları onun geniş omuzlarına battı, izler bıraktı. “Daha sert… Parçala beni. Bu gece senin kölenim, al neyin varsa.” İçinden geçenler diline dökülüyordu; yalnızlık, yasak, o kalın damarlı etin içinde kıvranmak… Hepsi birleşmiş, beynini yakıyordu.
Wesley onu indirdi, çevirdi, ellerini yeniden çamaşır makinesinin kenarına koydurttu. Arkadan yaklaştı, bir eliyle saçını kökünden yakaladı, diğer eliyle yarrığını amının girişine sürttü, ıslaklığı topladı. Sonra yavaş yavaş, santim santim içeri soktu; Fiona her damarı hissediyordu. “Hisset… Bütün o siyah yarrak senin içinde. Kocan bu kadar kalın mıydı? Bu kadar sert mi dövüyordu seni?” Fiona başını iki yana salladı, saçları yüzüne yapıştı. “Hayır… Asla. Sen… Ah lanet, sen mahvediyorsun.”
Ritim yeniden çılgına döndü. Wesley belini büktü, kalçalarını şapırdatarak vurdu; her darbede Fiona’nın memeleri makinenin metal kapağına çarpıyor, titreşimler klitorisine kadar yayılıyordu. Fiona’nın ikinci orgazmı eşiğe dayandı, amı ritmik kasılmalarla sıkmaya başladı. “Boşalıyorum… Siktir, boşalıyorum sana!” diye çığlık attı. Wesley durmadı; o kasılmaların içinde daha da hızlandı, Fiona’yı titretirken tuttu, sularının bileklerine aktığını hissetti. Orgazm dalgası henüz inmemişken onu çekti, öptü, dilini ağzına soktu, tükürüğünü paylaştı.
“Dizlerinin üstüne,” diye emretti nefes nefese. Fiona itaat etti; soğuk fayansa diz çöktü, dizleri sızladı ama umrunda değildi. Wesley pantolonunu tamamen sıyırdı, o ağır, damarlı, parlak başlı yarrak Fiona’nın yüzünün önünde sallandı. Fiona iki eliyle kavradı, koyu tenin sıcaklığını avuçladı, dilini başının altındaki hassas yere bastırdı, yaladı. Tuzlu, kendisinin sularıyla karışık tadı diline yayıldı. Ağzını açtı, mümkün olduğunca derine aldı; gırtlağı gerildi, gözleri yaşardı ama bırakmadı. Wesley saçını tuttu, kalçalarını ileri itti, yavaş yavaş yüzünü sikiyor gibi kullandı. “Güzel… Evli komşu karısı siyah yarrak emiyor. Bak ne kadar açsın.”
Fiona boğazını gevşetti, daha derine indirdi, tükürükleri çenesinden boynuna aktı. Elleri taşaklarını okşadı, hafifçe sıktı. Wesley inledi, tempo arttı. Birkaç derin boğaz darbesinden sonra çekti, yarrak Fiona’nın dudaklarına, yanaklarına çarptı. “Ayağa kalk. Duvara yaslan yine. Yüzüne boşalmadan önce o amı bir kez daha ezeceğim.”
Fiona ayağa kalktı, bacakları titriyordu. Wesley onu kaldırdı, bacaklarını omuzlarına aldı bu sefer; Fiona’nın sırtı duvara dayandı, neredeyse katlanmış halde. Bu açı yarrakı rahmin ağzına kadar itiyordu. Fiona çığlık kesti, tırnakları Wesley’nin kollarına gömüldü. “Çok derin… Dayanamıyorum… Ama bırakma!” Wesley bu pozisyonda kısa, dabuk dabuk vuruşlarla onu deldi. Fiona’nın klitorisi her harekette eziliyor, üçüncü orgazma sürükleniyordu. “Sık beni. Boşal, amını bana ver,” diye hırladı Wesley. Fiona’nın bedeni gerildi, bir kez daha kasılarak boşaldı; suları şapırtıyla aktı, Wesley’nin kasıklarını ıslattı.
Wesley onu indirdi, hemen diz çöktürdü yine. Yarrakı Fiona’nın açık ağzının, dilinin, yanaklarının üzerinde gezindi. “Dilini çıkar. Gözlerini aç. Seni kirletiyorum.” Fiona dilini uzattı, bakışlarını yukarı dikti; o siyah, damarlı et yüzüne sürtünürken kalbi deli gibi atıyordu. Wesley eliyle yarrakını sıvazladı, birkaç sert hareket, sonra boğuk bir iniltiyle boşaldı. Sıcak, yoğun döller Fiona’nın diline, dudaklarına, yanaklarına, alnına fışkırdı. Bir miktar saçına, boynuna aktı. Fiona gözlerini kırmadan yutkundu, dilindeki tadı aldı, parmağıyla yanaklarındakini silip emdi. “Hepsi… Hepsi benim,” diye fısıldadı sesi boğuk.
Wesley nefes nefese geride bir adım durdu, yarrakı hâlâ seğiriyordu. Fiona yerde dizlerinin üstünde, yüzü dölle boyanmış, tişörtü kaymış, memelerinden biri dışarıda, eteği belinde, külotu bir kenarda ıslak haldeydi. Çamaşırhanenin loş, nemli havası terlerini kurutmaya yetmiyordu. Wesley eğildi, kendi dölünü Fiona’nın dudağından öptü, dilini içeri soktu, paylaştı. “Siktiğimin en güzeli… Bu gece unutulmayacak.”
Fiona ayağa kalktı, bacakları hâlâ titriyordu. Wesley’nin tişörtüyle yüzünü silmeye yeltendi ama o durdurdu. “Hayır. Öyle kal. Bir süre öyle gez.” Fiona gülümsedi, yavaşça külotunu düzeltti, eteğini indirdi; döller yanaklarında kurumaya yüz tutmuştu. Wesley pantolonunu çekti, fermuarını kapattı. İkisi de birkaç saniye nefeslerini topladı. Makinelerin monot on sesi geri geldi, floresan yine titredi.
Wesley çamaşır torbasını aldı, kapıya yöneldi. “Yarın gece yine in. Aynı saat.” Fiona başını salladı, sesi kısık çıktı: “Olur. Ben… hazır olacağım.” Wesley bir kez daha baktı, o dölle kaplı yüze, sonra kapıyı aralayıp çıktı. Ayak sesleri merdivende boğuldu.
Fiona yalnız kalınca makinenin kenarına oturdu, parmaklarıyla yanaklarındaki kurumuş dölü yavaşça sıvazladı, diline götürüp yaladı. Kalbi hâlâ hızlı atıyordu ama yüzünde küçük, gizli bir gülümseme belirdi. Wesley bilmiyordu. Az önce, o onu duvara yaslayıp sikerken Fiona’nın cebindeki telefon sessizce titremişti. Kocasından gelen mesajı okumuştu: Uçak erken indi, bir saat içinde evde olacağım, seni özledim. Fiona cevap yazmamıştı. Şimdi yüzünde komşusunun dölüyle yukarı çıkacak, kapıyı açacak, kocasını öpecek ve o tadı, o kokuyu paylaşmadan saklayacaktı. Belki çarşaflara sürecekti. Belki sabah kahvaltıda hâlâ hissedecekti. Wesley sadece iyi bir sikiş sanıyordu; Fiona ise kocasının ayak seslerini merdivende duymadan önce bu yasağın kanıtını teninde taşımanın tadını çıkarıyordu. Çamaşırhanenin loşluğu onu yutarken fısıldadı kendi kendine: “Hoş geldin kocacığım… Bak ne getirdim sana.” Sonra ayağa kalktı, sepetini aldı ve yavaşça karanlığa doğru yürüdü.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories