Yılların Özlemi, Üvey Ablamın Yumrukları Arasında
Yıllardır yurt dışında yaşayan 28 yaşındaki Kerem, 35 yaşındaki üvey ablası Monica’yı sonunda yumruklayıp ağzına boşalıyor.
Kerem valizini salona indirdiğinde evin kokusu burnuna doldu; yıllardır özlediği o karışık limon ve eski ahşap kokusu. Yirmi sekiz yaşındaydı, yurt dışında mühendislik yapmış, geceleri yalnız yatağında ablasını düşünerek taş gibi olmuş bir sikle uyanmıştı defalarca. Şimdi kapıdan girdiğinde Monica mutfaktan çıktı. Otuz beş yaşındaydı, babasının ikinci evliliğinden üvey ablasıydı, kan bağı yoktu ama “abla” demek bile dilini yakıyordu. İnce bir tişört giymişti, memelerinin ucu kumaşın altından belli oluyordu, saçları dağınık, bacakları uzun ve çıplaktı.
“Hoş geldin,” dedi Monica, sesi boğuk. Gözleri Kerem’in omuzlarında, göğsünde, sonra istemeden kasık hizasında gezindi. Kerem boğazını temizledi. “Uzun zaman oldu.”
Bir hafta boyunca evde ikisi kaldılar. Her sabah mutfakta kesişmeleri, her akşam televizyonun önünde omuz değdirmeleri yetiyordu. Monica çay koyarken bileği Kerem’in eline sürtündüğünde ikisi de dondu. Kerem banyodan çıplak belden yukarısı havluyla çıktığında Monica’nın bakışları ıslak saçlarında, sonra damlayan su damlalarında gezip kaldı. Gece yatağında Kerem sikini sıkı tutup ablasının adını fısıldayarak boşalıyor, duvarın öte yanında Monica parmaklarını ıslak amına sokup “Kerem… sik beni” diye kendi kendine inliyordu. Tabu her bakışa sinmişti; yasak olduğu için daha da sert, daha da yapışkan bir gerilim.
Cumartesi gecesi geç olmuştu. Monica kırmızı şarap açtı, iki kadeh koydu. Oturma odasında yan yana oturdular, dizleri neredeyse değiyordu. Birkaç yudumdan sonra yanakları kızardı ama ikisi de ayıktı, ne dediğini biliyordu. Monica bardağını masaya bıraktı, Kerem’in gözlerine baktı.
“Yıllardır seni istiyorum,” dedi dümdüz, sesi titremeden. “Ama sen benim üvey kardeşimsin. Bunu söylemek delilik ama… sikini hayal etmeden uyuyamıyorum Kerem. Yıllardır.”
Kerem’in kalbi boğazına tıkanır gibi oldu. Elini Monica’nın dizine koydu, parmakları sıcak teni hissetti. “Ben de,” diye fısıldadı. “Yurt dışında her gece seni siktiğimi hayal ettim. Ablamın amını yaladığımı, seni domaltıp taşaklarımı çarptırarak vurduğumu… sikim her seferinde patlıyordu. Seni istiyorum Monica. Üvey ablam olsan da.”
Sözler havada asılı kaldı bir saniye. Sonra Monica öne eğildi, dudaklarını Kerem’in dudaklarına bastırdı. Öpüşme yavaş başlamadı; dil dil’e girdi, dişler dudakları ısırdı, Monica’nın eli Kerem’in kasığına indi, şişmiş yarağı pantolonun içinden sıktı. “Sikişmişsin,” diye homurdandı. Kerem tişörtünü çıkardı, Monica’nınkini de yukarı sıyırdı. Memeleri serbest kaldı, pembe uçları sertleşmişti. Kerem birini ağzına aldı, emdi, diliyle yuvarladı; Monica başını geriye attı, “Ah siktir… ablanın memelerini em, öyle.” Eli Kerem’in kemerine gitti, fermuarı indirdi, kalın, damarlı siki dışarı çıkardı. Avucuyla sıvazladı, başını ovuşturdu. “Koca yarak… yıllardır bunu içime almak istedim.”
Kerem Monica’nın şortunu ve külotunu tek hamlede çekti. Amı tıraşlı değildi, ince bir tüy yolu vardı, dudakları şiş ve parlaktı. Parmaklarını araladı, ıslaklığı hissetti. “Sırılsıklam olmuşsun abla.” İki parmağını yavaşça soktu, Monica inledi, kalçalarını ileri itti. Kerem parmaklarını çıkarıp emdi, tadına baktı. Sonra Monica onu koltuğa oturttu, pantolonunu tamamen sıyırdı. Dizleri iki yana açılmış, sik dimdik havadaydı. Monica üzerine ata biner gibi çıktı, amının ağzını yarak başının üzerine yerleştirdi. Yavaşça indi.
“Üvey kardeşimin kalın yarağını içimde hissediyorum,” diye inledi, her santim girdikçe nefesi kesilerek. Sıcak, dar, kaygan et yarağı yuttu. Monica tamamen oturduğunda ikisi de inledi. “Doldurdu… amımı tıkadı.” Kalçalarını kaldırmaya başladı, sonra indirdi; yavaş, derin. Memeleri zıplıyordu. Kerem ellerini kalçalarına geçirdi, parmaklarını ete gömdü, temposunu hızlandırdı. “Sik beni abla. Yılların özlemini amına boşaltacağım.” Monica öne eğildi, saçları Kerem’in yüzüne döküldü, dudaklarını ısırarak daha sert zıpladı. “Sik… üvey ablanın amını sik. Daha derine.” İçindeki ıslak sesler odada çınlıyordu, ten ten’e şapırdıyordu. Kerem bir elini öne uzatıp klitorisine bastırdı, ovuşturdu; Monica titredi, amı sikin etrafında kasıldı. “Boşalıyorum… ah Kerem, ablanın amı kardeşinin yarrağına sıkılıyor—” Bir orgazmla sarsıldı, suları aktı, Kerem’in taşaklarına damladı.
Monica henüz nefes alırken Kerem onu kaldırdı, koltuğun kenarına domalttı. Kalçaları havada, amı kıpkırmızı ve açık. Kerem arkasında durdu, sikini amın yarığına sürttü, sonra bir hamlede girdi. Sertçe. “Ablamın dar amcığına boşalacağım,” diye hırladı, saçını yakalayıp geriye çekti. Monica’nın sırtı kavis yaptı, boynu gerildi. “Sik beni… yumrukla amımı, daha sert Kerem, ablanı parçala.” Kalçalar şap şap şap vuruyordu; Kerem derin ve ritmik sokuyordu, her seferinde taşakları Monica’nın ıslak klitorisine çarpıyordu. Bir eliyle belini tuttu, diğerinde saç. “Bak nasıl yutuyor… üvey ablanın amı kardeş sikine alışmış. Kirli orospu gibi inle.” Monica inledi, “Evet… ablanın amını sik, ağzına da ver, yüzümü boz.” Tempo bozuldu, sadece hayvanî bir vuruş kaldı. Kerem bir ara çıkardı, amın üzerine tükürüp tekrar soktu; Monica “Pis… daha pis konuş” diye yalvardı. “Amcığını yalıyorum sonra, ama önce içini dolduracağım sandın? Hayır. Ağzına fışkırtacağım.”
Kerem son birkaç sert hamleden sonra çıktı, Monica’yı çevirdi. Dizlerinin üstüne çöktürdü. Monica ağzını açtı, dili dışarıda. Kerem sikini avuçlayıp sıvazladı, Monica’nın diline, dudaklarına sürttü. “Em abla.” Monica yarağı ağzına aldı, boğazına kadar indirmeye çalıştı, salyası aktı. Kerem saçını tuttu, birkaç kez boğazına vurdu, sonra çıkardı. “Aç ağzını.” Kalın fışkırmalar geldi; ilk damla diline, ikincisi damağına, sonra yüzüne, yanaklarına, alt dudağına aktı. Monica gözlerini kapatmadan yutkundu, kalanını dilinin ucuyla yaladı. Kerem hâlâ boşalıyordu; bir miktar göğüslerine, sert meme uçlarına sıçradı, beyaz damlalar teninde kaydı. Monica memelerini avuçlayıp spermanın bir kısmını parmaklarıyla topladı, ağzına götürüp emdi. “Üvey kardeşimin dölü… tadı yıllardır beklediğim gibi.”
İkisi de ter içinde, nefes nefese yere, halının üstüne yığıldılar. Monica’nın yüzü ve göğüsleri parlak ıslak izlerle kaplıydı, amı hâlâ aralık ve şiş, bacaklarının içi ıslak. Kerem onu kendine çekti, sperm kokan tenine sarıldı, dudağındaki kendi dölünü öptü, yaladı. Monica güldü, boğuk ve tatmin olmuş bir kahkaha. Parmaklarını Kerem’in göğsünde gezdirdi.
“Bu sır aramızda kalacak,” dedi yavaşça, gözleri hâlâ arzuluydu. “Ama istediğin zaman yine üvey ablanı yumruklayabilirsin. Gece yarısı odama gir, amımı bul, doldur. Babam arasa bile… kapıyı kilitleyip seni içeride siktiririm.” Kerem onu öptü, dilini ağzına soktu, hâlâ tuzlu tadı paylaşıyorlardı. Eli Monica’nın kalçasına indi, parmaklarını arkasından amına doğru kaydırdı, hafifçe soktu; Monica inledi, bacağını açtı. “Yarın sabah da devam ederiz,” diye fısıldadı Kerem. “Kahvaltıdan önce ablamın amını kahvaltı yaparım. Sonra seni mutfak tezgâhına yatırır, bacaklarını açar, bir daha boşalana kadar sikerim.” Monica’nın amı parmakların etrafında tekrar ıslandı. “Söz mü?” “Söz.” Dışarıda gece sessizdi, evin içinde ise yasak henüz bitmemişti; sadece bir mola vermişti. Kerem’in siki yavaş yavaş yeniden sertleşmeye başlamıştı bile, Monica’nın uyluğuna değiyordu. O da hissetti, elini uzatıp tuttu, sıvazladı. “Bak, yine kalkıyor… ablanın içine girmek için sabırsızlanıyor. Bu gece bitmeyecek Kerem. Daha yeni başladık.”
Kerem’in siki Monica’nın uyluğuna bastırırken yeniden kanla doluyordu; damarları şişmiş, başı parlak bir damla ön sıvıyla ıslanmıştı. Monica’nın eli yavaşça sıvazladı, avucu sıcak eti kavradı, başparmağı o yarık yarığa sürtündü. “Hâlâ açsın,” diye fısıldadı, nefesi Kerem’in boynuna değdi. “Üvey ablanı bir kez sikmek yetmedi, değil mi? Yılların özlemi tek boşalmayla bitmez.” Kerem hâlâ tuzlu tadı dilinde taşıyarak onu öptü, dili Monica’nın döl kaplı dudaklarına girdi, kendi sperminin acımsı tadını emdi. Eli Monica’nın kalçasından kayıp parmaklarını amına soktu; ıslak, şiş, hâlâ aralık duvarlar parmaklarını emdi. “Sen de bitmedin,” diye homurdandı. “Amın hâlâ damlıyor, abla. Parmaklarımı yutuyor.”
Monica doğruldu, dizlerinin üstüne çöktü, Kerem’i sırtüstü yatırdı. Saçları omuzlarına döküldü, memeleri sarkık ve ağır, uçları hâlâ sert ve spermle parlak. Kerem’in sikinin üzerine eğildi, dilini kökten uca gezdirdi, taşakları yaladı, birini ağzına alıp emdi. “Taşaklarını emiyorum… içlerinde ablama daha çok döl var.” Sonra yarağı boğazına kadar indirdi, salya aktı, gözleri sulandı ama bırakmadı. Kerem belini kaldırdı, boğazına vurdu; Monica öğürmeden yuttu, burun delikleri genişledi. Çıkardığında ipler halinde salya sarkıyordu. “Boğazımı sik,” dedi. “Üvey ablanın ağzını yarrağınla boz.”
Kerem ayağa kalktı, Monica’nın saçını yakaladı, dizlerinin üstünde tuttu. Kalın siki dudaklarına çarptı, sonra boğazına girdi. Derin, ritmik. Monica’nın eli kendi amına indi, klitorisini ovuşturdu, parmaklarını soktu; ıslak sesler boğazından çıkan homurtularla karıştı. “Ah… gırtlağımı tıkıyorsun… ablanın boğazı kardeş sikine alışıyor.” Kerem daha sert itti, taşakları Monica’nın çenesine çarptı. “Yut abla. Tümünü yut. Yıllardır hayal ettiğin gibi ağzını dolduruyorum.” Monica boğulur gibi oldu ama çekilmedi; salyası göğüslerine aktı, memelerini ıslattı. Kerem çıkardı, Monica öksürdü, sonra gülerek diliyle başı yaladı. “Pis… çok pis. Daha ver.”
Kerem onu yerden kaldırdı, kolunu bacaklarının altından geçirip kucağına aldı. Monica bacaklarını beline doladı, amı sikin ucuna değdi. Kerem ayaktayken bastırdı, girdi; Monica inledi, tırnaklarını sırtına geçirdi. “İçimde… ah siktir, ayakta sik beni.” Her adımda derine battı, Monica’nın kalçaları zıpladı. Kerem duvara dayadı, Monica’nın sırtı soğuk duvara yapıştı; tempoyu bozmadan vurdu. Memeleri zıpladı, Kerem birini ısırdı, dişlerini ucuna bastırdı. “Ablanın memesini ısırıyorum… amını parçalıyorum.” Monica başını geriye attı, “Evet… ısır, yumrukla, doldur. Üvey kardeşimin yarağı amımı yırtıyor.” Duvara her vuruşta et şapırdadı, Monica’nın amı sıkıldı, suları aktı, Kerem’in taşaklarına döküldü.
Kerem onu indirdi, yere, dört ayak üstüne getirdi. Monica kollarını öne uzattı, kalçalarını kaldırdı; amı açık, kıpkırmızı, kenarları şiş. Kerem arkasından diz çöktü, iki eliyle kalçalarını ayırdı, dilini amın yarığına bastırdı. Uzun, yavaş yaladı; dilini içeri soktu, klitorise çıktı, emdi. Monica titredi. “Amımı yala… üvey ablanın pis amını yut.” Kerem tükürdü, dilini soktu, sonra parmaklarını da ekledi; iki parmak, sonra üç. Eğip büküp g noktasını buldu, ovuşturdu. Monica kalçalarını geri itti, “Parmaklarını yumruk gibi sok… evet, orası, orayı ez.” Kerem üç parmağını bastırdı, bileğini döndürdü; Monica bir orgazmla sarsıldı, bacakları titredi, suları Kerem’in eline fışkırdı. “Boşalıyorum abla gibi… kardeşinin eline am suyu akıtıyorum—”
Kerem parmaklarını çıkarıp Monica’nın ağzına soktu; Monica emdi, kendi tadını yuttu. Sonra Kerem sikini amın ağzına sürttü, yavaşça girdi. Derin. Monica’nın belini kavradı, bir eliyle saçını yakaladı, diğerini kalçasına indirdi; avucuyla şaplak attı. Ses odada çınladı. “Şaplak ye abla. Üvey kardeşin amını döverek sikiyor.” Bir şaplak daha, kızaran et. Monica inledi, “Daha vur… kalçalarımı kızart, amımı kızart.” Kerem ritmi bozmadan vurdu; her girmede taşaklar çarptı, her çıkışta am emdi. “Bak nasıl yutuyor… dar amcığın yıllardır bu yarağı bekliyormuş. Kirli abla, kardeş sikine alışmış orospu.” Monica “Evet… ablan orospu, senin orospun. Daha derine, yumruk gibi sok” diye bağırdı.
Kerem çıktı, Monica’yı sırtüstü çevirdi, bacaklarını omuzlarına aldı. Dizlerini göğsüne bastırdı, amı tamamen açık kaldı. Bir hamlede girdi, dibine kadar. Monica’nın nefesi kesildi. “Doldurdu… rahmime dayanıyor.” Kerem eğildi, alnı Monica’nın alnına değdi, göz göze. “Seni yıllardır böyle hayal ettim. Ablamın bacaklarını açıp amına tükürüp sikerken. Şimdi gerçek.” Yavaş, derin vuruşlar; her seferinde klitorise sürtündü. Monica’nın eli kendi memelerine gitti, uçlarını sıktı, çevirdi. “Em memelerimi… ablanın sütünü em gibi.” Kerem bir memeyi ağzına aldı, emdi, dişledi; diğer eliyle klitorisi ovuşturdu. Monica titredi, amı kasıldı. “Boşalacağım yine… ah Kerem, ablanın amı kardeşinin yarrağına sıkılıyor, sıkılıyor—” İkinci orgazm geldi; Monica’nın bedeni kavis yaptı, tırnakları Kerem’in kollarına battı, amı ritmik kasıldı, suları fışkırdı.
Kerem tempo bozmadı. “Bir daha. Ablanı bir daha boşaltacağım.” Monica “Yap… yap ablanı mahvet” diye inledi. Kerem bacaklarını daha geniş açtı, kalçalarını kaldırdı, açı değişti; g noktasına her vuruşta çarptı. Monica’nın gözleri kaydı, dil dışarı çıktı. “Sik… üvey ablanı parçala… yumrukla amımı.” Kerem bir elini boğazına koydu, hafif bastırdı; Monica’nın nabzı avucunda attı, gülümsedi. “Boğ… boğarak sik.” Kerem bastırırken vurdu, Monica’nın yüzü kızardı, amı daha da sıktı. Üçüncü orgazmda Monica neredeyse ağladı; “Kerem… ablan… amım… patlıyor—” Suları Kerem’in karnına, taşaklarına aktı.
Kerem çıkardı, Monica’yı kucağına çekti, ata biner pozisyona. Monica yarağın üzerine oturdu, yavaş indi, tamamen yuttu. Ellerini Kerem’in göğsüne koydu, kalçalarını salladı; öne arkaya, sonra yukarı aşağı. Memeleri yüzünde sallandı, Kerem ikisini de avuçladı, sıktı. “Zıpla abla. Yılların özlemini amına bas.” Monica hızlandı, ıslak şapırtılar doldu. “İçimde büyüyor… damarlarını hissediyorum. Boşalma… ama ağzıma değil bu sefer. Amıma boşal. Dölünü ablanın rahmine bas.” Kerem belini kaldırdı, karşı vurdu; Monica’nın klitorisi her inişte ezildi. “İçine mi? Üvey ablanın amına mı dölümü döküyorum?” Monica “Evet… doldur… ablanı hamile bırakır gibi doldur” diye bağırdı. Kerem tutamadı; kalın fışkırmalarla boşaldı, sıcak döl Monica’nın içine aktı, taştı, taşaklarından damladı. Monica hissetti, amı kasıldı, dölü emdi; kendisi de dördüncü kez titredi, “Dölünü yutuyorum… üvey kardeşimin dölünü amım emiyor—”
İkisi yığıldı. Monica’nın içinden döl aktı, bacaklarının arasına, halıya. Kerem hâlâ içindeyken onu öptü, yavaş, dilini emdi. Monica güldü, boğuk. “Bu gece… bu gece bitti sanma.” Kerem siki yumuşarken bile çıkarmadı, hafifçe kıpırdattı; Monica inledi. “Sabaha kadar… sabaha kadar ablanı sik.” Ama bedenleri yorgun düştü; ter, döl, am suyu karışmış tenleri birbirine yapıştı. Kerem elini Monica’nın amına götürdü, dölü parmakladı, Monica’nın dudaklarına sürdü; Monica emdi. “Tadına bak… kardeşinin dölü ablanın amından.”
Sabaha karşı yavaşça kalktılar. Monica banyoya götürdü, duşun altında Kerem’i yıkadı; eli yine sike gitti, yumuşak eti sıvazladı, yeniden kaldırmaya çalıştı. Kerem gülümsedi, “Yarın,” dedi. Ama Monica diz çöktü, duşun altında yarağı ağzına aldı, yaladı, emdi; su damlaları saçlarından aktı. Kerem saçını tuttu, boğazına birkaç vuruş yaptı, sonra çıkardı. “Yetmez… sabahleyin devam.”
Yatağa yığıldılar, çıplak, birbirine sarılı. Monica’nın başı Kerem’in göğsünde, parmakları taşaklarında geziyordu. Kerem’in aklı çoktan ileriye kaymıştı. Gözlerini kapadı, plan kurdu: Pazartesi babası iş seyahatinden dönecekti. O gece, herkes uyuduktan sonra, Kerem Monica’nın odasına girecekti. Kapıyı kilitleyecek, ablasını yüzüstü yatırıp yastığa bastıracak, amını arkadan yavaş yavaş dolduracaktı; dölünü içine akıtıp dışarı sızanını parmaklayıp Monica’nın ağzına verecekti. Sonra çarşafın altında, sessizce, babasının odasının yanındaki duvara yaslanarak sikecekti; her iniltiyi yutarak. Hafta sonu ise arabayla sahile gideceklerdi; arabanın arka koltuğunda, perdeler kapalı, Monica’yı kucağına oturtup camlara bakarak sikecek, “Baban arasa bile cevabı sen ver, amın doluyken” diye fısıldayacaktı. Monica’nın iş yerindeki tuvaletine bile girebilirdi; öğle molasında kapıyı kilitler, ablasını lavaboya yatırır, eteklerini kaldırır, külotunu yana çekip hızlıca boşalırdı. Dölü bacaklarından akarak ofise dönerdi Monica. Kerem bunları düşünürken siki yine sertleşti; Monica hissetti, elini uzatıp tuttu, yavaşça sıvazladı. “Yine mi? Plan mı kuruyorsun?” Kerem “Evet,” diye fısıldadı. “Yarın gece odana gireceğim. Kapıyı kilitle. Amını hazırla. Baban evde olsa bile… seni sessizce siktiğimi hissedeceksin. Sonra arabada, ofisinde, her yerde. Bu sır bizi yakacak ama yakmaya değer. Üvey ablamı her istediğimde yumruklayacağım, ağzına, amına, her yerine boşalacağım. Ve sen de kapıyı açacaksın.” Monica sıvazlamayı hızlandırdı, gülümsedi. “Söz. Kapı açık kalacak. Ve sen girdiğinde… ablanın amı zaten sırılsıklam olacak.” Kerem’in planı netti; yasak bitmemişti, sadece bir sonraki hamleyi bekliyordu.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories