Siyah Eldivenli Geceyi İstiyorum
28 yaşındaki Türk reklamcı Kerem'le 32 yaşındaki siyah moda tasarımcısı Monica, siyah uzun eldivenli ateşli bir geceyi otel odasında deli gibi sikiş
İstanbul’un Boğaz’a nazır lüks otelinin balo salonu, kristal avizelerin altında parlıyordu. 28 yaşındaki Kerem, reklamcılık dünyasının en zeki ve esprili isimlerinden biri olarak biliyordu kendini. O gece de smokini içinde rahatça dolaşıyor, yeni kampanyalar için bağlantı peşinde koşuyordu. Ta ki gözü, salonun ortasında duran kadına takılana kadar. 32 yaşındaki Monica. Afrikalı-Amerikan moda tasarımcısı, eski manken, ve herkesin “siyah eldivenli kadın” diye andığı o efsane. Dirseklerinin çok üstüne kadar çıkan parlak, ince siyah uzun eldivenler kollarını sarıyordu. Siyah teniyle kontrastı öylesine çarpıcıydı ki Kerem bir an nefesini tuttu.
Kerem elindeki viski bardağını hafifçe döndürerek yaklaştı. Monica bir grup tasarımcıyla konuşuyordu ama Kerem’in bakışını fark edince başını çevirdi. Kerem hemen gülümsedi, o meşhur muzip ifadeyi takındı.
“Affedersin, Monica… Ama o eldivenler suç aleti mi yoksa? Çünkü ben şu anda kendimi gönüllü kurban gibi hissediyorum. Bir Türk’ü bu kadar kolay mı büyüleyecektin?”
Monica bir an durdu, sonra kahkaha attı. Sesinde derin, kadifemsi bir tını vardı. Eldivenli parmaklarından birini hafifçe dudağına götürdü, sanki düşünüyormuş gibi yaptı.
“Kerem, değil mi? Reklamcı Kerem. Senin kampanyalarını görmüştüm. Çok esprili işler çıkarıyorsun. Ama eldivenlerime iltifat etmek… Cesur bir başlangıç. Bunlar sadece aksesuar değil. Her seferinde takarım çünkü… tenimde bıraktıkları his hoşuma gidiyor. Peki sen, bu eldivenlerin tenine değdiğini hayal edebiliyor musun?”
Kerem’in içi ürperdi. Monica’nın sesi alçak, davetkârdı. Kerem hemen karşılık verdi:
“Hayal etmek mi? Şu anda aklımdan geçenleri duysan beni partiden atarlardı. O eldivenler senin kollarında bu kadar seksi dururken, insan ‘acaba kravatımı mı çekiştireceksin, yoksa başka yerlerimi mi?’ diye düşünüyor. Ben ikinci şıkkı tercih ederim.”
Monica’nın koyu kahverengi gözleri parladı. Aralarında anında kıvılcımlar çaktı. Konuşma uzadıkça ikisi de flörtü açıkça besliyordu. Kerem eldivenlere dokunmak için bahane uyduruyor, Monica da eldivenli parmaklarını Kerem’in koluna hafifçe sürtüyordu. Her dokunuşta Kerem’in sikinde bir kıpırtı oluyordu. Monica da bunu fark etmiş gibiydi; dudaklarında sürekli muzip bir gülümseme vardı.
“Sen gerçekten çok komiksin,” dedi Monica bir ara, sesini alçaltarak. “Ama komik adamlar genellikle yatakta da eğlenceli oluyor. Yanılıyor muyum?”
Kerem kahkaha attı. “Denemek istersen cevap çok basit. Ama uyarayım, Türk staminası hafife alınmaz.”
Gece ilerledikçe kalabalık arttı ama ikisinin arasında oluşan o flörtöz gerilim artık kontrolden çıkmak üzereydi. Monica sonunda dayanamadı. Kerem’i kolundan tuttu, salonun loş bir köşesine çekti. Duvara yasladı onu. Siyah uzun eldivenli parmakları Kerem’in kravatını yakaladı, yavaşça kendine doğru çekti. Yüzleri sadece birkaç santim uzaktaydı. Monica’nın sıcak nefesi Kerem’in dudaklarını yalıyordu.
“Bu gece siyah eldivenli bir gece istiyorum, hadi bakalım Türk,” dedi Monica, sesi hem emir hem de yalvarış gibiydi. Gözlerinde vahşi bir neşe parlıyordu.
Kerem bir an şaşırdı, sonra gülmeye başladı. Monica da katıldı. İkisi birden kahkahalarla sarsılıyordu ama o kahkahanın içinde inanılmaz bir arzu vardı.
“Tamam,” dedi Kerem, hâlâ gülerek. “Kaçıyoruz. Bu parti artık bizi sıkıyor. Senin o eldivenlerinle baş başa kalabileceğim bir yer biliyorum.”
Koşarcasına çıktılar salondan. Asansöre binene kadar el eleydiler, parmakları birbirine dolanmıştı. Asansör kapısı kapanır kapanmaz Monica Kerem’in üzerine atıldı. Dudakları sertçe birleşti. Monica’nın siyah eldivenli elleri Kerem’in ensesinden saçlarına kaydı, sonra göğsünden aşağı indi, pantolonunun üzerinden sikini avuçladı. Kerem inledi, Monica’nın dolgun kıçını avuçlarken diliyle onun ağzını keşfediyordu.
“Tanrım Monica… Seninle bu interracial ateş gerçekten hoşuma gidiyor,” diye mırıldandı Kerem öpüşmenin arasında. “O siyah tenin, o eldivenler… Sikim şu anda demir gibi.”
Monica eldivenli parmaklarını Kerem’in sikinin etrafında sıktı, hafifçe sıvazladı. “Ben de seni istiyorum Kerem. O kalın Türk sikini içimde hissetmek istiyorum. Ama eldivenlerim çıkmayacak. Onları hissedeceksin. Her santiminde.”
Asansör zili çaldığında ikisi de nefes nefese ayrıldılar. Koridorda gülerek koştular, oda kartını düşürüp tekrar almak zorunda kaldılar. Kapıyı zar zor açtıklarında Monica hemen dizlerinin üzerine çöktü. Kerem’in kemerini, pantolonunu indirdi. Siyah uzun eldivenleri hâlâ kolundaydı. Bir eliyle Kerem’in kalın, damarlı sikini kavradı, eldivenin pürüzsüz dokusu Kerem’i deli ediyordu. Monica gülümsedi, gözlerini yukarı kaldırdı.
“Bakalım bu Türk aleti ağzıma sığacak mı?” diye fısıldadı muzipçe.
Sonra dudaklarını araladı ve Kerem’in sikini yavaşça, derin derin ağzına aldı. Boğazına kadar indiriyor, eldivenli eliyle taşaklarını okşuyordu. Kerem’in dizleri titredi. Monica’nın sıcak, ıslak ağzı ve o soğuk, ipeksi eldivenlerin kontrastı inanılmazdı. Monica gırtlağından sesler çıkararak emiyor, arada çıkarıp eldivenli parmaklarıyla başını sıvazlıyor, sonra tekrar yutuyordu. Kerem saçlarını tuttu ama nazikçe; ikisi de hâlâ gülümsüyordu.
“Monica… O eldivenlerin sikimi okşarken verdiğin his… Kahretsin, çok komik ve çok seksi.”
Monica sikini ağzından çıkardı, salyası damlıyordu. “Daha hiçbir şey görmedin.”
Kerem onu ayağa kaldırdı, elbisesini tek hamlede sıyırdı. Monica’nın dolgun, siyah memeleri dışarı çıktı, sertleşmiş uçları davetkârdı. Kerem onu yatağa fırlattı. Monica’nın eldivenli bileklerini tek eliyle başının üstünde sabitledi, diğer eliyle bacaklarını araladı. Monica’nın pürüzsüz, ıslak amcığı karşısındaydı. Kerem hemen eğildi, dilini uzun uzun yaladı. Klitorisini emiyor, dilini içine sokuyor, Monica’nın kalçaları titrerken o da gülüyordu.
“Ah Kerem… Evet, yala beni. O dilin amımın içinde… Tanrım!”
Monica kıvranıyor, eldivenli parmaklarını Kerem’in elinden kurtarmaya çalışıyor ama Kerem bırakmıyordu. Sonunda Monica üstte olmak istedi. Kerem sırtüstü yattı. Monica onun üzerine oturdu, eldivenli ellerini Kerem’in göğsüne koydu ve kalçalarını yavaşça indirdi. Kerem’in kalın sikini santim santim amına alırken ikisi de inliyordu.
“İşte böyle… Siyah eldivenlerimi hisset!” diye bağırdı Monica, sesinde hem zevk hem kahkaha vardı.
Kalçalarını hızlı hızlı indirip kaldırmaya başladı. Yatağın yayları gıcırdıyor, Monica’nın memeleri zıplıyordu. Kerem ellerini onun kalçalarına koymuş, ritme uyuyor, arada “Daha sert Monica, o eldivenlerin göğsümü tırmalarken boşalmak istiyorum!” diye espri yapıyordu. Monica da gülüyordu. Vahşi, neşeli, terli bir sikişme oluyordu. İkisi de birbirine laf sokuyor, kahkaha atıyor, zevkten inliyordu.
Sonra Kerem doğruldu, Monica’yı çevirdi, arkadan girdi. Monica dört ayak olmuş, eldivenli parmaklarını yatağın örtüsüne geçirmişti. Kerem sertçe sokup çıkarıyor, bir yandan da Monica’nın eldivenli parmağını ağzına alıyor, emiyordu. Tadı derimsi, seksiydi.
“Em onları… Hisset Kerem… Siyah eldivenlerimi emerken içime boşal,” diye inledi Monica.
Kerem hızlandı. İkisi de aynı anda yaklaşıyordu. Kahkahaları inlemelere karışıyordu. Kerem son bir kez derinlere gömüldü ve Monica’nın amının içinde boşaldı. Monica da titreyerek, eldivenli parmaklarını yatağa bastırarak orgazm oldu. İkisi de gülerek, ter içinde yatağa yığıldılar.
Monica hâlâ siyah uzun eldivenlerini çıkarmamıştı. Terden parlayan siyah teni, eldivenlerin parlaklığı ve Kerem’in yanında yatışı… Kerem sikinin hâlâ yarı sert olduğunu fark etti. Monica eldivenli parmağını Kerem’in göğsünde gezdirdi, gülümsedi. Gözlerinde “daha bitmedi” diyen o muzip ışıltı vardı.
“Bu gece daha çok erken, Türk… Eldivenlerim hâlâ sıcak. Sen de öylesin.”
Kerem derin bir nefes aldı, gülümsedi. Kalbi hâlâ deli gibi atıyordu. Gece gerçekten daha yeni başlıyordu ve ikisi de bunun farkındaydı. Monica eldivenli elini yavaşça aşağı kaydırırken Kerem’in içinden bir düşünce geçti: “Bu siyah eldivenli gece bitecek gibi değil…”
Monica eldivenli parmaklarını Kerem’in yarı sert yarağının etrafına doladı, o parlak siyah kumaşın serin dokusu damarların üzerinde kayarken adamın kalçaları istemsizce yukarı kalktı. 28 yaşındaki reklamcı Kerem, yatağın çarşaflarına yapışmış terli sırtıyla derin bir nefes aldı; bu 32 yaşındaki Afrikalı-Amerikan moda tasarımcısı Monica’nın eldivenleri sikini resmen hipnotize etmişti. İçinden geçiriyordu: “Bu kadın beni ikinci raunda soktu bile, o eldivenler tenime değdikçe yarağım taş gibi oluyor, kahretsin ne zevk.”
Monica dizlerinin üzerinde doğruldu, koyu kahverengi gözlerini Kerem’inkilere kilitleyerek muzipçe sırıttı. “Bakıyorum Türk yarağın eldivenlerimi özlemiş. Hadi, sıvazlayayım da yine demir gibi olsun. Senin o esprili ağzın kadar yarağın da komik, hemen kalkıveriyor.” Eldivenli eli yavaş yavaş aşağı yukarı hareket ediyor, başparmağı yarağın başını daireler çizerek ovuyordu. Her geçişte ipek kumaşın sürtünmesi Kerem’in belinden aşağı elektrik veriyordu. Kerem güldü, sesi boğuk çıktı: “Suç sende Monica, o siyah uzun eldivenler kollarında bu kadar seksi dururken ben ne yapayım? Reklam kampanyası kursam ‘Siyah Eldivenli Geceyi İstiyorum’ diye başlık atardım, bütün İstanbul alırdı.”
Monica kahkaha attı, sesi odanın loş havasını titretti. Diğer eldivenli elini Kerem’in taşaklarına götürdü, hafifçe yoğurmaya başladı. “Kampanya mı? Senin yarağın zaten kampanyanın yıldızı. Bak nasıl damarları şişti, siyah eldivenlerimle oynamayı seviyor.” Eğildi, dilini yarağın başındaki deliğe değdirdi, sonra bütün ağzını açıp yarısını birden yuttu. Boğazı daralıyor, sıcak ıslak etrafı sarıyordu. Eldivenli eli kökünü sıkıca tutmuş, diğer eliyle taşaklarını okşarken kontrast Kerem’i delirtiyordu: sıcak ağız, soğuk ipek. Kerem saçlarını tuttu nazikçe ama kalçalarını hafifçe ileri itti. “Derin al Monica… O boğazın Türk yarağını yutarken sesin bile komik çıkıyor. Gurgling gibi… Ama çok iyi, devam et, eldivenlerinle de sık.”
Monica sikini ağzından çıkardı, salyası çenesinden eldivenlerine damlıyordu. Gözleri parlıyordu. “Henüz bitmedi komik adam. Şimdi yüzüme oturacağım, amımı yala da ıslansın. Eldivenlerim saçında gezecek.” Kerem’in üzerine tırmandı, kalçalarını açtı ve ıslak amcığını doğrudan adamın ağzına oturttu. Siyah, dolgun kalçaları Kerem’in yüzünü kapladı. Kerem diliyle uzun uzun yaladı, klitorisini emdi, dilini amının içine sokup çıkardı. Monica eldivenli parmaklarını Kerem’in saçlarına geçirmiş, ritmik ritmik kalçalarını oynatıyordu. “Evet Kerem… Dilin amımın içinde çok derin. O Türk ağzın siyah amımı yalasın, hadi daha sert em. Eldivenlerim enseni tırmalıyor mu? Hoşuna gidiyor değil mi pislik?”
Kerem boğuk boğuk inlerken dili hızlandı. Monica’nın tadı yoğun ve tatlıydı, suları çenesine akıyordu. İçinden geçiriyordu: “Bu 32 yaşındaki siyah kadın resmen amını yüzüme bastırıyor, eldivenleri saçımı çekiyor, ben de zevkten ölüyorum. Humour’lu sikiş bu işte, hem gülüyoruz hem boşalmak üzereyim.” Monica kalçalarını daha hızlı ovaladı, zevkten titriyordu. “Geliyorum… Amımı yala, boşalt ağzına!” Vücudu sarsıldı, ilk orgazmı Kerem’in dilinin üzerine aktı. Kerem yutkundu, elleri Monica’nın kalçalarını sıkıyordu.
Monica kalktı, nefes nefese gülüyordu. “Şimdi sıra sende Türk. Üstüme çık, o kalın yarağını amıma vur.” Kerem onu sırtüstü yatırdı, bacaklarını omuzlarına aldı ve tek hamlede köküne kadar gömdü. Monica’nın amı sıcaktı, ıslaktı, sıkıca sarıyordu. “Ahhh… Doldu içim yine,” diye inledi Monica. Kerem sert sert pompalamaya başladı, her vuruşta kalçaları Monica’nın dolgun siyah kalçalarına çarpıyordu. “Sikiyorum seni Monica… O siyah amın benim yarağımı emiyor. Eldivenlerini göğsüme koy, tırnak gibi bastır. Hisset bakalım Türk staminasını.”
Monica eldivenli ellerini Kerem’in göğsüne bastırdı, parmaklarını kasların arasına geçiriyordu. Her itişte memeleri zıplıyor, ter siyah teninden aşağı süzülüyordu. “Daha sert… Amımı yırt o yarakla. Sen 28 yaşında bir reklamcı, ben 32 yaşında eski manken… Bu interracial sikiş tam bize göre, gülmeye devam et pislik.” Kerem güldü, ter damlaları Monica’nın memelerine düşüyordu. “Gülmek mi? Senin amın sikimi sıkarken gülmek zor ama deniyorum. Bak eldivenlerin göğsümü nasıl kızartıyor, yarın ofiste ‘Monica’nın eldivenleri’ diye espri yapacağım.”
Pozisyon değiştirdiler. Monica dört ayak oldu, Kerem arkadan girdi. Bu sefer daha vahşiydi. Yarağını hızlı hızlı sokup çıkarıyor, bir eliyle Monica’nın belini kavrıyor, diğer eliyle eldivenli bileğini tutuyordu. Monica parmaklarını yatağın örtüsüne geçirmiş, inliyordu. “Çek eldivenli kolumu… Kendini daya. Amımın dibine vur Kerem. O siyah eldivenler seni azdırıyor, hissediyorum yarağının şiştiğini.” Kerem eldivenli parmağını ağzına aldı, emmeye başladı. Derimsi tadı ve Monica’nın inlemeleri birleşince iyice azdı. “Emiyorum eldivenini… Tadın seksi. Şimdi seni duvara yaslayacağım.”
Ayağa kalktılar. Kerem Monica’yı pencereye doğru itti, Boğaz’ın ışıklarına karşı. Monica bir bacağını kaldırdı, Kerem ayakta amına gömüldü. Cam soğuktu, Monica’nın memeleri cama yapışıyordu. Kerem arkadan sarılmış, hızlı hızlı sikiyordu. “İstanbul’un ışıkları önünde siyah amını sikerken kendimi kral gibi hissediyorum. O eldivenlerin boynumda… Sırtımı tırmala Monica.” Monica eldivenli kolunu geriye atıp Kerem’in ensesini kavradı, tırnak gibi bastırdı. “Sik… Daha derin. Amım senin için açıldı, Türk yarağın içimi dolduruyor. Boşalmak üzereyim yine.”
Monica ikinci orgazmını yaşadı, bacakları titredi, amı Kerem’in sikinin etrafında kasılıp gevşedi. Kerem sikini çıkardı, onu yatağa fırlattı ve üstüne çıktı. Bu sefer ters oturttu, Monica reverse cowgirl’de kalçalarını indirip kaldırmaya başladı. Kerem aşağıdan muhteşem manzarayı izliyordu: siyah kalçalar inip kalkıyor, eldivenli eller Kerem’in bacaklarını sıkıca tutuyor, parmaklar kaslara gömülüyordu. “Kalçanı çevir… O eldivenlerin kıçını okşasın. Sik beni Monica, amın yarağımı ezsin.”
Monica hızlandı, terden parlayan vücudu ışıldıyordu. “Al hepsini… Siyah amım Türk sikini yutuyor. Kahkaha at Kerem, komik değil mi? Partide flört ederken şimdi deli gibi sikişiyoruz.” Kerem güldü, kalçalarına şaplak attı. “Komik ve ıslak. Eldivenlerin bacaklarımı sıktıkça boşalmak istiyorum ama tutuyorum. Senin o 32 yaşındaki tecrübeli amın beni bitiriyor.”
Sonra Monica öne eğildi, Kerem’i de üstüne çekti. Yan yana, bacakları iç içe geçmiş halde sertçe sikişmeye devam ettiler. Kerem bir elini Monica’nın gırtlağına koydu hafifçe, baskı yaptı. “Boğazını sıkarken amını da sikiyorum. Hoşuna gidiyor mu siyah eldivenli kaltak?” Monica inledi, sesi zevkten kısılmıştı. “Evet… Sik, boğ, eldivenlerimi hisset. Parmaklarımı ağzına ver yine.”
Kerem Monica’nın eldivenli iki parmağını ağzına aldı, emerken ritmini bozmadan pompalıyordu. Vücutları tamamen ter içindeydi, yatak gıcırdıyor, odada sadece et sesleri ve kahkahalı inlemeler vardı. Monica üçüncü kez yaklaşıyordu. “Geliyorum yine… İçime boşal Kerem, amımı Türk sperminle doldur. Eldivenlerimi de kirlet.”
Kerem hızını maksimuma çıkardı, yarağı Monica’nın amının en derin noktasına vuruyordu. Sonunda dayanamadı. Sikini çıkardı, Monica hemen diz çöktü. Eldivenli elleriyle yarağı kavradı, deli gibi sıvazladı. Kerem boşaldı; kalın, sıcak fışkırtmalar Monica’nın siyah yüzüne, dudaklarına, memelerine ve o uzun siyah eldivenlerin üzerine aktı. Spermler eldivenlerin parlak yüzeyinde ipler halinde yayıldı.
Monica eldivenleri birbirine sürttü, spermi iyice yaydı ve gülerek yaladı bir parmağını. Sonra Kerem’in sikini eldivenli avucuna aldı, son damlaları da sıktı ve pis pis sırıtarak dedi: “Şimdi bu spermlenmiş siyah eldivenlerimle yine amımı parmaklayıp senin yarağını temizleyeceğim pis Türk ibnesi, sonra da kalanını götüme sürteceğim.”
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories