Gece Vapurunda Sahte Sevgilimin Gerçek Öpücüğü

28 yaşındaki mimar Kerem'le 30 yaşındaki Can, gece vapurunda sahte sevgili oyunu oynarken tutkuya kapılıp öpüşerek sertçe sevişiyor.

7 min read September 19, 2026New

Gece vapurunun güvertesi, Boğaz’ın soğuk rüzgârıyla ürperiyordu. Motorun düzenli uğultusu dalga seslerine karışıyor, İstanbul’un karşı yakasındaki ışıklar suyun üzerinde titreşiyordu. Kerem, 28 yaşındaki mimar, iki günlük iş seyahatinden dönüyordu. Koyu lacivert takım elbisesinin ceketi omzuna atmıştı, gömleğinin üst düğmeleri açıktı. Yorgun ama tetikte hissediyordu kendini. Korkuluğa yaslanmış, sigarasını yakarken denizin tuzlu kokusunu içine çekti. Aklı hâlâ sunumlar, çizimler ve otel odalarında geçen yalnız gecelerle doluydu.

Tam o sırada kalabalığın içinden tanıdık bir siluet çıktı. Can’dı. 30 yaşındaki adam, üniversiteden beri görmediği o geniş omuzlu, kendinden emin duruşuyla yaklaşıyordu. Can’ın hafif sakallı yüzü loş ışıkta daha keskin görünüyordu; siyah gömleği kaslı göğsüne yapışmıştı. Göz göze geldiklerinde ikisi de bir an dondu kaldı.

“Kerem? Lan bu ne tesadüf,” dedi Can, sesi hem şaşkın hem sevinçliydi. Hemen sarıldılar. O sarılma kısa sürmedi. Kerem, Can’ın sert göğsünü, kollarındaki gücü hissetti. Eski anılar bir anda su yüzüne çıktı; birlikte geçirdikleri geceler, kantinde kahkahalar, yurt odasında sessiz bakışmalar… Kerem o yıllarda Can’a karşı bastırdığı çekimi hiç dile getirmemişti. Şimdi, yetişkin iki adam olarak, o çekim tenlerinde elektrik gibi dolaşıyordu.

Can geri çekilip yüzüne baktı. “İyi görünüyorsun. Mimarlık işi yolunda mı?” “Fena değil,” dedi Kerem gülümseyerek. “Sen? Hâlâ aynı şirkettesin değil mi?” Can başını salladı ama gözlerinde bir telaş belirdi. Etrafı hızlıca kolaçan etti. Güvertede sadece birkaç yolcu kalmıştı, çoğu iç salonda uyukluyordu. Sesini alçalttı. “Bak Kerem, tam zamanında rastladım sana. Bir ricam var. Ailem… Sürekli ‘evlen, nişanlan’ diye başımın etini yiyor. Birkaç aydır onlara bir sevgilim olduğunu söylüyorum. Sahte bir hikâye uydurdum ki rahat bırakısınlar. Şimdi de sanki onu getiriyormuşum gibi yaptım. Vapurda birkaç akrabam var, inişte de belki görürler. Lütfen… Bu gece sahte sevgilim olur musun? Sadece rol. Kimse zarar görmez.”

Kerem bir an şaşkınlıkla baktı. Can’ın yalvaran, aynı zamanda umutlu bakışları içini yumuşattı. İçinden, “Bu delilik… Ama neden kalbim bu kadar hızlı atıyor?” diye düşündü. Can’ın o derin sesi, omuzlarının genişliği, yıllardır aklından çıkmayan o erkeksi duruşu… Kerem yutkundu. “Tamam. Oynayalım. Ama nasıl olacak? Ne yapmamı istiyorsun?”

Can’ın yüzü rahatladı. “Gel, loş bir yere çekilelim. Daha inandırıcı olsun.” Elini Kerem’in sırtına koyarak onu vapurun arka tarafına, ışıkların iyice azaldığı bir köşeye yönlendirdi. Orada deniz rüzgârı daha sert esiyordu. İkisi de korkuluğa yaslandı. Can önce kolunu Kerem’in omzuna attı, sonra eli yavaşça beline indi. Parmakları kumaşın üzerinden Kerem’in belini kavradı. Sıcaklığı hemen hissediliyordu.

“Teşekkür ederim,” diye fısıldadı Can, dudakları Kerem’in kulağına çok yakındı. Nefesi sıcak ve nemliydi. “Sanki gerçekten sevgilimmişsin gibi davran. Kolunu belime sar, başını omzuma yasla.”

Kerem dediğini yaptı. Vücutları birbirine sokuldukça, bastırdıkları o eski çekim aniden gerilmeye başladı. Can’ın parmakları belini daha sıkı sardı, başparmağı hafifçe daireler çiziyordu. Kerem’in teni karıncalandı. Pantolonunun içinde yarrağı uyanmaya başladı; önce hafif bir dolgunluk, sonra gittikçe sertleşen, kumaşa baskı yapan bir kabarıklık. Utangaç bir gülümseme takındı, gözlerini kaçırdı. Ama Can’ın kokusu — o pahalı parfüm ve erkeksi ter karışımı — burnuna doldukça gülümsemesi silinmeye başladı.

Can da aynı şeyi hissediyordu. Kerem’in kalçasına yakın duran eli titriyordu hafifçe. Kendi kalın sik’i hızla sertleşiyordu. Uzun zamandır bir erkeğe bu kadar yakın olmamıştı. Kerem’in sıcaklığı, belindeki elin baskısı, yıllardır unutmaya çalıştığı o üniversiteli hayalleri geri getirdi. Sik’i pantolonunda zonkluyordu, başı ıslanmıştı bile. Daha sıkı sarıldı, kasıklarını Kerem’inkine hafifçe bastırdı. İkisi de birbirinin sertliğini hissetti o anda.

Kerem’in utangaç gülümsemesi tamamen kayboldu. Gözleri artık aç, aç ve istek dolu bakıyordu. Başını kaldırıp Can’ın gözlerine dikti. Dudakları aralandı, nefesi hızlandı. Can’ın kolları onu daha da kendine çekti. Göğüsleri birbirine değiyordu. Can’ın güçlü kalbi Kerem’in göğsünde atıyordu sanki.

“Kerem…” diye fısıldadı Can, sesi kalınlaşmıştı. “Bu sadece oyun değil artık, değil mi?” Kerem dudaklarını yaladı. “Değil. Sen de hissediyorsun… Ben de hissediyorum. Üniversiteden beri… Seninle böyle yakın olmak istediğimi.”

Can’ın eli Kerem’in belinden aşağı kaydı, kalçasını avuçladı. Sertçe sıktı. İkisi de inledi hafifçe. Dudakları artık sadece iki parmak mesafedeydi. Nefesleri birbirine karışıyordu. Can’ın gözlerinde aynı açlık vardı. Kerem’in bakışlarındaki o teslimiyet ve arzu, onu çıldırtıyordu.

“Öpmek istiyorum seni,” dedi Can, sesi neredeyse inilti gibi çıktı. “Gerçekten.” Kerem cevap vermedi. Sadece başını hafifçe öne eğdi. Dudakları ilk kez dokunduğunda ikisi de titredi. Önce yumuşak, deneme kabilinden bir öpücük. Sonra Can’ın eli Kerem’in ensesine gitti, parmaklarını saçlarının arasına soktu ve çekti. Öpücük derinleşti. Dilleri birbirini buldu, ıslak ve aç. Kerem’in ağzının tadı Can’ı daha da delirtti. Sertçe emdi, ısırdı hafifçe alt dudağını.

Vücutları birbirine yapışmıştı artık. Sert yarrağı Kerem’in karnına baskı yapıyor, Kerem’in de aynı şekilde kabarık siki Can’ın uyluğuna sürtünüyordu. Öpüşürken kalçalarını hafifçe ileri geri oynatıyorlardı. Elleri birbirinin sırtında, belinde, kalçasında dolaşıyordu. Can Kerem’in gömleğinin altına elini soktu, sıcak tenini avuçladı. Kerem de Can’ın göğsünü sıktı, tırnaklarını hafifçe geçirdi.

Öpücükleri gittikçe daha ıslak, daha sert, daha aç hale geliyordu. Dilini Can’ın ağzının derinliklerine sokan Kerem, yıllardır bastırdığı tüm arzuyu bu öpücüğe döküyordu. Can’ın iniltisi boğazından yükseldi, Kerem’in dudaklarının arasında kayboldu. İkisi de biliyordu ki bu sadece bir başlangıçtı. Vapur hâlâ kıyıya yaklaşıyordu ama ikisinin arasında başlayan ateş, loş güvertede daha da büyüyor, elleri daha cesur, bedenleri daha ısrarcı hale geliyordu. Bu sahte oyunun gerçek ateşi, onları tamamen yakmadan bitmeyecekti.

Vapurun arka güvertesi iyice tenhalaşmıştı; sadece uzak bir lambanın sarı ışığı ıslak tahtalara vuruyor, Boğaz’ın soğuk rüzgârı ikisinin de yüzünü yalıyordu. Kerem’in dudakları Can’ınkinden ayrılmıyordu. Dilleri birbirinin ağzında dolaşıyor, ıslak sesler çıkıyordu. Kerem’in göğsü hızla inip kalkıyor, Can’ın güçlü kolları belini mengene gibi sarıyordu. Yılların bastırılmış arzusu artık ikisini de ele geçirmişti. Kerem içinden “Bu sadece oyun değil, bu gerçek… Can’ın tadı, kokusu… Hep bunu istemiştim,” diye geçirdi. Can ise Kerem’in alt dudağını hafifçe ısırırken homurdandı: “Sikimi hissediyor musun? Senin için bu kadar sertleşti.”

Kerem cevap yerine dizlerinin üzerine çöktü. Soğuk tahtalar dizlerini acıtıyordu ama umurunda değildi. Titreyen parmaklarıyla Can’ın pantolonunun fermuarını indirdi. Siyah boxer’ın içinden kalın, damarlı yarrağı dışarı uğradı; başı already ıslaktı, ağır ve sıcak bir koku yayıyordu. Kerem bir an baktı; otuz yaşındaki bu adamın sikini ilk kez bu kadar yakından görüyordu. “Ne kadar kalın… Ağzımı dolduracak,” diye düşündü ve dudaklarını araladı. Sıcak başını ağzına aldı, dilini etrafında gezdirdi. Can’in kalın parmakları hemen Kerem’in saçlarının arasına girdi, sıkıca kavradı.

“Em lan… Derin em,” diye inledi Can, sesi rüzgârın uğultusuna karışıyordu. Kerem daha derine aldı, boğazına kadar indirdi. Gözleri sulandı ama bırakmadı. Can kalçalarını ileri geri oynatmaya başladı; yüzüne sikiyordu artık. Her darbede Kerem’in dudakları geriliyor, salyası çenesinden akıyordu. Can’in sikinin damarlarını dilinde hissediyordu. “Yıllardır üniversitede seni düşünerek kendimi tatmin ederdim… Şimdi ağzında olmak… Siktir,” diye homurdandı Can, saçlarını daha sert çekerek ritmi hızlandırdı. Kerem’in kendi yarrağı pantolonunun içinde zonkluyor, ıslaklık iç çamaşırını lekeliyordu. Boğazından gelen ıslak sesler, Can’ın inlemeleriyle birleşiyordu. Can bir ara durdu, sikini Kerem’in diline sürttü, sonra tekrar derinlere soktu. Kerem’in nefesi kesiliyordu ama zevkten başı dönüyordu. “Daha… Daha sert,” diye mırıldandı ağzı dolu halde.

Can sonunda Kerem’i ayağa kaldırdı. Göz göze geldiler; ikisinin de bakışları vahşiydi. Can onu korkuluklara doğru çevirdi, Kerem’in göğsünü soğuk metal korkuluğa yasladı. Arkadan sarıldı, dudaklarını Kerem’in ensesine bastırdı. “Seni sikmek istiyorum Kerem… İçinde olmak. İzin veriyor musun?” Sesi hem rica hem emirdi. Kerem başını çevirip onu öptü, diliyle cevap verdi. “Evet… Sik beni Can. Uzun zamandır istiyorum bunu.” Can tükürüğünü parmaklarına bolca sürdü, Kerem’in pantolonunu ve boxer’ını dizlerine kadar sıyırdı. Serin hava Kerem’in çıplak kalçalarına çarpınca ürperdi ama Can’in ıslak parmağı hemen göt deliğinin etrafında daireler çizmeye başladı.

İlk parmak yavaşça girdi. Kerem dişlerini sıktı, zevk ve hafif acıyla inledi. Can boynunu öpüyor, diğer eliyle Kerem’in sikini yavaş yavaş sıvazlıyordu. “Rahatla… Senin için ıslattım,” diye fısıldadı. İkinci parmağını da soktu, makasını açarak içini hazırladı. Kerem’in iç duvarlarını parmaklarıyla yokluyor, o hassas noktaya bastırıyordu. Kerem’in iniltisi yükseldi; “Ahh… Orası… Devam et.” Can üçüncü parmağını da ekledi, hızlı hızlı sokup çıkarıyordu. Kerem’in bacakları titriyordu, korkuluğa daha sıkı tutunuyordu. Rüzgâr ikisinin terli tenini serinletiyor ama ateşlerini söndüremiyordu.

Can parmaklarını çıkardı. Kendi kalın sikini tükürükle ıslattı, başını Kerem’in deliğine dayadı. “İçine giriyorum,” dedi ve yavaşça bastırdı. Kalın başı girdiğinde Kerem yüksek sesle inledi: “Siktir… Çok kalınsın.” Can durmadı, santim santim ilerledi. Sonunda kalçaları Kerem’in yumuşak etine yapıştı. Bir an öylece durdular; ikisi de nefes nefese. Can Kerem’in kulağına eğildi: “Tamam mısın?” Kerem başını salladı, “Sik… Sert sik beni.”

Can kalçalarını geri çekip sertçe vurdu. Sesleri güvertede yankılandı. Hızlandı; derin, hızlı darbelerle sikiyordu. Her seferinde Kerem’in prostatına çarpıyor, Kerem’in inlemeleri vahşileşiyordu. “Ahh! Can! Daha derin… Siktir beni!” Can bir eliyle Kerem’in belini sıkıca tutuyor, diğer eliyle onun sikini sıvazlıyordu. Vücutları çarpışma sesleriyle doluyordu; ıslak, ete et çarpma sesleri. Kerem korkuluğa abanmış, kalçalarını Can’a doğru itiyordu. “Yıllardır seni istiyordum… Bu yarrağı içimde… Boşalacağım,” diye düşündü Kerem, zevkin doruğuna yaklaşıyordu.

Can’ın ritmi çıldırmıştı. Hızlı, acımasız darbeler. “Ben de… Senin götün çok sıcak… Sıkıyor beni,” diye homurdanıyordu. İkisinin inlemeleri birbirine karışıyordu; yüksek, hayvani sesler. Kerem önce boşaldı; korkuluğun üzerinden denize doğru fışkırtıyordu, kalçaları kasılıyor, Can’ın sikini daha da sıkıyordu. Can da birkaç sert darbeden sonra derinlere boşaldı. Sıcak döllerini Kerem’in içine akıtırken yüksek sesle inledi: “Al… Hepsi senin.” Vücutları titriyordu, ter içinde kalmışlardı. Can yavaşça içinden çıktı, döller Kerem’in bacaklarından sızmaya başladı.

Can Kerem’i kendine çevirdi. Dudaklarını uzun uzun, bu sefer şefkatle öptü. Dilleri yavaşça birbirine değiyor, nefesleri sakinleşiyordu. Öpücük dakikalar sürdü. Sonra Can dudaklarını ayırıp Kerem’in kulağına fısıldadı: “Bu sahte sevgililik bitti. Artık gerçek olsun.” Kerem gülümsedi, gözleri parlıyordu. “Gerçek olsun… Çok istiyordum bunu.”

Vapur limana yanaşırken ikisi korkuluğa yaslanmış, birbirlerine sarıldılar. Kerem başını Can’ın geniş omzuna koydu. Yarın akşam buluşmak için plan yaptılar; Kadıköy’de bir restoranda, sonra belki Kerem’in evinde. Gülüşmeleri rüzgâra karıştı. Konuşmalar yavaşladı, kelimeler azaldı. Motorun uğultusu ve dalgaların sesi her şeyi kapladı. İkisi de sessizce birbirlerine sarıldılar. Hiçbir şey söylemeden, sadece tenlerinin sıcaklığını hissederek, limanın ışıklarına baktılar. Sessizlik her şeyi anlatıyordu. Vapur yanaştığında bile o sessizlik devam etti; sadece kalp atışları ve rüzgâr.

Rate this story

Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged blowjob anal doggy-style creampie rough-sex

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.