Yaslı Dulun Golf Kulübünde İlk Anal Teslimiyeti
55 yaşındaki zengin dul Estelle, golf kulübünde 28 yaşındaki antrenör Theo’yla tanışıp rızasıyla ilk analını veriyor.
Estelle, elli beş yaşında, servetinin ve dul yaşamının getirdiği o derin, sızlayan yalnızlığı her akşam yatakta tek başına hisseden bir kadındı. Golf kulübünün camları akşam güneşiyle altın gibi parlayan lüks restoranında, ipek bluzunun yakasını hafifçe açmış, bacak bacak üstüne atmış oturuyordu. Kısa etek kalçalarını sarıyor, topukluları masanın altında hafifçe sallanıyordu. Karısı öldükten sonra geçen yıllar bedenini aç bırakmıştı; parmaklarıyla bile yetinemediği o ateş, boğazında düğümleniyordu.
Theo masaya yaklaştığında Estelle’nin nefesi kesildi. Yirmi sekiz yaşında, geniş omuzlu, golf antrenörlüğüyle sertleşmiş kolları suni deri ceketinin altından belli olan yakışıklı adamdı. Koyu saçları nemli, çenesi keskin, bakışları ise doğrudan Estelle’nin dekoltesine iniyordu. “Bayınız mı?” diye sormadı; sadece gülümsedi, sesi boğuk ve emin. “Burada yalnız yemek yiyen bir kadını görmek… Nadir. Ve çok çekici.”
Estelle’nin dilinin ucu dudağına değdi. “Estelle,” dedi, sesi kasıtlı olarak alçak. “Ve sen de… antrenörsün, değil mi? Theo. Seni izliyorum. Sahada o kalçaları sıkı tutuşun…” Gözleri Theo’nun kasık hizasına kaydı, utanmadan. “Uzun zamandır bir adamın beni böyle bakmasını bekliyordum. Dul olmak… bedeni unutturmuyor.”
Theo karşısına oturdu, masanın altına uzanan bacağı Estelle’nin dizine sürtündü. Sıcaklık anında yayıldı. “Seni görür görmez anladım,” fısıldadı. “O bakışın… aç. Bacaklarını açmak istiyorsun, değil mi? Burada, herkesin arasında. Müşterilerim genelde yaşlı dullar olur ama sen… sen farklı. Vücudun hâlâ diri, göğüslerin bluzun içinde gergin. Parmaklarımın ucunda erimek istiyorsun.”
Estelle’nin içi ürperdi. Şarap kadehini kaldırdı, yudumladı; dudakları ıslak kaldı. “Evet,” diye itiraf etti, nefes nefese. “Geceleri yatağımda parmaklarımı amıma sokuyorum, hayal ediyorum. Sert bir yarak, beni ezecek omuzlar… Seninkiler gibi. Bakışların dominant, Theo. Bunu seviyorum. Bana ne yapacağını söyle.”
Flört hızla ateşe döndü. Theo öne eğildi, nefesı Estelle’nin kulağına çarptı. Parmakları masanın altında etekinin kenarını sıyırdı, ipek çorabın üstünden uyluğuna bastı. “Sana bir şey fısıldayacağım,” dedi, sesi kalınlaşmış. “Anal. O sıkı, bakir göt deliğini ilk kez benim yarağımla açmak istiyorum. Yavaş yavaş, tükürüğümle ıslatıp, parmağımla genişletip… sonra köküne kadar. Sen inlerken, ‘daha sert sok’ diye yalvarırken. Bunu istiyor musun, Estelle? Elli beşlik o zengin götünü bana teslim etmeyi?”
Estelle titredi. Dizleri birbirine çarptı, amı anında ıslandı; külotunun kumaşı yapıştı. “Ah… evet,” diye boğuk boğuk çıkardı. “Çok istiyorum. Hiç denemedim. Kocam bile… oraya girmedi. Ama senin o kalın parmaklarını, o yarağını hayal edince… götüm kasılıyor. Lütfen. Bana ver. İlk analımı sana vereceğim, rızamla, tamamen. İstiyorum ki beni orada parçala, Theo.”
Theo’nun gözleri karardı. “İyi kız,” dedi, başparmağıyla Estelle’nin uyluğunda daireler çizerek. “O zaman kalk. VIP soyunma odasına gidiyoruz. Orası kilitli, kimse giremez. Soyunmanı izleyeceğim, o olgun memelerini avuçlayacağım, amını yalayıp götünü hazırlayacağım. Söz veriyorum, acıtır ama zevkle. Sen de ‘dur’ dersen dururum… ama durmayacaksın, biliyorum. O açlığın… teslimiyetin kokusu geliyor.”
Estelle ayağa kalktı; bacakları titriyordu. Theo’nun elini sımsıkı tuttu, koridora doğru yürüdüler. Lüks halı ayaklarının altında yumuşacıktı, duvarlardaki ayna Estelle’nin kızarmış yanaklarını, ıslak dudaklarını yansıtıyordu. Theo arkadan sarıldı bir an, sertleşmiş yarağı Estelle’nin kalçasına dayandı; kalın, uzun, pantolon kumaşını şişirmişti. “Hissediyor musun?” diye kulağına üfledi. “Bu götüne girecek. İlk kez. Sen de ıslanmışsın, etekinin altı… kokunu alıyorum.”
VIP soyunma odasının kapısı ağır açıldı. İçerisi deri koltuklar, geniş bir duş, yıkanmış havlular ve loş ışıklarla doluydu. Theo kapıyı kilitledi, çevirdi. Estelle dönüp duvara yaslandı, göğüsleri hızlı hızlı inip kalkıyordu. “Şimdi,” dedi Theo, ceketini omuzlarından sıyırırken. Kaslı gövdesi ortaya çıktı; göğüs kılları ince, karın kasları belirgin. “Bluzunu çıkar. Yavaş. Memelerini bana göster. Sonra etek. Külotunu indirme… ben yırtacağım.”
Estelle’nin parmakları düğmelerde titredi. İpek bluz yere düştü; dantelli sutyeninin içindeki dolgun, olgun memeler dışarı fırladı, uçları sertleşmişti. Theo bir adım attı, avuçları o memeleri kavradı, başparmaklarıyla uçları sıktı. Estelle inledi. “Sert… ah, Theo, em onları.” Theo eğildi, bir ucu ağzına aldı, dilini gezdirdi, hafifçe dişledi. Diğer eliyle etek fermuarını indirdi; etek kalçalarından kaydı. Dantelli külot amının üzerinden şişmiş, ortası koyu ıslak bir lekeyle boyanmıştı.
“Amın sızıyor,” diye homurdandı Theo. Diz çöktü, burnunu külotun üzerine sürdü, derin bir nefes aldı. “Kokun… olgun, tatlı, aç. Şimdi dön. Ellerini tezgâha koy. Götünü bana doğru çıkar.” Estelle itaat etti; kalçalarını geriye itti, belini kamburlaştırdı. Theo külotu yana çekti, Estelle’nin pembe, kıvrımlı am dudaklarını ve daha yukarıdaki o kırışık, bakir göt deliğini gördü. Tükürüğünü parmağına sürüp yavaşça amına soktu; ıslaklık sesi odayı doldurdu. “Sıkıyorsun. Parmaklarımı yutuyorsun. Ama asıl… burası.” Parmağını çıkarıp göt deliğinin etrafında gezdirdi, bastırmadan, sadece vaat ederek.
Estelle inledi, alnını soğuk mermere dayadı. “Lütfen… parmağını sok. Oraya. İstiyorum. İlk kez bir şeyin girmesini istiyorum.” Theo tükürdü, ıslak parmağını yavaşça deliğe bastırdı. Direnç vardı; Estelle’nin nefesi kesildi, ama geri çekilmedi. “Evet… daha… ah siktir, yanıyor ama… iyi yanıyor.” Theo parmağını bir boğuma kadar soktu, döndürdü, diğer eliyle amını ovuşturdu. “Bak nasıl açılıyorsun. Yarağım bundan kalın. Hazırlanıyorsun. Biraz daha… sonra dilimi sokacağım buraya, seni yalayacağım. Sonra da… o kalın yarağı kökleyeceğim. Sen de ‘daha derin’ diyeceksin.”
Estelle’nin bacakları titriyordu. Amı kasılıyor, götü Theo’nun parmağını yutmaya çalışıyordu. “Rızam var,” diye fısıldadı, sesi boğuk. “Her şeye. Analımı al, Theo. Beni burada, bu odada, o genç yarağınla… ilk kez götten sik. Dayanamıyorum artık. Soyun. Yarağını göster. Ağzıma alayım önce, ıslatayım… sonra götüme dayayacağız.”
Theo ayağa kalktı, pantolonunu indirdi. Kalın, damarlı yarağı fırladı; başı parlak, uzunluğu Estelle’nin gözlerini kamaştıracak boyuttaydı. Estelle döndü, diz çöktü, o yarağı iki eliyle kavradı, dilini başının altına gezdirdi. Tuzlu tadı dilinde patladı. “Mmm… bu götüme girecek,” diye mırıldandı, yala yala. Theo saçlarını kavradı, ama sert itmedi; sadece tuttu. “Yavaşla. Daha çok tükür. Her tarafını ıslat. Çünkü az sonra… o bakir deliğini bu sikecek. Ve sen inleyeceksin, Estelle. Golf kulübünün en zengin dulu, antrenörünün yarağını götünde taşıyacak.”
Estelle yarağı boğazına kadar aldı, gözleri yaşardı ama çekilmedi. Theo’nun iniltisi odayı doldurdu. Gerilim kırılma noktasındaydı; Estelle ayağa kalkıp tezgâha yeniden yaslandığında, Theo arkasına geçti, yarağının ıslak başını o dar deliğe dayadı. Bastırmıyordu henüz… sadece orada, sıcacık, zonklayarak bekliyordu. Estelle geriye doğru itti kalçalarını, “Sok,” diye yalvardı. “Rızamla… ilk analımı veriyorum sana. Şimdi.”
Theo’nun elleri kalçalarında sımsıkıydı, nefesleri birbirine karışmış, kapı kilitli, dünya dışarıda kalmıştı. Yarağın başı deliği zorlarken Estelle’nin iniltisi boğuk bir fısıltıya dönüştü… ve gerilim, o ilk santimde, daha da yükselerek asılı kaldı.
Theo bir saniye daha dayanamadı ama yine de yarağının başını geri çekti. Estelle’nin iniltisi yarıda kesildi, “Hayır, çekme—” diye yalvarırken Theo onu belinden tutup duvara çevirdi. Sırtı soğuk karoya yapıştı, kısa etek çoktan beline sıyrılmış, dantelli külot yan tarafa çekilmiş halde kalçaları tamamen açıktı. Theo diz çöktü, iki eliyle olgun kalçalarını ayırdı; kırışık, pembe göt deliği nabız gibi atıyordu.
“Bak bakayım şu bakir deliğe,” diye homurdandı, nefesini sıcak sıcak üfleyerek. Sonra dilini uzattı. Geniş, ıslak dil Estelle’nin dar halkasının etrafında yavaş daireler çizdi, tükürükle parlatırken deliği zorlamadan, sadece tadını çıkara çıkara yaladı. Estelle’nin bacakları titredi, tırnakları duvara battı. “Ah… Theo… dilin… siktir ne kadar ıslak—”
Theo cevap vermedi; dilini sivriltip deliğin içine soktu, içeri dışarı oynattı, tükürüğünü bol bol bırakarak. Parmaklarını da işin içine kattı: bir eliyle amının şişmiş dudaklarını aralayıp klitorisini ovuştururken, diğer elinin işaret parmağını tükürükle kaplayıp yavaşça göt deliğine bastırdı. Direnç hâlâ vardı ama Estelle geri çekilmedi; aksine kalçalarını geriye itti, “Daha… parmağını sok, yala beni,” diye boğuk boğuk inledi. Theo parmağını ilk boğuma kadar soktu, döndürdü, dilini de aynı anda gezdirerek deliği ıslattı, genişletti. İkinci parmak yaklaşınca Estelle’nin nefesi kesildi; yanma ile zevk birbirine karışmış, amından sular boynuna doğru akıyordu.
“Sıkıyorsun hâlâ,” dedi Theo, sesi kalın. “Ama açılıyorsun. Bak nasıl yutuyorsun parmaklarımı.” Üçüncü parmağını da ekledi, yavaş yavaş, tükürük şapırtıları odayı doldururken Estelle alnını karoya dayadı, bacakları ayrık, kalçaları bilinçsizce geri geri tepiniyordu. Theo parmaklarını çıkardı, dilini bir kez daha derinlemesine soktu, deliği emdi, öptü, ta ki Estelle “Artık… yarağını istiyorum, lütfen köküne kadar,” diye yalvarana kadar.
Theo ayağa kalktı. Pantolonu çoktan inik, kalın damarlı yarağı parlak ve zonkluyordu. Estelle’yi duvardan ayırmadan kalçalarından tuttu, ayakta, arkadan yaklaştı. Yarağının ıslak başını o artık parmaklarla ve dille yumuşamış deliğe dayadı. “Rızan hâlâ var mı, dul?” diye sordu, saçlarını bir eliyle toplayıp geriye çekerek.
“Var… sok, Theo. İlk analımı al. Hepsini istiyorum.”
Theo belini öne eğdi, kalçalarını sımsıkı kavradı ve yavaş ama amansız bir baskıyla içeri girdi. Baş kısmı deliği yararken Estelle’nin boğazından uzun, titrek bir inilti koptu. “Ahhh—yanıyor… ama boşalma, devam et—” Dar halka yarağın başını zorlukla yuttu; Theo bir santim daha bastırdı, sonra bir santim daha. Estelle’nin içi ateş gibi sardı onu; sıcak, dar, bakir bir kavrayış. Theo durakladı, nefes nefese, “Al… al hepsini,” diye fısıldadı ve belini sertçe öne itti.
Köküne kadar battı.
Estelle çığlık attı; zevkle karışık acı belini kamburlaştırdı, ama kalçalarını geriye itti, daha derine almak ister gibi. “Sik… ah sik beni, doluyum, götüm yanıyor—” Theo saçlarını daha sıkı tuttu, diğer eliyle kalçasını ezdi ve ritmi buldu. Ayakta, sert, derinden. Her vuruşta taşakları Estelle’nin amına çarpıyor, ıslak şapırtılar yükseliyordu. “Al hepsini dul orospum,” diye hırladı kulağına, yarağını kökleye kökleye. “Bakır götünü bana verdin. Şimdi yut. Sıkı dur, golf kulübünün zengin dulu antrenörünün yarağını götünde taşıyor.”
Estelle’nin amı boşluğa kasılıyor, her anal darbede klitorisi dolaylı uyarılıyordu. İlk orgazm ani geldi; bacakları titredi, “Geliyorum—ah Theo, götümden geliyorum!” diye bağırırken deliği yarağın etrafında ritmik kasıldı. Theo yavaşlamadı. “Bir tane daha ver,” dedi, saçından çekip belini daha da kırarak. Sert, kısa vuruşlar; her seferinde “Al… al dul orospum… hepsini yut” diye dominant, boğuk sözler. Estelle ikinci orgazmda neredeyse ayakta duramadı; duvara yapışık, sular bacaklarından akıyor, “Daha sert… daha derin, parçala beni,” diye ağlıyordu zevkten.
Theo’nun temposu bozuldu. Kalçaları şapır şapır çarpışırken Estelle üçüncü kez kasıldı; bu sefer uzun, sarsıcı, gözleri yaşlı bir boşalma. Theo dayanamadı. “İçine… içine boşalıyorum,” diye hırladı ve son bir derin vuruşla kökledi. Sıcak, yoğun döl Estelle’nin göt deliğine fışkırdı; dar halka her damlayı yutarken Theo inleyerek titredi, belini yapışık tuttu, boşalması bitene kadar mini mini ileri geri oynattı.
Bir süre öyle kaldılar. Nefesler ağır, bedenler terli, yarağı hâlâ içinde zonkluyordu. Sonra Theo yavaşça geri çekildi; yarağı çıkarken döl ve tükürük karışımı ince bir sızıntı olarak Estelle’nin kalçasından aktı. Estelle titreyen bacaklarıyla duvara yaslı kaldı, götü yanıyor ama tatminle zonkluyordu.
Theo yumuşak havlulardan birini alıp diz çöktü. Nazik hareketlerle Estelle’nin kalçalarını, deliğinin kenarını sildi, temizledi; parmak uçlarıyla titreyen kaslarını okşadı, avuçlarını yavaş yavaş beline, sırtına gezdirdi. Estelle’nin terli boynuna öptü, kulağına yaklaştı.
“Bir dahaki sefere daha derin alacağım,” diye fısıldadı, sesi hâlâ boğuk ama gülümseyen bir tınıyla. “O götünü iyice alıştırmış olacağız. Köküne kadar, sen ‘durma’ diye yalvarırken.”
Estelle başını hafifçe yana çevirdi, yanakları kızarık, dudakları şiş, gözleri parlak. Gülümsedi; yorgun, tatmin olmuş, mutlu bir gülümseme. “Ne zaman istersen…” diye fısıldadı, sesi kısık ama net. “Bu oda… sen… analım. Hepsi senin. Rızamla. Bir dahaki sefere de, ondan sonrakine de.”
Theo ayağa kalktı, kollarını Estelle’nin beline doladı, alnını onun omzuna dayadı. İkisi de kısa bir kahkaha attı; yorgun, serbest, yeni bir anlaşmanın hafifliğiyle. Estelle’nin titreyen vücudu yavaş yavaş sakinleşirken Theo’nun eli hâlâ kalçasında, parmakları o taze kullanılmış deliğin kenarını nazikçe sıvazlıyordu. Kapı kilitli, dünya dışarıda, içerideyse sadece ter, döl kokusu ve ikisinin de mutlu, doymuş nefesleri kaldı.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories