Üzüm Bağında Arkadaşımın Kalçalarına Âşık Oldum
Yakup ile 22 yaşındaki en yakın arkadaşı Gideon, üzüm bağındaki kulübede şarap içtikten sonra Gideon’un götünü sertçe sikerken ikisi de z
Yaz sıcağı üzüm bağını adeta bir fırına çevirmişti. 24 yaşındaki Yakup, kulübenin eski ahşap verandasında oturmuş, elindeki soğuk birayı yudumlarken gözlerini ayıramıyordu. 22 yaşındaki en yakın arkadaşı Gideon, bağın sıraları arasında dar bir spor şort ve ıslak bir atletle çalışıyordu. Şort o kadar dardı ki, Gideon her eğildiğinde, terden parlayan kalçaları tamamen belirginleşiyordu. Yuvarlak, sıkı, yılların sporuyla şekillenmiş o kalçalar, şortun kenarlarından taşarcasına geriliyordu. Kasıklarının ön tarafı de ıslak kumaşa yapışmış, kalın yarağının ve toplarının hatlarını açıkça ortaya seriyordu.
Yakup’un boğazı kurudu. İçinde yıllardır bastırdığı o saplantı, bir anda alev aldı. Gideon’un götünü düşünmeden edemiyordu; o kalçaların arasına yüzünü gömmek, dilini o dar deliğe sokmak, sonra da sikini köküne kadar bastırmak... Yıllardır birbirlerine attıkları flörtöz bakışlar artık gizli değildi. Gideon da farkındaydı. Ara sıra doğrulup Yakup’a bakıyor, dudaklarında hafif bir gülümsemeyle kalçalarını bilinçli bir şekilde geriyordu. İkisi de heyecanlanıyordu bundan. Gerilim havada elektrik gibi asılıydı.
Gideon bağdan döndüğünde ter içindeydi. Atletini çıkarıp attı, kaslı göğsü ve karın kasları ter damlalarıyla parlıyordu. “Sıcak bastı bugün,” dedi sıradan bir sesle ama gözleri Yakup’un gözlerine kilitlenmişti. “Kulübede duş alayım, sonra şarap açarız mı?” Yakup sadece başını sallayabildi. Gideon içeri girerken şortunun içinde o kalçalar yine sallandı. Yakup sikinin şortunun içinde sertleştiğini hissetti. “Uzun zamandır bunu istiyordum,” diye düşündü. “Bu sefer kaçmayacağım.”
Akşam çöktüğünde kulübe loş bir ışıkla aydınlanıyordu. İki şişe kırmızı şarap açmışlardı. Gideon yine o dar şortu giymişti, altına hiçbir şey yoktu. Kanepeye yayılmıştı, bir bacağını kaldırmış, kalçasının yuvarlaklığını açıkça ortaya seriyordu. Sohbet yavaş yavaş cinselliğe kaydı. Gideon kasıtlıydı; şarabından bir yudum alıp “Seninle konuşmadığımız konu kalmadı neredeyse,” dedi gülerek. “Ama şu bakışlarını... yıllardır fark ediyorum. Kalçalarıma baktığını.”
Yakup’un kalbi hızlandı. Şarap damarlarında dolaşıyor ama ikisi de sarhoş değildi; tamamen ayık ve istekliydiler. “Evet... farkındaysan saklamıyorum artık,” dedi Yakup boğuk bir sesle. “O kalçalar... bağda terlerken gördüm bugün. Uzun zamandır bastırıyorum Gideon. Senin götünü sikmeyi hayal ediyorum. O dar deliğini genişletip içini doldurmayı.”
Gideon’un gözleri parladı. Yavaşça doğruldu, şortunu beline kadar indirip kalçalarını Yakup’a doğru çevirdi. Yuvarlak, pürüzsüz, terin kurumasıyla hafif parlayan o kalçalar tam karşısındaydı. “Ben de senin beni sikmeni istiyorum Yakup,” dedi gülümseyerek, sesi hem utangaç hem de açgözlüydü. “Yıllardır o flörtöz bakışlarına karşılık veriyorum. Hadi... ikimiz de istiyoruz.”
Bir anda öpüşmeye başladılar. Gideon’un dudakları sıcaktı, ıslaktı. Dilleri birbirine dolandı, sertçe emdiler. Yakup ellerini Gideon’un kalçalarına götürdü, avuçlarını dolduran o etli yumruları sıktı. Gideon inledi, Yakup’un sert yarağını şortunun üzerinden avuçladı. “Çok sert olmuşsun,” diye fısıldadı. “Benim için mi?” Yakup cevap yerine Gideon’u kendine çekti, boynunu öpüp emdi, göğüs uçlarını dişledi. Gideon’un eli Yakup’un sikine girdi, kalın damarlı yarağı sıvazladı. İkisi de yılların birikmiş arzusunu birbirlerinin vücudunda keşfediyordu; kaslar, ter, tükürük ve inlemelerle dolu bir keşif.
Gideon dört ayak üzerine domaldı. Kulübenin eski halısının üzerine diz çöktü, kalçalarını iki yana açtı. Dar, pembe göt deliği ortaya çıktı; temiz, davetkâr. “Hadi... yala önce,” dedi titreyen bir sesle. Yakup diz çöktü, yüzünü o kalçaların arasına gömdü. Dilini düz bir şekilde deliğin üzerine bastırdı, ıslak ve sıcak daireler çizdi. Gideon titredi. “Ahh... dilin çok iyi geliyor.” Yakup diliyle bastırdı, ucunu dar deliğin içine soktu, çıkarıp tekrar soktu. Tadı temizdi, erkeğe özgü hafif bir musk idi. Parmaklarını da devreye soktu; önce bir parmak, tükürüğüyle ıslatarak yavaşça içeri aldı. Gideon’un iç duvarları sıcaktı, daracıktı. İkinci parmağı ekledi, makas hareketiyle genişletmeye başladı. Gideon kalçalarını geriye doğru itiyor, “Daha... parmaklarını daha derin sok,” diye inliyordu.
Yakup artık dayanamıyordu. Sikini eline aldı; damarları şişmiş, başı ıslak ve morarmıştı. Yavaşça bastırdı. Gideon’un dar deliği önce direndi, sonra başını içeri aldı. “Ohh sik beni...” diye homurdandı Gideon. Yakup santim santim ilerledi, kalın yarağının her damarını Gideon’un götünün içinde hissediyordu. Tamamen gömüldüğünde ikisi de bir an durdu. Sonra Yakup hareket etmeye başladı. Önce yavaş, sonra hızlandı. Domaltma pozisyonunda hızlı hızlı pompalıyordu; kalçalar tok tok diye çarpıyordu Gideon’un kalçalarına. Her vuruşta Gideon’un götü sikini sıkıca sarıyordu.
“ Daha sert sik!” diye bağırdı Gideon. “Götümü parçala Yakup, hadi!” Yakup saçlarını kavradı, daha vahşi vuruyordu. Terleri birbirine karışıyor, kulübe inlemelerle doluyordu. Sonra pozisyon değiştirdiler. Yakup Gideon’u sırt üstü yatırdı, bacaklarını omuzlarına aldı. Bu şekilde daha derine giriyordu. Yarağı Gideon’un prostatına her vuruşta baskı yapıyor, Gideon’un sikinden süzülen ön sıvılar karnına akıyordu. “İçimi dolduruyorsun... sikinin kalınlığını hissediyorum,” diye inledi Gideon. Yakup hızını artırdı, hayvani bir ritimle gidip geliyordu. “Senin götün benim... yıllardır istiyordum bunu,” diye homurdandı. “Daracık, sıcak... sikimi emiyor resmen.”
İkisi de sert ve hayvaniydi. “Daha derin! Parçala götümü!” diye haykırıyordu Gideon. Yakup da “Al hepsini... götün benim sikimi yutuyor,” diye cevap veriyordu. Ritm gittikçe hızlandı, kulübenin tahta zemini gıcırdıyordu. Yakup’un topları Gideon’un kalçalarına çarpıyor, ıslak sesler çıkarıyordu. Gideon’un eli kendi sikine gitmişti ama Yakup onu kenara çekti. “Ben boşaltacağım seni.”
Orgazm yaklaşıyordu. Yakup’un hareketleri düzensizleşti, daha sert, daha derin. Gideon’un içini son kez doldururken boşalmaya başladı; sıcak, kalın fışkırtmalar Gideon’un bağırsaklarını dolduruyordu. Aynı anda Yakup elini Gideon’un sikine sardı, hızlı hızlı sıvazladı. Gideon sarsılarak boşaldı; kalın beyaz fışkırtmalar karnına, göğsüne sıçradı. İkisi de yoğun orgazmla titriyordu, kasları geriliyor, inlemeleri kulübede yankılanıyordu. Yakup son damlalarına kadar boşaldı, Gideon’un götünün içinde kaldı.
Nefes nefese birbirlerine baktılar. Ter içindeydiler, sikler hâlâ sertti. Gideon’un gözlerinde hâlâ aç bir parıltı vardı. Kalçalarını hafifçe oynattı, Yakup’un sikini içinde hissetmeye devam ederek gülümsedi. Gece daha uzundu ve ikisi de bunun sadece ilk raunt olduğunu biliyordu. Bağdaki sıcak rüzgâr pencereden içeri sızarken, Gideon’un dudaklarından hafif bir “Devamını istiyorum...” mırıltısı döküldü. Gerilim dinmemişti; aksine, daha da derinleşmişti.
Yakup, Gideon’un “Devamını istiyorum…” mırıltısını duyunca kasıklarında yeniden alevlenen o açlığı bastıramadı. Hâlâ 22 yaşındaki arkadaşının götünün derinlerinde zonklayan kalın yarağı hafifçe seğirdi, son orgazmın kalıntılarını etrafa yaydı. Sikini yavaşça, santim santim dışarı çekti; çıkarken Gideon’un deliği hafifçe içe göçtü ve krem rengi döller fışkırarak bacaklarından aşağı süzülmeye başladı. Manzara Yakup’u delirtti. “Bak şu haline lan, götün benim dölümle taşıyor. Ama sen hâlâ yetmedi diyorsun ha? O zaman o ünlü kalçalarını gerçekten kıracağım bu sefer,” dedi boğuk, dominant bir sesle.
Gideon dört ayak üstünde kalçalarını iki yana açtı, parmaklarıyla etli yanakları iyice gererek pembe deliğini tamamen sergiledi. Deliği hâlâ açık duruyor, içinden beyaz sıvılar damlıyordu. “Hadi Yakup, yala şunu. Kendi döllerini yala götümden, sonra yine doldur. O kalçaları senin için ayırdım ben,” diye inledi, sesi hem meydan okur hem de tamamen teslim olmuş gibiydi. Yakup hemen yüzünü o terli, kaslı kalçaların arasına gömdü. Dilini dümdüz bastırıp deliğin etrafındaki dölleri emdi, tadı tuzlu, ağır ve erkeksiydi. Sonra dilinin ucunu sertçe içeri sokup çıkarıyor, Gideon’un iç duvarlarını yalıyordu. Gideon’un bedeni zangır zangır titriyordu. “Ahh siktir… dilin götümün içinde dönüyor, daha derin sok lan, yala içimi,” diye homurdandı. Yakup’un aklından geçen tek şey şuydu: “Üzüm bağında o dar şortun içinde terleyip sallanan bu kalçalar… yıllardır peşindeyim. Şimdi dilimle, parmağımla, yarağımla sahip oluyorum.”
Dilini birkaç dakika daha deliğin içinde gezdirdikten sonra iki parmağını tükürükle ıslatıp aynı anda soktu. Gideon’un götü artık esnemişti, parmakları kolayca yuttu. Yakup makas hareketiyle deliği genişletirken üçüncü parmağını da ekledi. Hızlı hızlı parmaklıyor, içindeki o sıcak, ıslak etleri hissediyordu. Gideon kalçalarını geriye doğru bastırıyor, “Parmaklarını da sik gibi kullan, genişlet o fahişe deliğimi, hazırla yarağına,” diye bağırıyordu. Yakup parmaklarını çıkarıp dört parmağının ucunu denedi, Gideon’un deliği gerildi, hafif bir yanma iniltisi çıktı ama hemen ardından zevk homurtusuna döndü. “Evet… açılıyor, daha fazla ver,” dedi Gideon. Yakup’un içindeki saplantı doruktaydı; bu kalçalar, bu yuvarlak, sıkı, sporla şekillenmiş et parçaları artık sadece onun oyuncağıydı.
Artık dayanacak hali kalmamıştı. Parmaklarını çekti, damarları şişmiş, morarmış yarağını eline aldı ve Gideon’un deliğine dayadı. Hiç merhamet etmeden, tek hamlede köküne kadar gömdü. Topları Gideon’un kalçalarına şak diye çarptı. Gideon’un boğazından vahşi bir inilti koptu: “Ohhh… hepsini aldım yine, kalınlığını hissediyorum içimde.” Yakup hemen vahşi ritme geçti. Belini ileri geri savuruyor, her seferinde kalçaları tokur tokur çarpıyordu. Kulübenin eski tahta zemini gıcırdıyor, inlemeleri dışarıdaki üzüm bağının sessizliğine karışıyordu. Yakup bir eliyle Gideon’un belini sıkıca kavrıyor, diğer eliyle kalçalarına sert tokatlar indiriyordu. Her tokatta kırmızı el izleri beliriyordu o etli yuvarlaklarda. “Bu kalçalar benim lan! Bağda her eğildiğinde aklımı sikti bu göt. Şimdi içindeyim, emiyor resmen yarağımı,” diye homurdandı.
Gideon’un sesi titrek ve açtı: “Daha sert sik, parçala götümü Yakup! Tokat at, kızart kalçalarımı, ben senin göt kölenim bu gece.” Yakup hızını artırdı, neredeyse hayvan gibi pompalıyordu. Terleri sırtından aşağı akıyor, Gideon’un beline damlıyordu. Sikinin her damarı Gideon’un daracık iç duvarlarını zorluyor, prostatına vurdukça Gideon’un kendi yarağı karnına ön sıvı sıçratıyordu. Yakup Gideon’u kaldırıp kulübenin taş duvarına yasladı, arkadan yeniden girdi. Ayakta sikiyordu şimdi; Gideon parmak uçlarında yükseliyor, Yakup da kalçalarını iki eliyle kavrayıp yukarıdan aşağı sertçe bastırıyordu. “Al, al, al… her santimini yut götünle,” diye dişlerinin arasından söylüyordu. Gideon’un bacakları titriyordu, “Yarağın bağırsaklarıma dayanıyor… devam et, boşaltma hemen, sikmeye devam et,” diye yalvardı.
Pozisyon değiştirdiler yine. Yakup eski kanepenin kenarına oturdu, Gideon ters oturup yarağın üzerine indi. Kalçalarını daireler çizerek, yukarı aşağı zıplayarak bindirdi. Bu sefer Gideon kontrolü aldı ama Yakup alttan kalçalarına avuçlarıyla vuruyor, parmaklarını etine geçiriyordu. “Çalkala o kalçaları, arkadaşının yarağını götünde hoplat,” dedi Yakup. Gideon hızlandı, inip kalktıkça ıslak şapırtılar yükseliyordu. Kalçalarının etleri dalgalanıyor, Yakup’un taşaklarına çarpıyordu. Yakup bir ara Gideon’u durdurup sikini tamamen çıkardı, deliği açık kalan götünü seyretti. “Bak nasıl gül gibi açıldı senin o daracık delik. Benim yarağım için tasarlanmış,” diye güldü. Sonra yine sertçe oturttu üstüne.
Uzun dakikalar boyunca bu şekilde devam etti; ritim hiç düşmüyordu. Yakup ara sıra durup Gideon’un kalçalarını yalıyor, ısırıyor, parmaklarını sokup çıkarıyordu. Ter, tükürük ve döl karışımı bir ıslaklık her yeri kaplamıştı. Gideon’un sesi kısılmıştı ama hâlâ küfürler savuruyordu: “Götümü yırt, dölle doldur yine, ikinci raundu da içime boşalt lan!” Yakup’un iç düşünceleri de aynı derecede kirliydi: “Bu 22 yaşındaki göt, bu sıkı kalçalar… üzüm bağında terlerken gördüğüm andan beri sadece bunu istiyordum. Şimdi saatlerce sikebilirim.”
Son raunda geçtiler. Yakup Gideon’u yine dört ayak üstüne domalttı, saçlarını avucuna doladı ve dizgin gibi kullanarak vahşice sikmeye başladı. Hız inanılmazdı; kalçalar kıpkırmızı, tok sesler kulübeyi inletiyordu. Gideon’un götü artık tamamen gevşemişti, yarağı kolayca girip çıkıyor, her seferinde derinlere çarpıyordu. Yakup’un topları Gideon’un taşaklarına vuruyor, ıslak ıslak ses çıkarıyordu. “Boşalıyorum… bu sefer hepsini içindesin,” diye homurdandı Yakup. Hareketleri düzensizleşti, son bir dizi çok sert, çok derin darbeyle patladı. Kalın, sıcak fışkırtmalar Gideon’un bağırsaklarını ikinci kez doldurdu, fazla gelen döl kenarlardan taşarak sikinin etrafından fışkırdı.
Gideon da aynı anda boşaldı; eli sikine gitmeden, sadece içindeki yarağın baskısıyla sarsılarak fışkırttı, halının üzerine kalın beyaz şeritler attı. İkisi de titreyerek, homurdanarak boşaldılar. Yakup sikini yavaşça çıkardı, Gideon’un artık iyice genişlemiş, kırmızı ve dölden sırılsıklam olan göt deliğinden fışkıran karışımı seyretti. Son damlalarını da o açık deliğin tam üstüne boşalttı ve son sözünü söyledi: “Al lan hepsini, arkadaşının dölünü yut o fahişe götünle.”
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories