Written by AIEvery story here is written by an AI. Tell it what you want and it writes it for you →
Ask the writer →

Göl Kenarında En İyi Arkadaşımın Kalçalarına İlk Teslimiyetim

28 yaşındaki emlakçı Yiğit, en yakın arkadaşı 27 yaşındaki fitness eğitmeni Bruno’nun kalçalarına ateş başında teslim olup onu vahşi şekilde anal olarak beceriyor.

7 min read October 08, 2026New

Göl kenarındaki ahşap kulübe, yazın ortasında bile akşam serinliğinde ter kokusuyla doluyordu. Yiğit, yirmi sekiz yaşında, şehirde emlak işleriyle boğuşan bir adam olarak bu ıssız tatili en yakın arkadaşı Bruno’yla geçirmeyi kabul ettiğinde aklında sadece dinlenmek vardı. Bruno ise yirmi yedi, fitness eğitmeni, kasları ve o dar şortların içindeki dolgun, yuvarlak kalçalarıyla her hareketinde Yiğit’in gözünü kamaştırıyordu. Üç gündür yan yanaydılar. Sabah koşularında terleyen sırtına bakmak, duştan çıkıp peştamalla gezerken kalça çizgilerinin belirginleşmesini izlemek… Yiğit’in aklı göt deliğine takılı kalmıştı. Bruno da farkındaydı. Bakışları uzuyordu, omzuna koyduğu el biraz fazla kalıyor, “Bu şortu özellikle mi giydin lan” diye latife ederken sesi boğuklaşıyordu.

Akşam ateşi yakmışlardı. Kıvılcımlar havaya sıçrarken Bruno, kısa bir tişört ve o meşhur siyah şortuyla Yiğit’in yanına çöktü. Dizlerini çekti, sonra bilerek gerisingeri kayıp Yiğit’in kucağına oturdu. Sıcak poposu, kot pantolonun üzerinden bile Yiğit’in sikini ezdi. Bruno hafifçe kıpırdadı, kalçalarını yavaş yavaş sürttü.

“Bugün beni nasıl sikeceğini düşünüp durdun değil mi?” diye fısıldadı kulağına, nefesini boynuna üfleyerek. “O bakışların… götüme yapışıyorsun resmen.”

Yiğit’in eli otomatik olarak Bruno’nun beline sarıldı, parmakları şortun kenarından içeri süzüldü. “Düşünüyorum,” dedi boğuk sesle. “O yuvarlak götünü yarıp girmek, o deliği gerene kadar… evet. Dayanamıyorum artık.”

Bruno güldü, alçak ve boğuk. Kalçalarını bilinçli bir şekilde bir kez daha bastırdı, Yiğit’in sertleşen sikini hissettirerek. “O zaman al beni… ama önce arkadan, istediğin gibi. Anal istiyorum, net. Seni içimde hissedeceğim, götümü senin için açacağım. Tamam mı?”

“Tamam,” diye hırladı Yiğit. “Götünü sikmek istiyorum. Sert, derin. Bu kalçalar… lanet olsun.”

Öpüşmeye başladılar. Dil dolaşması aceleci, dişler dudakları ısırıyordu. Yiğit’in elleri Bruno’nun tişörtünü yukarı sıyırdı, sert karın kaslarına, göğsüne yayıldı; parmak uçları meme uçlarını sıkıştırırken Bruno inledi. Bruno’nun eli de kotun fermuarını indirdi, Yiğit’in taşaklarını avuçladı, sikini sımsıkı kavrayıp birkaç kez sıvazladı. Gerilim ateşin çıtırtısından daha yüksek ses çıkarıyordu. Bruno ayağa kalktı, şortunu ve donunu bir çırpıda indirdi. Dolgun kalçaları ateş ışığında parlıyordu; iki yuvarlak et, ortasında o dar, pembe delik hafifçe kırışmış halde.

“Dört ayak,” dedi Yiğit, sesi emir gibi. Bruno itaat etti, battaniyenin üzerine eğildi, dizlerini açtı, belini çukurlaştırıp götünü iyice yukarı kaldırdı. Kalçalarını iki eliyle tutup ayırdı, deliğini sergiledi. “Bak, senin için. Yala onu.”

Yiğit diz çöktü. Önce kalça etine dişlerini geçirdi, ısırık izleri bıraktı, sonra dilini yarığa dayadı. Uzun, yavaş bir yalama… tükürüğü deliğe sürdü, dil ucunu içeri sokup döndürdü. Bruno’nun nefesleri kesildi. “Ahh… daha derin, Yiğit… dilini sok.” Yiğit iki eliyle kalçaları daha da ayırdı, dilini olabildiğince içeri itti, yaladı, emdi, tükürüğünü bolca akıttı. Deliğin etrafı ıslandı, gevşemeye başladı. Sonra bir parmağını tükürükle kayganlaştırıp yavaşça soktu. Bruno’nun götü onu sımsıkı sardı. İkinci parmak… yavaş yavaş açtı, büktü, prostatına bastırdı. Bruno inliyordu, “Sik beni artık, yeter parmak… götümü doldur.”

Yiğit cebinden çıkardığı kayganlaştırıcıyı sıktı, parmaklarını ve sikini bolca yağladı. Başını deliğe dayadı. “Al şimdi.” Sertçe, ama kontrollü bir itişle girdi. Bruno’nun götü gerildi, genişledi; baş kısım içeri gömüldü. Yiğit bir an durdu, sonra yavaş yavaş daha derine… ta ki taşakları kalçalara çarpana kadar. “Sıkı… lanet götün ne kadar dar.”

“Hareket et,” diye inledi Bruno. “Vahşi istiyorum. Tokatla, söv, al beni.”

Yiğit belini tuttu, önce yavaş ritmle çekip soktu. Her girişte delik şap şap ses çıkarıyor, kayganlaştırıcı köpükleniyordu. Sonra tempo arttı. Vahşi vuruşlar… kalçalar şapırdıyordu. Elini kaldırıp bir tokat indirdi Bruno’nun sağ kalçasına. Kızaran et titredi. “Bu kalçalar artık benim,” diye küfretti. “Götün benim, deliğin benim. Sadece ben sikecem burayı. Anladın mı?”

“Senin… ahh sik beni daha sert… götüm senin!” Bruno geriye doğru itiliyordu, her darbeyi karşılıyordu. Yiğit iki elle kalçaları eziyor, parmak izleri bırakıyor, tokadı peş peşe yağdırıyordu. “Al o siki götüne… al hepsini.”

Bir süre böyle vahşi sikiştiler. Sonra Yiğit çıktı, Bruno’yu çevirdi, sırtüstü yatırdı. Bacaklarını omuzlarına aldı, dizlerini göğsüne doğru bastırdı. Bu pozisyonda delik daha açık, daha derindi. Tek bir itişle dibine kadar gömüldü. Bruno’nun siki karnına yapışmış, uçtan süzülen ön suyu parlıyordu. Yiğit eğildi, öpüşürken belini savurdu; derin, sert, acımasız. Her vuruşta taşaklar şap diye çarpıyor, Bruno’nun inlemeleri geceye karışıyordu. “İçimde… o kadar derin ki… boşalma, daha…”

Ter akıyordu. Göğüsler birbirine yapışıyor, ateşin sıcaklığı ciltlerini yakıyordu. Yiğit ritmi bozmadan, “Boşalacağım… kalçalarının arasına… o götün üzerine” diye hırladı. Birkaç sert savuruş daha… sonra çıktı, sikini iki kalçanın arasına dayayıp hızla sıvazladı. Beyaz, koyu döl fışkırdı; yarıkta, deliğin girişinde, kızarmış etin üzerinde aktı. Bruno’nun kendi siki de o sırada seğiriyor, Yiğit’in karnına sıcak boşalıyordu.

Yiğit nefes nefese Bruno’yu kucağına çekti. Döl hâlâ kalçalarının arasında kaygan ve sıcakken, Bruno’nun terli sırtını göğsüne yasladı. Elleri hâlâ o dolgun etleri yoğuruyordu, parmak uçları kirli, yapışkan deliğin etrafında dolaşıyordu. Bruno başını omzuna yasladı, sesi kısık: “Bu daha başlangıç… gece uzun. Bir daha istiyorum. Daha derin, daha fazla.”

Yiğit’in siki yarı sert, hâlâ zonkluyordu. Parmaklarını yeniden o ıslak yarığa soktu, yavaşça oynattı. “Alacaksın,” diye fısıldadı. “Götünü sabaha kadar kullanacağım. Ama önce… bir şey daha var.” Ateşin alevleri yüzlerini aydınlatırken, ikisinin de bakışlarında bitmemiş, daha karanlık bir açlık vardı; kulübenin içi, gölün karanlığı ve gece henüz onları bırakmamıştı.

Yiğit parmaklarını Bruno’nun hâlâ ıslak, döl bulaşmış yarığında yavaş yavaş kıvırırken ateşin çıtırtısı kulaklarında uzaklaştı. Bruno’nun terli sırtı göğsüne yapışmıştı; kalçalar hâlâ avuçlarının içinde, yumuşak ve kızarmış. “Bir şey daha var,” demişti az önce. Şimdi o sözü somutlaştırdı.

“Kalk,” diye fısıldadı kulağına. “İçeri gireceğiz. Yatakta seni parçalayacağım.”

Bruno inleyerek doğruldu, dizleri titreyerek ayağa kalktı. Döl hâlâ kalçalarının arasında ince bir çizgi halinde süzülüyordu; her adımda uyluklarına yapışıyordu. Yiğit peşinden gitti, elini o dolgun ete bastırarak kulübenin ahşap kapısını açtı. İçerisi loştu, tek bir lamba yandı. Yatak göl kenarına bakan pencerelerin hemen altındaydı; serin hava içeri süzülürken ikisinin de teni ateşten kalma sıcaklığı taşıyordu.

Yiğit Bruno’yu yatağa itti, yüzüstü. “Dizlerini çek, belini kır. Daha fazla. O götü bana tam sun.” Bruno itaat etti; dizleri göğsüne yaklaştı, kalçaları havaya kalktı, deliği hâlâ aralık ve parlak. Yiğit üstüne eğildi, dilini yeniden o yarığa bastırdı—bu sefer daha aç, daha iştahlı. Tükürüğünü akıttı, dilini içeri sokup döndürdü, emdi. Bruno’nun iniltisi yastığa boğuldu. “Lanet… dilin… ahh Yiğit, götümü yala, ıslat daha…”

Yiğit iki parmağını birden soktu, kayganlaştırıcıyı unutup döl ve tükürükle yetindi. Parmakları prostatına bastırırken Bruno’nun siki yatağa sürtünüyor, ön suyu çarşafa iz bırakıyordu. “Bak ne kadar aç,” diye hırladı Yiğit. “Az önce boşalmışsın hâlâ seğiriyor deliğin. Beni istiyor.” Üçüncü parmağı ekledi; yavaş yavaş, bastırarak. Bruno’nun götü gerildi, sonra gevşedi, aldı. “Sik beni… yeter, doldur artık.”

Yiğit sikini avuçladı. Hâlâ yarı sertti ama Bruno’nun o açık, kıpkırmızı deliğini görünce damarları zonkladı, hızla sertleşti. Başını dayadı, bir nefeste girdi—bu sefer tek hamlede dibine kadar. Bruno’nun çığlığı boğuk çıktı. “Siktir… dolu… her yeri doldurdun.” Yiğit hareket etmedi bir an; taşakları kalçalara yaslı, nabzı deliğin içinde atıyordu. İçeriden hissettiği o sıcak, dar halka onu delirtiyordu. “Sık beni,” dedi. “O göt kaslarını sık, sikimi ez.”

Bruno itaat etti. Delik sıkılaştı, Yiğit’in sikini kavradı. Yiğit inledi, belini geri çekti, sonra vahşi bir savuruşla girdi. Tempo hemen yükseldi. Şap şap şap—kalçalar çarpışıyor, yatak gıcırdıyor, ahşap zemin inliyordu. Yiğit iki elle kalçaları eziyor, parmak izlerini derinleştiriyor, ara ara tokat yağdırıyordu. “Bu et benim,” diye sövüyordu. “Bu delik benim ambarım. Sabaha kadar boşaltacağım içine. Anladın mı lan?”

“Anladım… ahh daha sert… götümü parçala!” Bruno geriye itiliyordu; her darbeyi karşılıyor, belini kıvırıp daha derine alıyordu. Yiğit bir elini Bruno’nun ensesine götürdü, boynunu hafifçe bastırdı—zorlamadan, sadece hakimiyet için. Bruno’nun yüzü yastığa gömüldü, inlemeleri boğuklaştı. “Söyle,” diye hırladı Yiğit. “Kimin götü bu?”

“Senin… senin götün, senin deliğin… sik beni, boşalt içime…”

Yiğit çıktı aniden. Bruno inledi, boşluk hissiyle kıvrandı. Yiğit onu sırtüstü çevirdi, bacaklarını omuzlarına aldı, neredeyse ikiye katladı. Bu açıda delik tamamen sergilenmişti; kızarmış, şişmiş, döl ve kayganlaştırıcıyla parlıyordu. Yiğit sikinin başını o halkaya sürttü, oyalanarak. “Yalvar,” dedi. “İçeri almam için yalvar.”

Bruno’nun gözleri ateş gibiydi. “Lütfen… götümü sik, Yiğit. Derin… vahşi… içimde boşal, doldur beni. İstiyorum, sana açıyorum her şeyimi.”

Yiğit girdi. Bu sefer ritimsiz, acımasızdı. Her vuruşta taşaklar şap diye çarpıyor, Bruno’nun siki kendi karnında zıplıyor, ön suyu fışkırıyordu. Yiğit eğildi, Bruno’nun dudağını ısırdı, dilini ağzına soktu; öpüşürken belini savurdu. Ter göğüslerini yapıştırıyordu. “Bak bana,” diye emretti. “Seni sikerken gözlerime bak. O kalçaların… lanet olsun, en yakın arkadaşımın götünü yarıyorum ve sen seviiyorsun.”

“Seviyorum,” diye inledi Bruno. “Daha fazla… elimle… sikimi de tut.”

Yiğit bir elini Bruno’nun sikine sardı, sertçe sıvazladı; aynı anda belini savurmaya devam etti. Çift ritim—götte ve elde—Bruno’yu sınırına itti. “Boşalacağım… Yiğit, götümde… sikinle…” Yiğit hızlandı, tokatladı bir kez daha kalçayı, “Boşal o zaman. Götünü siktirirken boşal. Bana göster.”

Bruno’nun bedeni gerildi. Sıcak döl fışkırdı; kendi göğsüne, Yiğit’in eline, karın kaslarına. Deliği o anda şiddetle kasıldı, Yiğit’in sikini sıktı. Yiğit dayanamadı. “İçinde… alıyorum…” birkaç savuruş daha—derin, son—ve boşaldı. Koyu, bol döl fışkırdı; Bruno’nun götünün en dibine aktı, her nabızda daha fazla. Yiğit dibine kadar gömülü kaldı, zonklayarak, boşalmayı uzatarak. “Al… hepsini al… götün benim tohumumu içiyor.”

Bir süre öyle kaldılar. Nefesler ağır, ter yapışkan. Yiğit yavaşça çıktı; delik aralık kaldı, beyaz döl yavaş yavaş süzüldü, yatağa damladı. Yiğit o manzarayı izledi, parmağıyla deliğin kenarını sıvazladı, sızan dölü tekrar içeri itti. Bruno titredi. “Hâlâ… doluyum.”

Yiğit yanına uzandı, Bruno’yu kucağına çekti. Elleri yine o kalçalara gitti; yoğurdu, ayırdı, kirli deliği okşadı. “Gece bitmedi,” diye fısıldadı. “Bir tur daha… ama bu sefer sen üstte olacaksın. O kalçalarını benim sikime oturtacaksın, zıplayacaksın. İstiyor musun?”

Bruno başını kaldırdı, göz göze geldi. Dudakları şiş, sesi boğuk ama netti. Gölün karanlığı pencereden süzülürken, ateşin uzak alevi yüzlerini yalıyordu. Yiğit’in siki yeniden sertleşmeye başlamıştı; Bruno’nun kalçasına sürtünüyordu. Bruno gülümsedi, alçak ve aç.

Parmağını Yiğit’in göğsüne bastırdı, kalçalarını bilerek o yarı sertliğe sürttü ve sordu:

“Peki sabaha kadar kaç kere daha o götümü senin malın gibi kullanmana izin vermemi istiyorsun, Yiğit?”

Rate this story

★★★★★
Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged rimming anal doggy-style creampie dirty-talk

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.