Kar Fırtınasında Dövme Salonunda İlk Öpücüğümüz
28 yaşındaki dövmeci Gwen'le 26 yaşındaki Defne, kar fırtınasında dövme salonunda mahsur kalıp tutkulu ilk öpücüklerini vererek ateş
Kar fırtınası dışarıda uğulduyor, camları döverek salonun içini bile titretiyordu. Gwen, 28 yaşındaki dövmeci, tezgâhın arkasında son temizliğini yapıyordu. Dükkânı erken kapatacaktı; böyle bir havada kimse gelmezdi ki. Siyah tişörtü vücuduna yapışmış, kollarındaki kendi dövmeleri loş ışıkta parlıyordu. “Eve gidip sıcak duş alayım, bu gece yalnız film izlerim,” diye mırıldandı kendi kendine, ama sesi pek ikna edici çıkmamıştı. Çünkü son birkaç aydır buraya gelen 26 yaşındaki Defne’yle aralarında o hafif, oyunbaz bakışmalar vardı. Kadın her randevuda biraz daha uzun kalıyor, Gwen de her seansta biraz daha yavaş çalışıyordu. İkisi de bunu fark ediyordu ama hiçbir şey demiyorlardı. Tam kapıyı kilitlemek için uzanmıştı ki sert bir vuruş duyuldu.
Gwen irkildi, perdeyi araladı. Karların içinde Defne dikiliyordu; montu beyazlanmış, saçları ıslanmış, yanakları soğuktan pembe pembe. Gwen kapıyı hemen açtı. Defne içeri daldı, nefesi buhar çıkarıyordu.
“Gwen, yalvarırım! Randevum için son anda yetiştim. Telefonum çekmiyordu, taksi de yolda kaldı. Dışarıda donarak ölmek istemiyorum. Lütfen…”
Gwen güldü, kapıyı arkasından kapattı. “Defne, sen manyak mısın? Bu fırtınada dışarıda ne işin var? Gel, ısın. Tabii ki kalacaksın. Ben de seni dışarı atmam zaten.”
Defne montunu çıkardı, altında dar bir kazak ve kot vardı. Vücudu hafifçe titriyordu ama gözleri Gwen’inkileri bulunca titreme bambaşka bir şeye dönüştü. İkisi de aynı anda gülümsedi. Gwen içinden, “Bu kar fırtınası tam da istediğim bahane oldu galiba,” diye geçirdi. Defne ise “Nihayet yalnızız… ve kimse gelmez. Tanrım, bu fırsatı kaçırırsam aptalın tekiyim,” diye düşündü. Aralarındaki o uzun zamandır biriken flört gerilimi, salonun havasını anında değiştirmişti. Gwen sobayı yakmak için eğildi, odunlara ateş verdi. Kısa sürede salon ısınmaya başladı. Kahve makinesini çalıştırdı, iki fincan koydu.
“Kolundaki yarım dövmeyi bitirelim mi?” diye sordu Gwen, sesi biraz daha kalın çıkmıştı. “Madem buradasın… hem zaman geçer.”
Defne koltuğa yerleşti, kolunu uzattı. “Bitir. Zaten senin dokunuşunu özlemiştim.” Cümle masum gibiydi ama ikisi de altında yatanı biliyordu. Gwen kahveleri getirdi, bir yudum aldıktan sonra makineyi hazırladı. İğnenin uğultusu odayı doldurdu. Yaklaştığında Defne’nin kokusu burnuna doldu; vanilya ve karışmış ıslak saç kokusu. Gwen’in kalbi hızlandı. Dövmenin çizgilerini takip ederken parmakları Defne’nin koluna değiyor, her dokunuşu biraz daha uzun sürüyordu.
Defne’nin nefesi hızlandı. İğne derisine her battığında hafifçe inliyordu ama o iniltilerin hepsi acıdan değildi. Gwen eğildiğinde uzun saçları Defne’nin boynuna düşüyordu. Dövmeci kadın bir ara makineyi durdurdu, parmaklarını yavaşça Defne’nin ensesine götürdü ve saçlarını kenara çekti. Tenine değen parmakları sıcaktı. Dudakları neredeyse kulağına değecek kadar yaklaştı.
“Böyle güzel teni öpmek isterdim,” diye fısıldadı Gwen, sesi hem utangaç hem de cesur çıkmıştı.
Defne bir an durdu, sonra kahkaha attı. Gülüşü salonu doldurdu, gerilimi hem kırıyor hem de daha da ateşli hale getiriyordu. “O zaman niye hâlâ bekliyorsun, Gwen? Kar fırtınası kapıda, biz buradayız… Aptal mıyız yoksa?”
İkisi de aynı anda güldüler. Gülüşleri birbirine karıştı, göz göze geldiler ve aynı anda hareket ettiler. İlk öpücük aceleci, biraz çarpık ama inanılmaz ateşliydi. Dudakları birbirine yapıştı, Gwen’in eli Defne’nin saçlarının arasına girdi, Defne de Gwen’in tişörtünün yakasından tuttu. Öpücük derinleşti; dilleri birbirini buldu, tadını keşfetmeye başladı. İkisi de uzun zamandır bunu hayal ettiğini içten içe itiraf ediyordu. Gwen’in aklından “Bu kadın beni öldürecek, ama gülerek ölürüm,” düşüncesi geçti.
Öpüşürken Gwen Defne’yi dövme koltuğuna doğru itti, onu oturttu ve üzerine çıktı. Bacakları iki yana açılmış, ağırlığını Defne’nin kucağına vermişti. Dilleri hâlâ birbirinin ağzında dans ediyordu; ıslak, sıcak, aç. Defne inleyerek Gwen’in tişörtünü yukarı sıyırdı, başından çıkardı. Gwen’in dolgun memeleri ortaya çıktı; uçları zaten sertleşmişti. Defne hemen eğildi, birini ağzına aldı. Dilini etrafında döndürdü, emdi, hafifçe ısırdı. Gwen başını geriye attı, bir kahkaha ile karışık inilti çıkardı.
“Ah siktir… Defne, senin ağzın çok iyi,” diye mırıldandı, sesi titriyordu.
Defne memeyi bırakmadan güldü, sesi Gwen’in teninde titreşim yarattı. “Senin memelerin de çok güzelmiş. Dokunmak yetmiyordu, emmek lazımmış.”
Gwen pantolonunun düğmesiyle uğraşmaya başladı. Defne’nin kotunu ve iç çamaşırını aşağı sıyırdı. Defne’nin bacakları açıldı, ıslak amı ortaya çıktı; dudakları şişmiş, parlaklaşmıştı. Gwen parmaklarını hemen oraya götürdü, ıslaklığı hissedince kendi amının da sızladığını fark etti. İki parmağını yavaşça içine soktu, Defne’nin içini okşadı. Defne kalçasını kaldırdı, inledi.
“Gwen… daha derine… lütfen.”
Gwen parmaklarını ritmik hareket ettirirken Defne de Gwen’in belini kavradı, kalan kıyafetlerini çıkarmaya çalışıyordu. Kısa sürede ikisi de neredeyse çıplaktı. Gwen koltuğun genişliğine şükrederek pozisyon değiştirdi. “69 olalım… seni yalamak istiyorum,” dedi, sesi hem emredici hem de oyuncu çıkmıştı.
Defne sırıtarak başını salladı. “Üstte sen ol. Götünü yalamak istiyorum.”
Gwen güldü. “Ne kadar da açık sözlüsün bugün.”
Hemen pozisyona girdiler. Gwen üstte, Defne’nin yüzünün üzerine oturdu. Defne’nin ıslak amı tam önünde duruyordu. Gwen eğildi, dilini klitorise bastırdı, emmeye başladı. Defne’nin tadı ağzını doldurdu; tatlı, kadınsı, bağımlılık yapan. Defne de aynı anda Gwen’in götünü iki eliyle araladı, dilini göt deliğinin etrafında gezdirdi, sonra ıslak amına indi. Gwen’in amını yalıyor, parmaklarını içine sokup çıkarıyordu. İkisi de aynı anda inliyordu. Salon iğne makinesinin uğultusu yerine ıslak yalama sesleri, inlemeler ve kahkahalarla dolmuştu.
Gwen klitorisi emerken parmaklarını Defne’nin amına iki tane birden soktu, hızlı hızlı pompalıyordu. Defne ise Gwen’in götünü diliyle ıslatıyor, bir parmağını yavaşça göt deliğine bastırıyordu. Gwen kalçasını Defne’nin yüzüne bastırdı, zevkten titriyordu.
“Defne… çok iyi yapıyorsun… kahretsin, fırtına dışarıda, biz burada birbirimizi yiyoruz,” diye güldü Gwen, sesi boğuktu.
Defne ağzı Gwen’in amıyla dolu olduğu halde mırıldandı, sesi titrek ve neşeliydi: “Daha yeni başladık… Seni boşaltmadan bırakmam.”
Gwen’in bacakları titremeye başladı, Defne’nin parmakları hem amında hem götünde ritim tutuyordu. Defne de Gwen’in emişiyle kalçasını kaldırıp indiriyordu. İkisinin de nefesi hızlanmış, tenleri terle parlamıştı. Zevk dalgaları ikisini de sardı, ama tam o anda, ikisi de zirveye yaklaştığı sırada Gwen makineyi devirdi, metalik bir ses çıktı. İkisi de duraksamadan devam ettiler ama Gwen içinden “Bu daha bitmedi… bu fırtına sabaha kadar sürer, biz de süreriz,” diye düşündü. Defne’nin dili daha derine girerken Gwen de onun klitorisini daha sert emdi. Salonun sıcaklığı, kar fırtınasının uğultusu ve ikisinin de bastıramadığı inlemeleri birbirine karışıyordu. Henüz kimse boşalmamıştı ama ikisi de bu gecenin daha çok uzun olacağını, birbirlerini defalarca tadacaklarını hissediyordu.
Kar fırtınası camları döverken Gwen kalçalarını Defne’nin yüzüne daha sert bastırdı. Defne’nin dili göt deliğinin kenarlarını ıslak ıslak yalıyor, sonra amının içine kayıyor, parmakları da ritmini hiç bozmadan iki deliğinde aynı anda hareket ediyordu. Gwen’in bacak içleri titriyordu; ter damlaları sırtından aşağı süzülürken Defne’nin sıcak nefesini amında hissediyordu. “Defne… parmağın götümde inanılmaz geriyor beni,” diye inledi Gwen, sesi hem zevkten hem de gülmekten çatallaşmıştı. İçinden geçiriyordu: Bu kadın resmen beni mahvediyor, ama mahvolurken gülüyorum, ne aptalca güzel bir durum.
Defne cevap vermedi, sadece daha aç bir şekilde emdi. Gwen’in klitorisini dudaklarının arasına alıp emerken bir parmağını götüne tamamen soktu. Gwen’in gözleri kaydı, kalçası Defne’nin ağzına yapışır gibi indi. Dil, parmak, sıcaklık… hepsi aynı anda patladı. “Geliyorum… ah siktir, boşalıyorum Defne!” diye bağırdı ve kahkahası iniltiye karıştı. Vücudu sarsıldı, amından fışkıran sular Defne’nin çenesinden boynuna aktı. Orgazmı uzun sürdü; bacakları kasılıyor, kalçası istemsizce Defne’nin yüzünde daireler çiziyordu. Defne ise boğulur gibi güldü ama yalamayı bırakmadı, her damlayı ağzına aldı.
“Senin suların yüzüme maske oldu resmen,” dedi Defne boğuk bir kahkahayla, sesi ıslak ve neşeliydi. Gwen hâlâ titrerken doğruldu, pozisyon değiştirip Defne’nin üzerine uzandı. Şimdi yüz yüze, memeleri memelerine yapışmıştı. Defne’nin sert uçları Gwen’in tenine batıyordu. Öpüştüler; dilleri kendi ve birbirlerinin tadıyla karışmıştı. Gwen elini Defne’nin amına götürdü, dört parmağını birden yavaşça soktu. Defne’nin gözleri faltaşı gibi açıldı.
“Gwen… dört parmak mı? Manyak mısın sen?” diye sordu ama sesinde itiraz yoktu, sadece hayret ve zevk vardı. Kalçasını parmaklara doğru bastırdı. Gwen ritmi hızlandırdı, avucu Defne’nin klitorisine çarpıyor, içini açıyordu. “Senin amın bu kadar açgözlü olunca ne yapayım? Kar fırtınası dışarıda, sen de burada açsın,” dedi Gwen sırıtarak. Defne güldü, kahkahası inlemeye dönüştü. Gwen memesini ağzına aldı, dişleriyle ucunu çekiştirirken parmaklarını içinden hiç çıkarmıyordu.
Defne’nin karnı kasılmaya başladı. “Ben de… ben de geliyorum… daha hızlı Gwen, lütfen!” Gwen parmaklarını daha sert, daha derin sokup çıkardı. Defne’nin amı ıslak şapırtılar çıkarıyordu. Birden Defne’nin sırtı koltuktan kalktı, bacakları gerildi ve güçlü bir fışkırtıyla boşaldı. Suları Gwen’in bileğine, koltuğa ve yere sıçradı. Defne’nin çığlığı salonu doldurdu ama hemen ardından ikisi de gülmeye başladılar; kahkahaları orgazmın şiddetini bile bastıramıyordu.
“Bak şuna, dövmeci koltuğunu sel bastı,” dedi Gwen nefes nefese, alnını Defne’nin alnına dayamıştı. Defne hâlâ titreyerek güldü. “Senin suçun. O kadar güzel parmaklıyordun ki tutamadım kendimi.” Bir süre öyle kaldılar, terli vücutları birbirine yapışmış, solukları karışmıştı. Ama ikisinin de gözlerinde hâlâ aynı açlık vardı. Gwen doğrulup Defne’yi koltuktan kaldırdı. Bacakları hâlâ titriyordu, birbirlerine tutunarak güldüler.
“Gel, şu tezgâhın üstüne çıkalım. Orası daha geniş,” dedi Defne. Tezgâhın üzerine tırmandılar; makine devrilmiş, kâğıt havlular yere saçılmıştı. Hiç umursamadılar. Defne Gwen’i sırtüstü yatırdı, bacaklarını ayırıp kendi bacaklarını onun bacağına doladı. Amı amına yapıştı. Islak, sıcak, kaygan etler birbirine sürtünmeye başladı. Klitorisleri her sürtünmede elektrik çarpıyor gibiydi.
“Bak nasıl ıslak ses çıkarıyor,” dedi Gwen kıkırdayarak. Defne kalçasını daireler çizerek bastırdı, amını Gwen’inkine daha sert sürttü. “Ses mi? Fırtına bile bizi kıskanmıştır şimdi.” İkisi de güldü ama gülüşleri çabuk kesildi çünkü zevk tekrar yükseliyordu. Gwen Defne’nin kalçalarını iki eliyle kavradı, ritmi ayarladı. Memeleri sallanıyor, ter damlaları göbeklerinden aşağı akıyordu. Defne öne eğildi, Gwen’in memesini emerken amını daha hızlı sürtmeye başladı.
“Gwen… klitorisim seninkine değdikçe deliriyorum,” diye inledi Defne. Gwen de aynı şekilde inliyordu. “Ben de… amın çok sıcak… hadi daha hızlı sürttür kendini.” Tezgâh hafifçe gıcırdıyordu ama sesleri onların inlemeleri ve ıslak sürtünme sesleri bastırıyordu. Gwen bir elini aralarına soktu, iki klitorisi birden parmaklarının arasında sıkıştırdı. Defne’nin gözleri kapandı, başı geriye düştü.
Bu sefer orgazmları neredeyse aynı anda geldi. Önce Defne kasıldı, “Boşalıyorum yine… seninle beraber!” diye bağırdı. Gwen de onun peşinden gitti; kalçası havaya kalktı, amı Defne’ninkine yapışıp kaldı. İkisinin de bacakları titriyordu, suları birbirine karışıyordu. Uzun, ıslak, sarsıcı bir boşalmaydı. Defne Gwen’in üzerine yığıldı, memeleri ezildi, nefesleri birbirinin boynunda ıslak ıslak esiyordu.
Bir süre konuşmadılar. Sadece kalp atışlarını, dışarıdaki rüzgârın uğultusunu ve kendi nefeslerini dinlediler. Gwen parmaklarını Defne’nin sırtında yavaşça gezdirdi, tırnaklarıyla hafif tırmaladı. Defne de Gwen’in saçlarını okşuyordu. Salon artık çok sıcaktı; soba hâlâ yanıyor, terli vücutlarından buhar çıkıyordu sanki.
Defne doğruldu, Gwen’in dudaklarına yavaş bir öpücük kondurdu. “Bu gece… hayatımın en komik ve en güzel fırtınası oldu,” diye fısıldadı. Gwen gülümsedi, “Ben de seni dışarı atsaydım keşke… o zaman bu kadar ıslanmazdık,” dedi ama sesi artık yorgun ve tatlıydı. Defne kıkırdadı, Gwen’in göğsüne başını koydu.
Sonra konuşma bitti. İkisi de sustu. Gwen kolunu Defne’nin beline doladı, Defne de bacağını Gwen’in bacağına attı. Vücutları yavaş yavaş sakinleşiyordu. Terleri soğumaya, kalp atışları normale dönmeye başladı. Kar fırtınası dışarıda hâlâ deli gibi esiyordu ama içerisi sessizdi. Ne inilti, ne kahkaha, ne ıslak ses. Sadece ikisinin düzenli nefesleri ve arada bir sobanın hafif çıtırtısı.
Gwen gözlerini kapattı, Defne’nin sıcaklığını teninde hissederek. Defne de Gwen’in boynuna yüzünü gömdü. Hiçbiri konuşmadı. Salonun loş ışığında, ıslak koltukta, devrilmiş makinenin yanında, birbirlerine sarılmış halde öylece kaldılar. Kar fırtınasının sesi bile yavaş yavaş uzaklaşıyor gibiydi. Geriye sadece derin, tatlı, yorgun bir sessizlik kaldı.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories