Karaoke Kabininde Tatil Yabancısına İlk Defa Teslim Oluyorum
22 yaşındaki Ece, Antalya tatilinde karaoke kabininde tanıştığı 28 yaşındaki İtalyan Sergio'ya ilk defa gönüllü teslim oluyor.
Ben 22 yaşındaki üniversite mezunu Ece’yim. Antalya’daki tatil köyünde ilk defa tek başıma bir karaoke kabinine girdim. Dışarıdaki gürültüden, sahildeki kalabalıktan kaçmak istemiştim. Küçük kabin loştu, kadife kanepe ve renkli ışıklar vardı. Kapıyı kapatır kapatmaz yanımda başka birinin olduğunu fark ettim. 28 yaşındaki İtalyan turist Sergio. O da yalnızdı. Kısa saçları, bronz teni, omuzları geniş bir adam. Gözleri bana kayınca gülümsedi.
“Merhaba… alone too?” dedi, İngilizcesi aksanlı, Türkçesi kırık. “Ben Sergio. Sen?”
“Ece,” dedim. Sesim titredi. Oturduk. Mikrofonu elime aldım ama şarkı seçmek yerine konuşmaya başladık. O Türkçe kelimeler karıştırıyordu, ben de İngilizce. Gülüyorduk. Bakışları yüzümden boynuma, boynumdan göğsüme kayıyordu. Elbisenin ince askıları omzumdan kaymıştı. İçimde ilk defa böyle yoğun bir şey kıpırdadı. Bacaklarımın arası sızladı. O da hissetmişti; dizini hafifçe benimkine sürttü. “You feel it too, yes?” diye fısıldadı. Başımı salladım. Tatlı bir gerilim kabini doldurdu. Ne nefes alabiliyordum ne de bakışlarımı kaçırabiliyordum.
Şarkıyı seçtik. Ben söylemeye başladım, sesim titrek. Sergio arkamdan yaklaştı. Elleri belime oturdu. Sıcak parmakları kumaşın üstünden tenime bastı. Gözlerimi kapadım, geriye yaslandım. Sırtım göğsüne değdi. Dönüp dudaklarını buldum. İlk öpüşme yavaştı, sonra derinleşti. Dili ağzıma girdi, ben de karşılık verdim. Elleri yukarı kaydı, memelerimi avuçladı. Meme uçlarım sertleşmişti, parmakları kumaşın üstünden onları sıkıştırdı. “İlk defa mı?” diye sordu, nefesi boynumda.
Utandım ama yalan söylemedim. “Evet… ama seni istiyorum. Gerçekten istiyorum.” Gözlerime baktı, gülümsedi. “Ben de seni. İkimiz de istiyoruz, tamam mı?” “Tamam,” dedim. Karşılıklı, net. Kapıyı kilitledi. Öpüşmeler daha ateşli oldu. Ellerim tişörtünü çıkardı, göğsündeki tüyleri okşadım. O elbiseni sıyırdı, sütyenimi açtı. Memelerim serbest kaldı; avuçladı, emdi, dilini uçlarına gezdirdi. Külotumu indirdim, o da pantolonunu. İkimiz çıplaktık. Kalın siki dimdikti, ucundan sıvı sızıyordu.
Beni kanepeye yatırdı. Bacaklarımı açtı, dizlerimin arasına yerleşti. Önce burnunu amıma sürttü, kokladı. Sonra dilini klitorisime bastırdı. Yavaş yavaş yaladı, dairesel hareketler. Parmaklarından ikisini ıslatıp içime soktu. “Ah… Sergio…” diye inledim. Parmakları kıvrılıp o noktaya bastıkça kalçalarım titredi. Dil klitorisimdeyken parmakları ritmik girip çıktı. İlk defa bir adamın beni böyle yediğini hissediyordum. Karın kaslarım gerildi, bacaklarım titredi. “Geliyorum…” diye boğuk boğuk söyledim. Orgazm bütün vücudumu sardı; amım parmaklarını sıkı sıkı kavradı, ben de inleyerek boşaldım. Sıvım diline aktı, o da yutkunarak gülümsedi.
Hâlâ titrerken diz çöktüm. Onun kalın sikini elime aldım. Sıcak, damarlı, ağır. Ağzıma götürdüm, dudağımla ucunu öptüm. Sonra yavaşça içeri aldım. Dilimi alt tarafından gezdirdim, emdim. Elimle taşaklarını okşadım, hafifçe sıktım. Sergio’nun eli saçıma gitti, ama zorlamadı. “Böyle… evet, Ece…” diye homurdandı. Tükürüğüm sikini ıslattı, boğazıma kadar almaya çalıştım. Gözlerim sulandı ama devam ettim. Taşaklarını avuçlarken ağzımla inip çıktım. Tadı tuzlu, kokusu erkeğe özgüydü. İlk defa bir siki ağzımda bu kadar istekle tutuyordum.
Sonra beni tekrar kanepeye yatırdı. Bacaklarımı omzuna koydu, missionary’ye geçti. Sikinin ucunu amıma dayadı. “Hazır mısın?” “Evet, gir… lütfen.” Yavaşça içeri girdi. İlk seferdi; gerildim, doldum. Acı karışık bir dolgunluk. Bekledi, öptü. Sonra hareket etmeye başladı. Ritmini artırırken kulağıma fısıldadı: “Bana ver kendini. Tamamen.” Bacaklarımı beline doladım, topuklarımla onu daha derine çektim. Her darbede klitorisim sürtünüyordu. “Daha sert… istiyorum,” dedim. O da hızlandı. Memelerim zıplıyordu, ter kokumuz karışmıştı. İçimde o ilk acı yerini zevke bırakmıştı; her girişi beni inletti.
Bir ara beni çevirdi. Dizlerimin üstüne çöktüm, ellerim kanepenin kenarına. Arkadan girdi. Doggy’de daha derindi. Kalçalarımı kavradı, sertçe vurmaya başladı. “Al beni… hepsini,” diye fısıldadı. Her darbeyle götüm sarsılıyordu, amım ıslak sesler çıkarıyordu. Bir elimle klitorisimi ovarak kendimi daha da yükseğe taşıdım. “Sergio… boşalacağım yine…” O da hızlandı, nefes nefese. “Ben de… birlikte.” Son birkaç sert vuruşta ikimiz birden geldik. O içimde boşaldı, sıcak fışkırmalar hissettim; ben de amım kasıla kasıla onu sıkarken inledim. Sıvımız karıştı, bacaklarımdan aktı.
İkimiz de ter içinde, nefes nefese kaldık. Sergio yavaşça çıktı, yanımda uzandı. Göğsü inip kalkıyordu. Eli hâlâ belimdeydi, parmakları ıslak tenimi okşuyordu. Gözlerimi açtım; o bana bakıyordu, gülümsemesi tatlı ama aç. “Bu… sadece başlangıçtı, Ece,” diye fısıldadı. Sesi kalındı. Parmağıyla boynumdan meme ucuma bir çizgi çekti. “Daha neler istediğini biliyor musun? Çünkü ben bilmek istiyorum. Kabinin dışında da… gece boyunca.” Kalbim hâlâ deli gibi atıyordu. Amım sızlıyordu, onun menisi içimde süzülüyordu. Ama gerilim bitmemişti. Gözlerinde başka bir şey vardı; daha karanlık, daha aç. Dudaklarını kulağıma yaklaştırdı ve fısıldadı: “Biraz dinlen… sonra sana daha fazlasını göstereceğim. İstiyor musun?” Cevabım boğazımda düğümlendi. İstiyordum. Ama ne kadar ileri gideceğimizi ikimiz de henüz bilmiyorduk.
Dinlendik. Sergio’nun göğsü hâlâ inip kalkıyordu, benimki de. Parmakları belimdeki teri sildi, yavaşça kalçama kaydı. “Dinlen… ama çok değil,” diye fısıldadı. Gözleri o karanlık açlığı taşıyordu. Ben de istiyordum. Amım sızlıyordu ama içimde hâlâ o dolgunluk hissi vardı; onun menisi süzülürken yeni bir boşluk açılıyordu. “Daha… ne istiyorsun?” diye sordum, sesim boğuk.
Gülümsedi, beni yavaşça kucağına çekti. “Senin her şeyini. Götünü de istiyorum, Ece. İlk defa oraya da gireceğim. İstiyor musun?” Kalbim çarptı. Korku karışık bir heyecan. “Evet… ama yavaş. Senin için istiyorum.” Karşılıklı netti yine. O ayağa kalktı, beni kanepenin kenarına diz çöktürdü. Arkadan öptü boynumu, dişlerini hafifçe bastırdı. Elleri memelerimi kavradı, sıkıştırdı; meme uçlarımı parmakları arasında ezerken “Tamamen teslim ol bana,” dedi. “Benim ol. Bu gece boyunca.”
Tükürüğünü parmaklarına sürdü, göt deliğime bastırdı. Yavaşça bir parmak soktu. Sıkıydım, yandım ama o kıpırdattıkça acı eridi, yerini dolgun bir baskıya bıraktı. “Gevşe… evet, böyle,” diye homurdandı. İkinci parmağını ekledi, açtı beni. Ben inledim, alnımı kanepeye dayadım. Diğer eliyle klitorisimi ovdu; ıslaklığım hâlâ aktı, parmakları kaydı. “Sergio… ah, daha…” Bacaklarım titredi. Parmaklarını çıkardı, sikinin ucunu o dar deliğe dayadı. “Hazır mısın? Söyle.” “Gir… lütfen, al beni.”
Yavaş yavaş itti. Baş kısmı girdi, gerildim, nefesim kesildi. “Yavaş… dolduruyorsun,” diye inledim. Bekledi, eli belimde okşadı. Sonra santim santim ilerledi. Her itişte doluyordum; acı zevke karıştı, gözlerim doldu. Tamamen içeri girdiğinde donup kaldık. “Sikişiyorum götünü, Ece… ilk defa. Ne kadar sıcaksın, sıkıyorsun beni.” Hareket etmeye başladı. Kısa, derin darbeler. Her seferinde kalçalarım sarsıldı, memelerim sallandı. Bir elimle klitorisimi ovaladım, diğerim kanepeyi kavradı. “Daha sert… istiyorum hepsini,” dedim. O da hızlandı. Taşakları amıma çarpıyordu, ıslak sesler kabini doldurdu.
“Al… hepsini al,” diye fısıldadı kulağıma. “Teslim ol. Benim kancığım ol bu gece.” O kelime beni titretti; utandım ama amım kasıldı, daha ıslandım. “Evet… senin kancığım,” diye karşılık verdim, sesim titrek. Daha derine vurdu. Götüm yanıyordu ama her darbe klitorisime vuran elimi hızlandırdı. Karın kaslarım gerildi. “Geliyorum… Sergio, boşalıyorum götünde!” Orgazm bir dalga gibi vurdu; amım boşalırken götüm de onu sıktı, sıktı. Ben inleyerek sarsıldım, bacaklarım eridi.
O hâlâ hareket ediyordu, nefes nefese. “Ben de… içine.” Birkaç sert itiş daha, sonra sıcak fışkırmalar hissettim; menisi götümü doldurdu, taştı, bacaklarımdan aktı. Çıkardı yavaşça, ben kanepede yığıldım. O yanımda diz çöktü, parmaklarıyla sızan karışımı okşadı, amıma ve götüme sürdüğü parmaklarını ağzıma götürdü. “Tadına bak. Bizim tadımız.” Emdim, tuzlu ve yoğun. Göz göze bakıştık.
Ama bitmemişti. Sergio ayağa kalktı, beni de kaldırdı. Ayakta, sırtımı camın loş yansımasına dayadı. Bacaklarımı beline doladı, sikini —hâlâ yarı sert— amıma soktu. Kaygandı, menisi ve benim sularımla. “Şimdi yüz yüze. Bak bana teslim olurken.” Girdi, derine. Kalçalarımı kavradı, kaldırıp indirdi. Her inişte klitorisim sürtündü. Öpüştük, dilimiz dans etti; o ısırdı dudağımı, ben de onun boynunu. “Daha… daha derin,” diye yalvardım. O da vurdu, vurdu. Memelerim göğsüne bastı, terimiz kaydı.
Bir ara indirdi beni, kendi sırtüstü kanepede yattı. “Bin üstüme. Kontrol sende… ama benim için sikiş.” Bacaklarımı iki yanına açtım, sikini avuçlayıp amıma oturttum. Yavaşça indim, doldum yine. Kalçalarımı salladım, ileri geri. Ellerim göğsündeki tüylerde gezinirken meme uçlarımı sıktı o. “Ece… sik beni. İlk defa bir adamı böyle sikiyorsun, değil mi?” “Evet… ve bayılıyorum,” dedim, hızlandım. Zıpladım üstünde; götüm her inişte taşaklarına çarptı. O kalçalarımı kavradı, yukarı itti beni. Ritmik, sert. “Boşal üstümde. Sularını akıt.”
Elimi klitorisime götürdüm, ovdum. “Ah… geliyorum yine!” Kaslarım gerildi, amım onu emdi, sıktı; boşaldım, sularım sikine aktı. O da homurdandı, kalçalarını kaldırıp içime boşaldı yine —az ama sıcak. Üstünde yığıldım, nefes nefese. Kalbi kulaklarımda atıyordu.
Uzun süre öyle kaldık. Parmakları sırtımda daireler çizdi. “Bu kabin… yetersiz kaldı,” diye fısıldadı. “Odam var. Villa tipi, sahile yakın. Gece boyunca seni orada da istiyorum. Her köşede. Götünde, ağzında, amında. Bağlayacağım belki… ellerini. İstiyor musun?” Başımı kaldırdım, gözlerine baktım. “Evet. Hemen.”
Ama ayağa kalkarken aklım çalışıyordu bile. Sergio giyinirken, ben külotumu bulurken plan kuruyordum. Yarın sabah… hayır, bu gece bitmezse sabaha kadar. Odamın anahtarını alacak, villa numarasını ezberleyecektim. Telefonuma kaydedecektim numarasını; “Sergio — karaoke, her şey” diye. Dönüş uçağım üç gün sonraydı. O üç günde her geceyi onunla dolduracaktım. Belki bahçede, havuz kenarında… belki onu dizlerimin üstüne çökertip emdirecektim saatlerce. Belki o beni kör edecek kadar bağlayacak, ama ben isteyecektim. Dönünce İstanbul’da da… hayır, o İtalya’ya dönecekti. Ama numarasını saklayacaktım. Yazın tekrar Antalya’ya… ya da ben Milan’a. İlk defa teslim oldum ya; bir daha, bir daha isteyecektim. Giyinirken gülümsedim kendi kendime. Kapıyı açmadan önce dönüp baktım ona. “Villa… hemen gidelim. Ve Sergio… yarın da, öbür gün de. Planım var. Seni bırakmayacağım bu tatilde.” O kahkaha attı, elimi tuttu. Dışarı çıktık. Ben çoktan sonraki geceyi kuruyordum: ellerim bağlı, o arkadan, denizin sesi eşliğinde.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories