Yatın Güvertesinde Kocamın İzlediği Siyah Tutku

42 yaşındaki evli Türk kadın Aisha, Akdeniz’deki yatta kocası izlerken 28 yaşındaki iri siyah boğa Julius’un kocaman yarrağıyla zevkten

9 min read September 20, 2026New

Akdeniz’in öğleden sonrası güneşi yatın güvertesine bakır gibi yapışmıştı. Aisha kırk iki yaşındaydı, evli bir Türk kadını olarak yıllardır aynı rutinin içinde yuvarlanmıştı; kocası Victor’la lüks teknede tatil yapmak bile bir ara “romantizm” sayılırdı. Victor, eski basketbol takımından bir arkadaşıyla buluşacağını söyleyince Aisha omuz silkmışti. Ta ki Julius güverteye basana kadar.

Yirmi sekiz yaşındaki adam, kapıdan değil de sanki bir afişten fırlamış gibi duruyordu. İri yarı, kasları tişörtün altından isyan eden, koyu tenli bir Amerikalı. Basketbol anılarıyla gelen el sıkışma, Aisha’nın gözünde anında başka bir şeye dönüştü. Şortunun önündeki belirgin şişkinlik, rüzgârda bir saniye bile gizlenmiyordu. Aisha bakışlarını kaçırmaya çalıştı, başaramadı. Julius onun baktığını fark etti, köşeleri kıvrılan gülümsemesi hem kibirli hem de davetkârdı.

“Vay be,” diye mırıldandı Aisha kendi kendine, kadehini dudaklarına götürürken. “Basketbol topu mu taşımışsın yoksa başka bir şey mi?”

Julius kahkaha attı, sesi göğsünden güm güm geliyordu. “Hanımefendi, topu çoktan emekliye ayırdım. Başka ekipmanlarım hâlâ formda.” Victor bu muhabbete katılırken kaşlarını kaldırdı ama kızgınlıktan ziyade meraklı bir kıpırtı vardı gözlerinde. Karısının siyah adama kilitlenen bakışlarını, dudağının kenarındaki o hafif nemi görmüştü.

Akşam üstü güverte loşlaşırken üçü şezlonglara yayıldı. Julius’un kolu Aisha’nın oturduğu yere yaklaştıkça hava kalınlaştı. Aisha bacağını bilerek açtı, etek ucu uyluğuna kaydı. Julius’un bakışları orada takılı kaldı; Aisha bunu fark edince kocasına döndü, sesi alçak ama netti.

“Victor… bunu izlemek ister misin? Çünkü ben istiyorum.”

Victor boğazını temizledi, sonra yavaşça gülümsedi. “Fanteziyse… koltuğumu ayarlayayım bari. Sadece izlerim. İkiniz de razıysanız.” Gözlerinde kıskançlıktan çok, karısının zevkini seyretme hevesi parlıyordu. Aisha’nın içi bir tuhaf kabardı; hem utanma hem de kocasına bu kadar açık davranmanın gülünç bir özgürlüğü.

Julius ayağa kalktı, Aisha’nın önünde durdu. “Emir büyük yerden,” dedi şakacı bir tonla. “Ama önce hanımefendinin onayını alayım. İstiyor musun, Aisha?”

“İstiyorum,” diye fısıldadı kadın, kocasına son bir bakış atarak. Victor şezlonga yerleşti, bacak bacak üstüne attı, sanki maç izleyecekmiş gibi rahattı. “Devam edin. Ama gülünç laflar ederseniz puan kırarım.”

Gülüşmeler kısa sürdü. Julius’un kalın, siyah parmakları Aisha’nın dizinden yukarı kaydı, etek altına süzüldü. Külotunun hali ortadaydı; çoktan ıslanmıştı. Parmak uçları amcığının dudaklarını aralayınca Aisha nefesini tuttu. “Lanet olsun, ne kadar ıslaksın,” dedi Julius, sesi hem hayran hem de alaycı. “Benim için mi bu şelale, yoksa kocan izleyecek diye mi?”

“İkisi de,” diye homurdandı Aisha ve eğilip Julius’un şortunun lastiğini indirdi. Devasa siyah yarrak dışarı fırladığında Victor bile “Vay anasını” diye mırıldandı. Aisha bir saniye öyle kaldı, sonra gülerek başını salladı. “Buna basketbol mu diyorsunuz siz? Bu tam bir silah.”

Ağzına alınca Julius’un eli saçlarına gitti. Aisha dilini gezdirdi, kalın damarları hissetti, mümkün olduğunca derine aldı. Gözleri sulandı ama bırakmadı; “Ne kadar istiyorum bilmiyorsun,” diye arada nefesseldi. “Bu kocaman siyah yarrak… aklımı başımdan alıyor.”

Julius eğilip onun kulağına fısıldadı: “Ben de seni istiyorum, Aisha. O daracık amını yavaş yavaş açacağım. Kocan da izlesin nasıl sahiplendiğimi.” Parmakları amında dolaşmaya devam ederken Aisha inledi, tükürüğü yarrak köküne aktı. Victor koltuğunda hafifçe kıpırdandı; keyif aldığı her hâllerinden belliydi, arada “İyi gidiyorsun aşkım” diye takılmadan edemedi. Aisha gülerek kocasına baktı, ağzı doluyken “Sus ve izle” der gibi göz kırptı.

Yükseliş hızlandı. Aisha dört ayak üstüne domaldı, etek beline sıvandı, götü havada. Julius arkasında durup başını amına sürttü, ıslaklığıyla kaydırdı. “Hazır mısın, siyah boğanın sikini almaya?”

“Sik beni siyah boğa,” diye haykırdı Aisha, sesi hem komik bir abartıyla hem de gerçek açlıkla titriyordu. “Amım senin için açıldı, görüyorsun ya. Sok şu canavarı.”

Julius bir hamlede girdi. Aisha’nın amı gerildi, doluluk onu bir an nefesiz bıraktı. “Vay… vay anasını belleyeyim,” diye inledi, alnını şezlong minderine dayayarak. Julius kalçalarını tuttu, sert ve derin vurmaya başladı. Her dalışta Aisha’nın memeleri sarsılıyor, inlemeleri güverteye yayılıyordu. “Daha derin… ah siktir, dibime vuruyor!”

Victor izlerken kadehini yudumladı, “Tempo iyi, Julius. Eskiden de potaya böyle mi girerdin?” diye laf attı. Üçü birden kısaca güldü; gülmek gerilimi kırmıyor, tam tersine daha da azdırıyordu. Julius tempo artırdı, Aisha’nın amından gelen şapırdama sesleri rüzgâra karıştı. Kadın orgazmın eşiğinde kıvrandı: “Geliyorum… kocam izlerken siyah yarrakla boşalıyorum, lanet olsun!” Kasılmaları Julius’u da sıkıştırdı; adam bir süre daha vurduktan sonra Aisha’yı çevirdi.

Sırtüstü yatan Aisha bacaklarını Julius’un geniş omuzlarına attı. Julius eğilip yeniden gömüldü; bu sefer açı daha derindi, her girişte Aisha’nın rahim ağzına sürtünüyordu. “Amım senin, doldur beni,” diye bağırdı kadın. “Sik beni ki unutayım kendimi. Kocam da görsün nasıl açıldım senin için.”

Julius ter içinde, kasları parlayarak çalışıyordu. “Sıkı amın beni sağıyor… boşaltacağım seni bir daha.” Aisha üst üste orgazm oldu; bacakları titredi, tırnakları Julius’un kollarında iz bıraktı, ağzından saçma sapan ama ateşli laflar döküldü: “Siyah boğa… ah… amımı parçala… daha sert!” Her boşalışında daha ıslak, daha sesli hâle geldi. Victor şezlongda yerinde duramıyor, “Aisha, yüzün… hiç böyle görmemiştim” diye hem övüyor hem de kendi heyecanını belli ediyordu.

Julius sonunda derine saplandı, kalın yarrak seğirerek Aisha’nın içine boşaldı. Sıcak döl amını doldururken kadın inleyerek onu içine çekti, bacaklarını biraz daha sıktı. “İçimde… hissediyorum, ne kadar çok.” Julius ağır ağır geri çekilince beyazlık Aisha’nın uyluklarından süzüldü; güverte ışığında bile belirgindi.

Nefes nefese, hâlâ bacakları açık yatan Aisha başını çevirip kocasına baktı. Gözleri parlıyordu; tatmin olmuş gibi değil, tam tersine yeni bir kapı aralamış gibi. Sesinde hem yorgun bir gülümseme hem de bitmemiş bir iştah vardı.

“Victor… izledin ya her şeyi,” dedi yavaşça, parmağıyla kendi amındaki dölü hafifçe gezdirerek. “Ama bitmedi. Şimdi sıra sende. Gel buraya. Julius’un bıraktığı yerden… sen de katıl. İkimizi birden istiyorum. Hem de hemen. Yatın güvertesinde bu gece daha yeni başlıyor ve ben—”

Aisha’nın cümlesi güvertede asılı kaldı; rüzgâr bile bir an sustu sandı. Victor şezlongdan kalktı, kadehini kenara koydu, gülümseyerek yaklaştı. Kırk küsur yaşında bir adamın, karısının bacakları hâlâ aralık, uyluklarında Julius’un beyaz dölü süzülürken yürüyüşü hem gülünç hem de garip bir şekilde heyecanlıydı.

“Tamam aşkım,” dedi Victor, sesi hafif boğuk. “Ama tempo tutturamazsam Julius’a sorma, eskiden potaya girerdik, şimdi… eh.”

Julius gülerek Aisha’nın yanına çöktü, kocaman eliyle kadının memesini sıktı. “Rahat ol kral. Yer var. Bu am hem genişledi hem hâlâ sıkı. İkimizi de alır.”

Aisha ikisini birden görünce içinden bir kahkaha koptu; utanma ile açgözlülük karışmıştı. “Susun ikiniz de. Konuşmayı bırakın da… ah, sikin beni.” Elleri Victor’un kemerine gitti, fermuarı indirdi. Kocasının yarrakı Julius’unki kadar devasa değildi ama tanıdık, sert ve istekliydi. Ağzına alınca Victor’un inlemesiyle Julius’un alaycı ıslığı aynı anda geldi.

“Vay be,” dedi Julius, Aisha’nın kalçasını okşarken. “Koca adamın yarrakını emerken bana da götünü çeviriyor. Çok yönlü hanımefendi.”

Aisha gülerek ağzını çekti, tükürüğü dudağında parlıyordu. “Sen de arkadan gir o zaman, siyah boğa. Victor önden… hayır, dur. Victor ağzıma, sen amıma. Sonra değiştiririz. Bu gece matematik yapmıyoruz, sikme yapıyoruz.”

Victor gülmekten öne eğildi. “Aisha, senin dilin bu akşam yatağa sığmaz. Puan kırıyorum, fazla komiksin.”

Ama gülüş kısa sürdü. Julius Aisha’yı yan yatırdı, bacağını kaldırdı, hâlâ ıslak ve dolu amına yeniden dayadı. Kalın siyah yarrak bir hamlede içeri süzülünce Aisha’nın nefesi kesildi; döl kayganlığı her şeyi daha kolay, daha derindi. “Siktir… hâlâ doluyum seninle, yine giriyorsun.”

Victor dizlerinin üzerine çöktü, yarrakını Aisha’nın dudaklarına sürttü. Kadın hevesle yaladı, emdi, dilini gezdirdi. Her emişte Julius arkadan vuruyor, Aisha’nın boğazına kadar itiyordu neredeyse. Üçlü ritim komik derecede uyumsuz başladı; Victor fazla yavaş, Julius fazla sert. Aisha ara verip ikisine birden baktı, sesi hem inilti hem alay:

“Tempo ayarlayın lanet olsun. Biri marş, biri tango çalıyor. Ben orgazm olmak istiyorum, orkestra şefi değil.”

Julius kahkaha attı, kalçalarını Aisha’nın götüne yapıştırarak hızlandı. “Pardon hanımefendi. Basketbol temposu bu. Al-ver.”

Victor da gülerek Aisha’nın saçını okşadı. “Aşkım, ağzın doluyken konuşma. Daha güzel oluyor.”

Aisha göz kırptı, kocasının yarrakını boğazına kadar aldı, gözleri sulandı ama bırakmadı. Julius her dalışta rahim ağzına vuruyor, eski döl yenisiyle karışırken şapırtılar güverte tahtalarında yankılanıyordu. Aisha’nın memeleri sallanıyor, ter boynundan süzülüyordu. İçerideki doluluk, iki erkeğin bakışları, kocasının “İyi emiyorsun” fısıltısı… hepsi birden onu uçuruma sürükledi.

Orgazm patladığında bacakları titredi, amı Julius’u sıkıca kavradı. “Geliyorum… ikiniz de… ah siktir, kocamın yarrakı ağzımda, siyah yarrak amımda, lanet olsun ne kadar iğrenç ve güzel!” Sesinde hâlâ o absürt abartı vardı; sanki porno filmi çekiyormuş gibi bağırıyor, sonra kendi sesine gülüyordu.

Julius yavaşlamadı. “Bir tane daha. Sık beni öyle.”

Victor yarrakını Aisha’nın ağzından çekti, nefes nefese. “Yer değiştirelim. Ben de o ıslaklığı hissetmek istiyorum.”

Aisha dört ayak oldu, götü havada, yüzü şezlong minderine gömülü. Julius öne geçti, devasa yarrakını yine ağzına verdi; Aisha zorlanarak ama istekle yaladı, dilini köküne kadar gezdirdi. Victor arkadan amına dayandı, kayganlığın içinde kaydı. “Vay anasını… Julius’un dölü hâlâ sıcak. Aisha, senin amın… hiç böyle sulu olmamıştı.”

“Çünkü siyah boğa önce girdi,” diye mırıldandı Aisha, ağzı doluyken. “Sen de katıl işte. Doldurun beni.”

Victor hızlandı, elleri Aisha’nın belinde. Her vuruşta karısının inlemesi Julius’un yarrakına titreşim gönderiyordu. Julius saçını tuttu, nazik ama kararlı. “Bak kocana. Nasıl sikiyor seni, üstüme. Güzel mi?”

Aisha gözlerini açtı, yan taraftan Victor’un yüzünü gördü; kocası terli, gözleri parlak, kıskançlıktan çok şaşkın bir zevkle bakıyordu. “Güzel,” diye boğuk boğuk söyledi. “İkiniz birden… aklımı alıyorsunuz. Daha sert, Victor. Julius’un bıraktığı yeri bul.”

Victor güldü, nefes nefese. “Buldum sanırım. Çok derin. Aisha… yüzün kızarmış, saçların dağılmış… hiç bu kadar… vahşi görmemiştim seni.”

Julius tempo artırdı, Aisha’nın boğazını hafifçe zorladı. Kadın gözlerini kocasına dikerek boşaldı yine; amı kasıldı, Victor’u sıktı, tükürük ve sular çenesinden aktı. “Siktir… yine… ah, kocaman yarraklar, amımı ve ağzımı dolduruyor, mahvoldum.”

Julius geri çekildi, Aisha’yı sırtüstü çevirdi. “Şimdi ikimiz birden amda dene. Yavaş yavaş.”

Aisha’nın gözleri irileşti, sonra kibirli bir gülümseme yayıldı. “Dene bakayım, siyah boğa. Kırk iki yaşındayım ama amım hâlâ meraklı.”

Victor yarrakını amın dudaklarına dayadı, yavaşça girdi. Julius yanından, kayganlığı kullanarak dikkatle bastırdı; kalın baş, Aisha’nın zaten dolu deliğini gererek içeri süzülmeye çalıştı. Aisha nefesi kesilerek inledi, tırnakları minderı kazıdı. “Ah… ah lanet… çok… çok dolu… yavaş… siktir, iki yarrak birden… gülünç derecede doluyum!”

Bir an acı ile zevk karıştı, sonra kayganlık işini yaptı. İki yarrak yan yana, yavaş ritmle hareket etti. Aisha’nın bacakları omuzlara açılmış, karın kasları seğiriyordu. “Hareket edin… ikiniz de… amımı parçalamayın ama doldurun.”

Victor ile Julius bakıştı, gülümsedi; komik bir işbirliği. Yavaş yavaş hızlandılar. Aisha her itişte daha yüksek inliyor, ara sıra “Bu matematik tutmuyor ama sikim tutuyor” diye saçmalıyor, sonra kendi latifesine gülüyordu. Orgazmlar peş peşe geldi; birinde bacakları kontrolsüz titredi, birinde gözleri kaydı, birinde kocasının adını ve Julius’un “siyah boğa” lakabını peş peşe bağırdı.

Julius sonunda gürledi, “Boşalıyorum… amına, ikimizin arasına.” Sıcak döl fışkırırken Victor da dayanamadı; karısının hâlâ kasılan amına boşaldı. İki adamın dölü karıştı, Aisha’nın içinden taştı, uyluklarına, şezlonga aktı. Kadın inleyerek onları içine çekti, bacaklarını sıkı tuttu. “İçimde… ikinizin de… hissediyorum, ne kadar çok, ne kadar sıcak.”

Bir süre kimse konuşmadı. Sadece nefesler, güverte tahtalarının gıcırtısı, uzaktan dalga sesi. Julius yavaşça geri çekildi, yarrakı hâlâ yarı sert, parlaktı. Victor da çıktı; Aisha’nın amı bir an açık kaldı, beyaz karışım süzüldü.

Aisha sırtüstü yattı, göğsü inip kalkıyor, gülümsemesi yorgun ama tatminliydi… ta ki bakışları kocasının yüzüne takılana kadar. Victor ona bakıyordu; gözlerinde zevk hâlâ vardı ama altında ince bir çatlak, bir soru işareti. Julius ayağa kalktı, şortunu çekti, “Ben duşa giriyorum, siz… eh, konuşun belki” deyip gülümseyerek içeri süzüldü. Ayak sesleri kaybolunca güverte birden fazla boş kaldı.

Aisha parmağıyla kendi uyluğundaki dölü gezdirdi, espri için ağzını açtı ama sesi çıkmadı. Victor yanında oturdu, elini karısının saçına götürdü, nazikçe okşadı. “İyi misin?” diye sordu, fısıltıyla.

“İyiyim,” dedi Aisha, ama kendi kulağına bile inandırıcı gelmedi. İçinde hâlâ o doluluk hissi, o orgazm sarsıntıları vardı; bedeni mutluydu. Zihni ise… bir yerde takılı kalmıştı. Kocasının izlerkenki yüzü, “hiç böyle görmemiştim” sözü, Julius’un “sahiplendim” fısıltısı. Her şey rıza ile, her şey gülerek, her şey istediği gibi olmuştu. Peki neden göğsünün ortasında ince bir ağırlık çökmüştü?

Victor gülümsedi, ama gülümseme tam oturmuyordu. “Fanteziydi. Güzeldi. Komikti bile. Ama Aisha… sabah kalkınca, bunu hatırlayınca… aynı mı bakacağız birbirimize?”

Aisha başını çevirdi, Akdeniz’in kararan ufkuna baktı. Yarrakların, inlemelerin, döllerin bıraktığı iz hâlâ tenindeydi; tatlı, yapışkan, gerçek. “Bilmiyorum,” diye fısıldadı. Gülmek istedi, o alışkanlık espriyi aradı, bulamadı. “İstedim. Çok istedim. İkimizi birden istedim. Ve oldu. Şimdi ise… sanki bir kapıyı açtık da arkasında ne olduğunu tam hesaplamadık.”

Victor elini çekmedi, ama parmakları saçında duraksadı. “Ben izledim. Keyif aldım. Seni öyle görünce… ama bir an, Julius içindeyken, ‘bu kadın hâlâ benim karım mı’ diye geçti aklımdan. Saçma. Biliyorum. Rıza vardı. Güldük. Sikildik. Bitmeliydi orada.”

Aisha yutkundu. Bacaklarını kapattı, aniden üşümüş gibi. İçindeki döl hâlâ sızıyor, hatırlatıyordu: az önce iki adam tarafından, kocasının gözleri önünde, güverte tahtalarında sahiplenilmişti. Zevk gerçekti. Açlık gerçekti. Şimdi ise, tatminin dibinde ince bir pişmanlık kımıltısı vardı; belli belirsiz, ama inatçı. “Belki sabah geçer,” dedi, sesi zayıf. “Belki de… her gülüşün altında bir şey kırıldı ve fark etmedik.”

Victor cevap vermedi. Sadece yan yana oturdular; çıplak, terli, döl bulaşık. Uzakta Julius’un duş sesi geldi, normal, kaygısız. Aisha kocasının elini tuttu, sıktı. Sıkış, bir özür gibiydi; kime, ne için, bilmiyordu. Rüzgâr serinlemişti. Yat sallanıyordu. Gece yeni başlıyordu ama içlerinde bir şey çoktan bitmiş, yerine oturmamış bir boşluk bırakmıştı.

Aisha gökyüzüne baktı, yıldızları saymaya çalıştı, vazgeçti. “Bir daha konuşuruz,” dedi yavaşça. “Şimdi… sadece oturalım. Konuşmadan.”

Victor başını salladı. Elleri hâlâ birbirindeydi; sıcak, tanıdık, ama artık biraz yabancı. Güvertede kalan tek ses dalgaların tahtaya vuruşu ve Aisha’nın içindeki o küçük, inatçı şüpheydi: Her şey istediği gibi olmuştu. Peki neden içi bu kadar karışıktı?

Rate this story

Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged fingering blowjob doggy-style missionary creampie

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.