Maskeli Baloda Oda Arkadaşımın Siyahı

Married 28 yaşındaki Ece, maskeli baloda kocanın siyah arkadaşı Tyrone’un kocaman yarağına teslim oluyor.

8 min read September 18, 2026New

Ece salonda gülümseyerek son misafirleri de uğurladı, kapıyı kilitleyip sırtını dayandı. Yirmi sekiz yaşındaydı, üç yıllık evliydi ve kocası Mehmet’in yurtdışındaki o bitmek bilmeyen iş seyahati neredeyse bir aydır sürüyordu. Bu geceyi boş geçirmemek için evlerine maskeli balo temalı bir parti düzenlemişti; şaraplar akmış, müzik bas bas bağırmış, herkes maskelerinin ardında biraz daha cesurlaşmıştı. Şimdi ise ev sessizdi. Ece dar, siyah saten elbisesini düzeltti; kumaş kalçalarına yapışıyor, dekolte göğüslerini yukarı itiyordu. Mutfağa doğru yürürken ayna karşısında durdu bir an. Kendi yansımasına baktı: kumral saçlar omuzlarına dökülmüş, dudakları kırmızı, gözleri biraz boğuk. İçinden “Sadece bir partiydi” diye mırıldandı ama kalbi başka bir şey fısıldıyordu.

Kapı zili çaldığında herkes gitmişti sanıyordu. Açtı. Karşısında iri yarı, kara tenli bir adam duruyordu; siyah takım elbisesi omuzlarını geriyordu, altın işlemeli maskesi yüzünün yarısını kapatmıştı. Tyrone. Mehmet’in eski üniversite oda arkadaşı, otuz iki yaşında, Amerikalı, siyah. Ece’nin boğazı kurudu.

“Unuttuğum ceketimi almaya geldim,” dedi Tyrone, sesi kalın, bastırılmış bir gülümsemeyle. “Herkes gitmiş mi?”

“Evet… Gel içeri.” Ece kapıyı kapattı. Tyrone’un yanından geçerken onun kokusu burnuna doldu; odunsu, terli, erkeksi. Yıllardır görmüşlerdi birbirlerini, aile yemeklerinde, yaz tatillerinde. Her seferinde Tyrone’un bakışları Ece’nin bacaklarına, boynuna kayar, Ece de utanır gibi başını çevirir ama içi kıpırdanırdı. Bu gece maskeler her şeyi daha tehlikeli kılmıştı. Salonun loş ışığında ilk kez gerçekten yalnız kaldılar. Ece’nin gözleri Tyrone’un geniş göğsüne, kalın boyun damarlarına, o siyah tenin parlattığı kollara kaydı. Yasak bir çekim, mideden aşağı sızan sıcak bir sızı. Tyrone maskesinin altından ona baktı, dudakları aralandı.

“Şarap ister misin?” diye sordu Ece, sesi titrek. Mutfağa geçtiler. Ece tezgâha uzanıp kırmızı şarap şişesini açtı, iki kadehe koydu. Tyrone arkasında duruyordu; nefesini ensesinde hissediyordu. Elbisesinin altındaki kalçalarına bakışlarının kaydığını biliyordu. Dönüp kadehi uzattığında göz göze geldiler.

“Maskeni çıkar,” dedi Tyrone yavaşça. Emir gibi değildi, istekli bir teklifti. Ece yutkundu, utangaç ama isteyerek başını salladı. Tyrone’un büyük, sıcak parmakları maskesinin bağlarını çözdü; ipek düştü. Tyrone’un yüzü ortaya çıktı: geniş burun, dolgun dudaklar, keskin çene, koyu gözler. Ece’nin nefesi kesildi. Tyrone kendi maskesini de çıkardı, masaya bıraktı.

“Yıllardır bakıyorsun bana öyle,” dedi Tyrone, sesi alçak. “Kocanın en iyi arkadaşıyım diye sustun. Ama ben hayal ettim, Ece. Senin gibi beyaz, evli bir karıyı nasıl sikeceğimi. O dar amcığını siyah yarağımla nasıl gerip dolduracağımı. O kalın dudaklarını yarağımın etrafında.”

Ece’nin bacakları titredi. Amı çoktan ıslanmıştı; külotu yapışıyordu. “Ben de… ben de istedim,” diye fısıldadı. “Her gece Mehmet yokken… senin o koca yarağını düşünüyorum. Siyah tenini, kaslarını. Bu anı istedim.”

Tyrone bir adım yaklaştı, Ece’yi mutfak tezgâhına doğru itti. Dudakları çarpıştı; sert, dil dolu, ıslak bir öpüşme. Ece inledi, elleri Tyrone’un göğsüne yapıştı, düğmeleri açtı. Tyrone’un eli elbisesinin fermuarını indirdi, kumaşı omuzlarından sıyırdı. Saten ayaklarına yığıldı. Sütyensiz göğüsleri ortaya çıktı; pembe uçlar dimdik. Tyrone bir memeyi avuçlayıp sıktı, parmaklarıyla ucunu burdu. Diğer eliyle külotunu yanlardan çekti, aşağı indirdi. Ece çıplak kaldı, sadece topuklu ayakkabıları ayağında.

“Amın ne kadar ıslak,” diye homurdandı Tyrone, parmaklarını Ece’nin bacak arasına sokarak. İki kalın parmak direkt ıslak amcığının içine girdi, kayarak ilerledi. Ece inledi, tezgâha yaslandı, bacaklarını açtı. Tyrone parmaklarını hızla sokup çıkardı, basık başparmağıyla klitorisine bastırdı. “Bak nasıl emiyor parmaklarımı. Kocanın yarağı bunları yapamıyor herhalde, ha? Beyaz karı amı siyah parmak isteyince böyle sulanıyor.”

Ece kalçalarını ileri itti, “Daha… lütfen,” diye inledi. Tyrone diz çöktü. Fermuarını indirdi, boxer’ını aşağı çekti. Ece aşağı baktı ve nefesi kesildi. Tyrone’un yarağı kocamandı; uzun, kalın, koyu siyah, damarlı, başı parlaktı. Ece hiç bu kadar iri bir şey görmemişti. Tyrone ayağa kalkmadan önce yarağını Ece’nin dudaklarına doğru uzattı. “Ağzını aç. Em onu. Yıllardır hayal ettiğin gibi.”

Ece dizlerinin üzerine çöktü tezgâhın önünde, elleriyle o sıcak, sert yarağı kavradı. Diliyle başını yaladı, tuzlu ön suyunu tattı, sonra mümkün olduğunca derinlere aldı. Çenesi gerildi, gözleri sulandı ama zevkle emdi; tükürüğü aktı, yarağın üzerinde ıslak sesler çıkardı. Tyrone’un eli saçlarına girdi, yavaşça ileri geri hareket ettirdi. “İşte böyle, beyaz karı. Boğazına kadar al. Amın gibi ağzın da siyah yarak için yaratılmış.”

Bir süre sonra Tyrone çekti, Ece’yi kaldırıp tezgâha sırtüstü yatırdı. Bacaklarını iki yana açtı, yarağının başını ıslak amcığının ağzına dayadı. Bir hamlede girdi. Ece çığlık attı; o kalınlık içini geriyor, dolduruyordu. Tyrone misyoner pozisyonunda derin derin sikmeye başladı; her vuruşta taşakları Ece’nin kalçasına çarpıyordu. “Siktir, ne kadar dar. Kocan bunu bilse… onun karısını mutfakta böyle yayıp siyah yarağımla dolduruyorum.”

Ece tırnaklarını Tyrone’un sırtına geçirdi, “Sik beni… daha sert,” diye inledi. Orgazm ilk geldiğinde amı kasılarak yarağı sıktı; vücudu sarsıldı, “Ah… geliyorum!” diye bağırdı. Tyrone durmadı. Onu çevirdi, yüzüstü tezgâha bastırdı, kalçalarını kaldırdı. Köpek stiline geçti. Yarağını yeniden köküne kadar soktu, bir eliyle Ece’nin saçını çekti, diğer eliyle kalçasına şaplak indirdi. Tok ses mutfakta çınladı.

“Beyaz karı amcığı siyah yarak için yaratılmış,” diye homurdandı her vuruşta. “Bak nasıl açılıyor. O mini yaraklı kocan bunu asla veremez. Sen benimsin bu gece. Amını, memelerini, ağzını… hepsini sikmek için buradayım.” Bir şaplak daha, bir tane daha. Ece’nin kalçaları kızardı. İkinci orgazm daha şiddetli geldi; bacakları titredi, tezgâhtan tutunmaya çalıştı, “Tyrone… boşalma… içimde… hayır, ağzıma ver,” diye yalvardı.

Tyrone birkaç sert hamle daha yaptı, sonra çekti, Ece’yi dizlerine çökertti. Yarağını o kıpkırmızı, şişmiş dudaklara dayadı. “Ağzını aç. Yut hepsini.” Ece itaat etti; kalın yarak diline vururken Tyrone inleyerek boşaldı. Sıcak, koyu sperm damlaları Ece’nin diline, boğazına aktı. Ece yutkundu, fazla gelenleri çenesinden sildi, hâlâ nefes nefese. Tyrone’un yarağı yavaş yavaş sönmeden sertliğini koruyordu; damarları hâlâ belirgindi.

Ece ayağa kalktı, titreyen bacaklarıyla tezgâha yaslandı. Vücudu hâlâ seğiriyordu; amı sızlıyor, memeleri morarmış gibi hassastı. Tyrone ona baktı, alnındaki teri sildi, o dolgun dudaklarını yaladı.

“Bu daha bitmedi,” dedi yavaşça, sesi boğuk. “Partin bitti sanıyorsun ama ben bütün gece kalacağım. Yatak odanı göster bana. Orada da seni her pozisyonda sikeceğim. Kocanın yastığına boşalana kadar. Ve sen isteyeceksin. Değil mi?”

Ece’nin içi hem korku hem de yeniden kıpırdayan bir açlıkla doldu. Başını salladı, fısıltıyla “Evet… istiyorum,” dedi. Tyrone’un eli beline sarıldı, onu salona doğru çekmeye başladı; merdivenlerin altındaki loş koridor onları yatak odasına çağırıyordu. Kapı aralığından içeri adım atarlarken Ece’nin aklında tek şey vardı: Bu gece bitmeyecekti. Ve o, kocasının en yakın arkadaşının koca siyah yarağına daha ne kadar teslim olacağını henüz bilmiyordu.

Yatak odasının kapısı arkasından kapanırken Ece’nin kalbi gırtlağına vuruyordu. Tyrone onu belinden tutup yatağa doğru sürükledi; Mehmet’in yastıkları, Mehmet’in çarşafları, her yer kocasının kokusuyla doluydu. Ece sırtüstü yatağa düştüğünde Tyrone üstüne abanıp bacaklarını iki yana açtı. Koca siyah yarağı hâlâ dimdik, damarları zonklayarak Ece’nin ıslak amcığının dudaklarına sürtündü.

“Bak burası kocanın yatağı,” diye homurdandı Tyrone, başını amın yarığına sürterek. “Onun karısını burada sikicem. Amını onun yastığına sürte sürte.” Bir hamlede köküne kadar gömüldü. Ece’nin sırtı kavis aldı, çığlığı boğuk çıktı; o kalınlık onu ikiye ayırıyor, rahmine kadar dayanan sertlik midene vuruyordu. Tyrone yavaş yavaş çekip tekrar sertçe sapladı. Her vuruşta taşakları Ece’nin göt deliğine çarpıyordu.

“Siktir… ne kadar doluyorsun beni,” diye inledi Ece, tırnaklarını siyah sırtın derisine geçirerek. “Kocam… kocam asla böyle dolduramaz. Daha sert, Tyrone, amımı parçala.”

Tyrone gülümsedi, tempo artırdı. Yatağın gıcırtısı odaya yayıldı. Elleriyle Ece’nin memelerini avuçlayıp sıkıyor, pembe uçları burarak eziyordu. “Beyaz karı memeleri. Süt gibi. Beni emdir.” Ece başını kaldırıp bir memeyi ağzına aldı, kendi ucunu emerken Tyrone’un yarağı amında inip çıkıyordu. Islak şapırtılar, tenin ten’e çarpma sesi, Ece’nin boğuk inlemeleri karıştı. Tyrone bir elini boğazına götürüp hafifçe sıktı; Ece’nin gözleri bulandı, amı kasılarak o koca yarağı emdi.

İlk orgazm onu yatağa çiviledi. Bacakları titredi, amcığı sımsıkı kenetlendi, “Geliyorum… ah siktir geliyorum!” diye bağırırken sıcak suyu fışkırttı. Tyrone durmadı, orgazmın ortasında daha sert pompaladı. “Boşal amına koyayım, siyah yarağın üstüne boşal. Kocanın yatağını ıslat.”

Ece daha nefesini toparlamadan Tyrone onu çevirdi. Yüzüstü, kalçaları havada, yüzü Mehmet’in yastığına gömülü. Tyrone yarağını yeniden amın ağzına dayayıp köpekvari girdi. Bir eliyle Ece’nin saçını kökünden yakalayıp başını geri çekti, diğer eliyle kalçasına şaplak üstüne şaplak indirdi. Kızaran ten tok sesler çıkardı.

“Say,” diye emretti. “Kimin yarağı amını açıyor?”

“Senin… senin koca siyah yarağın,” diye hıçkırdı Ece. “Mehmet’inki minik kalıyor yanında. Beni böyle sik, doldur beni.”

Tyrone göt deliğine tükürüp başparmağını soktu. Ece irkildi ama kalçalarını geri itti. “Oraya da… lütfen,” diye yalvardı. Tyrone yarağını amından çıkarıp göt deliğinin ağzına dayadı. Yavaş yavaş, santim santim içeri kaydırdı. Ece’nin çığlığı yastığa boğuldu; o kalınlık götünü geriyor, yanma ve zevk birbirine karışıyordu. Tyrone tamamen gömülünce durdu, Ece’nin belini okşadı.

“Rahatla. Götün de benim bu gece. Kocan burayı hiç açmamış değil mi?”

“Hiç… hiç dokunmadı,” diye inledi Ece. “Sik götümü, Tyrone. Koca yarağınla parçala.”

Tyrone yavaş tempoyla götünü sikmeye başladı. Her girişte Ece’nin amı boşlukta sızlıyor, klitorisi çarşaflara sürtünüyordu. Tyrone bir elini öne uzatıp amına iki parmak soktu, götünü sikerken amını da parmakladı. Ece deli gibi sallanıyor, “Daha… ikisini birden… ah siktir,” diye saçmalıyordu. İkinci orgazm götünden yayıldı; vücudu kilitlendi, göt deliği yarağı sıkarak milim milim sağdı.

Tyrone çekti, Ece’yi ters çevirip üstüne oturttu. “Bin üstüme. Kendi amını kendi siktir.” Ece yarağı kavrayıp amına hizaladı, yavaşça indi. O kalınlık tekrar içini doldururken gözleri kapanmış, ağzı açık inliyordu. Kalçalarını savurarak zıplamaya başladı; memeleri hoplayıp Tyrone’un yüzüne vuruyordu. Tyrone memeleri yakalayıp emdi, dişlerini uçlara geçirdi. Ece daha hızlı zıpladı, “Boşal içime… bu sefer içime ver,” diye yalvardı.

“Kocanın yatağına mı boşalayım? Karısının amına siyah döl mü doldurayım?”

“Evet… doldur. Amımı senin dölünle mühürle.”

Tyrone belini kaldırıp alttan sert sert vurdu. Birkaç hamle sonra kükreyerek boşaldı; sıcak, koyu sperm püskürerek Ece’nin rahmine aktı. Ece o doluluğu hissedince üçüncü kez geldi, amı kasılarak her damlayı içeri çekti. İkisi de nefes nefese, ter içinde yığıldı. Tyrone hâlâ içindeki yarağını kımıldattı, döller amın kenarından sızıp çarşafa aktı.

Bir süre öyle kaldılar. Tyrone yarağını çıkarınca Ece’nin amından beyazımsı döl sızdı, bacaklarına aktı. Ece parmağıyla toplayıp ağzına götürdü, yaladı. “Tadı… senin,” diye fısıldadı. Tyrone gülümseyip onu öptü, diline kendi dölünün tadını geri verdi.

“Banyo yapma,” dedi Tyrone yavaşça. “Sabaha kadar içindeki döl kalsın. Kocan gelince amın hâlâ şiş olsun, hâlâ benim kokum olsun.”

Ece başını salladı, gözleri yarı kapalı. Tyrone ayağa kalkıp boxer’ını çekti, gömleğini giydi. Yatağın kenarına oturup Ece’nin saçını okşadı. “Ben giderim şimdi. Ama bu son değil. Mehmet yurtdışındayken yine gelirim. Sen de kapıyı açarsın, değil mi?”

“Açarım,” diye fısıldadı Ece. Bacakları hâlâ açık, amı sızdırıyor, götü zonkluyordu. Tyrone öpüp kalktı, kapıya yürüdü. Arkasını dönmeden önce bir kez daha baktı; Ece Mehmet’in yastığına yüzünü gömmüş, bacaklarının arasından sızan dölleri parmaklıyordu.

Kapı kapandı. Ece bir süre kıpırdamadı. Sonra yavaşça uzanıp komodinin üstündeki telefonunu aldı. Ekran aydınlandı. Mehmet’ten üç saat önce gelmiş okunmamış bir mesaj vardı: “Tyrone’a her şeyi anlattım. O gece seninle olmasını istedim. İzlemesini, seni o koca yarağıyla sikmesini. Videoyu çekmesini söylemiştim ama o istemedi. Yine de… her detayı bana anlatsın diye yemin ettirdim. Sabah ara beni. Anlat. Her şeyi. Amının nasıl açıldığını, nasıl boşaldığını. Beni deli etme karım.”

Ece mesajı okudu, nefesi kesildi. Gözleri büyüdü. Tyrone’un bilmediği bir şeydi bu; kocası her şeyi planlamış, onu bilerek o siyah yarağa sunmuştu. Ece telefonu yastığın altına sıkıştırdı, bacaklarını kapattı. İçindeki döl hâlâ sıcaktı. Gülümsedi, yavaşça. Bu gece gerçekten bitmemişti.

Rate this story

Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged fingering blowjob missionary doggy-style creampie

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.