Written by AIEvery story here is written by an AI. Tell it what you want and it writes it for you →
Ask the writer →

Maskeli Adamın Kalçalarını İlk Defa İstediği Gece

28 yaşındaki evli Ece, maskeli baloda 32 yaşındaki Can’ın kalçalarını ilk defa sertçe becerme fırsatı buluyor.

6 min read September 28, 2026New

Ece, yirmi sekiz yaşındaki evli haliyle o gece maskeli balonun loş ışıklarında sıkılmıştı. Kocası bir köşede iş bağlantıları kurmaya çalışırken o, ağır ipek elbisesinin altında kıpırdanan bedeniyle salonu süzerken uzun zamandır aklını kurcalayan fantezisini hatırladı. Otuz iki yaşındaki Can, gümüş maskesiyle tam karşısında duruyordu; yıllardır birbirlerini arzuladıklarını ikisi de biliyordu. Göz göze geldiklerinde Ece’nin kalbi hızlandı. Can’ın dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi, o da yavaşça yanına yaklaştı.

“Sıkıldın mı yoksa?” diye fısıldadı Can, sesi alçak ve boğuk. Ece maskesinin altından gülümsedi, kadehini yudumladı. “Bu balo… sen olmasan tamamen ölü. Yıllardır sana bakıyorum ama bu gece farklı hissediyorum.” Can’ın bakışları onun dekoltesine kaydı, sonra gözlerine döndü. “Ben de. Senin o deneyimli bakışların… ne istediğini biliyorum gibi.” Ece bir adım daha yaklaştı, nefesleri birbirine karıştı. “İlk defa bir erkeğin kalçalarını becermek istiyorum. Senin kalçalarını, Can. Maskenin arkasında bile titrediğini hissediyorum.” Can’ın gözleri parladı, boğazı hareket etti. “Söyle… daha net.” “Senin götünü istiyorum. Strap-on’umla sertçe, derinlemesine. Yıllardır bunu hayal ediyorum.” Gerilim anında yükseldi; flörtöz bakışlar çift anlamlı cümlelere dönüştü, salonun müziği uzaktan vururken ikisi de nefes nefese kaldı.

Dans pistine geçtiklerinde bedenleri birbirine yapıştı. Ece’nin kalçaları Can’ın kasıklarına sürtündü, Can’ın güçlü elleri onun belini kavradı. Maskelerin verdiği gizlilikle konuşmaları açık seçik hale geldi. “Bu gece senin kalçalarını istiyorum,” dedi Ece, dudağını Can’ın kulağına değdirerek. Can’ın gözleri parladı, eli onun kalçasına kayıp sıktı. “Uzun zamandır bunu istiyordum. Senin bana hükmetmeni, o sertliğini götümde hissetmeyi. Haydi, tuvaletlerin olduğu koridora gidelim.” El ele, kalabalığı yararak tenha koridora çekildiler. Orada, loş duvarların arasında ateşli öpüşmeler başladı; dilleri birbirine dolandı, dişler dudakları ısırdı, Ece’nin eli Can’ın pantolonunun üzerinden sertleşen sikini kavradı. “Sınırları zorlayacağız,” fısıldadı Can, nefesi sıcak. Ece onu duvara yasladı, öpücükler boynuna indi. “Evet… ve sen seve seve alacakın.”

Koridorun loş köşesinde, kimsenin gelmeyeceğini bildikleri o dar alanda Ece hızla harekete geçti. Can’ın pantolonunu ve boxerını indirdi, maskesini çıkarmadan onu duvara yasladı. Can’ın yuvarlak, sıkı kalçaları ortaya çıktı; Ece tükürüğünü bolca avucuna alıp parmaklarını ıslattı, sonra yavaşça Can’ın göt deliğine bir parmağını soktu. “Rahatla… genişleteceğim seni,” dedi, ikinci parmağını da ekleyerek. Can inledi, alnını duvara dayadı. “Siktir… parmakların çok iyi. Daha fazla.” Ece tükürüğünü tekrar ekledi, üç parmakla onu açtı, içini ovuşturdu. Çantasından çıkardığı strap-on’u beline taktı; siyah, kalın dildo parlak ışıkta parlıyordu. Bolca tükürükle yağladı, ucunu Can’ın hazır deliğine dayadı. “Hazır mısın orospum?” Can geriye doğru itildi. “Evet… sok onu.”

Ece sertçe arkadan girdi. Dildo Can’ın götüne gömüldüğünde ikisi de inledi; Ece saçlarını yakalayıp geriye çekti, “Daha sert mi istiyorsun orospum?” diye küfür etti. Hızlı ve derin darbelerle becerdi, kalçalar şapırtıyla çarpıştı. Can zevkten kıvrandı, “Ah fuck… evet, parçala götümü!” Ece tempo tuttu, her itişte daha derine indi. Pozisyon değiştirdi; Can’ı domalttı, elleriyle kalçalarını tokatladı. Toc toc sesleri koridorda yankılandı. “Bak nasıl açılıyorsun… yıllardır beklediğin bu muydu?” Can başını salladı, “Daha sert… lütfen.” Ece strap-on’unu hızlandırdı, bir eliyle Can’ın sikini kavrayıp sıvazladı, diğer eliyle kalçalarını morarana kadar tokatladı. Anal penetrasyon yoğunlaştı; dildo her seferinde tamamen girip çıkıyor, Can’ın içini geriyordu. “Sen benim göt delikli orospumsun bu gece. Sadece benim.” Can inleyerek, “Evet… senin orospun… boşalacağım!”

Ece son darbelerle Can’ın içini doldururken ikisi de aynı anda şiddetle boşaldı. Can’ın sikinden fışkıran döl duvara sıçradı, Ece’nin kendi orgazmı strap-on’un baskısıyla bedenini sarstı, bacakları titredi. Bir an nefes nefese kaldılar; Ece nazikçe Can’ın içinden çıktı, dildoyu çıkarıp temizledi, sonra maskesini düzeltti. Can pantolonunu çekerken ter içinde gülümsedi. “Bu gece sadece başlangıç,” diye fısıldadı Ece, dudağını onun dudağına değdirerek. Can başını salladı, “Evet… daha neler yapacağız, kimse bilmeyecek. Baloya dönelim şimdi… ama aklımdan çıkma.” Ayrı ayrı, kalpleri hâlâ çarparken salona döndüler; Ece kocasının yanına kaydı, Can uzak bir köşeye. Maskelerin altında hâlâ yanıyorlardı, gerilim sönmemişti. Ece’nin aklında Can’ın götünün o sıcak sıkılığı vardı, Can’ın ise Ece’nin bir sonraki emri. Gece bitmemişti; fısıltılar ve bakışlar devam edecekti, çünkü bu sadece ilk turdu ve ikisi de daha fazlasını istiyordu.

Ece salona döndüğünde kocasının yanına kaydı, gülümsedi, küçük konuşmalara katıldı ama aklı hâlâ Can’ın götünün o sıcak, sıkı hissindeydi. Strap-on’un baskısı belinde hayal meyal duruyordu; bacaklarının arasını ıslak hissediyordu. Can uzak bir köşede birine bir şeyler anlatıyordu, gümüş maskesinin altından ara sıra ona bakıyordu. Bakışları her çarpıştığında Ece’nin karnında bir burkulma oluyordu. Bu gece bitmemişti. Daha fazlasını istiyordu; Can’ın kalçalarını yine açmak, onu daha sert almak, onu titretmek.

Bir süre sonra Can yanından geçti, fısıltısı kulağına değdi. “Üst kattaki boş odayı buldum. Kapı kilitli. Gel.” Ece kadehini bıraktı, kocasına bir mazeret uydurdu, yavaşça kalabalığı yarıp merdivenlere yöneldi. Kalbi boğazında atıyordu. Koridor loştu, ayak sesleri boğuk boğuk geliyordu. Can onu bekliyordu; kapıyı açtı, içeri çekti, kilitledi. Oda loş bir ışıkla aydınlanıyordu, kalın perdeler, bir divan, bir masa. Maskeler hâlâ yüzlerindeydi.

Ece hemen Can’ın yakasına yapıştı, öptü, dilini ağzına soktu. “Hâlâ o kadar ıslaksın mı?” diye mırıldandı Can, eli Ece’nin elbisesinin altından kalçasına kayarak. Ece pantolonunun düğmelerini açtı, indirdi, boxerını da çekti. Can’ın sikı yine sertleşmişti, kalçaları yuvarlak ve sıkı. Ece onu masaya doğru itti. “Domal. Daha sert istiyorum bu sefer. İlk tur sadece ısınmaktı.” Can gülümseyerek masaya eğildi, kalçalarını geriye doğru itti. “Al beni. Ne kadar sert istersen.”

Ece çantasından strap-on’u çıkardı, beline taktığını kontrol etti, dildoyu tükürükle bolca yağladı. Bir parmağını Can’ın hâlâ gevşek deliğine soktu, ikinciyi ekledi, scissor hareketiyle açtı. “Bak ne kadar kolay giriyor artık. Yıllardır beklediğin bu, değil mi? Bir kadının seni götünden sikmesi.” Can inledi, “Evet… sik beni. Parçala.” Ece dildonun ucunu dayadı, bir hamlede yarıya kadar soktu. Can’ın nefesi kesildi. Ece saçlarından tuttu, geriye çekti, kalan kısmı da yavaş yavaş ama derinlemesine itti. “Siktir… içini doldurdum. Hissediyor musun?”

“Ah fuck… evet, çok dolu.” Ece ritmi tuttu; önce yavaş, her itişte kalçalarını Can’ınkine çarptırarak, sonra hızlandı. Toc-toc sesleri odada yankılandı. Ece bir eliyle Can’ın kalçasını tokatladı, kızarana kadar, sonra diğer tarafa da. “Orospu gibi açılıyorsun. Bak nasıl yutuyorsun bunu.” Can geriye doğru itiliyordu, her darbede “Daha… daha sert” diye inliyordu. Ece tempo artırdı, dildo tamamen girip çıkıyor, Can’ın prostatına vuruyordu. “Boşalmak üzeresin, biliyorum. Ama bekle. Ben söylemeden boşalma.”

Pozisyon değiştirdi. Can’ı çevirdi, sırtüstü masaya yatırdı, bacaklarını omuzlarına aldı. Böylece göz göze, daha derine inebiliyordu. Strap-on’u yeniden soktu, bu sefer yavaş ve eziyet eder gibi. Can’ın sikı karınında zıplıyordu, ucundan sızan damlalar. Ece bir eliyle onu kavradı, sıvazladı ama serbest bırakmadı. “Sadece götünden boşalacaksın bu gece. Sikine dokunmadan.” Can’ın gözleri nemlendi, maskenin altından. “Ece… lütfen… çok iyi.” Ece eğildi, boynunu ısırdı, hızlandı. Kalçaları şapırdıyor, Can’ın iniltileri kesik kesik çıkıyordu. “Senin göt deliğin benim. Bu gece, belki başka geceler de. Maskeli adamım… kalçalarını istediğim gibi kullanıyorum.”

Can kıvrandı, “Geliyorum… sok o kadar derin ki…” Ece son darbeleri sert ve düzenli vurdu, dildo her seferinde dipte kalıp bir saniye bekliyor, sonra çıkıyordu. Can’ın vücudu gerildi, sikinden fışkıran döl göğsüne, karnına yayıldı; aynı anda göt deliği strap-on’u sıkıca kavradı, nabız gibi attı. Ece kendi orgazmını da hissetti; klitorisine binen baskı, kalçalarının titremesi, belinin kilitlenmesi. “Siktir… evet…” diye hırladı, birkaç saniye daha itti, sonra yavaşça çıktı.

İkisi de nefes nefese, ter içinde kaldı. Ece dildoyu çıkardı, temiz bir mendille sildi, çantasına koydu. Can hâlâ masada uzanıyordu, bacakları aralık, göt deliği hafifçe açık ve kızarmış. Ece yanına eğildi, alnına bir öpücük kondurdu. “İyi misin?” Can gülümsedi, sesi boğuk. “Hiç bu kadar iyi olmamıştım. Senin o sertliğin… aklımdan çıkmayacak.” Ece onun pantolonunu düzeltmesine yardım etti, kendi elbisesini çekiştirdi, maskesini düzeltti. “Baloya dönmeliyiz. Kocam merak eder.”

Kapıyı açmadan önce bir an durdular. Can Ece’nin belini tuttu, alçak sesle, “Bu sadece bir gece miydi?” diye sordu. Ece dudaklarını onun dudağına değdirdi, “Hayır. Ama şimdi sus. Dışarıda kimse bilmeyecek.” Ayrı ayrı çıktılar. Ece merdivenlerden indi, salona karıştı, kocasının yanına yaklaştı, gülümsedi, bir kadeh şampanya aldı. Can uzak bir noktada belirdi, birine bir şeyler anlatıyormuş gibi yaptı.

Dans müziği devam ediyordu, loş ışıklar dönüyordu, maskeli yüzler gülüyordu. Ece kocasının koluna girdi, normal bir geceymiş gibi konuştu. Can’la göz göze gelmediler bir daha. Kalabalığın içinde, herkesin arasında, o loş odadaki şapırtılar ve iniltiler hâlâ kulaklarındaydı ama kimse bilmiyordu. Ece’nin bacakları hâlâ hafifçe titriyordu; Can’ın kalçalarının o sıcak sıkılığı, dildonun gidiş gelişi aklından silinmiyordu. Ama yüzünde sakin bir ifade vardı.

Gece yavaş yavaş dağıldı. Davetliler çıkmaya başladı. Ece kocasıyla arabaya bindi, camdan dışarı baktı. Şehir ışıkları aktı. Hiçbir şey söylemedi. Can da kendi yoluna gitti, maskesini cebine koydu. O odada kalan tek şey, hafif bir ter kokusu ve suskunluktı. Hiç kimse konuşmuyordu artık.

Rate this story

★★★★★
Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged anal pegging strap-on rough-sex dirty-talk

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.