Written by AIEvery story here is written by an AI. Tell it what you want and it writes it for you →
Ask the writer →

Suskun Arkadaşımın Kalçalarını İlk Defa Çiftlikte Yırttım

28 yaşındaki ofisçi, utangaç 26 yaşındaki Kerem’in kalçalarını çiftlikte ilk kez sertçe yırtıyor.

8 min read September 28, 2026New

Ben 28 yaşında bir ofis çalışanıyım. Sabahları kahvemi alıp bilgisayar başına geçen, akşamları trafikte boğulan sıradan bir adam. Ama en yakın arkadaşım Kerem’le aramızdaki şey hiçbir zaman sıradan olmamıştı. 26 yaşındaki suskun, utangaç Kerem’i çocukluktan beri tanırım. O hep az konuşur, omuzlarını hafifçe çökertip bakışlarını kaçırırdı. Bu hafta sonu dedemin eski çiftliğine kaçmak aklıma estiginde, onu da zorla sürükledim. “Hadi be, sadece iki gün,” dedim. O da omuz silkip kabul etti.

Çiftlik evi toz içinde, tahta döşemeler gıcırdıyor, tek yatak odası da daracık. Kerem valizini indirirken dar kot pantolonunun kumaşı kalçalarına yapıştı. O her eğildiğinde, her adım attığında o yuvarlak, sıkı etler gerildi, gevşedi. Gözlerimi alamıyordum. Uzun zamandır yalnızdık ikimiz de. Hiçbir ilişkimiz yoktu, geceleri aynı boşluğu doldurmaya çalışıyorduk. Akşam yemeğinden sonra tek yatağa yan yana uzanmak zorunda kalacağımızı bilmek, gerilimi daha da artırmıştı. Kerem’in omzuna değen kolum, onun nefesinin boynuma değmesi… Bakışlarımız kesiştiğinde ikimiz de istiyorduk. Bunu açıkça hissediyordum. O utangaç haliyle yanakları kızarıyor, dudaklarını ısırıyordu ama kaçmıyordu.

Akşam ateş başında oturduk. Odunlar çatırdıyor, alevler yüzlerimizi aydınlatıyordu. Kerem her zamanki gibi sessizdi, ta ki birden bana dönüp bakana kadar. Gözleri alevin turuncusunda parlıyordu. “Seni uzun zamandır böyle arzuluyorum,” dedi kısık sesle. Sesindeki titreme samimiydi. Kalbim küt küt atmaya başladı. “Ne demek istiyorsun?” diye sordum, ama biliyordum. O da elini dizime koydu. “Gözlerin kalçalarıma kayıyor hep. Fark ettim. Ben de… senin ellerini orada istiyorum.”

İtirafım dilimin ucuna geldi. “Kalçalarını deli gibi beğeniyorum Kerem. O dar kotun içinde nasıl gergin durduğunu, her hareketinde nasıl titreştiğini izlerken sikim kabarıyor. Uzun zamandır dayanamıyorum.” Ellerim yavaşça onun bacağına kaydı. Karşılıklı dokunuşlar başladı. O benim omzumu sıvazladı, ben onun belini kavradım. Flört hızlandı. Kerem hafifçe öne eğilip fısıldadı: “Okşa onları. Lütfen. Kalçalarımı okşa.” İkimiz de tamamen isteyerek öpüşmeye başladık. Dudakları yumuşacıktı, dili tembel tembel benimkine dolandı. Tükürüğümüz karıştı, nefeslerimiz hızlandı. Ellerim pantolonunun üzerinden o sıkı etleri yoğururken o da benim sikimi avuçladı. “Yatağa gidelim,” diye mırıldandı. Kontrolden çıkmıştık. Çiftlik evinin eski yatağına sürüklendik, kapıyı arkamızdan kapattık.

Kerem aceleyle tişörtünü çıkardı, sonra kotunu indirdi. Boxer’ı da sıyırınca o kalçalar çıplak kaldı. Beyaz, pürüzsüz, dolgun. Dizlerinin üzerine çöktü, yastığa yaslanıp kıçını havaya kaldırdı. “Al beni,” dedi. “İstiyorum.” Bolca tükürdüm avucuma, parmaklarımı ıslattım. Önce bir parmağımı o dar deliğine dayadım. Kerem inledi, “Yavaş… ama bırakma.” Parmak deliğe battı, sıcak ve sıkıydı. Yavaşça açtım, girip çıktım, ikinci parmağı ekledim. Tükürük akıyordu, deliği gevşetiyordum. “Daha fazla,” diye yalvardı. Üçüncü parmağım da girince o kalçalarını bana doğru itti. “Yeter artık. Sikimi sok.”

Kalın sikimi tükürükle iyice ıslattım. Başı o daracık deliğe dayandı. Kerem nefesini tuttu. Tek hamlede kalçalarını yırttım. Göt deliği sikimi sardı, sıcak et etrafıma yapıştı. “Ahhh siktir!” diye bağırdı. “Yırtıyor… ama bırakma!” Domalmış pozisyonda sertçe anal sokuşlara başladım. Kalçaları avuçlarımın içinde, her vuruşta etler sarsılıyordu. Götü o kadar sıktı ki aklım gitti. Derinlere kadar gömdüm, çektim, tekrar sertçe vurdum. O inleyerek yalvarıyordu: “Daha derin, parçala beni! Sik o götümü, yırt Kerem’i!” Ellerim belini kavradı, hızlandım. Taşaklarım kalçalarına çarpıyordu, ıslak sesler odayı dolduruyordu. “Sik gibi götün var,” diye homurdandım. “İlk defa böyle yırtıyorum seni. Dar deliğin sikimi yiyor.”

Sonra onu sırt üstü yatırdım. Bacaklarını omuzlarıma aldım, ayak bileklerini tuttum. Göz göze geldik. Kerem’in yüzü terli, gözleri dolmuş, dudakları aralıktı. Sikimi tekrar o ıslak deliğe dayayıp bir hamlede soktum. “Bak bana,” dedim. Hızlı hızlı anal pompalamaya devam ettim. Her sokușta göt deliği şapırdıyor, o “Daha sert… parçala… ahh Desmond…” diye inliyordu. (Adımı ilk defa böyle inleyerek söylemesi deli etti beni.) Gözleri kilitliydi benimkilere. Ellerimle bacaklarını daha da açtım, sikimin tamamını yuttuğunu izledim. “Götün yanıyor mu?” diye sordum. “Evet… yanıyor ama durma. Boşal bana, doldur beni.” Zevkten deliriyorduk. Sikim şişmiş, damarları kabarmıştı. Onun da eli kendi sikine gitmiş, hızlı hızlı sıvazlıyordu. Her vuruşta “Daha… daha!” diye bağırıyordu.

İkimiz de boşaldıktan sonra nefes nefese kaldık. Sikim hâlâ onun sıcak götünün içindeydi, yavaşça sızan döllerim deliğinden dışarı taşmaya başlamıştı. Kerem’in bacakları omuzlarımda titriyordu, gözleri yarı kapalı ama bana bakıyordu. Ter damlaları göğsümden onun karnına düşüyordu. “Bu… bu daha yeni başladı,” diye fısıldadı sesi kısık. Elleri belime dolandı, sikimi içinden çıkarmama izin vermedi. “Gece uzun. Kalçalarımı istediğin kadar yırt. Ben de seni istediğim kadar emeceğim.” Dışarıda rüzgâr tahta panjurlara vuruyordu. Yatak gıcırdıyordu hâlâ. Onun deliği etrafımda seğiriyordu, taze döllerimin kayganlığıyla. Bakışlarımızda yeni bir ateş yanıyordu. Sabaha kadar burada kalacaktık, ama henüz doymamıştık. Kerem parmağıyla kendi dölünü karnından sildi, dudağına götürüp yaladı. “Bir daha. Daha sert.” Ellerim tekrar o ıslak kalçalara kaydı. Gerilim dinmemişti; tam tersine, yeni başlıyordu.

Sikim hâlâ o sıcak, sızan deliğin içindeyken Kerem belimi sımsıkı kavradı, tırnakları derime battı. “Çıkarma,” diye hırladı, sesi hâlâ titriyordu ama bu sefer utanma yoktu, sadece açlık. “Döllerin akıyor bacaklarıma. Hisset. Daha dolu istiyorum.” Yavaşça kalçalarımı geri çektim, sikimin ıslak, parlak hali deliğinden süzülürken o inledi; sonra birden sertçe geri gömdüm. Göt deliği şapırdayarak açıldı, taze döl kayganlaştırıyordu her şeyi. “Ahhh siktir Desmond… yırt yine!”

Onu yataktan kaldırmadan çevirdim, dizleri yastığa gömüldü, yüzü yatağa bastı. Kalçaları havada, o beyaz etler hâlâ kızarmış, avuç izlerim kırmızı kırmızı duruyordu. Tükürdüm deliğine, tükürük dölle karışıp aşağı aktı. Başımı o dar deliğe dayadım, yavaş yavaş ama amansızca ittim. Kerem’in sırtı kavis aldı, parmakları çarşafları yırtar gibi sıktı. “Daha kalın… sik gibi şişiriyorsun beni.” İçerideki sıcaklık beni deli etti; her santimde et etrafıma yapışıyor, kasılıp gevşiyordu. Belini kavradım, parmak izlerimi yeniden bastırdım ve hızlandım. Taşaklarım her vuruşta o dolgun kalçalara şap şap çarpıyordu, oda ıslak seslerle doldu.

“Bak şu götüne,” diye homurdandım, ter boynumdan damlıyordu. “İlk defa yırttığım o suskun delik şimdi sikimi yutuyor. Gevşetme, sık beni.” Kerem arkasından bana baktı, gözleri yaşlı ama istekli, yanakları kıpkırmızı. “Sıkıyorum… ahh daha sert vur, taşağını patlat kalçalarıma.” Emrine uyup belini aşağı çektim, her hamlede dibine kadar gömdüm. Göt deliği şişmiş, kıpkırmızı, etrafı kaygan dölle parlıyordu. Parmaklarımı o yarığa götürüp kenarlarını gerdim, sikimin girip çıktığını izledim. “Görüyor musun nasıl açılıyor? Daracık götün sikimi yiyor Kerem.”

O kendi sikini avucuna aldı, hızlı hızlı çekmeye başladı. “Daha derine… bağırsaklarımı sikiyorsun gibi.” Sözleri beni coşturdu; bir elimi saçlarına gömdüm, başını geri çektim, diğer elimle kalçasını tokatladım. Şap! Beyaz et kızardı. “Ahhh evet tokatla o götü!” diye bağırdı. Tekrar tokatladım, et titreşti, sikim daha da şişti. Hızımı artırdım, yatak gıcırdıyor, tahta döşeme inliyordu. Her sokuşta “Yırt… parçala… Desmond sik o götümü!” diye inliyordu. Adımı o utangaç ağzından kirli kirli dökülmesi damarlarımı patlatıyordu.

Bir ara sikimi tamamen çıkardım, deliği açık, seğiren, döl sızan hale bıraktım. Kerem homurdanarak kıçını bana doğru itti. “Sok lan, boş bırakma!” Tükürdüm avucuma, sikimi sıvazladım, başı o şişmiş halkaya dayadım ve tek hamlede köküne kadar gömdüm. “Siktirrrr!” diye bağırdı, sesi boğuk çıktı. Şimdi daha derindim, her vuruşta taşaklarım çarpıyor, kalçaları sarsılıyordu. Ellerimle o etleri iki yana ayırdım, deliğin sikimi nasıl yuttuğunu, kenarlarının nasıl beyazladığını izledim. “Göt deliğin ağzıma kadar açılmış. Bak ne kadar genişlettim seni.”

Kerem’i tekrar sırtüstü çevirdim, bacaklarını omuzlarıma aldım, ayak bileklerini tuttum. Göz göze. Ter damlıyordu alnından, dudakları şiş, aralık. Sikimi o ıslak, dolu deliğe yeniden soktum, yavaş yavaş ama dibine kadar. “Hisset,” dedim. “Her damarımı. Götün yanıyor mu hâlâ?” “Yanıyor… ama daha fazla yak. Döllerini pompala içime.” Hızlandım, bacaklarını daha da açtım, dizleri neredeyse kulaklarına değiyordu. Her pompalamada göt şapırdıyor, döllerim dışarı fışkırıp yine içeri giriyordu. O kendi sikini sıkı sıkı sıvazlıyor, başı morarmış, damarlı. “Boşalacağım yine… senin göt sikişinle…”

“Boşal,” diye hırladım. “Götünü sikerken boşal, döllerini karnına saç.” Birkaç sert hamle daha ve Kerem kasıldı, sikinden kalın fışkınlar fırladı, göğsüne, çenesine kadar sıçradı. Deliği etrafımda bir anda demir gibi sıktı, o kadar ki nefesisiz kaldım. “Ahhh sik gibi sıkıyor… boşalıyorum Kerem!” Derinlere gömdüm, taşaklarımı boşalttım, sıcak döllerimi o yırtılmış deliğe pompaladım. Her kasılmada daha fazla akıtıyordum, o da inleyerek alıyordu. “Doldur… taşır… ahh evet.”

Nefes nefese kaldık ama o bırakmadı. Sikim yumuşamadan, hâlâ içindekiyken kalçalarını oynattı, yavaşça sikimi sağa sola kaydırdı. “Sertleş yine. Gece bitmedi.” Ağzını açtı, kendi dölünü diline aldı, yaladı, sonra bana doğru eğilip dudaklarıma sürdü. Tuzlu tadı dilimde eridi. “Em beni,” dedi. Sikimi yavaşça çıkardım, döl sızan, şişmiş deliği açık kaldı. Kerem hemen dizlerinin üstüne çöktü, sikimi ağzına aldı, döllerimi, götünün tadını yaladı. Dili başımı gezdirdi, yutkunarak derine aldı, boğazı sıktı. “Mmm… kendi götümün kokusu dilimde.” Ellerim saçlarına gömüldü, yavaşça boğazına doğru ittim. “Yut. Bütün o dölleri yut.” O uf uf sesler çıkararak emdi, tükürüğü çenesinden aktı, gözleri yaşardı ama durmadı.

Sikim yeniden taş gibi oldu. Onu yatağın kenarına çektim, ayakları yerde, gövdesi yatakta. Kalçalarını avuçlayıp ayırdım, deliğe tükürdüm bir kez daha ve soktum. Bu sefer ayaktaydım, belini büktüm, her vuruşta kalçalarım etlerine çarpıyordu. “Dinle şu sesi,” dedim. “Götün ne kadar ıslak, ne kadar açık. İlk defa yırttığım o daracık delik şimdi sikimi emiyor gibi.” Kerem çarşafları ısırıyor, “Daha hızlı… parçala o götü Desmond… kalçalarımı ez!” diye bağırıyordu. Ellerimle kalçalarını tokatladım, sıkım, ezdim, et parmaklarımın arasından taştı. Her tokatta inliyor, deliği kasılıyordu.

Sonra onu duvara yasladım, eski tahta duvar gıcırdadı. Bacaklarından birini kaldırdım, koluma aldım, yandan soktum. Bu açı daha derindi; her hamlede nefesini kesiyordum. “Bak bana,” dedim, alnım alnına. “Utangaç Kerem götten sikiyor kendini. Söyle ne istiyorsun.” “Götümü yırt… döllerini boşalt içime… kalçalarımı sik gibi kullan!” Hızlandım, duvar sarsılıyordu, terimiz birbirine karışıyordu. Parmaklarımı ağzına soktum, o emdi, ısırdı. “Sik beni daha sert, taşaklarını patlat o götüme.”

Yere indirdim onu, dörtlü pozisyonda, yüzü tahta döşemeye yapışık. Kalçaları havada, bacakları açık. Sikimi köküne kadar gömdüm ve amansızca pompaladım. Islak şapırdı sesleri, etlerin şap şap çarpışması, onun boğuk inlemeleri… “Daha… daha derin… bağırsaklarıma kadar!” Ellerim belinde, parmaklarım iz bırakıyordu. Bir elimi öne uzatıp kendi sikini sıktım, birlikte çektim. “Boşal götün sikilirken yine. Saç her yere.” Kerem titredi, deliği bir kez daha kıskıvrak sardı, sikinden döller fışkırdı, tahtaya aktı. O kasılırken ben de patladım, sıcak fışkınlarımı o şişmiş, yırtık deliğe boşalttım, her damlasını içeri pompaladım.

Sikim hâlâ seğirirken yavaşça çıkardım. Deliği açık kaldı, pembe, şiş, döllerim kalın akıntılar halinde dışarı süzülüp taşaklarına, uyluklarına indi. Kerem nefes nefese, yüzü yerde, kıçı hâlâ havada titriyordu. Parmaklarımı o sızan deliğe soktum, iki, üç, dölleri karıştırdım, şapırdatarak çıkardım. “Bak ne kadar dolu. Götün benim döllerimle taşıyor.” O arkasından baktı, gözleri dumanlı, “Parmaklarını da sok… daha fazla aç,” dedi. Dört parmağımı yavaşça ittim, delik esnedi, o inledi. “Sik gibi geniş… ahh Desmond…”

Parmaklarımı çıkarıp sikimi bir kez daha dayadım. Hâlâ serttim, hâlâ istiyordum. Tek hamlede girdim, köküne kadar. “Son kez diyeceğim ama yalan,” diye hırladım. “Bu götü sabaha kadar sikeceğim.” Kerem kıçını geri itti, “Sik o zaman… yırt kalçalarımı… dölünü akıtana kadar durma!” Belini kavradım, sert, derin, acımasız sokuşlara başladım. Her vuruşta et sarsılıyor, delik şapırdıyor, döller dışarı fışkırıp yine içeri giriyordu. Taşaklarım şap şap çarpıyor, ter damlıyor, nefesler boğuk. “Göt deliğin sikimi sağıyor… ahh ne kadar dar kaldı hâlâ… yırtıyorum seni Kerem… kalçaların avuçlarımda eziliyor… al bütün döllerimi o aç götüne…”

Rate this story

★★★★★
Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged anal doggy-style missionary fingering creampie

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.