Spor Salonu Gecesinde Bağlanmayı Kabul Ettim
Ece, 28 yaşındaki mutsuz evli bankacı, spor salonunda Kerem’le flörtleşip o gece gönüllü olarak bağlanmayı ve BDSM oyunu o
Ece, 28 yaşındaki mutsuz evli bankacı, spor salonunun ağırlaşmış havasında ter döküyordu. Salı gecesi saat 11’e yaklaşıyor, salon neredeyse bomboştu. Kocasıyla geçen yıllar onu yavaş yavaş öldürmüştü; yatakta ne bir dokunuş ne de arzu kalmıştı. Sadece rutin, soğuk sessizlik ve yalanlar. Ama burası farklıydı. Ağırlıkları indirip kaldırırken aynadan kendi terli bedenini izliyor, kalçalarının gerilişini, göğüslerinin kalkıp inişini görüyordu. 35 yaşındaki Kerem, salonun gece sorumlusu ve deneyimli kişisel antrenörü, köşeden onu izliyordu. O dominant bakışlar yıllardır Ece’nin tenine işliyordu. Kerem’in kaslı kolları, geniş omuzları, her hareketinde belli olan otoritesi Ece’nin bacaklarının arasında tatlı bir sızı yaratıyordu.
Kerem yaklaştı. Adımları ağır, sesi kalın. “Omuzlarını düşürüyorsun yine. Kalçanı daha iyi sık, Ece. Göster bana.” Ece dumbbell’ı bırakıp doğruldu, göğüsleri spor sutyeninin içinde terden parlıyordu. Gülümsedi, ama gözlerinde meydan okuma vardı. “Belki de bilerek yapıyorumdur Kerem. Belki de senin düzeltmeni istiyorumdur.” Konuşma çabuk derinleşti. Kerem bir adım daha attı, aralarındaki mesafe yok oldu. Bakışları Ece’nin dudaklarında, boynunda, terli boyun kıvrımında geziniyordu. Ece’nin kalbi deli gibi çarpıyordu. Yıllardır biriken o çekim artık saklanamıyordu. İçinden “Kocam beni hiç böyle hissettirmedi. Bu adamın elleri altında erimek istiyorum” diye geçirdi. Cesaretini topladı ve sesini alçaltarak sordu: “Beni gerçekten bağlayabilir misin? Yani… ellerimi, ayaklarımı, her yerimi. Hakim olabilir misin bana?”
Kerem’in gözleri karardı, çenesindeki kas gerildi. Bir an sessizlik oldu. Sonra dudaklarında yavaş, tehlikeli bir gülümseme belirdi. “Ciddiysen bu gece her şeyi bırakıyoruz. Salon boş. Benimsin. Ama bir kere ‘evet’ dersen geri dönüş yok. Gönüllü olarak teslim olacaksın.” Ece’nin amı anında ıslandı. Bacaklarının arasında sıcak bir ıslaklık yayıldı. “Evet,” dedi titrek ama net bir sesle. “Bu gece istiyorum. Her şeyini al.” İkisi de yıllardır bastırdıkları o BDSM arzusunun kapısını araladıklarını anladılar. Karar verilmişti.
Kerem Ece’nin elini tuttu, parmakları bileğine dolandı ve onu soyunma odasının hemen yanındaki küçük, özel antrenman odasına götürdü. Kapıyı arkalarından iki kez çevirip kilitledi. Oda loş ışıkla aydınlanıyordu, yerdeki kalın minderler ve duvardaki bazı zincir halkaları dışında neredeyse boştu. Lastik ve erkek teri kokusu vardı. Kerem Ece’nin karşısına geçti, sesi artık tamamen dominanttı. “Güvenli kelimeleri bilmen lazım. Kırmızı dersen her şey anında biter, sarı dersen yavaşlarım, yeşil ise her şey yolunda demektir. Tekrarla.” Ece nefes nefese tekrarladı, vücudu heyecanla titriyordu. Memelerinin uçları sutyenin altında sert sert dikilmişti. “Anladım efendim,” dedi. Kelime ağzından çıktığı anda ikisi de bir elektrik hissetti. Ece’nin iç sesi bağırıyordu: “Tanrım, bunu gerçekten yapıyorum. Ve istiyorum. Çok istiyorum.”
Kerem yavaşça hareket etti. Ece’nin spor taytını ve sutyenini çıkardı, çıplak bedenini ortaya serdi. Dolgun kalçalar, pürüzsüz traşlı am, ıslaklıkla parlayan dudaklar. Önce bileklerini yumuşak ama sağlam deri kelepçelerle arkadan bağladı. Kelepçelerin soğukluğu Ece’nin tenini ürpertti, sonra ısındı. Ayaklarını da ayrı ayrı, geniş açıkta mindere sabitledi. Son olarak boynuna ince deri tasmayı taktı, tokayı kapatırken parmakları Ece’nin boğazında gezindi. Tasma hafifçe gerildiğinde Ece’nin nefesi kesildi, amından bir damla sızdı bacağına. Kerem onu kendine çekti ve öptü. Öpücük önce sert, sonra vahşiydi. Dişler dudaklara geçti, diller birbirini ezdi. Kerem’in sertleşmiş siki pantolonundan Ece’nin karnına bastırıyordu. Kalın, damarlı, sıcak. Ece içinden “Bu sikin içime girmesini istiyorum, şimdi, hemen” diye yalvarıyordu kendi kendine.
Kerem Ece’yi dizlerinin üzerine indirdi. Bağlı, çaresiz, tasmadan tutulmuş halde. Fermuarının sesi odayı yırttı. Kalın, damarlı sikini dışarı çıkardı; başı morumsu, damarları kabarmış, ağır topları sarkıyordu. “Ağzını aç,” dedi ve hemen soktu. Ece’nin dudakları gerildi, boğazına kadar ilerledi. Kerem saçlarını sıkıca kavradı, kalçalarını ileri itti. “Ağzını iyi kullan, orospum. Boğazın sikimi güzelce yutsun. Senin kocan seni hiç böyle ağzına siktirdi mi?” Ece boğulur gibi oldu, gözlerinden yaşlar süzüldü ama amı daha da ıslandı. Salyası çenesinden memelerine akıyordu. Dilini sikinin alt tarafında gezdiriyor, emiyor, yutkunuyordu. Kerem ritmini artırdı, saçlarını çekerek yüzünü sikine çarpıyordu. “İyi orospu… Derin al, hepsini.” Ece’nin boğazı yanıyordu, nefesi kesiliyordu ama zevk aldığı her halinden belliydi. Bağlı bilekleri arkasında geriliyordu, tasma boynunu her seferinde hatırlatıyordu.
Kerem sikini ağzından çıkardı, salyayla parlıyordu. Ece’yi yüzüstü mindere yatırdı, kalçalarını havaya kaldırdı. Tasmadan tutup ensesini bastırdı, yüzünü mindere yapıştırdı. Arkadan, tek hamlede amının derinliklerine gömüldü. Ece yüksek sesle inledi. “Ahh… Efendim!” Kerem’in kalın siki onu tamamen dolduruyordu, iç duvarlarını geriyordu. Sert, hızlı darbelerle sikmeye başladı. Tok tok sesler odayı dolduruyordu. Bir eli ensesinde bastırırken diğeri aşağı uzandı, şişmiş klitorisini sertçe parmakladı. “Islak amın sikimi emiyor. Ne kadar da açmışsın orospu. Yıllardır bunu istiyordun değil mi?” Ece’nin zevk çığlıkları kesilmiyordu. Orgazm dalgaları yaklaşıyordu ama Kerem hızını kontrol ediyor, onu kenarda tutuyordu. Kalçalarına tokatlar indiriyor, teninde kırmızı izler bırakıyordu.
Sonra pozisyonu değiştirdi. Ece’yi sırtüstü çevirdi, bileklerindeki kelepçeleri çözüp bu sefer başının üzerine, duvardaki halkalara bağladı. Ayaklarını da iyice açarak kelepçeledi. Şimdi tamamen açık, savunmasız, amı kıpkırmızı ve sırılsıklam haldeydi. Memeleri yanlara yayılmış, sert uçları titriyordu. Kerem üzerinde dikildi, sikini yavaşça Ece’nin ıslak dudaklarında gezdirdi ama henüz girmedi. Gözleri Ece’nin gözlerindeydi. Tasma boynunda, kelepçeler bileklerinde, bedeni tamamen ona teslim edilmiş haldeydi. Kerem’in sesi alçak ve tehditkardı: “Şimdi asıl eğlence başlıyor orospum. Bakalım bu am daha ne kadar dayanacak…”
Ece titreyerek bekliyordu. İçindeki ateş büyüyor, teslimiyet duygusu her hücresini sarıyordu. Gece daha bitmemişti ve Kerem’in gözlerindeki o açlık, çok daha fazlasının geleceğini vaat ediyordu.
Kerem’in gözleri Ece’nin açıkta kalmış, sırılsıklam amına kenetlenmişti. 35 yaşındaki gece sorumlusu antrenör, sikinin mor başını Ece’nin dudaklarında ileri geri kaydırıyor, her seferinde klitorisine bastırıp çekiyordu. Ece, 28 yaşındaki mutsuz bankacı kadın, duvardaki halkalara bağlı bilekleri yüzünden kolları uyuşmaya başlamış halde titriyordu. Boynundaki ince deri tasma her yutkunmasında tenine gömülüyor, amından bacağına doğru yeni bir ıslaklık sızıyordu. “Efendim… Artık dayanamıyorum. Lütfen içime gir, doldur beni,” diye fısıldadı titrek bir sesle. İçinden ise “Kocamın yatağında hissetmediğim bu açlığı burada, bağlı halde yaşıyorum. Tamamen onun olmasını istiyorum” diye geçiriyordu.
Kerem tehlikeli bir gülümsemeyle sikini amının girişine dayadı ve kalçalarını tek bir güçlü hareketle ileri ittirdi. Kalın, damarlı yarağı Ece’nin daracık amını gererek köküne kadar gömüldü. Ece’nin ağzından keskin bir çığlık koptu: “Aaaahh! Efendim… Çok derin!” Vücudu kelepçelerin içinde yay gibi gerildi, memelerinin uçları sert sert zonkluyordu. Kerem hemen ritme girdi; sert, aralıksız darbelerle sikiyordu. Her itişte topları Ece’nin ıslak etine çarpıyor, tok tok tok sesleri loş odada yankılanıyordu. Ter kokusu, lastik kokusu ve ağır seks kokusu havayı sarmıştı. Kerem bir eliyle tasmayı kavradı, hafifçe yukarı çekerek Ece’nin nefesini kontrol altına aldı. “Al hepsini orospum. Bu am yıllardır boş kalmış, şimdi benim oluyor. Kocan seni hiç böyle sert sikti mi? Söyle.”
Ece gözleri sulanarak inledi: “Hayır efendim… Asla böyle doldurmadı. Senin sikin içimi yırtıyor… Daha sert, lütfen!” Zihni bulanıklaşıyordu. Bileklerindeki kelepçelerin soğuk baskısı, ayaklarını ayrı ayrı sabitleyen zincirlerin gerilimi, tasmanın boğazındaki baskı… Hepsi zevke dönüşüyordu. Kerem diğer eliyle Ece’nin sağ memesinin ucunu iki parmağı arasında ezdi, çekti, sonra tokatladı. Memesi kızarırken Ece’nin amı daha da kasıldı, sikini sıkıca sardı. Kerem hızını artırdı, her darbede klitorisini de parmaklarıyla sertçe ovalıyordu. Ece’nin bacakları titremeye başladı, orgazm dalgası yaklaşıyordu.
“Efendim… Boşalmak istiyorum… İzin ver!” diye yalvardı nefes nefese. Kerem güldü, ritmini yavaşlattı, sikini neredeyse tamamen çıkarıp sadece başıyla iç duvarlarını tahrik etti. “Henüz değil. Dayanacaksın. Bu gece seni kenarda tutacağım, orospum. Amın daha ne kadar ıslanabilir görelim.” Ece çaresizce kıvrandı, kelepçeler bileklerini acıtıyordu ama o acıyı bile zevk olarak emiyordu. Dakikalar geçti. Kerem sikini yavaş yavaş sokup çıkarıyor, arada Ece’nin memelerini emiyor, dişleriyle hafifçe ısırıyordu. Ece’nin salyası çenesinden aşağı akıyor, göğüsleri ter içinde parlıyordu. “Lütfen… Patlamak üzereyim… Efendim…”
Kerem sonunda acımasız bir sesle “Şimdi boşal. Gözlerimin içine bakarak, amınla sikimi sıkarak boşal,” dedi ve vahşi bir tempoyla sikmeye başladı. Ece’nin bedeni şiddetle sarsıldı. Orgazmı patladı; amı ritmik kasılmalarla Kerem’in yarağını süt gibi sıktı, bacaklarından sıcak sular sızdı. “Efendim! Boşalıyorum… Allahım!” Çığlıkları odanın duvarlarında yankılandı. Kerem sikini çekmedi, orgazmın son dalgalarını da içinden geçirerek devam etti.
Ama escalasyon bitmemişti. Kerem kelepçeleri kısa süre çözdü, Ece’yi yüzüstü mindere yatırdı. Bileklerini yine arkadan, bu sefer daha sıkı bağladı. Ayaklarını da mindere sabitleyerek kalçalarını havaya kaldırdı. Tasmadan tutup ensesini bastırdı, yüzünü mindere yapıştırdı. “Şimdi asıl dayak zamanı orospum.” Pantolonundan çıkardığı deri kemerini katlayıp Ece’nin dolgun kalçalarına indirdi. İlk tokat şakladı. Ece irkildi ama amı yine ıslandı. “Bir… Teşekkür ederim efendim,” diye saymaya başladı. Kerem her vuruşta saydırıyor, teninde kırmızı şeritler bırakıyordu. On, on beş… Ece’nin sesi titriyordu, gözyaşları mindere damlıyordu ama her tokattan sonra amı daha da zonkluyordu. “Yirmi… Efendim… Amım yanıyor, sik beni artık.”
Kerem kemeri kenara attı, arkadan tek hamlede yine girdi. Bu pozisyonda çok daha derine ulaşıyordu. Sikinin her santimi Ece’nin içini doldururken, Kerem bir eliyle Ece’nin saçlarını çekiyor, diğeriyle şişmiş klitorisini sertçe ovuyordu. “Bak şu haline. 28 yaşında evli bir kadın, spor salonu antrenörünün önünde bağlı, götü kızarmış halde sik istiyor. Ne kadar aşağılık bir orospusun sen.” Ece’nin cevabı iniltiydi: “Evet… Aşağılık orospunum efendim… Senin orospunum.” İkinci orgazmı daha şiddetli geldi. Bedenini kasılmalar sardı, amından fışkıran sular Kerem’in taşaklarına sıçradı. Kerem ritmini bozmadı, Ece’nin orgazmını uzattı.
Sonra Ece’yi tekrar sırtüstü çevirdi. Bileklerini başının üzerine, halkalara daha yüksekten bağladı ki vücudu iyice gerilsin. Ayaklarını omuzlarına aldı, neredeyse katlanmış haldeydi şimdi. Sikini Ece’nin ağzına uzattı önce. “Temizle orospum. Kendi sularını yala.” Ece hevesle emdi, boğazına kadar aldı, salyası memelerine aktı. Kerem sikini yeterince ıslattıktan sonra amına döndü ve son hücumuna başladı. Bu sefer tamamen vahşiydi. Her darbe Ece’nin rahmini zorluyor, memeleri şiddetle sallanıyordu. Kerem bir eliyle Ece’nin boğazındaki tasmayı sıkıyor, nefesini kesip bırakıyordu. Güvenli kelimeler Ece’nin aklındaydı ama sadece “Yeşil… Yeşil efendim…” diye mırıldanıyordu.
Üçüncü orgazm Ece’yi adeta parçaladı. Bedeni şiddetle sarsılırken Kerem de sınırına geldi. “İçine boşalıyorum… Al hepsini,” diye homurdandı ve derinlerde patladı. Kalın, sıcak dölleri Ece’nin amını doldurdu, taşarak dışarı taştı. Kerem birkaç kez daha içini zorladıktan sonra yavaşça çıktı. İkisi de nefes nefese kalmıştı. Oda ağır bir seks kokusuyla doluydu.
Kerem kelepçeleri, tasmayı tek tek çözdü. Ece’nin bileklerindeki kırmızı izleri öptü, saçlarını okşadı. “Çok iyiydin. Gerçekten teslim oldun. İstediğin buydu değil mi?” Ece başını salladı ama sesi çıkmadı. Kerem onu kollarına aldı, minderde yan yana uzandılar. Bir süre sessizlik oldu. Kerem’in parmakları Ece’nin sırtında geziniyordu.
Fakat orgazmların getirdiği sis dağılır dağılmaz Ece’nin göğsüne ağır bir ağırlık çöktü. Zevk yerini ani bir boşluğa, ardından derin bir pişmanlığa bırakmıştı. “Ne yaptım ben?” diye düşündü içinden. Kocası şu anda evde, her zamanki gibi sessiz ve soğuk bir şekilde televizyon izliyor olmalıydı. Beş yıllık evliliğini, bankadaki rutin hayatını, her şeyi bir gecede hiçe saymıştı. Bu bağlanma, bu teslimiyet inanılmaz zevk verse de şimdi her şey yanlış geliyordu. Kerem’in kollarında yatarken midesi bulanıyordu. “Ya bu geceyi unutamazsam? Ya daha fazlasını istersem ve her şey kontrolden çıkarsa?” Şüphe boğazını sıkıyordu, tasmadan daha ağır bir şekilde. Pişmanlık gözyaşlarını gözlerine doldurdu ama yutkundu. Bir şeylerin çok yanlış gittiğini hissediyordu; bu spor salonu gecesi belki de hiç başlamamalıydı. Kerem uyuyakalmış gibi görünürken Ece tavana bakıyor, içinde büyüyen o karanlık kuşkuyla baş başa kalıyordu. Gece bitmişti ama Ece’nin içinde yeni başlayan fırtına çok daha uzun sürecek gibiydi.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories