Seni Sabaha Kadar Bekleten Yabancı

23 yaşındaki iş adamı Roman, otel barında tanıştığı enfes 28 yaşındaki trans kadın Colette'i sabaha kadar deli gibi beceriyor.

9 min read September 08, 2026New

Roman saat gece yarısını çoktan geçmişti ama bedeni hâlâ iş seyahatinin temposunu atamamıştı. İstanbul’un en pahalı otellerinden birinin loş barına girerken kravatını gevşetti, yirmi üç yaşındaki yakışıklı iş adamı oluşunun verdiği o keskin, yorgun kibirle bar taburesine oturdu. Viski istedi. Bardak eline değmeden önce bakışları kaydı ve takıldı.

Karşısındaki kadın yirmi sekizindeydi; ismi Colette’ti, bunu henüz bilmiyordu ama bedeni zaten ezberlemişti. Siyah, dize kadar yükselen çoraplar bacaklarını pürüzsüz bir hat gibi sarıyordu. Dar elbise kalçalarını, belini ve omuzlarını bir hediye paketi gibi geriyordu. Colette bardağını yavaşça çevirirken Roman’a flörtöz, açık bir bakış attı. Dolgun dudakları kırmızıya boyanmıştı, çene hattı keskin, boynu uzun, göğüsleri elbisenin dekoltesinde ağır ve dolgundu. Roman’ın karnında sıcak bir düğüm oluştu. Bu kadın… enfesti. Ve o an Roman, onun bir trans kadın olduğunu anlamıştı bile; belirgin hatlar, omuzların o hafif genişliği, boğazın güzelliği, her şey açıkça oradaydı. Hiçbir şey gizlenmiyordu. Hiçbir şey utanç taşımıyordu. Roman’ın sikı pantolonunun içinde kıpırdandı.

Colette gülümsedi, taburesini yaklaştırdı. “Uzun yolculuk mu?” diye sordu, sesi alçak ve boğuk. “İş. Bitmek bilmedi,” dedi Roman. Gözleri onun bacaklarından ayrılmıyordu. “O zaman dinlenmen lazım.” Colette bardağını kaldırdı, dudaklarını kenarına bastırdı. “Ya da… dinlenmemen. Beni bu gece sabaha kadar becerebilirsin. İstersen.”

Cümle o kadar net, o kadar pis ve istekliydi ki Roman’ın nefesi kesildi. Karşılıklı çekim bir kıvılcım değil, ani bir yangındı. Colette’in bakışında utanma yoktu; sadece arzu ve kabul vardı. Roman “Evet” demedi bile. Sadece sandalyesini ona doğru kaydırdı ve fısıldadı: “Odayı alalım.”

Ama barın loş köşesinden hemen kalkmadılar. Sohbet koyulaştı; viski bitti, yenisi geldi, kelimeler kısalıp dokunuşlara dönüştü. Colette bacağını Roman’ın bacağına sürttü, siyah çorabın pürüzsüzlüğü pantolon kumaşına süzüldü. Sonra eli yavaşça indi, Roman’ın çoktan sertleşmiş sikinin üzerine oturdu, avucuyla bastırıp şeklini ezberledi. “Beni kadın gibi istiyorsun değil mi?” diye sordu, dudakları Roman’ın kulağına değecek kadar yakındı. Roman’ın cevabı eliydi. Eteğin altına soktuğu parmaklar önce ipek gibi teni, sonra tangayı buldu. Tangasının altındaki kalın, sıcak sik şaşırtmadı onu; tam tersine, kalbi hızlandı. Colette’in sikini yavaşça okşadı, başparmağıyla ıslak başını sıvazladı. Colette inledi, boğazından çıkan ses hem kadınsı hem açtı. “Sikimi de seviyor musun?” diye fısıldadı. “Her yerini,” dedi Roman. “Amını, götünü, bu kalın sikini… hepsini istiyorum. Sabaha kadar.”

İkisi de kendilerini kaybettiler. Hesabı ödemek bile uzun sürdü; asansörde eller birbirinin üstünde gezindi, Roman Colette’in kalçalarını sıktı, Colette Roman’ın kemerini çekiştirdi. Oda kapısı kapanır kapanmaz nefesler karıştı.

Colette önce onu soydu. Ceket, gömlek, pantolon… hepsini aceleyle ama ustaca indirdi. Roman’ın sikı sert, damarlı ve ağırdı; Colette dizlerinin üstüne çöktü, o siyah çoraplı bacakları açarak Roman’ın sikini dilinin üstüne aldı. Derin derin yuttu. Gırtlağına kadar indirdi, tükürük köseli sesler çıkardı, burnu Roman’ın kasığına değene kadar bastı. Roman saçlarını tuttu ama itmedi; Colette kendi temposunu biliyordu, boğazını açıyor, geri çekilip tekrar yutuyordu. “Sikini yemek… çok iyi,” diye mırıldandı, tükürüğü dudaklarından süzülürken. “Daha sert ver. Boğazımı kullan.”

Roman dayanamadı. Onu ayağa kaldırıp yatağa yatırdı, elbisesini yukarı sıyırdı ama çoraplara dokunmadı; yırtmadı, indirmedi. Siyah çoraplar bacaklarında kaldı, Roman o bacakları omuzlarına aldı. Colette’in kalın siki karnına doğru yatmış, ucundan parlak bir ıslaklık sızıyordu. Roman bir eliyle onu sıvazlarken diğer eliyle kendi sikini Colette’in dar, ıslak amına dayadı. Kaygan, sıcak, sıkı… yavaşça ama sertçe girdi. Colette’in sırtı kavisledi, bir inilti koptu. “İçimde… evet, böyle,” dedi. “Hızlı sik beni. Kadın gibi sik.”

Roman başladı. Kalçalarını savurarak amına hızlı hızlı girip çıktı; her darbede Colette’in sikı avucunun içinde zıplıyor, başı ıslanıyordu. Çoraplı bacaklar Roman’ın omuzlarında geriliyordu, topuklar havada sallanıyordu. Roman eğilip onun dudaklarını öptü, dilini emdi, sonra boynuna, göğüslerine indi. “Sikini de istiyorum,” diye homurdandı. “Hem amını sikerken hem sikini okşayacağım. Sen de boşalacaksın bana.”

Pozisyon değişti. Roman onu çevirdi, domalttı. Colette dirseklerinin üstüne kapandı, kalçalarını kaldırdı; dar amı hâlâ açıktı, siki aşağı sarkıyordu. Roman saçlarından tuttu, bir eliyle kökünden yakaladı ve arkadan yeniden girdi. Güçlü darbeler… yatak gıcırdıyordu. Serbest eli Colette’in kalın sikine uzandı, bastırarak sıvazladı, başını avuçlayıp ovdu. Aynı anda amını dövüyor, saçını çekiyor, sikini okşuyordu. Colette’in sesi boğuluyordu. “Daha sert… saçımı çek, sikimi sık… amımı parçala,” diye yalvardı. “Sabaha kadar böyle. Durma.”

Roman durmuyordu. Ter damlıyordu alnından, kalçaları şapırdayarak çarpıyordu. Colette’in amı her girişte daha ıslak, daha sesli oluyordu; sikı Roman’ın elinde zonkluyordu. Roman eğilip kulağına fısıldadı: “Seni sabaha kadar bekleteceğim. Boşaltmayacağım hemen. Önce seni delirteceğim. Sonra… sonra tekrar gireceğim. Hem amına hem belki o güzellik götüne. İstiyor musun?” “İstiyorum,” diye inledi Colette. “Hepsini istiyorum. Beni istediğin gibi kullan. Kadınım ben. Sikini yutan, amını veren, sikini avuçlatan kadının… Roman.”

İsim ağızdan dökülünce Roman daha da sertleşti. Darbeler derinleşti, elindeki tempo hızlandı. Colette’in bacakları titriyordu, çoraplar gerilmiş, tırnaklar çarşafı yırtıyordu. Oda cinsel sesle doluydu; etin ete çarpması, ıslak şapırtılar, boğuk iniltiler, yatağın ritmi. Roman henüz boşalmamıştı. Colette de. Gerilim tırmanıyordu, zirveye yaklaşırken Roman yavaşladı, neredeyse çıkardı, sonra tekrar köküne kadar gömdü ve saçını daha sıkı sardı.

“Daha bitmedi,” dedi, nefesi kesik. “Sabah çok uzak. Bir tur daha… sonra bir tur daha. Seni bu odada eriteceğim, Colette.”

Colette gülümsedi, terli, dağınık, arzuyla yanarak omzunun üzerinden baktı. Gözlerinde hâlâ o aynı açık istek vardı. “O zaman çıkarma,” fısıldadı. “İçimde kal. Ve devam et. Seni bekliyorum… sabaha kadar.”

Roman kalçalarını yeniden savurdu. Darbeler tekrar hızlandı. Colette’in siki avcunda zonkluyordu, amı onu sıkıyordu, saçları parmaklarının arasındaydı. Gece uzundu. Ve ikisi de henüz birbirinden kopmaya niyetli değildi.

Roman kalçalarını yeniden savurdu, her vuruşta Colette’in amının ıslak, yapışkan duvarları sikini boğarcasına sıktı. Yatağın gıcırtısı odanın her köşesine yayıldı; et şapırtıları, tükürük ve kayganlık sesleri karıştı. Colette’in siki Roman’ın avcunda zonkladı, başı zaten sırılsıklam olmuştu, kaygan pre-cum parmaklarının arasından süzülüyordu. Roman başparmağıyla o sızan deliği ovaladı, tırnağıyla hafifçe bastırdı; Colette’in boğazından hayvanımsı bir hırıltı koptu.

“Amını parçalıyorum ama sikin de ağlıyor bana,” diye homurdandı Roman, nefesi kesik. “Bak ne kadar ıslak… boşalmak istiyor. Ama vermeyeceğim. Sabaha kadar bekleteceğim demiştim.”

Colette omzunun üzerinden bakıp gülümsedi, dudakları aralanmış, kırmızı ruj dağılmıştı. “O zaman daha sert vur. Sikimi de sık, boğ onu. Amımı del… evet, köküne kadar.”

Roman saçını daha sıkı doladı, omzunu geriye çekti ve darbeleri bozdu: kısa, sert, hızlı. Her girişte topuklar havada sallanıyor, siyah çoraplar geriliyordu. Colette’in kalçaları her şaplakta titredi; amı şapırdayarak yutuyordu sikini. Roman eğilip sırtına tükürdü, tükürüğü parmaklarıyla yaydı, sonra o ıslaklığı göt deliğine sürdü. Parmak ucu o dar halkayı yokladı, bastırdı, hafifçe içeri soktu.

“Götünü de istiyorum,” dedi. “Amın bittiğinde… buraya gireceğim. İstiyor musun hâlâ?”

“İstiyorum,” diye inledi Colette. “Parmakla aç önce. Sonra sikinle doldur. Hem amımı hem götümü aynı gece kullan. Kadının benim, her deliğim senin.”

Roman parmağını yavaş yavaş soktu; Colette’in götü sıcaktı, sıkıydı, amı hâlâ sikini emiyordu. İki deliği birden doldurmak Colette’i delirtti; kalçaları geriye savruldu, sikı Roman’ın elinde daha sert zıpladı. Roman ikinci parmağı ekledi, makas gibi açtı, tükürükle kayganlaştırdı. Sonra amından çekti, başını göt deliğine dayadı.

“Nefes al,” diye fısıldadı ve yavaş yavaş itti. Colette’in götü direndi, sonra yavaşça yuttu. Roman köküne kadar gömülene kadar durmadı. İçerisi yanan bir kıskaç gibi sarıldı; her milimetre ıslak, sızan amının suları ve tükürükle kaygandı. Colette bağırdı, sesi yastığa boğuldu.

“Sikin… götümde… çok kalın. Daha gir, tamamını ver. Sik beni oradan.”

Roman tuttuğu saçla başını geriye çekti, kalçalarını savurmaya başladı. İlk darbeler yavaş ve derindi; her çıkışta göt halkası pembe, şiş, yapışkan görünüyordu, her girişte yutuyordu. Serbest eli yine Colette’in sikiine sarıldı, bu sefer sert sıvazladı, başını avuçlayıp ezip ovdu. Colette’in pre-cum’u avucunu ıslattı; Roman o sıvıyı parmaklarına sürüp Colette’in ağzına götürdü.

“Yala,” diye emretti. Colette dilini uzattı, kendi sikiinin tadını emdi, parmakları yaladı. Roman götünü dövmeye devam etti; tempo arttı, yatak çatırdadı. Ter damlaları Colette’in beline düştü, siyah çoraplar uyluklarında kaymış, lastikleri etini kesmişti ama kimse indirmeyi düşünmüyordu.

Pozisyon bozuldu. Roman çıktı, Colette’i sırtüstü çevirdi, bacaklarını omuzlarına aldı yine. Bu sefer amına girdi tekrar, üç-dört sert vuruş, sonra götüne kaydırdı. Delikleri sırayla sikiyor, her değişimde Colette’in iniltisi yükseliyordu. Bir eliyle Colette’in kalın sikini kökünden tutup yukarı doğru çekiyor, başparmağıyla deliğini ovuyor, diğer eliyle göğüslerini sıkıyordu. Meme uçları sertti; Roman eğilip birini ağzına aldı, dişleriyle eziyor, dilini geziyordu.

“Sikini yutmak istiyorum,” diye hırladı Colette. “Boğazıma bas. Amımı ve götümü sikerken ağzımı da doldur.”

Roman çıktı, dizlerinin üzerine çöktü yatağın kenarında. Colette hemen kaydı, başını ekti, o kalın, damarlı siki dilinin üzerine yatırdı. Tükürük boğazına aktı; derin yuttu, burnu kasığa dayandı. Roman belini tuttu, kalçalarını ileri itti, boğazını sikmeye başladı. Gırtlak sesleri, boğuk homurtular… Colette’in gözleri yaşardı ama durmadı, tırnaklarını Roman’ın kalçalarına geçirdi, daha derine çekti. Roman bir eliyle saçını tutup temposunu bozdu: yavaş boğazda tutma, sonra hızlı pompalama.

Sonra yine yatırdı onu. Colette’in bacakları açıldı, siyah çoraplı ayak bilekleri Roman’ın boynuna kilitlendi. Roman amına girdi, bu sefer yavaş ama her vuruşta köküne kadar. Aynı anda Colette’in sikini iki eliyle kavradı, tükürüp kayganlaştırdı, hızlı hızlı sıvazladı. Başparmaklar başını eziyor, aşağı doğru çekiyordu. Colette’in karnı kasıldı, amı Roman’ın sikini ritmik sıktı.

“Boşalacağım… elinde… sikimi sıkma bırak,” diye yalvardı Colette. Roman yavaşlattı, neredeyse durdu. “Hayır. Daha değil. Seni bekleteceğim. Önce götünü tekrar alacağım. Sonra belki ağzına boşalırım… belki amına. Belki yüzüne. Sen de benimle birlikte patlayacaksın ama sabah yaklaşana kadar.”

Colette inledi, kalçalarını savurdu, sikini kendi avucuna doğru itti. Roman güldü, pis bir kahkaha, ve götüne geri döndü. Bu sefer acımasızdı; hızlı, derin, şapırdayan darbeler. Colette’in siki karnına çarpıyordu her sarsıntıda, uçtan ip gibi sümüksü sıvı süzülüyordu. Roman eğilip o siki dilinin ucuyla yokladı, tadına baktı, sonra ağzına aldı yarısına kadar, emdi, tükürüğüyle ıslattı ve tekrar eline sardı.

“Amcık gibi sulanıyorsun,” diye homurdandı. “Hem amın hem götün hem sikin… hepsi ağzıma, elime, sikime akıyor. Daha ne istiyorsun?”

“Daha sert… saçımı yol, götümü parçala, sikimi boşalt… ama sen de içime boşal. İstediğin deliğe. Beni doldur.”

Roman tempo değiştirdi. Götünü birkaç sert vuruşla dövüp çıktı, amına girdi, üç vuruş, sonra tekrar göt. Colette delirmişti; tırnaklar çarşafı yırtıyor, çoraplı bacaklar titriyordu. Roman bir eliyle göt yanaklarını ayırıp izliyordu kendi sikinin o şiş, pembe halkayı nasıl yuttuğunu. Diğer eliyle Colette’in sikini boğarcasına sıvazlıyordu.

Sabaha karşı oda kokuyordu: ter, am suyu, pre-cum, tükürük. Roman yavaşladı, neredeyse çıktı, sadece başı içeride kaldı. Colette geriye itti, yutmak istedi.

“İçeride kal,” diye hırladı. “Boşal götüme. Sonra amıma da ver. Sikimi de… sikimi de sıkıp boşalt. Hepsini istiyorum. Deli gibi becer beni.”

Roman o anda dayanamadı. Kalçalarını son bir saldırıyla savurdu, götün derinliklerine gömüldü ve boşaldı. Sıcak, koyu döl fışkırdı; her zonklamada daha fazla doldurdu. Colette’in götü o sıcaklığı hissedince amı da kasıldı, sikı Roman’ın elinde patladı. Kalın, beyaz döl fışkırdı, karnına, göğüslerine, çarşafa sıçradı. Roman hâlâ götteyken eliyle o dölü yaydı, parmaklarını Colette’in diline sürdü; Colette yaladı, yuttu, homurdandı.

Roman çıkardı; göt deliğinden döl sızdı, amına aktı. Hemen amına dayadı, hâlâ yarı sert sikiyle birkaç vuruş daha yaptı, kalan dölünü oraya da bıraktı. Sonra çekti, Colette’in açık, dölle bulanmış amının ve götünün üzerine sikini sürttü, başını o ıslak yarıklar arasında gezdirdi.

Colette hâlâ titriyordu, siki yarı sert, ucundan hâlâ damlıyordu. Roman eğilip o siki ağzına aldı, kalan dölü emdi, dilini deliğine soktu, yaladı. Sonra ayağa kalktı, Colette’i saçından çekip dizlerinin üzerine oturttu. Sikini onun yüzüne, diline, dudaklarına sürttü; karışık döl ve am suyu bulaştı.

“Ağzını aç,” dedi. Colette açtı. Roman birkaç kez boğazına kadar itti, sonra çekti, sikinin başını diline dayayıp kalanı fışkırttı. Döl damlaları diline, çenesine, boynuna aktı. Colette yuttu, dilini uzatıp daha fazlasını istedi.

Roman onu tekrar yatağa itti, bacaklarını ayırdı, dölle bulanmış amını ve götünü parmaklarıyla açtı, izledi. Sonra iki parmağını amına, birini götüne sokup karıştırdı, o karışımı Colette’in kendi sikiine sürdü, tekrar sıvazladı. Colette inledi, ikinci bir orgazmın eşiğinde sarsıldı; az daha döl fışkırttı, zayıf ama sıcak.

Roman sikini yine sertleştirmek için o ıslak deliklere sürttü, amına girdi bir kez daha, yavaş yavaş pompaladı. Colette’in çoraplı bacakları omuzlarındaydı, topuklar sırtını çiziyordu. Gece bitmek bilmiyordu; her turda daha pis, daha ıslak, daha sesli.

Sabahın ilk ışığı perdeden süzülürken Roman hâlâ içındeydi. Colette’in amı şiş, kırmızı, dölle taşmış; götü aynı şekilde açık ve akıyordu. Roman son bir kez sert vurdu, çekti, sikini Colette’in yüzüne, açık ağzına dayadı ve kalan her şeyi boşalttı. Döl diline, dişlerine, boğazına aktı; fazlası çenesinden göğüslerine damladı. Colette yutkunurken gülümsedi, dilini uzatıp sikinin başını temizledi, her damlayı emdi.

Roman parmaklarını Colette’in hâlâ zonklayan, dölle kaplı sikiine sardı, son bir kez sert sıvazladı; kalan pre-cum ve döl karışımı fışkırdı, Roman’ın bileğine bulaştı. O bileği Colette’in ağzına götürdü; Colette yaladı, tükürüğüyle karıştırıp yuttu.

Oda sessizleşmedi. Sadece ıslak şapırtılar, nefesler ve sızan dölün yavaş damlama sesi kaldı. Roman sikini bir kez daha Colette’in açık, döl akıtan amına dayadı, başını içeri soktu, o sıcak çamura gömdü ve homurdandı:

“Sabaha kadar amını, götünü ve o kalın sikini dölle doldurdum… şimdi de hâlâ akıyor, yala hepsini sikimden, pis kadın.”

Rate this story

Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged deepthroat doggy-style creampie rough-sex dirty-talk

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.