Sıkı Arkadaşımın Elleri Buharda Benden Alırken Kocam İzledi

28 yaşındaki Ece, kocası Reid’in gözleri önünde 32 yaşındaki iri arkadaş Trent’in kocaman elleriyle buhar banyosunda sertçe sikilirken zevkten bağır

10 min read September 17, 2026New

Buhar odasının kapısı kapanır kapanmaz içerisi sıcak bir buluta boğuldu. Ece yirmi sekiz yaşındaydı, evliliğinin beşinci yılındaydı ve teni hemen nemle parlamaya başlamıştı. Havlu beline gevşekçe dolanmış, göğüsleri serbestçe salınıyordu. Karşısında kocası Reid oturuyordu; sessiz, bacak bacak üstüne atmış, gözleri karısının vücudunda geziyordu. Yanlarında ise Trent vardı. Otuz iki yaşında, omuzları kapı genişliğinde, kolları kalın damarlarla dolu, elleri bir adamın ellerinden çok daha iri. Yıllardır Ece’nin en yakın arkadaşıydı. Reid o samimiyeti hep fark etmişti; Ece’nin gülüşlerindeki fazlalığı, Trent’in beline dokunuşlarındaki ısrarı, geceleri yatakta Ece’nin “Keşke o eller…” diye başlayan fısıltılarını. Ama hiç ses çıkarmamıştı. İzlemeyi seviyordu. Ece de bunu biliyordu.

“Sıcak iyi geldi,” dedi Ece, sesi buharın içinde boğuk. Gözlerini Trent’e çevirdi, kasten. “Senin o vücudun burada daha da büyük görünüyor. Kasların… ellerin. Tanrım, ellerin her zaman aklıma geliyor.”

Reid’in nefesi hafifçe kesildi. Trent gülümsedi, o derin, baskın gülümsemesiyle. “Övülmeyi seviyorsun, Ece. Söyle. Ne kadar büyük buluyorsun onları?”

Ece kocasının gözlerinin içine baka baka cevap verdi. “Kocaman. Parmakların kalın. Beni tutsa, sarsılmadan kaldıramayacak gibi. Reid, bak… bak nasıl damarlı.” Elini uzattı, Trent’in elini kavradı, kendi avucunun içinde evirip çevirdi. Reid koltukta kıpırdamadan izliyordu. Onay sessizdi; çenesinin gerilmesi, bacaklarının hafif açılması yeterdi.

Buhar koyulaştıkça sohbet de koyulaştı. Ece havlusunu biraz daha gevşetti, göğüslerinin ucu göründü. Trent yerinden kalktı, yanına oturdu. Dizleri değdi. “Yıllardır bakıyorum sana,” dedi alçak sesle. “Reid’in yanında, masada, balkonda… Hep dayandım. Artık dayanamıyorum.”

Ece’nin kalbi göğsünde sert atıyordu. “Ben de. Kocam da biliyor. İzliyor. İstiyorum Trent. Seni istiyorum. Kocam da izlesin.”

Trent’in eli önce beline gitti, sonra kalçasına. Parmakları etine battı, test eder gibi sıktı. “Bunu mu istiyorsun? Bu elleri üstünde?”

“Evet.” Ece Reid’e döndü. “İzle. İstiyorum ki izle. Onun elleri bende gezerken sen otur ve bak.”

Reid başını yavaşça salladı. “Yap. İstediğin gibi yap.” Sesi boğuk çıkmıştı. Onay tamdı. Kimse sarhoş değildi, kimse baskı altında değildi; hava sadece istek ve uzun zamandır biriken gerilimle ağırdı.

Trent’in eli göğsüne kaydı. Avucu Ece’nin memesini tamamen kapladı, başparmağı meme ucunu ezip çevirdi. Ece inledi, başını geriye attı. “Sert… ellerin çok sert.” Diğer eliyle Trent’in kucağına uzandı, havlunun altındaki sertliği buldu. Kalındı, ağırdı, nabız gibi atıyordu. “Siki de ellerin gibi… kocaman.”

Trent onu kendine çekti, dudaklarını boynuna yapıştırdı, emerken ısırdı. “Soyun. Havlun yere düşsün. Reid’in önünde tamamen açıl.”

Ece ayağa kalktı. Havlu ayaklarının dibine yığıldı. Buhar teninde damlalar halinde geziniyordu; kalçaları dolgun, bacaklarının arası çoktan ıslaktı. Trent de havlusunu attı. Siki sertleşmiş, kalın damarlı, başı parlak bir şekilde sızdırıyordu. Ece dizlerinin üstüne çöktü. Taş zeminde buharın ıslaklığı dizlerine yapıştı. Elleriyle o kalın sopayı kavradı; iki eli bile yetmiyordu. “Reid… bak. Arkadaşının siki avucuma sığmıyor.”

Ağzını açtı, dilini başın altından yukarı kaydırdı, tuzlu damlayı yaladı. Sonra derinlemesine aldı. Boğazına kadar itti, gözleri yaşardı, salyası aktı. Trent’in koca eli saçlarına gömüldü, tuttu, ritmi kendi istediği gibi ayarladı. “Yut. Daha derine. Kocanın önünde boğazını sikime alıştır.”

Ece homurdandı, boğazı kasıldı, ama geri çekilmedi. Emdi, yaladı, dilini yarık boyunca gezdirdi, yumurtalarını avucunda tarttı. Reid’in bakışlarını hissediyordu; kocasının utançla karışık arzusu sırtına ateş gibi iniyordu. “İzle beni,” diye mırıldandı Ece, siki dudağından çekerken. “Nasıl yalıyorum gör. Senin sikinden daha kalın, daha ağır…”

Trent onu ayağa kaldırdı, duvara yasladı. Buhar odasının ıslak fayansları Ece’nin sırtına soğuk-sıcak bir şok verdi. Trent bacaklarını ayırdı, bir eliyle kalçalarını kavradı, diğer eliyle sikini sürtünmeye hazırladı. “Söyle yine. İstediğini söyle.”

“Sik beni. Arkadan. Sert. Kocam baksın.”

Trent bir hamlede girdi. Ece’nin ıslaklığı onu kolayca aldı ama genişlik yine de gerdi, doldurdu. Ece bağırdı; sesi buharda yankılandı. “Ah… doluyum… ellerin… belimi tut!”

Trent’in iri elleri beline kenetlendi, parmakları etine gömüldü. Sonra bir el saçlarına kaydı, kökünden tuttu, başını geriye çekti. Diğer el kalçasına indi; şaplak sesi ıslak ten üzerinde patladı. “Reid’e anlat. Ne hissediyorsun?”

Ece gözlerini kocasına dikti, her darbede sesi kırılıyordu. “Bak… bak arkadaşının elleri benden alırken… nasıl zevk alıyorum. Kalçamı tokatlıyor, saçımı çekiyor… siki karnıma vuruyor neredeyse. Senin elinle kıyaslanmaz… daha baskın, daha kaba… ah sik beni daha sert Trent!”

Trent tempo arttırdı. Standing fuck, duvara yaslanmış, Ece’nin bir bacağı yerde bir bacağı Trent’in kolunda. Her vuruşta Ece’nin göğüsleri sarsılıyor, meme uçları soğuk fayansa sürtünüyordu. Trent onu çevirdi, doggy’ye indirdi. Elleri yine her yerdeydi; biri ensesinde baskı yapıyor, diğeri kalçayı açıp tokmak gibi iniyordu. “Sıkı amcığın… yıllardır beklediğim yer. Reid, karın bana akıyor. Ellerimle yayıyorum, bak ne kadar ıslak.”

Ece ellerini yere dayadı, başını çevirip kocasına baktı. “İzle. Elleri… o kocaman elleri kalçamda, mememde, amımda… her yerimde. Beni eziyor ve ben istiyorum. Daha… daha derine… tokatla yine!”

Trent şaplağı indirdi, sonra iki eliyle kalçalarını ayırdı, sikini sonuna kadar gömdü. Ece’nin çığlığı boğuk bir iniltiye dönüştü. “Seni istiyorum Trent… kocam da izlesin… izlesin nasıl sahibi oluyorsun bana bu ellerinle…”

Reid koltuğunda dimdik oturuyordu, nefesleri kısa, gözleri kilitli. Ece onun utancını, arzusunu, o sessiz onayını içine çekiyordu. Trent onu tekrar ayağa kaldırdı, bu kez yüz yüze, bacaklarını beline doladı. Elleri Ece’nin götünü kavramış, kaldırıyor, her seferinde daha derin saplanıyordu. “Söyle ona. Ellerim ne yapıyor?”

“Beni alıyor… tamamen alıyor. Parmakları iz bırakıyor tenimde. Saçımı çekiyor, boğazımı sıkmıyor ama kontrol bende değil… onda. Reid, bak… bak ne kadar kolay teslim oluyorum. Yıllardır bastırdığımız bu… şimdi buharın içinde, senin önünde patlıyor.”

Trent Ece’yi tekrar duvara çevirdi, bir bacağını yükseğe kaldırdı, ayakta yan pozisyonda hızlı ve sert vurdu. Elini öne uzatıp klitorisine bastırdı; o koca parmaklar ıslak kıvrımları buldu, ovdu, sıkıştırdı. Ece titredi, dizleri yumuşadı. “Geliyorum… ellerin yüzünden geliyorum… kocam görsün… arkadaşının elleri beni boşaltırken…”

Ama Trent yavaşladı, tam kenardayken çekti. Sikinin başı dışarıda zıpladı, ıslak ve parlak. “Henüz değil. Biraz daha. Reid’e daha çok göstereceğiz. Ellerimle her yerini yoklayacağım, her deliğini dolduracağım. Sonra boşaltırım seni. İster misin?”

Ece nefes nefese, alnı ıslak fayansa yaslı, kocasına baka baka fısıldadı. “İstiyorum. Daha fazla. Ellerinle… dilinle… sikinle… her şeyinle al beni. Reid izlemeye devam etsin. Bu daha başlangıç… içimde hâlâ yer var, hâlâ bağırasım var.”

Trent’in elleri yeniden beline sarıldı, onu buharın en koyu köşesine doğru çekti. Reid yerinden kalkmadı; sadece öne eğildi, izlemeye devam etti. Ece’nin teni kıpkırmızıydı, bacaklarının arası parlıyordu, dudakları şişmiş, sesi hâlâ titriyordu. Trent’in kalın parmakları tekrar arasına girdi, iki parmak birden, kıvrılarak, bulduğu noktaya baskı yaparak. “Biraz daha açıl. Kocanın önünde daha da açıl. Bu gece bitmeyecek… ellerim senden çıkmayacak.”

Ece inledi, belini itti, o parmakları daha derine aldı. Gözleri Reid’e kilitli kaldı. “Bak… hâlâ alıyorum. Hâlâ istiyorum. Arkadaşının elleri benden alırken… sen de otur ve izle. Daha neler yapacağını bekle… çünkü ben bitmesini istemiyorum.”

Buhar yoğunlaştı, ten sesleri, ıslak şaplaklar ve Ece’nin kesik kesik nefesleri odada dolandı. Trent’in siki yine beline dayandı, hazır, bekleyen. Ece’nin bedeni titriyordu ama peşini bırakmıyordu; bacaklarını daha da açtı, o koca ellere teslimiyetini bir kez daha fısıldadı. Reid’in bakışları altında gerilim, yeni bir dalga gibi yükseldi; henüz son yoktu, henüz boşalma yoktu, henüz doymamış bir açlık vardı.

Trent’in kalın parmakları Ece’nin amında kıvrılıp derinleşirken siki beline dayandı, ıslak başı yarık boyunca kaydı. Ece belini geri itti, o koca elleri daha da içine aldı. “Daha… parmaklarını da siki de… hepsini ver.” Trent parmaklarını çekti, yerine o damarlı yarrağı bir hamlede gömdü. Ece’nin çığlığı buharın içinde patladı; taş duvarlar yankıladı. “Ah kahretsin… doluyorum yine… ellerin belimde, siki karnıma vuruyor!”

Trent onu buharın en koyu köşesindeki tahta banka doğru sürükledi. Elleri Ece’nin kalçalarını iki yandan kavradı, parmakları ete gömüldü, mor izler bırakacak kadar sıktı. Ece’yi bankın kenarına yatırdı, bacaklarını omuzlarına aldı. Ayakta, eğilmiş, her vuruşta taş gibi kasıklar Ece’nin ıslak amına çarpıyordu. Reid koltuğundan öne eğilmiş, nefesleri kısa kısa, sikinin havlu altında kalktığını saklamadan izliyordu. Ece kocasının gözlerine kilitlendi. “Bak Reid… bak arkadaşının elleri kalçalarımı nasıl eziyor. Parmakları iz bırakıyor… senin ince parmaklarınla kıyaslanır mı? Onun elleri beni sahipleniyor, siki de amımı parçalıyor. Daha sert Trent, kocam utansın diye daha sert sik!”

Trent tempoyu acımasızlaştırdı. Her dalışta Ece’nin göğüsleri sarsılıyor, meme uçları ıslak tahtaya sürtünüyordu. Bir eli saçlarını kökünden yakaladı, başını geriye çekti; diğer eli göğsüne uzandı, avucu memeyi ezdi, başparmak meme ucunu burdu. “Reid’e anlat. Bu eller ne bok yiyor karında?” Ece’nin sesi kırık çıkıyordu. “Beni eziyor… memelerimi ezıyor, saçımı çekiyor, amımı tıkıyor. Yıllardır hayal ettiğim o koca eller… şimdi her yerimde. Sikinin her vuruşu karnıma vuruyor, boşalacağım… ellerin yüzünden boşalacağım!”

Trent yavaşlamadı. Tam kenardayken parmağını klitorisine bastırdı, o kalın parmak ıslak düğmeyi ovaladı, sıktı. Ece’nin bacakları titredi, amı Trent’in sikini kıskaç gibi kavradı, sıcak dalgalar halinde boşaldı. Suları banka aktı, buharla karıştı. “Geliyorum… ah siktir… arkadaşının elleri beni boşalttı Reid… izle, nasıl aktığımı izle!” Trent hâlâ içindeki, damarlı yarrağı o ıslak kasılmalara sürterek vurmaya devam etti. “Sıkı amcığın… boşalırken daha da sıkıyor. Reid, karın bana akıyor, ellerimle yayıyorum bak.”

Ece henüz nefesini toplayamamışken Trent onu çevirdi. Bankın üstüne diz çöktürdü, doggy pozisyonunda. Kalçaları havada, sırtı kavisli. Trent’in iri elleri bir kez daha beline kenetlendi; parmaklar öyle büyüktü ki Ece’nin belini neredeyse tamamen kaplıyordu. Bir hamlede sonuna kadar gömdü. Ece’nin yüzü tahtaya sürtündü, salyası aktı. “Derin… çok derin… göt deliğime vuruyor neredeyse. Ellerini bırakma, tut beni, sars!” Trent bir elini ensesine koydu, baskı yaptı; diğer eliyle kalçasına şaplağı indirdi. Islak tenin sesi odada şakladı. “Tokatla… daha… kocam görsün nasıl dayandığını.”

Her şaplakta Ece’nin amı sımsıkı kasılıyor, Trent’in sikini emiyordu. “Reid… bak… o koca eller kalçamı kırmızıya boyuyor. Senin hiç vurmadığın yeri tokatlıyor, sahipleniyor. Sik beni göt deliğime kadar, doldur beni.” Trent eğildi, dişlerini Ece’nin boynuna geçirdi, emerken ısırdı. Eli öne kaydı, iki kalın parmak amın üstündeki şiş klitorisi buldu, ovuşturdu. Ece ikinci kez titredi, boğuk bir iniltiyle boşaldı. “Yine… ellerin… o parmaklar… ah siktiğimin elleri beni mahvediyor!”

Trent onu ayağa kaldırdı, yüz yüze. Ece’nin bacaklarını beline doladı, o iri eller göt yanaklarını kavradı, kaldırdı. Ayakta, buharın içinde, her kaldırmada sikini daha derine sapladı. Ece’nin kolları Trent’in boynuna sarıldı, tırnakları sırtına battı. “Söyle ona ne kadar büyük olduğumu.” Ece kocasına baka baka, her vuruşta sesi titreyerek konuştu. “Siki seninkinden kalın… uzun… amımı geriyor, şeklini bozuyor. Elleri de… elleri her yerimi tutuyor, kontrol onda. Beni oyuncak gibi kaldırıyor, indiriyor. Reid, karın arkadaşının ellerinde eriyor… ve sen oturup izliyorsun. Utan, ama sikin kalkmış bak, biliyorum. İzlemeye devam et, daha bitmedi.”

Trent Ece’yi yavaşça indirdi, banka oturttu. Kendisi ayakta kaldı, sikini Ece’nin yüzüne sürttü. “Ellerimle aç. Ağzını da amın gibi kullan.” Ece iki eliyle o kalın yarrağı kavradı; avuçları yetmiyordu. Dilini başın altından yaladı, tuzlu ön suyunu içine çekti, sonra boğazına kadar aldı. Trent’in koca eli saçlarına gömüldü, ritmi ayarladı. “Yut… kocanın önünde boğazını sik. Reid, karın arkadaşının yarrağını mideye kadar alıyor. Ellerimle tutuyorum kafasını, istemese de aldırıyorum ama o istiyor… bak nasıl emiyor.”

Ece gözleri yaşlı, salyası sakalına, göğsüne akarak emdi, yaladı, yumurtalarını avuçladı. “Kocaman… avucuma sığmıyor… boğazımı yırtıyor neredeyse.” Trent onu çekti, tekrar bankın kenarına yatırdı. Bacaklarını iki yana açtı, ayak bileklerini tuttu — o iri parmaklar bilekleri tamamen sarıyordu. Bir hamlede girdi, bu kez daha yavaş, her santimi hissettirerek. “Bak Reid… karının amı nasıl yutuyor. Ellerimle bacaklarını açık tutuyorum, kaçamasın diye. İçine boşalacağım. İster misin Ece? Arkadaşının dölünü amında taşı, kocan izlesin.”

Ece başını salladı, gözleri Reid’e kilitli. “İstiyorum… içime boşal… ellerinle tutarak boşal. Reid görsün… nasıl sahiplenildiğimi görsün. Dölün aksın bacaklarımdan, kocam temizlesin istersen… ama önce doldur beni!” Trent tempoyu yükseltti. Elleri bileklerde, sonra kalçalarda, sonra boğazda hafif baskı — kontrol tamamen onda. Ece’nin üçüncü orgazmı geldiğinde amı kıvrım kıvrım kasıldı, suları Trent’in kasıklarına sıçradı. “Geliyorum… ellerin… siki… hepsi… ah kahretsin boşalıyorum kocamın önünde!”

Trent son vuruşlarda hızlandı, damarlı yarrağı Ece’nin amında zonkladı. “Al… al bütün dölümü… kocanın izlediği amına basıyorum.” Sıcak fışkırmalar Ece’nin içini doldurdu, taştı, bacaklarından aktı. Trent hâlâ içindeki, yavaş yavaş sarsılarak boşalmaya devam etti. Ece’nin amı o dölü emdi, tuttu. “Dolu… amım dolu… ellerin hâlâ bende… bak Reid… bak nasıl akıyor.”

Trent sikini çekti; kalın, ıslak, parlak, hâlâ sert. Ece’nin amından beyaz döl sızdı, taş banka damladı. Trent parmaklarını o sızıntıya bastırdı, iki kalın parmakla içeri itti, karıştırdı, Ece’nin klitorisine sürdü. “Ellerimle dölümü yayıyorum… her yere. Reid, karının amı benim dölümle parlıyor. Daha ister misin Ece?”

Ece bacaklarını daha da açtı, döl sızan amını kocasına gösterdi. “Daha… ellerinle bir kez daha… siki de sok yine. Bitmesin. Reid izlemeye devam etsin, amım arkadaşının dölüyle taşarken, o koca eller beni yeniden sikerken… utanarak otursun orada. Sik beni yine Trent… amımı dölünle çalkala, ellerinle ez, kocamın önünde bir kez daha sahiplen!”

Trent gülümsedi, o baskın gülümsemesiyle. Ece’yi banktan kaldırdı, duvara yasladı, bacaklarını omuzlarına aldı. Islak, döl sızan amına bir kez daha o kalın yarrağı dayadı, yavaş yavaş gömdü. Ece bağırdı; sesi buharda boğuldu. “Ah… yine doluyorum… dölünle karışık… ellerin belimde… sik beni pislik gibi… kocam görsün nasıl kullanıldığını… daha sert… amımı parçala o koca ellerinle!”

Trent vurmaya başladı. Her dalışta Ece’nin içindeki döl şapırtılarla taştı, bacaklarından aktı, fayanslara damladı. Elleri Ece’nin götünü kavradı, ayırdı, daha derine indirdi. “Reid’e söyle. Ne oluyorsun şu an?” Ece nefes nefese, gözleri yarı açık, kocasına baka baka cevap verdi. “Sikilen karısı oluyorum… arkadaşının koca ellerinde oyuncak… döl yatağı… amım onun, memelerim onun, götüm onun. Senin utancın da benim zevkim… izle… izle nasıl bir kez daha boşalacağımı o eller yüzünden!”

Trent’in parmakları yine klitorisindeydi, ovuyor, sıkıştırıyor. Ece’nin dördüncü orgazmı geldiğinde bacakları Trent’in omuzlarında titredi, amı kıskaç gibi sıktı, döl ve sular birlikte fışkırdı. “Boşalıyorum… ellerin… sikin… dölün… hepsi… ah siktiğimin Trent’i… kocamın önünde amımı mahvediyorsun!”

Trent son kez hızlandı, ikinci kez boşaldı; sıcak fışkırmalar Ece’nin zaten dolu amına eklendi, taştı, aktı. Sikini çektiğinde kalın yarrağından son damlalar Ece’nin şiş amına, kıllarına, bacak arasına düştü. Ece duvara yaslı, bacakları açık, amı kıpkırmızı, şiş, dölle kaplı, damlıyor. Trent’in iri elleri hâlâ kalçalarında, parmakları o dölü yayıyor, amın içine itiyor, klitorise sürüyor.

Ece kocasına baktı, sesi boğuk, kirli, doyumsuz. “Bak Reid… amım arkadaşının dölüyle taşıyor, elleri hâlâ içinde geziniyor… o koca parmaklar dölünü karıştırıyor, beni tekrar açıyor. Sen orada otur, sikin sızdırırken izle… çünkü bu gece bitmedi, o eller amımdan çıkmayacak, dölü akıtacağım senin önünde, bir kez daha sikilecek, bir kez daha bağıracağım… ve sen utancınla izleyeceksin karının sikilmiş, döl dolu, ele avuca sığmaz amını.”

Rate this story

Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged deepthroat doggy-style rough-sex creampie dirty-talk

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.