Kocamın Gözleri Önünde Eski Aşkım Beni Tekrar Sahiplendi
Kocamın gözleri önünde 32 yaşındaki karısı Chloe’yi 35 yaşındaki eski sevgilisi Hugo sertçe sahiplenip defalarca sikti.
Otuz iki yaşıma basmıştım ve kocam Nikolai’yle birlikte, yıllardır aklımdan çıkmayan o adamı tekrar eve davet etmiştik. Hugo otuz beşindeydi; eski sevgilim, tenimi ilk kez gerçekten titreten adam. Nikolai’nin uzun zamandır fantezisi olan cuckold oyunu için gergin bir akşam yemeği kurmuştuk. Sofra hazır, mumlar yanıyor, ben ise kısa, vücuduma yapışan siyah bir elbise giymiştim; dekoltem kocamın bakışlarından bile önce Hugo’nun gözlerine sunulmuş gibi hissettiriyordu.
Kapı çaldığında kalbim boğazıma sıçradı. Hugo içeri girdiğinde o eski koku burnuma doldu—odunsu, sert, tanıdık. Nikolai elini sıktı, sesi biraz boğuk çıktı. “Hoş geldin,” dedi. Hugo’nun bakışları doğrudan bana kaydı. Göz göze geldiğimiz an bacaklarımın arası sızladı. Yıllar geçmişti ama bedenim onu hâlâ hatırlıyordu.
Yemek boyunca gerilim masanın üstünde dolaştı. Nikolai sessizce izliyordu; utanç ve arzu karışımı bir ifadeyle, çatalını yavaş yavaş çevirerek. Ben ise Hugo’nun her hareketini hissediyordum. Ayak ucum, masanın altında onun bacağına değdi. O da karşılık verdi; ayağını bileğime sürttü, sonra daha yukarı, baldırıma. Nefesim kesildi. “Hâlâ aynı tatlı kıçın var Chloe,” dedi alçak sesle, kocamın duyacağı kadar. Nikolai’nin boğazı hareket etti ama bir şey demedi. Gözlerindeki o karışık bakış—kıskançlık, utanç, sertleşme—beni daha da ıslattı.
Yemek ilerlerken flörtleşme açıkça arttı. Sandalyemi kaydırıp Hugo’ya sokuldum. Dizimi onun bacağına yasladım, parmaklarımla uyluğunu okşadım. Kumaşın altındaki kaslar gerildi. Nikolai tam karşımızdaydı. “Öp beni,” fısıldadım Hugo’ya, bakışlarımı kocamdan ayırmadan. Hugo’nun eli enseme gitti, beni çekti ve dudağımı sertçe kapattı. Dili ağzıma daldı, eski aşinalıkla, sahiplenerek. Ben de karşılık verdim; inledim, elimi onun kalçasına kaydırdım. Öpüşmemiz uzadıkça Nikolai’nin nefes alışverişi hızlandı. Nihayet ikimiz de doğrulduk. “Bunu istiyoruz,” dedim net bir sesle. “Kocam da biliyor. Onaylıyor.” Nikolai başını eğdi, boğuk bir “Evet… izleyeceğim” çıkardı boğazından. Sözleri utançla titriyordu ama pantolonundaki şişkinlik yalan söylemiyordu.
Salona geçtik. Nikolai koltuğun karşısındaki berjere oturdu, elleri yumruk yapılmış, bacakları açık. Hugo beni ortadaki geniş kanepeye doğru itti. Dominant tavırları geri gelmişti. “Karını senden daha iyi sikiyorum Nikolai,” dedi doğrudan ona bakarak, sesi alaylı ve kalın. “Yıllardır özlediği bu amcık benimdi, yine benim olacak.” Sözleri kulağımda patladı; amım sızladı, külotum sırılsıklam olmuştu. Elbisemi omuzlarımdan sıyırdı, memelerim ortaya fırladı. Meme uçlarımı parmaklarıyla sıkıştırdı, sonra ağzına aldı, emerken dişlerini hafifçe gezdirdi. Ben inledim, bacaklarımı açtım. “Sik beni,” diye yalvardım. “Kocamın önünde sahiplen beni.”
Hugo beni kanepenin kenarına domalttı. Eteğimi belime sıvadı, külotumu yana çekti. Islak yarığıma iki parmağını birden soktu, hızlı hızlı pompaladı. “Bak ne kadar ıslak, kocan görüyor mu?” dedi. Sonra kemerini çözdü, kalın, damarlı sikini çıkardı. Başını amıma sürttü, ıslaklığımı yaydı ve bir hamlede köküne kadar girdi. Ben bağırdım; o doluluk, o sertlik yıllardır eksik olan şeydi. Saçımı yakaladı, geriye çekti, kalçalarımı tokatladı. “Kocanın izlerken seni yeniden sahipleniyorum amcık,” diye küfürler savurdu. “Bu göt, bu am benim. Sikini çıkar Nikolai, izle karın nasıl alıyor.” Hızlı hızlı sikiyordu; her vuruşta taşakları kıçıma çarpıyor, göt deliğime değiyordu. Ben inliyordum, tükürüklerim dudaklarımdan süzülüyordu. “Daha sert… ah fuck Hugo… kocam görsün…” Nikolai’nin gözleri sulanmış gibiydi ama eli pantolonunun üstünde hareket ediyordu; utanç içinde ama kaskatı.
Hugo bir süre böyle çaktıktan sonra çıktı, beni çevirdi, dizlerimin üstüne çöktürdü. Sikini yüzüme vurdu, dudaklarıma sürttü. “Aç ağzını.” Ben açtım, o da boğazıma kadar soktu, birkaç kez gidip geldi ve geri çekilip ilk yükünü yüzüme boşalttı. Sıcak döl alnıma, kirpiklerime, dilime aktı. Yaladım, yuttum, kocama baka baka. “Tadına bak,” dedi Hugo, parmağıyla dölünü dudağıma sürerek. Sonra beni kucağına aldı; ters cowgirl pozisyonunda, sırtım onun göğsüne dönük, ama yüzüm tamamen Nikolai’ye. Sikini yeniden amıma oturttum, yavaşça indim, ta ki tamamen dolana kadar. Sonra zıplamaya başladım. Memelerim hopluyor, amım şapırdıyordu. Hugo kalçalarımı kavradı, yukarı kaldırıp indirdi, tempo tuttu. “Bak kocan,” diye alay etti kulağıma ama sesi salonu dolduracak kadar yüksekti. “Karın nasıl zevkten inliyor. Amı sikimi emiyor, görüyor musun? Senin asla veremediğin gibi geliyor.”
Gözlerimi Nikolai’nin gözlerine diktim. “Gör… ah… gör nasıl sikiyor beni…” İlk orgazm o anda patladı; amım kasıldı, sularım Hugo’nun taşaklarına aktı, ben titreyerek bağırdım. Ama o bırakmadı. Zıplatmaya devam etti, parmağını klitorisime götürdü, hızlı hızlı ovdu. İkinci orgazm peş peşe geldi; bacaklarım titredi, “Hugo… sahiplen… ah kocam izliyor…” diye saçmaladım. Üçüncüde gözlerim karardı; sürekli gelip gidiyordum, her seferinde daha yüksek sesle, daha utanç verici sözlerle. “Kocamdan daha iyi sikiyorsun… amımı parçala… dölünü içime boşalt…”
Hugo sonunda beni daha sert tuttu, kalçalarımı indirdi ve derinlerde boşaldı. Sıcak fışkırmaları hissettim; her atışta amımı dolduruyordu. Ben o anda kocama bakıp inledim: “Artık tamamen onunki oldum… ah evet… içime boşalıyor… senin karın onun dölünü alıyor…” Orgazmım bir kez daha patladı, kasılarak, dölü daha derine çekerken.
Hugo biraz içinde kaldı, sonra yavaşça çıktı; dölü bacaklarımdan süzüldü, kanepeye damladı. Terli vücudumu öptü—memelerimi, boynumu, karnımı—yavaş ve sahiplenici öpücüklerle. Ayağa kalktı, sikini hâlâ yarı sert, parlaktı. Nikolai utanç içinde ama pantolonu belirgin biçimde gerilmiş halde sessizce izliyordu; yüzü kızarmış, bakışları yerde ve bende gidip geliyordu. Ben hâlâ kanepede, bacaklarım açık, amımdan sızan dölü hissederek kocama uzandım. Parmaklarımı kendi ıslaklığıma götürüp gösterdim, sesim boğuk ama netti:
“Bitmedi Nikolai… daha yeni başlıyoruz. Hugo’nun dölü içimdeyken sen ne yapacaksın bakalım? Konuş. Yoksa sadece izlemeye devam mı?”
Salondaki hava hâlâ o sıcak, yapışkan dölle ve terle doluydu. Kanepeye yayılmış, bacaklarım aralık, Hugo’nun dölü amımdan sızarak iç uyluklarıma akarken kocama baktım. Nikolai berjerde oturuyordu; pantolonu gerilmiş, yüzü kızarmış, bakışları benim ıslak yarımla kendi utancı arasında gidip geliyordu. İçimden bir dalga geçti—hem zafer hem de o eski açlık. Hugo arkamda duruyordu, yarı sert siki hâlâ parlaktı, elini omzuma koyup hafifçe sıktı.
“Cevap ver,” dedim sesim boğuk. “Konuş Nikolai. Yoksa sadece izlemeye devam mı edeceksin?”
O yutkundu. “İzleyeceğim… devam et,” diye fısıldadı. Eli pantolonunun fermuarına gitti, yavaşça indirdi, kaskatı sikini çıkardı. Küçüktü Hugo’nunkine göre; bunu fark etmek bile beni yeniden ıslattı. Parmaklarını kendi etine sardığında utançla inledi. “Sik onu… benim önümde.”
Hugo gülümsedi, alaycı. “Bak, kocan izin veriyor amcık. Hadi kalk.” Beni kolumdan tutup kaldırdı. Bacaklarım titriyordu; döl hâlâ damlıyordu. Beni camın önüne, geniş pencere kenarına götürdü. Perdeler aralıktı ama gece karanlığı bizi sarıyordu. “Ellerini cama koy. Domal.”
Ellerimi soğuk cama bastırdım. Hugo arkamda diz çöktü, dilini amıma sürdü—kendi dölünü yaladı, dilini derinlere soktu, klitorisimi emdi. “Ah fuck…” diye inledim. Dilinin o tanıdık baskısı, yıllar önceki gibi sahipleniciydi. Kocamın bakışlarını hissediyordum; Nikolai’nin eli sikinde hareket ediyordu, yavaş ve utanç dolu. Hugo dilini çıkarıp göt deliğime gezdirdi, ıslattı, parmağını yavaşça içeri itti. “Burası da benim olacak,” dedi. “Kocan hiç buraya girmedi değil mi?”
“Hayır…” diye inledim. “Sadece sen… ah…”
İki parmağını birden soktu, götümü gererek açtı. Acı tatlı bir yanma yayıldı ama hemen arzuyla karıştı. “Gevşe Chloe. Eski aşkın seni yeniden sahipleniyor.” Parmağını çıkardı, sikinin başını göt deliğime dayadı. Yavaşça itti. Kalınlığı içeri girerken nefsim kesildi; o doluluk, o gerilme… Bağırdım, cam buğulandı. “Sik beni… götümü de al Hugo… kocam görsün.”
Hugo köküne kadar girdi, durdu, nefesimi toplattı. Sonra yavaş yavaş çekip sertçe geri soktu. Her vuruşta taşakları amıma çarpıyordu; döl hâlâ orada, şapırtı sesleri salonu dolduruyordu. Saçımı yakaladı, başımı geriye çekti. “Nikolai’ye bak. Gözlerini ayırma.”
Gözlerimi kocama diktim. O sikini sıvazlıyordu, yüzü kıpkırmızı. “Karının götünü sikiyorum,” diye bağırdı Hugo. “Bak nasıl alıyor. Senin asla cesaret edemediğin yeri. Bu kadın benimdi, yine benim.” Tempo arttı. Sert, derin, sahiplenici. Her darbede inliyordum, “Daha sert… ah evet… götümü parçala… kocamın önünde…” diye. İçimden geçiyordu: Bu utanç, bu özgürlük… Nikolai’nin izlemesi beni daha da ıslatıyordu. Amım boşalmış dölle ıslak, klitorisim sızlıyordu.
Hugo bir elini öne uzatıp klitorisimi ovdu. Hızlı, sert daireler. Orgazm bir anda patladı; götüm kasıldı, amım sular fışkırttı, bacaklarım titredi. “Geliyorum… Hugo… ah kocam izliyor… sahiplen…” diye bağırdım. O bırakmadı. Daha hızlı çaktı, götümü tokatladı, iz bıraktı. “Bir daha. Kocanın önünde boşal amcık.”
İkinci orgazm peş peşe geldi. Gözlerim karardı, camdaki yansımama baktım—memelerim sallanıyor, yüzüm terli, ağız açık. Hugo aniden çıktı, beni çevirdi, kanepenin üzerine sırtüstü yatırdı. Bacaklarımı omuzlarına aldı, amıma bir hamlede girdi. Döl hâlâ içimdeydi, şapır şupur sesler. “Bak Nikolai,” dedi. “Karının amı sikimi nasıl emiyor. Senin küçücük aletinle asla böyle olmaz.”
Nikolai inledi, eli daha hızlı hareket etti. “Evet… sik onu…” diye boğuk boğuk. Ben ayaklarımı Hugo’nun beline doladım, kalçalarımı kaldırdım. “Daha derine… dölünü yine içime bas… kocam görsün nasıl dolduruyorsun beni.” Hugo eğildi, meme uçlarımı ısırdı, emerken sikiyordu. Her vuruşta taşakları göt deliğime değiyor, o doluluk beni delirtiyordu. “Kocamdan daha iyi sikiyorsun Hugo… amımı sahiplen… ah fuck… yıllardır özlediğim bu…”
Üçüncü orgazm geldiğinde bağırışım boğuk çıktı; kasılarak, tırnaklarımı Hugo’nun sırtına geçirerek. O da tempoyu yükseltti, “İçine boşalıyorum yine,” diye homurdandı ve derinlerde fışkırdı. Sıcak döl amımı doldurdu, öncekiyle karıştı, taştı. Ben hâlâ titrerken o yavaşça çıktı. Döl bacaklarımdan aktı, kanepeye, yere damladı.
Hugo beni kucağına aldı, öptü—dilini ağzıma soktu, kendi dölünün tadını paylaştı. Sonra beni kocama doğru çevirdi. “Git ona. Göster.” Sürünerek Nikolai’nin önüne gittim. Dizlerimin üstüne çöktüm, amımdan sızan dölü parmaklarımla alıp kocamın dudaklarına sürdüm. “Tat,” dedim. O tereddüt etti ama dilini uzattı, yaladı. Utançla inledi. Hugo arkamdan gelip yine amıma girdi—bu sefer ayakta, beni Nikolai’nin önünde eğerken. Sert, hızlı vuruşlar. “Yala karının dölünü Nikolai. Ben sikerken tadına bak.”
Nikolai sikini sıvazlamaya devam etti, dilini uzattı, amımdan akan karışımı yaladı. Her yalayışında Hugo daha derine çakıyordu. “Ah… evet… kocam dilini sürtüyor… Hugo sikiyor… ikisi birden…” diye saçmaladım. Orgazm dördüncü kez patladı; amım kasıldı, sular Nikolai’nin yüzüne fışkırdı. O geri çekildi, kendi sikinden boşaldı—zayıf, utanç dolu fışkırmalar pantolonuna, yere aktı. “Özür dilerim…” diye mırıldandı.
Hugo içimde kalarak beni kaldırdı, kanepeye götürdü. Yan yana yattık. Sikini hâlâ amımda tutuyordu, yavaş yavaş kıpırdatıyordu. Elini göğsüme koydu, meme ucumu okşadı. Nikolai yerde, bitkin, bakıyordu. Hugo kulağıma fısıldadı ama sesi salona yayıldı: “Bu gece bitmedi. Sabaha kadar seninim. Kocan izlesin.”
Ben gülümsedim, bacaklarımı daha açtım, onu daha derine aldım. İçimdeki döl şapırdıyordu. Gözlerimi Nikolai’ye çevirdim, sesim net ve alaycı çıktı:
“Kocacığım, şimdi gel buraya ve temizle… dilinle her damlasını yala, yoksa Hugo’nun bir tur daha götümü sikmesine izin vereceğim ve sen sadece izleyip sikini tutmak zorunda kalacaksın—hazır mısın?”
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories