Yasak Arkadaşının Eşini Gözetlerken

Kerem, en yakın arkadaşı Mert'in 28 yaşındaki karısı Deniz'i dürbünle gizlice izlerken yakalanıyor ve aralarında vahşi bir sikiş başlıyor.

8 min read September 08, 2026New

Kerem otuzuna basmamıştı henüz, yirmi sekiz yaşında, evli bir adam olarak her akşam aynı ritüelle pencerenin önüne geçiyordu. Karşı apartmanın dördüncü katındaki daireye doğrulttuğu dürbünün soğuk metalini avuçlarında sıkarken içini hem suçluluk hem de dayanılmaz bir ateş sarıyordu. En yakın arkadaşı Mert’in yirmi altı yaşındaki karısı Deniz, kocası uzun iş seyahatlerine çıktığında evde yalnız kalıyordu. Mert ‘iki hafta Bangkok, sonra Singapur’ deyip kapıyı çektiği günden beri Kerem’in geceleri başka bir hayata kaymıştı.

Dürbünün merceğinden Deniz’in bedeni netleşti. Saçlarını çözmüş, ince askılı bluzunu omuzlarından kaydırıyordu. Memeleri serbest kaldığında Kerem’in nefesı boğazında düğümlendi. Pembe uçları aydınlıkta sertleşmişti; Deniz parmaklarıyla onları ezerken dudaklarını ısırıyor, sonra etek fermuarını açıp kumaşı kalçalarından aşağı itiyordu. Külotsuzdu. Kıvırcık, koyu tüylü amı mercekte berrak görünüyordu. Kerem pantolonunun içindeki sikinin sertleşmesini izlerken ‘Bu delilik, Mert’in karısı lan’ diye düşündü ama elini indirmeyi başaramadı. Deniz banyoya girdi, duşun buharı camı buğulandırdı; yine de silüeti belliydi—elleri göğüslerinde, parmakları bacaklarının arasında gezinirken belini kıvırıyordu. Kerem kendi fermuarını açtı, sikini avucuna alıp yavaşça sıvazladı. Her savruluşta suçluluk daha da büyüyor, arzuysa onu eziyordu. ‘İzliyorum onu… boşalıyorum ona bakarak…’ diye fısıldadı kendi kendine, sonra peçeteye boşaldı, titreyerek.

Birkaç gece hep aynıydı. Deniz bazen yatakta bacaklarını açıyor, dildoyu amına yavaş yavaş sokuyor, inlemeleri camdan bile sızıyormuş gibi geliyordu Kerem’e. O her seferinde dürbünü bırakmadan sikini yavaşça pompalıyor, ‘Bir kez dokunsam…’ diye hayal kuruyordu. Karısı evdeyken bile aklı karşı penceredeydi; yemek masasında bile Deniz’in ıslak amını düşünüp sikinin pantolonu şişirmesine engel olamıyordu.

O akşam her şey değişti. Kerem dürbünü gözüne dayadığında perdeler ardına kadar açıktı. Deniz salondaki geniş koltuğa oturmuş, bacaklarını kolluklara açmıştı. Parmakları çoktan amının dudaklarını ayırmış, ıslak şapırtılar çıkara çıkara klitorisine sürtüyordu. Göğüsleri her nefeste sallanıyor, başı geriye düşmüştü. Sonra gözlerini açtı—doğrudan Kerem’in penceresine baktı. Bakışları mercekle buluştu. Kerem donakaldı. Deniz gülümsedi; yavaşça, abartılı hareketlerle dudaklarını oynattı. ‘Gel.’ İşareti netti. Parmaklarını amından çekip ıslaklığını gösterdi, sonra yine ‘gel’ diye ağzını kıpırdattı.

Kerem’in kalbi göğsünden fırlayacak gibi attı. ‘Yakalandım. Biliyormuş.’ Ayağa kalktı, sikı hâlâ sert, pantolonu rahatsız edici derecede gergindi. Kapıyı çekti, merdivenleri ikişer üçer indi, sokağı geçti. Karşı binanın zilini çaldığında parmakları titriyordu. Deniz kapıyı araladı. Üzerinde ince bir sabahlık vardı; altı bomboş, memelerinin uçları kumaşı delip geçiyordu. Birbirlerine uzun uzun baktılar.

‘Ne zamandır izliyorsun?’ diye sordu Deniz, sesi boğuk, arzuyla titrek. ‘Haftalardır,’ diye itiraf etti Kerem. ‘Mert her gittiğinde… dayanamıyorum. Seni soyunurken, parmaklarken… sikim patlayacak gibi oluyor.’ Deniz’in gülüşü vahşiydi. ‘Ben de biliyordum. Her gece camına bakıp boşalıyordum. Gel içeri. Konuşmayı bırak.’

Kapı kapanır kapanmaz birbirlerine saldılar. Kerem Deniz’i belinden çekti, dudakları çarpıştı; dilini ağzına soktu, ısırdı, emdi. Deniz’in eli hemen pantolonuna gitti, fermuarı indirip sikini salıverdi. Sıcak avucu sert eti sıvazlarken ikisi de inledi. ‘Sikin… izlerken hep bunu hayal ettim,’ diye fısıldadı Deniz öpüşmenin arasında.

Salona sürüklediler birbirlerini. Deniz Kerem’i koltuğa itti, önünde durdu. Sabahlığı omuzlarından indirdi. Yavaş yavaş, kasıtlı. Memeleri serbest kaldı; Kerem uzanıp birini avuçladı, ucunu parmaklarının arasında ezerken Deniz başını geriye attı. Sonra belini kıvırıp sabahlığı tamamen düşürdü. Çıplak, ıslak, amı parlıyordu. Diz çöktü. Kerem’in sikini iki eliyle kavradı, dilini başının altındaki hassas yere sürdü, sonra ağzını iyice açıp derinlere aldı. Boğazı sıkıydı; yuta yuta ileri geri gidiyor, salyası sikin köküne akıyordu. Kerem’in eli saçlarına gömüldü. ‘Derin… evet, yut onu,’ diye homurdandı. Deniz gözlerini yukarı kaldırıp ona bakarak emiyor, ara sıra çıkarıp dilini yalayıp ‘Bu kadar sert mi oluyordun beni izlerken?’ diye soruyordu.

Kerem dayanamadı. Onu ayağa kaldırıp koltuğun kenarına eğdi. Kalçaları havada, amı aparı açık. Kerem sikinin başını ıslak deliğe sürttü, bir hamlede köküne kadar girdi. Deniz yüksek sesle inledi. ‘Sik beni… daha sert!’ Kerem belini kavrayıp hızlandı; taşakları amına çarpıyor, şapırtılar salonu dolduruyordu. Her vuruşta Deniz’in memeleri sallanıyor, parmakları koltuğu tırmalıyordu. ‘Mert’ten daha kalın… ah sik kırılacak,’ diye bağırdı. Kerem eğilip boynunu ısırdı, bir eliyle klitorisine bastırarak ovarken arkadan vahşice vurmaya devam etti.

Sonra onu çevirdi, sırtüstü koltuğa yatırdı. Bacaklarını omuzlarına aldı, misyoner pozisyonda tekrar daldı. Derin, ıslak, acımasız. Deniz tırnaklarını sırtına geçirdi. ‘Daha sert Kerem, boşalt beni!’ diye inliyordu. Kalçaları şak şak birbirine vuruyor, amı sikin etrafında sıkı sıkı kasılıyordu. Kerem hızını artırdı; ter damlaları göğsünden Deniz’in memelerine düşüyordu. Bir ara pozisyon değiştirdiler—Deniz üstüne bindi, ata biner gibi. Amını sikin üzerine oturtup kalçalarını savurdu; kendi memelerini sıkarak zıplıyor, ‘İzlediğin amı şimdi sik, doldur beni’ diye bağırıyordu. Kerem kalçalarını yukarı savurarak karşılık verdi; her inişte dip noktasına çarpıyorlardı.

Orgazm ikisini de sarsarak geldi. Deniz önce—amı ritmik kasılmalarla sikin etrafını sıkarken uzun, titrek bir çığlık attı, suları Kerem’in kasıklarına aktı. Kerem birkaç sert hamle daha yapıp derinlere boşaldı; sıcak döl amını doldururken ikisi de inleyerek birbirine kenetlendi. Ter içinde, nefes nefese kaldılar.

Deniz yavaşça inmedi; sikin hâlâ içinde, yarı sert haliyle Kerem’in kucağına oturdu. Göğüslerini adamın göğsüne yapıştırıp kulağına eğildi. Sesi kısık, sırılsıklam bir fısıltıydı: ‘Mert yokken her gece gelebilirsin. Seni izlerken boşaldığımı biliyordum… her parmak hareketimde, her dildo sokuşumda camına bakıyordum. Yarın da gel. Daha grostesk şeyler yapacağız. Belki seni bağlı tutarım, belki mutfakta, cam açık siktiririm kendimi sana.’

Kerem gülümsedi, hâlâ titreyen elleriyle Deniz’in yüzünü tutup tekrar öptü—yavaş, derinden, dilini onun diline dolayarak. Öpücük uzadıkça sikin yeniden sertleşmeye başladı; Deniz kalçalarını hafifçe kıpırdattı, içindeki dölü hissettirerek. Dışarıda gece ilerliyordu. Mert’in seyahati daha bitmemişti. Kerem’in aklının bir köşesinde kendi evindeki hayat, karısının yüzü ve bu yeni, yasak açlık çarpışıyordu. Deniz dudaklarını onun boynuna yapıştırıp emdiğinde Kerem gözlerini kapadı—bu işin nereye varacağını, sabah kapı çaldığında kimin duracağını henüz bilmiyordu.

Kerem hâlâ içindeyken Deniz kalçalarını yavaşça kıpırdattı; sıcak döl amının dudaklarından sızıp taşaklarına aktı. Sik yeniden kabardı, damarları şişti. Deniz gülümsedi, dilini Kerem’in boynuna sürdü.

«Hâlâ sertsin. İzlediğin o amı tekrar mı istiyorsun?»

Kerem cevap vermedi; onu belinden tutup ayağa kaldırdı, sikı dışarı kaydı, kalın ip gibi sarkıyordu. Deniz’i salondaki geniş camın önüne sürükledi. Perdeler hâlâ ardına kadardı açıktı. Aşağıdaki sokak lambaları odanın içine sarı ışık serpiyordu. Kerem Deniz’i cama bastırdı; memeleri soğuk cama yapıştı, uçları sertleşti. Arkadan soktu. Bir hamlede köküne kadar. Deniz camı buğulayarak inledi.

«Herkes görsün… izlesinler bizi…»

Kerem belini kavradı, sert ve düzensiz vurdu. Her darbede Deniz’in memeleri cama sürtünüp eziliyor, amı şapırdıyordu. Kerem bir eliyle saçlarını yakaladı, başını geriye çekti; diğer eliyle boynunu sıvazladı.

«Haftalarca dürbünle bakıp sikimi avuçladım. Şimdi amın benim. Söyle, Mert’in sikinden daha mı iyi?»

«Daha kalın… daha derine giriyor… ah sik kırılacak Kerem…»

Tempo arttı. Taşakları ıslak amına çarpıyor, döl köpük köpük dışarı taşıyordu. Deniz bir eliyle klitorisini ovaladı, diğeri cama dayalı. Orgazm onu yakaladığında bacakları titredi; amı ritmik kasılmalarla sikı sıktı, suları aşağı aktı. Kerem fren yapmadı. Onu çevirdi, dizlerinin üstüne çöktürdü. Camın önünde, dizleri halıda, kalçası havada. Kerem arkasından tekrar daldı, bu sefer daha vahşi. Avuçlarıyla kalçalarını iki yana açtı, deliği gererek izledi; pembe et her girip çıkışta dışarı fırlıyor, sonra yutuyordu.

«Bak amına nasıl yiyor… izlerken hayal ettiğim gibi ıslak.»

Deniz başını arkaya çevirdi, gözleri yarım kapalı. «Boşalt içime… doldur… yarın da gelecek misin?»

Kerem eğildi, dişlerini omzuna geçirdi. «Her gece. Mert dönene kadar her gece bu amı sikmek için geleceğim.»

Birkaç sert hamleden sonra derinlere boşaldı; sıcak fışkırmalar amını doldururken ikisi de inledi. Kerem sikını çıkarmadı, yarı sert haliyle içinde kaldı, döl sızmaya devam etti. Deniz yavaşça ayağa kalktı, arkasını dönüp dudaklarını Kerem’inkilere bastırdı. Öpüşme uzun ve salyalıydı.

Mutfağa geçtiler. Deniz buzdolabından bir şişe soğuk su aldı, boynuna, memelerine döktü. Su damlaları karın çizgisine, kıvırcık tüylere aktı. Kerem onu tezgâhın kenarına oturttu, bacaklarını ayırdı. Amı hâlâ açık, dölle parlıyordu. Diz çöküp dilini uzattı. Önce klitorisini emdi, sonra dilini içeri soktu; tuzlu-tatlı dölü yaladı, emdi, parmaklarıyla dudakları ayırıp daha derine indi. Deniz parmaklarını Kerem’in saçlarına gömdü, kalçalarını ileri itti.

«Evet… yala o dölü… kendi dölünü yalatıyorsun bana bak…»

Kerem iki parmağını soktu, g noktasına bastırarak ovdu, dilini klitoriste tuttu. Deniz’in ikinci orgazmı daha gürültülü geldi; bacakları Kerem’in omuzlarını sıkıştırdı, amı su fışkırttı. Kerem her damlasını yaladı. Ayağa kalktığında sikı yine demir gibiydi. Deniz’i tezgâhtan indirdi, yüzüstü eğinip mutfak masasına yatırdı. Arkadan girdi. Mas a ayakları gıcırdadı. Her vuruşta bardaklar titredi.

«Cam açık… komşular duyuyor mu inlemelerini biliyor musun?» diye fısıldadı Kerem kulağına.

Deniz gülerek inledi. «Duyuyorlarsa izlesinler. Ben de seni izlerken boşalıyordum… şimdi senin sikinle boşalıyorum.»

Kerem hızını kesti, yavaş ve derin vurmaya başladı. Her çıkışta sadece başı içeride kalıyor, sonra köküne kadar gömülüyordu. Deniz tırnaklarıyla masayı tırmaladı. «Bağla beni… dedim ya… bağla.»

Kerem mutfak çekmecesinden ip buldu—Deniz’in daha önce oraya koyduğu ince, yumuşak ip. Bileklerini masanın ayaklarına bağladı, sıkı ama kan kesmeyecek şekilde. Deniz tamamen açık, hareketsiz, amı damlıyordu. Kerem arkasında durdu, sikının başını deliğe sürttü ama girmedi. Parmaklarıyla klitorisini yavaşça ezdı, sonra amına üç parmak sokup çıkardı.

«Yalvar.»

«Sik beni Kerem… lütfen… izlediğin o amı doldur… bağla, sik, ne istiyorsan yap…»

Kerem girdi. Bu sefer acımasızdı. Kalçaları şak şak ses çıkarıyor, ip bilekleri sürtüyordu. Deniz bağırıyordu; isim, küfür, yalvarma karışımı. Kerem bir eliyle saçlarını yakaladı, diğerini kalçasına yapıştırıp temponu artırdı. Taşakları şapırdayan amına çarpıyordu. Üçüncü orgazm Deniz’i sarsınca amı sikı öyle sıktı ki Kerem dayanamadı; derinlere boşaldı, döl taştı, uyluklarına aktı.

İpleri çözdü. Deniz’i kucağına alıp salona, koltuğa taşıdı. İkisi de ter içinde, nefes nefese. Deniz Kerem’in göğsüne yaslandı, parmaklarıyla sikini yavaşça sıvazladı; yarı sert, dölle kaygan.

«Yarın gece daha grostesk olacak,» dedi fısıltıyla. «Seni koltuğa bağlayacağım. Dürbününü getireceksin. Ben karşı pencerede soyunurken sen burada, bağlı, izleyeceksin. Sonra gelecek, amını yalatacağım sana. Belki de Mert’in fotoğrafını koyarım yastığa… sikerken ona bakarsın.»

Kerem’in sikı avucunda yeniden kabardı. «Yaparız. Her şeyi yaparız.»

Deniz ayağa kalktı, sabahlığını omuzlarına aldı ama bağlamadı; açık kaldı, memeleri, ıslak amı görünüyordu. Kerem’i kapıya kadar götürdü. Öpüştüler; dil, diş, nefes. Kerem pantolonunu çekti, fermuarını zor kapattı. Kapı aralandı.

«Her gece,» diye fısıldadı Deniz. «Mert dönene kadar bu ev benim ve senin amı sikme yerin.»

Kerem sokağa çıktı. Karşı binaya bakmadan merdivenleri çıktı, kendi dairesine girdi. Karısı salonda televizyon izliyordu; «Neredeydin?» diye sordu uyuklar gibi. Kerem «Hava almaya çıktım» dedi, banyoya geçti. Duşun altında sikini yıkarken hâlâ Deniz’in amının kokusu burnundaydı, dölün tadı dilinde. Yatağa yattı. Gözleri tavana dikiliyken aklında sadece yarın gece vardı: bağlı, dürbünle izlerken Deniz’in parmaklarını amına sokuşu, sonra kapının çalması, o amın yeniden kendi sikinin etrafında kasılışı.

Sabah olmadan telefonu titredi. Mesaj Deniz’dendi: «Camı açık bırakıyorum. İzle. Şimdi parmaklıyorum. Boşal bana bakarak, sonra gel sik.»

Kerem kalktı, karısı uyuyordu. Pencereye gitti, dürbünü aldı. Deniz koltukta, bacakları açık, parmakları amında, doğrudan ona bakıyordu. Kerem fermuarını indirdi, sikini avucuna aldı. Birlikte boşaldılar; Deniz camda inlerken, Kerem peçeteye. Sonra hızlıca giyindi, kapıyı sessizce çekti, sokağı geçti. Deniz kapıyı aralamış, çıplak bekliyordu. İçeri aldı. Bu sefer koridorda, ayaktayken girdi. Duvara yasladı, bacaklarını beline doladı, sert ve hızlı sikişti. Deniz tırnaklarını sırtına geçirdi. «Daha… daha derine…»

Orgazmlar peş peşe geldi. Kerem onu yere indirdi, misyoner, sonra ters, sonra yine camın önünde. Her pozisyonda döl birikiyor, karışıyor, akıyordu. Şafak sökmeden iki kez daha boşaldılar. Deniz sonunda Kerem’in göğsüne kıvrıldı.

«Bu iş bitmeyecek,» dedi. «Mert gelse bile… bir yolunu buluruz. Seni izletirim ona belki. Ya da onu izleriz birlikte.»

Kerem gözlerini kapadı. Kendi evindeki karısının nefesini, Mert’in gülüşünü, Deniz’in ıslak amını aynı anda duyuyordu. Yasak artık sadece bir gece değildi; damarlarına işlemişti.

Mert’in anahtarı kilitte döndüğünde ikisi hâlâ çıplaktı ve camın önündeydi.

Rate this story

Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged voyeurism blowjob doggy-style cowgirl rough-sex

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.