Geceyi Yumruklarla Bölüşen Yasak Dokunuş

42 yaşındaki evli patron Selim ile 26 yaşındaki üvey kızı Ayşe, mutfakta yıllardır bastırdıkları yasağı sonunda kırıp sertçe sikişiyor.

9 min read September 19, 2026New

Selim’in evindeki çalışma odasında duvar saati gece yarısını çoktan geçmişti. Kırk iki yaşındaki patron, kravatını gevşetmiş, yakası açılmış gömleğinin düğmeleriyle oynarken masanın öbür tarafında oturan yirmi altı yaşındaki üvey kızına bakmamaya çalışıyordu. Ayşe, babasının yeniden evlenmesiyle aralarına kan bağı girmeden üveyi olmuştu; aralarında tek damla akrabalık yoktu ama “üvey baba” kelimesi bile dilinin ucunda yanıyordu. Dar siyah etek kalçalarını sarmış, beyaz ipek gömleğin düğmeleri göğüslerinin arasına kadar açık kalmıştı. Selim’in bakışları istemeden o açıklığa, sonra da masanın altında hafifçe aralanan bacaklara kayıyordu. Her seferinde yutkunuyor, karısının üst kattaki boş yatağını hatırlayıp dişlerini sıkıyordu. Bu bakışların fark edilmesi evliliği, aile sofrasını, her şeyi yerle bir edebilirdi.

Ayşe belgeler arasında not alırken kalçalarını sandalyeye daha sıkı bastırdı. Yıllardır süren o süzülmeleri hissediyordu; patronunun, üvey babasının gözlerinin teninde gezindiğini, geceleri kendi parmaklarını amına sokarken “Selim” diye fısıldadığını. İçinden “Sik beni artık, bu kadar bekleme” diye geçirirken yüzünde profesyonel bir maske tutuyordu. Selim dosyayı kapattığında parmakları titredi. “Bu kadarı yeter,” dedi boğuk bir sesle. “Kahve yapayım.” Kalktı. Ayşe birkaç saniye bekledi, sonra etek ucunu düzeltip peşinden mutfağa süzüldü.

Mutfak loştu; sadece tezgâhın altındaki şerit ışık yanıyordu. Selim dolaptan fincan alırken Ayşe arkasından yaklaştı. Göğüsleri sırtına hafifçe değdi, kalçası kalçasına sürtündü. Selim dondu. Ayşe burnunu boynuna dayayıp fısıldadı: “Beni ne zamandır böyle süzüyorsun, farkındayım. Her toplantıda bacaklarıma bakıyorsun. Gömleğimin altındaki memelerimi yutacakmış gibi bakıyorsun.”

Selim döndü. Elleri tezgâha tutundu, çenesi gerildi. “Ayşe… bu yanlış. Evliyim. Senin üvey babanım.” Ama sesi zayıftı; gözleri onun dudaklarına kilitlenmişti.

“Yanlış olduğunu ikimiz de biliyoruz,” dedi Ayşe, parmaklarını onun gömleğinin düğmelerine gezdirerek. “Ama ben de seni istiyorum. Yıllardır. Gece yatağa girdiğimde parmaklarımı amıma sokup senin yarağını hayal ediyorum. İtiraf et. Sen de aynı şeyi yapıyorsun.”

Selim bir an daha dayanamadı. “Evet,” diye hırladı. “Her gece. Karımın yanında bile. Senin o dar eteklerini, o memelerini… sikmek istiyorum. Sertçe.” Elleri Ayşe’nin beline sarıldı, onu tezgâha doğru çekti. Dudakları çarpıştı; dilini ağzına soktu, ısırdı, emdi. Ayşe inledi, elleri onun pantolonunun kemerine gitti, düğmeyi koparır gibi açtı. Selim gömleğini yakasından yırtarcasına sıyırdı; düğmeler mutfak fayansına saçıldı. Ayşe’nin sütyenini de aynı hırsla indirdi, dolgun memelerini avuçladı, başparmaklarıyla uçlarını eziyor gibi sıvazladı. “Beni sik,” dedi Ayşe nefesi kesik, “ama sert sik. Üvey baban olarak sik beni.”

Selim onu tezgâhın üstüne kaldırdı. Etek beline kadar sıyrıldı, külot tek hamlede dizlerine indi. Ayşe bacaklarını araladı; amı çoktan ıslaktı, dudakları parlıyordu. Selim diz çöktü. Burnunu klitorisine sürttü, sonra dilini yalayarak amının yarığına soktu. Sert, ritmik, acımasız dil darbeleri. Ayşe’nin uylukları titredi; parmaklarını Selim’in saçlarına gömdü. “Ahhh… evet, yala… dilinle deliğimi aç.” Selim iki parmağını birden soktu, kıvrılarak iç duvarlarını taradı, dilini klitorisine yapıştırıp emdi. Ayşe’nin kalçaları tezgâhta savruldu; “Daha derin… üvey baba, parmaklarınla sik beni.”

Selim ayağa kalktı, pantolonunu tamamen indirdi. Kalın, damarlı yarağı zıplayarak dışarı çıktı. Ayşe’yi çevirdi, göğsünü tezgâha yapıştırdı, kalçalarını geriye çekti. Başını amına sürtüp ıslaklığı yayıntı, sonra tek hamlede köküne kadar girdi. Ayşe yüksek sesle inledi; “Ahhh siktir! Daha sert, üvey babanın yarağı içimi yırtıyor!” Selim belini kavradı, hızlı ve derin vuruşlara başladı. Taşakları her girişte ıslak şapırtıyla çarpıyordu. Bir eliyle Ayşe’nin saçını yakalayıp başını geriye çekti; boynu gerildi, ağızı açık inliyordu. “Söyle,” diye hırladı Selim. “Kimin yarağı amını parçalıyor?”

“Senin… üvey babamın… ahhh daha hızlı… içimi doldur!” Ayşe tezgâh kenarını tırnaklarıyla çiziyordu. Selim temposunu arttırdı; her darbe kalçaları şap şap şap ötüyordu. Ter kokusu, ten şakırtısı, küfürler karışıyordu. “Sik beni evli adam gibi… karını unut, sadece amımı düşün.”

Selim onu birden çevirdi, tezgâhın kenarına oturttu. Bacaklarını beline doladı, yüz yüze girdi. Ayşe’nin memelerini ağzına aldı, emerken belini sarıp aynı hızlı tempoyla pompaladı. Terleri birbirine karıştı. Ayşe tırnaklarını sırtına geçirdi. “İğrenç laflar söyle bana… utanç verici şeyler.”

Selim dişlerinin arasından fısıldadı: “Üvey kızımın amını sikiyorum. Evimin mutfağında, karımın üstünde uyuduğu evde. Daracık deliğini yırtıyorum. Bu yarak senin için… yıllardır senin için sertleşiyordu.” Her kelimede daha sert bastı. Ayşe başını geriye attı, “Evet… more… küfür et… amını siktiğimin kızı diye çağır beni.”

“Amını siktiğimin kızı,” diye gürledi Selim, saçını tekrar çekerek. “Yasak yarağı yutuyorsun. Aileni, her şeyi mahvediyorsun ve zevk alıyorsun.” Ayşe bacaklarını daha sıkı doladı, topuklarını beline vurdu. İçerideki sürtünme ıslak, sıcak, acımasızdı. Tezgâh sallanıyordu. Selim bir elini araya sokup klitorisini ovuşturdu; Ayşe’nin iniltisi çığlığa döndü. “Boşalma… henüz boşalma. Daha çok istiyorum. Mutfakta, burada, senin yarağınla dolu kalmak istiyorum.”

Selim yavaşlamadı. Ter damlaları göğsünden Ayşe’nin memelerine düşüyordu. Göz göze bakarken ikisi de biliyordu: bu sadece başlangıçtı. Kapı üst katta bir yerde gıcırdasaydı her şey biterdi ama kimse gelmiyordu. Selim’in yarağı her girişte daha derin gidiyor, Ayşe’nin amı onu sıkıca kavruyordu. “Söyle,” diye baskıladı Selim. “Bundan sonra ne istiyorsun?”

Ayşe nefesi kesik, dudakları şiş, “Her yerde… her pozisyonda… ta ki ikimiz de dayanamayana kadar. Ama şimdi… sadece sikmeye devam et. Sert. Daha sert.” Selim belini kavrayıp temposunu yeniden yükseltti; mutfak, yasak iniltiler ve ıslak şapırtılarla doldu. Ayşe’nin tırnakları sırtında iz bırakırken, Selim’in parmakları kalçalarında morartacak kadar sıkıydı. İkisi de sınırda salınıyordu ama henüz düşmemişlerdi; gerilim, ter ve küfürlerin arasında hâlâ tırmanıyordu.

Selim’in belini kavrayan parmakları morartacak kadar sıkıydı; her itişte Ayşe’nin amı ıslak bir şapırtıyla onu yutuyor, sıcak duvarları damarlı yarağını sıkıyordu. Tezgâhın kenarı kalçalarına batıyor, o acı zevke karışıyordu. Ayşe başını geriye attı, boynu gerildi, “Daha derine… üvey baba, ta ki mideme vurana kadar sok,” diye inledi. Selim dişlerini sıktı, temposunu bir kez daha yükseltti. Kalçaları şap şap şap ötüyor, taşakları her seferinde ıslak am dudaklarına çarpıyordu. Ter damlaları göğsünden Ayşe’nin açık memelerine akıyor, pembe uçlarda parlıyordu.

“Bak bana,” diye hırladı Selim. Göz göze geldiler. Ayşe’nin bakışları bulanıktı, dudakları şiş ve ıslak. “Karımın mutfağında üvey kızımın amını parçalıyorum. Yıllardır hayal ettiğim bu daracık delik… şimdi benim yarağımla dolu. Söyle, ne kadar pis bir şey istediğini.”

Ayşe bacaklarını beline daha sıkı doladı, topuklarını sırtına vurdu. “Pis bir amcık gibi sikilmek istiyorum. Evli adamın, patronumun, üvey babamın yarağını yutmak… ahhh evet, orası… klitorimi ovuştururken daha sert bas.” Selim’in başparmağı şişmiş düğmesini buldu, daireler çizerek ezdi. Ayşe’nin içi birden kasıldı; amı yarağı ritmik olarak sıkmaya başladı. “Boşalma,” diye uyardı Selim boğuk sesle. “Henüz değil. Senin o ıslak deliğini daha çok kullanacağım.”

Onu tezgâhtan indirdi ama yarağını çıkarmadı. Ayşe’yi döndürüp göğsünü soğuk mermere yapıştırdı, kalçalarını geriye çekti. Bir eliyle belini bastırırken diğer eliyle saçını yakalayıp başını geriye çekti. “Ellerini tezgâha koy. Hareket etme.” Ayşe itaat etti; parmakları fayansa yapıştı. Selim yavaş yavaş geri çekildi, neredeyse tamamen çıktı, sonra tek hamlede köküne kadar gömüldü. Ayşe yüksek bir inilti kopardı. “Siktirrr… üvey babamın yarağı içimi yırtıyor… daha… lütfen daha hızlı.”

Selim artık merhamet göstermiyordu. Belini kavrayıp vahşi bir ritimle pompalamaya başladı. Her vuruşta kalçalar şakırdıyor, ten sesi mutfağı dolduruyordu. “Amını siktiğimin kızı,” diye gürledi. “Yasak yarağı yutuyorsun ve zevkten titriyorsun. Karım üst katta uyurken senin dar amcığını döllüyorum. Bunu mu istiyordun yıllardır? Parmaklarınla hayal ederken bunu mu hissediyordun?”

“Evet… evet… her gece… ahhh Selim… üvey baba… amımı mahvet,” diye boğuk boğuk cevap verdi Ayşe. Tırnakları tezgâhı çiziyordu. Selim bir elini öne uzatıp memesini avuçladı, uçunu eziyor gibi sıkarken diğer eliyle kalçasını tokatladı. Şap diye bir ses yankılandı. Ayşe inledi, amı bir kez daha kasıldı. “Tekrar… tokatla amcığımı… utandır beni.”

Selim kalçasına üç kez sertçe vurdu; her seferinde pembe izler belirdi. Sonra yarağını tamamen çıkardı. Ayşe boşluk hissiyle sızlandı. Selim diz çöktü, dilini yarığa bastırdı, ıslak suları emdi, klitorisini dişlerinin arasına alıp nazikçe ısırdı. “Lezzetine bak… üvey kızımın suları. Evimin mutfağında bunu yalıyorum.” İki parmağını birden soktu, kıvrılarak G noktasını taradı. Ayşe’nin bacakları titredi. “Ağzınla… dilinle sik beni… sonra yarağınla bitir.”

Selim ayağa kalktı, Ayşe’yi çevirdi, onu yine tezgâha oturttu. Bacaklarını omuzlarına aldı. Kalın yarağının başını amın girişine sürttü, ıslaklığı yaydı, sonra yavaş yavaş, santim santim girdi. Ayşe nefesi kesik bakıyordu. “Hisset… her damarını… her santimini.” Selim tamamen gömülünce durdu, sadece nabız gibi atan yarağıyla içini doldurdu. “Bundan sonra her toplantıda, her akşam yemeğinde bunu hatırlayacaksın. Masada otururken amın sızlayacak. Çünkü üvey baban seni mutfakta sikti.”

Ayşe ellerini onun terli göğsüne bastırdı. “Söyle daha… daha iğrenç şeyler. Boşalacağım… ama seninle birlikte.” Selim hareket etmeye başladı; yavaş, derin, öğütür gibi. Her çıkışta neredeyse tamamen ayrılıyor, her girişte köküne kadar batıyordu. “Karımın yatağında uyuduğum geceler… senin eteklerini sıyırıp bu amı yaladığımı hayal ediyordum. Memelerini emip, boğazına kadar yarağımı soktuğumu. Şimdi gerçek. Pis küçük üvey kız… aileni mahvediyorsun ve amın zevkten akıyor.”

Tempo yeniden yükseldi. Tezgâh sallanıyordu. Ayşe’nin iniltileri çığlığa dönüşüyordu. “Daha sert… lütfen… içimi doldur… boşalt içime.” Selim bir elini araya sokup klitorisini hızla ovuşturdu. Ayşe’nin amı birden şiddetle kasıldı; dalga dalga orgazm geldi. “Ahhh siktirrr… boşalıyorum… üvey baba… amını siktiğimin kızı boşalıyor senin yarağında!” Bacakları sarsıldı, suları Selim’in taşaklarına aktı. Selim yavaşlamadı; o hâlâ sert, hâlâ derin vuruyordu. “Tut… amını sık… yarağımı sağıyor gibi.”

Ayşe titreyerek ona sarıldı. Orgazmın artçılari hâlâ vururken Selim onu indirdi, dizlerinin üstüne çöktürdü. “Ağzını aç. Yala. Kendi sularını tad.” Ayşe itaat etti; şişmiş, parlak yarağı dilinin üstüne aldı, köküne kadar yutmaya çalıştı. Selim’in elleri saçlarına gömüldü. “Güzel… boğazını kullan. Üvey babanın yarağını temizle.” Ayşe öğürtü sesleriyle emdi, dilini damarların üzerinde gezdirdi, taşaklarını avuçlayıp sıvazladı. Selim inledi. “Yeter… kalk.”

Onu ayağa kaldırdı, mutfak masasına doğru sürükledi. Ayşe’yi masanın üstüne sırtüstü yatırdı, bacaklarını iki yana açtı. “Ellerini başının üstünde tut. Kıpırdama.” Yarağını yeniden amına dayadı, tek hamlede girdi. Masanın ayakları gıcırdadı. Selim eğildi, memesini ağzına aldı, emerken belini sarıp vahşi tempoyla sikmeye başladı. “Bak… ne kadar derin giriyor. Karnında şişkinlik yapıyor. Bu yarak senin için sertleşiyordu… her sabah, her gece.”

Ayşe başını iki yana salladı, “Evet… daha… küfür et… amcık de bana.” Selim dişlerinin arasından fısıldadı: “Dar amcıklı üvey kız. Evli patronunun yarağını yutuyorsun. Boşalırken ‘baba’ diyeceksin bana. Duyayım.” Ayşe’nin ikinci orgazmı yaklaşıyordu; içi yanıyor, her sürtünme kıvılcım gibiydi. “Üvey baba… ahhh baba… amımı sik… dölle beni… içime boşal.”

Selim’in hareketleri düzensizleşti. Ter göğsünden damlıyor, Ayşe’nin karnına düşüyordu. “Al… al hepsini… üvey kızımın amına boşalıyorum.” Son birkaç sert vuruşla derine gömüldü ve boğuk bir iniltiyle boşaldı. Sıcak, koyu sıvı dalga dalga Ayşe’nin içine aktı; o kadar çoktu ki her kasılmada kenarlardan taştı, kalçalarına aktı. Ayşe o sıcaklığı hissedince bir kez daha titredi, kendi orgazmını Selim’in yarağının etrafında sıktı. “Doldur… evet… amımı senin dölünle doldur.”

Bir süre kıpırdamadılar. Sadece nefes sesleri, ıslak şapırtılar ve uzak bir buzdolabı uğultusu vardı. Selim yavaşça çıktı; yarağı hâlâ yarı sert, parlaktı. Ayşe’nin amından beyaz karışık sıvılar sızıyordu, uyluklarına akıyordu. Selim parmağıyla o sızıntıyı topladı, Ayşe’nin dudaklarına götürdü. Ayşe dilini uzatıp yaladı, gözleri hâlâ bulanık bakıyordu. “Tadı… ikimizin tadı.”

Selim onu kaldırdı, ayakları yere basınca sendeledi. Kollarını beline doladı, alnını onun alnına dayadı. “Bu… bir kereye mahsus olmayacak,” diye fısıldadı. Sesinde pişmanlık yoktu; sadece açlık. “Yarın ofiste… kapıyı kilitleyeceğim. Masamın üstünde sikmeye devam edeceğim. Gece… senin odana geleceğim. Karım yan odadayken amını yalayacağım. İstediğin bu muydu?”

Ayşe başını salladı, dudaklarını onun boynuna bastırdı, ısırdı. “Daha fazlasını istiyorum. Her yerde. Her pozisyonda. Ta ki yakalanana kadar… ya da dayanamayana kadar.” Elleri Selim’in hâlâ ıslak yarağına gitti, yavaşça sıvazladı. “Bak… yine sertleşiyor. Mutfağı bitirmedik. Tezgâhın diğer tarafında… ayakta… bacaklarımı omuzlarına alarak.”

Selim kıkırdadı; boğuk, karanlık bir ses. Onu tekrar tezgâha doğru itti, bu kez ayakta, bir bacağını kaldırıp omzuna dayadı. Yarağını sızan amına sürttü, yeniden girdi. Daha yavaş, ama her milimi hissederek. “Söyle adımı. Patron olarak, üvey baba olarak, seni sikken adam olarak.”

“Selim… üvey babam… patronum… ahhh sik beni,” diye inledi Ayşe. Terleri yeniden karıştı. Masanın üzerindeki belgeler düşmüş, fincanlar devrilmişti; kimse umursamıyordu. Selim’in kalçaları ritmik hareket ediyordu; her girişte Ayşe’nin klitorisi sürtünüyor, her çıkışta boşluk acısıyla inliyordu. “İçimde kal… sabaha kadar… dölünle dolu uyumak istiyorum.”

Selim temposunu korudu, bir eliyle boğazını hafifçe sıktı — nefesini kesmeden, sadece baskı. “Bundan sonra her ‘baba’ dediğinde amın ıslanacak. Her ‘patron’ dediğinde yarağımı hatırlayacaksın. Yasak bu… ve senin amın yasaktan zevk alıyor.” Ayşe’nin üçüncü orgazmı sessiz geldi; sadece kasılmalar, titreyen uyluklar, ağzından kaçan boğuk bir “ahh”. Selim o sıkımayı hissettikçe kendi ikinci boşalmasına yaklaştı. Birkaç derin vuruş daha, sonra yeniden gömüldü, sıcak dölü bir kez daha içine boşalttı. “Al… son damlasına kadar.”

Çekildiklerinde ayakta zar zor duruyorlardı. Ayşe’nin etekleri belinde buruşuk, gömleği yırtık, memeleri açık ve ısırık izliydi. Selim’in gömleği yoktu, pantolonu ayak bileklerinde. Mutfak ıslak şapırtıların, terin ve döl kokusunun içindeydi. Ayşe parmaklarını kendi amına götürdü, sızan karışımı topladı, Selim’in dudaklarına sürdü. Öpüştüler; yavaş, derin, hâlâ aç.

Selim fısıldadı: “Üst kata çıkmayacağız. Burada, mutfakta, sabaha kadar… ta ki bacakların titreyip durana kadar sikmeye devam edeceğim.”

Ayşe gülümsedi, yorgun ama tatmin olmamış. “O zaman başla… üvey baba. Geceyi yumruklarla bölüşmeye devam et.”

Selim onu yeniden tezgâha yasladı, yarağı çoktan yeniden sertleşmişti; amın girişine dayandı ve yavaşça, köküne kadar girdi. Ayşe’nin iniltisi loş mutfağı doldurdu. Kapı hâlâ gıcırdamıyordu. Ev hâlâ sessizdi. Yasak, ter ve küfürlerin arasında büyümeye devam ediyordu — ta ki ikisi de eriyip tek bir yasak nefes olana kadar.

Sabah geldiğinde Ayşe’nin uylukları hâlâ titriyordu ve Selim’in dölü her adımda içinden sızıyordu; karısının kahve fincanını doldururken gülümsemesi, her şeyi bilen o sessiz, yıkıcı zaferdi.

Rate this story

Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged rough-sex doggy-style fingering creampie dirty-talk

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.