Yaz Yağmurunda Arkadaşımın Sevgilisiyle Üçlü Isınma
Üçümüz sobanın başında battaniyelerin altında çılgınca grup seks yaparak ısındık.
Üniversite yıllarımda en yakın arkadaşım Theo’yla dağ evinde bir hafta sonu planlamıştık; sevgilisi Noelle de gelmişti. Dışarıda kar ince ince yağıyordu, rüzgâr camlara vuruyordu. Akşamüstü elektrikler kesilince sobayı yakıp battaniyeleri serdik. Odada sobanın kızıl ışıltısı ve odun çıtırtısından başka ses yoktu. Ben Noelle’e bakarken yakalandığımı fark ettim; o da bana bakıyordu. Uzun zamandır bastırdığımız o flörtöz bakışlar, dudaklarının kenarındaki o yarı gülümseme… Theo bunu gördü. Omuz silkti, hafifçe gülümsedi. “Ne var, utangaç mısınız siz?” dedi. Ortam bir anda yoğunlaştı. Kalbim boğazıma vuruyordu. Noelle battaniyenin kenarını çekiştirirken Theo’ya yaklaştı, sonra bana döndü. “Üçümüz birlikte ısınsak nasıl olur?” diye sordu, sesi alçak ama netti. Theo da başını salladı. “Açıkçası ikimiz de merak ediyoruz. İster misin?” İçimdeki gerilim birden boşa çıktı. “İsterim,” dedim. “Çok isterim.”
Sobanın karşısında, kalın battaniyelerin altına kıvrıldık. Dizlerimiz birbirine değiyordu. Noelle bacağını benim bacağıma yasladı; sıcaklığı kumaşın altından bile hissediliyordu. Theo onu öpmeye başladı—yavaş, ıslak, dilini onun diline dolayarak. Noelle’nin eli battaniyenin altından kayıp kasıklarıma gitti. Avucu sertleşmiş sikimin üzerinden bastırdı, parmakları yavaşça sıvazladı. İkisi birden bana baktı. “İstiyor musun?” diye fısıldadı Noelle. “Çok istiyorum,” dedim, sesim boğuk çıktı. Gözlerindeki o kıvılcımı görünce midem hopladı. Noelle önce bana döndü, dudaklarını benimkilere bastırdı; öpücüğü tatlı ve açgözlüydü. Sonra Theo’yu öptü, aynı iştahla. Ellerimiz birbirimizin vücudunda gezindi. Theo’nun parmakları Noelle’nin sütyen askısını indirdi, ben de tişörtünü yukarı sıyırdım. Memeleri avuçlarıma sığdı; uçlarını parmaklarımın arasında sıkınca inledi. Theo pantolonumu açtı, Noelle’nin eli sikimi dışarı çıkardı. Sıcak, sert, damarları belirgindi. Noelle’nin başparmağı başımı sıvazlarken Theo onun pantolonunu indirdi, parmaklarını ıslak amına soktu. “Sik kadar ıslaksın,” diye fısıldadı. Noelle gülerek “Siz ikiniz de…” dedi ve dizlerinin üstüne çöktü.
Battaniyeyi omuzlarına alıp önce benim sikimi ağzına aldı. Sıcak dili başımın etrafında döndü, sonra boğazına doğru indirdi; yutkunurken boğazı daraldı, tükürük aktı. Theo’ya döndü, onun sikini de aynı iştahla emdi—derin, ıslak, boğaz sesleriyle. Sırayla ikimizi de aldı; birinin tadı diğerinin tükürüğüyle karışıyordu. “Amına koyayım ne güzel emiyorsun,” dedim, saçlarını tuttum. Kalkıp Noelle’yi döndürdüm, köpek pozisyonuna getirdim. Kalçaları kabarık, amı parlak ve açıktı. Sikimi sürtüp yavaşça içine girdim; sıcak, dar, kıvranarak aldı. “Sik beni,” diye inledi. Ben onu arkadan sikerken Theo önüne geçti, sikini Noelle’nin ağzına verdi. Her itişimde Noelle ileri savruluyor, Theo’nun sikini daha derine alıyordu. Amı sikimi sıkıyordu; ıslak sesler sobanın çıtırtısına karışıyordu. “Daha hızlı,” dedi boğuk boğuk. Kalçalarını kavrayıp sertleştirdim; memeleri sallanıyordu, tükürük çenesinden akıyordu.
Yer değiştirdik. Theo Noelle’yi sırtüstü yatırdı, bacaklarını omuzlarına aldı, misyoner pozisyonunda içine girdi. Noelle’nin iniltisi odada yankılandı. Ben yanına çöktüm, memesini ağzıma aldım; ucunu dilimle ezip emerken diğer elimi amına götürdüm, Theo’nun sikinin girip çıktığı yere parmaklarımı kaydırdım. Klitorisini ovuşturdum. Noelle belini kamburlaştırdı. “Orası… orası iyi, bırakma,” diye inledi. Theo derin ve düzenli vuruyordu; her seferinde Noelle’nin amından şapırtılar geliyordu. “Sikini yala,” dedim, sikimi Noelle’nin dudağına tuttum. O da dilini uzatıp yaladı, emdi, inlerken boğazı titreşti. Parmaklarım ıslak kıvrımlarında gezinirken Theo “Boşalacaksın az kaldı,” dedi. Noelle’nin bacakları titriyordu.
Sonra Noelle üstüme oturdu. Cowgirl’de sikimi yavaşça içine oturttu; sıcacık duvarları beni sardı. Kalçalarını sallamaya başladı—öne arkaya, derine binen hareketler. Memeleri yüzüme sarkıyordu; ikisini de sıkıp emdim. Theo arkaya geçti, tükürüğünü Noelle’nin göt deliğine sürdü, parmağıyla açtı. “Hazır mısın?” diye sordu. Noelle başını salladı, “Sok… ikinizi de istiyorum.” Theo sikini yavaşça götüne kaydırdı. Noelle’nin nefesi kesildi; amı da götü de doluyken iki taraftan sıkılıyorduk. İkimiz de aynı anda hareket etmeye başladık—ben alttan yukarı vururken Theo arkadan giriyordu. Noelle’nin çığlığı boğuk bir iniltiye döndü, sonra yükseldi. “Sikiyor… sikiyorsunuz beni, doluyum, amına koyayım…” Ellerini göğsüme bastırdı, kalçalarını savurdu. İçimizde ritm tutturduk; her itişte Noelle titriyor, amı ve götü kasılıp gevşiyordu. “Boşalacağım, boşalıyorum—” diye bağırdı. Çığlık çığlığa geldi; amı sikimi sıkarken götü de Theo’yu kavradı, vücudu sarsıldı, ıslaklık bacağıma aktı.
Noelle hâlâ titrerken ikimiz de dayanamadık. Ben Noelle’nin amının içinde boşaldım; sıcak döllerimi içine pompalarken Theo da götünde boşaldı, inleyerek. Üçümüz aynı anda sarsıldık. Nefes nefeseydik. Noelle yavaşça kalktı, dizlerinin üstüne çöküp önce benim sikimi, sonra Theo’nunkini ağzına aldı; son damlaları dilinin ucuyla yaladı, tükürüp yuttu, gülümseyerek. “Tadınız karışmış,” dedi. Sobanın başında birbirimize sarıldık; terli tenler, battaniyenin altındaki sıcaklık, karın camlara vuruşu… Noelle başını Theo’nun omzuna, elini benim göğsüme koydu. Gülüşerek fısıldadı: “Bunu daha sık yapmalıyız.” Theo saçını okşadı, bana baktı. Gözlerinde bitmemiş bir iştah vardı. Ben de Noelle’nin belini kavradım; parmaklarım hâlâ ıslak teninde geziyordu. Dışarıda kar dinmiyordu, odanın içindeyse soba yanmaya devam ediyordu—ve hiçbirimiz uykuya hazır değildik.
Sobanın koru hâlâ titriyordu; battaniyenin altında üçümüzün teri birbirine karışmıştı. Noelle’nin parmakları göğsümde gezinirken Theo’nun bakışı bende takılı kaldı—o bitmemiş iştah. “Bir tur daha,” dedi alçak sesle. “Dışarıda kar dinmiyor, biz de dinmeyelim.” Noelle gülümsedi, dudakları hâlâ şiş, çenesinde kurumuş tükürük izi. “Hazırım,” fısıldadı ve elini Theo’nun yeniden sertleşen sikine götürdü. Ben de kalktım, dizlerimin üstünde. İçimde o ilk boşalmanın ağırlığı vardı ama sikim yine kabarıyordu; Noelle’nin bakışı yetmişti.
Theo Noelle’yi yan yatırdı, bir bacağını kaldırdı. Ben öne geçtim, sikimi Noelle’nin dudaklarına sürdüm. O dilini uzattı, başımı yaladı, sonra ağzına aldı—yavaş, derin, boğazının daraldığını her yutkunuşta hissediyordum. Theo arkadan amına girdi; ıslak şapırtı yeniden başladı. “Sik kadar sıcaksın hâlâ,” diye homurdandı. Noelle’nin iniltisi sikimin etrafında titreşti. Ellerimi saçlarına doladım, kalçalarını ritme uydurarak ileri geri salladım. Her seferinde boğazına daha fazla kaçıyordu; tükürük çenesinden battaniyeye akıyordu. Theo’nun elleri Noelle’nin memelerini sıkıyor, uçlarını eziyordu. “Daha sert,” dedi Noelle, ağzı doluyken boğuk boğuk. Theo kalçalarını şaklattı; temponun sesi sobanın çıtırtısına karıştı.
Yer değiştirdik yine. Ben sırtüstü uzandım, Noelle ters oturdu—yüzü Theo’ya dönük, amı ağzıma indirdi. Dilimi yarığına bastırdım, klitorisini emdim, ıslak kıvrımlarına daldım. Tadım hâlâ kendi dölümle karışıktı; tuzlu, sıcak, koyu. Noelle inledi, kalçalarını yüzüme sürttü. Theo önünde diz çöktü, sikini Noelle’nin ağzına verdi. Üçümüz bir makine gibi çalışıyorduk: ben altta yalarken Theo gırtlağına vuruyor, Noelle iki taraftan da inliyordu. Parmaklarımı amına soktum—iki, sonra üç—Theo’nun az önce boşaldığı yeri genişlettim. “Orası… amına koyayım orası,” diye bağırdı Noelle, sesi boğuk. Dilimle klitorisini hızlı hızlı dürtünce bacakları titremeye başladı. Theo saçını tuttu, daha derine indirdi. “Yut,” dedi. Noelle boğazını açtı, tükürük köpük gibi aktı.
Sonra Noelle’yi dört ayak çektik. Ben başını sehpaya yasladım, sikimi yeniden amına gömdüm. Bu sefer yavaş başladım; her santimi hissederek, duvarlarının nasıl kavradığını izleyerek. Theo yanındaydı, sikini Noelle’nin eline verdi; o da sıvazlarken bana bakıyordu. “İçime boşalma bu sefer,” dedi Noelle, nefes nefese. “Yüzüme… ikiniz de.” Kalbim bir an durdu—o cümle, o istek. Tempo arttı. Kalçalarımı şaklatarak vuruyordum; Noelle’nin memeleri sarkıyor, her itişte ileri savruluyordu. Theo’nun eli göt deliğinde geziyordu, parmağını soktu, sonra iki parmak. “İkinizi birden yine istiyorum,” diye inledi Noelle. Theo tükürüp sikini götüne dayadı. Yavaşça, santim santim girdi. Noelle’nin çığlığı odada dağıldı. Amı ve götü aynı anda doluydu; aramızda sıkışmış, terli, titreyen bir şey. İkimiz zıt ritimde hareket ettik—ben çekilirken Theo giriyor, sonra tersi. Noelle’nin tırnakları battaniyeyi yırttı. “Sikiyorsunuz… doluyum, daha… daha hızlı.”
Tempo çılgına döndü. Sobanın ateşi yüzümüzü kızartıyordu; ter gözüme kaçıyordu. Noelle’nin amı kasılıp gevşiyor, her seferinde beni sağır ediyordu. Theo’nun nefesini ensemde hissediyordum. “Boşalacağım,” diye hırladım. Noelle “Çıkarın—” dedi. Çektik. Noelle hemen döndü, dizüstü oturdu, ağzını açtı, dilini uzattı. Ben sikimi birkaç kez sıvazlayıp yüzüne boşaldım—sıcak fışkırışlar alnına, dudağına, diline. Theo da yanında, kalın damarlı sikini Noelle’nin yanaklarına, açık ağzına boşaldı. Döllerimiz karıştı; Noelle dilini gezdirip yuttu, parmaklarıyla çenesinden süzülenleri toplayıp emdi. “Tadınız… yine karışık,” dedi, sesi kısık, gülümseyerek. Gözleri parlıyordu ama bir an için—çok kısa—bakışları kaydı, bir yere sabitlenemedi.
Battaniyelerin arasına yığıldık. Nefeslerimiz hâlâ düzensizdi. Noelle’nin saçları yapışıktı, göğsü inip kalkıyordu. Theo kolunu ikimizin üstüne attı, alnını Noelle’nin omzuna dayadı. “İnanılmazdı,” diye fısıldadı. Ben “Evet…” dedim ama kelime boğazımda takıldı. Sobanın koru çatırdarken dışarıda rüzgâr camı dövüyordu. Terim soğumaya başlamıştı. Noelle parmağıyla göğsümdeki döl izini silerken bana baktı. “Pişman değilim,” dedi. Sesinde bir soru vardı sanki, cevap değil.
Ben de pişman olmadığımı söylemek istedim. Ağzımı açtım, “Ben de…” diye başladım ve sustum. Theo’nun eli Noelle’nin belindeydi; o el, benim yıllardır tanıdığım el, şimdi bambaşka duruyordu. İçimde bir boşluk açıldı. Az önce Noelle’nin amında, götünde, dilindeydim—her yerdeydim—ama şimdi, döller kurumaya yüz tutarken, Theo’nun omzunun üzerinden bana bakışı bir an için sertleşti. Gülümsemesi vardı hâlâ ama gözlerinin arkasında bir hesap, bir “bu neyi değiştirdi?” sessizliği. Noelle başını Theo’ya yasladı, parmakları benim bileğimde gevşekçe duruyordu. “Bunu daha sık yapmalıyız,” demişti az önce. Cümle odada asılı kaldı.
Kalbim yavaşladı. Battaniyenin altındaki sıcaklık birden boğucu geldi. Parmaklarımı Noelle’nin belinden çektim; teni hâlâ ıslaktı, benim dölüm hâlâ bacaklarının arasındaydı. “Yarın sabah…” diye mırıldandı Theo. Bitirmedi. Yarın sabah ne olacaktı? Kahvaltıda birbirimize bakabilecek miydik? Dağ evinden indikten sonra, kampüse döndüğümüzde, Theo’yla yan yana ders çalışırken aklıma Noelle’nin çığlığı mı gelecekti? Amının o sıkılığı, götünün o direnci, ikimizin dölünün onun dilinde karışması mı?
Noelle esnedi, gözlerini kapadı. “Üşümedim artık,” dedi uykulu. Theo saçını okşadı. Ben tavana baktım—kirişler, gölgeler, sobanın titrek ışığı. İçimde bir pişmanlık değil ama ona yakın bir şey kıpırdadı: bir şüphe. Bu, arkadaşlığımıza yapışacak mıydı? Noelle’nin “isterim”i gerçek miydi, yoksa anın ateşi miydi? Theo’nun omuz silkmesi, o rahat gülümseme—gerçekten rahat mıydı, yoksa sonradan boğazına mı düğümlenecekti?
Kar camlara vurmaya devam etti. Soba yandı. Üçümüz aynı battaniyenin altındaydık ama mesafeler, ter kurudukça, büyüyordu. Ben Noelle’nin elini tutmadım bu sefer. Theo da bana bakmayı kesti. Sessizlik, az önceki iniltilerden daha gürültülüydü. Bir şey bitmişti—sex bitmişti—ama yerine oturan şey ısınmak değildi. Soğuk, içeriden geliyordu.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories