Stüdyoda İlk Defa Üçlü
Ece, stüdyoda Kerem ve Mert'le ilk üçlü yaparak hem amını hem götünü aynı anda siktiriyor.
Ece stüdyonun loş ışıkları altında son çekimlerin makyaj malzemelerini toplayırken Kerem’in bakışlarını ensesinde hissediyordu. Aylardır aynı oyun: o asistanlık yapıyor, o da fırsat buldukça beline dokunuyor, omzuna eğilip fısıldıyor, “Bu gece kal, Ece” diyordu. On dokuz yaşındaydı, üniversite son sınıf, moda fotoğrafçılığı stüdyosuna part-time girmişti ama asıl derdi iş değildi. Kerem yirmi dört yaşındaydı, yakışıklı, uzun boylu, koyu saçları alnına düşen, elleri hep sıcak olan biri. Her flörtünde amı sızlıyordu; bu gece de öyle oldu. Saatler gecikmiş, herkes gitmişti. Kerem kapıyı kilitledi, arkasından geldi ve beline sarıldı.
“Yine yalnız kaldık,” dedi kerem, dudakları Ece’nin boynuna değerek. “Kokun delirtiyor beni.”
Ece gülümsedi, arkasına yaslandı, kalçalarını bilerek onun kasığına sürttü. “Aylardır aynı şeyi söylüyorsun. Ne zaman… ne zaman gerçekten alacak mısın?”
Kapı açıldı. Mert girdi. Yirmi sekiz, omuzları geniş, sakalı kısa, bakışları domine eden bir fotoğrafçı; Kerem’in arkadaşı, stüdyonun asıl patronlarından. Ceketini çıkardı, Ece’yi baştan aşağı süzdü.
“Vay be,” dedi Mert, sesi kalın. “Kerem seni saklıyormuş. Bu kadar ateşli bir asistanı kimse söylememişti.”
Ece’nin yanakları kızardı ama bakışlarını kaçırmadı. Mert yaklaştı, diğer yanına geçti. İki erkek birden onu aralarına aldı; Kerem belini sıkı tutarken Mert parmaklarını yavaşça Ece’nin kollarından aşağı kaydırdı, göğüslerinin kenarına kadar getirdi.
“Göğüslerin… kumaşın altından bile dikleşmiş,” diye fısıldadı Mert. “Islak mısın, Ece? Söyle bize.”
Ece’nin nefesi kesildi. Kerem boynunu emiyordu, dilini kulak memesine sürüyordu. Mert’in avuçları nihayet göğüslerine kapandı, meme uçlarını parmaklarının arasında sıkıştırdı. Ece inledi, bacaklarını birbirine sürttü; külotu çoktan ıslanmıştı, amı zonkluyordu.
“İkinizi de istiyorum,” dedi utangaç ama net. Sesinde titreme vardı ama kararlıydı. “Saklamayacağım. Sizi… ikinizi de istiyorum. Aynı anda.”
Kerem’in eli belinden kayıp etek altına indi, külotun kenarından içeri sokuldu. “Amın zaten sulanmış, kaltak,” diye fısıldadı. “Bak ne kadar kaygan.”
Mert gülümsedi, tişörtünü çıkardı. Göğsü kıllı, kaslıydı. “Soyun o zaman. İkimizin de önünde. Görmek istiyoruz.”
Ece ellerini titreyerek bluzunun düğmelerine götürdü. Bluzu, sütyeni yere düştü. Göğüsleri dolgun, uçları pembe ve sert. Etek ve külot da peşinden geldi. Çıplak kaldı stüdyonun ortasında, iki adamın bakışları altında. Kerem ve Mert pantolonlarını indirdi; ikisinin de yarakları çoktan sertleşmiş, damarlı, kalındı. Kerem’inki biraz daha uzundu, Mert’inki kalın ve koyu başlı.
Ece dizlerinin üzerine çöktü. İlk Kerem’inkini eline aldı, dilini yavaşça başından köküne kadar gezdirip ağzına aldı. Tuzlu, sıcak, kalın et dilini doldurdu. Kerem saçını kavradı, “Derin al, güzelim. Boğazına kadar.” Ece öyle yaptı; gözleri sulandı ama çekilmedi, yala yala emdi, tükürüğü salyalanarak aktı. Sonra Mert’e döndü, aynı şekilde kalın yarrağı dudaklarıyla sarıp emmeye başladı. Mert inledi, “Ağzın ateş gibi. İkisini de yala, sıra sıra. Bizim küçük fahişemiz.”
Ece iki yarak arasında gidip geldi; birini emerken diğerini sıvazlıyor, yumurtalarını yalıyor, tükürüğünü her yere bulaştırıyordu. Amı o kadar ıslaktı ki bacaklarının içi parlıyordu. Kerem onu koltuklara doğru çekti. Geniş, deri stüdyo koltuğuna sırtüstü yattı Ece. Kerem dizlerini koltuğun kenarına koyup yarrağını tekrar ağzına verdi, boğazına kadar soktu; Ece öğürürken bile emmeye devam etti. Mert ise bacaklarını omuzlarına aldı, amının dudaklarını ayırdı ve kalın başını deliğine dayadı.
“Sikiliyorsun şimdi,” dedi Mert ve bir hamlede içine girdi. Ece’nin amı ıslak ve dar olduğu için yarağın girişi hem acıttı hem zevkten kıvranmasına neden oldu. Mert sertçe pompalamaya başladı; her dalışta Ece’nin göğüsleri sallanıyor, Kerem’in yarrağı boğazına daha derin batıyordu. “Ahh… sik… evet… ikiniz…” diye boğuk boğuk inledi Ece.
Mert amını hızla, derine sikiyor, topuklarını omuzlarında tutuyordu. “Ne kadar dar amcık. Kerem, bak nasıl yutuyor seni.” Kerem saçını sıkı tutup ağzını doldurdu, tükürük köpük köpük aktı. Ece’nin beyni boşalıyordu; iki yarak birden, bir uçtan bir uçtan.
Sonra pozisyon değiştirdiler. Kerem koltuğa oturdu, Ece’yi kucağına çekti. Ece bacaklarını açıp Kerem’in kalın yarrağını amına oturttu; yavaş yavaş indi, ta ki yumurtalarına oturana kadar. “Ohhh… dolu… amım dolu,” diye inledi. Kerem göğüslerini avuçlayıp emerken belinden tutup onu yukarı aşağı hoplattı. Mert arkaya geçti. Ece’nin göt deliğini parmaklarıyla buldu; amından akan sularla ıslatı ve bir parmağını yavaşça soktu.
“Götün de dar, bak. Rahatlatıyorum seni,” dedi Mert. İki parmak, sonra üç; Ece’yi hem Kerem’in üstünde zıplatırken hem götünü açıyordu. Ece geriye yaslandı, “Yavaş… ama gir. İkinizi de istiyorum içimde.”
Mert tükürüğünü göt deliğine sürdü, kalın yarrağının başını dayadı ve yavaş yavaş itmeye başladı. Ece’nin çığlığı stüdyoda yankılandı. Götü yanıyordu ama amındaki Kerem’le birlikte iki yarak birden onu parçalıyordu. Mert ta köküne kadar girdiğinde Ece nefes nefese kaldı.
“Daha sert,” diye bağırdı Ece. “İkinizi de içimde hissediyorum… sikin beni, doldurun… ahh siktir… daha sert pompalayın!”
Kerem alttan amını deler gibi yukarı vururken Mert arkadan götünü sertçe sikmeye başladı. Double penetration, ritmik, ıslak sesler, Ece’nin inlemeleri. Her itişte Ece’nin göğüsleri sarsılıyor, tükürük ve am suyu her yere saçılıyordu. “Amın ve götün aynı anda bizim,” diye hırladı Mert. “İlk üçlün. Bak nasıl yutuyorsun ikimizi.”
Ece’nin tırnakları Kerem’in omuzlarına battı. Zevk dalgaları karınından aşağı iniyordu; her pompalamada iki yarak birbirine sürtünüyor, duvarları geriyor, onu delip geçiyordu. “Daha… daha sert… boğazımı da verin sonra… her deliğimi sikin…” diye inliyordu. Kerem bir eliyle boğazını hafif sıkıp öptü, dilini ağzına soktu. Mert ise belini kavrayıp götünü daha derine, daha hızlı dövüyordu.
Stüdyonun aynaları terlerini, Ece’nin açık bacaklarını, iki kalın yarrağın girip çıktığını yansıtıyordu. Ece kendine bakarken daha da azdı; saçları dağılmış, dudakları şiş, amı ve götü kırmızı ve doluydu. “Boşalmadan önce… ikinizi de… ahh… sikmeye devam edin, durmayın,” dedi nefessiz.
Kerem amını alttan şap şap diye döverken Mert ritmi artırdı. Ece’nin bacakları titriyordu; orgazm yaklaşmıştı ama henüz patlamamıştı. İki adam da ter içinde, inleyerek onu aralarına almış pompalıyordu. Ece başını geriye attı, “İkinizi de içimde… daha fazla… her yerimi doldurun…” diye inlerken gerilim tırmanıyordu. Kerem’in yumurtaları amına çarpıyor, Mert’in kalçaları götüne tokat gibi iniyordu. Henüz kimse boşalmamıştı; Ece’nin çığlıkları yükselirken iki yarak da sert ve ıslak şekilde onu delmeye devam ediyordu, stüdyonun loşluğunda sadece ten sesleri ve Ece’nin “Daha sert, ikinizi de hissediyorum, sikin beni parçalayın” fısıltıları dolanıyordu.
Ece’nin götü Mert’in kalın yarrağıyla yanıyordu ama amındaki Kerem’le birlikte o yanma zevke dönüşmüştü. Her itişte iki yarak birbirine sürtünüyor, aradaki ince duvarı eziyor, Ece’nin karnını şişiriyordu. “Sik… sikin daha sert amını da götünü de…” diye boğuk boğuk inledi, tırnaklarını Kerem’in göğsüne geçirdi. Kerem alttan yukarı vururken meme uçlarını ısırdı, dilini gezdirdi. “Ne kadar dar kalıyorsun hâlâ, kaltak. İki yarak birden yutuyorsun ama amın hâlâ sıkıyor beni.”
Mert belini kavrayıp götünü daha da açtı, kalçalarını tokatladı. Her tokatta et titredi, yarağın giriş-çıkış sesi şap şap diye stüdyoda yankılandı. Ece’nin am suyu Kerem’in yumurtalarına, taşa kadar akıyor, oradan Mert’in yarrağına bulaşıyordu. “Götün beni emiyor Ece… bak nasıl çekiyor içeri. İlk defa mı götten yiyorsun böyle? Söyle, yarak yemeye doymayan orospu.” Ece başını geriye attı, saçları terli omuzlarına yapıştı. “Evet… ilk defa… ama istiyorum… ikinizi de… her deliğimi doldurun… ahh siktir Mert daha derine bas!”
Mert o emirle ritmi yükseltti. Artık yavaş yavaş değil, sert ve derin pompalıyordu. Kerem de aynı tempoya girdi; iki adam senkronize sikmeye başladı. Ece’nin beyni boşaldı. Her dalışta klitori Kerem’in kasığına sürtünüyor, göt deliği gerilip açılıyor, amı şakır şakır sulanıyordu. İçinden bir dalga koptu. “Geliyorum… amım… götüm… ikisi birden… ahh sikin beni boşaltın!” Çığlığı stüdyonun camlarını titretti. Kasları kasıldı, amı ve götü aynı anda iki yarağı sıkıp sağdı. Suları fışkırır gibi aktı, Kerem’in kasıklarını ıslattı. Orgazm onu sarsarken gözleri yaşardı, dil dışarı çıktı, salyası çenesine süzüldü.
Adamlar durmadı. Ece hâlâ titrerken Mert götünden çıkardı, yarağını am sularıyla parlatıp tekrar dayadı ve bir hamlede götüne gömdü. “Boşaldın diye işimiz bitmedi. Daha yeni başlıyoruz. Amını da götünü de darmaduman edeceğiz.” Kerem Ece’yi kucağından kaldırdı, yarağı amından kaydı. Ece inleyerek ayakta durmaya çalıştı ama bacakları titriyordu. Mert onu arkadan kucaklayıp stüdyonun büyük makyaj masasına doğru götürdü. Masayı temizlediler, Ece’yi yüzüstü yatırdılar. Göğüsleri soğuk tahtaya yapıştı, meme uçları sürtündü.
Kerem öne geçti, yarrağını Ece’nin ağzına tıkadı. “Em temizle. Am suyunu yala üstünden.” Ece itaatle ağzını açtı, tuzlu-sulu yarağı boğazına kadar aldı. Öğürme sesleri çıktı ama emmeye devam etti, diliyle damarları gezdirdi. Arkadan Mert bacaklarını ayırıp amına girdi bu sefer. Kalın baş am dudaklarını yırtar gibi araladı, köküne kadar saplandı. “Amın hâlâ sıkıyor lan. Az önce boşalmana rağmen. Daha ne kadar yarak yutacaksın bugün?” Sert pompalamaya başladı. Her vuruşta Ece’nin kalçaları sarsılıyor, göğüsleri masaya sürtünüyor, Kerem’in yarrağı boğazına daha derin batıyordu.
Ece’nin aklı uçmuştu. İç sesi bağırıyordu: İkisini de istiyorum, her deliğimi siksinler, döllerini her yerime boşaltsınlar. Kerem saçını yumruk gibi kavradı, “Boğazını sikeyim şimdi. Al derin, kaltak.” Kalçalarını ileri itti, yarak gırtlağına dayandı. Ece’nin burnu Kerem’in kasığına gömüldü, gözleri yaşla doldu ama çekilmedi. Mert amını döverken bir elini öne uzatıp klitorisini ovarak sıktı. “Bak nasıl titriyor. Yine gelecek. Boşalt kendini amımıza.”
Ece ikinci orgazmını masanın üzerinde yaşadı. Bacakları seğirdi, amı Mert’in yarrağını sağdı, sular masaya aktı. Mert o an çıkardı, göt deliğine dayadı ve birden girdi. “Götünü de al şimdi. İkisi de bizim.” Ece’nin çığlığı Kerem’in yarrağıyla boğuldu. Double penetration yeniden, ama bu sefer yüzüstü, daha derin, daha acımasız. Kerem boğazını sikerken Mert götünü parçalıyordu. Islak şapırtılar, ten sesleri, Ece’nin boğuk inlemeleri birbirine karıştı.
Pozisyon bir kez daha değişti. Kerem masadan çekildi, Ece’yi çevirdi. Sırtüstü yatırdılar, bacaklarını omuzlarına aldılar. Bu sefer Kerem götüne girdi, Mert amına. İki yarak yan yana, aynı anda içeri. Ece’nin karnı şişti, gözleri devrildi. “Doluyum… o kadar doluyum ki… sikin… parçalayın beni…” Kerem ve Mert aynı anda pompaladı. Yaraklar birbirine sürtünüyor, Ece’nin iç duvarlarını geriyordu. Mert eğilip meme uçlarını emdi, ısırdı. “Göğüslerin de bizim. Her yerin. Bu gece stüdyoda ilk üçlünü unutamayacaksın.”
Ece’nin eli kendi klitorisine gitti, hızla ovdu. Üçüncü dalga geldi. “Geliyorum yine… ahh amım götüm yanıyor… boşalın içinize… dölleyin beni!” Kasılmaları iki yarağı sıktı. Kerem hırladı, “Amına koyayım dayanamıyorum… götün beni sağıyor…” Ama tuttu. Mert de dişlerini sıktı. Ece’yi kaldırdılar, ayakta sandwich yaptılar. Kerem önden amına, Mert arkadan götüne girdi. Ece iki adam arasında asılı kaldı, ayakları yerden kesildi. Her pompalamada göğüsleri zıpladı, saçları yüzüne yapıştı.
“Daha sert… daha derin… her deliğimi sikin… ağzımı da verin sonra…” diye yalvardı. Kerem boğazını hafif sıktı, öptü, dilini emdi. “Sen bizim stüdyo fahişemiz oldun artık. Her gece kalacaksın. İkimiz birden.” Mert götünü tokatlayarak sikti. “Yarın çekimde herkes bakacak sana. Amın ve götün sızlayacak. Bizim dölümüzle dolu geleceksin işe.”
Ece’nin dördüncü orgazmı ayakta geldi. Bacakları kilitlendi, çığlık koptu. O an Kerem dayanamadı. “İçine boşalıyorum… amına döllerimi al…” Sıcak fışkırtılar amını doldurdu, taştı, bacaklarından aktı. Mert de götünde patladı. “Götüne de… al kaltak… hepsini yut içine…” Kalın döller göt deliğinden taştı, karıştı, Ece’nin kalçalarından süzüldü. İki adam hâlâ içindeyken titreyerek boşalmaya devam etti.
Yavaşça çıktılar. Ece yere yığıldı, dizlerinin üzerine. Amından ve götünden döl akıyordu, bacaklarının içi beyaz ve yapışkan. Kerem ve Mert önüne dikildi, yarı sert yaraklarını uzattı. “Yala temizle. Döllerimizi em, karıştır, yut.” Ece itaatle iki yarağı sırayla ağzına aldı, kendi amından ve götünden akan dölleri diline bulaştırıp emdi, yuttu. Tuzlu, koyu, bol. Salyası ve döl karışımı çenesinden göğüslerine aktı.
Mert saçını okşadı. “İyi kız. Ama bitmedi. Bir tur daha. Bu sefer ikimizi de yüzüne ve göğüslerine boşaltacağız. Sonra amını tekrar sikeceğiz.” Kerem gülümsedi, yarağını Ece’nin dudaklarına sürttü. “Hazır mısın yine? Götün ve amın şişmiş ama daha alacak.” Ece yarakları avuçladı, dilini gezdirdi, bakışlarını yukarı kaldırdı. İçinden geçen tek şey daha fazla yarak, daha fazla döl, daha fazla sikilmekti. Stüdyonun loş ışığında, aynalarda yansıyan hali—dağınık saç, şiş dudaklar, akan döller, kırmızı am ve göt—onu daha da azdırdı.
Kerem onu tekrar koltuğa çekti. Bu sefer Mert oturdu, Ece’yi kucağına ters bindirdi, götüne oturttu. Yavaş yavaş indi, doluluk hissi yine geldi. Kerem öne geçip amına girdi. Yeniden double, yeniden ıslak sesler. Ece zıpladı, iki yarağı aynı anda yuttu. “Sikin… durmayın… döllerinizi her yerime… ahh…” Kerem göğüslerini avuçlayıp sıktı, meme uçlarını çekti. “Boşalacağız yine. Ama bu sefer dışarı. Yüzünü, dilini, memelerini boyayacağız.”
Ritim yükseldi. Ece beşinci orgazmına yaklaşırken adamlar çıktı. Ece dizüstü çöktü, ağzını açtı, dilini uzattı. Kerem ve Mert yarrağını sıvazlayıp patladı. Sıcak döller yüzüne, diline, açık ağzına, göğüslerine fışkırdı. Ece yuttu ne geldiyse, kalanını parmaklarıyla sürüp emdi. “Daha… daha verin…” diye mırıldandı.
Adamlar nefes nefese gülümserken Ece yerde, döl içinde, bacakları açık, amı ve götü hâlâ seğirirken onlara baktı. Kerem eğildi, yüzündeki dölü parmağıyla silip ağzına verdi. Mert ise kalçasına hafif bir şaplak attı. Ece yutkundu, sesi kısık ama net çıktı:
“Yarın gece yine ikinizi birden ister miyim, yoksa bu sefer stüdyoya birini daha mı çağırayım?”
Rate this story
Popular Collections
Browse Categories