Karısıyla Havuzda Yakalandı

Mert karısını havuzda Barış'ın kalın sikine verirken kenarda oturup izliyor.

9 min read September 04, 2026New

Mert, kravatını çıkarır çıkarmaz omuzlarındaki ağırlığın hafiflediğini sandı ama lüks resort’un mavi havuzu önünde karısı Ece’nin ince bikini ipini çekerken gülümsemesi onu yeniden gerdi. Kurumsal hayatın soğuk cam ofislerinden kaçmışlardı; yine de Mert’in beyni hâlâ rakamlarla doluydu, oysa Ece’nin bronz teni güneşte parlıyor, kalçaları her adımda hafifçe sallanıyordu. Havuzun kenarındaki şezlonglara yerleşirlerken yanlarındaki kaslı adamın varlığı dikkatlerini çekti. Barış. Yüzme hocası. Geniş omuzları, kalın kolları ve su damlalarının kaydığı karın kaslarıyla dik duruyordu. Ses tonu alçak ve emindi.

“Merhaba, ben Barış. Yeni gelen çiftlere özel kısa bir tur veriyorum. Suyun sıcaklığı ideal, isterseniz beraber girebiliriz.”

Ece’nin bakışları adamın vücudunda gezindi; dilini alt dudağına götürüp yavaşça ıslattı. “Çok isterim,” dedi, sesi ipeksi. Mert bunu fark etti. Karısının gözlerindeki o kıvılcım, Barış’ın kendine güvenli gülümsemesine kilitlenmişti. Mert’in midesinde utançla karışık bir sıcaklık yayıldı. Karısı başka bir erkeğe bakıyor, hem de açıkça arzuyla. Ve kendisi… aşağılanmış gibi hissediyordu ama o his aynı zamanda pantolonunun içinde garip bir gerilim yaratıyordu.

Barış onlara yaklaştı, havlu uzattı. Parmakları Ece’nin eline değdiğinde kadın hafifçe titredi. “Vücudun formda,” dedi Barış doğrudan Ece’ye. “Suda hareketlerin çok akıcı olur.” Ece güldü, bikinisi boynundan kayacakmış gibi öne eğildi; göğüslerinin dolgunluğu belirginleşti. Mert sessizce izliyordu. İçinden “Dur artık” demek geldi ama dili kilitli kaldı. Heyecanı utancını bastırıyordu.

Havuz kenarında sohbet uzadı. Barış Ece’nin yanına oturdu, bacak bacak üstüne atmış, kalın uylukları açıkta. Ece de ona döndü, dizlerini aralayarak oturdu; bikini altının ince kumaşı ıslak dokusunu belli ediyordu. Göğüslerini bilerek öne doğru itti, omuz askısını hafifçe indirdi. “Burada tatilde ne yapıyorsunuz?” diye sordu Barış, sesi alçalarak. Ece omuz silkerek “Kocamla dinleniyoruz… ama belki biraz heyecan da arıyoruz,” dedi ve bakışlarını Mert’e çevirdi. Mert yutkundu. Karısının bu açık daveti karşısında kalbi hızlandı. Onaylamıyor gibi görünmek istemedi; belki de… belki de istedi.

Barış’ın eli önce Ece’nin beline, sonra uyluğuna kaydı. Parmakları yavaşça iç tarafa doğru ilerledi. Ece nefesini tuttu, bacaklarını daha da açtı. “İyi hissediyor,” fısıldadı Barış. Ece’nin cevabı hevesli bir iniltiydi. “Evet… dokun.” Mert kenarda oturuyordu, elleri yumruk olmuş. Karısının başka bir adamın eliyle okşanmasını izlemek hem yıkıcı hem de tüylerini diken diken ediciydi. Göz göze geldiler; Ece ona yalvarır gibi baktı. Mert yavaşça başını salladı. O an gerilim koptu. Yasak oyuna adım attılar.

Havuzun loş ışıklı köşesine geçtiler; gün batımı suları turuncuya boyamış, kimse o tarafa bakmıyordu. Ece dizlerinin üzerine çöktü, Barış’ın şortunu indirdi. Kalın, damarlı siki fırladı dışarı; ağır ve sert. Ece dilini ucuna değdirdi, tuzlu tadı aldı ve derin bir nefesle ağzına aldı. Mert’in gözlerinin içine bakarak yavaş yavaş boğazına doğru indirdi. Tükürükleri aktı, dudakları gerildi. “Mmm… çok kalın,” diye mırıldandı çıkarırken. Mert pantolonunun içindeki sertliğini gizlemeye çalışarak izliyordu. Karısı başka bir erkeğin sikini emerken ona bakıyordu; utanç yanaklarını yakıyordu ama bakışlarını kaçırmıyordu.

Barış Ece’nin saçlarından tuttu, kalçalarını öne itti. “Daha derine al.” Ece boğazını açtı, gözleri yaşardı ama bırakmadı. Sonra Barış onu ayağa kaldırdı, havuz kenarına yasladı. Bikini altını kenara çekti, ıslak amcığına kalın sikini dayadı. Bir hamlede girdi. Ece yüksek sesle inledi, tırnaklarını Barış’ın sırtına geçirdi. “Ah… doluyorum!” Barış sertçe pompalamaya başladı; her itişte Ece’nin göğüsleri zıplıyor, su sıçrıyordu. Mert şezlongda oturmuş, nefes nefese seyrediyordu. Karısının o dolgun kalçalarının başka bir adamın kasıklarına çarpması, Ece’nin yüzündeki zevk ifadesi… Mert kendini küçülmüş, aciz hissetti. Yine de sikinin sertliği artıyordu.

Barış Ece’yi çevirdi, havuzun içine indirdi. Köpek pozisyonunda eğildi kadın; su beline kadar geliyordu. Barış arkadan girdi, kalın sikinin tamamını köküne kadar soktu ve ritmi hızlandırdı. Ece’yi zıplatıyordu; her vuruşta su çalkalanıyor, Ece’nin sesi yankılanıyordu. “Daha sert! Lütfen daha sert sik beni!” yalvarıyordu. Barış belini kavradı, sert darbeler indirdi. Ece’nin amcığı şapırtılı sesler çıkarıyor, klitori her sürtünmede şişiyordu. “Kocam izliyor… ona göster ne kadar iyi siktiğini,” dedi Ece nefes nefese. Mert’in elleri titriyordu. Karısının başka birinin sikiyle aldığı zevki, o yüksek inlemeleri, kendi acizliğini kemiriyordu. Aşağılanmıştı; sessizce seyrediyordu, tek kelime edemeden.

Barış’ın nefesleri hızlandı. “İçine boşalacağım.” Ece geriye baktı, “Ver… hepsini ver.” Barış derine gömüldü, kasları gerildi ve kalın sikinden sıcak döllerini Ece’nin içine boşalttı. Ece titreyerek orgazma vardı, amcığı kasılarak adamın sikini sıktı. Sular bulandı, Ece’nin bacaklarından sızan beyazlık hafifçe aktı. Barış hâlâ içindeyken Ece’yi öptü; dilini ağzına soktu, sahip çıkar gibi. Sonra Mert’e döndü, alaycı bir gülümsemeyle:

“Karın artık benden daha çok zevk alıyor.”

Ece yavaşça doğruldu, bikinisini düzeltmeden Mert’e döndü. Yüzünde tatmin olmuş, yaramaz bir gülümseme vardı. Göğüsleri hâlâ hızlı kalkıp iniyor, uylukları titriyordu. Kocasına yaklaştı, ıslak parmaklarıyla onun yanağına dokundu.

“Bir daha izlemek ister misin?” diye sordu tatlı bir sesle.

Mert’in boğazı düğümlendi. Utanç yanaklarını ateş gibi yakıyordu; karısının içinde hâlâ başka bir erkeğin dölü varken ona bu soruyu sorması… kalbi hem eziliyordu hem de tuhaf bir şekilde çarpıyordu. Cevap veremedi. Dudakları aralandı ama ses çıkmadı. Barış arkadan Ece’nin belini sardı, çenesini onun omzuna yasladı ve Mert’e baktı. Havuzun loş köşesinde üçü de öylece kaldı; gerilim havada asılı duruyordu, henüz bitmemiş bir vaat gibi. Ece’nin gözlerindeki o ışık sönmemişti; aksine daha da yanıyordu. Mert ise oturduğu yerde, karısının aldığı zevkin ve kendi sessizliğinin ağırlığı altında, bir sonraki adımın ne olacağını bilmeden bekliyordu.

Mert hâlâ cevap veremeden oturuyordu. Ece’nin parmakları yanağında geziniyor, ıslak teninin sıcaklığı cildine yapışıyordu. Barış’ın kolları karısını sıkıca sarmış, kalın sikı hâlâ yarı sert, Ece’nin kalçasına sürtünüyordu. “Cevap ver kocana,” diye fısıldadı Barış, sesi alaycı. “İzlemek istiyor mu, yoksa buradan çekip gidecek mi?”

Ece Mert’in gözlerine bakarak bacaklarını araladı; uyluklarının arasından Barış’ın dölleri yavaş yavaş sızıyor, bikini altının kenarından akıyordu. “Söyle,” dedi tatlı ama keskin bir sesle. “Bir daha izleyecek misin beni sikilirken? Yoksa utancından kaçacak mısın?”

Mert’in boğazı yandı. Pantolonunun içindeki sertliği acıtıyordu artık. Başını yavaşça salladı; utanç yanaklarını yaksa da o hareketi yapmaktan başka çare bulamadı. Ece gülümsedi, dudaklarını Barış’ın boynuna dayayıp ısırdı. “İyi,” diye mırıldandı. “O zaman daha yakından bak.”

Barış Ece’yi havuzun kenarına çıkardı, şezlongun üzerine yüzüstü yatırdı. Bacaklarını geniş açtı, kalçalarını yukarı kaldırdı. Kalın parmaklarıyla amcığını araladı; pembe dudaklar hâlâ açık, dölle parlıyordu. “Bak kocan,” dedi Barış Mert’e. “Burası hâlâ benim dölümle dolu. Şimdi tekrar dolduracağım.” Sikini Ece’nin yarığına dayadı, yavaş yavaş içeri itti. Ece inledi, tırnaklarını şezlongun kumaşına geçirdi. “Ah siktir… daha kalın hissediyorum. Kocamın sikinden kat kat kalın.”

Mert öne kaydı, nefes nefese izliyordu. Karısının amcığı Barış’ın damarlı sikini yutuyor, her giriște etekleri geriliyor, şapırtılı sesler çıkıyordu. Barış belini kavrayıp sertçe pompalamaya başladı. Kalçaları Ece’nin kalçalarına çarpıyor, su damlaları havada saçılıyordu. “Daha sert,” diye bağırdı Ece. “Kocamın önünde parçala amcığımı!”

Barış ritmi hızlandırdı. Her darbede Ece’nin göğüsleri şezlonga sürtünüyor, meme uçları sertleşmişti. “Amın ne kadar aç gözlü,” diye homurdandı Barış. “Kocanın sikini unuttu bile. Sadece kalın yarak istiyor.” Ece geriye bakıp Mert’e gülümsedi, yüzü zevkten kızarmıştı. “Doğru… onun ince sikini istemiyorum artık. Senin gibi dolduran bir yarak lazım bana.”

Mert’in elleri titriyordu. Kendi pantolonunun fermuarını indirdi, sertleşmiş sikini çıkardı ama dokunmaya cesaret edemedi. Sadece izliyordu; karısının başka bir erkeğin altında ezilişini, inleyişini, döllenmiş amcığının şapırtısını. Utanç midesini buruyordu ama sikinin ucundan damla damla akıyordu.

Barış Ece’yi ters çevirdi, sırtüstü yatırdı. Bacaklarını omuzlarına aldı, derine gömüldü. “Şimdi kocanın yüzüne bakarak boşal,” emretti. Ece’nin gözleri Mert’inkilere kilitlendi. Barış sert darbeler indirirken Ece inliyor, “İzle… izle nasıl sikiliyor karın,” diye homurdanıyordu. Parmakları kendi klitorisine gitti, hızlı hızlı ovaladı. “Ah… geliyorum! Onun sikinden değil, seninkinden geliyorum!”

Orgazmı patladığında amcığı kasılarak Barış’ın sikini sıktı, bacakları titredi. Sular ve döller şezlonga aktı. Barış çıkarmadan devam etti, daha da hızlandı. “İçine ikinci kez boşalacağım. Kocan görsün karısının amı nasıl taştığını.” Ece “Ver hepsini,” diye yalvardı. “Doldur beni, kocam izlerken doldur.”

Barış derine gömüldü, kasları gerildi ve kalın sikinden sıcak döllerini Ece’nin rahmine boşalttı. Ece titreyerek ikinci orgazma vardı, amcığı şapırtılı seslerle dölü emdi. Barış çıktığında beyazlık coban gibi aktı, Ece’nin göt deliğine kadar süzüldü. Mert nefes alamıyordu; karısının açık amcığından başka erkeğin dölünün aktığını izlemek onu paramparça ediyordu ama sikı hâlâ dimdikti.

Ece doğruldu, dizlerinin üzerine çöktü. Barış’ın dölle kaplı sikini eline aldı, yaladı. Dilini damarların üzerinde gezdirdi, başını ağzına soktu, tuzlu-tatlı karışımı emdi. “Mmm… tadı harika,” diye mırıldandı Mert’e bakarak. “Senin dölün böyle lezzetli olmaz. Onunki daha koyu, daha bol.” Sonra Barış’ı yere yatırdı, üzerine bindi. Sikini amcığına dayayıp yavaşça oturdu, tamamen yuttu. “Şimdi ben sikileceğim. Sen de yanımızda oturup izle, belki elini sikine atarsın utangaç koca.”

Mert şezlongun kenarına oturdu, sikini yavaşça sıvazlamaya başladı. Ece zıplıyordu; kalçaları Barış’ın kasıklarına çarpıyor, göğüsleri savruluyordu. “Daha derine,” diye inledi. Barış kalçalarını yukarı iterek onu karşılıyordu. “Karın benim yaramı ne güzel yutuyor. Senin sikin bu kadar derine giremezdi.” Ece güldü, nefes nefese: “Giremez… o kadar kalın değil ki. Bu yarak beni yarıyor, ah siktir!”

Barış Ece’yi öne eğdi, göğüslerini Mert’in yüzüne yaklaştırdı. “Em kocanın gözü önünde,” dedi. Ece meme ucunu Mert’in dudaklarına sürttü ama emmesine izin vermedi; sadece bakmasını sağladı. Sonra geriye yaslandı, klitorisini ovalayarak zıplamaya devam etti. “Bak Mert… amım nasıl açılıyor. Sen hiç böyle sikmedin beni. Hiç bu kadar doldurmadın.”

Mert’in eli hızlandı. Utanç ve zevk birbirine karışmıştı. Ece birden indi, Barış’ın sikini ağzına aldı, derin boğazına kadar soktu. Tükürükleri aktı, boğazı şişti. Sonra amcığına geri oturdu, bu sefer göt deliğini de parmakladı. “Belki burayı da denersin,” diye fısıldadı Barış’a. Barış parmağını Ece’nin götüne soktu, aynı anda sikini amında tuttu. Ece çığlık attı. “Ah evet! İkisini birden hisset!”

Barış Ece’yi kaldırdı, havuzun basamaklarına götürdü. Orada ayakta sikmeye başladı; bir bacağını kaldırıp tuttu, kalın yarağı köküne kadar gömdü. Su etraflarında çalkalanıyordu. Ece’nin sırtı Mert’e dönüktü ama başını çevirip bakıyordu. “İzlemeye devam et. Karın başka erkeğin yarrağıyla mahvoluyor.” Barış hızını artırdı, her vuruşta Ece’nin amcığı şapırdıyor, döller suya karışıyordu. “Boşalacağım yine,” diye homurdandı. “Bu sefer yüzüne mi, yoksa içine mi?”

Ece “İçine… kocam görsün amımın nasıl taştığını,” dedi. Barış derine sapladı, boğuk bir iniltiyle boşaldı. Sıcak döller Ece’nin içine fışkırdı, fazlası bacaklarından aktı. Ece orgazm olurken tırnaklarını Barış’ın kollarına geçirdi, “Sik beni daha… bitme,” diye yalvardı.

Barış hâlâ sertti. Ece’yi şezlonga geri yatırdı, bacaklarını omzuna attı ve tekrar girdi. Bu sefer daha yavaş, daha derin. Her itişte Ece’nin amcığı dölle şapırdıyor, Mert’in önünde sergileniyordu. “Konuş,” dedi Barış. “Kocana söyle ne istiyorsun.”

Ece Mert’e baktı, gözleri bulanık: “Sikini çıkar, izle. Beni bu kalın yarakla siktirmeye devam et. Amımı onun dölüyle doldur, sen de kenarda oturup sikini ov. Belki bir gün sen de tadarsın ama şimdi hayır. Şimdi sadece izle.”

Mert sikini sıvazlarken boşaldı; dölleri kendi karnına aktı, utançtan titriyordu. Ece güldü. “Bak… kocam kendi eliyle boşaldı. Karısını izlerken. Ne kadar aciz.”

Barış Ece’yi köpek pozisyonuna getirdi, arkadan son kez girdi. Kalçalarını tokatladı, “Son boşalış,” dedi. Ece’nin amcığı şişmiş, kızarmıştı; her darbede döl köpürüyordu. “Daha sert! Kocamın önünde son kez parçala!” Barış belini kavrayıp hızlandı, taşa gibi sert darbeler indirdi. Ece bağırıyordu, “Sikiyorum amını… kocanın karısı benim fahişem artık!”

Barış boğuk bir iniltiyle derine gömüldü ve son döllerini Ece’nin içine boşalttı. Ece de titreyerek boşaldı, amcığı kasılarak her damlayı emdi. Barış çıktığında Ece’nin amcığı açık kaldı; beyaz, koyu döl yavaş yavaş aktı, şezlonga damladı, uyluklarını boyadı.

Ece yavaşça döndü, bacaklarını açık tutarak Mert’e baktı. Parmaklarını amcığına soktu, dölü çıkarıp gösterdi. “Bak… hepsi içinde. Kalın sikin dölü. Senin sikin bu kadar üretemez.” Sonra dölü yaladı, gülümsedi.

Barış arkadan yaklaştı, sikini Ece’nin dudaklarına sürttü. Ece emdi, kalan dölü temizledi. Mert hâlâ oturuyordu, sikı yarı sert, yüzü kızarmış. Ece ona doğru eğildi, dölle kaplı parmaklarını Mert’in burnuna yaklaştırdı.

“Kokla,” dedi. “Karının amındaki yabancı dölün kokusu. Alışacaksın buna. Çünkü bundan sonra her tatilde, her fırsatta amımı bu kalın yarrağa vereceğim ve sen kenarda oturup izleyeceksin. Anladın mı, aciz koca?”

Mert başını salladı, sesi çıkmadan. Ece parmaklarını kendi amcığına geri soktu, daha fazla döl çıkarıp Mert’in yanağına sürdü.

Barış Ece’nin kalçalarını avuçladı, yarı sert sikini yine amcığının girişine dayadı. “Bir tur daha,” diye fısıldadı. Ece geriye bakıp gülümsedi, bacaklarını daha da açtı. “Sok… kocamın dölü yüzündeyken sok.”

Barış bir hamlede girdi. Ece inledi, Mert’e bakarak: “İzlemeye devam et. Amım yine doluyor. Senin önünde, senin karın olarak, başka erkeğin kalın sikiyle sikilmeye doyamıyorum.”

Mert’in gözleri yaşardı ama bakışlarını kaçırmadı. Barış pompalarken Ece’nin amcığından döl şapırtıları yükseldi, yeni döller eskilere karıştı. Ece gülerek Mert’in yüzüne tükürdü, hafifçe.

Son darbede Barış boğuk sesle boşaldı, Ece’nin amını taşırdı. Ece orgazm olurken bacaklarını gerdi, döl fışkırır gibi aktı. Sonra yavaşça doğruldu, amcığını Mert’in yüzüne doğru açtı; koyu beyazlık damla damla düştü.

“Yala,” dedi Ece, sesi kirli ve kesin. “Karının amından akan yabancı dölleri yala, aciz kocacığım. Sonra da sikini tut, çünkü bu am bir daha senin olmayacak—sadece izleyeceksin.”

Rate this story

Thanks for rating
Tagged cuckold voyeurism teasing dirty-talk visual-teasing

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.