Written by AIEvery story here is written by an AI. Tell it what you want and it writes it for you →
Ask the writer →

Yirmi İki Yaşındaki Dövmecinin Elleriyle İlk Defa Islanan Karım

32 yaşındaki Ece, kocasının izlediği stüdyoda 22 yaşındaki dövmeci Hugo’nun kalın sikiyle ilk kez ıslanıp sertçe sikiliyor.

9 min read October 06, 2026New

Ece stüdyonun cam kapısından girerken kalbi göğüs kafesinde deli gibi atıyordu. Otuz iki yaşındaydı, on dört yıllık evli bir kadındı ve kocası Otto’nun rızasıyla ilk kez başka bir erkeğin ellerine teslim olmaya geliyordu. Kapının zili çaldığında otuz sekiz yaşındaki Otto arkasından girdi, elini beline koydu, sıcak nefesini kulağına üfledi. “Rahat ol,” diye fısıldadı. “İstediğin bu. Ben buradayım. İzleyeceğim.”

İçerisi loş, dövme makinelerinin hafif vızıltısı ve antiseptik kokusuyla doluydu. Duvarlarda siyah-beyaz dövme taslakları, cam raflarda mürekkep şişeleri. Tezgâhın arkasından yirmi iki yaşındaki Hugo çıktı. Genç adamın kolları omuzdan bileğe kadar doluydu; ejderhalar, dalgalar, geometrik desenler kaslı pazılarını sarıyordu. Siyah tişörtü göğsüne yapışmış, dar pantolonun içinde kalın bir çıkıntı belli oluyordu. Koyu saçları kısa, gözleri yeşilimsi, gülüşü arsızdı. Ece’ye baktığında bakışları göğüslerine, sonra beline, sonra bacaklarına kaydı.

“Hoş geldiniz,” dedi Hugo, sesi alçak ve pürüzlü. “Küçük bir bel dövmesi demiştiniz. Gel, bakayım.”

Ece tezgâha yaklaştı. Otto arkadaki deri koltuğa oturdu, bacak bacak üstüne attı, karısını izlemeye başladı. Gözlerindeki parıltı açıkça zevkti; karısının bu yakışıklı, dövmeli delikanlıyla flört etmesini istiyordu. Ece’nin yanakları kızardı. “Evet… belimin sağ tarafına, küçük bir ay ve yıldız.”

Hugo ona yaklaştı, parmaklarını beline götürdü. “Şuraya mı?” Tişörtünün kenarını hafifçe kaldırdı, tenine dokundu. Parmak uçları sıcaktı, nasırlı ama ustaydı. Ece istemsizce nefesini tuttu. Genç adamın kaslı kolu o kadar yakındı ki, dövme mürekkebinin kokusu burnuna doluydu. “Evet… oraya.”

Hugo gülümsedi, bakışlarını Ece’nin yüzüne çevirdi. “Güzel tenin var. Pürüzsüz. Kalçaların da… çok dolgun.” Sesindeki arsızlık barizdi. Otto koltukta hafifçe gülümsedi, başını hafifçe salladı; onay veriyordu. Ece’nin amı o anda sızlamaya başladı. Külotunun kumaşı nemleniyordu. “Teşekkürler,” diye mırıldandı, sesi boğuk çıkmıştı.

Hugo onu arkadaki odaya aldı. “Işık orada daha iyi. Kocan da gelsin, izlesin istersen.” Otto hemen ayağa kalktı, peşlerinden gitti. Arka oda dar ama temizdi; ortada geniş bir dövme masası, duvarda aynalar, bir sehpa. Hugo kapıyı kapatmadı, açık bıraktı. Ece’yi masanın kenarına yasladı. “Tişörtünü biraz kaldır, eteğini de. Belini görmem lazım.”

Ece titreyen parmaklarla tişörtünü beline kadar sıyırdı, dar eteğinin fermuarını indirdi. Etek kalçalarına kaydı. Siyah dantel külot ve jartiyerli çorapları ortaya çıktı. Hugo ıslık çaldı. “Vay amına koyayım… kocan şanslıymış.” Parmaklarını beline koydu, dövmenin yerini işaretledi, sonra yavaşça aşağı kaydırdı. Kalçalarının yuvarlak hatlarını okşadı, uyluklarının içine doğru süzüldü. Ece’nin bacakları arasından sıcaklık yayılıyordu. “Islak mısın sen?” diye fısıldadı Hugo, parmak ucunu külotunun üzerinden amına bastırarak.

Ece’nin nefesi kesildi. Otto kapı eşiğinde durmuş, elini pantolonunun üzerinden sikine basmış izliyordu. Göz göze geldiler. Ece kocasına baktı, dudaklarını yaladı. “İstiyorum,” diye fısıldadı. “Otto… istiyorum. Lütfen.”

Otto’nun sesi kalındı. “Al onu. İzleyeceğim. Sikilsin karım.”

Hugo gülümsedi, “İyi o zaman.” Ece’yi sertçe duvara yasladı. Dudakları boynuna yapıştı, ısırdı, emerken eli eteğini tamamen sıyırdı. Külotu kenara çekti, iki parmağını birden ıslak amına soktu. Ece inledi, “Ah siktir… parmakların…” Hugo’nun parmakları kalındı, kıvrılarak içeri girip çıkıyor, clitorisine başparmağıyla basıyordu. “Amın sırılsıklam olmuş, yenge. Kocanın önünde böyle mi ıslanıyorsun?”

“Evet… daha… daha sok,” diye inledi Ece. Hugo parmaklarını çıkardı, ıslaklığını Ece’nin dudaklarına sürdü. Ece dilini uzatıp kendi sularını yaladı. Sonra Hugo onu dizlerinin üzerine çöktürdü. Pantolonunu indirdi. Kalın, damarlı siki fırladı; başı morarmış, ön sıvısı süzülüyordu. Ece’nin gözleri büyüdü. “Kocamdan daha kalın…” diye mırıldandı ve ağzını açtı.

Hugo sikini Ece’nin dudaklarının arasına soktu. “Em. Güzelce yala.” Ece dilini altından gezdirdi, başını ileri geri sallayarak gırtlağına kadar aldı. Salyası aktı, boğulur gibi sesler çıkardı. Hugo saçlarını tuttu, yavaşça ama derinden sikiyor, “Ağzın amın gibi ıslak,” diye homurdandı. Otto koltukta oturmuş, sikini çıkarmış, yavaşça okşuyordu. “Daha derin al, Ece. Yut onu.”

Ece gözleri yaşararak emiyordu. Hugo bir süre sonra çekti, onu masaya yatırdı. Bacaklarını omuzlarına aldı, külotu yırtar gibi kenara çekti ve kalın sikini amına dayadı. Bir hamlede dibine kadar girdi. Ece çığlık attı. “Ahhh fuck… dolu… çok dolu…” Hugo ritmi tuttu; derin, hızlı, sert. Taşakları amına çarpıyordu. “Daha sert,” diye inledi Ece, tırnaklarını Hugo’nun sırtına geçirerek. “Daha sert, kocam izliyor! Sik beni, delikanlı… amımı parçala!”

Hugo hızlandı, masa gıcırdıyordu. Ece’nin göğüslerini tişörtünün altından sıyırdı, memelerini avuçladı, meme uçlarını çimdikledi. Sonra onu çevirdi, domalttı. Kalçalarına bir tokat indirdi, kırmızı iz bıraktı. “Sertçe sikiliyorsun ha, evli karı. Kocanın önünde genç sik yiyorsun.” Bir tokat daha, sonra bir tane daha. Ece inliyor, “Tokatla… daha vur… amımı boz,” diye bağırıyordu. Hugo belinden tuttu, sonuna kadar gömerek pompaladı. “Boşalıyorum… içine mi?”

“İçime ver,” diye hırladı Ece. “Dölünü amıma boşalt, kocam görsün.” Hugo birkaç sert hamle daha yaptı, sonra derin bir iniltiyle boşaldı. Sıcak döl fışkırarak Ece’nin amını doldurdu, taştı, uyluklarından sızmaya başladı. Ece de o anda orgazm oldu; amı Hugo’nun sikini sıkarak kasıldı, bacakları titredi, “Geliyorummm…” diye bağırdı.

Hugo sikini çıkardı. Kalın döl ipliği amından süzüldü, masaya damladı. Ece hâlâ nefes nefese, domalmış vaziyette titriyordu. Otto ayağa kalktı, yaklaştı, karısının açık amına baktı. “Güzel görünüyor,” dedi kısık sesle. “Dolu dolu.”

Hugo nefesini topladı, eldivenlerini yeniden taktı. “Dövmeyi bitireyim bari.” Ece’yi nazikçe yan yatırdı, belindeki küçük ay-yıldız dövmesini hızlı ama titiz işledi. İğne tenine batar bela, Ece hâlâ sızan dölle ıslak bacaklarını hafif aralayarak yatıyordu. İş bitince Hugo elini Ece’nin kalçasına koydu, hafifçe sıvazladı. Otto’ya döndü. “Karın harikaydı. Amı dar, sıcak, yutkunmayı da biliyor. Ne zaman isterseniz yine gelin. Bir dahaki sefere daha uzun tutarız… belki ikimizi birden ister.”

Ece masadan indi, eteğini çekti ama külotsuzdu; yırtık dantel bir kenarda duruyordu. Bacaklarının arasından sızan sıcak döl uyluklarına yapışıyor, her adımda kaygan bir hat bırakıyordu. Otto’nun koluna girdi, başını omzuna yasladı. Yüzünde utangaç ama doymamış bir gülümseme vardı. “Eve gidelim,” diye fısıldadı. “Ama… bu gece bitmesin istiyorum. Yolda anlat bana nasıl izlediğini. Ve… Hugo’yu tekrar çağırmayı düşün.”

Otto kapıyı açarken belini sıktı. “Düşünüyoruz zaten. Bir dahaki sefere stüdyoda değil, evimizde. Belki Marisol’u da getiririz izlemeye… ya da Roxanne’i. Ama önce seni eve götürüp o dölü parmaklayacağım.”

Hugo onları kapıya kadar geçirdi, Ece’nin kıçına son bir bakış attı. “Mesaj atın. Hazırım.”

Dışarıda akşam rüzgârı Ece’nin bacaklarının arasındaki ıslaklığı serinletti. Otto’nun arabasına binerken amından sızan döl koltuğa değdi. Ece bacaklarını hafif açtı, kocasının elini uyluğuna koydu. “Hâlâ içimde atıyor gibi… kalın siki. Bir daha istiyorum, Otto. Daha kirli, daha uzun. Belki bu sefer sen de katılırsın… ya da sadece izlersin, ben domalırken.”

Otto motoru çalıştırdı, elini Ece’nin hâlâ açık amına götürüp sızan dölü parmakladı, parmağını Ece’nin ağzına verdi. Ece yaladı. Arabayla evlerine doğru kayarken gerilim dağılmamıştı; tam tersine, yeni başlamış gibiydi. Ece camdan dışarı bakıyor, belindeki taze dövmenin sızısını ve bacaklarındaki dölü hissederek bir sonraki seferi hayal ediyordu—Hugo’nun elleri, Otto’nun bakışları ve henüz bitmemiş o açlık.

Ece arabanın koltuğunda bacaklarını biraz daha araladı, Otto’nun parmakları hâlâ amındaydı; Hugo’nun sıcak dölü kaygan ve koyu kıvamda sızmaya devam ederken kocasının iki parmağı o ıslaklığı karıştırıyordu. Motorun uğultusu, camdan süzülen akşam ışığı ve kendi soluğu kulaklarında uğulduyordu. “Hâlâ doluyum,” diye fısıldadı, sesi boğuk. “Kalın siki amımı açtı, Otto… her sarsıntıda döl kayıyor. Yolda bana anlat. Nasıl izledin beni o masada domalırken?”

Otto bir eliyle direksiyonu tutuyor, öteki eliyle parmaklarını derinlemesine sokup çıkarıyordu. “Senin amın o delikanlının sikini yutarken kıpkırmızı oldu. Her dabında taşakları çarpıyordu, sen ‘daha sert’ diye bağırıyordun. Ben de sikimi sıktım, izledim. Karımın yirmi iki yaşındaki dövmeciye amını açtığını… siktir Ece, delirdim.” Parmaklarını çıkardı, ıslaklığını Ece’nin dudaklarına sürdü. Ece dilini uzattı, tuzlu-tatlı dölü yaladı, sonra Otto’nun parmaklarını emdi. “Evde bitmeyecek bu gece,” dedi Otto. “Hugo’ya mesaj attım. Yarım saate geliyor. Evimizde. İkimizi birden istiyorsun değil mi?”

Ece’nin karnında sıcak bir dalga yayıldı. “İstiyorum. İkinizi de… amımı, ağzımı, her yerimi doldurun. Kirli olsun. Beni bozun.” Otto’nun eli tekrar uyluğuna indi, dölü parmaklayıp clitorisine bastırdı; Ece belini kaldırıdı, “Ah… orası… yolda bile sikiyorsun beni parmaklarınla.” Şehir ışıkları kayarken Ece camdan dışarı bakıyor, belindeki taze dövmenin ince sızısını ve bacaklarındaki kaygan izi hissediyordu. Hugo’nun nasırlı elleri, kalın damarlı siki, kocasının bakışları… hepsi üst üste biniyordu.

Kapıdan girer girmez Otto Ece’yi holün duvarına yapıştırdı. Etek hâlâ belindeydi, külotsuz amı hava alıyordu. Otto pantolonunu indirdi, kendi sertliğini Ece’nin bacaklarının arasına sürttü. “Önce ben alacağım o dölü,” diye hırladı. Ece’yi çevirdi, avuçlarını duvara koydurttu, kalçalarını geri itti. Otto’nun siki Hugo’nun dölüyle kayganlaşmış amına bir hamlede girdi. Ece inledi, “Siktir… ikinizin dölü karışacak içimde.” Otto belinden tuttu, sert ve ritmik pompaladı; her dabında Ece’nin memeleri duvara sürtünüyor, belindeki taze dövme geriliyordu. “Hugo’nun dölü hâlâ sıcak, hissediyorum,” diye homurdandı Otto. “Amın onu yutmuş, şimdi de beni yutuyor. Domal daha fazla. Kıçını aç.”

Ece belini kırdı, Otto’nun taşakları ıslak amına çarpıyordu. “Daha sert… kocam… o delikanlı gibi parçala beni.” Otto bir elini uzatıp Ece’nin saçlarını yakaladı, hafifçe çekti, öteki eliyle kalçasına art arda tokatlar indirdi. Kırmızı izler belirdi. “Tokat ye, evli karı. Genç sik yedin, şimdi kocanın sikini de al.” Ece’nin iniltileri holde yankılanıyordu; amı her seferinde Otto’yu sıkıyordu, Hugo’nun dölü köpük köpük dışarı taşıyordu. Otto birden çekildi, Ece’yi kolundan tutup salona sürükledi. Koltukların üzerine yüzüstü yatırdı, bacaklarını geniş açtı ve yeniden gobetti. “Bak aynaya,” dedi. Salonun büyük aynası karşılarındaydı. Ece başını kaldırdı; kocasının siki amına girip çıkarken kendi yüzünü gördü—kızarmış yanaklar, açık ağız, doymamış bakışlar. “Görüyor musun kendini? Döl akıtan, iki adamın sikini yiyen karı.”

Kapı zili çaldı. Otto yavaşlamadan, “Aç,” dedi. Ece titreyen bacaklarla kalktı, amından sızan karışık dölle yürüdü, kapıyı açtı. Hugo kapıdaydı; siyah tişört, dar pantolon, arsız gülümseme. Gözleri Ece’nin etek altındaki ıslak uyluklarına kaydı. “Hâlâ akıyor ha,” dedi. “İyi. Gel içeri, yenge. Bu sefer uzun tutacağız.”

Hugo içeri girdi, kapıyı kapattı. Otto koltukta oturmuş, sikini okşuyordu. “Soyun onu,” dedi Otto. Hugo Ece’nin tişörtünü başından geçirdi, memelerini avuçladı, uçlarını çimdikledi, sonra eteği yere indirdi. Ece tamamen çıplaktı; belindeki küçük ay-yıldız hâlâ kızarık, bacakları dölle parlak. Hugo pantolonunu indirdi, kalın siki yine dimdik fırladı. “Önce ağzına,” dedi. Ece diz çöktü. Hugo sikini dudaklarının arasına soktu; Ece dilini gezdirdi, gırtlağına kadar aldı, salyası aktı. Otto arkadan yaklaştı, Ece’yi belinden tutup kaldırdı, amına yeniden girdi. Ece’nin boğazı Hugo’nun sikiyle doluyken Otto arkadan sikiyordu. “İyi em, karım. İkisini birden al.”

Hugo saçlarını tuttu, yavaş ama derin gırtlak sikiyordu. “Ağzın amın gibi ıslak yine. Kocanın önünde yutuyorsun beni.” Ece boğulur gibi sesler çıkarıyor, gözyaşları yanaklarından süzülüyordu ama çekilmiyordu; tam tersine daha derine gitmeye çalışıyordu. Otto hızlandı, “Amı daraldı… geliyor yine.” Ece bir orgazmla sarsıldı, bacakları titredi, iniltisi Hugo’nun sikinin etrafında boğuk çıktı. Hugo çekti, Ece’yi Otto’nun kucağına oturttu. Otto’nun siki hâlâ amındaydı. Hugo öne geçti, sikini Ece’nin yüzüne sürttü, sonra “Kıçını da açacağız bu gece,” dedi.

Ece nefesi kesik, “Aç… ikinizi de istiyorum. Aynı anda.” Otto yavaşladı, Ece’yi biraz öne eğdi. Hugo tükürüğünü parmaklarına sürüp Ece’nin göt deliğine bastırdı, yavaşça iki parmak soktu. Ece inledi, “Ah fuck… dolu… çok dolu hissedeceğim.” Hugo parmaklarını çıkardı, kalın sikinin başını o dar deliğe dayadı. Otto amında hareketsiz bekliyordu. Hugo yavaşça, santim santim girdi. Ece’nin tırnakları Otto’nun omzuna geçti. “Siktirrr… ikisi birden… karnımda hissediyorum sizi.”

Hugo dibine kadar gömüldüğünde Ece’nin içi tamamen dolmuştu—Otto amında, Hugo götünde. İkisi birlikte hareket etmeye başladı; yavaş ritmle, karşıt yönlerde. Ece bağırıyordu: “Daha sert… beni parçalayın… delikanlı ve kocam… amımı götümü bozun!” Hugo kalçalarına tokat indirdi, Otto memelerini avuçlayıp uçlarını eziyordu. “Evli karı, iki kalın sik birden yutuyor,” diye homurdandı Hugo. “Bak nasıl geriliyor deliklerin.” Ece aynaya baktı yine; kendi vücudunun iki adam arasında ezildiğini, döl ve ter içinde parladığını gördü. “İçime boşalın… ikiniz de… doldurun beni.”

Ritim bozuldu, hızlandı. Masa gibi salınan Ece’nin iniltileri kesik kesik çıkıyordu. Otto önce geldi; sıcak dölünü amına püskürttü, “Al… karımın amına boşalıyorum, Hugo’nun siki götündeyken.” Hugo birkaç sert hamle daha yaptı, sonra götüne gömülü halde boşaldı; sıcak fışkırmalar Ece’nin içini yaktı. Ece o anda üçüncü orgazmını yaşadı—amı ve götü aynı anda kasıldı, iki siki sıktı, bacakları kontrolsüz titredi, “Geliyorummm… doluyum… ahhh…” diye uzun uzun inledi.

Hugo yavaşça çıktı. Kalın döl ipliği Ece’nin götünden süzüldü, Otto’nun taşaklarına damladı. Otto da çekildi; amından iki adamın dölü karışık aktı, uyluklarından salona aktı. Ece Otto’nun kucağında, nefesi hâlâ kesik, başı kocasının omzuna yaslanmıştı. Vücudu bastırılmış gibi ağırdı; her kası titreşiyor, delikleri yanıyor, bacaklarının arası ıslak ve açık kalmıştı. Hugo yere çömeldi, parmağıyla sızan dölü toplayıp Ece’nin dudaklarına sürdü; Ece dilini uzatıp yaladı, gözleri yarı kapalı. “Hâlâ atıyor içimde,” diye fısıldadı boğuk sesle. “İkinizin dölü… karışmış… sıcak.”

Otto Ece’nin belindeki taze dövmeyi nazikçe okşadı, dudaklarını saçlarına bastırdı. Hugo ayağa kalktı, pantolonunu çekmeden Ece’nin kalçasına son bir el gezdirdi. Salonun loş ışığında üçü de nefes nefese, terli ve dölle kaplıydı. Ece kımıldamıyordu; sadece kocasının göğsünde, bacakları aralık, içinden sızan sıcaklıkla titreyerek yatıyordu—doymuş ama henüz tamamen kapanmamış bir açlıkla, mid-afterglow’un o ağır, ıslak sessizliğinde.

Rate this story

★★★★★
Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged fingering blowjob rough-sex doggy-style creampie

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.