Written by AIEvery story here is written by an AI. Tell it what you want and it writes it for you →
Ask the writer →

Çift Randevunun Yasak Ateşiyle İlk Öpücük

İki sıkılmış 28 ve 24 yaşındaki adam, çift randevuda tanışıp ara sokakta öpüşerek Kerem’in evine gidip vahşi bir şekilde sikiş

7 min read October 10, 2026New

Kerem masaya oturduğunda pantolonunun beline sıkışmış gömleğini bir kez daha düzeltti. Yirmi sekiz yaşındaydı, emlakçılığın getirdiği o kalın omuzlar ve geniş göğüs kafesi ceketinin altından bile belli oluyordu. Karşısındaki kadın Estelle’le göz göze gelmeye çalıştı ama aklı başka yerdeydi. Yan masada oturan o adam… Barış. Yirmi dört yaşında, ofiste çalıştığı her halinden belli olan, ince belli, fit vücutlu, utangaç bakışlı çocuk. Ortak arkadaşları Victor’ın ayarladığı bu çift randevuda yan yana düşmüşlerdi; Cassidy de Barış’ın yanında oturuyordu, sürekli konuşuyor, gülüyordu. Kerem’in kulağına hiçbir şey girmiyordu.

Barış peçeteyi parmakları arasında eziyor, ara sıra Kerem’e kaçırdığı bakışlarla geriliyordu. Eşinden yıllardır sıkılmıştı; geceleri yatağa girdiğinde aklına hep erkek bedenleri geliyor, sabahları utançla uyanıyordu. Şimdi o bakışlar… Kerem’in koyu gözleri doğrudan onun dudaklarına iniyor, sonra yavaşça yukarı çıkıyordu. Dizleri masanın altında hafifçe birbirine değdi. Barış nefesini tuttu. Kerem dizini çekmedi. Bilerek bastırdı, sıcaklığını geçirdi. Barış’ın yutkunuşu boğazında takıldı. “Siktir,” diye düşündü Kerem, “bu çocuk da aynı yerde.” İkisi de eşlerinin saçmalıklarını dinler gibi yapıp birbirlerinin nefes alışverişini sayıyordu. Gerilim her saniye kalınlaşıyor, pantolonların içinde sertleşmeye başlayan şeyleri gizlemek zorlaşıyordu.

Estelle tuvalete kalkınca Kerem ayağa fırladı. “Ben de çıkıyorum,” dedi kısaca. Barış neredeyse aynı saniyede sandalyesini geriye itti. “Sigara… lazım.” Koridorda yan yana yürüdüler, kalabalıktan uzaklaştılar. Restoranın arkasındaki ıssız ara sokağa çıktıklarında gece serinliği yüzlerine çarptı. Kerem bir sigara yaktı, dumanı yukarı üfledi, sonra paketi uzattı. Barış titreyen parmaklarla aldı.

“Sıkıldın mı?” diye sordu Kerem direkt. Sesindeki o boğuk tını Barış’ın belini ürpertti. “Ölmüş gibiydim,” diye fısıldadı Barış. Utangaç gülümsemesi dudaklarının kenarında titredi. “Sen?” Kerem bir adım yaklaştı. “Senin o dar gömleğinin altındaki vücudunu düşünüyordum bütün gece. Omuzların… boynun. Sikimi kaldırmana ramak kaldı masada.” Barış’ın yanakları ateş gibi yandı ama geri çekilmedi. “Ben de… senin ellerine bakıyordum. Kalın. Güçlü. Aklımdan çıkmıyor.” Sigarasını yere attı. “İstiyorum seni. Açıkça söylüyorum.” Kerem de attı sigarasını. “Gel o zaman.” İkisi de aynı anda adım attı. Dudaklar çarpıştı.

İlk öpüşme vahşiydi, dişler birbirine değdi, dil dilin peşinden koştu. Kerem Barış’ın belini sıkıca kavradı, onu duvara yapıştırdı, kalçalarını birbirine sürttü. Sertlikleri pantolon kumaşından hissediliyordu. Barış inledi, elleri Kerem’in ensesine dolandı. “Evine… gidelim,” diye soluk soluğa fısıldadı. Kerem arabanın kapısını açtı, ikisi de arkaya atladı gibi sürücü koltuğuna geçtiler. Yolda Kerem’in eli Barış’ın uyluğunda gezindi, sertleşmiş sikinin üzerine bastırdı. Barış bacaklarını açtı, “Daha sıkı tut,” dedi.

Kerem’in dairesine girdiklerinde kapı arkasından henüz kapanmıştı ki Kerem Barış’ı hol duvarına yasladı. Gömlek düğmeleri yırtılırcasına koptu, kumaş omuzlardan kaydı. Kerem’in ağzı Barış’ın boynuna yapıştı, ısırdı, emdi. “Çök,” diye emretti. Barış dizlerinin üzerine indi, kemeri açtı, fermuarı indirdi. Kerem’in kalın, damarlı siki fırladı dışarı. Barış dilini ucuna değdirdi, tuzlu tadı yaladı, sonra ağzını sonuna kadar açıp derinlere aldı. Kerem’in eli saçlarına gömüldü, kalçalarını öne itti. “Yut, güzelce yut. Boğazına kadar.” Barış gözleri sulanarak emdi, tükürüğü çenesinden aktı, eliyle kökünü sıvazladı. Kerem inledi, “Siktir ne güzel ağzın var.”

Birkaç dakika sonra Kerem onu yerden kaldırdı, salondaki geniş kanepeye doğru sürükledi. Barış’ı domalttı, pantolonunu ve boxer’ını tek hamlede indirdi. Islak, dar göt deliği gözlerinin önündeydi. Kerem parmaklarını tükürüğüyle ıslatıp yavaşça içeri soktu, iki parmakla gererek açtı. Barış’ın belini kavradı, dilini deliğe bastırdı, yaladı, emdi, dilini içeri itti. Barış yastığa gömülmüş inliyordu. “Kerem… lütfen… sok artık.” Kerem cebinden kondomu çıkardı, açtı, sikine geçirdi. Ucu deliğe dayadı, bir eliyle kalçayı yaydı, diğer eliyle belini tuttu ve güçlü bir hamleyle girdi. Barış’ın çığlığı boğuk çıktı. “Ağır… ama boşaltma, devam et.” Kerem ritmi buldu, hızlı ve sert vuruşlarla içine gömüldü. Taşakları şapır şupur çarptı. Barış kalçalarını geriye iterek karşılık veriyor, her darbede “Daha derin, sik beni” diye homurdanıyordu. Kerem eğildi, kulağına fısıldadı: “Sıkılgancık ofis çocuğu götünü bana teslim etti ha? Bak nasıl açılıyorsun.” Barış zevkten titriyor, kendi sikini ovuşturuyordu.

Tempo yükseldi. Kerem’in kasları gerildi, ter damlaları Barış’ın sırtına düştü. “Ağzına boşalacağım,” diye uyardı. Çekti, kondomu çıkardı, Barış’ı hızla çevirip dizlerinin üzerine çökertti. Barış ağzını açtı, Kerem’in sikini yutarken kendi elini sikine sardı, hızlı hızlı çekti. Kerem boğazın dibine kadar itti ve boşaldı; kalın, sıcak döller Barış’ın diline, boğazına aktı. Aynı saniyede Barış da fışkırttı, kendi karnına ve kanepenin kenarına saçtı, inleyerek yutkundu. İkisi de nefes nefese, ter içinde kaldılar.

Kerem onu yukarı çekti, kanepeye yığıldılar. Göğüsler birbirine yapışmış, kalpler hâlâ deli gibi atıyordu. Kerem’in eli Barış’ın ensesinde gezindi, dudakları yine buluştu; bu sefer daha yavaş, daha derin, dil dilin içinde dolaşıyor, tuzlu tadı paylaşıyorlardı. Barış’ın bacağı Kerem’in beline dolandı, hâlâ yarı sert olan sikleri birbirine sürtündü. Kerem öpücüğün arasında mırıldandı: “Bu gece bitmedi… daha alacağım senden.” Barış gözlerini açmadan gülümsedi, parmak uçlarıyla Kerem’in göğsündeki teri sildi, sesi kısık çıktı: “O zaman bırakma beni.” Dışarıda sirenler uzaktan geçiyordu, dairenin loş ışığında bedenleri hâlâ titriyordu ve ikisi de biliyordu ki kapı kilitli olsa bile bu yasak ateş yeni yeni alevleniyordu.

Kerem’in parmakları Barış’ın ensesinde yavaşça gezindi, terli tenin altındaki nabzı hissetti. Öpüşmeleri derinleşti; dil dilin peşinden koşuyor, tuzlu döl tadı hâlâ ağızlarında dolaşıyordu. Barış’ın bacağı onun beline daha sıkı dolandı, yarı sert sikleri birbirine sürtündü. Kerem belini hafifçe kaldırdı, kalçalarını bastırdı.

“Hâlâ sertsin,” diye fısıldadı Barış, nefesi boğuk. “Ben de… içimde hâlâ yanıyor.”

Kerem gülümsedi, dişlerini Barış’ın alt dudağına hafifçe bastırdı. “Bu sefer kondomsuz istiyorum. İçine boşalmak istiyorum. İzin ver.”

Barış gözlerini açtı, koyu bakışlarla baktı. Utangaçlığı hâlâ oradaydı ama arzusu daha ağır basıyordu. “Ver… hepsini ver. Boşalt içime.”

Kerem onu kaneleden kaldırdı, kollarının arasına aldı. Barış hafifti, fit vücudu kolayca sarıldı. Yatak odasına doğru yürüdüler; holün karanlığında ayak sesleri yankılandı. Kapıyı omzuyla itti, yatağa bıraktı. Çarşaflar soğuktu ama bedenleri sıcak. Kerem pantolonunu tamamen sıyırdı, boxer’ı da attı. Kalın siki yine dimdikti, damarları şişmiş, ucu parlıyordu. Barış yatağın ortasında sırtüstü uzandı, bacaklarını açtı, kendi sikini yavaşça sıvazladı.

“Gel,” dedi kısık sesle. “Aç beni yine.”

Kerem dizlerini yatağa koydu, Barış’ın bacaklarının arasına yerleşti. İki parmağını ağzına götürüp ıslattı, sonra o dar deliğe bastırdı. Parmaklar yavaşça kaydı içeri; Barış belini kaldırdı, inledi. Kerem parmaklarını kıvırdı, prostatına dokundu. Barış’ın sikinden ince bir damla sızdı.

“Siktir… orası… daha fazla.”

Üçüncü parmağı da ekledi, gerdi, açtı. Tükürüğünü deliğe tükürdü, kayganlaştırdı. Sonra parmaklarını çekti, sikinin ucunu dayadı. Göz göze geldiler. Kerem yavaşça itti; baş kısmı içeri girdi, Barış’ın nefesi kesildi. “Ağır… ama boşaltma. Devam et.”

Kerem belini ileri verdi, santim santim gömüldü. Sıcak, dar duvarlar sikini sıktı. Dibine kadar battığında ikisi de inledi. Kerem eğildi, Barış’ın boynunu ısırdı, emdi. “Ofis çocuğu… bak nasıl yutuyorsun beni. Sımsıkı.”

Ritmi yavaş başladı. Uzun, derin vuruşlar. Her girişte taşakları Barış’ın kalçasına çarptı. Barış bacaklarını Kerem’in omuzlarına doladı, topuklarıyla onu çekti. “Daha sert… kır beni.”

Kerem tempo yükseltti. Yatak gıcırdadı, başucu duvara vurdu. Ter damlaları Barış’ın göğsüne düştü. Kerem’in kalın parmakları Barış’ın bileklerini tuttu, yatağa sabitledi. “Kaçma. Al hepsini.”

Barış kıvranıyordu ama kaçmıyordu. Her darbede “Ah… Kerem… sik beni” diye homurdanıyordu. Kerem bir elini serbest bıraktı, Barış’ın sikini kavradı, kendi ritmine uyarak sıvazladı. Başparmağıyla ucu ovuşturdu. Barış’ın belinden elektrik geçti.

“Boşalacağım… yakında…”

“Bekle,” diye emretti Kerem. “Benimle birlikte.” Çekildi, siki ıslak ıslak çıktı. Barış’ı ters çevirdi, yüzüstü yatırdı, yastığı kalçalarının altına sıkıştırdı. Deliği daha da açık, parlıyordu. Kerem yeniden girdi, bu sefer tek hamlede dibine kadar. Barış çığlığı yastığa gömdü.

Şimdi vahşiydi. Kerem’in kalçaları şapır şupur çalışıyordu. Bir eliyle Barış’ın saçlarını yakaladı, başını geriye çekti. “Söyle… kime ait bu göt?”

“Sana… sadece sana,” diye soluk soluğa cevap verdi Barış. “Daha derin vur.”

Kerem eğildi, kulağına fısıldadı. “Sıkılgan ofis çocuğu geceleri erkek siki hayal ediyormuş. İşte alıyorsun. Döllerimi içine akıtacağım, sonra yalatacaksın.”

Barış titriyordu. Kendi elini sikine götürdü, hızlı hızlı çekti. Kerem’in vuruşları bozuldu, kasları gerildi. “İçine… şimdi.”

Birkaç sert hamle daha. Kerem boğuk bir iniltiyle boşaldı; sıcak döller Barış’ın içine fışkırdı, dalga dalga doldurdu. Barış da aynı anda patladı; karnına, çarşafa saçtı, deliği Kerem’in sikini ritmik sıkıp bıraktı. İkisi de titreyerek yığıldı.

Kerem henüz çekilmedi. İçinde kaldı, nabzı atarken döller yavaş yavaş sızmaya başladı. Barış’ın sırtına öptü, dilini omurgasında gezdirdi. “Hâlâ doluyum,” diye mırıldandı Barış. “Hisset.”

Kerem yavaşça çekildi. Delikten beyaz döl sızdı, uyluklarından aktı. Kerem iki parmağıyla topladı, Barış’ın dudaklarına götürdü. Barış dilini uzattı, emdi, yuttu. “Tadı… senin.”

Kerem onu yan yatırdı, kaşıktı. Kolları göğsüne sarıldı, sikleri birbirine değiyordu. Parmakları Barış’ın karnındaki dölü yaydı, sonra aşağı indi, yine o deliğe bastırdı. İki parmak kaydı içeri, kendi dölünün içinde gezdirdi. Barış inledi, bacaklarını açtı.

“Yine mi?” diye sordu ama sesi reddetmiyordu.

“Gece bitmedi demiştim.” Kerem parmaklarını kıvırdı. “Ayakta istiyorum seni. Duvara yasla.”

Kalktılar. Banyo kapısına yürüdüler; Kerem ışığı yaktı, aynanın karşısına geçtiler. Barış ellerini lavaboya dayadı, kalçasını geriye çıkardı. Aynada yansımaları vardı: Kerem’in kalın omuzları, Barış’ın ince beli. Kerem arkadan sarıldı, sikini uylukların arasına sürttü, dölle ıslanmış deliğe dayadı. Yine girdi; bu sefer daha kolay, daha kaygan.

Ayakta sikiştiler. Kerem’in bir eli Barış’ın boğazındaydı, hafifçe sıkıyordu; diğeri sikini okşuyordu. Her vuruşta aynada göz göze geliyorlardı. Barış’ın ağzı açık, salyası akıyordu. “Bak kendine,” dedi Kerem. “Nasıl alıyorsun beni. Yüzün… o utangaç yüzün şimdi nasıl.”

Barış aynada kendini izledi; kızarmış yanaklar, ıslak saçlar, gerilmiş vücut. “Daha… boğazımı sık. Azıcık.”

Kerem parmaklarını sıktı, nefesini kesti biraz. Tempo çılgına döndü. Fayanslar terden kayganlaştı. Kerem’in taşakları şapırdıyordu. Barış ikinci kez boşaldı; sikinden fışkıran döl lavaboya, aynaya sıçradı. Kerem de peşinden geldi; yine içine aktı, bu sefer daha az ama sıcak.

Nefes nefese ayrıldılar. Duşun altına girdiler. Sıcak su vücutlarını yıkadı. Kerem sabunladı, parmakları her yeri gezdi: Barış’ın göt deliğini, sikini, göğüs uçlarını. Barış diz çöktü suda, Kerem’in sikini ağzına aldı; ıslak ıslak emdi, dilini yarığa soktu. Kerem saçlarını tuttu, yavaşça boğazına itti. “Güzel… yut.”

Duştan çıkıp havluyla kurulandılar. Yatağa döndüler, çıplak, ıslak saçlarla. Kerem Barış’ı üstüne çekti; bu sefer Barış üste bindi. Sikini kavradı, deliğine oturttu, yavaşça indi. Kerem’in elleri kalçalarındaydı, yayarak. Barış kendi ritmini buldu; yukarı aşağı zıpladı, inledi. “Senin sikin… içimi dolduruyor. Hiç böyle hissetmedim.”

Kerem belini kaldırarak karşılık verdi. “O zaman her gece gel. Karın uykudayken, eşin yokken… buraya kaç. Götünü bana teslim et.”

Barış hızlandı, ter yeniden aktı. Kerem’in göğsüne tırnaklarını geçirdi. “Kaçacağım… her seferinde.” Boşalmaya yaklaştılar yine. Kerem Barış’ı öne eğdi, ağzına yapıştı, dilini emdi. “İçime boşal,” diye fısıldadı Barış öpücüğün arasında. “Son kez… doldur.”

Kerem boğuk bir sesle boşaldı; Barış da sikini sıvazlayarak geldi, Kerem’in karnına saçtı. Yığıldılar, siki hâlâ içerideyken sarıldılar. Kalpler yavaşladı. Kerem’in eli Barış’ın saçlarında gezindi.

Loş odada sadece nefes sesleri vardı. Barış başını kaldırdı, dudakları Kerem’inkine değdi bir kez daha; yavaş, tuzlu, doyumsuz.

Kerem gülümsedi, alnını Barış’ın alnına dayadı, sesi kısık ve net çıktı:

“Yarın gece aynı saatte ara sokağa gel, bu sefer evine götürüp seni bütün gece domaltmama izin verecek misin?”

Rate this story

★★★★★
Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged rough-sex blowjob doggy-style rimming creampie

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.