Written by AIEvery story here is written by an AI. Tell it what you want and it writes it for you →
Ask the writer →

Kırkındaki Siyah Tutkunun Plakçıda İlk Dokunuşu

40 yaşındaki evli Türk kadını Delphine, plakçıda 32 yaşındaki siyah Amerikalı Malik’in kalın yarrığıyla ilk kez sertçe sikiliyor.

6 min read October 11, 2026New

Delphine kırk yaşındaydı, evliydi ve kocası üç gündür Ankara’daydı. İstanbul’un arka sokaklarındaki o daracık plakçı dükkânının camına yapışmış eski caz kapaklarına bakarken kalbinin biraz daha hızlı attığını fark etti. Kapıyı araladı. İçerisi toz, vinil ve sıcak bir erkek teri kokuyordu. Tezgâhın arkasında 32 yaşındaki siyah Amerikalı Malik duruyordu; omuzları geniş, kolları kaslı, koyu teni loş ışıkta parlıyordu. Derin, boğuk bir sesle “Buyur,” dedi. Gözleri Delphine’in boynundaki ince altın zinciri, sonra dekoltesini, en son dudaklarını süzdü.

“Eski caz plakları arıyorum,” dedi Delphine, sesi kendi kulağına bile boğuk geldi. “Coltrane, Mingus… mümkünse 60’lar baskıları.”

Malik raflara uzandı, parmakları kalın ve uzundu. Bir plağı çıkarıp uzattığında parmak uçları Delphine’in avucuna sürtündü. Elektrik oracıkta çaktı. Kadın yutkundu. Kocasının yokluğunda bu siyah adamın yanında amcığının aniden ıslandığını hissetti; külotu çoktan nemlenmişti. Flörtöz, açık bir gülümsemeyle gerilimi kabul etti. “Dokunuşun… sıcak,” fısıldadı, gözlerini kaçırmadan.

Malik’in dudakları kıvrıldı. “Sen de öyle.” Beğendiği bir Coltrane plağını pikaba koydu. Saksafonun boğuk notaları dükkânı doldururken adam arkadan yaklaştı. Kalın siyah parmakları Delphine’in beline hafifçe oturdu, kumaşın altından tenini hissetti. “Ritmi duy,” diye fısıldadı kulağına. Delphine döndü; kaslı göğsüne yaslandı. Malik’in sert göğüs kasları, meme uçları, o sıcak koyu ten… Kadın başını kaldırdı. Dudakları buluştu. İlk öpücük yavaş değildi; dil dilin üstüne basıyor, dişler dudak çekiyor, tükürük karışıyordu. Delphine kendi isteğiyle elini aşağı indirdi, fermuarı buldu, yavaş yavaş indirdi. Kalın, ağır bir yarrak avucuna düştü. “Beni sikmeni istiyorum,” diye fısıldadı doğrudan ağzına. “Şimdi. Burada.”

İkisi de kontrolü bıraktı. Malik kapıyı kilitledi, Delphine’i belinden tutup arka odaya sürükledi. Küçük oda plak kutuları ve eski bir tezgâhla doluydu. Delphine diz çöktü. Malik’in kalın siyah yarrığını iki eliyle kavradı; damarları zonkluyordu, başı parlak ve şişmişti. Ağzını açtı, dilini uzatıp yarık boyunca gezdirdi, sonra boğazına kadar soktu. Salyası aktı, çenesinden damladı. Malik parmaklarını sarı saçlarına geçirdi, köklerinden tuttu. “Ağzını güzelce kullan, beyaz karı,” dedi boğuk sesle. “Daha derine. Boğazını yarrama yedir.” Delphine gözleri dolarak emdi, yutkunarak başını ileri geri götürdü; her seferinde damakları geriliyor, tükürüğü yarrak köküne kadar buluyordu. Malik’in taşaklarını avuçladı, hafifçe sıktı. Adam homurdandı. “Siktir, amcığın bile ağzın kadar açlık dolu herhalde.”

Delphine ayağa kalktı, eteğini beline sıyırdı, külotunu indirdi. Malik onu tezgâhın üzerine yüzüstü yatırdı. Kalçalarını avuçlayıp ayırdı; pembe, ıslak amcık aralandı. Kalın siyah yarrak başını yarığa dayadı, bir an durdu, sonra bir hamlede sertçe girdi. Delphine çığlık attı. “Ah siktir—çok kalın!” Amcığı yırtılırcasına gerildi, duvarlar yarrak etrafında sarıldı. Malik belini kavrayıp sert, ritmik darbelerle sikmeye başladı; her seferinde taşaklar kalçalarına çarpıyor, ıslak şap şap sesleri odayı dolduruyordu. Bir eliyle öne uzanıp klitorisini buldu, iki parmakla ovuşturdu. “Sık beni, evli karı. Beyaz amcığını siyah yarrağıma doldur.” Delphine tırnaklarını tahtaya geçirdi, zevkten inliyordu. “Daha sert… kocam böyle sikmiyor beni, sik beni mahvet.”

Malik birden onu kaldırdı. Delphine’i kucağına aldı, bacaklarını beline dolattı. Ayakta, duvara yaslayarak derin derin sokmaya devam etti. Her yukarı itişte yarrak rahmine kadar giriyor, Delphine’in göğüsleri yüzüne çarpıyordu. Malik bir memeyi ağzına aldı, meme ucunu dişleri arasında ezdi, emdi, dilini gezdirdi. Diğer eliyle kalçayı sıkıp parmak uçlarını göt deliğine sürttü. “İçine boşalacağım az kaldı,” diye homurdandı, nefes nefese. “Dar amcığın yarramı sağıyor. Hisset… nasıl şişiyor içinde.”

Delphine başını geriye attı, duvara yaslandı, bacaklarını daha sıkı sardı. Amcığı kasılıyor, her darbede daha fazla su bırakıyordu. Malik’in koyu teni ile kendi açık teni her temasta terle yapışıyordu. Adam hızlandı; darbeler daha derindi, daha acımasızdı. Delphine’in çığlıkları boğuk iniltilere dönüştü. “Boşalma… henüz… biraz daha sik, lütfen…” Gözleri yarı açıktı; Malik’in omuzlarındaki ter tanelerini, çenesindeki gergin damarı izliyordu. Adam göğsünü emmeye devam ederken belini savuruyor, her seferinde köküne kadar gömülüyordu. “Senin gibi bir Türk karısı… kocasını unutacak kadar yarrak istiyorsun,” diye fısıldadı kulağına. “Söyle. Kime ait bu amcık şu an?”

“Sana… siyah yarrağına,” diye inledi Delphine. Parmakları Malik’in ensesinde, tırnakları koyu teni çiziyordu. İçerideki o kalınlık, o zonklama, klitorisinin her sürtünüşü onu uçurumun kenarına sürüklüyordu. Malik bir eliyle saçını çekti, boynunu ısırdı, yarrak damar damar şişerek amcığın içinde büyüdü. “Geliyorum—içine… gürültüyle—” dedi ama cümlesi yarıda kaldı; Delphine’in bacakları titriyor, amcığı ritmik kasılıyor, ikisi de o son eşiğe kilitlenmiş gibi nefes kesiliyordu. Dükkânın dışından geçen bir arabanın kornası duyuldu. Malik’in yarrak başı rahim ağzına vuruyordu, boşalma baskısı her ikisini de yakıyordu ama henüz patlamamıştı; gerilim hâlâ gerili, ıslak, kudurgan bir halde asılı kalmıştı.

Malik’in yarrak başı rahim ağzına her vuruşta bir kez daha çarptı, damar damar şişerek Delphine’in amcığını doldurdu. Kadın bacaklarını beline daha sıkı doladı, tırnaklarını omuzlarındaki koyu, terli tene geçirdi. “Boşal… içime boşal, sik beni mahvet,” diye inledi, sesi boğuk, tükürükle ıslak. Malik boynunu ısırdı, dişlerini tenine bastırdı, bir eliyle saçını kökünden çekti. Belini savururken her darbe daha derin, daha acımasızdı; taşakları ıslak amcığa çarpıyor, şap şap sesleri arka odanın dar duvarlarında yankılanıyordu.

Delphine’in amcığı ritmik kasılmaya başladı. İç duvarlar o kalın siyah yarrak etrafında sımsıkı sarıldı, her çekilişte etini emiyor, her itişte daha fazla su salıyordu. “Ah siktir—geliyorum, geliyorum…” diye çığlık attı. Gözleri gerisin geriye kaydı, dudakları aralandı. Orgazm onu bir dalga gibi vurdu; bacakları titredi, amcığı spastik spastik sıkılarak Malik’in yarrığını sağdı. Sıcak, berrak bir sıvı yarrak köküne aktı, kalçalarından aşağı süzüldü. Malik homurdandı, “Sık beni evli karı, beyaz amcığını boşalt, siyah yarrakla mahvol.”

Adam hızını kesmedi. Delphine hâlâ titrerken onu duvardan çekti, tezgâhın üzerine yeniden yüzüstü yatırdı. Eteği belinde buruşmuş, külotu bir kenarda unutulmuştu. Malik kalın parmaklarıyla kalçalarını ayırdı, ıslak, şişmiş amcığa baktı. Pembe dudaklar aralanmış, içleri beyaz köpükle parlıyordu. “Bak ne hale getirdim seni,” dedi boğuk sesle. “Kocanın unuttuğu bu amcık şimdi benim. Söyle yine.”

“Senin… siyah yarrağına ait,” diye mırıldandı Delphine, yanakları tezgâha yapışık, nefes nefese. Malik yarrak başını yeniden yarığa dayadı, bir hamlede köküne kadar gömdü. Delphine çığlığı boğazında boğuldu. “Ah—çok derin… rahmime vuruyor!” Malik belini kavrayıp sert, düzenli darbelerle sikmeye koyuldu. Her seferinde taşaklar şap diye çarpıyor, yarrak damar damar zonklayarak içeri giriyordu. Bir elini öne uzattı, iki parmağıyla klitorisini ovuşturdu; sert, ıslak topaç parmaklarının altında zonkluyordu.

Delphine’in ikinci orgazmı daha şiddetli geldi. Amcığı yeniden kasıldı, bacakları sarsıldı, tezgâhın kenarını tırnaklarıyla kazıdı. “Siktirrr… boşalıyorum yine… ah Malik…” Sıcak su bir kez daha aktı, Malik’in taşaklarını ıslattı. Adam gülümsedi, terli alnını sildi. “Açlık dolu Türk karısı. Daha bitmedi.” Yarrağını çıkardı; kalın, parlak, damarlı eti Delphine’in amcığından sıyrılırken yapış yapış ses çıkardı. Kadını çevirdi, sırtüstü yatırdı. Bacaklarını omuzlarına aldı, dizlerini göğsüne doğru bastırdı. Bu açıyla yarrak daha da derine gidecekti.

Malik yeniden girdi. Baş, gövde, kök… hepsi bir anda kayboldu. Delphine’in gözleri doldu, ağzı açıldı. “Çok kalın… amcığımı yırtıyorsun… daha… daha sert.” Malik eğildi, bir memeyi ağzına aldı, meme ucunu dilinin ucuyla ezip emdi, dişleri arasında hafifçe çekti. Diğer eliyle göt deliğine parmak ucunu sürttü, hafifçe bastırdı ama girmedi; sadece tehditkâr bir sürtünme. “İçine boşalacağım,” diye homurdandı meme ucundan ayrılırken. “Dar amcığın yarrakımı sağıyor. Hisset nasıl şişiyor, nasıl zonkluyor.”

Darbeler hızlandı. Islak şap şap sesleri, tenin tenle çarpışması, Delphine’in boğuk iniltileri odayı dolduruyordu. Malik’in koyu teni ile Delphine’in açık teni terle yapışıyordu; her temas sıcak, kaygan, kaba. “Kocanı unuttun mu?” diye sordu Malik, nefes nefese. “Söyle. Kim sikiyor seni şu an?”

“Sen… sen sikyorsun… siyah yarrak… ah siktir, kocam böyle sikmiyor… mahvet beni…” Delphine’in parmakları Malik’in ensesinde, tırnaklar koyu teni çiziyordu. İçerideki o kalınlık, o zonklama, klitorisinin her sürtünüşü onu üçüncü bir uçuruma sürüklüyordu. Malik saçını çekti, boynunu yeniden ısırdı, yarrak damar damar büyüyerek amcığın içinde şişti. “Geliyorum—içine… al hepsini…”

Son birkaç darbe acımasızdı. Malik belini savurdu, köküne kadar gömüldü, taşaklar kasıldı. Sıcak, koyu döl fışkırdı; damla damla değil, pul pul, sıcak jetler halinde. Delphine amcığının içinde o zonklamayı, o doluluğu hissetti. “Ah… doluyor… içim doluyor…” diye inledi, kendi orgazmı da aynı anda patladı. Amcığı spastik kasılarak her damlayı sağdı, dölü daha derine çekti. Malik hâlâ titreyerek birkaç yavaş darbe daha vurdu, son damlaları da boşalttı.

Bir süre öyle kaldılar. Malik hâlâ içinde, yarrak yavaş yavaş sönmeye başlamış ama hâlâ kalın, hâlâ ağır. Delphine’in bacakları omuzlarından kaydı, yanlara düştü. Nefesleri ağır, terli göğüsler yükselip iniyordu. Malik yavaşça çekildi; yarrak sıyrılırken kalın bir döl sızıntısı amcığın dışına aktı, pembe dudaklardan tezgâha damladı. Delphine bacaklarını kapatmadı, o haliyle kaldı—şişmiş, kırmızı, dölle dolu, açık.

Malik bir adım geri çekildi, yarrak hâlâ sarkık, parlak, dölle ıslaktı. Delphine tezgâhtan yavaşça doğruldu, eteğini indirdi ama külotunu giymedi; döl kalçalarının içinden süzülmeye devam etti. İkisi de birbirine baktı. Malik’in göğsü hâlâ inip kalkıyor, Delphine’in boynundaki ısırık izi kızarıyordu. Kadın elini uzatıp adamın yanağına dokundu, başparmakla terini sildi. Hiçbir şey söylemedi.

Malik kapıyı açmadan önce bir an durdu, sonra arka odadan çıktı. Delphine plak kutularının arasında ayakta kaldı. Saksafon hâlâ uzaktan, boğuk boğuk çalıyordu ama ses gitgide zayıfladı. Dışarıda bir araba geçti, korna çalmadı. Dükkânın tozlu havası yeniden yerleşti. Delphine eteğini düzeltti, saçını eliyle taradı, adımları yavaş ve sessizdi. Tezgâhın kenarındaki Coltrane plağına baktı bir an, dokunmadı.

Kapıya doğru yürüdü. Kilit hâlâ kapalıydı. Çevirdi, araladı. Dışarıdaki İstanbul sokağı sıradandı—uzak bir korna, bir satıcının sesi, rüzgârın kâğıt sürüklemesi. Delphine eşiğe basmadan durdu. Arkasına bakmadı. Malik tezgâhın arkasında, gölgede, hiçbir şey demeden duruyordu.

Kapı yavaşça kapandı.

İçeride sadece vinil tozu ve sönmüş bir ter kokusu kaldı.

Rate this story

★★★★★
Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged blowjob deepthroat doggy-style creampie rough-sex

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.