Gece Pazarında Yabancının İlk Dokunuşuyla Kocamın Önünde Kendimi Bıraktım
32 yaşındaki Petra, gece pazarda yabancı Warrick'in kalın sikiyle kocası Desmond'un önünde domalarak zevkten inliyor.
Otuz iki yaşındaydım ve yaz tatilinde kocam Desmond’la gece açık pazarda dolaşıyorduk. Desmond otuz beşinde, her zamanki gibi kolumda, tezgâh tezgâh geziyor, baharat kokularını, kızarmış etlerin dumanını içimize çekiyorduk. Kalabalığın arasından bir bakış geldi. Otuz sekiz yaşlarında, omuzları geniş, kolları damarlı, gülüşü küstah bir adam. Warrick. Adını o an bilmiyordum ama bakışları eteğimin etek ucundan boynumun çukuruna kadar gezinince bacaklarımın arası sızladı. Desmond’un eli kolumda sıkılaştı. “Ne bakıyor o?” diye fısıldadı, sesi boğuk. Ben ise yutkundum, gözlerimi kaçıramadım. İçimde yasak bir ısı yükseldi; kocamın yanındayken başka bir erkeğin beni böyle yutması… utanç vericiydi ama amım ıslanmaya başladı.
Warrick tezgâhın arkasından yanımıza geldi. Yakınımdayken terinin ve parfümünün karışımı burnuma doldu. Kulağıma eğildi, sesi alçak ve kalındı. “Bu gece pazarda en güzel şey sensin. O eteğin altındaki kalçalar… kocanın farkında mı acaba ne kadar yırtılmak istiyor?” Vücudum bir anda yandı. Desmond’un gözleri önünde, sanki yanlışlıkla, kalçamı onun bacağına hafifçe yasladım. Sert kası hissettim. Birbirimize gülümsedik; flört alevlendi. Desmond’un yüzü kızardı, bakışları yere indi ama adım atmadı. Warrick’in eli belime kaydı, parmakları eteğimin belinden içeri süzüldü, tenime bastı. “Daha ileri götürelim mi?” diye fısıldadı. Ben başımı salladım. Desmond’a baktım: “İzle,” dedim kısık sesle. O da yutkundu, kabul etti. Üçümüz pazarın arka sokaklarına, ışıklardan uzak ıssız bir köşeye kaydık. Duvarın gölgesinde Warrick beni yüzüme doğru çevirdi, dudaklarımı ezdi, dilini ağzıma soktu. Desmond bir adım geride, nefes nefese izliyordu.
Warrick ellerini eteğimin altına soktu, külotumu yana çekti. Parmakları ıslak amıma değdi, klitorisimi buldu, yavaşça ovaladı. “Bak kocan… karısı ne kadar ıslak bir yabancının elinde.” İki parmağını birden içime soktu, kıvrılarak dışarı çekti, ıslak sesler çıktı. Ben inledim, kalçamı ona doğru ittim. Desmond’un gözlerinin içine bakarak Warrick parmaklarını çıkardı, tükürüğüyle sikiini ıslattı. Beni çevirdi, duvara yasladı, belimden büküp domalttı. Eteğimi belime sıyırdı. Kalın, damarlı siki amımın girişine dayandı. “Hazır mısın, Petra? Kocanın önünde.” “Sok,” diye homurdandım. Tek hamlede içime girdi. O kadar kalındı ki nefesim kesildi, duvarı kavradım. “Ahhh… sik beni…”
Warrick ritmik ve sert bir şekilde arkadan vurmaya başladı. Her darbede taşakları kalçalarıma çarptı, amımın dudakları şapırdadı. Saçımı yakaladı, başımı geri çekti, kulağıma üfledi: “Kocanın önünde kendine ait olmayan bir yarağa veriyorsun. Bak Desmond, karın nasıl açılıyor benim sikime. Ne kadar utanç verici, değil mi? Senin karın bir yabancının malı oldu.” Her kelimesi hem beni hem Desmond’u aşağıladı. Desmond’un pantolonunda belirgin bir şişkinlik vardı ama elleri yumruk olmuş, izliyordu. Ben zevkten titreyerek kalçamı geri bastırdım, daha derine, daha serte istedim. “Daha sert… lütfen… kocamın önünde doldur beni.” Warrick hızlandı, bir eliyle kalçamı ezdi, diğer eliyle saçımı çekerek beni domalttı. “İnle yüksek sesle. Herkes duysun kocanın karısı nasıl sikiliyor.”
Orgazm yaklaşırken bacaklarım titredi. Warrick’in siki boğum boğum amımı geriyordu, her girişi rahmime çarpıyordu. “Boşalacağım… içine… kocanın izlediği amına.” Ben de zirveye ulaştım; kasılmalar amımı sıktı, bacaklarımın dermanı kesildi, duvara yaslanarak inledim. “Geliyorummm… ahhh Warrick… sikim dolu…” O da derine gömüldü ve sıcak, koyu dölünü içime boşalttı. Atımlarını hissettim, taşarken hâlâ ritmik hafif hareketlerle içimi yaydı. Sonra yavaşça sikini çıkardı. Hâlâ sertti, parlak ve ıslak, amımdan sızan döller kalçalarımdan aşağı aktı. Desmond’a döndü, siki hâlâ dimdik, gülümsedi. “Bitmedi,” dedi alçak sesle. “Karın hâlâ açık. Bir tur daha var.” Ben nefes nefese, amım zonklayarak duvara yaslanmış, bacaklarımı zor tutuyordum. Desmond’un utanç dolu, aynı zamanda alev alev yanan bakışlarıyla göz göze geldik. Warrick’in eli yeniden belime kaydı, siki kalçama değdi, hâlâ sert ve hazır. Gece pazarı uzakta uğulduyordu; biz üçümüz gölgede, gerilim daha da koyulaşmış, bir sonraki hamleyi bekliyorduk.
Warrick’in eli belimde kayarken kalın siki kalçama bastı, ıslak başı yarıklarına sürtündü. Hâlâ nefes nefese duvara yaslanmışken o alçak sesle Desmond’a döndü: “Bak, kocacık. Karının amı hâlâ açık, dölüm sızıyor ama o yine istiyor. Sen sadece izle.” Desmond’un boğazı hareket etti, pantolonundaki şişkinlik daha da belirginleşmişti ama adım atmadı. Utancı gözlerinde yanıyordu, aynı ateşle. Ben başımı çevirip kocama baktım, sesim titrek ama net çıktı: “İzlemeye devam et Desmond. Bu sefer daha derine girecek.”
Warrick beni çevirmedi bu kez. Duvara yüzüm dönük, bacaklarımı biraz daha açtırdı. Eteğim belimde toplu duruyordu, külotum bir yana itilmiş, amımdan sızan koyu döl kalçalarımdan uyluklarıma doğru ince çizgiler çiziyordu. Sikini o sızıntıya bastırdı, kaygan başıyla girişimi yokladı. “Hazır mısın yine, Petra? Kocanın gözleri önünde ikinci tur.” “Sok… hemen,” diye homurdandım. O da tek savurmayla girdi. İlk seferki kadar kalın ve yakıcıydı; amım hâlâ hassas, boğum boğum gerilerek onu yuttu. Nefesim boğazımda düğümlendi, duvarın soğuk taşını tırnaklarımla kazıdım. “Ahhh… evet… doluyorum yine…”
Ritmi bu sefer daha yavaş ama daha derin tuttu. Her girişi rahmime çarpıyor, taşakları ıslak kalçalarıma şap şap vuruyordu. Bir eliyle saçımı yakalayıp başımı geri çekti, diğer eliyle kalçamı ezerek beni kendine doğru çekti. “Desmond’a anlat,” diye fısıldadı kulağıma, nefesi sıcak. “Nasıl hissediyorsun karısını yabancının sikiyle doldururken?” Ben inleyerek cevap verdim, sesim pazarın uzak uğultusuna karıştı: “Çok kalın… amımı yırtıyor neredeyse… kocamın asla veremediği gibi dolduruyor. Utanç verici ama… daha fazla istiyorum.” Desmond’un nefesi kesik kesik geliyordu arkamdan. Göz ucuyla baktım; yumrukları sıkılı, alnı terli, ama pantolonunun fermuarına eli gitmemişti. Sadece izliyordu, karısının domalmış halini, yabancı bir adamın sikiyle inleyişini.
Warrick hızlandı. Belimden tutup savurur gibi vurmaya başladı. Her darbede amımın dudakları şapırdadı, dölleriyle karışık ıslak sesler duvarlara çarptı. “Bak nasıl açılıyor,” diye Desmond’a seslendi. “Senin karın benim malım oldu bu gece. Amı benim şeklimi alıyor. Senin sikin bu kadar kalın mı Desmond? Karın hiç böyle inlemiş mi seninle?” Desmond cevap vermedi, sadece yutkundu. Ben ise kalçamı geriye savurarak karşılık verdim, her itişte daha derine almaya çalıştım. İçimde o yasak ateş yeniden yükseldi; kocamın önünde bir yabancının sikiyle zevkten titremek… utanç omurgamı yakıyordu ama amım her seferinde daha sıkı kasılıyordu. “Daha sert… lütfen Warrick… kocamın yüzüne doğru boşalacağım neredeyse…”
O da gülümsedi, saçımı bırakıp iki eliyle kalçalarımı kavradı, parmakları etime gömüldü. Temposu vahşileşti. Bacaklarım titriyordu, dizlerim yumuşamıştı. Bir an dengeyi kaybeder gibi oldum ama o beni tuttu, domaltmaya devam etti. “İnle yüksek,” dedi. “Pazarın arkasında bile duysunlar. Kocanın karısı geceleyin yabancı sik yiyor.” Ben de inledim, sesim boğuk boğuk çıktı: “Ahhh… sikiyor… amımı parçalıyor… Desmond bak… bak nasıl alıyorum onu…” Orgazm ikinci kez yaklaşırken gözlerim sulandı. Warrick’in siki boğum boğum içimi tarıyordu, her çekilişte dudaklarım onu bırakmak istemiyor, her girişte rahmime vuruyordu. “Boşalacağım… içine yine… kocanın izlediği amına doldur beni.”
Kasılmalar başladı. Amım ritmik sıkışmalarla onun sikini ezdi, bacaklarımın dermanı kesildi. “Geliyorummm… Warrick… ahhh doluyorum…” diye bağırdım neredeyse. O da derinlere gömüldü, kalçalarını belime yapıştırdı ve sıcak, koyu dölünü ikinci kez fışkırtarak içime boşalttı. Atımlarını hissettim; her pulsta amımı daha da dolduruyor, taşırıyordu. Birkaç saniye öyle kaldık, o hâlâ içimde zonklayarak, ben duvara yaslanıp titreyerek. Sonra yavaşça sikini çıkardı. Plop diye bir ses geldi, peşinden yoğun döl seli amımdan aktı, kalçalarımdan uyluklarıma, oradan da bileklerime doğru indı. Hâlâ sertti siki, parlak ve ıslak, damarları kabarık.
Beni çevirdi bu kez. Yüz yüze, sırtım duvarda. Eteğim hâlâ belimde, bacaklarım aralık, dölleri aşağı akarken o ellerini yüzüme götürdü, başparmağıyla alt dudağımı sıvazladı. “Em,” dedi kısaca. Sikini kaldırdı, ağzıma doğru uzattı. Ben de eğildim, dilimi çıkarıp o ıslak, döllü başı yaladım. Kendi amımın ve onun dölünün tadı dilimde dağıldı; tuzlu, koyu, utanç verici derecede güzel. Desmond’un bakışları altımdaydı, göz göze geldik. Kocamın yüzü kıpkırmızıydı, utanç ve arzu birbirine karışmış. Warrick saçımı tutup başımı sikine doğru bastırdı, boğazıma kadar indirdi birkaç saniye. “Güzel emiyor karın,” diye Desmond’a söylendi. “Senin yerine yalıyor. Belki bir dahaki sefere sen de tadına bakarsın, ha?”
Sikini ağzımdan çıkardı, salyalar çeneime aktı. Beni yine çevirdi, bu sefer yan durdurdu. Bir bacağımı kaldırıp duvara yasladı, amımı iyice açtı. Sikini yeniden girişime dayadı, kaygan dölün içinde kayarak girdi. Üçüncü tur. Daha yavaş, daha derin, yüzüm kocama dönük. Her itişte göğüslerim sarsılıyor, eteğimin altından çıkan kalçalarım şapırdıyordu. Warrick kulağıma eğildi: “Söyle ona. Ne kadar sevdiğini söyle.” Ben Desmond’un gözlerinin içine bakarak, sesim kırık kırık: “Onun siki… seninkinden çok daha kalın Desmond. Amımı dolduruyor, rahmime vuruyor… senin önünde boşalıyorum yabancının sikiyle. Utanıyorum ama… bırakamıyorum. Daha istiyorum.”
Warrick bir elini öne uzatıp klitorisimi buldu, daireler çizerek ovaladı. Öteki eliyle boynumu kavradı, hafifçe sıktı. Tempo arttı. “Boşal yine,” diye emretti. “Kocanın yüzüne bakarak boşal.” Bacaklarım titredi, üçüncü orgazm dalga dalga geldi. Amım şiddetle kasıldı, inlemelerim boğuk çığlıklara döndü. “Geliyorum… ahhh Desmond bak… bak karın nasıl geliyor yabancının sikiyle…” Warrick da son birkaç savuruşla derine gömüldü, üçüncü kez boşaldı; daha az ama hâlâ sıcak atımlarla içimi doldurdu. Bir süre öyle kaldık, nefeslerimiz birbirine karışmış, döller yine akıyordu.
Sonunda sikini çıkardı. Ben yavaşça bacağımı indirdim, titreyen dizlerimle durmaya çalıştım. Amım zonkluyordu, açık ve kullanılmış, kalın döl sızıntısı çamaşırıma, eteğimin astarına bulaşıyordu. Warrick pantolonunu düzeltmeden önce sikini bir kez daha amıma sürttü, kalanı da dışarıya yaydı. Sonra Desmond’a döndü, omzuna hafifçe vurdu. “İyi izledin. Karın doydu bu gece. Ama… sen doymadın galiba.” Desmond’un şişkinliğine baktı, gülümsedi. Ben ise nefesimi toplarken eteğimi indirdim, külotumu düzeltmeye yeltendim ama döl hâlâ akıyordu, uyluklarım yapış yapıştı.
Üçümüz gölgede duruyorduk. Pazarın sesleri uzaktan geliyordu, baharat ve et kokusu rüzgârla karışmıştı. Warrick cebinden bir sigara çıkarıp yaktı, ilk nefesini üflerken bana baktı. Sonra Desmond’a. Ben kocamın koluna dokundum, parmaklarım onun yumruğuna değdi. Yüzü hâlâ ateş gibiydi. İçimde hem pişmanlık hem de o tatlı, kirli tatmin dalgalanıyordu. Amım sızlıyor, bacaklarımın arası ıslak ve ağırdı. Warrick sigarasını söndürürken eğildi, kulağıma son bir şey fısıldadı ama sesi Desmond’un da duyacağı kadar açıktı.
Sonra doğruldu, bize son bir bakış attı ve karanlığın içinde kayboldu, adımları yavaş yavaş uzaklaştı. Ben Desmond’la baş başa kaldım. Onun gözlerine baktım, döller hâlâ uyluğumdan süzülürken elimi pantolonundaki şişkinliğe götürdüm, hafifçe sıktım. Sesim alçak, itiraf gibi çıktı, geceye karıştı:
“Yarın gece yine gelelim mi buraya… yoksa evde, senin yatağında mı izleyeceksin beni başka birine verirken?”
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories