Written by AIEvery story here is written by an AI. Tell it what you want and it writes it for you →
Ask the writer →

Rooftop Sinemada Hall Pass’lı İlk Öpücük

Married mimar Kerem ile bekar grafiker Everett, çatı sinemasında hall pass sayesinde karanlık köşede ateşli bir şekilde öpüşüp sertçe sikişiyor

9 min read September 26, 2026New

Yaz gecesinin sıcaklığı hâlâ çatı katının beton zemininden yükseliyordu. 28 yaşındaki evli mimar Kerem, minderlerin üzerine yayılmış halde birasından son yudumu aldı ve etrafına baktı. Karısı iki günlük iş seyahatine çıkmadan önce gülerek “Hall pass veriyorum ama sakın abartma,” demişti. Kerem o cümleyi her hatırlayışında hem güldü hem de midesinde tuhaf bir kelebek sürüsü hissetti. Yanında, 24 yaşındaki bekar grafiker Everett uzanmıştı; ince tişörtü terden hafifçe tenine yapışmış, kaslı kolunu başının altına almış, ekranın ışığında profilini ortaya çıkarıyordu. İkisi yıllardır aynı arkadaş grubunun içindeydi. Harriet, Yvonne ve Andre biraz ileride kendi aralarında fıkır fıkır gülüyor, film başlamadan önce dedikodu yarışına girmişlerdi.

Kerem ile Everett’in arasında ise bambaşka bir oyun yıllardır sürüyordu. Ofis partilerinde birbirlerinin beline dokunup “Yanlışlıkla oldu,” diye kıkırdayan, mesajlarda çift anlamlı espriler yapan, bakışlarıyla “Keşke” diyen o eski flört. Bu gece hall pass meselesi duyulalı beri şakalar dozunu artırmıştı. Everett bir saat önce merdivenlerde Kerem’in kulağına “Karın yokken mimari projelerini benden mi yoksa benden mi alıyorsun?” diye fısıldamış, Kerem de gülerek “Seni proje diye sunsam ofis onaylamaz, fazla sert hatlar var,” cevabını yapıştırmıştı. Şimdi ise ikisi de gergindi. Kerem içinden tekrar tekrar geçiriyordu: “Ya bu gece gerçekten olursa? Ya sadece şaka olmaktan çıkarsa?” Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki film müziği başlamışken bile kendi göğüs kafesini duyuyordu.

Film başladığında minderleri yan yana çekmişlerdi. Yaz gecesi açık hava sineması hafif rüzgârla sallanan perdelerle çevriliydi ama arka taraf epey karanlıktı. Bacakları ilk defa bilinçli olarak birbirine değdi. Everett’in çıplak baldırı Kerem’in dizine sürtündü, ikisi de aynı anda hafifçe güldü. Kerem göz ucuyla Everett’e baktı; grafikerin dudaklarında o meşhur yaramaz gülümseme vardı. “Üşüdün mü Kerem? Bacağın titriyor,” diye fısıldadı Everett, sesi alaycı ama boğuktu. Kerem de aynı tonda karşılık verdi: “Senin bacağın da benimkine sürtünüp duruyor, grafiker bey. Tasarım mı yapıyorsun orada?” İkisi de sessizce güldüler, seslerini filmden gelen patlamaların arasına sakladılar.

Bacaklar biraz daha yaklaştı. Bu sefer Everett dizini Kerem’in uyluğunun iç tarafına dayadı, hafifçe bastırdı. Kerem’in nefesi kesildi. Yıllardır biriktirdikleri o elektrik nihayet ciddileşiyordu. Everett eğildi, dudakları neredeyse Kerem’in kulağına değecek kadar yaklaştı. Sıcak nefesi kulağını gıdıkladı. “Hall pass’in hakkını verelim mi yoksa bütün gece böyle bacak mı sürtelim?” Kelimeler o kadar doğal, o kadar eğlenceli çıkmıştı ki Kerem bir an kahkaha atacak gibi oldu. Kalbi deli gibi çarpıyordu. Everett’in gözlerine baktı; orada sadece arzu değil, aynı zamanda “Evet dersen durmam” diyen net bir rıza gördü. Kendi içinden de aynı net cevap yükseldi. “Evet,” diye fısıldadı Kerem, sesi titremeden. “Gel, şu köşeye gidelim. Arkadaşlar fark etmeden.”

İkisi de kalktılar. Harriet “Nereye gidiyorsunuz lan?” diye seslendi. Everett hemen yalan attı: “Sigara molası, mimar bey nikotin eksikliği çekiyor.” Grup gülüp tekrar filme döndü. İkisi karanlık köşeye, sinema perdesinin arkasındaki çıkıntılı duvara doğru yürüdüler. Orası neredeyse zifiri karanlıktı, sadece şehrin neonları uzaktan hafif bir mor ışık veriyordu. Daha adım atar atmaz Everett Kerem’in tişörtünün yakasından tuttu ve onu kendine çekti. Dudakları açlıkla birbirine yapıştı. İlk öpücük sertti, dişler birbirine çarpıyordu. Kerem’in elleri Everett’in beline gitti, parmakları tişörtün altına süzüldü, terli sıcak teni avuçladı. Everett inledi, sesini Kerem’in ağzının içinde boğdu. “Siktir… yıllardır bunu hayal ediyordum,” diye mırıldandı Everett öpüşmenin arasında, sesi hem gülünç hem de şehvet doluydu. Kerem de güldü, alnını Everett’inkine yasladı. “Ben de… ama senin o grafiker parmaklarınla çizdiğin hayallerin bu kadar ıslak olacağını tahmin etmemiştim.”

Everett dizlerinin üzerine çöktü. Betonun serinliği dizlerini yaksa da umurunda değildi. Kerem’in kotunun düğmelerini aceleyle açtı, fermuarı indirdi. Sertleşmiş sik dışarı fırladı; kalın, damarlı, ucu zaten ıslaktı. Everett bir an hayranlıkla baktı, sonra o meşhur yaramaz gülümsemesiyle yukarı baktı. “Mimar beyin projesi epey büyükmüş.” Kerem güldü, eli Everett’in saçlarına gitti. “Konuşma da tadını çıkar.” Everett dudaklarını araladı ve sikini ağzına aldı. Önce yavaşça, diliyle başını dolaştı, sonra derinlere indirdi. Boğazının en dibine kadar aldı, burnu Kerem’in kasık tüylerine değdi. Kerem’in dizleri titredi. “Oha… Everett… sen bunu nerede öğrendin lan?” Everett boğazından gelen ıslak seslerle cevap verdi, sikini çıkarıp “Pratik yaptım, seninle ilgili fantezilerimde,” dedi ve tekrar derin boğazladı. Islak, sıcak, muhteşem bir emme sesi çıkıyordu. Kerem’in eli Everett’in saçlarını sıkıca kavradı, ritmi hafifçe kontrol etti ama zorlamadı. İkisi de bunun karşılıklı ve tamamen istekli olduğunu biliyordu.

Bir süre sonra Kerem Everett’i ayağa kaldırdı. “Şimdi sıra bende,” diye homurdandı. Everett’i duvara yasladı, kotunu ve boxer’ını aşağı sıyırdı. Everett’in sert sikini eline aldı, birkaç kez sıvazladı. Sonra parmaklarını ıslattı, Everett’in götünün arasına götürdü. Everett bacağını hafifçe kaldırdı, duvara yaslandı. “İçime girmeden önce hazırla beni,” dedi nefes nefese, sesinde hem talep hem de davet vardı. Kerem iki parmağını yavaşça soktu, içini açtı, kıvrık parmaklarıyla o hassas noktayı buldu. Everett’in iniltisi yükseldi; “Evet… işte orası… siktir Kerem, parmakların mimari harika.” İkisi de güldüler ama kahkaha şehvetle karışıyordu. Kerem üçüncü parmağını da ekledi, ritmik şekilde hazırladı. Everett’in bacakları titriyordu, sikinden şeffaf sular akıyordu.

“İçime gir artık,” diye yalvardı Everett, sesi hem komik hem de acılı bir şehvetle çıkıyordu. “Ayakta, sert… filmden daha iyi bir sahne istiyoruz.” Kerem sikini tükürükle ıslattı, Everett’in bacaklarının arasına yerleşti. Everett duvara tutundu, bir bacağını Kerem’in beline doladı. Kerem yavaşça ama kararlı şekilde girdi. Sıcak, dar, muhteşem bir his sardı sikini. İkisi de aynı anda inlediler. Kerem belini kavradı, ritmi artırdı. Her vuruşta Everett’in götü sikini tamamen yutuyordu. “Daha sert,” diye tısladı Everett. Kerem hızlandı, kalçaları Everett’inkine çarpıyor, tok sesler çıkıyordu. “Böyle mi? Daha mı sert istiyorsun grafiker?” Everett başını evet anlamında salladı, tırnaklarını Kerem’in omzuna geçirdi. “Daha sert sik beni… hall pass’ini sonuna kadar kullan.”

Ritimleri hızlandı. Ter ikisinin de sırtından akıyordu. Kerem bir eliyle Everett’in sikini sıvazlıyor, diğer eliyle belini sıkıca tutuyordu. Everett’in inlemeleri film sesine karışıyordu. “Boşalacağım… sen de içime boşal,” diye fısıldadı Everett. Kerem ritmi bozmadan daha derin, daha sert vurdu. İkisi de neredeyse aynı anda boşaldı. Everett’in siki Kerem’in parmaklarının arasında fışkırdı, sıcak damlalar ikisinin de tişörtüne sıçradı. Kerem derinlerde boşalırken Everett’in içini sıcaklığıyla doldurdu. Bir an ikisi de kaskatı kesildi, sadece nefes sesleri duyuluyordu.

Sonra ikisi de aynı anda kahkaha attı. Ter içindeydiler, bacakları titriyordu. Kerem sikini yavaşça çıkardı, Everett’i kendine çekip sarıldı. Vücutları yapış yapıştı ama ikisi de mutluluktan gülüyordu. Everett Kerem’in dudağına ıslak, yumuşak bir öpücük kondurdu. “Bu hall pass bayağı…” Cümlesi yarım kaldı çünkü tam o sırada merdiven tarafından ayak sesleri geldi. Harriet’in sesi uzaktan “Oğlum siz sigarayı bitirdiniz mi yoksa çatıdan mı atladınız?” diye sesleniyordu. Everett ile Kerem birbirlerine baktılar. Everett’in gözlerinde hâlâ aç bir parıltı vardı. Kerem’in sikiyse hâlâ yarı sertti ve Everett’in bacağına değiyordu. İkisi de gülümsedi ama bu sefer gülümsemenin içinde “Bu gece daha bitmedi” diyen bir vaat saklıydı. Everett parmağını Kerem’in dudağına koydu, sessizce “Şşş… sonra devamı var,” diye fısıldadı. Kalpleri hâlâ deli gibi atıyordu. Arkadaşlara dönmek zorundaydılar ama ikisi de biliyordu ki bu ilk öpücük ve ilk sert sikiş, sadece açılış sahnesiydi. Gece daha uzun, hall pass ise hâlâ geçerliydi.

Rooftop Sinemada Hall Pass’lı İlk Öpücük

Harriet’in sesi merdivenlerde yankılanırken ikisi de hızla fermuarlarını çekip tişörtlerini düzelttiler. Kerem’in kalbi hâlâ boğazında atıyordu; az önce Everett’in götüne son damlasına kadar boşalmış, şimdi de bacakları titreyerek minderlere geri dönüyorlardı. Everett yine o yaramaz grafiker gülümsemesini takındı, kolunu Kerem’in omzuna atıp “Sigara molası uzadı kusura bakmayın, mimar beyin çekim gücü yüksek,” dedi. Harriet kaşlarını kaldırdı ama filmdeki patlama sesi her şeyi bastırdı. Yvonne ile Andre kahkaha atıp tekrar ekrana döndüler. Kerem minderin üzerine çökerken içinden “Bu kadar yakın olmak işkence… sikim hâlâ ıslak ve onun tadı hâlâ ağzımda,” diye geçirdi. Everett hemen yanına yapıştı, bu sefer bacaklarını hiç saklamadan Kerem’in uyluğuna dayadı.

Battaniye bahanesiyle örtündüler. Yaz gecesi olmasına rağmen Everett “Üşüdüm ben, senin sıcaklığın iyi gelir,” diye fısıldadı ve kalın battaniyeyi ikisinin beline kadar çekti. Kimse şüphelenmedi. Daha minderlere yerleşir yerleşmez Everett’in eli battaniyenin altında Kerem’in kotunun düğmesine gitti. Parmakları ustaca açtı fermuarı, sıcak avucu direkt sikinin üzerine kapandı. Kerem dişlerini sıktı. Everett’in grafiker parmakları damarları hissederek yavaş yavaş sıvazlıyordu; başparmağı ıslak kasığı daireler çizerek ovuşturuyordu. Kerem’in sik i saniyeler içinde yine taş gibi oldu, damarları zonkluyordu. “Manyak mısın lan, Harriet tam karşımızda,” diye fısıldadı Kerem ama sesinde şehvet vardı, itiraz değil.

Everett kulağına eğildi, nefesi sıcak ve alaycıydı: “Hall pass verdiyse hakkını verelim mimarım. Az önce sen benim götümü yırtarcasına siktin, şimdi ben de senin yarağını elimde hissediyorum. Bak nasıl damar atıyor, ofis projelerinden daha sert.” Kerem güldü sessizce, eli de Everett’in bacağına kaydı. Kotunun içinden boxer’ını sıyırıp grafikerin sikini avuçladı. İkisi de aynı anda birbirlerini sıvazlamaya başladılar. Battaniyenin altında ıslak sesler çıkıyordu; Everett’in avucu Kerem’in sikinin başını sıktıkça şapırtı yükseliyordu. Kerem’in aklından “Karım iki günlük seyahatte, ben burada arkadaşların burnunun dibinde el muhabbeti yapıyorum… ama durmak istemiyorum, bu herifin eli sihirli,” diye geçti. Everett ise fısıltıyla “Parmaklarını götüme sok, hazırladığın gibi şimdi de ıslat beni,” dedi.

Kerem iki parmağını tükürükleyip Everett’in kotunun arkasından içeri kaydırdı. Dar, hâlâ kendi spermiyle ıslak göt deliğini buldu, yavaşça soktu. Everett hafifçe inledi, sesini film müziğine sakladı. Parmağı kıvırdıkça Everett’in sik i Kerem’in elinde zıplıyordu. İkisi de ritmi yavaş tuttular ama gözleri birbirine kilitlenmişti. Harriet bir ara “Siz yine mi sigara?” diye sordu. Everett “İçecek alacağız birazdan,” diye yalan attı, sesi titremeden. Kerem parmaklarını bir çıkardı bir soktu, Everett’in içini açtı. “Hazır mısın grafiker? Bu battaniye yetmiyor bana, seni tekrar istiyorum,” diye fısıldadı.

Battaniyeyi üstlerinden atıp kalktılar. Bu sefer sinema perdesinin arkasından değil, çatı katının en uzak köşesine, eski projektör kutularının ve paslı demir korkulukların olduğu tarafa yürüdüler. Orası daha da karanlıktı, şehrin neonları sadece mor bir gölge veriyordu. Everett Kerem’i sertçe duvardan çekip eski, yıpranmış bir kanepeye fırlattı. “Şimdi sıra bende mimar bey. Hall pass karşılıklı, değil mi? Sen benim götümü doldurdun, ben de seninkini dolduracağım.” Kerem bir an duraksadı ama sikinin zonklayarak kalktığını görünce güldü. “Sik lan beni o zaman. Ama sert sik, proje gibi sağlam olsun.”

Everett Kerem’in kotunu ve boxer’ını tek hareketle dizlerine kadar sıyırdı. Kerem’in kalın sik i havaya fırladı ama Everett bu sefer onu emmedi. Onu çevirdi, yüzünü kanepenin minderine bastırdı, kıçını yukarı kaldırdı. “Bak şu evli mimarın götüne… yıllardır mesajlarda flörtleşirken bunu hayal ediyordum.” Diz çöktü, iki eliyle kalçaları araladı ve dilini direkt deliğe dayadı. Sıcak, ıslak dili daireler çizerek yalıyordu; arada diliyle içini delik deşik ediyordu. Kerem’in dizleri titredi. “Siktir… Everett… dilin ne kadar uzun lan,” diye inledi. Everett güldü, sesi götünün arasından boğuk çıktı: “Grafik tasarım yaparken fırça darbelerini böyle atıyorum işte. Beğendin mi? Daha derin mi istiyorsun?”

Kerem cevap yerine kalçalarını geriye itti. Everett’in dili deliğinin içinde kıvrılıyor, tükürüğü bacaklarından aşağı süzülüyordu. Sonra iki parmağını birden soktu, açtı, kıvırdı. Kerem’in sik i kanepenin minderine sürtünüyor, ıslak iz bırakıyordu. İçinden “Evde karımla hiç böyle yalamamıştı… bu herif götümü resmen yiyor ve ben bayılıyorum,” diye düşündü. Everett üçüncü parmağını da ekledi, ritmik şekilde pompaladı. “Götün harika mimarım, sıcak ve dar. Şimdi yarağımı alacaksın.”

Ayağa kalktı, kendi kotunu tamamen çıkardı. 24 yaşındaki grafikerin uzun, damarlı siki dimdik havada sallanıyordu. Tükürükle ıslattı, Kerem’in arkasına geçti. Başını deliğe dayadı ve tek hamlede yarısına kadar gömdü. Kerem dişlerini minderin kenarına geçirdi. “Büyükmüş senin aletin… yavaş gir önce.” Everett güldü, “Yavaş mı? Proje teslim tarihi geçti mimarım,” dedi ve kalçasını ileri itti. Tamamen girdi. Sıcak, dar et Kerem’in içini doldurmuştu. Everett ritme başladı; önce yavaş, sonra sert, tok tok vuruşlarla. Her çarpışta Kerem’in kalçaları dalgalanıyordu.

“ Daha sert… sik beni Everett, hall pass’imi yırtarcasına kullan,” diye homurdandı Kerem. Everett saçını tutup başını geriye çekti. “İşte böyle… evli mimar götü benim şimdi. Karın iş seyahatinde, sen ise burada benim sikimle deliniyorsun.” Ritmi hızlandırdı. Ter sırtlarından akıyor, damlalar kanepenin üzerine düşüyordu. Kerem’in sik i boşlukta sallanıyor, her vuruşta karnına çarpıyordu. Everett bir eliyle Kerem’in belini sıkıca kavrıyor, diğeriyle kendi ritmini güçlendiriyordu. “Götün emiyor beni… harika bir tasarım.”

Pozisyon değiştirdiler. Everett kanepenin üzerine oturdu, Kerem üstüne bindi. Grafikerin siki yeniden girdi, bu sefer Kerem kendi hızını kontrol ediyordu. İniyor, kalkıyor, daireler çizerek oturuyordu. “Bak nasıl yutuyorum seni,” dedi Kerem nefes nefese. Everett’in elleri Kerem’in kalçalarını tokatlıyordu; şak şak sesleri geceye karışıyordu. “Tokatlama lan, iz kalacak,” diye güldü Kerem ama sesi zevkten kırılıyordu. Everett tokadı artırdı. “Kalsın iz, karına anlatırsın nasıl grafiker bir herif tarafından sikildiğini.”

Sonra Kerem’i tekrar dört ayak üstüne getirdi. Bu sefer gerçekten vahşice. Everett ayakta, Kerem kanepede domalmış halde. Kalçaları birbirine çarpıyor, ıslak şapırtılar yükseliyordu. Everett “Al işte… bütün ağırlığımla giriyorum… götün benim artık,” diye tısladı. Kerem’in eli kendi sikine gitti, hızlı hızlı sıvazlıyordu. İkisinin de nefesi hızlanmıştı. Everett’in topları Kerem’in götüne çarpıyor, ter kokusu havayı ağırlaştırıyordu. “Boşalacağım… içime ver hepsini,” diye inledi Kerem.

Everett son on saniye deli gibi pompaladı. Derin, sert, acıtacak kadar güçlü vuruşlar. Sonunda kaskatı kesildi, Kerem’in içinde zonklayarak boşaldı. Sıcak, kalın döller Kerem’in derinliklerine fışkırıyordu. Kerem de aynı anda fışkırttı; kanepenin minderine, kendi göğsüne, uzun beyaz ipler halinde. Everett sikini çıkardı, hâlâ damlayan başını Kerem’in kalçasına sürdü.

Sonra geriye bir adım attı, sesi hem yorgun hem hâlâ alaycıydı: “Kalk şimdi, götünden sızan spermlerim bacaklarından aksın, o ıslak delikle arkadaşlara dön ve karına da söyle bu mimar orospunun götü artık benim özel proje alanı, hall pass sonsuza kadar uzadı orospu çocuğu.”

Rate this story

★★★★★
Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged deepthroat standing-sex doggy-style creampie rough-sex

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.