Dare Oyunuyla İlk Defa Yabancıya Islanan Karım
28 yaşındaki Emre'nin karısı 26 yaşındaki Deniz, dare oyunuyla komşusu 32 yaşındaki Grant'i eve çağırıp hotwife olup ıslak amını sertçe sikt
Emre koltuğa yayılmış, bira şişesini parmaklarının arasında döndürürken karısına bakıyordu. Deniz karşısındaki minderede bacak bacak üstüne atmış, ince tişörtünün altından sutyensiz memelerinin ucu hafifçe beliriyordu. Sekizinci evlilik yıllarıydı ve ikisi de biliyordu ki aralarındaki ateşi canlı tutan şey, sıradan sevişmelerden çok daha fazlasıydı. Emre, Deniz’in gözlerindeki o kıvılcımı çoktan fark etmişti; karısı bazen sokağa bakarken, bazen televizyondaki yabancı bir adamı izlerken dudaklarını ısırıyor, bacaklarını birbirine sürtüyordu. Bu fanteziyi Emre hem kıskanıyor hem de sikini sertleştiren bir heyecanla onaylıyordu.
“Hadi,” dedi Emre, sesi boğuk. “Dare oyunu. Bu gece sınır yok. İkimiz de biliyoruz ne istediğimizi.”
Deniz’in yanakları kızardı ama gülümsedi. Yirmi altısındaydı, teni hala pürüzsüz, amı konuşulduğunda nemlenen türden bir kadındı. “Sen başla o zaman. Cesur ol.”
Emre öne eğildi, karısının dizine elini koydu. “Sana dare’im şu: Bu gece başka bir erkeğin seni sikmesini istiyorsun. Bunu açıkça söyle. Hem de detaylı.”
Deniz yutkundu, bakışları kocasının yüzünde gezindi. “İstiyorum… yabancı bir sikin içime girmesini. Senin izlerken… amımın başka bir adama ıslanmasını.” Kelimeler dökülürken bacaklarının arasını ovuşturdu, tişörtünün eteğini yukarı çekti. Külotsuzdu; pembe, dolgun am dudakları çoktan parlaktı. Emre’nin gözleri oraya kilitlendi.
“Güzel,” diye fısıldadı Emre. Sikinin kalınlaştığını pantolonunun içinden hissetti. “Şimdi benim dare’im daha net. Aşağı katımızdaki komşuyu çağır. Grant’i. Otuz iki yaşında, o uzun boylu, geniş omuzlu adamı. Davet et. Flört et. Dokun. Ben buradayken. İkiniz de isteyerek… ve ben izin veriyorum.”
Deniz’in nefesi kesildi. Grant’i her sabah çöpü çıkarırken görüyorlardı; kısa saçları, keskin çenesi, tişörtünün altındaki kaslı gövdesi. Deniz birkaç kez merdivende selamlaşırken adamın bakışlarının göğüslerinde gezindiğini fark etmiş, o gece Emre’ye amcık amcık yatarak boşalmıştı. “Emin misin?” diye sordu ama sesi heyecandan titriyordu. Parmakları amına doğru kaymış, ıslaklığına değmişti bile.
“Emrim. Ara onu.”
Deniz telefonu aldı, titreyen parmaklarla Grant’in numarasını buldu—birkaç ay önce apartman grubundan kaydetmişti. Açıldığında sesi kalın ve rahattı. “Alo?”
“Grant… ben Deniz, üst kattaki. Emre’yle… müsait misin? Bir şeyler içmeye gelsene. Yalnızız.”
Karşıdan kısa bir sessizlik, sonra gülümseyen bir ton. “Tabii. On dakikaya oradayım.”
Deniz telefonu kapattığında bacakları birbirine kenetlenmişti. Emre ayağa kalktı, karısının yanına çömeldi, parmaklarını amının yarığına sürttü. “Bak ne kadar ıslanmışsın. Grant gelecek diye amın sulanıyor, ha?” Deniz inledi, kalçalarını öne itti. Emre iki parmağını yavaşça içine soktu, ıslak sesler odayı doldurdu. “Oyun bu. Cesur ol. Ona da söyle ne istediğini.”
Kapı zili çaldığında ikisi de yerlerine geçmişti. Emre koltukta, Deniz kapıyı açarken. Grant eşiğin ötesinde duruyordu; kot pantolon, siyah tişört, kol kasları belirgin. Gözleri Deniz’in kısa şortuna, sonra arkasındaki Emre’ye kaydı. “İyi akşamlar,” dedi, içeri adım atarken. “Ne var ne yok?”
“Otur,” dedi Emre, sesi sakin ama alt tonu net. “Bira var, viski var. Konuşacağız biraz.”
Grant koltuğa oturdu, Deniz de yanına, bacakları kasten açık. Tişörtünün yakası düşük, memelerinin dekoltesi görünüyordu. Emre içki koyarken Deniz Grant’e döndü. “Biz… dare oyunu oynuyoruz. Biraz uçuk şeyler. Emre bana seni çağırmamı söyledi.”
Grant kaşlarını kaldırdı ama gülümsedi, bakışları Deniz’in bacak arasına indi. “Öyle mi? Ne dare’i bu?”
Deniz dilini dudağında gezdirdi, Emre’nin onaylayan bakışını yakaladı. “Karımın başka bir adam tarafından sikilmesini istiyorum,” dedi Emre açıkça, bardağı uzatırken. “Deniz de istiyor. Sen de istersen… bakışlar, dokunuşlar, konuşmalar. Kimse zorlanmıyor. İstersen kalkarsın gidersin.”
Grant’in boğazı hareket etti. Gözleri Deniz’in yüzünde, sonra memelerinde gezindi. “Siz ciddi misiniz?” Elini dizinine koydu, test eder gibi. Deniz geri çekilmedi; aksine bacağını açtı, Grant’in parmaklarının iç yüzüne kaymasına izin verdi.
“Ciddiyiz,” fısıldadı Deniz. “Seni izliyorum bazen… sabahları. Sikinin kalınlığını merak ediyorum.” Eli Grant’in uyluğuna kondu, yavaşça yukarı kaydı. Kotun altındaki sertliği hissettiğinde nefes verdi. “Bak, o da kalkmış bile.”
Grant alçak sesle güldü, ama parmakları Deniz’in şortunun paçasından içeri girdi. Islak am dudaklarına değdiğinde ikisi de durdu. “Vay amına… bomboş ve sırılsıklam.” Parmak uçlarıyla yarığı ayırdı, klitorisine bastırdı. Deniz belini kavis yaptı, Emre’ye baktı. Kocası pantolonunun fermuarını indirmiş, kalın sikini çıkarmış, yavaşça sıvazlıyordu.
“Devam et,” dedi Emre. “Ona dokun. Öp onu. Ben buradayım.”
Deniz Grant’in boynuna uzandı, dudaklarını adamın çenesine, sonra ağzına bastırdı. Dilini soktu, Grant de karşılık verdi; elini şortun içine iyice daldırıp iki parmağını amına soktu. Islak şapırtı duyuldu. “Sıkıymış amın,” diye homurdandı Grant öpüşmenin arasında. “Emre seni böyle mi sikıyor her gece? Yoksa boş mu kalıyor bazen, başka sik mi arıyor?”
“Arıyor,” dedi Deniz nefes nefese. Eli Grant’in pantolonunu açtı, kalın, damarlı siki dışarı fırladı. Avucuyla kavradı, başını ovdu; pre-come parmaklarına bulaştı. “Bunu istiyorum içimde. Kocam da istiyor izlemeyi.”
Grant parmaklarını daha derin soktu, başparmağıyla klitorisini ovaladı. Deniz inledi, kalçalarını adamın eline sürttü. Emre koltuğun kenarına gelmişti, sikini karısının yüzüne doğru tutuyordu. “Yala benimkini de biraz. Sonra Grant’inkini. İkisini de tadına bak.”
Deniz eğildi, Emre’nin sikini ağzına aldı, dilini altından gezdirdi. Aynı anda Grant’in siki elinde şişmeye devam ediyordu. Grant diğer eliyle Deniz’in tişörtünü yukarı sıyırdı, dolgun memelerini ortaya çıkardı, uçlarını parmaklarıyla sıkıp çekti. “Memelerin de evlere şenlik. Emre, karını böyle paylaşmak nasıl hissettiriyor? Sikin daha mı sert oluyor?”
“Daha sert,” diye cevapladı Emre, dişlerini sıkarak. Deniz’in boğazına doğru itti biraz. “Onun amının senin sikinle gerildiğini görmek istiyorum. Ama acele etme. Önce onu delirt.”
Grant parmaklarını çıkardı, ıslaklığı Deniz’in dudaklarına sürdü. Kadın Emre’nin sikinden ayrılıp Grant’in parmaklarını emdi, kendi tadını yaladı. Sonra eğilip Grant’in sikini ağzına aldı; kalın başını dilinin etrafında döndürdü, tükürüğüyle ıslattı. Grant’in eli saçlarına gitti, ama zorlamadı—sadece yönlendirdi. “İyi yalıyorsun… kocan mı öğretti böyle hor gibi yutmayı?”
Deniz başını salladı, boğazını açarak daha derine aldı. Gözleri yaşardı ama bırakmadı. Emre arkadan yaklaşıp karısının şortunu indirdi, amını arkadan avuçladı, iki parmağını sokup hızla pompaladı. “Bak Grant, nasıl kasılıyor. Senin için hazırlanıyor. Amı zonkluyor resmen.”
Grant inledi, Deniz’i saçından nazikçe çekip kaldırdı. “Gel buraya.” Onu kucağına çekti, yüz yüze. Deniz bacaklarını adamın beline doladı; ıslak amı Grant’in kalın sikinin üzerine oturdu, sürtündü. Baş, yarığa değdi, kaydı. İkisi de nefesini tuttu. Emre yanlarındaydı, bir eliyle karısının memesini yoğuruyor, diğer eliyle kendi sikini sıvazlıyordu.
“Söyle,” dedi Emre. “İkiniz de. İstiyor musunuz?”
“İstiyorum,” diye inledi Deniz, kalçalarını hafifçe savurarak sikin başını am dudaklarının arasında gezdirdi. “Sikini sok Grant. Kocamın önünde amımı sik. Islat beni, doldur beni.”
Grant’in elleri Deniz’in kalçalarındaydı, sıkı tutuyordu. “Ben de istiyorum. Bu gece karını sikmek istiyorum Emre. Sert. Derin. Amı şapırdayana kadar.” Göz göze geldiler—üçü de. Onay havada asılıydı, kalın ve ağır.
Deniz kalçalarını indirmeye başladı, Grant’in kalın başı amının girişini gererek içeri süzüldü. Sadece birkaç santim… ama o anda kapıdaki rüzgar, buzdolabının uğultusu, her şey kesildi. Deniz’in ağzı açık kaldı, Emre’nin sikini daha hızlı sıvazladığını gördü. Grant dişlerini sıktı, henüz tam girmeden durdu, sadece o sıcak, dar deliğin ağzında bekledi.
“Daha,” fısıldadı Deniz. “Daha sok… ama yavaş. Hissetmek istiyorum her santimini. Emre de görsün nasıl açıldığımı.”
Grant kalçalarını yukarı itti biraz daha, yarısına kadar gömüldü. Deniz’in tırnakları adamın omuzlarına battı. Emre öne eğildi, karısının amının gerilişini izledi—pembe dudaklar Grant’in damarlı sikini sarıyordu, ıslaklık taşıyor, kasıklara süzülüyordu. “Vay siktir… bak nasıl yutuyor seni. Devam et. Ama bitirme. Bu daha yeni başlıyor.”
Grant yarıda kaldı, Deniz’i kucağında salladı, her küçük hareketle daha derine kaydı. Öpüştüler yine, dil dil, salya. Emre’nin eli aralarına girdi, karısının klitorisini ovdu, Grant’in sikinin girip çıkan kısmına değdi. Üçlü bir ritme yaklaşıyorlardı; ten sesleri, ıslak sürtünme, kesik nefesler.
Deniz başını geriye attı, memeleri Grant’in yüzüne sürtündü. Adam bir ucu ağzına aldı, emerken sikini bir tık daha içeri verdi. “Amın beni sıkıyor… deli gibi. Emre, karın yabancı siki böyle mi karşılıyor hep? Yoksa sadece beni mi bu kadar istiyor?”
“Sadece bu geceyi,” diye cevapladı Emre, sesi kısık. “Ama bu gece senin. Sik onu. Ama boşalma. Henüz. Onu kenara getir, amı titretilsin. Ben de… izlerken dayanacağım.”
Deniz inledi, kalçalarını daha hızlı hareket ettirdi, Grant’in sikinin neredeyse tamamını içine alana kadar indi. Dolu, gerilmiş, zonklayan bir his. Elleri Emre’nin sikine uzandı, kocasını da sıvazlarken Grant’in üzerinde hopladı. Her inişte amı şapırdıyor, her çıkışta ipler gibi uzayan ıslaklık görünüyordu. Grant’in parmakları kıçını ayırdı, bir parmağı göt deliğinin etrafında dolandı—bastırmadan, sadece tehdit eder gibi.
“Burasını da mı?” diye fısıldadı Grant. “Yoksa şimdilik am yeter mi?”
“Şimdilik am,” dedi Deniz nefes nefese. “Sik beni orada. Daha sert. Emre’nin gözlerinin önünde boşalacağım neredeyse… ama tut beni. Daha fazla istiyorum.”
Emre ayağa kalktı, sikini Deniz’in ağzına doğru tuttu yine. Kadın hem Grant’in sikiyle dolu hem kocasını emer durumda, gözleri yaşlı, salyası akan, ama istek dolu bakışlarla ikisine birden baktı. Grant altından sert temperlemeye başladı—tam çıkarıp tam sokmadan, kısa, derin vuruşlar. Odanın havası ter, am suyu ve pre-come kokuyordu.
Gerilim bir yerde toplanmıştı; Deniz’in bacakları titriyor, Grant’in çenesi kilitlenmiş, Emre’nin damarları şişmişti. Ama kimse sona varmadı. Grant bir anda Deniz’i kaldırdı, siki amından kayarak çıktı, kalın ve parlaktı. Kadını koltuğa sırtüstü yatırdı, bacaklarını açtı, amının üzerine eğilip dilini yarığa bastırdı—Emre’nin tadı da karışmış o ıslaklığı emdi, klitorisini emdi, iki parmağını sokup “gel” noktasını buldu.
Deniz bağırdı, kalçalarını Grant’in yüzüne sürttü. Emre karısının memelerini avuçladı, uçlarını çekti. “Yala onu iyice. Sonra yine sok. Bu gece bitmeyecek daha.”
Grant başını kaldırdı, çenesi sırılsıklam. “Bitmeyecek,” diye tekrarladı, sesi boğuk. Sikini tekrar amın girişine dayadı, bastırdı, yarım girdi, durdu. Gözleri Emre’ye kaydı. “İzin var mı devam için… daha derine, daha sert?”
Emre sikini karısının dudaklarına sürterek gülümsedi. “Var. Ama yavaşlatma gerilimi. Onu kenarda tut. İkimizi de.”
Deniz elleriyle Grant’in kalçalarını çekti, siki daha içeri aldı, inledi. “Sikin… çok kalın. Amım yanıyor ama bırakma. Emre, bak nasıl sikiyor beni… ilk defa yabancı sik içimde ve senin yüzünden. Dare… kabul ettim. Şimdi sikin beni mahvet Grant. Ama boşalma. Henüz değil. Daha dokun, daha konuş, daha…”
Grant tam gömüldü o anda, kasıkları Deniz’in amına çarptı. Durdu. Derinlerde zonkladı. Üçü de nefes nefese, ter içinde, hareket etmeden o dolulukta kaldı—sanki bir sonraki saniye her şeyi kıracakmış gibi. Deniz’in amı kasılarak Grant’i sağdı, Emre’nin siki karısının dilinde seğirdi, Grant’in elleri kadının belini morartacak kadar sıktı.
Ama kimse boşa görmedi. Sadece o anın ağırlığı, ıslak sesler, kesik küfürler ve birbirlerinin gözlerine bakışlar kaldı. Grant kalçalarını geri çekti yavaşça, neredeyse çıkardı, sonra tekrar sonuna kadar sapladı—bir kez, iki kez—sonra yine derinde dondurdu. “Devam edeceğiz,” diye fısıldadı Deniz’in kulağına. “Amın beni bırakmayacak gibi. Emre de izlemeye doymayacak. Bu dare… bizi nereye götürecek biliyor musun?”
Deniz başını salladı, hem Emre’ye hem Grant’e bakarak, bacaklarını daha açarak, amını bilinçli sıkarak. “Götürecek… daha derine. Daha kibarsız. Daha… paylaşılmış. Ama şimdi… hareket et. Sik. Yala. Dokun. Bitirme bizi daha.”
Emre karısının saçını okşadı, sikini yine ağzına verdi. Grant yeniden temposunu kurdu—derin, ıslak, kontrollü vuruşlar. Oda iniltiler, şapırtılar ve “daha”, “sik beni”, “izle beni” fısıltılarıyla doldu. Gerilim bir yay gibi gerilmişti; her an kopacak, ama henüz kopmamış, bir sonraki harekete, bir sonraki cesur kelimeye, bir sonraki izne doğru taşınıyordu.
Grant’in kontrollü vuruşları Deniz’in amını her seferinde biraz daha açıyor, ıslak şapırtılar koltuğun derisine yapışıyordu. Deniz hem kocasının sikini emiyor hem de Grant’in kalınlığını boğazına kadar hissediyormuş gibi inliyordu; tırnakları adamın sırtına gömülmüş, bacakları titreyerek açılıyordu. Emre yanlarındaydı, bir eliyle karısının saçını okşarken diğer eliyle kendi sikini yavaşça sıvazlıyor, o gerilimi koparmadan izliyordu. “Bak nasıl doluyor,” diye fısıldadı Emre. “Amın Grant’in sikine yapışmış, bırakmıyor.”
Grant birden temposunu bozdu. Deniz’i omuzlarından tutup kendine çekti, dudaklarını sertçe bastırdı. Dilini ağzına soktu, ısırır gibi emdi; Deniz’in nefesi kesildi, iniltisi öpüşmenin içine karıştı. Emre’nin gözleri ikisinin de yüzünde geziniyordu—karısının dudaklarının başka bir adamınkilerle ezilişini, salyanın süzülüşünü seyrediyordu. Sikinin damarı zonkladı. Grant öpüşmeyi bozmadan ellerini Deniz’in beline kaydırdı, onu koltuğun kenarına çevirdi. “Domal,” diye homurdandı. Deniz itaat etti; ellerini koltuğun sırtına koydu, kalçalarını geriye çıkardı. Islak amı açıkta, pembe dudaklar şişmiş, suları uyluklarına akıyordu.
Grant arkasına geçti, kalın sikinin başını amın girişine dayadı. Bir saniye bekledi, Emre’ye baktı. Emre başını hafifçe salladı. Grant belini geri çekip sonra sertçe öne itti—tam boyuna kadar gömüldü. Deniz bağırdı, “Ah siktir… dolu, çok dolu!” Grant ellerini kadının kalçalarına geçirdi, parmaklarını ete gömdü ve hızlı, derin vuruşlara başladı. Her saplanışta kasıkları şapırdayarak çarpıyordu; am suyu sıçrıyor, sikin damarları her çıkışta görünüyordu. Deniz başını arkaya attı, memeleri sallanırken inliyordu. “Daha sert… lütfen daha sert sik beni!”
Grant bir elini Deniz’in saçlarına doladı, sertçe çekti. Başını geriye doğru eğdi, kulağına eğildi. “Kocanın izlediği hotwife orospu… bak nasıl amını yabancılara sunuyorsun. Emre’nin gözlerinin önünde sırılsıklam olup sikiliyorsun. Söyle, orospu, kocan izlerken mi daha çok ıslanıyorsun?” Deniz inleyerek cevap verdi, sesi boğuk: “Evet… hotwife orospuyum, kocamın önünde sikilmek istiyorum. Daha sert vur, amımı parçala!” Grant saçını daha sıkı tuttu, kalçalarını şaklatırcesine hızlı pompaya geçti. Derin, acımasız tempolar; her seferinde dip noktasına kadar giriyor, Deniz’in rahmine vuruyormuş gibi basıyordu. Emre koltuğun yanına gelmiş, sikini karısının yüzüne doğru tutuyordu. Deniz dilini uzattı, kocasının başını yaladı, tükürük akıttı. “İzle beni Emre… bak nasıl beceriyor. Amım yanıyor ama bırakma Grant, bırakma!”
Grant temposunu bozmadan bir elini öne uzattı, Deniz’in klitorisini buldu, sertçe ovaladı. Kadının bacakları titredi, amı kasılarak siki sıktı. “Boşalacaksın,” diye hırladı Grant. “Kocanın izlediği orospu hotwife boşalacak şimdi. Amını sık bana.” Deniz’in iniltisi çığlığa döndü; vücudu kilitlendi, amı ritmik kasılmalarla Grant’in sikini sağdı, suları fışkırır gibi aktı. “Geliyorum… ah siktir geliyorum!” Grant onu boşalırken bile sikmeye devam etti, her kasılmayı zorlayarak uzattı. Emre karısının yüzüne bakarak kendi sikini daha hızlı sıvazladı. “İyi kız… boşal, Grant’in sikine boşal.”
Grant siki hâlâ amın içindeyken Deniz’i çevirdi, koltuğa oturttu, kendisi de altına geçti. Kadını kucağına aldı, yüz yüze; bacaklarını açtırıp siki tekrar amına gömdü. Deniz inleyerek üzerine oturdu, kalçalarını savurdu. Grant memelerini avuçladı, uçlarını sıkıp ısırdı. “Şimdi yüzüne boşalacağım,” dedi boğuk sesle. “Aç ağzını, dilini çıkar. Kocan da izlesin nasıl boyuyorum seni.” Deniz itaat etti, dilini uzattı, gözleri yarı kapalı zevkten. Grant birkaç sert vuruş daha yaptı, sonra siki çıkarıp ayağa kalktı. Kalın, parlakk sikini Deniz’in yüzüne doğru tuttu, hızlı sıvazladı. “Al orospu… hotwife yüzüne al.” İlk fışkırma alnına, sonra burnuna, diline çarptı; sıcak, koyu döl damlaları yanaklarına, dudaklarına aktı. Deniz dilini uzatarak yaladı, bazılarını yuttu. Emre de aynı anda ileri adım attı, karısının açık ağzına siki soktu. “Ben de… ağzına.” Birkaç pompadan sonra boşaldı; dölü Deniz’in diline, boğazına fışkırdı. Kadın ikisini birden yutmaya çalışırken boğazı kasıldı, salya ve döl karışımı çenesinden aktı.
Üçü de nefes nefese kaldı. Grant siki hâlâ zonklarken Deniz’i kucağından indirdi. Deniz ve Grant ter içinde, gülerek birbirlerine sarıldılar; alnı alnına, omuzları titreyerek. “Vay anasını,” diye kıkırdadı Grant. “Bu… deliymişsiniz siz.” Deniz gülerek başını adamın göğsüne yasladı. Emre öne eğildi, karısının dudağından öptü—döl tadı hâlâ oradaydı. “Bu gece inanılmazdın,” fısıldadı. “Seni izlerken sikim patlayacaktı. Cesurdun.”
Banyo’ya geçtiler. Duşun altında üçü birlikte durdu; ılık su teri ve dölü yıkarken nazikçe birbirlerini ovdular. Emre Deniz’in sırtını sabunladı, Grant da kollarını. Deniz ikisinin de göğsünü yıkadı, parmakları yavaşça gezindi ama acele yoktu—sadece yumuşak dokunuşlar, gülüşmeler. “Teşekkürler,” dedi Deniz Grant’e, sesi yumuşak. “Bu gece… unutulmazdı.” Grant gülümsedi, saçını okşadı. “Ben teşekkür ederim. İkinize de.”
Kapıda Grant’i yolcu ettiler. El sıkıştılar, Deniz kısa bir sarılma daha verdi. “Yine… belki,” diye mırıldandı Emre, göz göze. Grant başını salladı, gülümseyerek indi. Kapı kapanınca Emre Deniz’i kucağına aldı, yatak odasına taşıdı. Çarşaflara düştüler; hâlâ ıslak, hâlâ sıcak. Emre karısının üzerine eğildi, bacaklarını açtı. “Anlat,” dedi öperek. “Neler hissettin. Grant’in siki nasıl geldi. Daha ne istiyorsun.”
Deniz bacaklarını kocasının beline doladı, amını Emre’nin yeniden sertleşen sikine sürttü. “Kalındı… amımı gerdi, senin izlediğini bilmek deli etti beni. Hotwife demesi… saçımı çekmesi. Daha isterim Emre. Belki başka gece, belki iki kişi birden. Ama şimdi seni istiyorum. İçime gir.” Emre yavaşça girdi, bu sefer yumuşak ama derin. Öpüştüler, kalçalar ritmik savruldu. Deniz inledi, tırnaklarını kocasının sırtına geçirdi. “Sertleşiyor musun yine… fantezilerimizi konuşunca mı?” Emre gülümseyerek daha derine bastırdı. “Evet. Seni paylaşmak… sonra geri almak. Amın hâlâ Grant’in izini taşıyor ama benim.”
Tutkulu, yavaş ama yoğun bir sevişme başladı. Emre karısını altına aldı, bacaklarını omuzlarına koydu, her vuruşta klitorisini ovdu. Deniz boğuk sesle “daha… seninle boşalmak istiyorum” diye yalvardı. Emre temposunu yükseltti, öpücükler boyna, memelere indi. Birlikte geldiler—Deniz’in amı kasılırken Emre de içine boşaldı, sıcak dölü doldurdu. Sonra yan yana uzandılar, terli tenler birbirine yapışık, nefesler yavaş yavaş düzelirken. Emre karısının saçını okşadı, alnından öptü. Deniz gülümseyerek gözlerini kapadı, kocasının koluna yaslandı; odanın loşluğunda sadece kalp atışları ve yumuşak fısıltılar kaldı, fantezinin sıcaklığı hâlâ tenlerinde titreşirken.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories