Komşu Kadının Market Deposu Sıcağında

23 yaşındaki marketçi Kerem, 42 yaşındaki seksi dul komşusu Sonia’yla market deposunun sıcağında sonunda dayanamayıp sertçe sikiyor.

7 min read September 22, 2026New

Market deposunun metal kapısı gürültüyle kapanırken Kerem, elindeki kasa defterini yere düşürdü. Yirmi üç yaşındaydı, mahallenin küçük marketinde akşam vardiyasında çalışıyordu ve depo her zaman sıcaktı ama bu akşam vantilatör bozulmuş, dışarıdaki yaz sıcağı içeriye hapsolmuştu. Ter zaten sırtından beline süzülüyordu. Sonra sesi duydu.

“Kerem… kapı kilitlendi galiba.”

Sonia’ydı. Kırk iki yaşında, iki sene önce kocasını kaybetmiş dul komşusu. Marketin en sadık müşterilerinden; her akşam geç saatte gelip süt, ekmek, bazen de sadece “bir şey lazım” bahanesiyle rafların arasında dolaşırdı. Kerem’in gözleri her seferinde onun kalçalarına, derin göğüs dekoltesine takılır, Sonia da bunu fark edip dudaklarında o yavaş, bilerek gülümsemeyi bırakırdı. Şimdi depo koridorunun daracık aralığında, dar beyaz tişörtü terden vücuduna yapışmış, kısa etek kalçalarını sarmış halde duruyordu. Memelerinin ucu kumaşın altından belirginleşmişti.

Kerem yutkundu. “Anahtarı dışarıda unuttum herhalde. Biraz bekleriz, Ahmet amca gelir.”

Sonia bir adım yaklaştı. Depo raflarının arasındaki mesafe zaten dardı; tenlerinin ısısı birbirine karıştı. “Bekleriz… Sıcaklık dayanılacak gibi değil ama.” Gözlerini Kerem’in terli göğsüne, ince tişörtünün altındaki kaslarına kaydırdı. “Senin gibi genç bir erkekle… böyle sıcak bir yerde kalmak. Uzun zamandır özlediğim bir şey vardı. Sıcak, aceleci, utangaç olmayan bir şey.”

Kerem’in aleti pantolonunun içinde kabarmaya başladı. Aylardır süren o flörtöz bakışmalar, Sonia’nın kasiyer masasına eğilip “bugün de bana bakıyorsun yine” demeleri, Kerem’in gece yatağında onu hayal ederek otuzbir çekmeleri… hepsi bir anda deponun boğucu havasında toplanmıştı. “Sonia teyze—”

“Teyze deme.” Sesinde kıkırdama vardı ama altı karanlıktı. “Beni teyze diye anmana gerek yok. Bak nasıl terliyorum.” Tişörtünün yakasını çekti, boyun hattındaki ter damlaları ışıltı gibi parladı. “Sen de terliyorsun. Ellerin titriyor resmen.”

Sıcaklık gerçekten dayanılmaz hale geldi. Sonia parmaklarını bluzunun —tişörtünün aslında iki düğmeli üst kısmının— düğmelerine götürdü. Bir, iki. Kumaş aralandı. Siyah dantel sütyenin üstünden dolgun, ağır memeleri dökülüverdi; terli deri parlıyordu, uçları sertleşmişti. Kerem bakışlarını kaçırmadı. Sonia gülümsedi, dilini alt dudağının kenarına sürttü.

“Dokunmak ister misin?”

Kerem’in cevabı sözle değil elle geldi. Terli avuçları o dolgun göğüslere kapandı; et sıcak, yumuşak, ağırdı. Başparmakları uçları rubiken ovuşturunca Sonia boğuk bir inilti kopardı, başını geriye attı. “Ahh… evet, böyle. Sert tut.”

Sonra öptü onu. Aç, ıslak, dilini Kerem’in ağzına sokan bir öpücük. Dişler çarpıştı, nefesler birbirine karıştı. Kerem memelerini sıkmaya devam ederken Sonia kalçalarını onun sertliğine sürttü, eteğin altından külotsuz olduğunu —ya da tonga benzeri bir şeyin ipini— hissettirdi. Yıllardır bastırdıkları arzu artık gizlenemiyordu; Kerem pantolonunun düğmesini çözerken Sonia kulağına fısıldadı:

“Sik beni. Burada, şimdi. Kapı kilitli, kimse gelmez hemen. Amımı o genç yarrağınla doldur.”

Sonia dizlerinin üzerine çöktü. Beton zemin sertti ama umurunda değildi. Kerem’in boxersını aşağı çekti; kalın, damarlı, ucu çoktan ıslanmış yarak yüzüne çarptı. Sonia dilini bastırıp kökten tırnağa kadar yaladı, sonra ağzını açıp başını öne eğdi. Islak, bastırılmış sesler depoda yankılandı—gluk, gluk—boğazının daralmasına aldırış etmeden derinlere aldı. Kerem dişlerini sıktı, parmaklarını kadının nemli saçlarına geçirdi.

“Kahretsin Sonia… boğazına kadar alıyorsun.”

Sonia gözlerini yukarı çevirdi, ağzı doluyken mmm diye mırıldandı. Kerem kalçalarını öne itti, yavaşça yüzünü sikmeye başladı. Tükürük çenesinden memelerine aktı; Sonia öğürmeden, isteyerek aldı, elleriyle taşaklarını ovuşturdu. Bir süre sonra geri çekildi, ip gibi salya yarağın ucundan süzülürken nefes nefese kaldı.

“Rafa yasla beni. Arkadan gir. Dayanamıyorum artık.”

Kerem onu kaldırdı, metal depra rafına döndürdü. Sonia etekini beline sıyırdı; kılsız, şişmiş, sırılsıklam amcık göründü. Kerem başını amının arasına sürüp bir kez, iki kez yaladı—Sonia titredi—sonra belini kavrayıp yarrağın ucunu aralığa dayadı. Bir itişte yarısına kadar girdi. Sıcak, dar, emici.

“Ahhh fuck—evet, hepsini sok!”

Kerem belini geri çekip sertçe bastı. Sonia’nın kalçaları şap şap diye çarpıyordu her seferinde. Elini kaldırıp bir tokat indirdi; beyaz et kızardı. Sonra bir tane daha. Sonia sırtını kamburlaştırıp daha çok açıldı.

“Sik beni oğlum, bu MILF amını parçala! Daha sert… ahh, evet, dibine kadar!”

Kerem tempo tutturdu. Raf sallanıyor, teneke kutular tıkırdıyordu. Sonia’nın memeleri her dürtüşte sarkıp sallanıyor, ter damlaları omurgasından bel çukuruna iniyordu. Kerem bir eliyle saçını yakalayıp hafifçe geri çekti, öbür eliyle kalçasını sıkı tuttu. Amcığın ıslak sesi—şlap şlap şlap—deponun sıcak havasında yayılıyordu.

Sonra onu çevirdi. Sonia’yı sırtüstü, biraz daha alçak bir sandık-kutunun üzerine yatırdı, bacaklarını omuzlarına attı. Dizlerini göğsüne katladı. Bu açıyla yarak daha da derine gömüldü; Sonia’nın ağzı açık kaldı, gözleri kaydı.

“İçimde… çok derin, Kerem, karnıma vuruyor—”

Kerem eğilip bir memesini ağzına aldı, emerken belini vahşi, kısa, hızlı pompalarla çalıştırdı. Her seferinde taşakları Sonia’nın göt deliğine çarpıyordu. İkisi de sırılsıklam ter içindeydi; ten ten üstüne yapışıyor, kayıyor, yine birleşiyordu. Sonia tırnaklarını Kerem’in sırtına geçirdi.

“Sikiyorum seni… dul komşumun amını market deposunda sikiyorum,” diye homurdandı Kerem, sesi boğuk. “Nasıl bu kadar dar kalmış hâlâ?”

“Çünkü… ahh… genç yarak özlemişti. Boşalt içime—hayır, dur, önce beni—”

Sonia’nın karnı gerildi. Bacakları Kerem’in omuzlarında titremeye başladı. Amcığı ritmik kasılmalarla yarağı sıktı, sıktı, âdeta sağdı. “Geliyorum—Kerem, amını siktin, geliyorum!” diye haykırırken şeffaf, bol bir ıslaklık yarağın etrafından fışkırdı; Kerem’in kasıklarını, sandığı, yere kadar ıslattı. Orgazm dalgalarıyla bedeni kıvrandı, memeleri sarsıldı, ağzından kesik kesik iniltiler döküldü.

Kerem fren yapmadan pompalamaya devam etti. Sonia’nın hâlâ seğiren, aşırı hassas duvarları onu her saniyede daha da sıkıyordu. Kendi boşalması belinin kökünde toplanmıştı; taşakları gerilmiş, yarağın ucu zonkluyordu. Sonia’nın bakışları buğulu buğulu ona kilitlendi, bacakları hâlâ omuzlarındaydı, amı hâlâ aralıklı kasılıp bırakıyordu.

“İçimde tut,” diye fısıldadı Sonia, nefesi titreyerek. “Boşalma… henüz. Biraz daha—beni böyle delik deşik ederken izle. Bak nasıl kıvranıyorum altında.”

Kerem dişlerini gıcırdattı. Birkaç derin, yavaş, dibi gören hamle daha yaptı; her birinde Sonia’nın karnında hafif şişkinlik beliriyordu. Ter gözüne kaçtı. Kapı hâlâ kilitliydi, depo fırın gibiydi, Sonia’nın boşalmış amı onu ıslak ıslak emiyordu ve kendi boşalmasının eşiğinde, tam o ince çizgide asılı kalmıştı—bir saniye ileri gitse fışkıracaktı, ama Sonia’nın tırnakları boynuna gömülmüş, “daha, biraz daha dayan oğlum” diye kulağına üflerlerken gerilim bambaşka bir yere tırmanıyordu.

Kerem belini geri çekip yeniden boğazına kadar gömdü; Sonia’nın karnındaki o hafif şişkinlik her darbeyle belirginleşiyor, sonra kayboluyordu. Dişlerini sıktı, ter damlaları çenesinden düşüp Sonia’nın memelerinin arasına iniyordu. Kadının tırnakları boynuna daha derine battı.

“Dayan… biraz daha,” diye fısıldadı Sonia, sesi hırıltılı. “Bak nasıl açılıyorum sana. Bu yaşta hâlâ böyle dar kalabilmek… senin gibi taze bir yarakla işte mümkün.”

Kerem homurdandı. Kalçalarını yavaş, acımasız bir ritimle çevirdi; ucu her seferinde o en derin noktaya çarpıyor, Sonia’nın bacakları omuzlarında sarsılıyordu. Amcığın ıslak duvarları hâlâ seğiriyordu, önceki boşalmanın artçıkları gibi. Kerem eğilip diğer memesini ağzına aldı, dişlerini ucuna hafifçe bastırdı. Sonia sırtını sandıktan kaldırdı, boynu gerildi.

“Siktir… em, ısır biraz. Beni delirt.”

Kerem ısırdı. Aynı anda belini daha sert, daha kısa vuruşlarla çalıştırdı. Ten ten üstüne yapışmıştı; her kayışta şap şap sesi deponun metal raflarında yankılanıyordu. Sonia bir elini aşağı indirdi, parmaklarını kendi klitorisine götürüp ovuşturmaya başladı. Kerem’in yarrağı içeri girip çıkarken parmakları da ıslak dilimleri ayırıyordu.

“İkinci kez… geliyorum yine. Kerem, amımı sıkıyorum bak—”

Kasılmalar yeniden başladı. Sonia’nın amı Kerem’in aletini ritmik, güçlü dalgalarla sağdı. Kadın başını geriye attı, boğuk bir çığlık kopardı; bacakları titredi, topukları Kerem’in sırtına vurdu. Bu sefer fışkırma daha azdı ama duvarlar o kadar sımsıkı kapandı ki Kerem neredeyse nefesi kesti. “Kahretsin Sonia… içini emiyorsun resmen.”

Sonia nefes nefese güldü, gözleri buğulu. “Çünkü senin yarağın… ahh… tam istediğim kalınlıkta. Şimdi çevir beni. Diz üstü, rafın kenarına. Götümü de yokla biraz.”

Kerem çekildi. Yarağı sırılsıklam, zonklayan bir halde dışarı çıktı; ucundan şeffaf iplikler süzülüyordu. Sonia hemen döndü, metal rafa yaslandı, kalçalarını geriye doğru itti. Eteği hâlâ belinde toplanmıştı. Kıllı olmayan, şişmiş amı aralandı; biraz daha yukarıda göt deliği de terden parlıyordu. Kerem diz çöküp önce amını yeniden yaladı, dilini içeri sokup çıkardı, sonra dilini yukarı kaydırıp göt deliğinin etrafını yaladı. Sonia irkildi.

“Evet… dilini oraya da. Sonra yarrağını tekrar amıma sok, ama parmağını götüme ver.”

Kerem ayağa kalktı. Ucu amın ağzına dayadı, bir vuruşta dibine kadar gömdü. Aynı anda tükürüğünü parmağına sürüp Sonia’nın göt deliğine bastırdı; yavaşça, ilk boğuma kadar girdi. Sonia inledi, kalçalarını geriye doğru itti.

“Daha… parmağını da sok. İkisini birden hissetmek istiyorum.”

Kerem ikinci parmağını da ekledi, göt deliğini nazikçe gererek açtı. Aynı anda belini vahşi bir tempo tutturdu. Sonia’nın memeleri rafa sürtünüyor, her darbede metal tıkırdıyordu. Kerem’in taşakları ıslak ıslak amına çarpıyordu. İçerideki baskı dayanılmazdı; boşalma hissi belinin dibinde kaynıyor, yarağın damarları zonkluyordu.

“Boşalacağım Sonia… tutamıyorum artık.”

“İçime boşalt,” diye emretti Sonia. Sesinde hem emir hem yalvarış vardı. “O genç dölünü benim dul amıma ver. Doldur beni. Hissetmek istiyorum… sıcak sıcak aktığını.”

Kerem tempo arttırdı. Parmağını götünde çevirirken belini son bir kez, iki kez, üç kez sertçe vurdu. Sonra her şey koptu. Yarağı derinlerde şişti, kasıldı; kalın, sıcak fışkırmalar peş peşe amın duvarlarına çarptı. Kerem dişlerini Sonia’nın omzuna geçirdi, boğuk bir iniltiyle boşaldı. Döl peş peşe fışkırıyordu—bir, iki, üç, dört—her dalgada kalçaları seğiriyor, Sonia’nın içinde titriyordu. Sonia da o sıcaklığı hissedince yeniden gerildi; parmakları rafın kenarını sıktı.

“Evet… işte böyle. İçime akıt hepsini. Ne kadar varsa…”

Kerem hâlâ seğirerek pompalamaya devam etti. Son damlalar da süzülünce yavaşça durdu ama çıkmadı. İçeride kaldı; yarağı hâlâ sert, hâlâ zonkluyordu. İkisi de nefes nefese, ter içinde, deponun boğucu sıcağında birbirine yapışmış halde kaldı. Kerem parmaklarını Sonia’nın götünden çıkardı, belini sardı, göğsünü kadının terli sırtına yapıştırdı.

Sonia başını yana çevirdi, dudakları Kerem’in çenesine değdi. “Hâlâ içimdesin… ve hâlâ sertsin. Yirmi üç yaş… ah be Kerem.” Gülümsedi, kalçalarını hafifçe kıpırdattı; içinde kaygan, dölle dolu amı yarağı bir kez daha sıktı. “Kapı bir süre daha açılmaz herhalde. Ahmet amca geç gelir bazen.”

Kerem yavaşça belini geri çekti, sonra yeniden yarıya kadar soktu. İçerideki döl şap diye ses çıkardı, kenarlardan sızmaya başladı; kalın, beyaz damlalar Sonia’nın kalçalarına, bacaklarının arasına aktı. Kerem elini uzatıp o sızıntıyı parmakladı, sonra parmaklarını Sonia’nın dudaklarına götürdü. Kadın dilini uzatıp yaladı, gözlerini kırpmadan Kerem’e baktı.

“Tadına bak… kendi dölünle karışmış amımın tadı. Beğendin mi?”

Kerem boğuk bir sesle cevap verdi. “Daha önce hiç böyle bir şey yaşamadım. Senin gibi… bu kadar aç, bu kadar ıslak bir kadınla.”

Sonia doğruldu biraz, Kerem hâlâ içindeyken arkaya bakarak gülümsedi. “O zaman bu gece bitmesin. Beni burada, bu rafta, bir kez daha sikebilirsin. Ya da… eve götürürsün. Komşu olarak değil. Sevgili gibi.” Kalçalarını bir kez daha oynattı, yarağı daha derine çekti. “Ama önce şunu söyle bana net: Bu depoda, bu sıcakta, bu yaşlı amı parçaladıktan sonra… yarın yine gelecek misin, yoksa bir kerelik miydi?”

Kerem yavaşça belini çekip tamamen çıkardı. Döl akıntısı Sonia’nın bacaklarından aşağı süzüldü, beton zemine damladı. Kerem kadını çevirdi, memelerini avuçladı, alnını onunkine dayadı. Nefesleri hâlâ hızlıydı. Göz göze geldiler; deponun loş ışığında Sonia’nın bakışları hem doymuş hem aç görünüyordu.

Kerem başparmağıyla Sonia’nın alt dudağını sıvazladı, sesi alçak ve kesin çıktı:

“Yarın akşam yine depoda olacağım. Kapıyı içeriden kilitleyeceğim. Sen de gel… ve bu sefer külot hiç giyme. Anlaştık mı?”

Rate this story

Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged deepthroat doggy-style rough-sex creampie dirty-talk

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.