Kocalarının Gözleri Önünde Tatil Sevgilime Ahırda Teslim Oldum
32 yaşındaki Brigitte, kocası izlerken ahırda 28 yaşındaki Terrence’in yarağına gönüllü teslim oldu.
Otuz iki yaşındayım, Brigitte. Kocam Victor’la evliliğimizin yedinci yılındaydık ve o yaz, şehirden kaçıp bir çiftlik pansiyonuna gitmeye karar verdik. Temiz hava, saman kokusu, sabahları inek sesleri… Victor “huzur buluruz” demişti. Ben de öyle sandım. Ta ki ahırın kapısında Terrence’i görene kadar.
Terrence yirmi sekiz yaşındaydı, ahır sorumlusu. Geniş omuzları, güneşte yanmış kolları, terle yapışmış tişörtünün altından belli olan sert gövdesi… İlk bakışta göz göze geldik. Dudaklarım kurudu. Victor yanımda bavulları indirirken ben Terrence’in koyu gözlerine bakıyordum; o da bana bakıyordu, gülümsemesi yavaş ve bilerek. “Hoş geldiniz,” dedi, sesi kalın. Elini uzattı, parmakları iri ve nasırlıydı. Dokunduğunda bir an fazla tuttum elini. Victor fark etmedi. Ama ben fark ettim. İçimde o eski fantezi kıpırdadı: kocamın gözleri önünde başka bir erkeğe teslim olmak. O gece yatağa girerken bacaklarımı sımsıkı kapattım, çünkü amım çoktan ıslanmıştı.
Sonraki günler flörtün sessiz haliyle geçti. Kahvaltıda Terrence masamıza taze yumurta getirirken tabağı önüme koyup “Afiyet olsun, Brigitte hanım” dediğinde parmağını bileğime sürttü. Victor ekmeğine tereyağı sürüyordu. Ben Terrence’e bakıp “Teşekkürler” dedim, sesim boğuk. Öğleden sonraları ahıra yürüyüş bahanesiyle gidiyordum. O atları tımar ederken ben kapı eşiğinde duruyor, terinin kokusunu içime çekiyordum. Bir keresinde arkamdan gelip boynuma fısıldadı: “Kocan neredeyse hep meşgul oluyor, değil mi?” Dönüp baktım. Dudaklarımız birbirine değecek kadar yakındı. “Evet,” dedim. “Ve sen… bana bakıyorsun.” Gülümsedi. “Bakmaz mıyım? Senin gibi bir kadın ahıra her gün gelince.” Kalbim güm güm atıyordu. O akşam Victor’la yemek yerken bacaklarımı ovuşturdum masanın altında. Fantezim artık yanıyordu: kocam izlerken Terrence’in yarağını almak. Utanmalıydım belki ama utanmıyordum. Azmıştım.
Akşamları ahırın arkasında buluşmaya başladık. İlk gece sadece öpüştük. Terrence beni duvara yasladı, dilini ağzıma soktu, bir eliyle göğsümü sıktı. “Sertsin,” diye mırıldandım nefes nefese. Eli eteğimin altından kaydı, külotumun kenarını çekti, parmaklarını ıslak amıma sürdü. “Sen de ıslaksın, Brigitte. Kocan bilmiyor bunu, değil mi?” “Bilmiyor,” dedim, kalçalarımı onun eline iterek. “Ama belki… izliyordur.” Terrence’in parmakları içeri girdi, iki tane, hızlı. “İzlesin o zaman,” dedi. O gece sadece parmaklarıyla boşalttı beni, avucunun içinde titreyerek. Dönüp Victor’un penceremize bakan silüetini gördüm uzaktan. Kalbim duracak sandım. Daha da ıslandım.
Ertesi akşam yine oradaydık. Terrence’in gövdesi çıplaktı neredeyse, tişörtünü çıkarmıştı. Ellerimi göğsüne, karın kaslarına, kemerinin altına götürdüm. Yarağını dışarı çıkardım; kalın, damarlı, sıcak. Avucumda sıktım, başını okşadım. “Kocan izlerken seni becereyim mi?” diye fısıldadı kulağıma. O cümle bittiğim yerdi. “Evet,” dedim, sesim titreyerek. “İzlesin. Hepsi izlesin. Sik beni.” Birbirimize saldırdık. Öpüşürken dişlerimiz çarpıştı, ellerim saçlarına girdi, o eteğimi belime kadar sıyırdı. Külotumu yırttı neredeyse. Parmakları yine amımdaydı, bu sefer üç tane. “Sik beni şimdi,” diye yalvardım. “Ahıra gidelim. Victor görecek.” Terrence gülümsedi, yarağını avucuma bastırdı. “Görecek, tatlım. Senin kocan utançtan ne yapacağını şaşıracak. Ama sen benim orospum olacaksın, gönüllü.” “Olacağım,” dedim. “Hemen ol.”
Ahıra girdik. Saman kokusu, loş ışık, atların uzak huysuzlanmaları. Victor’un geldiğini biliyordum; pencereden bizi izlemiş, peşimizden yürümüştü. Kapıyı aralık bıraktık bilerek. Terrence beni ahşap duvara yapıştırdı. Eteğimi tamamen sıyırdı, bacaklarımı ayırdı. Yarağının başını amıma sürttü, ıslaklığımı hissetti. “Bak kocana,” dedi. Dönüp baktım. Victor kapı aralığında duruyordu, yüzü bozukt u, elleri yumruk. Göz göze geldik. Ben gülümsedim. Terrence bir hamlede içime girdi. Kalın yarağı beni yardırır gibi doldurdu, ayaktayken ta diptime kadar. “Ahhh… sik beni,” diye inledim, sesimi bilerek yükselt tim. “Victor görsün… ne kadar derin alıyorum seni.” Terrence kalçalarımı tuttu, sert ve hızlı sikmeye başladı. Her itişte duvar gıcırdadı, memelerim sarsıldı. “Sıkı amın var, orospu,” dedi nefes nefese. “Kocan böyle mi sikmiyor seni? Böyle doyurmuyor mu?” “Hayır,” diye haykırdım. “Sen… sen daha iyisin. Daha kalın. Boşalt beni.”
Ayakta hızlı hızlı sikti, ta ki bacaklarım titreyene kadar. İlk orgazmım o sırada geldi; amım yarağını sıkı sıkı kavradı, zevkten inledim, tırnaklarımı omuzlarına geçirdim. “İşte böyle,” dedi Terrence. “Kocan izlerken boşalıyorsun. Utanmıyor musun?” “Utanmıyorum,” dedim, gözlerim Victor’da. “Daha çok istiyorum.” Terrence beni çekti, samanların üzerine yatırdı. Döndürüp domalttı. Kalçalarımı havaya kaldırdım, o arkadan bir daha girdi. Daha derindi bu sefer. Elleri belimde, parmakları tenime gömüldü. “Domal, tatlım. Kocanın önünde domal. Sen artık benimsin.” Her vuruşta amım şapırdıyor, zevk sızıyordu. “Yarağını yala şimdi,” dedi bir ara, çıkarıp önüme geldi. Dizlerimin üzerine çöktüm. Ağzımı açtım, o yarağını boğazıma kadar soktu. Gözlerim yaşardı ama çekilmedim. Yaladım, emdim, dilimi damarlarına gezdirdim. “Kocan izlesin,” diye homurdandı, saçımı tutup daha derine bastırırken. “Sen benim orospum oldun. Gönüllü teslim oldun. Ağzın, amın, hepsi benim.” Boğazım doluyken inledim. Victor’un utanç dolu bakışlarını hissettim. Daha da azdım. Terrence tekrar arkama geçti, domalmış halimi bir daha sikip başka bir orgazm kopardı benden. “İnle,” dedi. “Kocan duysun. Zevkten delirdiğini duysun.” İnledim, bağırdım, “Sik beni Terrence, daha sert, kocamın önünde sik!”
Defalarca boşaldım. Bacaklarım samanlara sürtünürken, ter akarken, amım kasılırken Terrence bir kez daha boğazıma soktu yarağını, tükürüğüm damlarken “Yut,” dedi. Yuttum. Sonra yine içime girdi, bu sefer yavaş ve derin, her damarını hissettirerek. “İçine boşalacağım,” diye uyardı. “Kocanın karısına tohumumu basacağım. İster misin?” “İsterim,” diye yalvardım. “İçime ver. Hepsi… Victor görsün.” Terrence birkaç sert hamle daha yaptı ve boğuk bir iniltiyle boşaldı. Sıcak dölü amımı doldurdu, taştı, bacaklarımdan süzüldü. O an Victor’un yüzünü gördüm; ezik, sessiz, mağlup. Ben hâlâ nefes nefese, terli, dölle kaplıydım.
Terrence yarağını çıkardı. Döl sızıyordu benden. Ayağa kalktım, eteğimi düzeltmeden, terli vücudumla Victor’un yanına yürüdüm. Kapı aralığında duruyordu hâlâ. Ellerimi omuzlarına koydum, dudaklarından öptüm; dilimde Terrence’in tadı vardı. “Gördün mü?” diye fısıldadım. “Artık onun oldum. Gönüllü. Ahırda teslim oldum yarağına. Sen izlerken.” Victor’un gözleri nemliydi. Sessizce başını salladı, ezik bir halde. Utancı o kadar yoğundu ki nefes alışı bile boğuktu. Terrence arkamdan geldi, elimi tuttu. Parmaklarımı kenetledi. “Hadi,” dedi bana, sesi sahiplenici. “Daha bitmedi bu gece.” Victor’a son bir bakış attım. Döl hâlâ bacaklarımda süzülürken Terrence’le el ele ahırın kapısından dışarı adım attık. Gece serindi ama tenim yanıyordu. Victor geride kalmıştı, tek başına. Ben ise Terrence’in elini sıkıca tutmuş, kalçalarımın hâlâ sızladığını hissederek karanlığa doğru yürüyordum. İçimde yeni bir açlık uyanmıştı; bu teslimiyetin devamı olacağını biliyordum. Victor’un utancı, Terrence’in yarağı, benim iniltilerim… hepsi yeni başlıyordu.
Terrence’in elini bırakmadan ahırın arkasındaki patikaya saptık. Gece rüzgârı terli tenime yapıştı, bacaklarımın arasından süzülen döl soğuk havada yapışkan bir iz bıraktı. Kalçalarım hâlâ sızlıyordu, amım her adımda açılıp kapanıyor, Terrence’in tohumunu daha derine çekiyordu. “Victor peşimizde,” diye fısıldadım, sesim hâlâ boğuktu. Terrence gülümsedi, parmaklarını belime doladı. “Bırak gelsin. Bu gece bitmedi, Brigitte. Senin kocan utancını yutacak, sen de benim yarağımı.”
Patika bizi eski bir samanlığına götürdü; kapısı yarı açıktı, içerisi loş ve saman doluydu. Terrence beni içeri çekti, kapıyı aralık bıraktı yine. Victor’un adımlarını duydum; ağır, tereddütlü. Kapı eşiğinde belirdi, yüzü ay ışığında daha da solgun. Elleri yanındaydı, yumrukları gevşek. Ben Terrence’e döndüm, tişörtümü başımdan çıkardım, memelerimi serbest bıraktım. “Bak Victor,” dedim, sesimi bilerek netleştirerek. “Sen izlerken o beni nasıl istiyor.” Terrence arkasından sarıldı, iri elleri göğüslerimi kavradı, parmakları uçlarımı sıktı. “Sertleştiler bile,” diye homurdandı kulağıma. “Kocanın önünde ahır orospusu gibi titriyorsun.”
Onu öptüm, dilimi ağzına soktum, döl tadı hâlâ dilimdeydi. Ellerim kemerine gitti, pantolonunu indirdim. Yarağı yine dimdikti, damarlı ve parlak, az önce içime boşalmış olmasına rağmen. Avucuma aldım, yavaşça sıvazladım. “Bir daha istiyorum,” dedim nefes nefese. “Daha sert. Victor’a göster nasıl sahip olduğumu.” Terrence beni saman yığınlarının üzerine yatırdı, bacaklarımı omuzlarına kaldırdı. Yarağının başını şişmiş amıma sürttü, ıslaklığımı hissetti. “Hâlâ dolusun,” dedi. “Benim dölümle. Kocan buna ne diyecek?” Gözlerimi Victor’a çevirdim; o hâlâ kapıdaydı, nefesi duyuluyordu. “Hiçbir şey,” diye inledim. “Sadece izleyecek. Çünkü ben senin yarağını istiyorum.”
Terrence bir hamlede girdi. Kalınlığı beni yine yardı, ta rahmime kadar dayandı. “Ahhh fuck… daha derine,” diye bağırdım. Her itişte samanlar gıcırdadı, memelerim sarsıldı. Terrence eğildi, bir mememi ağzına aldı, dilini gezdirdi, emerken kalçalarını hızlandırdı. “Sıkı amın beni emiyor,” diye homurdandı. “Kocan böyle mi beceriyordu seni? Bu kadar dolmuyordun herhalde.” “Hayır,” diye haykırdım, tırnaklarımı sırtına geçirerek. “Sen… sen dolduruyorsun. Boşalt beni yine. Victor görsün.” Victor bir adım yaklaştı, yüzünde o ezik ifade. Ben gülümsedim ona, Terrence’in her vuruşunda inlerken. “Utan, kocacığım. Karın başka erkeğin dölüyle doluyken izliyorsun.”
Terrence beni çevirdi, dizlerimin ve dirseklerimin üzerine kaldırdı. Arkadan girdi bu sefer, daha vahşi. Bir eli saçımı yakaladı, başımı geri çekti. “Domal daha fazla. Kocanın önünde amını aç.” Kalçalarımı savurdum geriye, her şapırtı net duyuluyordu. “Sik beni Terrence… ahırda sik, kocamın gözleri önünde.” Orgazm yine geldi, amım kasılarak yarağını sıktı, bacaklarım titredi. “İşte böyle boşal,” dedi o. “Utanmadan. Benim orospum gibi.” Zevkten gözlerim yaşardı, inlemelerim samanlığa yayıldı. Terrence çıkardı, önüme geçti. “Ağzına al. Dölümü yala, karışık tadını al.”
Dizlerimin üzerine çöktüm. Yarağını boğazıma kadar aldım, tükürük damlarken emdim. Gözlerim Victor’daydı; o şimdi daha yakındı, belki üç adım ötede. “İzle,” diye homurdandım yarağı ağzımdan çıkarırken. “Karın nasıl yutuyor başka erkeğin sikini.” Terrence saçımı tuttu, ritmi hızlandırdı. “Yutacaksın hepsini sonra. Ama önce amına basacağım yine.” Beni yatırdı, bacaklarımı açtı genişçe. Parmaklarını amıma soktu, üç tane, dölü karıştırdı. “Bak ne kadar açık. Kocan böyle mi bırakıyordu seni?” “Hayır,” dedim titreyerek. “Sen açtın. Sen doldurdun. Tekrar sik.”
Girdi yine, yavaş ve derin bu sefer. Her damarını hissettim, başı rahmime vurdukça inledim. “İçime boşal yine,” diye yalvardım. “Victor’un karısına tohumunu bas. İsterim, istiyorum.” Terrence hızlandı, kalçaları şap şap vurdu. “Al o zaman, orospu. Kocanın önünde hamile kalırcasına al.” Birkaç sert hamle ve boğuk iniltiyle boşaldı. Sıcak döl fışkırdı, amımı taşırdı, samanlara aktı. Ben de o anda patladım, amım seğirerek her damlasını emdi. “Ahhhh… evet… doldur…”
Terrence üstümde kaldı bir süre, yarağı hâlâ içimde zonkluyordu. Sonra yavaşça çıktı. Döl sızdı, kalın beyaz ipler halinde bacaklarıma aktı. Ayağa kalktım titreyerek, ter ve saman yapışmıştı tenime. Victor’un yanına yürüdüm çıplak, döl hâlâ damlarken. Ellerimi omuzlarına koydum. “Gördün mü hepsini?” diye fısıldadım. “Ahırda teslim oldum. Gönüllü. Onun yarağına. Sen izlerken defalarca boşaldım.” Victor’un gözleri nemliydi, boğazı kasıldı. Hiçbir şey demedi. Terrence arkamdan geldi, kollarını belime doladı, memelerimi avuçladı. “Bu gece daha bitmedi ama… yavaş yavaş bitirelim.”
Beni tekrar samanlara çekti. Bu sefer yan yattık. Bacağımı kaldırdı, yarağını yine sürttü ıslak amıma. “Son bir tur,” dedi. “Kocan yakından baksın.” Victor diz çöktü sanki, izlemekten başka çare bulamadan. Terrence girdi, yavaşça, derin. Elleri göğüslerimde, dudakları boynumdaydı. “Söyle ona,” diye fısıldadı. “Kimin olduğunu.” “Seninim,” diye inledim. “Terrence’in orospusuyum. Yarağın… ahhh… kocamınkinden daha iyi. Daha kalın. Daha çok doyuruyor.” Her itişte Victor’un utancını içime çektim, daha da ıslandım. Terrence bir elini uzattı, Victor’a. “Gel, tut karının bacağını. Yakından gör.” Victor tereddüt etti ama tuttu; parmakları titriyordu. Terrence o sırada daha sert sikti. “İşte böyle. Kocan bacağını tutarken ben amını eziyorum.”
Orgazm peş peşe geldi. Birinde bağırdım, birinde sadece titredim. Terrence sonunda boğazıma boşaldı; yuttum, damlaları dilimle temizledim. Sonra yan yana uzandık, nefes nefese. Döl her yerimdeydi, amım sızlıyor, bacaklarım açılmıyordu neredeyse. Victor hâlâ oradaydı, mağlup, sessiz. Terrence parmaklarını amıma soktu, dölü çıkarıp dudaklarıma sürdü. “Tadına bak. Bizim tadımız.” Yaladım.
Seks bitmişti. Samanlığın loşluğunda yatıyorduk, Terrence’in kolu göğsümde, yarağı uykuya dalmış gibi yumuşak ama hâlâ sıcacıktı tenime yapışık. Victor kapıya doğru geriledi yavaşça, utancıyla kayboldu karanlıkta. Ben Terrence’in göğsüne yaslandım, kalp atışlarını dinledim. İçimde o gizli şey kıpırdadı; kimse bilmiyordu. Bu yaz başında, buraya gelmeden haftalar önce, doktor randevumda öğrenmiştim. Yumurtalıklarım o peş peşe günlerde tam tepe noktasındaydı, hamile kalma şansım en yüksekti ve ben bilerek, hesaplayarak Terrence’in dölünü içimde tutmuştum. Victor sanıyordu ki bu sadece bir tatil fantezisi, bir kezlik utanç. Terrence ise yalnızca ahırda sahiplenmiş bir kadın sandı beni. Ama ben biliyordum. O döl şimdi rahmime doğru ilerliyordu, ve belki de… hayır, kesinlikle… kocamın soyadını taşıyacak bir çocuk, başka erkeğin tohumundan gelecek. Gülümsedim karanlıkta, kimse görmeden. Bu teslimiyetin asıl meyvesi henüz başlamamıştı.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories