Yasak Kitapların Arasında İlk Defa Kalçalarını İstediğim Üniversite Hocası
28 yaşındaki kütüphaneci Petra, eski hocası 35 yaşındaki Sullivan'la arka depoda buluşup kalçalarını ilk defa ona anal olarak veriyor.
Petra rafların arasındaki dar koridorda eğilmiş, yasak erotik kitapların tozlu ciltlerini karıştırıyordu. Yirmi sekiz yaşındaydı, kıvrımlı vücudu dar eteğinin altında her hareketinde salınıyordu; dolgun kalçaları, ince belini daha da belirgin kılıyordu. Kütüphanenin arka deposu sessizdi, loş ışık rafların arasından süzülüyordu. Parmağı kalın bir cildin kenarına takıldığında arkasından gelen adımları duydu.
Kapı aralandı. Otuz beş yaşındaki Sullivan içeri girdi; üniversiteden yeni ayrılmış eski hocası, yakası açık gömleğiyle, bakışları doğrudan Petra’nın beline kilitlenmiş halde. Yıllardır o bakışları hatırlıyordu Petra. Sullivan kapıyı yavaşça kapattı, adım attı.
“Hâlâ buradasın,” dedi sesi boğuk. “O kalçaların... Petra, yıllardır sadece onlara bakıp fantezi kuruyorum. Kütüphanede, ders anlatırken, her yerde. Ne kadar dolgun olduklarını, ne kadar kıvrıldıklarını hayal ediyorum.”
Petra doğruldu, yanına döndü. Kalbi güm güm atıyordu ama utanç yoktu; sadece biriken o sıcaklık. “Biliyordum,” fısıldadı. “Bakışlarını hissediyordum. Hoşuma gidiyordu, hocam. İlk defa bir erkeğin bu kadar yoğun istediği şeyi... sana yaşatmak istiyorum. Kalçalarımı. Hepsini.”
Aralarındaki flörtöz gerilim bir anda patladı. Sullivan iki adımda yanına geldi, bir elini beline koydu. Petra nefesini tuttu, sonra onun yakasına yapıştı. Dudakları buluştu; ıslak, aceleci, yılların bastırılmış arzusunu boşaltan bir öpüşme. Dilleri birbirine dolandı, Sullivan’ın eli eteğinin üzerinden kalçasına kaydı, sıktı.
“Kapıyı kilitle,” diye mırıldandı Petra. Sullivan arkasına uzandı, metal sesiyle kilit döndü. Sonra rafların arasına çekti onu. Kitaplar sağda solda, toz ve kâğıt kokusu. Sullivan eteğini yavaşça yukarı sıyırdı; Petra’nın külotsuz kalçaları ortaya çıktı, yumuşak ve dolgun. Avuçları o teni kavradı, parmakları etin içine gömüldü.
“Sert ol,” inledi Petra, alnını onun omzuna dayayarak. “Daha sert dokun. Yıllardır bekletme beni.”
Sullivan kalçalarını yoğurdu, avuç içleriyle ayırdı, başparmağı yarık boyunca gezindi. Petra titredi, bacakları hafifçe aralandı. Sullivan parmaklarını ağzına götürüp ıslattı, sonra o dar deliğe yavaşça bastırdı. İlk eklem girdi; Petra’nın nefesi kesildi, zevkten titreyerek raflara tutundu.
“Hocam...” sesi kırıldı. “O kalçaları istediğin gibi kullan. Lütfen. Aç beni.”
Sullivan ikinci parmağını ekledi, yavaş yavaş döndürerek gevşetti. Petra’nın içi sıcacıktı, dar ve nabız gibi atan. Parmakları her içeri girdiğinde Petra belini geri itiyor, inliyordu. “Daha fazla... evet, öyle.” Karşılıklı rıza o kadar açıktı ki ikisi de kontrolden çıkıyordu; Sullivan’ın sikı pantolonunun içinde taş gibi kalkmış, Petra’nın ıslaklığı bacaklarının içini ıslatmıştı.
Petra raflara iki eliyle tutundu, belini iyice çukurlaştırdı. Köpek pozisyonunda kalçalarını ona sundu; etek beli hizasında buruşuk, kalçaları açık, deliği hafifçe kasılıp gevşeyen. “Al,” dedi nefes nefese. “İstediğin gibi.”
Sullivan tükürüğünü avucuna akıttı, sikinin ucuna sürdü, sonra cebinden çıkardığı küçük şişedeki kayganlaştırıcıyı bolca döktü. Kalın sikini Petra’nın dar göt deliğine dayadı. Baş yavaşça battı; Petra’nın iniltisi uzun ve titrek çıktı. “Aahh... yavaş... dolu dolu.” Sullivan santim santim içeri girdi, her itişte Petra’nın iç duvarları onu sımsıkı kavrıyordu. Ta ki köküne kadar gömülene kadar. Durdu, nefes aldı, Petra’nın belini okşadı.
“Sıkıyorsun beni,” dedi alçak sesle. “Yıllardır hayalini kurduğum gibi.”
Sonra çekip tekrar soktu. Derin, kontrollü anal penetrasyon. Petra raflardaki kitaplara tutunmuş, her darbeyle ileri sarsılıyor, “Daha... daha derine” diye mırıldanıyordu. Sullivan ritmi artırdı, kalçalar şapırdayarak çarpışıyordu. Sonra çekildi, Petra’yı çevirdi. Onu sırtüstü birkaç kalın kitabın ve raf kenarının üzerine yatırdı; bacaklarını omzuna aldı, dizlerini göğsüne doğru katladı. Bu açıyla sikini tekrar o ıslak, gevşemiş deliğe sapladı.
Hızlı ve sert. Her vuruşta Petra’nın kalçaları sarsılıyor, etek kumaşı hışırdıyordu. Petra çığlık gibi bir sesle “Daha derin! Kalçalarımı parçala, hocam!” diye bağırdı. Ses depoda boğuk boğuk yankılandı. Sullivan bir eliyle belini sabitledi, diğer elinin parmaklarını Petra’nın şişmiş klitorisine götürüp ovuşturmaya başladı. Dairesel, ıslak hareketler; aynı anda sikini dipdibine gömüyordu.
Petra’nın gözleri yaşardı, zevkten. İçinde hem doluluk hem de o elektrikli sürtünme vardı. “Sik beni... o kalçaları ez... evet, parmakların orada, bırakma.” Sullivan eğildi, onun ağzını öptü, iniltilerini yuttu. Kalçaları şap şap sesiyle çarpışmaya devam etti; kayganlaştırıcı ve tükürük karışımı her çıkışta parlıyordu. Petra’nın bacakları omzunda titriyor, tırnakları kitap ciltlerine gömülüyordu.
“İçimde hisset,” diye fısıldadı Sullivan. “Ne kadar istediğimi. Her santimini.”
Petra başını geriye attı, boynu gerildi. “Ver... her şeyini ver. Kalçalarım senin. İlk defa... ah siktir, daha hızlı.” Sullivan klitorisini sıkıştırır gibi ovarken tempoları vahşileşti. Raflar hafif sarsılıyor, bir iki kitap yere düşüyordu. Petra’nın bedeni geriliyordu; o uçurumun kenarına yaklaşıyordu ama henüz düşmemişti. Sullivan da nefes nefese, alnı terli, sikinin her damarı Petra’nın dar kanalında hissediliyordu.
“Böyle kal,” dedi Petra, bacaklarını omzunda sıkarak. “Çıkarma. Daha var... ikimizi de götür ama şimdi durma.” Sullivan gülümsedi, sert bir darbe daha indirdi, parmakları klitoriste daha baskılı gezindi. Petra’nın çığlığı boğuk bir iniltiye döndü; bedeni kasılıyor, göt deliği ritmik olarak Sullivan’ı sıkıyordu. Gerilim hâlâ tırmanıyordu—ikisinin de nefesleri, terleri, ıslak sesleri depoda birbirine karışmış, kapı kilitli, dışarıdaki dünya yok gibiydi.
Sullivan eğilip Petra’nın kulağına “Bitirmedik,” diye fısıldadı, sikini derinlere gömülü tutarak. “Kalçaların daha fazlasını alacak. Ve ben de vereceğim.” Petra’nın bakışları ateşli ve açık rızayla dolu ona kilitlendi; bacakları hâlâ omzundaydı, bedeni titriyor, bir sonraki dalgayı bekliyordu.
Sullivan hâlâ derinlerindeyken Petra’nın bacaklarını omzunda daha sıkı kavradı, kalçalarını kaldırıp kendini tamamen açtı. “Hocam… şimdi boşaltma, daha sert. Kalçalarımı ezmek istediğin gibi ez,” diye hırıldadı. Sullivan’ın cevabı boğuk bir homurtuydu; belini geri çekip bir anda dipdibine gömdü. Petra’nın göt deliği ıslak ve yanık bir gerginlikle onu yuttu, her damar, her kalınlık iç duvarlarına sürtünüyordu. Kitaplar tıkırdadı, toz kalktı. Sullivan’ın avuçları Petra’nın dolgun kalçalarını ayırıp bastırıyor, parmak izleri bırakıyordu.
“Yıllardır bu götü hayal ettim,” dedi Sullivan, her kelimeyi bir vuruşla noktalayarak. “Kütüphanede rafların arasına eğilmiş, etek altından sallanırken… Şimdi alıyorum. Sık beni, Petra. O dar deliğinle sikimi sağ.” Petra komutla kasıldı; sıcak, ritmik bir kıskaç. Sullivan inledi, tempo vahşileşti. Kalçalar şap-şap-şap diye çarpışıyor, kayganlaştırıcı köpük gibi taşıyordu. Petra’nın klitorisi hâlâ parmaklarının altındaydı; dairesel, ısrarcı baskılar sikinin her girişiyle senkron. İçinde doluluk o kadar keskindi ki gözleri yaşardı, zevkten, acıdan değil. “Ah siktir… hocam, köküne kadar… kalçalarım senin, parçala.”
Sullivan onu biraz daha katladı, dizlerini neredeyse omuzlarına değdirdi. Bu açıyla her itiş bağırsaklarına kadar gidiyor gibiydi. Petra rafların kenarına tırnaklarını geçirdi, bir cilt yere düştü, sayfalar açıldı. “Daha derine… evet, orası… bırakma parmaklarını.” Sullivan eğilip memelerinden birini gömleğin üzerinden ısırır gibi kavradı, diğer eliyle belini sabitledi. Ter damlaları Petra’nın boynuna düşüyordu. “İlk defa bir adama götünü veriyorsun,” diye fısıldadı kulağına. “Ve bana veriyorsun. O yaşlı hocana. Ne kadar ıslak olduğunu hissediyorum, Petra. Sikimle seni açıyorum.”
Petra’nın cevabı boğuk bir çığlıktı. “Ver… hepsini ver. İçime boşalmak istiyorsan boşal, ama önce beni mahvet.” Sullivan ritmi bozmadı; uzun, sert, dipsiz vuruşlar. Her çıkışta başı deliğin kenarında oyalanıyor, sonra bir anda köküne kadar saplanıyordu. Petra’nın bacakları titremeye başladı, göt deliği istemsiz kasılıp gevşiyordu. “Geliyorum… hocam, sik beni daha hızlı, klitorimi de… ah!” Sullivan parmaklarını daha baskılı, daha ıslak gezdirdi, aynı anda belini bir piston gibi çalıştırdı. Petra’nın bedeni yayı gibi gerildi; raflara tutunmuş, başı geriye atılmış, boynu damar damar. Orgazm önce klitorisinden yayıldı, sonra göt deliğine sıçradı—ritmik, şiddetli sıkışmalar Sullivan’ın sikini sağdı. “Aahh… boşalıyorum… kalçalarım… senin!”
Sullivan o sıkışmaları hissederken kontrolünü kaybetti. “Ben de… al, Petra, al hepsini.” Birkaç vahşi darbe daha, derinliklere gömülü halde boşaldı; sıcak jetler Petra’nın içini doldurdu, taştı, kalçalarının arasına aktı. Petra her damlasını hissederken hâlâ titriyordu, göt deliği nabız gibi atarak onu emiyordu. Sullivan son titremelerle içinde kaldı, alnını Petra’nın göğsüne dayadı, nefes nefese. “Siktiğimin götü… yıllardır beklediğim gibi.” Petra’nın parmakları onun saçlarına kaydı, yavaşça okşadı. “İlk defa… ve seninle. Kalçalarım hâlâ senin, hocam.”
Sullivan yavaşça çekildi; sikinin çıkışı ıslak bir sesle oldu, meni ve kayganlaştırıcı karışımı Petra’nın deliğinden sızdı, kalçalarının içine aktı. Petra hâlâ sırtüstü, bacakları açık, etek beli hizasında buruşuk yatıyordu. Sullivan dizlerinin üzerine çöktü, titreyen elleriyle Petra’nın kalçalarını okşadı, parmak uçlarıyla sızan beyazı yaydı. “Güzel… bak nasıl dolu.” Petra gülümsedi, yorgun ama tatmin olmuş. “Sert oldun. İstediğim gibi. Şimdi… bir süre böyle kal, dokun bana.” Sullivan eğilip onu öptü; bu sefer yumuşak, dil yavaş, nefesler birbirine karışık. Petra’nın bacakları onun beline dolandı, hâlâ çıplak kalçalar avuçlarında.
Birkaç dakika öyle kaldılar. Depo sessizdi, sadece kendi nefesleri ve uzaktan belirsiz bir koridor uğultusu. Sullivan cebinden bir mendil çıkarıp nazikçe Petra’nın arasını sildi, sonra kendi sikini. Petra doğrulup oturdu, eteğini indirdi ama külotsuz kaldı; ıslaklık hâlâ bacaklarının içinde süzülüyordu. “Bir daha… yakında. Bu depoda, ya da ofisinde. Kalçalarımı istediğin her pozisyonda al.” Sullivan gülümsedi, yakasını düzeltti, Petra’nın beline sarıldı. “Söz. Yıllardır biriktirdiğim her fanteziyi yaşatacağım sana. Önce o götü tekrar açacağım, sonra—”
Kapı tokmağı metal bir tıkırtıyla döndü. Kilitli olmasına rağmen dışarıdan bir el zorluyordu; ardından sert, aceleci üç vuruş. “Petra? Depodasın değil mi? Acil… katalog listesi kayıp, müdür yukarıda bekliyor!” Ses, gece vardiyasındaki yardımcı kütüphaneciydi—tanıdık, panikli. Petra’nın gözleri büyüdü, Sullivan’ın eli hâlâ eteğinin altındaydı. Kapı yine sarsıldı. “Petra, açar mısın? Işık yanıyor, duydum seni!”
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories