Written by AIEvery story here is written by an AI. Tell it what you want and it writes it for you →
Ask the writer →

Şarap Mahzeninde Yağmurda Sıkışıp Kaldığımız Gece

28 yaşındaki Afrikalı Amerikalı iş adamı Darius ile 26 yaşındaki Türk şarap uzmanı Imani, Toskana mahzeninde yağmurda sıkışıp kalınca siyah

7 min read October 05, 2026New

Mahzenin kalın meşe kapısı rüzgârla savrulup çarpınca Darius omzunu kapıya dayadı, kilidin tık sesini duydu. Dışarıda Toskana gökyüzü bir anda delirdi; yağmur saçaklardan şelale gibi dökülüyordu, yıldırımlar uzaktaki bağları aydınlatıyordu. Telefonunu çıkardı—sinyal yok. Imani de aynı şeyi denedi, ekranı karardı. Yirmi sekiz yaşındaki Afrikalı Amerikalı iş adamı Darius, buraya bağın yeni yatırımcısı olarak gelmişti; yirmi altı yaşındaki Türk şarap uzmanı Imani ise mahzeni gezdirmekle görevliydi. Şimdi ikisi, asırlık fıçıların arasında, loş sarı lambaların altında sıkışıp kalmışlardı.

“Kapı kilitlendi,” dedi Darius, sesi kalın, boğuk. Geniş omuzları, siyah deriye gerilmiş kasları, yağmurdan hafif ıslanmış beyaz gömleğinin altından belirginleşiyordu. Imani’nin bakışları istemsizce onun boynuna, sonra kalın dudaklarına kaydı. Kendi esmer teni, koyu kahverengi gözleri, dolgun kalçaları dar etek altında gerilmişti; mahzenin serinliği memelerini sertleştiriyordu.

“Bu mahzen eski,” fısıldadı Imani. “Fırtınada bazen kilit mekanizması takılır. Sabaha kadar… ya da yağmur dinene kadar.” Göz göze geldiler. Uzun süredir bastırdıkları şey, tenlerindeki zıtlık gibi ortada duruyordu: onun koyu siyahı, onun zeytin esmeri. Darius bir adım yaklaştı. “Sinyal de yok. Sadece biz.”

Sohbet ilk başta şarap üzerineydi—Sangiovese’nin asiditesi, meşe aroması—ama kelimeler yavaş yavaş kaydı. Imani elini bir fıçıya koydu, Darius’un yanına geldi. “Biliyor musun,” dedi alçak sesle, “senin o kaslı siyah bedenin… ilk gördüğüm andan beri aklımdan çıkmıyor. Kalın dudakların. Ellerin.” Parmaklarını kendi boynunda gezdirdi. Darius gülümsedi, gözleri karardı. “Senin dolgun kalçaların da. O esmer tenin. Etek altında nasıl kıvrıldığını izledim bütün tur boyunca. Seni istiyorum, Imani. Bu gece. Burada.”

Imani’nin nefesi kesildi. “Ben de seni istiyorum. Çoktan beri. Teninin koyuluğu, benimkinin yanında… ateş gibi.” Karşılıklı bakışmalar uzadı. Darius’un parmakları onun beline değdi, hafifçe sıvazladı; Imani onun göğsüne elini bastırdı, kalp atışını hissetti. “Söyle,” diye fısıldadı Darius. “Net söyle.”

“Seni istiyorum,” dedi Imani, açıkça. “Sikimi ağzına almak istiyorum, içine almak istiyorum. Bu mahzende, yağmur dinene kadar.”

Darius’un eli saçlarına gitti, ensesini kavradı. Imani yavaşça dizlerinin üzerine çöktü. Taş zeminin serinliği dizlerini yaksa da umursamadı. Kemerini çözdü, fermuarı indirdi, boksere sığmayan kalın, koyu siyah sikini çıkardı. Damarlı, ağır, ucu çoktan parlamıştı. Imani dilini uzatıp başını yaladı, tuzlu tadı aldı, sonra ağzını açıp derinlemesine aldı. Boğazının gerisine kadar itti, gözleri sulandı; Darius’un kalınlığı çenesini zorladı. “İşte böyle,” diye homurdandı Darius, parmaklarını onun saçlarına doladı, yavaşça yönlendirdi. “Em onu. Daha derin. Siyah yarrağı yut.”

Imani inleyerek emdi, tükürüğü akıyordu, eli taşaklarını okşarken başını ileri geri götürüyordu. Darius’un kalçaları hafifçe titredi; o, Imani’nin esmer yanaklarının kendi koyu tenine sürtünüşünü izliyordu. Bir süre sonra onu kaldırdı, dudaklarını öptü, dilini onun diline doladı. “Şimdi sıra bende.”

Imani’yi iki fıçının arasına, meşe yüzeyine yatırdı. Eteğini beline sıyırdı, külotunu çekti. Bacaklarını açtı. Imani’nin amı zaten sırılsıklamdı, kıvırcık kılları ıslak, dudakları şiş. Darius eğildi, dilini yavaşça yarıktan geçirdi, klitorisine odaklandı, emdi, yaladı. Imani’nin bacakları titredi, kalçaları kalkı; “Ah… Darius… dilin… daha fazla…” diye inledi. Darius iki parmağını soktu, dilini hızlı çırptı, onun tadını içti. “Esmer amın bal gibi. Islak ıslak akıyor dilime.”

Imani neredeyse boşalmak üzereyken Darius ayağa kalktı. Onu çevirdi, fıçıya eğdi, bacaklarını daha da açtı. Kalın siyah sikini amının ağzına dayadı, bir hamlede sertçe girdi. Imani’nin çığlığı mahzende yankılandı. Darius arkadan, hızlı ve derin sokmaya başladı; her vuruşta kalçaları şap şap diye çarpıyordu. Eğilip Imani’nin memelerini sıktı, meme uçlarını parmaklarının arasında ezerken kaba kaba konuştu: “Beyaz amını—esmer amını—siyah yarrakla dolduruyorum. Hisset. Ne kadar gerdiğini. Sikişmek için yaratılmışsın.”

Imani fıçıya tutunmuş, her darbeyle ileri savruluyordu. “Sik beni… daha sert… içime kadar… ah siktir…” Darius’un elleri belini kavramış, onu kendine çekerken tempoyu artırmıştı. Ter damlaları siyah göğsünden Imani’nin sırtına düşüyordu. Mahzenin kokusu—eski şarap, meşe, ter, seks—havayı doldurmuştu. Yağmur dışarıda hâlâ gürülüyordu, ama içeride sadece ten sesleri, ıslak şapırtılar ve iniltiler vardı.

Darius bir ara çıktı, Imani’yi çevirdi, fıçının üstüne oturttu. Imani bacaklarını açıp onun üzerine çöktü, sikini kendi eliyle tutup yavaşça içine indirdi. “Ata bin,” dedi Darius, elleri onun kalçalarında. Imani deli gibi zıplamaya başladı, memeleri hopluyor, başı geriye düşüyordu. “Dolduruyor… karnıma vuruyor… boşalacağım…” diye inledi. Darius altından yukarı doğru sertçe vururken onun klitorisini ovdu. Imani bir anda kasıldı, amı ritmik olarak sıkıştı, yüksek sesle boşaldı; suları Darius’un kasıklarına aktı. O da birkaç sert hamleden sonra Imani’nin içine fışkırdı, sıcak dölünü derinlere boşalttı, inleyerek adını fısıldadı.

Bir süre öyle kaldılar, nefes nefese, ter içinde, hâlâ birleşik. Imani’nin alnı Darius’un omzundaydı; onun siyah teninin tuzlu tadını dilinin ucuyla aldı. Yağmur yavaş yavaş dinmeye başlamıştı. Dışarıdan hafif bir tıkırtı geldi—kilit mekanizması gevşemiş olmalıydı. Kapı hafif aralandı, serin, ıslak hava içeri süzüldü.

Imani yavaşça kalktı, dölü bacaklarının arasından süzülürken etekini indirdi, külotunu buldu. Darius da pantolonunu çekti, gömleğinin düğmelerini ilikledi; ikisi de terlemiş, saçları dağınık, gözleri hâlâ ateşliydi. Imani gülümsedi, parmaklarını Darius’un göğsüne gezdirdi, siyah tenine bastırdı. “Bu geceyi unutmayacağım,” dedi yumuşak ama kararlı bir sesle. “Senin siyah tenin… o kalın sikin… içime bıraktığın her şey. Ama yağmur dindi diye bitti sanma. Mahzenin üst katında, bağın diğer tarafında hâlâ işimiz var. Ve ben…” Dudaklarını onun kalın dudaklarına değdirdi, dilini hafifçe geçirdi. “Daha bitmedik. Seninle bu ten zıtlığını, bu ateşi… sabaha kadar taşımak istiyorum. Kapı açık olsa da, ben kapanmıyorum.”

Darius’un eli onun beline sarıldı, kalçasına sıkıca yapıştı. Gözlerinde hâlâ o aynı açlık vardı. “O zaman üst kata çıkmadan önce,” diye fısıldadı, “bir kez daha söyle bana ne istediğini. Çünkü ben de senin o esmer amını tekrar, tekrar almak için burada duruyorum. Yağmur bitsin, kapı açılsın—fark etmez.”

Imani’nin gülüşü karanlığa karıştı; dışarıda damlayan su sesleri ve uzaktan gelen bir arabanın far ışığı mahzenin eşiğine vururken, ikisinin bakışması hâlâ yarım kalmış bir vaat gibi asılı duruyordu.

Kapı aralığından süzülen serin hava Imani’nin çıplak kalçalarına değdiğinde Darius onu geri çekti, gövdesini sıkıca kavradı. “Kapı açık olsun,” diye hırıldadı kulağına, “ben hâlâ senin içindeyim sanıyorum. Üst kata falan gitmiyoruz. Burada bitireceğiz.” Imani’nin cevabı bir inilti oldu; etekini yeniden beline sıyırdı, külotsuz amını Darius’un hâlâ yarı sert, dölle parlak sikine sürttü. “O zaman al. Daha derin, daha kirli al beni.”

Darius onu fıçıların arasına, bu kez sırtüstü yatırdı. Meşe yüzeyi serindi, Imani’nin esmer omuz bıçaklarını ürpertti. Darius pantolonunu tamamen indirdi, gömleğini de sıyırdı; koyu siyah göğsü, geniş omuzları, kasıklarındaki kıvırcık kıllar loş lambada parlıyordu. Kalın yarrağı tamamen kalkmıştı yine, damarları zonkluyordu. Imani bacaklarını açtı, dizlerini göğsüne çekti. “Sok,” dedi net. “Siyah yarrağını o esmer deliğe kadar dayayıp köküne kadar göm.”

Darius belini kavradı, ucunu amının şiş dudaklarına sürttü, bir saniye bekledi—sonra sert bir hamleyle dibine kadar girdi. Imani’nin çığlığı mahzeni doldurdu; duvarlar yankıladı. “Siktir… ne kadar kalın… karnımı yırtıyor.” Darius durmadı. Kalçalarını savurarak derin, ritmik darbeler indirdi; her girişte taşakları Imani’nin ıslak amına çarpıyordu. “Bak,” diye homurdandı, teri Imani’nin göğüslerine damlıyordu, “siyah tenim senin esmer tenine nasıl yapışıyor. Amın beni emiyor. Beyaz şarap mahzeninde siyah yarrak yiyor seni.”

Imani tırnaklarını Darius’un sırtına geçirdi, çizdi. “Daha sert… boğazıma kadar hissettir… ah evet, orası… klitorise sürt.” Darius bir elini araya soktu, başparmağıyla klitorisini ovarken siki amının içinde dönüp kıvrılıyordu. Imani’nin iç duvarları kasılıp gevşiyor, her darbede ıslak şapırtılar yükseliyordu. Mahzenin meşe ve eski şarap kokusu artık tamamen seks ve terle karışmıştı. Dışarıda yağmur dinmişti ama damlayan su sesleri hâlâ vardı; arabanın farları eşiğe daha yaklaşmış, sarı ışık taş zemine uzanmıştı. İkisi de umursamadı.

Darius çıktı bir an, Imani’yi çevirdi, dizlerinin üzerine çöktürdü. “Ellerini fıçıya koy. Kalçalarını kaldır.” Imani itaat etti; dolgun esmer kalçaları havada, amı aralanmış, önceki döl hâlâ süzülüyordu. Darius arkadan tuttu, sikini yeniden gömdü—bu kez daha derin, neredeyse rahmine dayayacak kadar. Elleri Imani’nin belini demir gibi sardı, çekip itmeye başladı. “Sikişmek için yaratılmış esmer am… siyah yarrakla ne güzel geriliyor. Duy şu şap şap sesini. Bütün Toskana duysun.”

Imani başını çevirdi, gözleri yarı kapalı. “Konuşmaya devam et… o kaba dilin… ah sik beni, doldur, kır.” Darius eğildi, bir eliyle Imani’nin memesini kavradı, meme ucunu ezerken diğer eliyle saçını çekti. “Senin o kıvırcık am kılların ıslandıkça daha koyu oluyor. Dilimle yaladığım yer şimdi yarrağımı yutuyor. Boşalacağım içine yine. Ama önce sen. Sık beni.” Tempo çıldırdı. Darius’un kaslı kalçaları şak şak diye çarpıyor, Imani her darbeyle ileri savrulup geri geliyordu. “Geliyorum… Darius… siyah sikin… ah!” Imani bir anda kilitlendi, amı ritmik dalgalarla kasıldı, sıcak suları Darius’un kasıklarına aktı, bacakları titredi. O boşalırken Darius daha da sertleşti, birkaç vahşi hamleden sonra derinlere fışkırdı; sıcak dölü Imani’nin rahmine kadar doldu, taştı, bacaklarından aktı.

Nefes nefese kaldılar. Darius hâlâ içinde, alnını Imani’nin terli sırtına yasladı. “Bir tur daha,” diye fısıldadı. “Ayağa kalk.” Imani titreyerek kalktı. Darius onu duvara, kalın meşe kapının hemen yanına itti—kapı hâlâ aralıktı, serin hava ve uzaktaki far ışığı yüzlerine vuruyordu. Imani bacağını Darius’un beline doladı. Darius sikini tekrar sertleştirdi, dölle kaygan amına bir kez daha girdi. Bu sefer yüz yüze, yavaş ama çok derin. Göz göze. “Bak bana,” dedi Darius. “Esmer gözlerin… o dolgun dudakların. Seni yiyorum.”

Öpüştüler; diller savaşıyor, tükürükleri karışıyordu. Darius kalçalarını yavaş yavaş savururken Imani’nin klitorisini kendi kasığına sürtüyordu. “İçimde hisset… her damarını… daha… ah tanrım daha.” Imani’nin ikinci boşalması daha sessiz ama daha sarsıcıydı; bütün vücudu kilitlendi, amı Darius’u sıkıp bıraktı, iniltisi boğuk çıktı. Darius onu izledi, sonra kendi de boşaldı—bu kez daha az ama daha sıcak, Imani’nin derinliklerine son damlasına kadar bıraktı. Bir süre öyle kaldılar, birleşik, titreyerek, dışarıdaki damlalar ve yaklaşan arabanın motor sesi gitgide netleşirken.

Yavaşça ayrıldılar. Döl Imani’nin bacaklarını ıslatırken etekini indirdi, Darius pantolonunu çekti. Ter, şarap ve seks kokusu hâlâ yoğundu. Imani gülümsedi, parmaklarını Darius’un siyah göğsüne bastırdı. “Sabaha kadar dedim ya… kapı açık, araba geliyor ama ben hâlâ kapanmadım.” Darius onu öptü, kalın dudakları Imani’nin esmer dudaklarında gezdirdi. “Ben de. Bu ten… bu am… unutulmaz.”

Imani başını onun omzuna yasladı, nefesini düzenlerken dışarıdaki farlar mahzenin eşiğine tam oturdu. Motor sustu. Ayak sesleri duyuldu. Imani kımıldamadı, Darius’un kalp atışını dinledi. Gözleri yarı açıktı; gülümsemesi yumuşaktı ama içinde bambaşka bir şey vardı. Darius’un bilmediği şey şuydu: o araba Imani’nin nişanlısına aitti. Sabah uçuşuyla İstanbul’a dönecek, nişan yüzüğü parmağına yeniden takılacaktı. Bu geceyi, siyah tenin ateşini, içine dolan her damlayı tek bir sır olarak kilitleyecekti—Darius’a asla söylemeyeceği, sadece kendi teninde taşıyacağı bir sır. Yağmur dinmiş, kapı açılmış, seks bitmişti. Ama Imani’nin gizli vaadi kendi içinde hâlâ yanıyordu.

Rate this story

★★★★★
Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged blowjob deepthroat cunnilingus doggy-style cowgirl

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.