Çift Randevu Ateşi

28 yaşındaki emlakçı Trent ile 32 yaşındaki koç Desmond, çift randevuda tanışıp aynı gece sertçe sikişiyorlar.

8 min read September 12, 2026New

O gece her şeyin patlayacağını daha masaya oturmadan hissetmiştim. Ben Trent, yirmi sekiz yaşındayım, İstanbul’un Anadolu yakasında emlakçılık yapıyorum; daire gezdirirken insanları ikna etmekten, gülümseyip pazarlık yapmaktan yorulduğum akşamlar olur. Desmond ise otuz iki, bir spor salonunda kişisel koçluk yapıyor, vücudu öyle ki tişörtün altından bile kasların kayması bakışları kaçırıyordu. Ortak arkadaşımız Bianca ayarlamıştı çift randevuyu; “Siz ikiniz zaten aynı uygulamada aylardır flört ediyorsunuz, yüz yüze gelin bari” demişti. Mesajlarda gece yarılarına kadar yazıştığımız, “keşke yanımda olsan” diye başlayan, sonra daha sert, daha açık hayallerle biten o sohbetler… Masada göz göze geldiğimiz anda hepsi alev gibi sıçradı.

Bianca ve eşi çoktan sipariş vermişti. Ben Desmond’un karşısına oturdum. Koyu yeşil gözleri, kısa sakalı, geniş omuzları… Uygulamadaki fotoğraflar yalan söylememişti ama canlısı daha ağır, daha sıcak. Dizlerimiz ilk anda masanın altında birbirine değdi. Kasıtlı değildi belki, ama ikimiz de çekmedik. O an içimden geçen tek şey şuydu: Bu gece onu içimde istiyorum. O da aynı şeyi düşünüyordu; bakışlarından belliydi. Dudaklarını yaladı, sesi alçacık: “Mesajlarda yazdığın o şeyleri… hâlâ mı istiyorsun?” Ben gülümsedim, bacağımı bilerek onun bacağına sürttüm. “Daha fazlasını istiyorum. Net.” Bianca bir şeyler anlatıyordu, gülüyorduk nazikçe, ama masanın altı bambaşka bir yerdi. Dizler birbirine bastı, sonra Desmond’un eli yavaşça masanın kenarından kayıp benim uyluğuma indi. Pantolonun kumaşı üzerinden parmakları sıktı, avucu sıcak sıcak kalçama doğru kaydı. Sikim anında sertleşti, pantolonu germeye başladı. Onunki de belli oluyordu; bacağımı hafifçe araladım ki dizi kasığıma değsin, o sertliği hissedeyim. “Kutsal siktir,” diye fısıldadım. “Bu kadar aç mısın?” Desmond’un parmakları bir milim daha sıkılaştı. “Aylardır seninle hayal kuruyorum. Bu gece bırakmayacağım.”

Yemek geldi, tatlar unutuldu. Ellerimiz hâlâ masanın altında geziyordu; o benim uyluğumu okşarken ben de onun dizine, sonra daha yukarıya uzandım. Kalın, sert bir hat… Nefesim kesildi. Göz göze geldik. Ben başımı hafifçe tuvalet yönüne eğdim. “Gel.” Desmond peşimden kalktı, bahanesi su içmekti. Koridorda, dar tuvalet kabininde kapıyı kilitledik. Işık loştu. O beni duvara yasladı, ağzı ağzıma yapıştı. Dilimiz birbirine dolandı, dişler dudağa sürtündü, tükürük karıştı. Ellerim hemen kemerine gitti, fermuarını indirdim, boksöründen o kalın, damarlı siki dışarı çıkardım. Avucumda ağırdı, sıcacıktı, başı zaten ıslak. Benim pantolonumu da açtı, sikimi sıktı, ikimizi birden tuttu, sertleşmiş aletlerimizi birbirine sürttü. Deri deriye, kaygan, aceleci. Öpüşürken inledim onun ağzına. Desmond alnını benimkine dayadı, nefesi sıcak: “Seni eve götürmek istiyorum. Şimdi.” Ben de onun sikini sıktım, başparmağımla deliğinin etrafını gezdirdim. “Ben de seni içimde hissetmek istiyorum. Kondomun var mı?” “Arabada. Hemen çıkıyoruz.” Kısa bir öpücük daha, dil ucu dilime değdi, sonra pantolonlarımızı düzeltip çıktık. Bianca’ya “erken kalkmam lazım, Desmond de bırakacak beni” yalanını attık; o zaten gülümseyip göz kırpmıştı. Arabaya biner binmez elini yine bacağıma koydu, kırmızı ışıkta yanağımdan boynuma öptü. “Eve gelince ilk işin diz çökmek olacak,” dedi. “Sikini boğazıma kadar alacağım,” diye karşılık verdim. “Sonra da o kalın şeyi götüme sokmanı isteyeceğim.” Direksiyonu sıktı, gülümsedi. “İstediğin gibi olacak. Her şey rızanla, her şey senin ‘daha sert’inle.”

Kapıyı açar açmaz ceketler yere düştü. Desmond’un evi sade, spor malzemeleri köşede, kocaman bir kanepe ortada. Işıkları yakmadan birbirimizi soyduk. Tişörtü başımdan çekti, göğsüme ağzını yapıştırdı, memeyi emdi, dişlerini hafifçe gezdirdi. Ben de onun sweatshirt’ünü çıkardım; karın kasları, göğüs kasları, o ince tüy yolu… Pantolonlar, boxerlar… İkimiz de çıplaktık, sikler dimdik, uçları parlıyordu. Ben diz çöktüm kanepenin önünde. Desmond ayaktaydı, elini saçıma gömdü. “Aç ağzını.” Kalın sikini dilimin üzerine yatırdım, başını emdim, tükürüğümü salya gibi yaptım, yavaş yavaş boğazıma indirdim. Gözlerim sulandı ama bırakmadım; burnum kasığına değene kadar aldım, boğazım kasıldı, o “amına koyayım ne güzel emiyorsun” diye homurdandı. Yukarı çıktım, dilimle damarını yaladım, taşaklarını ağzıma aldım, sonra yine derin. Tükürük çenesine, benim çeneme aktı. Birkaç dakika böyle, ıslak sesler, onun kalçalarının ileri geri gitmesi… Sonra beni ayağa kaldırdı, öptü, tükürüğümü dilinde tattı. “Kanepede domal.”

Dizlerimi kanepeye koydum, göğsümü yastığa yasladım, götümü kaldırdım. Desmond arkama geçti, avuçlarıyla kalçalarımı ayırdı. Sıcak nefesi deliğime değdi, sonra dili. Islak, geniş, ısrarlı. Deliğimin etrafını yaladı, dilini içeri itti, içeri dışarı… Parmak da ekledi, önce bir, kayganlaştırıcıyı da boynundan çıkarıp sıktı, iki parmak. Ben inledim, “siktir, dilini daha derine sok” dedim. Hazırladı, iyice açtı, parmakları kıvırıp o noktaya bastı. Sonra peçeteyle elini sildi, kondomu paketinden çıkardı, sikine rulo rulo geçirdi, üzerine yine kaygan sürdü. Başını deliğime dayadı. “Hazır mısın?” “Sok. İçime gir.” Yavaş ama sert bir itişle girdi. Baş ilk halkayı geçince nefesim kesildi, sonra santim santim… Hepsi içeri. O kadar doluydu ki gözlerim yaşardı, ama acı değil, o doluluk… “Kocaman,” diye mırıldandım. “Sikini götümde hissediyorum.” Desmond kalçalarımı tuttu, geri çekildi, again… Doggy’de hızlı pompalamaya başladı. Şap şap sesi, taşaklarının kalçama çarpması, onun “sıkı götün emiyor siki” diye küfretmesi. Ben de “daha sert, amına koyayım daha derin sik” diye karşılık verdim. Her darbede sikim kendi kendine sallanıyor, uçtan sümüksü su damlıyordu. Bir elini omzuma koyup beni daha fazla ezdirdi, tempoyu yükseltti. Kanepenin gıcırtısı, nefeslerimiz, ıslak sürtünme sesi…

Sonra çıktı, kondom hâlâ üzerinde parlaktı. Beni çevirdi, sırtüstü yatırdı. Bacaklarımı omuzlarına aldı, dizlerimi göğsüme doğru katladı. Misyoner… Yine girdi, bu sefer daha derin, açısı tam prostatıma geliyordu. Her darbede “ahhh” diye ses kaçırdım. Desmond eğildi, ağzımı öptü, dilini soktu, aynı anda belini savurdu. “Seni böyle katlayıp sikmek… aylardır hayalini kuruyordum,” dedi. Ben de bacaklarımı boynuna kenetledim, “daha sert, bırakma, içimi döv” diye yalvardım. Küfürler birbirine karıştı: “Sik kırılacak gibi sıkıyorsun”, “götümü parçala”, “daha hızlı pompala amına koyayım”. Alnımız ter, göğsümüz ter, kaygan… Desmond’un tempo’su bozulmaya başladı, nefesleri kesik kesik. “Boşalıyorum… içine mi?” “Evet, kondomun içinde boşal, ama benim içimde hissetiyormuş gibi pompala.” Son birkaç derin, sert darbe… Vücudu gerildi, inledi, sikinin nabız nabız attığını hissettim kondomun içinde. O boşalırken ben de kendi sikimi avucuma aldım, üç-dört sert sıvazlayış… Beyaz fışkırdı, göğsüme, çeneme kadar sıçradı. Kaslarım kilitlendi, “Desmond… siktir” diye uzun uzun inledim. O hâlâ içimde, hafif titreyerek, yavaş yavaş hareketleri kesti.

Kondomu çıkardı, düğümledi, kenara attı. Hâlâ nefes nefese, terli bedenlerimiz yapışıktı. Benim göğsümdeki dölü parmağıyla sildi, gülümseyerek yaladı. Sonra eğildi… Dudaklarımı uzun uzun öptü. Aceleci değil, yavaş, derin, dilini dilime dolayarak. Elleri yan yüzümü tutuyordu, parmakları saçıma giriyordu. O öpücük bitmek bilmedi; hâlâ içimde o doluluk hissinin yankısı vardı, sikim yarı sert, onunki de yumuşarken bile bacağıma sürtünüyordu. Gözlerimizi açtık, alnımız alnımıza. Desmond fısıldadı: “Bu sadece başlangıç. Gece bitmedi.” Ben gülümsedim, dudağını ısırdım. “Duça geçelim… sonra tekrar istiyorum. Bu sefer seni de tadacağım.” Kanepede uzanmış, ter ve döl kokusu içinde, parmaklarımız birbirine kenetlenmiş halde o uzun öpüşmeyi sürdürdük. Dışarıda şehir hâlâ uğuldüyordu ama içeride sadece nefeslerimiz ve henüz sönmemiş o ateş vardı; bir sonraki tur için bedenlerimiz çoktan yeniden gerilmeye başlamıştı.

Duça sürükledik birbirimizi, ayaklarımız hâlâ titrek, parmaklarımız ısrarla tutuşmuş. Desmond’un banyosu genişti; cam duşakabin, bol sıcak su, sabunluk kenarda. Musluğu açtı, buhar hemen yükseldi. Beni içeri çekti, sırtımı soğuk cam’a dayadı, öptü. Su saçlarımızdan aktı, teri, dölü, her şeyi yıkadı ama o ateşi söndürmedi. Ellerim göğüs kaslarında gezindi, parmaklarım karın çizgilerini takip etti. “Söz vermiştim,” dedim, sesim boğuk. “Seni tadacağım.”

Diz çöktüm ıslak zeminde. Su sırtıma vuruyordu, Desmond’un sikini elime aldım; yarı sertti hâlâ, ama avucumda büyümeye başladı hemen. Dilimi başının altındaki o hassas yere bastırdım, yaladım, sonra ağzımı açıp içeri aldım. Tuzlu, sıcak, kondom kokusu gitmiş, saf ten. Yavaş yavaş boğazıma indirdim. Desmond’un eli saçıma gömüldü, “Trent… siktir, dilin…” diye homurdandı. Emdim, tükürük ve su karışık aktı çeneme. Taşaklarını avucumda tarttım, dilimle yaladım, sonra yine derin. Boğazım kasıldı, gözlerim yaşardı ama bıraktım ki ta burnum kasığına değsin. O kalçalarını ileri verdi, boğazımı sikti yavaş yavaş. “Daha derine al, boğazını kullan,” dedi. Aldım. Islak sesler, yutkunmalar, suyun şırıltısı… Sikinin damarları dilime sürtündü, başı damak hizama çarptı. Elini bıraktım, kendi sikimi sıvazladım duşta; dimdikti yeniden, ucundan ince bir damla süzülüyordu.

Desmond beni ayağa çekti, çevirdi, göğsümü cama yapıştırdı. “Kayganı al,” dedi. Şişeyi uzattım, arkama geçti, soğuk jel parmaklarına döküldü, deliğime sürdü. İki parmak birden girdi, kıvırdı, prostatımı buldu. “Ahhh… Desmond, parmaklarını kıvır, oraya bas.” Bastı. Dizlerim titredi. Üçüncü parmak… Açıldım, gerildim, inledim cama. “Hazır mısın?” “Sok beni. Kondomsuz bu sefer… istersen. Temizim, sen de… mesajlarda konuşmuştuk.” “Evet. Seni çıplak hissetmek istiyorum.” Başını dayadı, yavaş itti. Deri deriye, o kalınlık halkamı zorladı, sonra kaydı içeri. “Kutsal siktir… ne kadar sıcak, ne kadar sıkısın.” Her santimi hissettim; damarları, sıcaklığı, nabzı. Doldu, tamamen. Su üzerinden aktı kalçalarımıza, o geri çekildi, sonra sertçe girdi. Cam titredi. “Daha sert,” diye bağırdım. “Götümü döv, Desmond.”

Hızlandı. Şap şap şap… Taşakları ıslak ıslak çarptı kalçalarıma. Bir eliyle boynumu tuttu, diğer eliyle belimi kavradı, beni ezdi cama. Her darbede prostatıma vuruyordu, sikim kendi kendine zıplıyor, cam’a sürtünüyordu. “Sıkı götün sikimi emiyor,” diye küfretti. “Aylardır bu götü hayal ediyorum, şimdi paramparça ediyorum.” “Parçala… amına koyayım daha derine gir, bırakma.” Tempo delirdi. Buhar, nefes, inilti… Bir ara çıktı, beni çevirdi, kucağına aldı. Bacaklarımı beline doladım, duvara yasladı. Ayakta… Yine girdi, bu sefer yüz yüze. Göz göze. Öptü beni, dilini dilime soktu, aynı anda belini savurdu. Her itişte “ahhh” kaçtı ağzımdan. “İçimde nabız atıyor sikin,” dedim. “Hissediyorum… daha hızlı.”

Duştan çıkmadan boşalmak istemedik. Suyu kapattı, peşpeşe havluya sarıldık, yine öpüşerek odaya girdik. Yatağa yığdık. Desmond sırtüstü yattı, “Üstüme bin. Bu sefer sen kontrol et.” Bacaklarımı iki yanına açtım, sikini avucumda tuttum, deliğime dayadım, yavaş yavaş indim. Santim santim… Hepsi içeri. “Ahhh… doluyum.” Kalça çevirdim, yukarı aşağı… Kendi tempomu buldum. Ellerimi göğsüne bastırdım, kaslarını sıktım, zıpladım. Desmond’un elleri kalçalarıma yapıştı, bazen kaldırdı, bazen indirdi. “Böyle… götünü yiyorum gözlerimle. Sikimi yutuyorsun.” Daha hızlı zıpladım, sikim göbeğine sürtündü, uçtan sümük aktı. “Desmond… boşalacağım yakında.” “Bekle. Birlikte.”

Çevirdi beni yine. Dizlerim yatağa, götüm havada, o arkadan girdi. Bu sefer acımasız. Ellerimle çarşafları sımsıkı kavradım, yüzümü yastığa gömdüm. Her darbe derin, sert, ıslak. “Sik kırılacak gibi sıkıyorsun götünü,” diye inledi. “Daha… daha sert pompala.” Pompaldı. Taşak sesi, et sesi, küfürlerimiz… Bir elini önden uzattı, sikimi sıktı, aynı tempoda sıvazladı. “İçine boşalacağım. İstiyor musun?” “Evet… boşal içime. Doldur beni. Hissetmek istiyorum.” Son birkaç savuruş… Vücudu kilitlendi, boğuk bir inilti koptu, sıcak fışkırdı içime. Nabız nabız… Dölü aktı, her itişte biraz daha. O boşalırken ben de avucunda patladım; beyaz fışkırdı yatağa, karna, bileğine. Kaslarım titredi, “Desmond… ahhh siktir” diye uzun inledim. O hâlâ içinde, yavaş yavaş hareketleri kesti, döl sızdı dışarı, uyluğumdan aktı.

Yığıldık yan yana. Nefes nefese, terli, dölle bulanmış. Desmond parmağını deliğime götürdü, sızan dölü topladı, gülümseyerek parmağını dilime sürdü. Emdim. Tuzlu, kendi karışık… Öptü beni, o tadı paylaştı. Elleri saçıma, yüzüme gezindi. “Gece bitmedi,” diye fısıldadı. “Bir tur daha… ama yavaş. Seni her yerinden emmek istiyorum.” Ben de gülümsedim, bacağını onun bacağına doladım, sikim yarı sert hâlâ ona sürtünüyordu. “Em… sonra da o kalın sikini yine götüme alacağım. Bu sefer seni üstümde tutacağım, ta ki ikimiz de titreyene kadar.”

Saatler ilerledi. Ara ara öpüştük, ara ara parmakladık, ara ara dilimizi soktuk deliklere. Desmond dilini götüme dayadı uzun uzun, dil ucuyla içimi taradı, ta ki titreyip yalvarana kadar. Ben de onun taşaklarını, göt deliğini yaladım, parmağımı soktum, “seni de böyle açacağım bir gün” dedim. Üçüncü turda beni sırtüstü yatırdı, bacaklarımı omuzlarına aldı, dizlerimi kulağıma kadar katladı, misyonerde yine girdi. Bu sefer yavaş, derin, her çekişte dölü içimde şapırdadı. “Bak… kendi dölümle sikıyorum seni.” “Sik… daha… her damlasını içimde bırak.” Tempo yükseldi yine. Ter aktı, çarşaf ıslandı, yatak gıcırdadı. “Boşalacağım yine,” diye uyardı. “İçime. Yine.” Boşaldı. Sıcak dalga… Ben de aynı anda, hiç el değmeden, sadece o darbeden fışkırdım göğsüme.

Şafak sökmek üzereydi. Perdeden hafif gri ışık süzülüyordu. Yatakta, birbirine dolanmış, döl ve ter kokusu içinde yatıyorduk. Desmond’un parmağı göğsümdeki kurumuş dölü yavaş yavaş çiziyordu. Gözlerim yarı açık, vücudum hâlâ titrekti. O alnını benimkine dayadı, sesi alçak ve boğuk:

“Yarın akşam yine gel. Bu sefer seni kelepçeleyeceğim yatağa… ve ‘dur’ deyene kadar götünü sikmeye devam edeceğim. Hazır mısın?”

Rate this story

Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged blowjob rimming anal doggy-style missionary

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.