Üzüm Bağında Son Hasat Öpücüğü
Serra'yla Leyla, 28 ve 32 yaşlarındaki iki tecrübeli kadın, üzüm bağında ter içinde sertçe yalayıp parmaklaşarak zevkten in
Son hasat günü güneş bağın üstüne ateş gibi çökmüştü. Yapraklar tozlu, üzüm salkımları ağır ve mor, toprağın kokusu ter ve ezilmiş meyveyle karışmıştı. Leyla yirmi sekiz yaşında, yıllardır bu bağlarda çalışan deneyimli bir işçiydi; kaslı kolları, güneşte yanmış omuzları ve kısa kesilmiş saçları vardı. Serra otuz iki, bağın sahibi, uzun boylu, kalın kalçaları ve baskın duruşuyla herkese emir yağdıran kadındı. O gün diğer işçiler çoktan gitmiş, sadece ikisi kalmıştı. Serra sabahın ilk ışığından beri Leyla’nın peşindeydi. Bakışları omzuna, ter damlasının boynundan kayışına, pantolonunun beline kayıyordu.
“Gel buraya,” dedi Serra öğleden sonra, sesi alçak ve kaba. “Terli vücudunu göster bana. Bütün gün bakıyorum, doymuyorum.”
Leyla sepeti yere bıraktı, ellerini beline koydu. Kalbi hızlandı ama yüzü alaycı kaldı. “Ne yapacaksın, patron? Sadece bakmak yetmiyor mu artık?”
Serra yaklaştı, parmak uçlarıyla Leyla’nın terli kollarına dokundu, omzundan aşağı kaydırdı. “Yetmiyor. Sen de biliyorsun. Aylardır bu bakışlar, bu ‘tesadüfi’ sürtünmeler… İkimiz de yalan söylüyoruz.” Parmakları Leyla’nın göğsünün kenarına geldi, bluzun yakasını hafifçe çekti. “Göğüslerin terlemiş. Memelerin sertleşiyor mu bana bakınca?”
Leyla yutkundu. İçeride bir şey kıpırdandı, amı sızladı. “Sertleşiyor,” diye fısıldadı. “Sen de mi? O sert bakışların altında ıslanıyor musun?”
Serra güldü, alçak ve tehlikeli. “Islanıyorum. Daha da ıslanacağım. Ama önce iş bitirilsin.”
Hasat biterken Serra son salkımı gösterdi. “Gel. O son salkım için. Yaprakların arasına girelim.” İkisi de ter içinde, yapraklar omuzlarına sürtünerek ilerledi. Serra salkımı kopardı, bir üzüm tanesini parmaklarının arasında ezip suyunu çıkardı, sonra Leyla’nın alt dudağına sürttü. “Aç.”
Leyla dudağını araladı. Üzümün tatlı-ekşi suyu diline aktı. Serra’nın parmağı dudağına değdi, Leyla onu emdi. Gözleri kilitlendi. Flört bitti; yerini açık, karşılıklı bir arzu aldı. Serra’nın sesi boğuklaştı. “İstiyor musun beni, Leyla? Gerçekten istiyor musun?”
“Çok istiyorum,” dedi Leyla, nefes nefese. “Seni, amını, parmaklarını, her şeyini istiyorum.” Sonra Serra’yı yakalayıp öptü. Dil sert, dişler dudağa battı, tükürük ve üzüm suyu karıştı. Serra belinden sımsıkı tuttu, kalçasına bastırdı. İkisi de rızayla, bilinçli, ayık bir şekilde bu anı seçti.
Serra Leyla’yı bağın kenarındaki eski tahta masaya doğru sürükledi. “Yat.” Leyla sırtüstü uzandı, pantolonunu ve külotunu bir çırpıda indirdi. Amı zaten sırılsıklamdı, kılları ıslak, dudakları şişmiş. Serra üstüne eğildi, sertçe öptü, bir eliyle göğüslerini sıktı, diğer elinin iki parmağını birden Leyla’nın ıslak amına soktu. “Sik gibi dolu burası. Ne kadar zamandır sızıyorsun ha?”
Leyla inledi, kalçalarını kaldırdı. “Bütün gün… sen bakınca… ah siktir, daha derine.”
Serra parmaklarını hızlıca, sertçe hareket ettirdi, başparmağıyla klitorisine bastırdı. “Sık beni. Amını yiyorum şimdi.” Parmakları ıslak sesler çıkararak girip çıkarken Leyla’nın bacakları titredi. Serra eğilip dilini klitorisine bastırdı, emdi, yaladı. Leyla’nın elleri Serra’nın saçına gitti.
Sonra Leyla “Yeter, sıra bende,” diye hırladı, masadan kayıp diz çöktü. Serra’nın pantolonunu indirdi, külotsuz olduğunu görünce gülümsedi. Serra’nın amı kıllı, şiş, parlak. Leyla dilini yarığa dayadı, açgözlüce yaladı, klitorisini emdi, dilini deliğe soktu. Serra saçlarını yakalayıp yüzüne sürttü. “Yüzümü amıma göm. Daha sert, kaltak. Dilini sok içeri.”
Leyla inleyerek yaladı, tükürüğü ve sular karıştı. Serra “Yetmez,” deyip Leyla’yı tekrar masaya çekti. “69. Hemen.” Serra üstte, Leyla altta; amlar yüzlere oturdu. Serra Leyla’nın amını yalarken parmaklarını soktu, iki parmakla hızlı pompaladı. Leyla da Serra’nın amını emdi, dilini klitorisine doladı, bir parmağını göt deliğine kadar gezdirdi ama asıl odağı amdaydı. Serra “Daha sert yala kaltak. Amımı ye, yut suyumu. Boşalacağım yüzüne,” diye homurdandı.
Leyla inledi, sesi boğuk, amın içinde. “Senin de amın tadı… siktir… parmakla beni daha hızlı.” Serra parmaklarını hızlandırdı, dilini klitorise kilitledi. Leyla’nın bacakları Serra’nın başına kilitlendi. İkisi de ter içinde, yaprak kokusu ve seks kokusu karışık, masanın tahtası gıcırdıyordu. Serra “Boşal. Amını sık parmaklarıma. Şimdi!” diye emretti.
Leyla patladı, amı kasıldı, suları Serra’nın ağzına aktı, inlemesi uzun ve boğuktu. Serra da aynı anda geldi, kalçalarını Leyla’nın yüzüne bastırarak, “Yala, yut, kaltak,” diyerek boşaldı. Titreyerek birbirlerinin amlarını yalamaya devam ettiler, ikinci dalga daha kısa ama sert geldi. Parmaklar ıslak, diller yorgun, nefesler kesik.
Serra yavaşça kalktı, terli, memnun, gülümseyen yüzüyle Leyla’yı kucağına aldı. Kolları güçlüydü; Leyla’yı sıkıca tutup derin bir öpücük verdi. Dil tatları hâlâ am ve üzüm karışıktı. “Bu bağın en güzel hasadı buydu,” dedi Serra, alnını Leyla’nın alnına dayayarak. İkisi de terli, çıplak kalçalar hava alan, nefes nefese güldüler. Ama Serra’nın eli hâlâ Leyla’nın amındaydı, parmakları yavaşça kıpırdıyordu. “Ama hasat bitmedi sanırım. Daha alınacak mahsul var. Evime götürüyorum seni. Orada masadan daha rahat yerler var… ve ben daha doymadım.”
Leyla boynunu Serra’nın omzuna yasladı, hâlâ titreyerek. “Götür. Ama yolda da durabiliriz. Ben de doymadım.” Serra’nın gözleri karardı, parmakları bir kez daha Leyla’nın ıslaklığına battı. Bağın kenarında akşam rüzgârı eserken, ikisinin de aklında bir sonraki turun nerede, ne kadar sert olacağı vardı; gerilim henüz dinmemiş, sadece yer değiştirmişti.
Serra Leyla’yı kucağından indirmedi; kolları hâlâ güçlü, terli tenleri yapış yapışken bağın kenarındaki kamyonete doğru yürüdü. Leyla’nın kalçaları açıkta, amı hâlâ sızıyor, her adımda Serra’nın beline sürtünüyordu. “Arabaya bin,” dedi Serra, sesi boğuk. “Ama pantolonunu çekme. O amı açık kalsın, yolda bakacağım.”
Leyla kamyonetin ön koltuğuna oturdu, bacaklarını araladı. Serra direksiyona geçti, bir eliyle vitese bastı, diğeri hemen Leyla’nın ıslaklığına gitti. İki parmak yine içeri, yavaş ama derin. “Hâlâ sulusun. O boşalmadan sonra bile. Senin amın doymak bilmiyor kaltak.”
Leyla başını koltuğa yasladı, inledi. “Senin parmakların… ah siktir, virajda bile çıkarma. Daha sert bas.” Serra gülümsedi, parmaklarını büküp Leyla’nın o sert noktasına vurdu. Araç tozlu yolda sarsılırken Leyla’nın bacakları titredi, bir eliyle kapıya tutundu, diğeriyle Serra’nın memesini sıktı. Bluz hâlâ yarı açıktı; Serra’nın kalın, ağır memeleri terli, uçları dimdik. Leyla parmaklarını o uçlara gezdirdi, sıkıp çekti. “Senin memelerin… dilimi istiyor. Eve varınca yutacağım onları.”
Serra gazı bastı. “Yutacaksın. Ama önce… şurda, o eski ahırın yanında duruyoruz. Dayanamıyorum.” Kamyoneti yol kenarına çekti, motoru kapattı. Leyla’yı kolundan tutup arkaya, kamyonetin açık kasasına sürükledi. Sac soğuktu ama ikisi umursamadı. Serra pantolonunu tamamen çıkardı, Leyla’nın üstüne çıktı, amını amına sürttü. Islak tenler değdi, kıllar birbirine dolaştı. “Sürt. Amını benimkine sürt, hızla. Klitorislerimiz birbirine değsin.”
Leyla kalçalarını kaldırdı, sertçe sürttü. İki ıslak yarık birbirine yapışıp ayrıldı, yapışkan sesler çıktı. Serra Leyla’nın memelerini avuçladı, sıkıp ısırdı, dişlerini uçlara geçirdi. “Sertleşmiş. Bütün gün hasat ederken bunları hayal ediyordum. Şimdi em, kaltak.” Leyla başını kaldırıp Serra’nın memesini ağzına aldı, emdi, dilini gezdirdi, diğer eliyle Serra’nın amına uzandı. Üç parmak birden soktu, hızlı pompaladı. Serra inledi, kalçalarını Leyla’nın parmaklarına bastırdı. “Daha derine… evet, amımı parçala. Parmakların kalın, doluyor.”
Serra eğilip Leyla’nın boynunu yaladı, ısırdı, sonra dilini kulak memesine gezdirdi. “Senin amın kokusu… üzüm ve ter. Daha fazla istiyorum. Diz çök, dilini sok.” Leyla hemen kaydı, Serra’nın amını tekrar yalamaya başladı. Dilini deliğe soktu, içeri dışarı, sonra klitorisi emdi, dişlerini hafifçe gezdirdi. Serra saçlarını yakaladı, yüzünü amına gömdü. “Yut. Bütün suyu yut. Ben boşalırken dilini çıkarmazsan seni burda bağlarım.” Leyla inleyerek yaladı, tükürüğü karıştı, bir parmağını da Serra’nın göt deliğine sürttü, sadece kenarda gezdirdi. Serra’nın bacakları titredi. “Ah siktir… oraya da… ama yavaş. Amıma odaklan, yala kaltak.”
Serra aniden Leyla’yı kaldırdı, sırtüstü yatırdı kasanın üstüne. “Sıra sende. Bacaklarını omuzlarıma at.” Leyla itaat etti. Serra diz çöktü, dilini Leyla’nın amına dayadı, yaladı, emdi, parmaklarını ikişer ikişer sokup hızlıca hareket ettirdi. Başparmağı klitorise bastırırken dilini de deliğin etrafında dolandırdı. Leyla çığlık attı, sesi bağın sessizliğinde yankılandı. “Daha… daha hızlı… parmaklarını bük, oraya vur. Boşalacağım yine.”
Serra durmadı. “Boşal. Amını sık, sularını yüzüme akıt. Ben de yutacağım.” Leyla’nın amı kasıldı, sular fışkırır gibi aktı, Serra hepsini yaladı, yuttu, inledi. Sonra kendi amına elini götürüp ovuşturdu, Leyla’nın üstünde dururken kendini parmakladı. “Bak bana. Ben de geliyorum. Senin yüzüne oturacağım.” Serra hızla Leyla’nın yüzüne çıktı, amını ağzına bastırdı. Leyla dilini çıkardı, yaladı, emdi. Serra kalçalarını sarsarak boşaldı, suları Leyla’nın diline, çenesine aktı. “Yut hepsini… evet, iyi kaltak.”
İkisi de nefes nefese, ter içinde, kasada yattılar bir süre. Serra Leyla’yı öptü, dilini ağzına soktu, am tatları karıştı. “Eve gidelim. Orada gerçekten doyacağım. Yatakta, duvarda, mutfak tezgâhında… her yerde.”
Kamyonet tekrar yola çıktı. Serra’nın evi bağın biraz ötesinde, taştan, eski ama ferah bir yerdi. Kapıdan girer girmez Serra Leyla’yı duvara yasladı, pantolon kalıntılarını tamamen sıyırdı. “Çırılçıplak kal. Ellerini duvara koy.” Leyla itaat etti. Serra arkadan sarıldı, bir eliyle memelerini sıktı, diğeriyle amına girdi. Üç parmak, sert, hızlı. “Bu pozisyonda daha derin. Kalçalarını çıkar, amını bana ver.” Leyla kalçalarını geri itti. Serra parmaklarını pompalarken belini ısırdı, yaladı. “Senin bu kalçaların… sik gibi tutuyorum. Daha sonra dildo da alacağım, amını dolduracağım.”
Leyla inledi. “Al… şimdi parmakların yeter, ama evet. Daha sert sik beni parmaklarınla.” Serra hızlandı, diğer eliyle klitorisi ovuşturdu. Leyla duvara yaslanıp boşaldı yine, bacakları titreyerek. Serra onu çevirdi, öptü, sonra mutfağa sürükledi. Tezgâhın üstüne oturttu. “Bacaklarını aç. Yemek yer gibi yiyeceğim seni.” Serra sandalyeye oturdu, Leyla’nın amını tekrar yalamaya koyuldu. Dil, diş, emme… yavaş yavaş, sonra sert. Parmaklar da devreye girdi. Leyla tezgâha tutundu, başını geriye attı. “Serra… dilin… ah, amımı parçalıyorsun. Daha… daha içeri.”
Serra durup baktı. “Sen de beni ye. Tezgâha uzan, 69 yapalım yine.” İkisi tezgâhta kenetlendi. Serra üstte, amını Leyla’nın yüzüne, kendi de Leyla’nın amını yalayarak. Parmaklar, diller, tükürük, sular… her şey karıştı. Serra “Parmakla götümü de,” diye homurdandı. Leyla bir parmağını Serra’nın göt deliğine soktu, yavaşça, diğer eliyle amını parmakladı. Serra inledi, dilini Leyla’nın amına daha sert bastırdı. “Evet… dolu hissediyorum. Boşalacağım yine. Seninle birlikte.”
İkisi aynı anda geldi. Titreme, kasılma, inleme… tezgâh ıslandı. Sonra yere kaydılar, halının üstüne. Serra Leyla’yı kucağına aldı, öptü, yavaşça okşadı. “Bu gece bitmedi. Yatakta devam. Ama önce su iç, nefes al. Sonra amını tekrar yiyorum.”
Yatak odasına geçtiler. Serra Leyla’yı yatağa yatırdı, üstüne çıktı, memelerini emdi uzun uzun. “Senin bu vücudun… bağda çalışmaktan sert, ama amın yumuşak, ıslak.” Elini aşağı indirdi, parmaklarını soktu yine. Yavaş, derin, kıvrılarak. Leyla bacaklarını Serra’nın beline doladı. “Sürtün. Amını amıma sürt, klitorisler değsin.” Serra sürttü, ıslak sesler doldu odayı. Kalçalar çarpıştı, ter aktı. “Daha hızlı… evet, sürt kaltak. Birlikte boşalalım.”
Serra hızlandı, bir eliyle Leyla’nın klitorisini ovuşturdu. İkisi de inledi, kasıldı, boşaldı. Sular karıştı, yatağa aktı. Sonra yan yana uzandılar, nefes nefese. Serra Leyla’nın saçını okşadı. “En güzel hasat buydu gerçekten. Ama…”
Leyla döndü, gülümsedi. “Ama ne?”
Serra’nın gözleri karardı, parmakları yine Leyla’nın amına gitti, yavaşça kıpırdattı. “Ama bu sadece başlangıç. Yarın sabah erken kalkacağız. Bağa gideceğiz yine, ama hasat için değil. O son yaprakların arasına seni yatıracağım. Bu sefer dildo götüreceğim; o kalın, mor olanı. Amını dolduracağım, sen de beni yalayacaksın ta ki ikimiz de titreyene kadar. Sonra eve döneceğiz, duşta devam. Ve gelecek hafta… o komşu bağın sahibi kadın var ya, o da bizi izlesin istiyorum belki. Ama önce sadece ikimiz. Yarın, öğlen sıcağında, o masada tekrar. Senin amını yiyip doymadan bırakmayacağım. Hazır ol, Leyla. Planım hazır. Sen de iste, çünkü ben daha yeni başlıyorum seni sikmeye.”
Leyla Serra’nın parmaklarını sıktı amıyla, fısıldadı. “İstiyorum. Yarın… ve her gün. Gel, şimdi bir tur daha. Sonra planını uygula.” Serra gülümsedi, eğilip öptü, parmaklarını daha derine soktu. Dışarıda gece rüzgârı esiyordu, bağ sessizdi; ama ikisinin aklında yarının sıcağı, yapraklar ve daha sert, daha uzun bir hasat vardı.
Rate this story
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Popular Collections
Browse Categories