Gece Pazarda Yasak Bir Bakış

28 yaşındaki evli Carmen, pazarda kocası yanındayken 32 yaşındaki kaslı pazarcı Andre'yle bakışıp hemen depoda sertçe sikişiyor.

8 min read September 24, 2026New

Gece pazarı yaz gecesinin nemli sıcaklığını hâlâ üstünde taşıyordu. Sokak lambalarının sarı ışıkları tezgahların üzerine dökülüyor, taze meyve ve sebze kokuları havayı ağırlaştırıyordu. 28 yaşındaki evli Carmen, kocası Marco’nun koluna girmiş, ağır ağır yürüyordu. Marco otuz beş yaşında, her zamanki gibi neşeli ve dikkatliydi; karısının beğeneceği en iyi ürünleri seçmek için tezgahlara eğiliyordu. Carmen gülümsüyordu ama gülümsemenin ardında yıllardır biriken bir boşluk vardı. Evlilik rutini, aynı dokunuşlar, aynı hızda biten geceler… Hepsi aynıydı. Ta ki o tezgaha yaklaştıklarında gözleri tezgahın arkasındaki adama takılana kadar.

32 yaşındaki kaslı pazarcı Andre orada duruyordu. Kolları pazarda yıllarca ağır yük kaldırmaktan kalınlaşmış, gömleğinin altından belirginleşen kasları terle parlıyordu. Bronz teni, güçlü çenesi ve kendinden emin duruşu ilk bakışta dikkat çekiyordu. Carmen’in gözleri onunla buluştu. O bakış uzun sürdü. Andre’nin koyu gözlerinde aç bir arzu vardı; dudaklarında ise hafif, davetkâr bir gülümseme belirmişti. Sanki sadece ikisi varmış gibi bakıyordu. Carmen’in kalbi göğüs kafesini dövmeye başladı. Bacaklarının arasında ani bir sıcaklık yayıldı, amı yavaş yavaş ıslanmaya başladı. Yıllardır hissetmediği yasak bir heyecan, midesinden aşağı doğru iniyordu. Kocası Marco tam yanında, elini tutarken bu yabancı adamın ona attığı o istek dolu bakışlar utanç vericiydi ama aynı zamanda inanılmaz derecede tahrik ediciydi. “Nasıl olur da kocamın yanında böyle ıslanırım?” diye düşündü içinden. Ama inkâr edemiyordu. Çekim karşılıklıydı. Andre’nin gözlerindeki o parıltı, gülümsemesindeki o anlam her şeyi anlatıyordu. İkisi de anladı bunu. Tek bir bakış yetmişti.

Carmen yutkundu. Boğazı kurumuştu. Marco’ya döndü, sesini mümkün olduğunca normal tutmaya çalışarak fısıldadı: “Marco, canım, şu ilerideki ot tezgahına bakar mısın? Belki taze nane ve maydanoz vardır. Ben burada fiyat sorayım, hemen gelirsin.” Marco karısına güvendiği için başını salladı. “Tamam hayatım, beş dakikada dönerim,” dedi ve kalabalığın içine karıştı. Carmen derin bir nefes aldı. Kalbi deli gibi çarpıyordu. Hemen Andre’nin tezgahına döndü. Aralarında sadece tahta bir_counter vardı ama hava elektrik yüklüydü.

“Bu domatesler kaç lira?” diye sordu Carmen, sesi alçak ve flörtöz çıkmıştı. Gözleri Andre’nin kaslı kollarında, terle ıslanmış boynunda geziniyordu. Andre tezgahın üzerine eğildi, yaklaştı. Kokusu –erkek teri, toprak ve hafif baharat– Carmen’in burnuna doldu. “Normalde on beş ama senin için on,” diye mırıldandı. Konuşmaları fısıltıya dönüştü. “Gözlerin başka bir şey söylüyor ama.” Elini uzattı, domatesi verirken parmak uçları Carmen’in parmaklarına değdi. O anda tenleri yandı. Sanki ikisinin arasında görünmez bir kıvılcım çakmıştı. Carmen’in amı zonkladı, ıslaklığı tangasının kumaşını geçmeye başladı. Gerilim hızla yükseliyordu. Andre’nin parmakları bir an daha fazla kaldı, hafifçe okşar gibiydi. “Beni istiyorsun, değil mi?” diye sordu direkt, sesi kalın ve arzulu, gözleri Carmen’in dudaklarına ve göğüslerine kayıyordu.

Carmen bir an tereddüt etti. Kocası yakında olabilirdi. Ama içindeki ateş çok güçlüydü. Yıllardır ilk defa kendini canlı, arzu edilen hissediyordu. “Evet… çok istiyorum,” diye cevap verdi titrek ama net bir sesle. “Hem de çok.”

Andre’nin gözlerinde vahşi bir parıltı çaktı. Hemen etrafı kontrol etti, kimsenin dikkat etmediğini gördü ve Carmen’i bileğinden tuttu. “Gel,” diye fısıldadı. Onu tezgahın arkasındaki dar depoya çekti. Depo loştu, raflarda meyve kasaları, bir köşede eski bir masa duruyordu. Kapıyı kapatır kapatmaz birbirlerine saldırdılar. Öpüşmeleri sert, aç ve ıslaktı. Dudakları birbirini eziyor, dilleri derinlemesine birbirine dolanıyordu. Andre’nin güçlü elleri Carmen’in ince yaz elbisesinin eteklerini beline kadar sıyırdı, onu soğuk beton duvara yasladı. Carmen’in bacakları aralandı. Andre bir eliyle tangasını kenara çekti, kalın parmaklarını doğrudan ıslak amının dudakları arasına kaydırdı.

“Çok ıslakmışsın… kocan seni hiç böyle ıslatamıyor herhalde,” diye homurdandı dudakları Carmen’in boynunda. Parmakları girip çıkıyor, klitorisini başparmağıyla sertçe ovuyordu. Carmen inlememek için dudaklarını ısırdı ama zevk çok fazlaydı. Bacakları titriyordu. Andre diz çöktü, yüzünü amına gömdü. Dilini uzun uzun yaladı, klitorisini emdi, dudaklarını emdi. Şapırtılı sesler depoda yankılanıyordu. Carmen’in eli Andre’nin saçlarına gitti, onu daha sıkı bastırdı. “Ahh… evet… tam orada,” diye inledi alçak sesle. İçinden “Kocama ihanet ediyorum ama duramıyorum, bu dil beni delirtiyor,” diye geçti.

Andre doyasıya yaladıktan sonra kalktı. Pantolonunun fermuarını indirdi, kalın, damarlı sikini dışarı çıkardı. Sertliği inanılmazdı, başı ıslakça parlıyordu. “Şimdi sen em,” dedi buyurgan bir sesle. Carmen dizlerinin üzerine çöktü, hiç tereddüt etmeden sikini iki eliyle kavradı. Kokusu ağır ve erkekçeydi, onu daha da azdırıyordu. Dilini başından başlayarak köküne kadar yaladı, toplarını ağzına alıp emdi, sonra ağzını alabildiği kadar açıp boğazına kadar aldı. Gırtlağına kadar iniyor, salyaları sikinin üzerine akıyordu. Andre inleyerek saçlarını tuttu, hafifçe yüzüne doğru itti. “İyi emiyorsun… boğazın dar ve sıcak… kocan bunu hak etmiyor.”

Birkaç dakika sonra Andre onu kaldırdı, depodaki eski masanın üzerine sırtüstü yatırdı. Carmen’in bacaklarını omuzlarına aldı, tangasını tamamen çıkardı. Sikinin başını ıslak amının girişine dayadı ve tek hamlede köküne kadar gömdü. Carmen’in nefesi kesildi. Doluluk hissi muhteşemdi. Andre hemen hızlı ve sert sikmeye başladı. Her vuruşta masa gıcırdıyor, kalçalarına tokat atıyordu. Tokat sesleri “şak şak” diye çıkıyordu. “Kocan seni hiç böyle beceremiyor değil mi? Söyle… onun küçük siki seni tatmin etmiyor mu?” diye fısıldadı kulağına, sesi hem alaycı hem de tahrik ediciydi.

Carmen zevkten titreyerek, gözleri kaymış halde inledi: “Hayır… beceremiyor… daha sert, lütfen Andre… seninim… tamamen seninim… amım senin…” Vücudu her darbede sarsılıyor, amının kasları sikinin etrafında sıkıca sarılıyordu. Klitorisi her çarpışta uyarılıyor, orgazmın eşiğine geliyordu. Titreme bütün bedenine yayılmıştı. Andre hızını artırdı, terleri Carmen’in göğüslerine damlıyordu. Ama tam o sırada dışarıdan Marco’nun sesi duyuldu gibi geldi – uzaktan “Carmen?” diye sesleniyordu. İkisi de dondu kaldı, ama Andre sikini içinden çıkarmadı. Yavaş, derin darbelerle devam etti, eli Carmen’in ağzını kapattı. Gözleri birbirine kenetlenmişti. Gerilim zirvedeydi. Carmen’in bedeni orgazmın eşiğinde titriyor, amı sikinin etrafında kasılıyordu ama henüz boşalamamıştı. Andre’nin kasları gerilmiş, sikinin damarları zonkluyordu. İkisi de biliyordu ki bu gece daha bitmemişti. Tehlike ve arzu birbirine karışmış, onları daha da ileri götürecekti. Marco’nun ayak sesleri yaklaşıyordu ve depodaki ateş hâlâ sönmemişti…

Marco’nun ayak sesleri gittikçe yaklaşıyordu, her adımda beton zemin hafifçe titriyordu. Carmen’in kalbi o kadar hızlı çarpıyordu ki kulaklarında zonklama hissediyordu. Andre’nin kalın, damarlı sikinin tamamı hâlâ amının içinde gömülü duruyordu; başı rahminin dibine dayanmış, nabız gibi atıyordu. Adamın eli Carmen’in dudaklarını sıkıca kapatmıştı, parmakları yanaklarına gömülüyordu. İkisi de nefeslerini tutmuş, göz göze bakıyorlardı. Andre’nin koyu gözlerinde hem tehlike hem de vahşi bir arzu vardı. Yavaşça, milim milim kalçalarını geri çekti, sonra aynı yavaşlıkla tekrar köküne kadar soktu. Bu hareket o kadar derin ve kontrollüydü ki Carmen’in amının iç duvarları sikinin her damarını hissediyordu.

“Hiç kıpırdama… ses çıkarma,” diye fısıldadı Andre, sesi boğazından gelen kalın bir hırıltıydı. “Kocan kapının dibinde. Ama amın sikimi emiyor, bırakmıyor. Bu kadar ıslak olman utanç verici değil mi Carmen? 28 yaşındaki evli bir kadın, kocasının burnunun dibinde başka birinin yarrağı için sırılsıklam oluyor.”

Carmen’in aklından binlerce düşünce geçiyordu. “Marco tam dışarıda, seslenişi hâlâ kulaklarımda. Eğer kapıyı açarsa her şey biter, evliliğim, saygınlığım, her şey… Ama duramıyorum. Bu adamın siki içimdeyken, bu tehlikenin ortasında orgazmın eşiğindeyim. Yıllardır Marco’nun aceleci, sıradan sevişmelerinden sonra ilk kez kendimi gerçekten sikiliyormuş gibi hissediyorum.” Bacakları titremeye başladı, dizleri birbirine vuruyordu. Andre bir eliyle onun kalçasını kavradı, tırnaklarını etine geçirerek ritmi korudu. Her yavaş sokuşta masa hafifçe gıcırdıyor, Carmen’in tangası bileklerinde asılı kalıyordu. Amından sızan sular Andre’nin toplarına damlıyordu; ıslak, şapırtılı sesler çıkmasın diye adam daha da yavaşladı ama her seferinde daha derine bastırıyordu.

Dışarıdan Marco’nun sesi tekrar duyuldu, bu sefer daha yakından: “Carmen? Hayatım, nane buldum ama sen neredesin? Burası kalabalık, kaybolma.” Ses tonu endişeli ama hâlâ masumdu. Carmen’in gözleri faltaşı gibi açıldı. Korku bütün bedenini sardı ama aynı anda amı André’nin sikinin etrafında şiddetle kasıldı. Bu kasılma ikisini de zevkten inletmek üzereydi. Andre hemen dudaklarını Carmen’in kulağına yapıştırdı, sıcak nefesiyle fısıldadı: “Boşalmak üzere olduğunu hissediyorum. Kocanın sesini duyarken mi geleceksin? Söyle… söyle ki daha sert gireyim.”

Carmen başını evet anlamında sallayabildi sadece. Andre’nin eli hâlâ ağzındaydı. Adam şimdi ritmi biraz artırdı; yavaş ama güçlü, kısa darbelerle sikiyordu. Her vuruşta Carmen’in klitorisi onun kasık kemiğine sürtünüyor, memeleri elbisesinin içinde zıplıyordu. Meme uçları sertleşmiş, sutyeninin kumaşını delip geçecek gibiydi. İçinden “Affet beni Marco ama bu yarrak beni mahvediyor. Daha kalın, daha uzun, daha sert… Senin küçük sikinin veremediği her şeyi veriyor,” diye geçiriyordu. Orgazmı yükselmeye başladı; karnından bacaklarına, oradan ayak parmaklarına kadar elektrik akımı gibi yayılıyordu. Bedeni gerildi, gözleri kaydı, nefesi Andre’nin parmaklarının arasından zorla sızıyordu.

Tam o anda Marco’nun ayak sesleri depo kapısının hemen yanında durdu. Kapı kolunun hafifçe oynadığını duydular. Carmen’in kalbi duracak gibi oldu. Andre hiç çıkarmadan içinde kaldı, sikini hafifçe döndürerek rahmini ovuşturdu. Bu hareket Carmen’i zirveye taşıdı. Orgazmı patladı. Bütün vücudu şiddetle sarsıldı, amı sikinin etrafında deli gibi kasılıp gevşedi, fışkıran suları adamın kasıklarına aktı. İnlememek için çığlığını Andre’nin avucunun içine gömdü; dişleri adamın parmaklarını ısırıyordu. Gözlerinden yaşlar süzüldü, zevkten ağlıyordu. Andre de dişlerini sıkmıştı, boynundaki damarlar şişmişti. Kendini tutmak için bütün kaslarını germişti ama Carmen’in orgazmı sikini öyle bir sıkıyordu ki zorlanıyordu.

Ayak sesleri nihayet uzaklaştı. Marco başka bir tezgâha geçmiş olmalıydı. Andre hemen elini çekti, Carmen’in dudaklarını kendi dudaklarıyla kapattı. Sert, aç bir öpücükle dilini ağzının derinliklerine soktu. Aynı anda ritmini hızlandırdı. Artık saklanacak bir şey yoktu; masa gıcırdıyor, kalçaları Carmen’in kalçalarına “şak şak” diye çarpıyordu. “Boşaldın değil mi? Kocanın sesini duyarken amından fışkırttın. Şimdi sıra bende. 32 yaşındaki bu pazarcının yarrağına layık bir karısın sen.”

Carmen hâlâ orgazmın artçı sarsıntıları içindeydi ama bacaklarını Andre’nin beline doladı, topuklarını onun kalçalarına bastırdı. “Devam et… daha sert sik beni Andre. Amım senin. Kocamın yanında bile senin oldum. Daha derin… hissediyorum seni, damarlarını, başını… ahh!” Sesini alçak tutmaya çalışıyordu ama kelimeler ağzından dökülüyordu. Andre onu masadan indirdi, duvara çevirdi. Göğüslerini duvara yasladı, arkadan amına tekrar girdi. Bu pozisyonda daha da derine ulaşıyordu. Bir eli Carmen’in saçlarını kavradı, hafifçe geriye çekti, diğer eliyle klitorisini parmaklıyordu. Terleri sırtına damlıyordu, erkek kokusu depoyu doldurmuştu; toprak, ter ve seks kokusu.

Carmen ellerini duvara dayamış, kalçalarını geriye doğru çıkarıyordu. Her sert girişinde “Ohh… sik… sik beni… kocamdan daha iyi sikiyorsun,” diye inliyordu. Andre’nin topları amının dudaklarına çarpıyor, ıslak sesler yankılanıyordu. Adam eğilip kulağına fısıldadı: “Söyle bana, Marco seni hiç böyle duvara dayayıp becerdi mi? Bu amı hiç böyle ıslattı mı? Cevap ver, yoksa boşalmam.”

“Hayır… asla… o sadece bitirir, sen ise beni delirtiyorsun. Boşal içime Andre, lütfen… riskli olduğunu biliyorum ama içime doldur. Seninim bu gece.” Carmen’in sesi yalvarır gibiydi. Vücudu ikinci orgazmın eşiğindeydi. Andre hızını artırdı, artık hiç durmuyordu. Deponun loş ışığında kasları parlıyordu, kollarındaki damarlar şişmişti. Sonunda homurdanarak boşalmaya başladı. Kalın sıcak fışkırtılar Carmen’in amının derinliklerine doluyordu. Adam sikini çıkarırken son damlaları da amının dudaklarına sürdü. Carmen titreyerek ikinci orgazmını yaşadı; bacaklarından aşağı doğru kendi suları ve Andre’nin spermleri karışarak aktı.

Birkaç dakika boyunca ikisi de nefes nefese duvara yaslandı. Carmen’in yaz elbisesi buruşmuş, saçları dağılmıştı. Andre pantolonunu hızlıca çekti, fermuarını kapattı. Carmen tangasını bacağına geçirdi ama ıslaklık o kadar fazlaydı ki kumaş hemen sırılsıklam oldu. Spermler bacak içlerinden sızıyordu. Andre onu kendine çekti, son bir kez öptü. “Bu gece bitmedi. Yarın yine gel. Kocan uyurken seni düşünerek boşalacağım.”

Carmen kapıyı araladı, etrafı kontrol etti. Marco birkaç tezgâh ötede sebze seçiyordu. Derin bir nefes aldı, saçlarını düzeltti, gülümsemeye çalıştı ve dışarı çıktı. Marco onu görünce yüzü aydınlandı: “Neredeydin canım? Domatesleri aldın mı?” Carmen başını salladı, sesini normal tuttu: “Evet, fiyatı uygunmuş. Hadi gidelim.” Kol kola pazardan ayrıldılar. Yürürken bacaklarının arasından Andre’nin spermleri yavaş yavaş sızıyor, tangasının üzerinden süzülerek uyluklarına yapışıyordu. Her adımda o ıslaklığı, o doluluğu hissediyordu. Marco sohbet ediyor, o ise gülümsüyordu ama aklı hâlâ depodaydı.

Eve geldiklerinde Carmen duşa girdi, sıcak suyun altında vücudundaki izleri yıkadı. Aynada kendine baktı; dudakları öpüşmekten şişmiş, boynunda hafif morartılar vardı. Marco yatak odasında televizyon izliyordu, her zamanki gibi. Carmen yatağa uzandığında kocası ona sarıldı, alışıldık öpücüklerini verdi. Ama Carmen’in aklındaki tek şey Andre’nin kalın siki ve o tehlikeli bakışlardı. Gece Marco uyuduktan sonra parmaklarını amına götürdü, hâlâ içinde kalan spermleri hissetti ve sessizce kendine dokundu.

Ve işte o anda, parmakları ıslak amının içinde gidip gelirken anladı ki her şey baştan beri Marco’nun planıydı; kocası o pazarcıyla aylardır mesajlaşıyor, karısının bu gece depoda sertçe sikilmesini izlemek için uzaktan takip etmişti.

Rate this story

Thanks for rating
Bu hikâyede bir sorun mu var?
Tagged rough-sex dirty-talk deepthroat fingering creampie

Fresh filth, nightly

The best new stories in your inbox every morning. Free, 18+, unsubscribe anytime.